etrafımdaki insanları gözlemlemek ve elde ettiğim ortak yönleri not etmek.

birkaç yıldan beri canım her sıkıldığında bunu yapıyorum, zaman yahut mekan fark etmeksizin hem de. bazen ailemi incelediğim oluyor*. değişik bir huyumdur bu; bilgim olursa savunmam da olur, diye düşünüyorum. tahmin edilesi hareketler bilindiğinde karşıdakiyle savaşmak daha kolay olur her zaman. onu tanımlayan rengi ya da burcunu bilmeye, çıkarımlar yapmaya hiç gerek kalmıyor. *
devamını gör...

bu hafta esnek çalışma düzenine geçiyoruz
devamını gör...

hanımefendiler ve beyefendiler seri üzgün.

şöyle bir teklifim var; kekolar lahmacun yesin, hanımefendiler ve beyefendiler kıymanın ince hamur üzerindeki eşsiz lezzet şölenini tatsın.
devamını gör...

bir yaz akşamı olacak ve yanınızda sevdiğiniz arkadaşlarınız ,bir de koyu bir muhabbet olursa bu iş tamamdır.
devamını gör...

hayır anlamıyorum, genelde tanımlar tek cümlelik, başlıklar ekşi'den kopya. neyine dalıp gidiyorsunuz ki. insan anket başlıklardan da bir şey öğrenir gerçi de, espri kasmak için tek cümle yazan birinden ne öğreneceksin?
devamını gör...

berkin elvan
ali ismail korkmaz
ethem sarısülük
ahmet atakan
medeni yıldırım
abdullah cömert
unutursak kalbimiz kurusun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
nazif elrond.
devamını gör...

joseph mccarthy fırtınası esmeye başlamadan önce elia kazan ile arkadaşlığımız henüz yeni yeni şekilleniyordu. adam neticede anadolu çocuğu. bizim toprağın suyunu içmiş, havasını solumuş. dedik ki, bu adam delikanlı olur. anadolu irfanına sahiptir (!) yani memleketçilik yaptık biraz. kâh kayserili olması sebebiyle biraz cimriydi ama onu da çok önemsemedik. yediğimizin içtiğimizin faturasını hep bana kilitledi. önemsemedim. ırklarımız farklı olsa da köklerimiz aynıydı. birbirimizin dilinden anlardık. kendisine nerelisin diye sorulduğunda verdiği yanıt ''ben anadoluluyum!'' olurdu. bu tavrı da açıkçası bana samimi gelirdi. 1952 yılında ''viva zapata''yı çekmesi ile birlikte has adam olduğuna inancım iyice arttı. tabi filmin ilk gösterimini sinemada izlemiş olmak biraz gözümü boyamış olabilir. egom okşanmıştı. tavşana patisini ters gösterdiğim zamanlardan beri bu kadar onere edilmemiştim. tosbağalar bu konularda biraz iyimserdir. herkesi kendileri gibi sanırlar ama mevzu bu değil. hele 1950'lerin amerikasında o filmi çekmek kanımca büyük cesaret istiyordu. o kazan ben kepçe takılıyorduk işte, arkadaşlık böyle bir şey. birisi onun hakkında kötü bir kelam etti mi tak diye ağzının payını verirdim. işte en büyük yanlışımda o olmuş. görememişim adamın içindeki şeytanı. aslına bakarsanız onun şeytanı korkuydu. ne yaptı ise korktuğu için yaptı. inandığı her şeyden de o korkusu yüzünden vazgeçti. aslını inkar etti. haramzadenin hası oldu.

mccarthy dönemi soruşturmalarında, komiteye ifade vermeye gittiğinde beklentimiz diğerleri gibi dik durmasıydı. başka beklentimiz yoktu. zira arkadaşımız komünisttir, viva zapatayı çekmiştir, aynı zamanda komünist parti üyesidir. nazımın ''yatar bursa kalesinde'' şiiri gibi oldu bu kısım ama olsun. hem nazımı yeri geldikçe anmakta fayda var. nazımdan zarar gelmez. zarar dibi tutmuş kazandan gelir. kazanın cidden dibi tutmuş. biz bilmiyoruz tabi. beyzade komisyona bülbül gibi şakımış. suçlu suçsuz kim varsa herkesi ihbar etmiş. hele ki, orson welles'i ihbar etmesi dayanılacak şey değildi. tabiri caizse bu köylü kurnazı ''yurttaş kane''i ''vivazapata''ya peşkeş çekmişti. sadece o mu? ''great dictator'' ve ''modern times''ı da ''a streetcar named desire''a * peşkeş çekmiş. kendini kurtarmak adına pek çok güzel insanı tehlikeye atmıştı. artık sözleri de filmleri de umurumuzda değildi. istediği kadar büyük yönetmen olabilirdi. ama adam değildi!

bertolt brecht o komisyona ifade vermedi ve ülkeyi terk etti. charlie chaplin komünist olmadığı halde baskıcı sistemin istediğini vermek yerine, ''komünist olmak en doğal hakkımdır'' diyerek, duruşunu göstermişti. sonra o da bastı isviçre'ye gitti. rosenberg'ler idam edildiler. suçsuzlukları sonra anlaşıldı. ve bunun gibi yığınla örnek...

1989 yılında beyefendi oscarı kazandığında, mikrofona ''utanıyorum'' diye fısıldadı ama ne kadar samimiydi bilemem. onun samimiyeti, komisyonla birlikte yok olup gitmişti. o utançla, o sektörde o kadar boy gösterip, ödülleri toplamaya devam edip, keyfine bakıp nasıl yaşadın dibi tutmuş kazan? neyse sinirlerim tepeme çıktı yine. arkadaşlarınızı iyi seçin derim. memleketçilik yapmayın. sonra, benim dibi tutmuş kazanda yaşadığım acı tecrübeleri sizde yaşarsınız ve kurbağa misali kısık ateşte pişip, sonrasında sofraya servis edilirsiniz. şarlo'nun bu konuyla ilgili çok güzel analizleri vardır ama onları başka zaman anlatırım. bakın işte o güzel adamdı. tabi bizde akıllandığımız için yoğurdu üfleyerek yedik de, sonrasında adam gibi adamlarla muhatap olduk.

tanım: vicdan ve sorumluluk sınavından sınıfta kalan başarılı yönetmen.
devamını gör...

duran arabaya çarparak ölen adam ilk sırayı alır. geri kalanlar sıralamayı belirler buyrun:
devamını gör...

erkek olmaktan utanır hale getiren haberdir. evet erkek olmaktan utanıyorum artık. insan olmaktan zaten utanıyordum.
devamını gör...

henry kanunu (henry's law), bir gazın kısmi basıncının arttıkça, çevredeki sıvılarda daha büyük bir miktarın çözüldüğünü belirtir. dalgıçların kontrolsüz yükselmesi sırasında çeşitli semptomların meydana gelmesinin temel fiziki yasası olarak kabul edilir.
devamını gör...

çukurova
altın koza film festivali
azim & dilber avrupa yakası (dizi)
devamını gör...

daha yeni başlıyoruz yahu.

(bkz: heyecanımız yüksek, gençliğimiz var)
devamını gör...

işte bunlar hep black mirror’dan esinlenildi. sen hala izleme?
devamını gör...

troll veya elit olsun benim olsun. kimyanızın uyuşmadıklarını engelleyin. benim sevmediğimi sizde sevmeyin diyecek kadar sığır değilizdir diye düşünüyorum.
devamını gör...

belâgat : iyi konuşma, sözle inandırma yeteneği
devamını gör...

italyan futbolcu roberto baggio'nun kariyerine odaklanan netflix filmidir.

uzun zamandır bekliyordum ama maalesef hayal kırıklığına uğradığım bir film olmuş. daha çok baggio ve babasının ilişkisine odaklanılmış.
baggio ve budizm ilişkisi anlatılmış. o klasik finalde penaltı kaçırma olayı fazla dramatikleştirilmiş. tamam penaltıyı kaçırmak onun ve italya futbolu için baya ağır oldu ama filmde gösterilen kadar ağır değildi.
baggio çok büyük bir futbolcuydu kariyeri o penaltıdan sonra başarılı şekilde devam etti.

aynı zamanda futbolcunun sakatlıklarıyla boğuşması çok gerçek şekilde aktarılmış. bir futbolcu için sakatlığın ne kadar büyük bir yıkım olduğunu capcanlı şekilde izleme fırsatı sunulmuş. budizm ile olan ilişkisi abartılmadan çok güzel şekilde aktarılmış. baggio için budizm öncesi ve budizm sonrası olarak ikiye ayrılmış.
ayrıca bir futbolcu için ülkesinin milli formasını terletmek ne kadar önemli filmi izlerken görebiliyoruz. italya için bir kahraman olan baggio o formayı giymek için bir sürü fedakarlıklar yapıyor. kaderin cilvesi finalde penaltıyı kaçırıyor.
ayrıca dünya futbolunun bilerek kaçırdığı bir nokta var baggio o penaltıyı atsaydı sonuç pek değişmeyecekti çünkü avantaj brezilyadaydı. tabi dramatik bir hikaye çıkarmak isteyen dünyalılar olayı böyle lanse ettiler yıllarca.

filmin kurgusu ise çok eksik ve hatalıydı bence. baggio: ilahi at kuyruğu diye bir film çekip bu kadar eksik ve hızlı kurguyla film yapamazsınız yapmamalısınız. sürekli bir yerden bir yere atlayarak seyirciyi sinir etmeyi hedeflemişler.
keşke 1 saat 32 dakikalık bir film yerine 2 saatlik bir film olsaymış daha keyifli ve daha tam bir film olurmuş.

her şeye rağmen roberto baggio ve onun hayatını izlemek çok güzeldi. baggio futbol seyircisi için çok önemli bir futbolcudur. garip kişiliği ve garip tarzıyla gelmiş geçmiş en iyi 10 numaralardan birisidir. film bunu pek yansıtamamış filmin eksikliği olmuş.
ayrıca son sahne ve çalan müzik her futbolseveri duygulandıracaktır.
devamını gör...

büyülü bir björk şarkısı.

dosta, sevgiliye; pek sevilen insanlara ithaf edilir.

devamını gör...

beni bu sözlük ile tanıştıran kişidir. kendisine keşfetimde denk gelmiş olmam büyük mutluluk. her videosunu havada kapıyorum. görüşlerine aşırı katıldığım başarılı biri. teşekkürler meryem
devamını gör...

gece 12.30'dan sonra bir şeyler çakan versiyonuna sahip olduğum "şey".

sayıyla mı veriyorlar, anlamıyorum ki... öyle bir ülkeyiz ki, bu konularda hakkımızı da arayamıyoruz rahat rahat.

ben yine de bırakayım linki:

apartman gürültü yönetmeliği
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim