babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
"ben senin oyuncağın değilim, kendi yarattığın kalıplara sokamazsın..." türevi şeyler olurdu sanırım.
devamını gör...
çok konuşmak
mesele çok konuşmaktan ziyade boş konuşmaktır. bazı insanlar konuşur, ağızlarından resmen marmaris balı damlar, sabahlara kadar dinlemek istersiniz, uyku bir türlü gelmek bilmez.
bazı insanlar da konuşur. çok boş, çok gereksiz, çok anlamsız ve bize katkısı olmayan şeyler anlatırlar ki daha başlar başlamaz uyku getirirler, gece olmasını bile bekleyemezsiniz.
bazı insanlar da konuşur. çok boş, çok gereksiz, çok anlamsız ve bize katkısı olmayan şeyler anlatırlar ki daha başlar başlamaz uyku getirirler, gece olmasını bile bekleyemezsiniz.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
değerli ablam bize kaybedenler yollamıştı bu şarkıyı. çok kaybettik.
#913183
#913183
devamını gör...
lahmacun
okul zamanı yurtta kalırken her hafta lahmacun siparişi verirdik. bir gün yine lahmacun yerken, lahmacun kelimesinin nereden geldiğini merak edip araştırdım. lahm arapça bir kelime olup et demektir. acun ise yine arapça bir kelime olup hamur anlamına geldiğini öğrendim. ıkisini birleştirdim veee etli hamur yanii lahmacuun çıktı.
devamını gör...
sahibinden.com
kör'ün tuttuğunu, topal'ın yakaladığını öptüğü, hurda denilebilecek araçların astronomik fiyatlarda satılabildiği, bazende uygun fiyatlarla sağlam araçların ilanlarda yerini aldığı alışveriş sitesidir. buradan bir araç satın almaya kalkarsanız genelde satıcılar araçlarını el değmemiş nadide bir çiçek benzetmesiyle cevahir ederler. bir aracı satmaya kalkarsanız bu kez aracınız kelepir olur. tabi yalnızca araç değil bir çok ürün burada alınıp satılabilir.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
ben beğendiklerimi okuyorum. öbür türlü haksızlık olur verilen emeğe.
devamını gör...
bir ömür nasıl yaşanır
ilber ortaylı'nın kendi yaşam tecrübesinden yola çıkarak ele aldığı kitabı. ilk yayınlanma tarihi 2019.
ilber ortaylı'nın başarısı ve deneyimleri gözardı edilemez . o yüzden ' bir ömür nasıl yaşanılır ?' sorusuna cevaplar arıyorsanız bu kitaptan başlayabilirsiniz.
ilber ortaylı'nın başarısı ve deneyimleri gözardı edilemez . o yüzden ' bir ömür nasıl yaşanılır ?' sorusuna cevaplar arıyorsanız bu kitaptan başlayabilirsiniz.
devamını gör...
diğer öğrenciler maskelerini indirdi diye sınavı terk eden öğrenci
üniversite sınavında sorular zor gelince bayılayım diye dua etmiştim, olay benden çıksın diye. haberi görünce o geldi aklıma.
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
çok alttan aldığım için hep kendini haklı sanması ve bir gün alttan almadığımda benden kötüsü olmadığı andı ve kalbimin kırıldığını resmen duyduğum andı.
devamını gör...
bizi tamamlayan şey nedir sorusu
ahlak ve bilgeliktir. bu iki kavram birbirinden farklı da olsa, birbirini besleyen insanı tamamlayan hasletlerdir.
ölüm, yaşam, zenginlik, fakirlik, sosyal statü, çirkinlik, güzellik, aşk, sevgi vs vs gibi hasletlerin hemen hemen hepsi; insanın kısmi kontrolünde olan kavramlardır. bu kavramlarda çevresel etki, ilahi etki ve kişinin kendi iradesi söz konusu olabilir.
ahlak ve bilgi ise tamamen insanın kontrolünde olan olgulardır. insan, kontrolünde olan hasletleri; tamamlamaya veya eksik bırakmaya güç yetirebilir sadece.
ölüm, yaşam, zenginlik, fakirlik, sosyal statü, çirkinlik, güzellik, aşk, sevgi vs vs gibi hasletlerin hemen hemen hepsi; insanın kısmi kontrolünde olan kavramlardır. bu kavramlarda çevresel etki, ilahi etki ve kişinin kendi iradesi söz konusu olabilir.
ahlak ve bilgi ise tamamen insanın kontrolünde olan olgulardır. insan, kontrolünde olan hasletleri; tamamlamaya veya eksik bırakmaya güç yetirebilir sadece.
devamını gör...
çok mutsuz olmasına rağmen gülebilen insan
ne kadar hüzünlüyse; o kadar çok saka yapar ve güler. bilir ki, esaretten daha beteri savaşmadan teslim olmaktır.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
hep yaptığım iş.
bir tanesi roman, bir tanesi şiir, bir tanesi pisikoloji kitabı olan 3 kitabı birden okuyorum.
gayet keyifli, bazen bunlar 3'ten fazla da olabiliyor.
ben yemekleri bile aynı tabakta görerek yemeyi seviyorum, haliyle birden fazla kitap okumam lazım.
bir tanesi roman, bir tanesi şiir, bir tanesi pisikoloji kitabı olan 3 kitabı birden okuyorum.
gayet keyifli, bazen bunlar 3'ten fazla da olabiliyor.
ben yemekleri bile aynı tabakta görerek yemeyi seviyorum, haliyle birden fazla kitap okumam lazım.
devamını gör...
mi minör 10. senfoni op.93 (shostakovich)
ne zaman yazıldığı bilinmeyen, prömiyeri 17 aralık 1953 tarihinde yapılan dmitriy dmitriyevich shostakovich senfonisi. josef stalin'in ölümüyle rahat nefes almaya başlayan shostakovich'in o dönem birbiri ardına kasasından çıkartıp yayınladığı bestelerinden birisidir.
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
devamını gör...
sarılınca geçecek şeyler
"ah sana bir sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri"
özdemir asaf'ın bu sözünden yola çıkarak yalnızlığım diyorum.
özdemir asaf'ın bu sözünden yola çıkarak yalnızlığım diyorum.
devamını gör...
şer saati
gabriel garcia marquez'in yine insanı içine çeken romanlarından. 1962'de yayımlanmış bu kitabı macondo'ya benzer bir kasabada geçiyor. bu kitaptaki karakterler yine okuyucuları için tanıdık. yüzyıllık yalnızlık'ta da gördüğümüz karakterler var.
şer saati * ismi aslında kitaba sonradan yanlış hatırlamıyorsam yayıncılar tarafından verilmiş bir isim. ilk düşünülen isim this shitty town gibi biraz küfürlü sayılabilecek bir isimmiş. yazar anlatmak için yaşamak isimli anılarını anlattığı kitapta bahsediyordu bundan.
kitap bir cinayetle başlıyor. ne oldu, neden oldu başta hiç anlamıyoruz. daha sonra yavaş yavaş olayların arka planı veriliyor. kitabı okumaya başladığımda biraz suç/gizem türünde olacağını düşünmüştüm ama hiç öyle değil.
kitabın ana konusu kasaba halkıyla ilgili dedikoduları geceleri kağıtlara yazıp insanların kapısına asan birileri olması. bu olayları durdurmak için başkanın baskıcı politikalarina şahit oluyoruz. ki zaten bu başkan şiddet yanlısı biri ve halkı çoktan bıktırmış.
kitap genel olarak elinde güç bulunduran bir kesimin bu gücü nasıl sömürdüğüyle, nasıl yolsuzluk yaptığyla, ne kadar baskıcı davrandığıyla ilgili eleştiriler içeriyor diyebiliriz.
kısa bir kitap olmasına rağmen çok fazla karakter içeriyor bu açıdan biraz kafa karıştırıcı olabilir ama yazarın anlatımı su gibi akıyor.
şer saati * ismi aslında kitaba sonradan yanlış hatırlamıyorsam yayıncılar tarafından verilmiş bir isim. ilk düşünülen isim this shitty town gibi biraz küfürlü sayılabilecek bir isimmiş. yazar anlatmak için yaşamak isimli anılarını anlattığı kitapta bahsediyordu bundan.
kitap bir cinayetle başlıyor. ne oldu, neden oldu başta hiç anlamıyoruz. daha sonra yavaş yavaş olayların arka planı veriliyor. kitabı okumaya başladığımda biraz suç/gizem türünde olacağını düşünmüştüm ama hiç öyle değil.
kitabın ana konusu kasaba halkıyla ilgili dedikoduları geceleri kağıtlara yazıp insanların kapısına asan birileri olması. bu olayları durdurmak için başkanın baskıcı politikalarina şahit oluyoruz. ki zaten bu başkan şiddet yanlısı biri ve halkı çoktan bıktırmış.
kitap genel olarak elinde güç bulunduran bir kesimin bu gücü nasıl sömürdüğüyle, nasıl yolsuzluk yaptığyla, ne kadar baskıcı davrandığıyla ilgili eleştiriler içeriyor diyebiliriz.
kısa bir kitap olmasına rağmen çok fazla karakter içeriyor bu açıdan biraz kafa karıştırıcı olabilir ama yazarın anlatımı su gibi akıyor.
devamını gör...
şiddet
sandığımızdan çok daha gerçekçi, ağır hasarlar bırakan bir olgudur.
şiddet deyince aklımıza ilk olarak fiziksel şiddet gelir fakat şiddetin dört türü vardır :
1- fiziksel şiddet: kişinin bedenine verilen geçici ya da kalıcı hasarlardır. örneğin ; vurma, kesici aletle yaralama, bedeninin herhangi bir yerinde sigara söndürme, uzvunu kırma gibi çeşitleri vardır.
2- psikolojik şiddet : tüm şiddet türlerinin içinde kendine yer bulur. ruhen yaralamadır. örneğin ; aşağılama, zorbalık, bir yere kapatma, küfür, hakaret gibi söylemler ve davranışlar psikolojik şiddete örnektir.
3- cinsel şiddet : belki de aşılması en zor olan şiddet türüdür. ihmal, taciz, tecavüz, istismar başlıca cinsel şiddet eylemleridir. cinsel şiddete uğrayan bireylerin süreçleri daha hassas ilerlemelidir. özenle yaklaşılmalı, travmalarını tetikleyecek eylem ve söylemlerde bulunulmamalıdır.
4- ekonomik şiddet : kişiyi maddi anlamda yoksun bırakmak diyebiliriz. örneğin ; gelirine el koymak, zorla çalıştırmak, maddi destek sağlamamak gibi çeşitleri vardır.
şiddet çok boyutlu bir olgudur ve müdahale şiddetin türüne göre belirlenmelidir. kimsenin şiddete maruz kalmayacağı bir dünya diliyorum..
şiddet deyince aklımıza ilk olarak fiziksel şiddet gelir fakat şiddetin dört türü vardır :
1- fiziksel şiddet: kişinin bedenine verilen geçici ya da kalıcı hasarlardır. örneğin ; vurma, kesici aletle yaralama, bedeninin herhangi bir yerinde sigara söndürme, uzvunu kırma gibi çeşitleri vardır.
2- psikolojik şiddet : tüm şiddet türlerinin içinde kendine yer bulur. ruhen yaralamadır. örneğin ; aşağılama, zorbalık, bir yere kapatma, küfür, hakaret gibi söylemler ve davranışlar psikolojik şiddete örnektir.
3- cinsel şiddet : belki de aşılması en zor olan şiddet türüdür. ihmal, taciz, tecavüz, istismar başlıca cinsel şiddet eylemleridir. cinsel şiddete uğrayan bireylerin süreçleri daha hassas ilerlemelidir. özenle yaklaşılmalı, travmalarını tetikleyecek eylem ve söylemlerde bulunulmamalıdır.
4- ekonomik şiddet : kişiyi maddi anlamda yoksun bırakmak diyebiliriz. örneğin ; gelirine el koymak, zorla çalıştırmak, maddi destek sağlamamak gibi çeşitleri vardır.
şiddet çok boyutlu bir olgudur ve müdahale şiddetin türüne göre belirlenmelidir. kimsenin şiddete maruz kalmayacağı bir dünya diliyorum..
devamını gör...
depremzede bebekleri emzirmeye karşı çıkmak
evlat edinmeyi düşündüğü kızla,
- lan acaba ben bunla ileride pompa yapabilirmiyim ki?
diye düşünen o.ospu çocukları ile çok zor ihtimalleri bir araya getirip - sen bunu emziriyon ama bunlarda ileride sevişir haa diye din duyarı kasmaya çalışan bu yanına koyduğumun organizmaları aynı familyaya ait!
deprem olmuş, millet perişan olmuş ortada açıkça görülen bir devlet zafiyeti var, insanlar çaresiz ne yapacaklarını bilmez durumda, aileler paramparça olmuş, yıllarca atlatamayacakları bir travma sahibi olmuş, hayatı ters düz olmuş lan yok olmuş gitmiş. herkes canıyla uğraşırken....
bazı o.ospu çocukları evlatlığına kayma derdinde.
bazı o.rospu çocukları annesi olmayan bebekleri emzirmeyin bunlar ileride biribirine kayar gibi sapık ve aşağılık düşüncelerini başkalarına aktarma derdinde...!
ya olum bak dün dedim yine diyorum. benim din ile dua ile bilmem ne ile hayatta işim olmaz. ama en samimi, en içten ve en çaresiz duygularım ile, o allahınız sizin hakikaten bir değil yüzbin türlü belanızı versin.
yav yok olun olum yok olun.
- lan acaba ben bunla ileride pompa yapabilirmiyim ki?
diye düşünen o.ospu çocukları ile çok zor ihtimalleri bir araya getirip - sen bunu emziriyon ama bunlarda ileride sevişir haa diye din duyarı kasmaya çalışan bu yanına koyduğumun organizmaları aynı familyaya ait!
deprem olmuş, millet perişan olmuş ortada açıkça görülen bir devlet zafiyeti var, insanlar çaresiz ne yapacaklarını bilmez durumda, aileler paramparça olmuş, yıllarca atlatamayacakları bir travma sahibi olmuş, hayatı ters düz olmuş lan yok olmuş gitmiş. herkes canıyla uğraşırken....
bazı o.ospu çocukları evlatlığına kayma derdinde.
bazı o.rospu çocukları annesi olmayan bebekleri emzirmeyin bunlar ileride biribirine kayar gibi sapık ve aşağılık düşüncelerini başkalarına aktarma derdinde...!
ya olum bak dün dedim yine diyorum. benim din ile dua ile bilmem ne ile hayatta işim olmaz. ama en samimi, en içten ve en çaresiz duygularım ile, o allahınız sizin hakikaten bir değil yüzbin türlü belanızı versin.
yav yok olun olum yok olun.
devamını gör...
iorek byrnison (yazar)
tabağı tepeleme doldurup geri gönderen yazar.
devamını gör...

