yorulduğundan değil karşı taraf onu anlayamadığından artık susmayı tercih etmiştir. o zaman bilin ki karşı cins için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. bir kadın susuyorsa, büyük ses getireceğinin işaretidir.
devamını gör...

alman mühendisliğinin efsane ürünlerinden biri olan anti-tank tanktir. anti-tank işte, tank avcısı tank.

75mm kwk40 (kampfwagenkanone 40) ve 54 top mermisini birincil silah ve cephane olarak kullanan tank, piyadeler ve hafif zırhlı hedefler için 7.92mm mg34 makineli tüfek ve 600 mermiden oluşan bir ikincil silah sistemine sahiptir.

önce silahını tanıyalım. kwk40 aslında bir anti-tank topu olan pak40'ın tank paletleri ve şasesi üzerine oturtulmuş hali. kampfwagenkanone ismi aslında çok açıklayıcı ve basit, fakat almanca olduğu için göz korkutuyor birazcık. alt tarafı bir topa bu kadar uzun isim vermek falan. neyse, dağıtmayalım konuyu da açıklayayım.

kampf: savaş
wagen: vagon, araç, araba gibi birşey. kabaca tekerlekli ve hareket edebilen kutu diyelim, aynı araba ve vagon gibi
kanone: top

parçaları birleştirince puzzle bize diyor ki, "yürüyen bir aracın içine monte ettiğimiz top". pak40 için ayrıca bir entry girerim, girince de buraya pak40 için bkz veririm.

bu top, ikinci dünya savaşı boyunca panzer iv orta zırhlı tank ile stug iii ve stug iv anti-tank tankları tarafından ana silah olarak kullanılmış. bir önceki modeli olan kwk37 topunun yerini alan kwk40, kullanılmaya başlamasıyla birlikte muazzam bir ateş gücü sağlamış alman ordusuna. l/43 ve l/48 olmak üzere de iki tipi var (büyük l harfi bunlar. lüleburgaz). 43 ve 48 sayıları tamamen kullandıkları top mermilerinin kalibresiyle alakalı. 43mm olanı 43mm top mermisi ateşliyor, diğeri 48mm işte.

bu tankların diğer tanklardan farklı olan bir diğer özelliği de fixed turret olarak üretilmesi, yani alışılagelmiş tanklardan farklı olarak taretleri dönmez. hatta stug iii ausf. a gibi modellerin taret sayılabilecek bir yapıları bile yoktur. namlusu çok kısadır falan. dışarıdan bakınca paletli, yürüyen çelik bir kutuya benzer ausf. a modeli. neyse. almanlar bu tanklara stuk40 ismini verdiler (sturmkanone 40). hatta kimi kaynaklara göre stug bir tank değil, saldırı topu idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stug iii ausf. a

pak40 gibi toplar genellikle iki adet lastik tekerlek (bildiğimiz traktör tekerleği gibi tekerlek) üzerine inşa edilir ve genellikle savunma için kullanılırdı. motorlu bir taşıt olmadığı için taşıyıcı ataçlara ihtiyaç duyarlardı ve atış yapmadan önce sabitlenirlerdi. yani topu itip kakarak en fazla atış yapacağı yönü değiştirebilirsiniz, mobilite için ise bir araca bağlayıp çekmeniz gerekiyor. bu da şu iki sorunu beraberinde getiriyor; birincisi pak40 atış yaparken sabit bir hedef ve vurulması çok kolay, ayrıca taarruz için çok elverişli değil. düşman kovalarken falan işe yaramaz. ikincisi ise taşınma esnasında atış yapamaz. işte stuk40 bu sorunları aynı anda çözen bir yöntem, ve bu yüzden taarruz topu ismini alıyor kimi insanlar tarafından. fakat benim görüşüm, palet varsa tanktır aga. bu kadar. istisnalar var tabii ki, ona sonra şeyaparız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pak40 top

şimdi dedik ki bu tank devrim niteliğinde birşey. atış yaparken sabit hedef haline gelen toplarınız var, bu toplar hareket için başka araçlara ihtiyaç duyuyorlar, araca bağlayıp çektiğinizde de atış yapamıyorlar. öyle bir yöntem geliştiriyorsunuz ki hem kolayca hareket edip hem de kolayca pozisyon alabiliyorsunuz. dahice, gerçekten. hatta daha da dahice bir şey söyleyeyim. pak40 ulu orta duran bir top, yani açık havada. tabii ki kamuflajı, siperini, ne bileyim ıvır zıvırını kurarsınız ama cephaneyi koymak için sınırlı alanınız yok. stug iii getirdiği muhteşem avantajlarına rağmen bu konuda birşey yapamıyor diyecekken alman mühendisler tekrar yardımımıza koşuyor. klasik pak40 top mermilerini daha küçük hale getiriyorlar daha fazla taşınması için. böylece 54 tane mermi taşıyabiliyor stug iii. bu da beraberinde bir dezavantaj getiriyor tabii. stug iii sadece kendisi için tasarlanmış mermileri atabilir hale geliyor.

şimdi gelelim tankımızı tanımaya. eski panzer iii şasesini alıyor alman mühendisler, üzerine kwk40 topunu oturtuyor, etrafını da çelikle örüyor, ortaya stug iii adlı tank avcısı çıkıyor. asıl üretiliş amacı piyadeye destek olsun diye, zırhlı hafif silah olmasıyken zamanla geliştirilip düzeltiliyor, ana top değiştiriliyor falan, ortaya jagdpanzer falan çıkıyor, destek silahıyken tank avcısı tank yaratıyorlar.

fikir nerden çıkmış peki, kim düşünmüş bunu ona da bakalım. erich von manstein diye bi general var alman ordusunda. bu adam ilk dünya savaşında topçuların mobilite yetersizliğini görüyor, ayrıca zırhlı binaları, çeşitli yol tuzaklarını ve barikatları aşmakta zorluk çektiğine de şahit oluyor, sonra diyor ki "ulan ben bu topu alır paletin üzerine koyarım. patır kütür önüme gelenin üzerinden geçerim". bu fikri yüzünden "saldırı topu (ing. assault artillery, alm. sturmartillerie)" fikrinin babası kabul edilir.

bu abinin fikri doğrultusunda ihale daimler-benz şirketine patlıyor. yüce führer diyor ki "bana bi yolluk yap", bunun üzerine 75 mm top taşıyabilecek zırhlı, piyade destekçisi bir silah üretimine giriyor daimler. tankın yerden yüksekliği ortalama bir asker boyundan biraz daha yüksek olacak şekilde, ve normal tanklardan çok daha farklı tasarlanıyor. tepesinde taret olmadığı için görece düz sayılabilecek bir tavanı var.

neyse efendim, bu abiler 5 tane prototip yapıyorlar 1937 yılında. panzer iii şasesini ve paletlerini alıp üzerine kwk37 model top koyuyorlar. bu top kwk40 gibi uzun menzilli ve yüksek patlayıcı güce sahip bir top değil. tasarlanma amacına uygun olarak kwk37 koyuluyor, yani piyadeye destek. piyade dediğimiz adam 2 km ileri atış yapan biri değil sonuçta, o yüzden hayvan gibi uzak mesafelere atış yapmasına ihtiyaç yok denilerek bu topta karar kılınmış. ayrıca çelik zırhla örmüşler topun dört bir yanını, ortaya kampfwagen çıkmış, savaş arabası yapmışlar :)

yine tasarlanış amacına göre piyade tugaylarına verilen stug iii tankları, bir süre sonra fikir birliğiyle mekanize kanadına kaydırılıyor ordunun. baktılar ki bu toplar desteği bırak saldırı bile yapar, hemen stug müfrezeleri kuruyorlar. sonra bu müfrezelerden stug tugayları falan kuruluyor, iş cidden büyüyor.

rus kv-1 ağır zırhlı tankları ve t-34 tanklarıyla karşılaşmaya başladıktan sonra kwk37 topları kwk40 toplarıyla değiştiriliyor, 1942 baharında stuk40 l/43, sonbaharında ise stuk40 l/48 kullanılmaya başlanıyor. hatta 1942 aralığından itibaren mg34 7.92mm makineli tüfek de eklendi silahlara, çünkü o kadar can yakar hale gelmişti ki bu tanklar, piyadeler üzerlerine atlayıp bomba patlatır olmuştu. bunu engellemek için, yani düşman piyadeye karşı makineli tüfek eklenmesi ihtiyacı duyulmuş, zamanla o da geliştirilerek önüne siperlik alan eklenmiş.

23.9 ton ağırlığında olan tank 6.85 m uzunluğunda ve 2.95 m genişliğinde. yüksekliği ise 2.16 m olan tank 4 kişilik mürettebata sahip. zırh kalınlığı 16 ile 80 mm arasında değişen tank, gücünü 300 beygirlik maybach hl120trm v-12 benzinli motordan alıyor. bu da saatte 40 km hıza ulaşmasını ve 155 km operasyonel menzile ulaşmasını sağlıyor.

fixed turret olması, silah sistemleri, zırhı, hareketli akşamı vs derken tam bir fiyat/performans canavarı olan stug iii (ausf. g), 82.500 rm (reich mark) maliyetle üretilebiliyordu. panzer iii ausf. m ise 103.163 rm fiyata üretiliyordu (tareti falan dönebilen bir tank çeşidi). yaklaşık olarak 11.300 stug iii ve stuh 42 üretildi savaş sonuna kadar. bu da ne kadar etkili ve ucuz olduğunu gösteriyor aslında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
güney sovyetlerden bir ausf. m, 1943.

tarihsel en bilinen başarısı ise stalingrad meydanlarında, sovyet tanklarına karşı girdiği savaşta stug iii ausf. f model 1 tane tankın (stug.abt.244) 20 dakika içinde 9 sovyet tankını havaya uçurmasıdır. hatta tank komutanı kurt pfreundtner, knight's cross madalyası ile ödüllendirilmiştir. ancak en büyük başarı 5 temmuz 1943 ile 17 haziran 1944 tarihleri arasında 2. ss panzer tümeni das reich'a bağlı sturmbannführer walter kniep komutasındaki 2. sturmgeschütz abteilung birliğinin elde ettiği başarıdır. bu birlik 2 adet kaybedilen stug'a karşılık toplamda 129 adet sovyet tankını imha etmiştir.

o kadar bahsettik, fotoğraflarını da koyalım.

ilk model olan stug iii ausf. a:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son model olan stug iii ausf. g:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit. bu yazı daha önceden bir dergide yayınlanmıştı. havamı da atayım *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"endülüs,
portakal çiçeği alır.
ve zeytin dalları,
denizleri..

ah şu sevda,
karıştı rüzgâra.."
devamını gör...

when a flower doesn’t bloom you fix the environment in which it grows, not the flower.
devamını gör...

halanızın beni yatakta gör demesi doğru bir şey değil.
devamını gör...

tanrı/tanrılar göktedir.

bilinmeyen varlıklar her zaman bilinmeyen yerlerde olduğu düşünülür. tabi insanlık ilerledi, gökyüzünde bilinmez kalmamaya başlayınca yeni bir yalan daha gerekti. artık tanrı onu andığımız her yerde, kalbimizde. bir karıncanın ayağında, bir balinanın midesinde.
devamını gör...

iki kişinin bildiğinin sır olmamasını anlatan söz.
devamını gör...

hayatın amacının hayatımızın amacını bulmak olduğuna inanıyorum.
devamını gör...

babamla parka gidememek...
devamını gör...

yeni bilgiler öğrenmeyi seven yazardır.
devamını gör...

adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır.
devamını gör...

bana minik beyaz bir kedi, tatlı beyaz bir yavru köpek veya bıcır bıcır konuşan küçük bir kız çocuğunu anımsatan kelimedir.

gerçekte ise yoğun bulutta bulunan su buharının aşırı soğuk ile karşılaşması sonucunda yağmura dönüşmeden donarak kristalleşmesi ile ortaya çıkan her bir tanesi muhteşem ve kendine özgü şekillenen doğa mucizesi taneciklerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak
devamını gör...

senin ellerindeyim
düşlerindeyim, gülüşlerindeyim
kaybolan soluk gidişlerin
canım sevgilim artık ölmeyelim

boşluğun dibinde yalnızım
biraz kararsızım
kendinden utanır mısın?
sonum belki en başımdır
yollar karışmıştır
ben olmadan kaçamaz mısın?

düşerdim yamaçlarından
sapsarı saçlarından, avuçlarından
yine de kalkar severdim, gülüşün özeldi
beni kendinden kurtar

aynalar korkumu yansıtır
titriyor dizlerim, gerçeğim sanrıdır
gözlerin gizliyor zihnini
o son sözlerini, kararmış kalbini
yüzleşmem gereken doğrular
savaşım kendim ve bir kaç satırla
suçluyum bahar gözlerine
yağmur yağmışsa, artık huzursuzsan

düşerdim yamaçlarından
sapsarı saçlarından, avuçlarından
yine de kalkar severdim, gülüşün özeldi
beni kendinden kurtar

beni kendinden kurtar
devamını gör...

whatsapp var sadece bende.
o bile fazla geliyor.
nasıl beceriyor insanlar acaba.
devamını gör...

abi muazzam bir tehdit. ortaokul çocuklarının ''çıkışa gel sen çıkışa, seninle çıkışta görüşeceğiz'' demesi gibi bir şey. ciddi anlamda güldürüyor beni her gördüğümde. şu nickaltı fetişini anlamadım. harbi acayip.
devamını gör...

bu sabah başıma gelen bir sorun. ekranda 2 saniyede bir bu uyarı çıkıyor. google uygulamasını devre dışı bıraktım şimdilik sorun durdu. sanırım bir güncelleme yayınlanması gerekiyor. genel olarak başka kişilerde de gördüm.
devamını gör...

yönetmenliğini paul feig'in yaptığı, başrollerini emilia clarke, henry golding, michelle yeoh ve emma thompson'nun paylaştığı bir film. romantik komedi olarak geçiyor ama bazı sahnelerinde hüngür hüngür ağladım. yolunda gitmeyen bir hayatın biraz emek ve biraz destekle güzel bir hayata dönüşümünü anlatıyor.
devamını gör...

janet & jak esim adlı müzik grubunun, ( aynı zamanda karı kocadırlar) erkan oğur eşliğinde dinleyiciyi tarifi zor hislere sürükleyen müthiş parçası.
küçük yaşta zorla evlendirilmiş mutsuz bir kızın hikâyesini anlatır.
dinler dinlemez sizi şöyle bir alıp götürür ve inanılmaz özel bir şarkıdır sözlerine bakalım:
yo era ninya de kaza alta
no savia de sufrir
por kaer kon ti berbante
me metites a servir

şimdi de türkçesine bakalım:
zengin bir genç kız iken
acı nedir bilmezdim
dünyayı görmedi gözüm
seninle olmak için kendimden geçtim

ve şimdi de şarkının kendisii.
devamını gör...

yüreğimi çürüten, bağışladığım ruhumun infazına göz yuman bu dünyayı -tek bir kere bile anlaşılamayan ben- terk ediyorum.
devamını gör...

--- alıntı ---
zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca 
"dur!" diyen olmaz artık, 

cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez  oluverirler. 

çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz artık 
hiçbir çığlık. 

çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar

--- alıntı ---

brecht'in çok sevdiğim bir şiirinin son dizeleri...

bu tarz ölümler o kadar çok artmaya başladı ki, görünmez oldular artık. insanlar kanıksıyor.

önemsemiyorlar demek istemiyorum, o bana bile zül geliyor lakin vicdanlarının sesini susturmak için, bambaşka mevzulara meylediyorlar.

duyulmuyor artık bu sessiz çığlıklar, kulaklarımızı tıkadığımızdan değil, o kadar çoğaldı ki ayırt edemiyoruz, en yüksek perdeden olanını bile kısa bir süre algılıyor. sonrasında yolumuza devam ediyoruz.

onlar ölüyor, bu tarz ölümlerle birlikte bizimde bir parça insanlığımız ölüyor. yukarıda bir arkadaşın söylediği gibi 4 duvara sığdıramadıgımız canları, 4 kolluya ne kadar kolay sığdırır olduk...

bugünde utandık bakalım insanlığımızdan, utanabildiğimize şükreder konuma geldik ya, asıl acı veren kısım o.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim