hayatı boyunca zatüree ve bronşitten çok çekmiştir. bunun nedeni ise halkın önüne çıkmadan önce buzla dolu bir küvete girmesiymiş .çektiği acıyı azaltmak için uyuşturucu alarak buz gibi suyun içinde saatlerce yatıp ; memelerinin ve poposunun dik olmasının sağlıyormuş. biz sabahları erken kalkıp duş almaya üşenirken kadındaki disiplin gerçekten takdire şayanmış.
devamını gör...

kaldırım taşlarının çizgilerine basmayayım derken kafamı bir kaç kez levhaya çarpmışlığım var.
babaannemin 5. kattaki evinde oyunlar oynardım:
- aşağıdan geçenlerin kafasına tükürük isabet ettirmeye çalışır
-balkonun duvarındaki çamaşır iplerini koparıp ona tutunarak sağa sola sallanmak suretiyle tarzancılık
- altı yarıya kadar duvar, üstü demir olan balkon korkuluğuna ata biner gibi oturup atçılık oynardım.
ironi şu ki babaannem beni sokağa göndermezdi "emanetim" diye. yalnız bir çocuktum. yükseklik korkum yoktur.
devamını gör...

t: aynı anda hem eğitim görüp hem de sigortalı/sigortasız bir işte çalışan bireyin hâlini ifade eden tanım.

altı aylık bir ara sonrası hem okuyup hem çalışmaya yeniden başladım, haftanın dört günü 12 ila 13 saat arasında çalışıp diğer üç gün de okumaya çalışıyorum, mâlum son dönemde çalışmadan okumak imkansıza yakın.

bu durumun artı ve eksileri bulunmakta, bunları sıralayacak olursak:

artıları:
- standarta göre daha fazla paranın olması,
- bir şeylerle meşgul olmanın verdiği huzur,
- sosyalleşme ihtiyacının marjinal insanlarla(iş yerine göre değişir) giderilmesi,
- ekonomik özgürlük,
- iş hayatı deneyimi ve bu yönde becerilerdir.

eksileri:
- ayaklarda ya da diğer eklemlerde geçmeyen ağrı ya da şişkinlik,
- paranın harcanmaya zamanın bulunamaması,
- iş temposuna göre değişen enerji düzeyi, (genelde düşük)
- kendine harcayacak zamanın olmamasıdır.

mutlu olduğum konular hayatımı belirli bir düzene oturtmuş olmam, kırk elli kişilik arkadaş ortamını 6 - 7 kişiye indirmiş olmam gibi etkenlerin sağladığı huzur ve yalnızlık, mükemmel.

evden 1000 km uzakta geçirdiğim altı ay sonucunda yalnızlığın benim hayat tarzım olduğunu ve vaktimin %70 gibi bir dilimini yalnız başıma kendimi geliştirerek harcamak dışında bir şey yapmak istemediğimi anladım.

dramalardan ve insanlardan uzak, bakılan 7 - 8 sokak köpeği, haftalık alınan maaş, satın alınan 10 yeni kitap ile mutluyum.
devamını gör...

yaşasaydı hdp'den milletvekili olacak kişilik.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sarı çizmeli mehmet ağayı arar gibi yıllardır arayıp bulamadığım bir cümlenin içinde geçen kelimedir. eğer bilen duyan varsa bana ulaşsın. cümlenin* doğrusunu ve yazarını, hangi eserde geçtiğini bilen ve beni bu dertten azade eden yazar arkadaşıma holosko artı bir miktar para minvalinde bir kitap hediyem olmasın mı?

bahsettiğim cümle üniversite zamanında kanallar arasında rastgele dolaşırken trt’deki bir dizide denk geldiğim, mehmet atay’ın koltukta oturup bir kitaptan okuduğu şu cümledir:

“insan iki dirhem et üç damla kandır
insan yıkıldığı müddetçe insandır”

cümlenin doğruluğundan emin değilim ama aşağı yukarı böyle bir şeydi. her türlü yardımınızı bekliyorum.
devamını gör...

grimm kardeşlerin 1812’de basılan masalıdır. aynı zamanda sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu ukdesi.

bu masalı bilmeyenimiz yoktur sanırım. evrenin zıtlıklardan oluştuğunu ve ying yang’ın da bunu temsil etmesi gibi, bu masalda da iyi ve kötü var. iyi ile kötünün mücadelesi ve iyinin her zaman kazanması. aslında çoğu mutlu sonla biten masalların, orijinalleri kötü sonla veya daha sıradışı biter ama çocuk masalları olduğundan olsa gerek, sonları ve içindeki bazı vahşi sonlar kırpılıyor. bu masalımız ise orijinaline en yakın olan masal.

herkes orijinalini biliyor zaten, ben gerçek sonundan bahsedeyim. kötü kraliçe sihirli aynasına bakar ve o meşhur soruyu sorar: ayna ayna söyle bana, benden güzeli var mı bu dünyada’. o zamana kadar ‘haşa, sizden güzeli yoktur’ diyen ayna, bu sefer pamuk prensesin adını söyler. bu arada gerçek masalda pamuk prensesin ismi,sneewittchen’dır.

kıskanan kötğ kalpli kraliçe, avcılarına prensesi öldürmelerini emreder ama avcı kıyamaz. bu arada hikaye oedipus ‘un hikayesine de benzerlik gösteriyor.

neyse efendim, avcı prensesi ormana bırakır ve prenses ormanda 7 cüce ile karşılaşır ve onlarla yaşamaya başlar. kraliçe aynaya tekrar malum soruyu sorana kadar, her şey yolundadır. yine aynadan pamuk prenses cevabını alınca, kılık değiştirip ormana gider ve pamuk prensese zehirli elmayı verir. bu elma olayı, adem ve havva olayına gönderme gibi sanki.

elmayı yiyen pamuk prenses, ölünce camdan bir tabuta yerleştirilir 7 cüce tarafından. burada masalın gidişatı değişiyor. bizim öğrendiğimiz masalda prens geliyor ve pamuk prensesi öpüyor ve canlanıyor. sonra prensle evlenen pamuk babasına her şeyi anlatıp, kraliçeyi saraydan kovup uzaklara gönderiyor.

orijinalinde ise, ormanda gezen prens tabutu görüyor ve 7 cücelerden izin alarak tabutu alıyor. yolda giderken tabut devriliyor ve prensesin ağzından zehirli elma düşüyor ve prenses canlanıyor. sonra evlenen prens ile pamuk, düğünlerine babasını ve kötü kalpli kraliçeyi çağırıyor. düğünde gerçekler ortaya çıkıyor ve kraliçe ceza olarak, kızgın demirden ayakkabılarla dans ettirilip ölüyor.

iki sonu da yazdığıma göre, sevdiğiniz sonu seçmek size kalmış.
devamını gör...

galiba sonundayız uykumuzun.

turgut uyar
devamını gör...

yeni yazarımız. nickaltısı boşmuş, açmaya geldim. kendisine güzel vakitler diliyoruuuuuuuum.*hoşşgelmişş..

ha gifsiz olmaz tabi bu da gifin:*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iyi giden, veya bir şekilde ilerleyebilen bir işi bozmak, onun kötü yanlarını pat diye söylemek asla hiçbir zaman istemem. motive edici, destekleyici cümleler hep hayat kurtarır. ama artık görüyorum ki, burada cinsiyetçi söylemler, insanları ayıran başlıklar, karşı tarafı linçlercesine yazımlar çıkmış ortaya. bu ben buraya gelmeden önce de öyleymiş ama ben kendi gözlerimle görmeden ve biraz da sabırla ne zaman biter vs diye beklemeden önce yazmak istemedim. kışkırtıcı başlıklar, ayırıcı söylemler ve en önemlisi bu başlıklara sürekli prim veren tatlı yazarlarımız. burada ilk önce yazar alımlarında tanımlara ciddi ciddi bakılıyor mu? kimin ortalık karıştırıcı olduğu sezilemiyor mu? ya da yazar olduktan sonraki tanımları dikkate alınmıyor mu? sorusuyla mod arkadaşlarıma iş düşüyor. hemen arkasından da bu platformun sadece modlarla yürümediği, yazar olmadan yönetici, yönetici olmadan da yazarın olmadığını hatırlatarak; yazar arkadaşlarımın neden çirkin başlıklara prim verdiği? neden o başlıklara yazdığı? neden tartışmaya girilmeyecek konuların tartışıldığı? soruları sorulması gerekiyor. siz o çirkin başlıklara yazdıkça başlık sahibi kazanıyor. ondan dolayı sadece yöneticiye suç bulmak doğru değil burayı yönetici-yazar çerçevesi içerisinde değerlendirmek en doğrusu diye düşünüyorum.
devamını gör...

- işte bu acılar insanı güçlü yapar.
- ama ben güçlü olmak istemiyorum ki. ben şekerpare'yi istiyorum.
devamını gör...

en rahat sohbettir. yargılama yok, eleştirme yok, kızma yok... rahat rahat anlatırsın, dökersin içini ve karşındaki seni, senin istediğin kadar tanır. ötesine geçmez.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kerim tekin-akşamlar.
devamını gör...

hastaların kontrolsüz sesler çıkarmaları ve hareketler yapmaları ile kendini gösteren nöropsikiyatrik bir hastalık. motor ve vokal tikler olmak üzere ikiye ayrılan belirtileri vardır.

motor tikler, kas hareketleri nedeniyle ortaya çıkar. kafa sallamak, göz kırpmak, titremek gibi birçok değişik şekilde olabilir.
vokal tikler ise sesle ilgili olan istemsiz hareketlerdir. bağırmak, öksürmek, küfretmek gibi şekillerde ortaya çıkar.

hastalığın derecesine göre tedavi uygulanır. terapi öncelikli tercihtir ancak yetersiz kaldığı yerde ilaç tedavisi ile takviye yapılabilir.
devamını gör...

bilimsel bir bakış açısı değil ama bu aleti şöyle kullanmak istiyorum;
insanları tek tek o bölümlere oturtup iyiliklerini ve kötülükleri ayrıştırmak istiyorum. en azından yüzde kaç iyi ya da kötü ona göre güvenirim. haksız mıyım?
devamını gör...

twitter fenomeni olmak için her yolu deniyor adam.


ayasofya’nın eski imamı mehmet boynukalın, yaptığı açıklamalarla tartışılmaya devam ediyor.

içki yasağına karşı yaptığı açıklamalarla kamuoyunun tepkisini çeken boynukalın, kendisine maaşını içkiden alınan vergilerle verildiğine dair söylenen sözlere tepki gösterdi.

boynukalın yaptığı paylaşımda, "helal haram nedir bilmeyen adi bir güruh kalkmış bana helali haramı öğretmeye kalkıyor. devletimin üniversitesinde din dersi verip helal hatta farz olan bir iş yapıyor ve karşılığını helal olarak alıyorum. sizin pisliğinize ihtiyacım yok. alayınızın cehenneme kadar yolu var" ifadelerini kullandı.

boynukalın paylaşımının devamında şu ifadeleri kullandı:

"bu güruh helal haram nedir bilmiyor; paranın itibari bir şey olduğunu da anlamıyor. önemli olan yaptığınız işin helal olmasıdır. devletin kasasına bu paranın nereden geldiği sizi ilgilendirmez. evet düzeltilmesi gerekir; ama o ayrı bir konudur.

merak etmeyin ey güruh, haram (!) ettiğiniz vergilerinizden bana düşen hisseden hepinize kaliteli pamuk aldım, artık helal edersiniz, ne yapayım."


kaynak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: beni siz delirttiniz)
devamını gör...

hayatını başkalarının düşüncelerine bırakıp sonra da en çok söylenen insanlardır.
devamını gör...

tdk'na göre yaşlı ve saygı duyulan kadın.

haminne gibi bir köşede oturuyor, fırtınalar sonrasında sökülmediğine şaştığım varlığıma gecikmiş bir sevecenlikle bakıyordum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim