genellikle küçümseme için kullanılan sözdür.
gözler kısılır, ses incelir, karşı tarafın yüzüne imalı imalı bakılır ve 'hıığ bak sen şuna... sen çok biliyorsun." denir.
zaman zaman duyduğum sözdür.
devamını gör...

tarihi mö 500 yılına kadar uzanan, aydınlanmaya yarayan ve verdiği loş efekte bayıldığım nesnedir.
o zamanki mumlar romalılar tarafından her ayın altıncı gününde artemis'in doğumunu onurlandırmak için hayvansal yağdan yapılmışlardır.

eskiden mumlar esas olarak sığır yağı veya balmumu gibi hayvansal ürünlerden yapılırdı. o yüzden kıtlık zamanlarından insanlar tarafından yenmeleri olağan bir şeydi.

tat duyumuz, koku alma duyumuzdan oldukça etkilenir. bu nedenle kokulu mumlar da tat alıcılarımızı etkilerler, o yüzden yemek masasında kokulu mum kullanırken dikkatli olmakta fayda var.

bir de mumu ilk yaktığınız zaman yeteri kadar yanması önemli, yoksa diğer yaktığımız zamanlarda ortası yanarken etraftaki mumlar erimez. aşağıdaki görseldeki gibi bir katmanının eşit olarak erimesini beklemek gerekiyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak
devamını gör...

tamamı “ bu kampanyada aşağılayıcı hiçbir şey yok. itiraz edenler ya cahil ya da müzmin muhalif. türkiye için hepimizin bekası için doğrusu bu! cesur olun, devam.” şeklinde olan bir prof ali atıf bir beyanıdır. beka sorunu imiş bu, türkiye turizmde ikna edici bir şey yapmaz ise hepimiz iflas edecekmişiz.
tcmb bankası rezervleri eksiye düşerken neredeydiniz siz bayım?
neden her saçmalığın savunmasını “beka” üzerinden yapıyorsunuz? vatandaşların aşılanması, ülkenin sınırlarının adam gibi korunması da beka meselesi değil mi?
böyle bir aşağılayıcı kampanyayı desteklemek , bunun sahiden turistleri ikna ederek ülkemize gelmelerini sağlayacağına inanmaktır esas cehalet, esas öngörüsüzlük. sen önce en çok turist gelen ülkelerin karantina listelerinden ülkeni çıkar sonra konuşursun…
buradan
devamını gör...

bıktım artık bu gün de uyandık noldu gardaş noldu gene.
devamını gör...

sabah sabah yine sınırlı zekalar, kıt fikirler deyip geçmek lazım ama olmuyor. seren serengil salak bir kadın değil. nabza göre şerbet verip reyting arttırıyor, gündem oluşturuyor işte. çünkü kitle bunu istiyor bunu seviyor. tv programlarının kalitesi ile seyircinin düzeyi sürekli etkileşim içinde. birinden biri değişmediği sürece de aynı şekilde devam edecek.
eli kasığında dans etme mevzusu ile yine namus eşe bağlanmış. iyi ki şu eşler var valla yoksa kimse nasıl davranması gerektiğini bilemeyecek. illa bir üst(!) akıldan yönlendirme-yasak gelmesi lazım. buna ihtiyacı olduğunu düşünenlere mutluluklar dilerim. diğerlerinin ise akil insan, anchorman, muhtar, başkan*... vb. gibi kimlikleri bir daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim. ahlakınız/namusunuz da dahil olmak üzere hangi alanlarda kendi kararınıza, kendiniz düşünerek varıyorsunuz?
devamını gör...

bayram sonrası rehaveti
kavurmanın özlenen lezzeti
sıcaklardan bunalmış herkes
bu aralar sözlük sessizleşti
devamını gör...

survivor barış ile nisa'nın öpüşmesi gibi vasat konulara verilen tek cümlelik yanıt.
devamını gör...

şiirlerine aşık olduğum kadın bir röportaj da şöyle diyor
“hayatımla ve kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var. bütün bunlar yokmuş gibi davranıp kitabi şiirler yazamam. şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. bu yüzden, biraz kadınsı, durup dururken bağıran şiirler.”
devamını gör...

seden gürel-çalkala.
devamını gör...

herkes dışarıda sanki. yollar tıklım tıklım. gecesi gündüzü yok herkes rutininde adeta. peki ya evde bekleyen ve benim gibi tüm kurallara riayet edenler? onlar da işte sadece ben mi evde oturuyorum acaba hissi yaşayacaklardır.
devamını gör...

oha ya çok heyecanlı. sözlük diye girdik konu nerlere nerlere geldi. daha nerrlere nerlere gelsin inşallah*

uyumadan 5 dakika girdiğim sözlükten radyo sebebiyle çıkamamış, uyuyamamış bulunmaktayım. hayırlısı.
devamını gör...

ay ay ay kimler gelmiş, kimler gelmiş!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yine canım başlık taşınmış sol akışa, malum bugün ayın 15'i öğretmenlerin maaş günü, hemen aldığımız 5 bin tl'nin hesabını verelim ekonomiden sorumlu devlet bakanlarımıza. *
en az bunun kadar sevdiğim bir başlık daha var; şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması diye. gerçi buna benzer bir sürü başlık var da yazacak enerjim yok.
arkadaşlar sadece öğretmenler için söylemiyorum diğer her meslek grubu için sözüm; kimin ne kadar maaş aldığını ne kadar tatil yaptığını takip etmek, nasihat vermek ya da bu insanlara sataşmak yerine artık almakta zorlandığınız makarnaya, ete, sebzeye, meyveye, benzine, tuvalet kağıdına kafa yorun biraz. bizim maaşımızdan kısıp gıda, akaryakıt vs yardımı yapmayacak çünkü kimse.
ps: yazarken aklıma geldi, aslında bunu da yapabilirler cok mantıklı değil mi? **
devamını gör...

hepsi bunun için giriyor zaten .bunu dürüstçe dile getirdigi için tebrik ederim kendisini.
devamını gör...

bu 1000'ciyi es geçsek mi diyeceğim olaydır. malumunuz, sanatçı burada küfür yasağını farklı bir şekilde delmeye uğraşmış.
devamını gör...

bunu asıl yapanların olaylarına şahidim. bu başlıkta kesilen ahkamlara kanmayınız. kocaman bir grup var insanları doldurup, manipüle eden ve insanları tanımadan etmeden suçlayanlar da mevcut.

yani görmesem bu az bilinen efsane duyarlara kanıcam. yazık gerçekten, yeni gelenler samimi falan sanıcak sizi yıkık sevgi pıtırcıkları.
devamını gör...

kesinlikle ayak fetişi.
devamını gör...

neden türkçe bir ad seçmediğimi düşünüyorum, bunun benim gibi türkçe takıntılı biri için ne yaman bir çelişki olduğunun da ayırdındayım.

bu sözlükte yazmaya başlayalı aylar olmuş. yazılarım genelde bilgi içerikli, hiç içimi dökebileceğim, kişisel günlüğüm gibi olan yazılar yazmamışım. bu sayfayı biraz bunun için istiyorum. hiç günlük tutmadım, hayatım boyunca bir kez bile. bazen yolculuklarda çiziktirdiğim şeyler olurdu, onları da hep kaybettim zaten. buraya yazdıklarım ben silmezsem kaybolmayacak. sonra dönüp dönüp okuyacağım.

beni tanımayanların okuması, sanki yazarken kendimi başkalarına anlatma sevdası.... bunların hepsi var tabii, yoksa herkese görünür bir yerde insan neden ruhunu soysun ki. bu teşhir içgüdüsü sözlüklere yazan herkeste var, sözlüklere yazamayanlarda da. insan hep fark edilmek, anlaşılmak, onaylanmak istiyor.

buraya devamlı yazacak mıyım bilmiyorum. yeni yılda garip bir hevesle uyandım sanki, kendimle ilgili uzun süredir ihmal ettiğim şeyleri yapmaya başladım bile. örneğin spor yapmaya başladım. zaman zaman pilates yapmıştım, şimdiyse her yer kapalı. ben kişisel spor yapabilen biri değilim. asla bir yoga insanı olmadım. kafamın içinde düşünceler sürekli tepişirken o huzuru nasıl bulabilirim ki. burası biraz benim meditasyon alanım gibi olacak. bakalım.
devamını gör...

had, hudut, saygı, nezaket, özen, itina.
hayatımı bu kavramların bana göre karşılıkları üzerinden kurguluyorum. bu kavramları merkeze alarak evrenler yaratıyor, yok ediyorum. evet herkes kendi evreninin var edicisi hanımlar beyler. benlik bir durum yok.

şimdi ben bunları niye anlatıyorum bu tatlı kadının nickaltında? var kendime göre sebeplerim, geliyorum oraya yavaş yavaş. bana nickaltı girdi alışkın olduğumuz o sevimli diliyle, ben de haliyle beğendim entry'i yüzümdeki kocaman gülümsemenin bir yansıması olarak. iade-i ziyaret gibi duruyorsa da şimdi bu entry, şahsen beni tanıyan insanlar var burada, gülerler yapmayın. ben şimdi bu entry'i giriyorum çünkü; benim beğenim ve favorilememden sonra bana mesaj attı hincime hanım ve entry'i editlediğini, tekrar bakmak isteyebileceğimi düşündüğünü, belki yeni halini beğenmeyebileceğimi söyledi...

bakın arkadaşlar, bunu bir insana zorla yaptıramazsınız. insanın özenli, nazik, saygılı, düşünceli bir ruhu yoksa ne kadar -mış gibi yaparsa yapsın böyle bir tutum içerisinde olamaz. birinin böyle bir insan olup olmadığını anlamak için onunla yıllar geçirmenize de gerek yok. bu özellikler insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur. varsa da her tavrında, her söyleminde bunun izlerini, bakan gözler görür. şöyle bir cümle kurmak özensiz bir insanın aklına gelmez yani anlıyor musunuz?

madem anı anlatıcılığımı da seviyor tanımı şenlendireyim. ben hayatım boyunca hiç kürdan kullanmamış bir insanım. sevmiyorum diyelim, gıcık bir ince tahta parçasını ağzıma sokmayı. hayatı paylaştığım, özensizliğinden, dikkatsizliğinden, nezaketinden sık sık şikayette bulunduğum kişiye mini bir test uygulamak isteyip bir gün kürdanlığı aldım koydum salonun ortasına, sehpanın üzerine. bir hafta, bir hafta yaa, durdu o kürdanlık orada dönüp sormadı ki adam yahu kadın bu kürdan neden bir haftadır sehpada?
kötü bir insan mıydı, asla, benim şikayetlerim bir kulağından girip öbüründen mi çıkıyordu, hayır, hak verip çabalamıyor muydu değişmek için, yoo gayet de uğraşıyordu kendine göre. ama sonuç? boş küme. neden? çünkü öyle.
anlamadı bile neden kürdan mevzusu bu kadar uzadı. bir iki ortak arkadaşımıza herhalde durumun yakıcılığının da etkisi altındayken, kürdan yüzünden boşadı beni kadın falan demişliği vaki. neyse geçelim.

demem o ki, bu işler böyle arkadaşlar. bana göre önem seviyesi çok hayati* olan özelliklerle donatıldığı gün gibi ortada, bununla da yetinmeyip bir de üstüne bonus olarak sepsevimli olabilmiş bir yazar arkadaşımız. nasıl sevinmeyelim?

takipteyiz. çok güldürme hincime, botox pahalı.
devamını gör...

3 yaşındaki yeğenim beni görüntülü aradı çok özlemiş o ben bi de spaydır men oynayacak sonrada ben onlara karga ile tavşanı anlatıp beraber uyuyacakmışız.
bu süt danası göğsüme yaslanıp uyudu da uyanmasın diye üç saat kıpırdamadan durdum ki bunu bana çocuk harici kimse yaptıramaz,hafta sonu gelsinde masalımızı okuyalım ona bi de spaydır men’e.
süt danası.
devamını gör...

kendi ışığına güvenen; başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz.
victor hugo
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim