18 yaşında olup çok fazla ilişkisi olmamış olan insan
ilkokulu boş geçmiş insandır. kınıyorum, ben daha ana okulunda çok hızlıydım.
devamını gör...
çocukken okunan ilk kitap
kibritçi kız ya da küçük kara balık..net hatırlayamadım şuan
devamını gör...
sen kimsin
''bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. menzilin yokluk olsun. insanın çömlekten farkı olmamalı. nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.,,
şems-i tebrizi
şems-i tebrizi
devamını gör...
tarihte bugün
devamını gör...
normal sözlük antik çağ'da olsaydı alınabilecek nickler
nemrudunkızıyandırdınbizi.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
"eğer bu ölümse, ölümden korkmamalı.
onun güzel yüzünde, ölüm bile güzeldi."
-francesco petrarca
her gün olduğu gibi bugün de birçok söz, cümle okudum ama en güzeli buydu.
onun güzel yüzünde, ölüm bile güzeldi."
-francesco petrarca
her gün olduğu gibi bugün de birçok söz, cümle okudum ama en güzeli buydu.
devamını gör...
10 ocak 2021 normal sözlük tanım rekoru
ekşi sözlüğün neredeyse yarısı kadar günlük tanım girilmiş. sadece iki aylık sözlük olduğumuz düşünülürse bir acayip olay. nereye gidiyor bu sözlük ?
link
link
devamını gör...
anonim yazar
kendisini kapitalist yazarlara karşı yetiştirmiş, yoldaşın yol ve kafa arkadaşı, sanki bizi emperyalist ülkelere karşı koruyacak gibi duran, dosta güven düşmana korku veren yazar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
nasıl anlatılır ki bu boşluk? bir yoksunluğa inat başlayan, günbegün hayatıma dolan, kırılma noktasında kırılmayan, aksine daha da güçlenen, ömrüme kök salan, uzun bir aşk hikayesi bu. sonu baştan belli olan. ama başlamanın bir anlamı varsa o da bitişi göze almak değil miydi zaten?
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
devamını gör...
portakal kız
yıllarca bebek arabasında gizlenmiş olan bir mektup aniden ortaya çıkar.
mektup, on bir yıl önce, o sıralarda üç buçuk yaşında olan oğula, kısa bir süre sonra ölmüş olacak babası tarafından yazılmıştır.
‘rahat oturuyor musun georg ?mutlaka rahat oturmalısın çünkü sana heyecan verici bir hikaye anlatacağım’
sözleriyle başlar.
...
‘ve söylesene, hubble teleskobu nasıl? biliyor musun? astronomlar evrenin yapısı hakkında daha fazla şey biliyorlar mı artık?’

25 nisan 1990 yılında uzay teleskobu görevine başlamıştı.(babanın hastalığını öğrendiğiyle aynı zamana rastlar).koskoca uzay boşluğunda ilerleyerek fotoğraflar çekecek ve yeryüzünde hiçbir teleskobun yapamayacağını gerçekleştirecekti: on iki milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksilere aynalarını çevirecekti. bu evrenin tarihinde on iki milyar geriye bakmak demekti.

tıpkı geçmişe aynalarını çeviren hubblegibi bu mektup da babası ve portakal kıza, dolayısıyla georg’un da geçmişine de ayna tutacaktı.
...
ilerleyen sayfalarda baba, oğluna şunu soracaktı ve dolayısıyla okuyucuya :
‘eğer sana seçme şansı verselerdi, kısacık hayatın ardından öleceğini bile bile yaşamayı kabul eder miydin’.
kitap, hayattaki rastlantılarla örülmüş bir macerayla bizi içine çekiyor ve o kadar akıcı bir hızla ilerliyor ki okumak isteyenler için ileride neler olacağını anlatıp büyüsünü bozmak istemiyorum.
not: onu aldığımda baskısı yoktu, ikinci el bulabildim.

yazar jostein gaarder felsefe öğretmenidir, genç insanlara bu bilimi öğretmekten keyif alır. her ne kadar öğretmek sözcüğünü kullansam da bunu farkettirmeden yapar. sophie’ nin dünyası, maya, iskambil kağıtlarının esrarı, prenelerdeki şato, sirk müdürünün kızı, jostein gaarder’in okuduğum diğer kitapları. hepsini ayrı seviyorum ve kütüphanemden hiç ayırmıyorum. hem neşeli hem de biraz buruk; ama hayata dair sorularla karşımıza çıkıyor, düşündürüyor.
mektup, on bir yıl önce, o sıralarda üç buçuk yaşında olan oğula, kısa bir süre sonra ölmüş olacak babası tarafından yazılmıştır.
‘rahat oturuyor musun georg ?mutlaka rahat oturmalısın çünkü sana heyecan verici bir hikaye anlatacağım’
sözleriyle başlar.
...
‘ve söylesene, hubble teleskobu nasıl? biliyor musun? astronomlar evrenin yapısı hakkında daha fazla şey biliyorlar mı artık?’

25 nisan 1990 yılında uzay teleskobu görevine başlamıştı.(babanın hastalığını öğrendiğiyle aynı zamana rastlar).koskoca uzay boşluğunda ilerleyerek fotoğraflar çekecek ve yeryüzünde hiçbir teleskobun yapamayacağını gerçekleştirecekti: on iki milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksilere aynalarını çevirecekti. bu evrenin tarihinde on iki milyar geriye bakmak demekti.

tıpkı geçmişe aynalarını çeviren hubblegibi bu mektup da babası ve portakal kıza, dolayısıyla georg’un da geçmişine de ayna tutacaktı.
...
ilerleyen sayfalarda baba, oğluna şunu soracaktı ve dolayısıyla okuyucuya :
‘eğer sana seçme şansı verselerdi, kısacık hayatın ardından öleceğini bile bile yaşamayı kabul eder miydin’.
kitap, hayattaki rastlantılarla örülmüş bir macerayla bizi içine çekiyor ve o kadar akıcı bir hızla ilerliyor ki okumak isteyenler için ileride neler olacağını anlatıp büyüsünü bozmak istemiyorum.
not: onu aldığımda baskısı yoktu, ikinci el bulabildim.

yazar jostein gaarder felsefe öğretmenidir, genç insanlara bu bilimi öğretmekten keyif alır. her ne kadar öğretmek sözcüğünü kullansam da bunu farkettirmeden yapar. sophie’ nin dünyası, maya, iskambil kağıtlarının esrarı, prenelerdeki şato, sirk müdürünün kızı, jostein gaarder’in okuduğum diğer kitapları. hepsini ayrı seviyorum ve kütüphanemden hiç ayırmıyorum. hem neşeli hem de biraz buruk; ama hayata dair sorularla karşımıza çıkıyor, düşündürüyor.
devamını gör...
sevgilisine kitap hediye eden adam
değeri bilinmeyecek insandır. kitap hediye etmek ne kelime yeri geldiğinde şiir bile yazar bu saf romantikler lakin kadın kısmı bunları sadece uzaktan sever.
devamını gör...
ilham getiren şeyler
yağmur.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
sevdiğim yazarlardandır, kalemi de ismi gibi tatlıdır efendim.
vaay be, en iyi yazarın nickaltını şahsım açmış!
ulan var bende bi gurmelik ama, neyse.
vaay be, en iyi yazarın nickaltını şahsım açmış!
ulan var bende bi gurmelik ama, neyse.
devamını gör...
zaman makinesi icat edilse tanışılacak insanlar
buddha
lao tzu
confucius
atatürk
arthur schopenhauer
carl jung
lao tzu
confucius
atatürk
arthur schopenhauer
carl jung
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
hayatında hiç görmemiş, yaşamamış ve yaşayamayacak olanların sürekli kötülemeye çalıştığı ilimiz.
evet (özellikle iç-dış göç nedeni ile) eskisi gibi olmadığı doğru ve olamayacağı da kesin ama olsun yaşadıklarımız bile bize yeter.
evet (özellikle iç-dış göç nedeni ile) eskisi gibi olmadığı doğru ve olamayacağı da kesin ama olsun yaşadıklarımız bile bize yeter.
devamını gör...
klavyenize bıktım yazdıktan sonra çıkan kelime
'bıktım artık bu memlekette uyanmak istemiyorum.' ile katıldığım akım.
telefonum kendi memleketine dönmek istiyor galiba. hiç kusura bakma canım daha yolun başındayız.
telefonum kendi memleketine dönmek istiyor galiba. hiç kusura bakma canım daha yolun başındayız.
devamını gör...
iz bırakan şarkı sözleri
zor zamanlar olur, nasıl çıkarsan içinden omurgan öyle şekillenir.
(bkz: adamlar)
(bkz: adamlar)
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
sadece karşı cinste değil tüm insanlarda, zeka..
devamını gör...
geceye bir nihal atsız şiiri bırak
bahtiyarlık
bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
bahtiyarlık: ömründe bir kere sevinmektir.
bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.
dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... o bir sır...
bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
bilgi, bolluk, din, para... hepsi boş, hepsi kısır...
en fazlası bir dünya uçmağına inmektir.
her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı...
türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
halbuki bahtiyarlık: belirsizdir ve tektir.
bahtiyarlık: boraca yüce dağları aşmak
varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir.
bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
bahtiyarlık: ömründe bir kere sevinmektir.
bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.
dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... o bir sır...
bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
bilgi, bolluk, din, para... hepsi boş, hepsi kısır...
en fazlası bir dünya uçmağına inmektir.
her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı...
türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
halbuki bahtiyarlık: belirsizdir ve tektir.
bahtiyarlık: boraca yüce dağları aşmak
varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir.
devamını gör...

