18 yaşındayım ilk ilişkime girdim çok mutlu oldum
başlığı "ilk işime girdim" diye okudum, "ayıp bir şey değil" yazısını da, "bu işsizlikte nispet yapar gibi, ne paylaşıyorsun"'a savunma sandım.
ah, masum ben.
ah, masum ben.
devamını gör...
depresyon
nedensizce girip nedensizce çıkamadığım duygu durumu.pskolojik çöküntü.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
e)
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
başımı kaldırıp bakıyorum etrafımda bir sürü kapı var. renk renk, küçüklü büyüklü bir çok kapı, kimisi albenili yepyeni, kimisi ise yaşanmışlıkları üzerinde, bir şekilde hırpani...
şöyle bir dönüyorum, izliyorum tek tek. sonra yaklaşıyorum dokunuyorum her birine. birinin tenine dokunup okşamak gibi. kimisi pütürlü minik kıymıkları ile yaralıyor, kimisi ahşap olmasına rağmen pürüzsüz, kimisi de plastik suni ve hissiz.
hangisinden adım atacağıma karar veremiyorum. biliyorum ki birçok kez yanlış kapıdan içeri girmiş ; kimi zaman kırılmış, kiminde kırmış ve nicesinde de yara bere içinde mücadele etmek zorunda kalmıştım.
derin bir nefes aldım. aralarında en doğal görünen, yılların izi ile hafif eskimiş ama hala şıklığını koruyan en solumdaki kapıya doğru bir adım attım. yavaşça çevirdim kulbu. içeriden kahkaha sesleri geliyordu. minik bir çocuğun bir uçurtmanın etrafında koşturmacasını izliyordum. birden burnuma bir koku geldi, portakal kokusuyla harmanlanmış bir kahve kokusu. insanın içini ferahlatırken iştahını da açan bu kokuyu takip ettim. arka planda bir piyano sesi duyuyordum,insanın içine işliyor hafiften bir hüzün dolduruyordu. yavaş ama temkinli adımlarla ilerliyordum. bilmem neden birden gökyüzü kararıverdi, yıldızlar süsledi her yanı. parlak ışıkları aydınlattı yolumu. ileri doğru bir göz attım. baktım. baktım. baktım. gördüğüme inanamıyordum. bir masada huzur, oturmuş bana gülümsüyordu. etrafından yansıyan aurora öyle ışıl ışıldı ki... kuzey ışıklarını gördüğüme yemin edebilirdim. yaklaştım. konuşmaya başladı. anlattı. o anlattıkça ben mutlu oldum. o sustu, ben başladım. doyumsuz bir sohbetin içinde kayboluyordum.
sonra biri seslendi arkamdan "çabuk, çabuk buradan çıkmalısın! hadi, şimdi doğru zaman değil! "
devamını gör...
mersin
geniş caddeleri, palmiyeleri ve yelkenlileriyle farklı bir gezegen. türkiye'nin muz, çilek ve narenciye birincisi.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
şener şen ve şebnem ferah rozeti alabilir miyim? lütfen.
devamını gör...
boşanma sebepleri
bir çiftin boşanma tutanağında kadının yazdıklarını okuyan adam çok etkilenmiştir. ve tutanakta şunları yazmıştı kadın:
o kendi dünyasında benimle iletişim kurmadan yaşayabiliyordu. problem yoktu. böyle sonsuza dek yaşardı. sessizlik ile uygulanan bir psikolojik şiddeti, sessiz işkenceyi istemiyorum.
hem kadın hem de adam eşlere sesleniyorum. eşinizi yalnız bırakmayın onları yalnızlık hissine alıştırırsanız sonunda siz de yalnız kalırsınız.
o kendi dünyasında benimle iletişim kurmadan yaşayabiliyordu. problem yoktu. böyle sonsuza dek yaşardı. sessizlik ile uygulanan bir psikolojik şiddeti, sessiz işkenceyi istemiyorum.
hem kadın hem de adam eşlere sesleniyorum. eşinizi yalnız bırakmayın onları yalnızlık hissine alıştırırsanız sonunda siz de yalnız kalırsınız.
devamını gör...
kükürt
doğada saf halde veya başka cisimlerle bileşik olarak da bulunabilen elementtir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
(bkz: ponçik memure)
hayırlısı olsun dediğim yazar kardeş.
her işin altından kalkar, ona şüphe yok zaten, moderatörlük de kendisine yakışacak ona da eminim.
hayırlısı olsun dediğim yazar kardeş.
her işin altından kalkar, ona şüphe yok zaten, moderatörlük de kendisine yakışacak ona da eminim.
devamını gör...
embriyo
bebeğin ilk gelişim evresi.
gebe kalma döneminden sekizinci haftanın sonuna kadar olan bir basamak işte. dokuzuncu haftadan itibaren ise ana rahmindeki canlı fetüs olarak adlandırılır. çoğunlukla anne vücudunun özel organ ya da yumurta zarlarında meydana gelir embriyonik gelişim sonra aktif hareket kabiliyeti ve kendi kendine beslenme ile son bulur.
insan embriyosundan bahsedelim, rahim içi yani doğum öncesi insan gelişimi yaklaşık 38 hafta sürer. rahim içi gelişimi iki döneme ayırırlar, biri embriyonik dönem diğeri ise fetal dönem'dir. embriyonik dönem, döllenmeden 56 günlük gelişime yani 8'ci haftaya kadar sürer. bu dönemde gelişen insan vücuduna embriyo deriz. gelişimin 9'cu haftasından doğuma kadar geçen süre ise tıbbi terminolojide fetal olarak adlandırılmıştır. ve ayrıca intrauterin gelişen organizma fetüs terimi ile ifade edilir.
gelişim sırasında, insan embriyosunun boyutu da artmaktadır. gelişimin ilk haftasında embriyo küresel bir şekle sahiptir. çapı 0,12 mm ya da daha azdır. gelişimin 9. haftasına geldiğimizde, ki bu dönem embriyonik dönemin sonudur, artık zarsız ve plasentasız embriyo yaklaşık 5 cm uzunluğa sahiptir.
ilk hafta bitene kadar embriyo, döllenmiş bir yumurta(zigot), çok hücreli olma(bölünme) ve ilk dokuların(blastokist) oluşumu aşamalarından geçer. ilk haftada embriyo, rahim sıvısında çözünmüş maddelerle beslenir, fakat daha sonraki gelişim sürecinde embriyo, annenin vücuduyla daha da yakın bir bağlantı kurarak besinleri doğrudan annenin kan dolaşımından alır.
anne vücuduyla embriyo arasındaki temas özel organ ve dokularda gerçekleşir. bu teması sağlamak için embriyo rahim duvarına yapıştırılır(ki biz buna embriyo implantasyonu deriz). implantasyon gelişimin 2'ci haftasında başlar. implantasyonu gerçekleştirmek için embriyo özel doku geliştirir(ki biz buna trofoblast deriz) uterusun mukoza zarını kısmen çözen(endometriyum), gelişmekte olan embriyoyu uterus duvarına sokar. trofoblast, gelişmekte olan embriyonun dış tabakasıdır, embriyoyu her taraftan çevreler, bu sayede embriyo ve uterusun etkileşimi gerçekleşir.
gelişimin 3'cü haftasında, insan embriyosu embriyonik zarları geliştirmeye başlar - koryon ve amniyon.... koryon, trofoblasttan oluşur, rahim dokularında annenin kan damarlarıyla etkileşime giren dış kabuktur. embriyonik dönemin sonunda, uterusun koryon ve amniyon içindedir. böylece gelişimin 3'cü haftasında insan embriyosu 1, 2 cm gibi çapta küresel bir oluşumdur, obstetrik uygulamada böyle bir oluşuma genelde ovum denir. ovumun içinde embriyonik disk ve ona bitişik yolk kesesi gelişir.
gelecekteki kişinin vücudu, embriyonun embriyonik disk olarak adlandırılan kısmından gelişir, embriyonun geri kalanı yardımcı bir işlev görmektedir. yani bunlar geçici oluşumlardır. mesela yolk kesesi embriyonik bağırsağa çekilir ve kaybolur falan gibi yani öyle şeyler. bunlar geçici organlardır. hem resmen hem esas olarak geçici organlar embriyonun bir parçası olsalar da, genelde ekstraembriyonik organlar olarak adlandırılırlar. embriyonun gelecekte fetüsü oluşturacak kısmına ve daha sonra bebeğin vücuduna genellikle gerçek embriyo denir.
kötü alışkanlıklara sahip olmak hamileliği olumsuz etkileyebilir. mesela annenin sigara içmesi zaman ve ağırlık açısından prematüre bebek doğurma riskini artırır. alkol tüketimi ise çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde gecikme, yüz ve uzuv kusurlarının varlığı ve kalp kusurlarına neden olabilir....
ben biyolog değilim, bu konular hassas konulardır. bir doktor veya biyologdan bilgi alabilirsiniz.
gebe kalma döneminden sekizinci haftanın sonuna kadar olan bir basamak işte. dokuzuncu haftadan itibaren ise ana rahmindeki canlı fetüs olarak adlandırılır. çoğunlukla anne vücudunun özel organ ya da yumurta zarlarında meydana gelir embriyonik gelişim sonra aktif hareket kabiliyeti ve kendi kendine beslenme ile son bulur.
insan embriyosundan bahsedelim, rahim içi yani doğum öncesi insan gelişimi yaklaşık 38 hafta sürer. rahim içi gelişimi iki döneme ayırırlar, biri embriyonik dönem diğeri ise fetal dönem'dir. embriyonik dönem, döllenmeden 56 günlük gelişime yani 8'ci haftaya kadar sürer. bu dönemde gelişen insan vücuduna embriyo deriz. gelişimin 9'cu haftasından doğuma kadar geçen süre ise tıbbi terminolojide fetal olarak adlandırılmıştır. ve ayrıca intrauterin gelişen organizma fetüs terimi ile ifade edilir.
gelişim sırasında, insan embriyosunun boyutu da artmaktadır. gelişimin ilk haftasında embriyo küresel bir şekle sahiptir. çapı 0,12 mm ya da daha azdır. gelişimin 9. haftasına geldiğimizde, ki bu dönem embriyonik dönemin sonudur, artık zarsız ve plasentasız embriyo yaklaşık 5 cm uzunluğa sahiptir.
ilk hafta bitene kadar embriyo, döllenmiş bir yumurta(zigot), çok hücreli olma(bölünme) ve ilk dokuların(blastokist) oluşumu aşamalarından geçer. ilk haftada embriyo, rahim sıvısında çözünmüş maddelerle beslenir, fakat daha sonraki gelişim sürecinde embriyo, annenin vücuduyla daha da yakın bir bağlantı kurarak besinleri doğrudan annenin kan dolaşımından alır.
anne vücuduyla embriyo arasındaki temas özel organ ve dokularda gerçekleşir. bu teması sağlamak için embriyo rahim duvarına yapıştırılır(ki biz buna embriyo implantasyonu deriz). implantasyon gelişimin 2'ci haftasında başlar. implantasyonu gerçekleştirmek için embriyo özel doku geliştirir(ki biz buna trofoblast deriz) uterusun mukoza zarını kısmen çözen(endometriyum), gelişmekte olan embriyoyu uterus duvarına sokar. trofoblast, gelişmekte olan embriyonun dış tabakasıdır, embriyoyu her taraftan çevreler, bu sayede embriyo ve uterusun etkileşimi gerçekleşir.
gelişimin 3'cü haftasında, insan embriyosu embriyonik zarları geliştirmeye başlar - koryon ve amniyon.... koryon, trofoblasttan oluşur, rahim dokularında annenin kan damarlarıyla etkileşime giren dış kabuktur. embriyonik dönemin sonunda, uterusun koryon ve amniyon içindedir. böylece gelişimin 3'cü haftasında insan embriyosu 1, 2 cm gibi çapta küresel bir oluşumdur, obstetrik uygulamada böyle bir oluşuma genelde ovum denir. ovumun içinde embriyonik disk ve ona bitişik yolk kesesi gelişir.
gelecekteki kişinin vücudu, embriyonun embriyonik disk olarak adlandırılan kısmından gelişir, embriyonun geri kalanı yardımcı bir işlev görmektedir. yani bunlar geçici oluşumlardır. mesela yolk kesesi embriyonik bağırsağa çekilir ve kaybolur falan gibi yani öyle şeyler. bunlar geçici organlardır. hem resmen hem esas olarak geçici organlar embriyonun bir parçası olsalar da, genelde ekstraembriyonik organlar olarak adlandırılırlar. embriyonun gelecekte fetüsü oluşturacak kısmına ve daha sonra bebeğin vücuduna genellikle gerçek embriyo denir.
kötü alışkanlıklara sahip olmak hamileliği olumsuz etkileyebilir. mesela annenin sigara içmesi zaman ve ağırlık açısından prematüre bebek doğurma riskini artırır. alkol tüketimi ise çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde gecikme, yüz ve uzuv kusurlarının varlığı ve kalp kusurlarına neden olabilir....
ben biyolog değilim, bu konular hassas konulardır. bir doktor veya biyologdan bilgi alabilirsiniz.
devamını gör...
aşk
kalbinde hapsolmuş, uçamayan kuş. içinden çıkmak için çırpındıkça telaşı artan ama hareketsiz de kalamayan bir kuş.
çok değişik bir sancı. insanı mahveden türden.
çok değişik bir sancı. insanı mahveden türden.
devamını gör...
mahlassızım
gönlü geniş, yüreği sevgi dolu bir kafa sözlük yazarı. hani bazen iyi ki tanımışım dediğiniz insanlar olur ya, mahlassızım benim için öyle bir insan işte. kafa sözlük diye bir mecra olmasaydı bu kadar ortak noktalarımızın olduğu mahlassızım gibi yüce bir insan hayatıma hiç girmemiş olacaktı. bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum.
mahlassızım yalnızca bir kafa sözlük yazarı değil; o, yazdıklarıyla bir okul, bir ekoldür aynı zamanda. umarım her kafa sözlük yazarı onun okyanusundan kendisine düşen damlacıkları yudumlar. ben, kitap önerileri ve hayat tavsiyeleriyle onun tecrübelerinden ve bilgi birikiminden faydalanmak için çaba sarf edeceğim.
ayrıca artık aramızda küçük ama bir o kadar sevimli bir sırrımız var. şşş! kimseye söylemeyelim tamam mı?*
mahlassızım yalnızca bir kafa sözlük yazarı değil; o, yazdıklarıyla bir okul, bir ekoldür aynı zamanda. umarım her kafa sözlük yazarı onun okyanusundan kendisine düşen damlacıkları yudumlar. ben, kitap önerileri ve hayat tavsiyeleriyle onun tecrübelerinden ve bilgi birikiminden faydalanmak için çaba sarf edeceğim.
ayrıca artık aramızda küçük ama bir o kadar sevimli bir sırrımız var. şşş! kimseye söylemeyelim tamam mı?*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
çizimlerimin çoğu telifli olduğu için burada paylaşamamaktan içim gidiyor, ama şöyle bir hızlı skeç yapabilirim herhalde.
buyurunuz çocukluğumun kahramanı
çizimi buraya koyma konusndaki yardımı için trevor philips ' e teşekkür ederim
( sigara içmek sağlığa zararlıdır gençler, içmeyin)
buyurunuz çocukluğumun kahramanı
çizimi buraya koyma konusndaki yardımı için trevor philips ' e teşekkür ederim
( sigara içmek sağlığa zararlıdır gençler, içmeyin)
devamını gör...
14 yaşındaki kızını öldüren baba
yine birçok insan tarafından masum görülen babadır. çünkü bu ülkede bir erkek ne yaparsa yapsın suçsuzdur, masumdur. birileri onu delirtmiş, o noktaya getirmiştir. yoksa o öyle bir şey yapar mıdır canım? ama bunu yapan kişi anne olsaydı ardından -haklı olarak- söylenmeyen kalmazdı.
keşke önce kendisini öldürseydi de o çocuk hayatta kalsaydı dediğim kişidir.
ayrıca bir insanın mental hastalıkları * başka birinin canına kıymasında haklı ya da hafifletici bir neden olarak görülmemeli.
keşke önce kendisini öldürseydi de o çocuk hayatta kalsaydı dediğim kişidir.
ayrıca bir insanın mental hastalıkları * başka birinin canına kıymasında haklı ya da hafifletici bir neden olarak görülmemeli.
devamını gör...
veba
albert camus’nün müthiş sembolik öğeler barındıran kült eseri. 1940’lı yıllarda cezayir’in oran şehrinde farelerin getirdiği veba salgınına karşı verilen mücadelenin romanı. kitabın başında vebanın, fareler aracılığı ile yayılmasının tasvir edildiği kısımlar inanılmazdır. imkânınız varsa eve kapandığımız bu günlerde mutlaka okuyun.
yukarıda da belirtmiştim romanın sembolik öğeler barındırdığını. dolayısıyla oran şehrinde gerçekte yaşanmamış olan bu salgın, almanların fransa’yı işgalini veya fransızların cezayir’i sömürgeleştirmesini simgeliyor. yazar, ikinci dünya savaşında avrupalıların nazilere kara veba ismini vermesinden etkilenmiştir. albert camus, roland barthes’a yazdığı bir mektupta romanının, nazilere karşı direnişin tam bir tarihçesi olmadığını ancak bundan da geri kalmadığını belirtmiş. romanı bu gözle okuyunca benim en çok ilgimi çeken karakter cottard oldu. romanın bir yerinde bu anti kahraman; “benim için açık ve net olan bir şey vardır o da veba ile içiçe yaşadığımdan bu yana kendimi daha iyi hissediyorum." der. bu karakter, fransa’nın işgali sırasında inanılmaz boyutlara ulaşan nazi işbirlikçilerini temsil ediyor. romanın sonunda veba ile mücadele kazanılınca cottard polis tarafından tutuklanır ve halk tarafından dövülür. nazi işgali bitince de işbirlikçiler yargılanır ve idama mahkum edilir.
fransa’nın naziler tarafından işgali, cezayir’in fransızlar tarafından işgali, istanbul’un ingilizler tarafından işgali gibi spesifik olaylar anlatılmış olsa sıradan tarihi bir roman okumuş oluruz. ancak yazar romanda öyle bir sembolik dünya kuruyor ki; tarihin herhangi bir döneminde, herhangi bir zaman diliminde yaşanabilecek tüm “saçmalıklara” cuk diye oturuyor kitap.
yukarıda da belirtmiştim romanın sembolik öğeler barındırdığını. dolayısıyla oran şehrinde gerçekte yaşanmamış olan bu salgın, almanların fransa’yı işgalini veya fransızların cezayir’i sömürgeleştirmesini simgeliyor. yazar, ikinci dünya savaşında avrupalıların nazilere kara veba ismini vermesinden etkilenmiştir. albert camus, roland barthes’a yazdığı bir mektupta romanının, nazilere karşı direnişin tam bir tarihçesi olmadığını ancak bundan da geri kalmadığını belirtmiş. romanı bu gözle okuyunca benim en çok ilgimi çeken karakter cottard oldu. romanın bir yerinde bu anti kahraman; “benim için açık ve net olan bir şey vardır o da veba ile içiçe yaşadığımdan bu yana kendimi daha iyi hissediyorum." der. bu karakter, fransa’nın işgali sırasında inanılmaz boyutlara ulaşan nazi işbirlikçilerini temsil ediyor. romanın sonunda veba ile mücadele kazanılınca cottard polis tarafından tutuklanır ve halk tarafından dövülür. nazi işgali bitince de işbirlikçiler yargılanır ve idama mahkum edilir.
fransa’nın naziler tarafından işgali, cezayir’in fransızlar tarafından işgali, istanbul’un ingilizler tarafından işgali gibi spesifik olaylar anlatılmış olsa sıradan tarihi bir roman okumuş oluruz. ancak yazar romanda öyle bir sembolik dünya kuruyor ki; tarihin herhangi bir döneminde, herhangi bir zaman diliminde yaşanabilecek tüm “saçmalıklara” cuk diye oturuyor kitap.
devamını gör...
misafir olduğun evde ev sahibinden erken uyanmak
melih cevdet anday'ın söylediği gibi ise durum, huzurla ve bu enerjiyle uyunduğu için olabilir;
"bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup, uyusam…"
"bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup, uyusam…"
devamını gör...
signal
whatsapp muadili mesajlaşma programı, çok güvenli olduğu iddia ediliyor, uzaylı elon musk tarafından da tavsiye edilmiş.
devamını gör...
bir gün ölecek olmak
‘eğer sana seçme şansı verselerdi,kısacık hayatın ardından öleceğini bile bile yaşamayı kabul eder miydin?,
jostein gaarder/ portakal kız
jostein gaarder/ portakal kız
devamını gör...
sözlüğün faydaları
yalnızlığımı azaltıyor.
devamını gör...
1 yıl içinde 192 milyar dolar borç ödememiz gerektiği gerçeği
karamsarlığa iten durum. 1 yıl içinde ödememiz veya tekrar borçlanmak suretiyle çevirmemiz gereken borç tutarı 192 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı.
türkiye'de böyle bir para yok. bu parayı bulma imkanımız da yok.

www.bloomberght.com/kisa-va...
türkiye'de böyle bir para yok. bu parayı bulma imkanımız da yok.

www.bloomberght.com/kisa-va...
devamını gör...
aptal puma sendromu
elde edeceğim şey, harcadığım emeğe değecek mi sorusunu sordutturur.bazen plansız bir şekilde belirlenen hedeflerin peşinden ısrarla koştururuz en büyük kaybın zaman olduğunu bilmeden.
devamını gör...