sebebini kendime bile itiraf edemeyince soranlara böyle derim
devamını gör...

yas 16 lisedeyim. ders matematik hocam erkek. bu arada once sunu belirteyim benim regl sancilarim bayilma esigine getirecek kadar kotuydu. kasiktan baslayan bacaklara kadar inen siddetli bir agri ki dayanilacak gibi bir sey degildi. sadece agri olsa iyi cekilir hani. beraberinde titreme, tenimin dudaklarimin morarmasi, astim hastasi gibi nefes alamama. bulanti ishal, ve agridan kulaklarimin dahi zonklamasi. degisik bir sey, zulm gibi.

neyse yine boyle bir aciyi her ay yasadigim gibi sinifta cekiyorum. hocam ders anlatirken siraya uzanmisim, ogretmenim durumu farkedince bana seslenmis duymamisim, yanima gelmis durtmus yine benden hareket yok. kafami kaldirinca mosmor bir yuzle karsilasip korkmus. ben sadece beni silkelemeye basladigini ve kendime geldigimi hatirliyorum. tum sinif etrafima toplanmis, saskin sakin bana bakiyorlar. "bana neyin var hasta misin sorusuna karsilik, ben reglim diyemedim" hoca "aileni arayalim, ambulans cagiralim doktora git" dedi. ya doktor erkek olursa diye dusundum salakliga bak. ama suc benim degil ki ben regl oldum demenin ayip, edepsizce oldugunu ogreten kesim de.

regl olmak saglikli olan her kadinin ayda bir kere karsilacagi, fiziksel bir dongudur. tuvalet ihtiyacimiz, yemek yeme ihtiyacimiz kadar siradan bir o kadar "normal" bir surectir. bu kadar basit. ne gunahtir, ne edepsizliktir, ne ayiptir. mide bulaninca kustum, hastayim ateslendim derken nasil utanilmiyorsa, regl oldum demekten de utanilmamalidir. kisacasi alternatif bir isme luzum yoktur.
agzindan kufur eksik olmayan kesimin her turlu terbiyesizce soylemi yapip, kadinin regl demesine "ayip" damgasini vurmasina ayarim. sen kendi ayibina bak deyyus degil mi? neyse cizgiyi asmayayim. su basligi her gordugumde sinir oluyordum, bir yerde patlayacaktim ve oldu.
devamını gör...


biliyor musunuz?

“1923te türkiye’de;
nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu.

traktör sıfırdı. 5 bin köyde sığır vebası vardı.
hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu.

iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi. verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu.

bebek ölüm oranı yüzde 48’di, yani her doğan iki bebekten biri ölüyordu.

memlekette sadece 337 doktor vardı.
sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü.
diş hekimi, sıfırdı.
dört hemşire vardı.
40 bin köy, sadece 136 ebe vardı.
ortalama ömür 40’tı.

yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bin. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu.
kiremit bile ithaldi. adı marsilya kiremidiydi.

limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti.

tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu. kimisi güneşin tamamen battığı ezani saati esas alıyordu.

“saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan ayrı bir ses çıkıyordu.

kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi, ama farklı aylarda yaşıyordu.

dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz. ölçülerimiz ortaçağ’dı.

erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu.

okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu.

toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı.

öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çok uzaktı.

600 sene boyunca türkçenin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapçayla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

“harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” deniyor ya...

ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, 5 milyar adet satılmıştı.

voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul'da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

devamını gör...

her yaz mevsiminde köye giden birisi olarak bu isteğin en fazla 21 gün sürdüğü test edilip onaylandi. telefon da cekmiyorsa bu süre 14 güne kadar düşmekte.
devamını gör...

hbo max, live-action harry potter dizisi için hazırlıklara başlamış.
ne kadar gerekli olduğu tartışılır ama baya merak uyandıran ve gündeme oturacak bir konu.
devamını gör...

bazen aynaya bakmaya korkuyorum, içeride avaz avaz acı çığlıklar atan beni görmemek için.
o an kulaklık full ses, hareketli bir şarkı var bedenimin müziğe uygun figürler sergiliyor görünürde oysa gerçek bambaşka, hadi kolaysa gözlerine baksana...
devamını gör...

henüz rast gelmediğim köy evidir
devamını gör...

havalı kelimesinin orijininin ingilizce cool kelimesini çevirme amacını taşımamasındadır. kelimede mantık hatası yoktur ancak başlık yazarın düştüğü mantık hatasını yansıtmaktadır.
hava mecazi anlamda kişinin duruşuyla, davranışlarıyla, fikirleriyle görünüşüyle yarattığı izlenimi ifade eder. köşedeki kadının bohem bir havası vardı.
hava atmak tabiri kişinin kendisinin üstün olduğu ya da üstün olduğunu düşündüğü konuda böbürlenerek, gösteriş yapmasını ifade eder. ingilizceye show off, bragging vb. olarak çevirilebilir.
havalı olmak ya da havalı ise ise kişinin ya da herhangi bir davranışın, objenin vb. çevrede yarattığı imajla ilgilidir. gösterişli olmak, popüler olmak gibi anlamları taşır.
havalı kelimesi ingilizceye kullanıldığı cümleye bağlı olarak swanky, trendy, showy, popular ya da argo having a swag, cool , dope vb. olarak tercüme edilebilir sanırım.
cool kelimesinin eş anlamlısı olarak seçkin kullanılamaz.
cool kelimesinin başlıkta ifade edilen tarzsa mecazi kullanımında anlamları iyi, güzel, mükemmel, etkiyelici, çekici, moda olan gibi anlamlara gelir.
seçkin kelimesinin gerçek ve mecazi anlamlarını karşılayacak pek çok kelime vardır ancak cool bunlardan biri değildir.
bu arada tercümeden hiç anlamam. her dilde her kelimenin ifade ettiği şey aslında sadece o dile özel. dolayısıyla özellikle insana, duygulara, davranışlara dair konularda tam bir çeviri mümkün olmuyor. her dilde kelimeleri çevirmen olmadığınız sadece o dildeki kendi anlamıyla öğrenmek ve kullanmak her zaman için en iyi yol. bir dili başka bir dile çevirerek kullanmaya çalışmak o dilin ruhunu eksiltiyor. güdük kalıyor.
devamını gör...

hoşuma giden iş.

yalnız öyle cinsel anlamda çekici bularak seyretmiyorum. güzel olan her şeye bakmayı seviyorum. o yüzden "aman nazar değmesin!" nidaları eşliğinde çaktırmadan keserim, affetmem.
devamını gör...

öncelikle buranın bu kadar boş olmasına şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim. kitabı okuyan değerli yazarlarımız buraları yeşillendirebilir.

tanım: virginia woolf'un tarihte neden kadınlar erkekler kadar yazar çıkaramadı sorusunu irdelediği eserdir. woolf bunun nedenini edebiyat tarihinden somut örneklerle gayet iyi açıklamaktadır. kadınlar arasında da bir çok yazar çıktığını hatta bazılarının takma erkek isimleri kullanmak zorunda kaldığı gibi örnekler yer almaktadır*. bence herkesin mutlaka okuması gereken bir eserdir.
devamını gör...

tuhaf bir şekilde istediğim şeyleri günler boyu rüyamda görebiliyorum...
devamını gör...

yapılamayacaklar listesidir.
bir ölmeden önce yapılacaklar listesi kaç para biliyor musun sen??
devamını gör...

paketlerimizde sonbahar'a özel kampanyalar mevcut. iki kampanya alana+ bir kampanya bedava. en son bitirdiğinizde patlatıyoruz şampanya.

gelelim kampanyanın içeriklerine;

başlangıç seviyesi sınıflarımızda her renk çeşitli modellerde gözlüklerimiz var. ister mor çerceveli ister siyah gözlük tak. yuvarlak masa etrafında toplanıyoruz, her birinize güzel kitaplar veriyoruz ve birlikte okuyoruz. her on sayfada okuduklarımızın aktarımını yapıyoruz. paylaşım önemli. paylaşmadan kim bilecek senin entel olduğunu.
örnek görüntü bırakıyorum bir sınıf arkadaşımızdan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
film kulübü, satranç, tenis, resim ve müzik kulüplerinin en az birine üye oluyorsunuz. inkilizçeee konuşmaların aralarına muhakkak ekliyoruz.

bu paketi tamamladığınızda ilber hoca kankiniz, tolstoy uzaktan akrabanız olacaktır. diğer paketlerde felsefecilerle haşır neşir olacaksınız.
ha birde unutmadan bazı arkadaşlardan uzak durmak gerekecek kanınıza girmek isteyecekler, dalga geçecekler sizinle. sakın girdiğiniz yoldan dönmeyin değerli sınıf arkadaşlarım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yanlarına bir gittiniz mi kurtaramazsıniz kendinizi.

ilk başta çok sıkılacaksınız ama sonra çok alışacaksınız.
kolaylıklar gelsin..
devamını gör...

“aldanmak, yaptığımız her işte
şaşmaz yazgısı hepimizin. her sabah parlak işler tasarlar, gün boyu budalalık ederim.” voltaire
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karşı tarafı ilgilendirmeyen her türlü soruya karşıyıım..
devamını gör...

lüksemburg
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

asla unutmayacağım.
berkinimi unutmayacağım. ethem sarısülük'ü, mehmet ayvalıtaş'ı, medeni yıldırım'ı, ali ismail korkmaz'ı, abdullah cömert'i , ahmet atakan'ı unutmayacağım. cinayetlerin kahramanlar değil ölü bedenler yarattığını unutmayacağım. acımı ölümsüzdür diyerek bastıramadığım günleri unutmayacağım. yapmak zorunda olduklarımı unutmayacağım! sami amca'mın gözündeki yaşı, kalbindeki yangını unutmayacağım.
hiç sevmemişlerin ve sevilmemişlerin acımasızlıklarını affetmeyeceğim! hayatımın en onurlu ama en zor günlerini silmeye gücünüzün yetmeyeceğini yüzünüze haykırmaktan vazgeçmeyeceğim!

devamını gör...

sigara ve tütün türevi ürünleri kullandığım dönemde tadına bakma fırsatım olmuştu, gayet güzel içimi vardı. sonradan bıraktım çok şükür. not: "sigara sağlığa zararlıdır".
devamını gör...

dindar bile olsa kimsenin kalbini kırma yazık şeklinde entegre edilebilen söz.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim