bu muydu kadını koruyacağız dediğiniz
her ne kadar fatih altaylı’dan haz etmesem de adam iktidara, diyanete güzel giydirmiş. fatih altaylı’nın ülkedeki kadın cinayetlerine yönelik yazdığı yazının muhteşem konu başlığıdır, sonuna kadar da haklıdır. o muhteşem yazı işte;
dün yine peş peşe kadın cinayetleri.
tam sayıyı bilmiyoruz.
ama ikisini gördük, duyduk, güvenlik kameralarından neredeyse canlı izledik.
biri istanbul’da.
melek yüzlü bir genç kız, başak cengiz, istanbul’a eğitimini tamamlamak için gelmiş.
palalı manyağın bir başka türü, kılıçlı bir sapık tarafından sokak ortasında doğrandı.
yakalanan katil, “kadın olduğu için öldürdüm” demiş. çünkü erkek olsa karşı koyabilirmiş.
tek suçu kadın olmak anlayacağınız. öldürülmek için tercih edilmiş olmasının başka hiçbir nedeni yok.
düşündükçe kahroluyor insan.
annemiz, eşimiz, kızımız aklımıza geliyor kadın olarak.
bir başka kadının ölüm yeri ordu.
boşanmak istediği kocası sokakta görüyor kadını.
sürüyor kullandığı minibüsü üzerine, çarpıyor ve duvara sıkıştırıyor araçla. yetmiyor bir de inip tekmeliyor üç çocuğunun annesini.
kadın oracıkta can veriyor.
onun da ölüm nedeni kadın olması.
çok aşikar olan koca şiddetinden bunalıp ayrılmak istemesi.
insanın içinde durduramadığı bir öfke kabarıyor bunları okuyup, izlerken.
ve aynı anda bir haber daha geçiyor akrandan.
karısı yerine baldızını öldüren adama yargılanmakta olduğu mahkemede “iyi hal indirimi” uygulanıyor.
içine ettiğimin, sözde adaleti tarafından. (acaba diyanet işlerimiz ne der bu baldız cinayetine?)
ve tüm bunların olduğu ülkede tek derdi kadını korumak olan “istanbul sözleşmesi” çok değil daha birkaç ay önce iptal edilmiş.
hem de imzalayan iktidar tarafından.
“merak etmeyin. sözleşmeye gerek yok. kadınları biz koruruz” yalanıyla.
işte koruduğunuz kadınlar ortada.
daha doğrusu kimi koruduğunuz ortada.
bu kafa ile yılmak yok korumaya devam.
türkiye’de tek bir kadın kalmayıncaya kadar.
kaynak; www.haberturk.com/yazarlar/...
dün yine peş peşe kadın cinayetleri.
tam sayıyı bilmiyoruz.
ama ikisini gördük, duyduk, güvenlik kameralarından neredeyse canlı izledik.
biri istanbul’da.
melek yüzlü bir genç kız, başak cengiz, istanbul’a eğitimini tamamlamak için gelmiş.
palalı manyağın bir başka türü, kılıçlı bir sapık tarafından sokak ortasında doğrandı.
yakalanan katil, “kadın olduğu için öldürdüm” demiş. çünkü erkek olsa karşı koyabilirmiş.
tek suçu kadın olmak anlayacağınız. öldürülmek için tercih edilmiş olmasının başka hiçbir nedeni yok.
düşündükçe kahroluyor insan.
annemiz, eşimiz, kızımız aklımıza geliyor kadın olarak.
bir başka kadının ölüm yeri ordu.
boşanmak istediği kocası sokakta görüyor kadını.
sürüyor kullandığı minibüsü üzerine, çarpıyor ve duvara sıkıştırıyor araçla. yetmiyor bir de inip tekmeliyor üç çocuğunun annesini.
kadın oracıkta can veriyor.
onun da ölüm nedeni kadın olması.
çok aşikar olan koca şiddetinden bunalıp ayrılmak istemesi.
insanın içinde durduramadığı bir öfke kabarıyor bunları okuyup, izlerken.
ve aynı anda bir haber daha geçiyor akrandan.
karısı yerine baldızını öldüren adama yargılanmakta olduğu mahkemede “iyi hal indirimi” uygulanıyor.
içine ettiğimin, sözde adaleti tarafından. (acaba diyanet işlerimiz ne der bu baldız cinayetine?)
ve tüm bunların olduğu ülkede tek derdi kadını korumak olan “istanbul sözleşmesi” çok değil daha birkaç ay önce iptal edilmiş.
hem de imzalayan iktidar tarafından.
“merak etmeyin. sözleşmeye gerek yok. kadınları biz koruruz” yalanıyla.
işte koruduğunuz kadınlar ortada.
daha doğrusu kimi koruduğunuz ortada.
bu kafa ile yılmak yok korumaya devam.
türkiye’de tek bir kadın kalmayıncaya kadar.
kaynak; www.haberturk.com/yazarlar/...
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
türk milleti zekidir, türk milleti çalışkandır.
devamını gör...
kastamonu'da hes barajının patladığı iddiası
değerli yazarlar, sel bölgesi çok çok kötü durumda , insanlar büyük bir felâketi yaşamış ve çok zor durumdalar.
hepinizden ricam bu konuyu üstte tutmaya çalışalım, şu an en önemli gündemin bu olması lazım, vefat eden vatandaşlar var allah'tan rahmet diliyorum, kayıp olan vatandaşlar var inşallah sağ salim bulunurlar.
eğer yardım organize edilecek se ben elimden geleni yaparım, kızılay hariç.
inşallah bir an önce huzurlu günlere kavuşuruz .
edit: kayıp başvurusu 100'ü geçmiş, her geçen dakika daha vahim oluyor.
hepinizden ricam bu konuyu üstte tutmaya çalışalım, şu an en önemli gündemin bu olması lazım, vefat eden vatandaşlar var allah'tan rahmet diliyorum, kayıp olan vatandaşlar var inşallah sağ salim bulunurlar.
eğer yardım organize edilecek se ben elimden geleni yaparım, kızılay hariç.
inşallah bir an önce huzurlu günlere kavuşuruz .
edit: kayıp başvurusu 100'ü geçmiş, her geçen dakika daha vahim oluyor.
devamını gör...
mutluluğu kaybettiğin yerde arama
değerli klinik psikolog beyhan budak ın son kitabı. sahi kitap yayın evinden çıkan bu kitap ilk baskı için 100bin adet basılmış. beyhan budak daha önce 2 tane kendine yardım kitabı çıkarmıştı bu üçüncüsü. ilk kitapta kendine iyi davran güzel insan okuyucuya kendine iyi davranmasını öğütlüyordu. ikinci kitabında senin suçun değil geçmişin yüklerinden kurtulma rehberi sunmuştu bizlere. bu üçüncü ve son kitabında ise kabullenerek nasıl güçlenebileceğimizi keşfetmeyi vaad etmiş.
ben beyhan budak'ı ilk olarak podcast'lerinden tanıdım. birbirinden keyifli ve öğretici ve de faydalı bilgileri mükemmel ses tonu ile anlatıyordu. ve gerçekten bir psikologa gidemeyecek durumda olanlar için (maddi sebepler veya başka diğer sebeplerden ötürü) gerçekten mükemmel bir hizmet diye düşündüm. daha sonra youtube kanalında bu podcastlerin videoları olduğunu gördüm. gerçekten dev hizmet dedim. hem de mesleğim ve meslektaşım adıma gururlandım. ve tabi ki bu süreçte sevgili beyhan hem tanınmaya başladı ve takipçi sayısı milyonlara ulaştı hem de bu podcastlerin ve videoların ardından kitaplarla okuyucuya ulaşmak istedi çok da iyi oldu. ben ilk 2 kitabını zevkle okudum ve bir çok danışanıma da gönül rahatlığıyla tavsiye ettim ve de çopk iyi geri dönüşler aldım. şimdi bu 3. kitabı olan 'mutluluğu kaybettiğin yerde arama' kitabını da hemen çıkar çıkmaz aldım ve okumaya başladım. yine harika bilgilerle dolu ve hiç yormadan okunan bir kitap. sevgili beyhan okuyucuyla sohbet eder gibi yazmış bu kitabını da. okurken mutlaka bol bol altını çizeceğiniz yerler çıkacak. hiç çekinmeyin çizin. size yine kitap içinde ve kitap sonunda bazı alıştırmalar verecek ki bunları da mutlaka yapmanızı öneririm.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim, beyhan'ın podcast kanalı, 2020 yılında türkiye'de en çok dinlenilen podcast kanalı oldu. ve ben yine hem beyhanla hem de mesleğimle psikolojiyle gurur duydum. umarım bu kitap da bol okuyucuya ulaşır.
ben beyhan budak'ı ilk olarak podcast'lerinden tanıdım. birbirinden keyifli ve öğretici ve de faydalı bilgileri mükemmel ses tonu ile anlatıyordu. ve gerçekten bir psikologa gidemeyecek durumda olanlar için (maddi sebepler veya başka diğer sebeplerden ötürü) gerçekten mükemmel bir hizmet diye düşündüm. daha sonra youtube kanalında bu podcastlerin videoları olduğunu gördüm. gerçekten dev hizmet dedim. hem de mesleğim ve meslektaşım adıma gururlandım. ve tabi ki bu süreçte sevgili beyhan hem tanınmaya başladı ve takipçi sayısı milyonlara ulaştı hem de bu podcastlerin ve videoların ardından kitaplarla okuyucuya ulaşmak istedi çok da iyi oldu. ben ilk 2 kitabını zevkle okudum ve bir çok danışanıma da gönül rahatlığıyla tavsiye ettim ve de çopk iyi geri dönüşler aldım. şimdi bu 3. kitabı olan 'mutluluğu kaybettiğin yerde arama' kitabını da hemen çıkar çıkmaz aldım ve okumaya başladım. yine harika bilgilerle dolu ve hiç yormadan okunan bir kitap. sevgili beyhan okuyucuyla sohbet eder gibi yazmış bu kitabını da. okurken mutlaka bol bol altını çizeceğiniz yerler çıkacak. hiç çekinmeyin çizin. size yine kitap içinde ve kitap sonunda bazı alıştırmalar verecek ki bunları da mutlaka yapmanızı öneririm.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim, beyhan'ın podcast kanalı, 2020 yılında türkiye'de en çok dinlenilen podcast kanalı oldu. ve ben yine hem beyhanla hem de mesleğimle psikolojiyle gurur duydum. umarım bu kitap da bol okuyucuya ulaşır.
devamını gör...
revolutionary girl utena (yazar)
çok şahane tanımlar yazan aynı zamanda da beğeni konusunda eli bol olan bir yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz efendim.
takipteyiz efendim.
devamını gör...
28 aralık 2020 ilber ortaylı açıklaması
sunucu cansu canan özgen, yaptığı canlı yayında ünlü tarihçi ilber ortaylı’yı konuk ettiğinde sonunda canlı yayının kapandığını zanneden ortaylı “maşallah, şuna bak” sözlerine açıklama getirdi.
hürriyete konuşan ortaylı şunları söyledi.
--- alıntı ---
vallahi ben çok akıllı, güzel ve kendini geliştirmiş buluyorum yayın yaptığım hanım kızı. hakikaten de maşallah. güzel olduğu zaten belli. giyimi, makyajı, duruşu, soru soruşu, konuya hâkimiyeti, türkçeyi doğru ve güzel kullanışı... buna tabii ki maşallah denir. başka ne denir?
bir iltifatı, bir takdiri, bir maşallahı alıp... üzerinden #metoo hareketi benzeri bir taciz devşirmek akıl alır gibi değil. #metoo hareketi bu kadar basit mi? türkiye’nin bu konuda zaten ciddi bir problemi var. her şey bu kadar basitleştirilmemeli. biraz catherine denuve okusunlar. (dünyaca ünlü yıldız taciz karşıtı hareketin ‘püritenliğe’ vardığı, erkeklerin kadınlara iltifat etmekte özgür olması gerektiğini anlatan bir mektup yazmıştı.) ben bu hanımla kaç zamandır program yapıyorum. gerçekten iyi. kendini geliştirdi, tv dünyasında türkçesi en iyi olanlardan. okuyor, soruyor, saçmalamıyor. giyimi, kuşamı, makyajı, duruşu, eli yüzü güzel. ben ona her zaman ‘maşallah’ derim. gerçekten aptallar! taciz lafları türemiş. olacak iş değil. onların anladığı türden maşallah değil bu... türkiye’de sosyal medya agora. herkes konuşuyor, fazla gürültü var.
--- alıntı ---
ayrıntılar; buradan
hürriyete konuşan ortaylı şunları söyledi.
--- alıntı ---
vallahi ben çok akıllı, güzel ve kendini geliştirmiş buluyorum yayın yaptığım hanım kızı. hakikaten de maşallah. güzel olduğu zaten belli. giyimi, makyajı, duruşu, soru soruşu, konuya hâkimiyeti, türkçeyi doğru ve güzel kullanışı... buna tabii ki maşallah denir. başka ne denir?
bir iltifatı, bir takdiri, bir maşallahı alıp... üzerinden #metoo hareketi benzeri bir taciz devşirmek akıl alır gibi değil. #metoo hareketi bu kadar basit mi? türkiye’nin bu konuda zaten ciddi bir problemi var. her şey bu kadar basitleştirilmemeli. biraz catherine denuve okusunlar. (dünyaca ünlü yıldız taciz karşıtı hareketin ‘püritenliğe’ vardığı, erkeklerin kadınlara iltifat etmekte özgür olması gerektiğini anlatan bir mektup yazmıştı.) ben bu hanımla kaç zamandır program yapıyorum. gerçekten iyi. kendini geliştirdi, tv dünyasında türkçesi en iyi olanlardan. okuyor, soruyor, saçmalamıyor. giyimi, kuşamı, makyajı, duruşu, eli yüzü güzel. ben ona her zaman ‘maşallah’ derim. gerçekten aptallar! taciz lafları türemiş. olacak iş değil. onların anladığı türden maşallah değil bu... türkiye’de sosyal medya agora. herkes konuşuyor, fazla gürültü var.
--- alıntı ---
ayrıntılar; buradan
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
üst edit: #300560 şu entry'i okumalısınız.
••
inanılmaz beğendiğim ve alış-veriş merkezine girince oyuncak mağazasının camına aşkla bakan küçük çocuklar gibi kafa store'a baktığım devrim gibi devrimdir.
eraa'nın da dediği gibi; fransız devrimi halt etmiştir, ssg'yi koşturmuştur. *
tebrik ediyor, başarıların devamını diliyoruz iko.
••
inanılmaz beğendiğim ve alış-veriş merkezine girince oyuncak mağazasının camına aşkla bakan küçük çocuklar gibi kafa store'a baktığım devrim gibi devrimdir.
eraa'nın da dediği gibi; fransız devrimi halt etmiştir, ssg'yi koşturmuştur. *
tebrik ediyor, başarıların devamını diliyoruz iko.
devamını gör...
zamanı durdurmak istenen anlar
şu an. muhteşem bir şekilde kar yağıyor ve ben geceyi ve karı izleyebilecek kadar şanslıyım.
devamını gör...
kendi işini kendi halleden insan
öyle olması gerek, alışmalıyız çünkü özünde tek başımızayız
devamını gör...
yazarların kitaplığındaki kitap sayısı
saymadım. kitaplığım küçük olduğu için okuduğum kitapları dolaba kaldırıyorum okuyacağım kitapları koyuyorum.
hayalim, kendi evime çıktığım zaman kocaman bir kütüphane oluşturmak.
hayalim, kendi evime çıktığım zaman kocaman bir kütüphane oluşturmak.
devamını gör...
kitlesel yok oluş
olağan dışı çok sayıda türün aynı anda ya da sınırlı bir zaman dilimi içinde yok olması durumudur. canlılığın evrimi sürecinde büyük ya da küçük ölçekli birçok toplu yok oluş olayı meydana gelse de beş tanesinin etkisi ve boyutu diğerlerine göre çok daha büyüktür.
ordovisiyan-silüryan yok oluşu: ordovisiyan dönemi sonunda yani 443,5 milyon yıl önce, tarihin ikinci en büyük toplu yok oluşu gerçekleşmiştir. tüm türlerin yaklaşık yüzde 60 ila 70’inin yok olduğu ordovisiyan-silüryan toplu yok oluşunun nedeni atmosferik karbondioksit seviyesinin düşmesidir. özellikle denize ait yaşam formları ciddi olarak etkilenmiştir. karbondioksidin düşüş nedeni olarak, volkanik aktivite ya da gama ışını patlaması nedeniyle ozon tabakasının zarar görmesi gibi tezler bulunmaktadır.
geç devoniyen yok oluşu: 375 milyon yıl önce canlı türlerinin yüzde 75 kadarının yok olduğu geç devoniyen kitlesel yok oluşu gerçekleşmiştir. aslında tek başına keskin bir olay olmayan bu yok oluşta çok etkenli bir sürü yok olma olayı peş peşe devam etmiştir ve tam süresi belirlenememiştir. bu süreçteki yok oluş olayları genel olarak denize ait yaşam formlarını etkilemiştir. küresel soğuma ve okyanuslardaki volkanik aktivitelerin neden olduğu okyanus anoksisi yani okyanuslardaki oksijenin tükenmesi ve deniz seviyesi değişimlerinden kaynaklandığına dair teoriler bulunmaktadır. bazı istatistiksel çalışmalar yok oluş hızının artmasından çok, türleşme hızındaki düşüşe dikkat çeker.
trias-jura yok oluşu: 201,3 milyon yıl önce ise dünya'daki türlerin yaklaşık olarak yüzde 70 ila 75’inin yok olmasına neden olan trias-jura kitlesel yok oluşuyla boşalan ekolojik nişler sonraki dönemde dinozorların daha baskın hale gelmesine yardımcı olmuştur. devoniyen yok oluşunun aksine bu olay hemen hemen 10.000 yıldan kısa sürmüştür. bu yok oluşun nedenlerine dair yaklaşımlardan birisi iklimin aşamalı olarak değişimi ve okyanusların asidifikasyonudur. ancak bu yaklaşım yok oluşun hızını açıklayamamaktadır. bu ani yok oluşun nedeni olarak asteroit çarpması da düşünülmüştür; ancak istenen etkiyi yaratabilecek ve bu döneme tarihlenen bir krater henüz tanımlanmamıştır. yoğun volkanik aktivite ve bazalt patlaması seli de bu yok oluşun nedenleri arasında olabilir.
kratese-paleosen yok oluşu: günümüze en yakın büyük toplu yok oluş ise 66 milyon yıl önce gerçekleşen kratese-paleosen yok oluşudur. bu yok oluş uçamayan dinozorların da ortadan kalkmasına neden olduğu için ilgi çekicidir. sadece dinozorların değil hayvan ve bitki türlerinin de dörtte üçünün yok olmasına neden olmuştur. çok kısa sürede gerçekleşen bu toplu yok oluş 2010 yılına kadar özellikle “dinozorlar nasıl yok oldu?” sorusuyla merak uyandırmış, pek çok tartışmanın konusu olmuştur. ansızın yayılan etkili bir salgın hastalık, yoğun volkanik aktiviteler ve asteroit çarpması bu tartışmalarda en çok gündeme gelen nedenlerdir. bunların en dikkat çekeni asteroit çarpmasıdır.
permiyen sonu yok oluşu: günümüzden 252,28 milyon yıl önce 20.000 yıl içinde bilinen en büyük kitlesel yok oluş yaşandı. yeryüzündeki canlılığın neredeyse yüzde 90’ının yok olmasına neden olan permiyen sonu kitlesel yok oluşunun nedenleri hakkında pek çok farklı fikir öne sürülmüştür. genel mekanizmanın, aşamalı çevresel değişimi takip eden ani afet olabileceği tartışılmıştır. sibirya teraslarındaki bazaltlar, yoğun volkanik aktiviteler, asteroit çarpması, deniz tabanından metan salınımı ve bu süreçleri takip eden sera gazı etkisi bu yok oluşa neden olabilecek ihtimallerdir. ancak en büyük canlı kaybının nedeni olan bu yok oluşa ilişkin tartışmalarda yeterli kanıtlar sunulamamıştır.
kaynak
ordovisiyan-silüryan yok oluşu: ordovisiyan dönemi sonunda yani 443,5 milyon yıl önce, tarihin ikinci en büyük toplu yok oluşu gerçekleşmiştir. tüm türlerin yaklaşık yüzde 60 ila 70’inin yok olduğu ordovisiyan-silüryan toplu yok oluşunun nedeni atmosferik karbondioksit seviyesinin düşmesidir. özellikle denize ait yaşam formları ciddi olarak etkilenmiştir. karbondioksidin düşüş nedeni olarak, volkanik aktivite ya da gama ışını patlaması nedeniyle ozon tabakasının zarar görmesi gibi tezler bulunmaktadır.
geç devoniyen yok oluşu: 375 milyon yıl önce canlı türlerinin yüzde 75 kadarının yok olduğu geç devoniyen kitlesel yok oluşu gerçekleşmiştir. aslında tek başına keskin bir olay olmayan bu yok oluşta çok etkenli bir sürü yok olma olayı peş peşe devam etmiştir ve tam süresi belirlenememiştir. bu süreçteki yok oluş olayları genel olarak denize ait yaşam formlarını etkilemiştir. küresel soğuma ve okyanuslardaki volkanik aktivitelerin neden olduğu okyanus anoksisi yani okyanuslardaki oksijenin tükenmesi ve deniz seviyesi değişimlerinden kaynaklandığına dair teoriler bulunmaktadır. bazı istatistiksel çalışmalar yok oluş hızının artmasından çok, türleşme hızındaki düşüşe dikkat çeker.
trias-jura yok oluşu: 201,3 milyon yıl önce ise dünya'daki türlerin yaklaşık olarak yüzde 70 ila 75’inin yok olmasına neden olan trias-jura kitlesel yok oluşuyla boşalan ekolojik nişler sonraki dönemde dinozorların daha baskın hale gelmesine yardımcı olmuştur. devoniyen yok oluşunun aksine bu olay hemen hemen 10.000 yıldan kısa sürmüştür. bu yok oluşun nedenlerine dair yaklaşımlardan birisi iklimin aşamalı olarak değişimi ve okyanusların asidifikasyonudur. ancak bu yaklaşım yok oluşun hızını açıklayamamaktadır. bu ani yok oluşun nedeni olarak asteroit çarpması da düşünülmüştür; ancak istenen etkiyi yaratabilecek ve bu döneme tarihlenen bir krater henüz tanımlanmamıştır. yoğun volkanik aktivite ve bazalt patlaması seli de bu yok oluşun nedenleri arasında olabilir.
kratese-paleosen yok oluşu: günümüze en yakın büyük toplu yok oluş ise 66 milyon yıl önce gerçekleşen kratese-paleosen yok oluşudur. bu yok oluş uçamayan dinozorların da ortadan kalkmasına neden olduğu için ilgi çekicidir. sadece dinozorların değil hayvan ve bitki türlerinin de dörtte üçünün yok olmasına neden olmuştur. çok kısa sürede gerçekleşen bu toplu yok oluş 2010 yılına kadar özellikle “dinozorlar nasıl yok oldu?” sorusuyla merak uyandırmış, pek çok tartışmanın konusu olmuştur. ansızın yayılan etkili bir salgın hastalık, yoğun volkanik aktiviteler ve asteroit çarpması bu tartışmalarda en çok gündeme gelen nedenlerdir. bunların en dikkat çekeni asteroit çarpmasıdır.
permiyen sonu yok oluşu: günümüzden 252,28 milyon yıl önce 20.000 yıl içinde bilinen en büyük kitlesel yok oluş yaşandı. yeryüzündeki canlılığın neredeyse yüzde 90’ının yok olmasına neden olan permiyen sonu kitlesel yok oluşunun nedenleri hakkında pek çok farklı fikir öne sürülmüştür. genel mekanizmanın, aşamalı çevresel değişimi takip eden ani afet olabileceği tartışılmıştır. sibirya teraslarındaki bazaltlar, yoğun volkanik aktiviteler, asteroit çarpması, deniz tabanından metan salınımı ve bu süreçleri takip eden sera gazı etkisi bu yok oluşa neden olabilecek ihtimallerdir. ancak en büyük canlı kaybının nedeni olan bu yok oluşa ilişkin tartışmalarda yeterli kanıtlar sunulamamıştır.
kaynak
devamını gör...
tabu
john katzenbach tarafından yazılan psikolojik gerilim türünde bir kitap.
scott freeman mantığı her şeyden üstün tutan bir tarih profesörüdür. kızı ashley'in odasında gizlenmiş bir aşk mektubu bulduğunda içine bir huzursuzluk tohumu atılmış gibi hisseder. "hiç kimse seni benim sevdiğim kadar sevemez. hiç kimse. biz birlikte olacağız. öyle ya da böyle." ashley'in dibe vuran psikolojisi ve kendisi dahil kızının yakınındaki herkesin ölüm tehdidi altında olması, scott'ın şüphelerini bir bıçak kadar keskinleştirir.
mavi yakalı kötü çocukla güzel, eğlenceli bir gece yaşadığını düşünen ashley bu saplantılı adamın zihnindeki kapalı kutuda sıkışmış gibidir. her çırpınışında bu psikopat ona bir adım daha yaklaşırken önünü kesebilecek hiçbir şey yoktur. ancak babası; bir avukat olan eski eşi ve onun gözü pek arkadaşı ile bu kaçık adamı durdurmak için akıl almaz bir plan yapar.
scott freeman mantığı her şeyden üstün tutan bir tarih profesörüdür. kızı ashley'in odasında gizlenmiş bir aşk mektubu bulduğunda içine bir huzursuzluk tohumu atılmış gibi hisseder. "hiç kimse seni benim sevdiğim kadar sevemez. hiç kimse. biz birlikte olacağız. öyle ya da böyle." ashley'in dibe vuran psikolojisi ve kendisi dahil kızının yakınındaki herkesin ölüm tehdidi altında olması, scott'ın şüphelerini bir bıçak kadar keskinleştirir.
mavi yakalı kötü çocukla güzel, eğlenceli bir gece yaşadığını düşünen ashley bu saplantılı adamın zihnindeki kapalı kutuda sıkışmış gibidir. her çırpınışında bu psikopat ona bir adım daha yaklaşırken önünü kesebilecek hiçbir şey yoktur. ancak babası; bir avukat olan eski eşi ve onun gözü pek arkadaşı ile bu kaçık adamı durdurmak için akıl almaz bir plan yapar.
devamını gör...
şiki şiki baba
devamını gör...
arapça
(orta)sami dil ailesinden arapça... arapçanın, konuşulduğu topraklardaki farklı varyasyonları dilin kendi içindeki değişkenlerden kaynaklıdır ki, dilin değişkenlik ihtimali, o dilin zenginliğine emaredir. fasih arapça denilen kur'an arapçası ise, tüm arap lehçelerinin anasıdır. günümüzde lehçeleri farklı olan arap devletlerinde tüm resmi alanlarda fasih arapça kullanılır. lehçelerde değişkenlik gösteren arapça genellikle günlük dile yansır.
iki dil arasında kıyas yapma mevzusu ise makul değildir. her dil belli bir kültür havzasının ürünüdür. iki kültür nasıl ki kıyas edilemez, birbirinden üstünlüklerinden bahsedilemez ise, dil de aynıdır. çünkü böyle bi kıyas yapabilmek için elimizde objektif bir kıyas materyali yoktur sevgili yazarlar.
iki dil arasında kıyas yapma mevzusu ise makul değildir. her dil belli bir kültür havzasının ürünüdür. iki kültür nasıl ki kıyas edilemez, birbirinden üstünlüklerinden bahsedilemez ise, dil de aynıdır. çünkü böyle bi kıyas yapabilmek için elimizde objektif bir kıyas materyali yoktur sevgili yazarlar.
devamını gör...
hırsızın penisini koparan kadın
koparmasa silah zoru ile tecavüze devam edecek bir caniden kendini kurtarabilmiş. nefs-i müdafa...
devamını gör...
olgunluk belirtileri
küfretmeden, hakaret etmeden derdini anlatabilmek...
kolay öfkelenmemek, öfkelendiğinde bunu kontrol altında tutabilmek...
insanların ne dediğini takmamak ve hayatını kendi isteklerin doğrultusunda şekillendirmek...
dedikodu yapmamak, insanları olduğu gibi kabul etmek, edemiyorsan arkalarından atıp tutmak yerine onlardan uzak durmak...
"kadınlar şöyledir", "erkekler böyledir" gibi aptalca genellemelerden kaçınmak, insanların birbirlerinden farklı olduğunu anlamak...
bir ya da birkaç insandan ağzı yandığında bunun faturasını başkalarına kesmemek...
tek eşli olmayı enayilik olarak değil, insanlık olarak görmek...
yeri geldiğinde alttan alabilmeyi ve özür dilemeyi bilmek...
insanlarla kavga etmemeyi karaktersizlik olarak görmemek, kısacık hayatımızda buna değmediğini anlamak...
...
kolay öfkelenmemek, öfkelendiğinde bunu kontrol altında tutabilmek...
insanların ne dediğini takmamak ve hayatını kendi isteklerin doğrultusunda şekillendirmek...
dedikodu yapmamak, insanları olduğu gibi kabul etmek, edemiyorsan arkalarından atıp tutmak yerine onlardan uzak durmak...
"kadınlar şöyledir", "erkekler böyledir" gibi aptalca genellemelerden kaçınmak, insanların birbirlerinden farklı olduğunu anlamak...
bir ya da birkaç insandan ağzı yandığında bunun faturasını başkalarına kesmemek...
tek eşli olmayı enayilik olarak değil, insanlık olarak görmek...
yeri geldiğinde alttan alabilmeyi ve özür dilemeyi bilmek...
insanlarla kavga etmemeyi karaktersizlik olarak görmemek, kısacık hayatımızda buna değmediğini anlamak...
...
devamını gör...
sinirsiz stressiz bir hayat
söyleyin nerede diyesim geldi.bu kadar kısıtlı bir zaman dilimi içinde yığınla stres yaşıyoruz..ne yaşıyorsun sen be arkadaş...herkeste aynı durum eskiden savaşlarda bombalar patlardı şimdi stresten insanlar patlayacak..vallahi tehlikedeyiz..
devamını gör...
the platform
"yukarı doğru sıçamam hanımefendi " repliğiyle kafamda yer etmiş (bkz: netflix) yapımı gerilim filmidir.
toplumsal sınıflaşmaya yaptığı eleştiriler ile oldukça kaliteli mesajlar veren filmin finali biraz zayıf kalmıştı bana göre. çok daha net ve çarpıcı bir fikir ile bitebilirdi..
filmde en beğendiğim kısım ise, platformda olan her kişi için bir yemek belirlenmesi ve herkes hakkı kadarını aldığı takdirde hiç kimsenin aç kalmayacağının vurgulanması. günümüzde de insanlar açgözlülük etmeyip, paylaşmayı öğrenirlerse dünyanın çok daha yaşanabilir olacağını göstermiştir..
toplumsal sınıflaşmaya yaptığı eleştiriler ile oldukça kaliteli mesajlar veren filmin finali biraz zayıf kalmıştı bana göre. çok daha net ve çarpıcı bir fikir ile bitebilirdi..
filmde en beğendiğim kısım ise, platformda olan her kişi için bir yemek belirlenmesi ve herkes hakkı kadarını aldığı takdirde hiç kimsenin aç kalmayacağının vurgulanması. günümüzde de insanlar açgözlülük etmeyip, paylaşmayı öğrenirlerse dünyanın çok daha yaşanabilir olacağını göstermiştir..
devamını gör...

