iktidar.
devamını gör...

kişi zamiri ve işaret zamiri arasındaki farkı bilmemekten de kaynaklanabilecek durumdur. *
devamını gör...

toksik bir anne veya toksik bir babayla büyümekdense iki kadın veya iki erkek ebeveyne sahip olmayı tercih ederdim açıkçası. bir çocuğun psikolojisini bu dayatma ebeveyn algısının eksikliğinin bozmayancağına emin olabilirsiniz.
devamını gör...

sen yapamazsın tarzı laflarla özgüvensiz büyütmek.
devamını gör...

19 yy ikinci yarısında itibaren batılı sanatçıların doğuyu yakından görüp doğu şehirlerini inceleyip eserlerinde realist bir şekilde yansıtmaya gittikleri akımdır.özellikle ressamları çoğu resimlerde vaha,çöl,harem sahneleri, yiğitliği yansıtan savaş ve av sahneleri gibi doğuya özgü konulara ağırlık vermişlerdir.
örnekler;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şair rüştü onur'un biricik sevdiceği mediha'sının ölümünün ardından yazdığı şiir:

***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı

ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı

mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***

peki kimdir bu rüştü onur? ya mediha?

yıl 1920. sıcak bir ağustos günü, cihan harbi'nin izleri henüz taze iken devrek'te* gözünü dünyaya açar bir şair: rüştü onur. öğretmen bir babanın oğludur, hayattaki tüm talihi de bu kadarcıktır zaten.

ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimine zonguldak mehmet çelikel lisesi'nde başlar rüştü. eğitim hayatı da burada sona erecektir zaten. günler peşi sıra kovalarken birbirini, amansız bir hastalığa tutulur bu genç şair: verem*.

yıl 1938. hastalığı nedeniyle okuluna daha sonra devam etmek üzere ara vermek zorunda kalan şair, maalesef ki bir daha asla geri dönemeyecektir eğitim hayatına.

babasının da desteğiyle maliye memuru olarak çalışmaya başlar genç şair ereğli maden işletmeleri'nde. fakat lise yıllarında alevlenen edebiyat tutkusu okul sıralarından taşarak bugününe kadar gelmiştir bu genç şairin. hem memurluk yapıyor hem de şiirler, tiyatro metinleri ve mektuplar kaleme alıyordur.

peki nereden geliyor bu edebiyat tutkusu?
lisede çok sevdiği bir edebiyat hocasından: behçet necatigil. behçet necatigil, henüz parlamaktadır edebiyat çevrelerinde. şiirleri varlık dergisi'nde yaşar nabi, necati cumalı, salah birsel gibi isimlerin şiirlerinin yanında yavaş yavaş yer almaya başlamıştır o yıllarda. peki sadece o mudur rüştü onur'un edebiyat aşkını alevlendiren? elbette hayır. rüştü'nün can dostu, kaderdaşı bir şair: muzaffer tayyip uslu. rüştü'den 2 yaş küçük olan bu genç şairin kaderi bir bütün yazılmıştır rüştü ile. ikisi de şiire aşkla bağlıdırlar, yazdıklarını önce birbirlerine sonra hocaları behçet necatigil'e okurlar. behçet necatigil de o şiirleri istanbul'a, dönemin öncü edebiyat çevrelerinin yazdığı mecmualara gönderir. rüştü'nün de muzaffer tayyip'in de şiirleri dönemin öncü edebiyat dergisi olan varlık'da yayınlanması ile birlikte bu genç şairler istanbul'daki edebiyat çevrelerince tanınır oldular. öyle ki necati cumalı, salah birsel, oktay rifat ve melih cevdet gibi şairlerle mektuplaşmaya da bu dönemde başlarlar.*

yıl 1941. henüz 21 yaşında olan rüştü'nün hastalığı ağırlaşmaya başlar, zonguldak'ta hastaneye kaldırılır 3 aylığına. oradan, hocasının da yardımıyla heybeliada senatoryumu'na* nakledilir. 1942'nin başında da hastalığını yenmiş olarak taburcu olur buradan.

istanbul'dan zonguldak'a geri dönüş yolculuğu şair rüştü onur için sonun başlangıcı olacaktır.

zonguldak'a, evine dönmek için bindiği anafartalar vapuru'nda genç bir kız ile tanışır genç şair, hemencecik de aşık olur tanıştığı bu kıza. o kız, yazının başında bahsi geçen mediha sessiz isimli kızdır.

peki kimdir bu mediha, nereden çıkmıştır, orada ne işi vardır?
mediha istanbul'lu bir ailenin kızıdır. kandilli kız lisesi'nden mezun olmasının ardından girdiği karabük demir çelik fabrikasının memuriyet sınavını kazanır. maaile karabük yolunu tutarlar anafartalar vapuru ile. şair rüştü onur'la da burada karşılaşırlar, tanışırlar. kısa süre sonra da mektuplaşmaya başlarlar.

yıl 1942. ikinci dünya savaşı tüm dünyayı kasıp kavururken mediha karabük'te bilinmeyen bir sebeple hastalanır ve hastaneye kaldırılır, sebebi bir türlü anlaşılamaz. tifo şüphesiyle heybeliada senatoryumu'na gönderilir fakat oradan da "tifolu değilsin" denilerek taburcu edilir. bunun üzerine tekrar karabük'e dönmez, istanbul'da ailesinin yanında kalır.

bu dönemde genç şair gidip gelmeye başlar istanbul'a sevdiceğini görmeye. can dostu muzaffer tayyip'in istanbul'daki aile evinde kalır her gittiğinde de. muzaffer tayyip de istanbul'da ailesinin yanındadır bir süredir. bu gitgellerden sıkılan mediha'nın annesi genç şairi karşısına alır ve "bu böyle olmaz en iyisi evlenin der" ve yıldırım nikahı ile evlenir mediha ile rüştü. birlikte mediha'nın ailesinin evinde yaşamaya başlarlar. genç şair de bu dönemde mediha'nın babasının manavında çalışmaya başlar.

rüştü ile mediha'nın kaderi nihayet düze çıktı demek isterdim fakat mediha, evliliğin 40. gününde bilinmeyen hastalığına yenik düşer ve acılı bir ölüm ile sonlanır hikayesi. şair rüştü onur'un da hastalığı nüksetmeye başlamıştır bu dönemde. derin bir üzüntü ve depresyon hali kaplar genç şairi. mediha'nın kaybı çok ağır gelmiştir ona.*

***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı

ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı

mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***

mediha'nın vefatından sadece 15 gün sonra, 22 aralık 1942'de hayata gözlerini yumar şair rüştü onur. henüz 22 yaşındadır..

muzaffer tayyip uslu 1946'da, 24 yaşında veda eder hayata. tıpkı can dostu rüştü onur gibi gencecik ve veremlidir bedeni.

mediha sessiz'in hastalığının ise apandisit olduğu sonradan anlaşılmıştır.

*
devamını gör...

gidip gelen beğeni:yapılan beğeninin geri alınıp, siz online olduğunuzda tekrarlanmasi ve bildirim gelmesi sureti ile "bak ben de cevrimiçiyim"
mesajı vermek için yapılan beğeni çeşididir. tanım yapan kişi de sen zaten bunu daha önce beğenmiştin ? diye düşünmesine ve bildirim ekranı geçmişini kontrol etmesine sebep olur.

favori ile aynı anda gelmeyen beğeni: favoriden bağımsız farklı bir sürede gelip, (bkz: selam yine ben) mesajı vermek isteyen beğenidir.

pusuda bekleyen beğeni : tanım yapıp profilinize girip kontrol ettiğiniz anda gelen ve ulan hangi ara okudun anladın da beğeni yaptın? diye sormaniza sebep olan beğenidir.
devamını gör...

depresyonda olabilir. arada oluyor öyle. günde 5 film izleyip, torrent manyağı olup sevilen dizilerin tek sezonunu 2 günde bitirmeler falan.

sağlam bir kazık yiyince içine çekilmiş olabilir. kimsenin onu anlayamadığını düşünür. telefonları açmaz. gerçekten de, kimse onu anlayamaz.
ne güzel insandı, allah rahmet eylesin. o bir depresif artık.

bu dönemi iyi kullanmalıdır. insan bu dönemde mental açıdan aşırı yaratıcı olur. ikili ilişkiler, insan davranışları konusunda guru haline gelir.

akıp giden hayata uzaktan bakma imkanı olması, onu bir adım öne geçirir.
devamını gör...

sözlükteki yaş ortalamasının benden bı hayli üstte olduğunu gördükten sonra yazarlarimizi harçlıklaşmaya davet ediyorum.
iyi bayramlar.
devamını gör...

padişahım çok yaşa!
devamını gör...

catechu bitkisinin sert kabuklu meyvelerinden elde edilen, santral sinir sisteminde öğrenmek ve bellek ile ilgili öfori oluşturan parasempatomimetik ajandır.
devamını gör...

hazırlan sözlük yola çıkıyoruz!
sırt çantanı valizini topla, yüklen. yolun ağzında, yükler omzunda dur ve ufka bak.
hatırladığın, anlatmaktan keyif aldığın ne var ne yoksa yığ şimdi ortaya! evet evet ortaya tam şuraya bi' yere.

kahkahalar, yolda zevzeyenler, neşeli yolculuklar, hüzünlü ayrılıklar, yolda toplayanlar, yolda unutulanlar, yoldan çıkanlar, yolda kalanlar, yoldan arta kalanlar...
o paralel evrenden çaldıklarımız...
canımız ne isterse, döke saça anlatalım, anlat istiyoruz bu akşam sözlük.

birlikte yola çıkmayı, birlikte yolda olmayı özleyen yoldaşlar olarak, biz -miko, ben ve öbürsü- hasretimizden prangalar eskittik. öbürsü'nün deyimiyle "yol da yol" diye kavruluyoruz adeta. dedik ki öyleyse sözlüğü de közleyelim, ateşi harlayalım da hep birlikte yanalım.
yola çıkmasak da yola çıkalım!
kalkış saati 21:00, yer o ağacın altı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsellerin piri gibi arka'aşımız, her görselimizin duayeni cenk'in arka bahçesi'ne teşekkürlerimizle.
devamını gör...

memuriyetten istifa ederdim..
devamını gör...

sadece hafta sonu mümkün olan öğün
devamını gör...


“seviyorum seni
denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür!’ der gibi.”

seviyorum seni.
devamını gör...

şarabı çok güzeldir dediğim mezhep.
devamını gör...

bu adam mucize bir şutördü. bildiğiniz şapkada tavşan çıkarırdı. ben böyle bir şut mekaniğine sahip çok az oyuncu izledim. çember adamın sanki yoldaşı gibiydi. hiç kırmazdı lofton beyi. gönder gelsin der. seyir zevkimize zevk katardı. düşünün adam üniversite kariyerinde ncaa'in en iyi şutörlerinden biri olarak lige damga vuruyor. 346 isabetli üçlükle ncaa tarihine geçiyor. herkes adamın nba'de parkeleri ve çemberleri ağlatacağını düşünürken, adam testis kanseri olduğunu öğreniyor. ameliyat vesaire derken, parkelere dönüşü eskisi gibi olmuyor haliyle. bu yüzden de bambaşka olabilecek bir kariyer olmayacak yerlere savruluyor. olmayacak derken de fena bir kariyer değil aslında ama hak ettiği kariyer kanımca bu değildi. o şut yeteneği, hastalığı sebebiyle fiziksel olarak gerekli oyun sertliğini sağlayamadığı için heba oldu gitti. onu çok başka yerlerde izleyebilirdik. ha tabi öyle olsaydı kendisini yakından izleme fırsatımız olmazdı orası da ayrı nokta * kendisini türkiye'ye ilk olarak ahmet kandemir getirdi. beşiktaş emekçisi bir koçtur ancak o dönemler mersin'de çalışıyordu ve lofton'ı onun sayesinde tanıdık. şaka değil adam kolej maçında 61 sayı attı. öyle kurulmuş makine gibi attığını soktu.

sonra tabi bizim için değerli olan asıl serüveni başladı. beşiktaş'a geldi. geldiği gibi selam verdi ve bombalamaya başladı. adamın sezon içerisinde galatasaray ile oynadığımız maçlarda attığı sayılar şöyle; 34-35-36-37. cılkını çıkarıyordu tabiri caizse * fenerbahçe'ye 28 efes'e de 29 sayı attı. bir sonraki sezon bayağı maç kaçırdı. ama o sezon bile efes maçında yine yardırdı. 33 kurşun gönderdi efese...

kendisini izlemek inanılmaz keyifliydi. ama onu izlerken aklımda hep ''hastalanmasa bu adam nerede olurdu?'' sorusu vardı. bir de keşkemiz oldu tabi; keşke daha iyi bir takım kimyası oluşturulmuş olsaydı da, kendisini daha sağlam bir beşiktaş'ta izleseydik.

şunu şuraya iliştireyim;
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam adı yavuz hilmi çetin olan, 15 ağustos 2001'de boğaziçi köprüsünden atlayarak yaşamına son veren, çok güzel şarkıları olan değerli sanatçıdır. en beğendiğim şarkısı da yaşamak istememdir.
devamını gör...

cüneyt özdemir'in "son seçimlerde 130 bin oy aldınız, moraliniz bozulmadı mı?" sorusuna "benim ne moralim bozulucak halkımızın morali bozhulsun hah hah hah hah hah" diyerek cevap veren; dobralığı, girdiği her seçimi kaybetmesine sebep olmuş, lafı dolandırmayan liberal demokrat parti eski genel başkanı ve iş adamı. gülüşü evlere şenliktir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim