adana'nın yüreğir ilçesinde meydana gelen iç burkan olaydır. adamı tanıyan insanlar intihar etmesinin "ekonomik sıkıntılar" nedeniyle olduğunu söylüyor. havuz medyasında yer alır mı ? sanmam. çünkü mamalandıkları kişiler bu olayın bizzat failidir.

buradan

*hassas içerik
devamını gör...

1943 doğumlu, din kültürü öğretmeni ve şair. dilden dile dolaşan "türkiyem" şiirinin yazardır. bir dönem trafik kazası geçirmiş ve hafızasını tamamiyle kaybetmiştir. takvimler 2008'i gösterdiği vakit, 65 yaşında, hayata gözlerini yummuştur. en sevdiğim şiirlerinden birisi olan sitâre şiirininin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

"nerden çıktın karşıma böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedimin nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymişim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuya atardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
bende onu alır anamın düşlerine kaçardım."
devamını gör...

vokalinin sesine bayıldığım ve hakikaten çok iyi şarkıları olan alternatif müzik grubu. yeni yeni parçalar çıkarmalarıyla değerlenmeye başladıkları döneme giriş yaptılar şu sıralar ve gerçekten daha da fazlasını hak ettiklerini düşünüyorum.





devamını gör...

kalkmak değil, zorunda olmaktır zor olan..
devamını gör...

daha tıklamadan hangi akla hizmet açıldığını sorguladığım ve aldığı tanım sayısını görmem ile hepten şaşırdığım bazı başlıklardır. okurken göz batması etkisi oluşturmalarıyla bilinirler. gündüz serisi tv programlarına bağlayacağımız başlıklardan uzak duralım, durmayanları uyaralım diye bir kamu spotu vermek isterim. elbette herkesin hayatına kimse karışamaz, isteyen istediği başlığı açar da "bu kadar da olmaz" dedirtmen guzum.
devamını gör...

pasifik okyanusu başta olmak üzere, genellikle okyanus ve açık denizlerde ortaya çıkan, çok yüksek yıkıcı etkilere sahip olan dev deniz dalgası.

edit: "tsu" liman, "nami" dalga anlamına geliyor.

biz okurken "tusunami" diyoruz, fakat dünya genelinde çoğunlukla "sunami" şeklinde telaffuz ediliyor.

tsunamiler, deniz dibinde gerçekleşen depremler ya da volkanik faaliyetler, denizlerde yapılan nükleer deneme kaynaklı patlamalar, çok büyük boyutlu meteorların yeryüzüne düşmesi, denize çok büyük miktarda madde salınımı gibi olaylar sonucunda gerçekleşebilirler. böyle bir olayın ardından deniz öncelikle kıyıdan geriye çekilir, ardından yüksek bir dalga olarak hızla geri gelir ve önce kıyılarda ne varsa yıkıp döker, sonra iç kesimlere kadar ilerleyerek mal ve can kayıplarına neden olur, fukuşima nükleer santrali'nde meydana gelen kazada olduğu gibi son derece tehlikeli ve sıkıntılı durumlara da yol açarlar.

edit 2: neye benzediğini görmek isteyen için
devamını gör...

insanlara inanmayıp gideceğim yeri farklı birkaç kişiye sormama neden olan insanlardır. bundan nasıl bir zevk alıyorlar anlamıyorum. ben yanlış gitsem de doğru gitsem de sana bir faydası yok ki. tek yaptıkları insanların birbirine olan güvenini kırmak.
devamını gör...

aşk aşk deyi yardırırsın,
tüm kadın profillerinin kodamanısın.
armullah derler senin adına,
serengeti yaylalarının çakalısın.*
devamını gör...

“olursa olur, olmazsa kendi bilir.”
devamını gör...

glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.

diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...

etimolojik olarak arapça skn kökünden gelen sākin ساكن "1. oturan, bir yerde ikamet eden, 2. hareketsiz, durgun" sözcüğünden alıntı kelimedir.

çok sevdiğim ancak türkiye'de çokça özlenen bir sıfattır aynı zamanda. sakin bir şehir, sakin bir halk, sakin bir siyaset, sakin insanlar... bunların hepsi ne yazık ki bize çok uzak geliyor. halbuki insanın güzel bir hayat yaşayabilmesi için ne kadar da gerekli sakin bir ortam.
devamını gör...

sürekli bir şeyleri şikayet etmeleri.
devamını gör...

5 yaş insanın en olgun çağıdır sonra çürüme başlar diyen alper kamu'ya hak verdiğim için hep 5 yaşında kalmak isterdim.
devamını gör...

çok büyük, yani kararsız atom çekirdeklerinin, ışıma yaparak parçalanması ve daha küçük atom çekirdeklerine dönüşmesi şeklinde ortaya çıkan çekirdek tepkimesi.

olay sonunda açığa çıkan enerjik parçacıklar, insan vücudu dahil birçok cismin içerisinden rahatlıkla geçer. enerjileri yüksek olduğundan, geçtikleri yerlerdeki atomlardan elektron koparabilirler. insan vücudunda da aynı etkiyi gösterdiklerinden hücre yapısını bozarak hücreyi mutasyona uğratır ve kanserojen etki gösterirler.
devamını gör...

‘şiddet karşıtlığının ürettiği güç kesinlikle insan yeteneğinin icat ettiği tüm silahların gücünden üstündür.’ diyen mahatma gandhi’nin belirli bir kötülüğe karşı kararlılıkla ama kesinlikle şiddete başvurmaksızın direnmeyi öngören felsefesi. bu felsefenin en temel ilkesi de hinduların ahimsa diye adlandırdığı şiddetsizlik ilkesidir. bu felsefeye göre şiddet kullanmak doğru kavrayışı kaybetmeye neden olurdu.
en temel örneklerinden biri de gandhi'nin büyük britanya imparatorluğu’nun sömürgeciliğine karşı direnişidir. mahatma gandhi hindistan’dan alınan britanya tuz vergisine karşı protestosunda yaptığı 400 kilometrelik gandhi tuz yürüyüşü ile ülkesinin britanya’ya karşı başkaldırısına öncülük etti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mahatma gandhi

işin ilginç yanı ise gandhi bu felsefenin temellerini henry thoreau’dan almıştı. nitekim gandhi daha öğrenciyken thoreau’nun ‘haksız yönetime karşı’ kitabını kendi anadiline çevirip yurttaşlarına dağıtmıştı. henry thoureu ise bu şiddetsiz direnme felsefesini hint kaynaklarından özellikle de bhagavad gita’dan esinlenerek çıkarmıştı. yani kökünü hindistan’dan alan düşünce batı’da(abd’de) gelişmiş ve yine anavatanına, hindistana dönmüş oluyordu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
henry d. thoreau
devamını gör...

çünkü cinlerin sınıf kini vardır.
devamını gör...

domestik olarak buradan izlenebilecek videodur.
devamını gör...

kazuo ıshıguro romanıdır.

zamanı doldurmak için bir şeylerle uğraşmak insanoğlunun toplumsal hafızasına kazınmış bir meşgale. gün boyu uğraşıp didindikten sonra, yapmamız gerekenleri yaptıktan, kendimize ait an parçalarını biriktirdikten sonra yorgun bir mutlulukla yatağa girdiğimiz anda aklımızda olan tek şey günden kalanlardır. bir muhasebe defterine döner zihnimiz ve hesaplaşma başlar.

bunu daha büyük ölçekte yaptığımız zaman hesaplaşma da büyür ödeyeceğimiz bedeller de. uzun bir yaşamı ortaya döküp olumlu ve olumsuz yanlarını ayıklamak en az o yaşam kadar uzun ve meşakkatli olacaktır.

bekçi mürteza’yı ilk olarak okuma fırsatını bulmadan izlemek durumunda kalmıştım. belki 10 belki 11 yaşında idim. o zamanlar vazife aşkı diye bilinen şimdi ise işkoliklik diye adlandırılıp anlamı bozulan o takıntının ne menem bir şey olduğunu bekçi mürteza ile anlamıştım.

günden kalanlar’daki stevens’ı da vazife aşkı ile yanıp tutuşan ve işini vakar içinde yapmak için ter döken bir başkahya. biz kitap boyu kendimizi onun yerine koyarak hikayesini, onun için günden kalanları takip ediyoruz.

ishiguro’nun her kitabı gibi bu kitap da gerçeğe farklı bir bakış açısı getirirken içimizdeki merhamet duygusunu okşuyor. büyüksün ishiguro!
devamını gör...

tdk anlamına göre varoş genelde kent merkezi dışında yaşayanlar.
fakir ise maddi durumu olmayıp geçim sağlayamayanlara denir.
ama çoğu insan varoşu argo kelime olarak kullanıyor.
bazen bu iki kavram iç içe kullanılıyor. ikisinin arasındaki bariz fark nedir ??
devamını gör...

bazı tetikleyiciler vardır, insanların bazı anılarını ve duygularını yüzeye çıkaran.

bu tetikleyiciler olukça aşına olduğunuz bir mekan olabilir veya alışık olduğunuz bir koku, tat,ses olabilir. bazen bir cümle, bir kelime olabilir. güzel bir müzik olabilir. bir resim, bir doku, bir obje, hatta bir insan bile olabilir.

insan sevdiği veya alışık olduğu birini kayıp ettiğinde ister istemez özler. fakat özlem duygusu zaman içinde solar ve hayat devam eder.

bazı zamanlar olur ki işte, kayıp ettiğiniz o kişi ile özdeşleşmiş bir tetikleyiciye maruz kalırsınız ve özlem orada vurur sizi. hafızanıza gömülmüş o anlılar tekrar uyanır. tekrar seyahat edersiniz o anlara.

tabi çok uzun sürmez bu, hızlı geri dönersiniz gerçekliğinize. bir sonrakine kadar unutur gidersiniz hayat koşuşturmacasının içerisinde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim