bir arkadaşımın, anneannesini kaybettiği günün ertesinde girdiğimiz sınava çalışamadığı için yanındaki arkadaşından kopya çekerken, ad-soyad kısmına da kopya çektiği kişinin adını-soyadını yazmasını hatırlatan başlık.
devamını gör...

aşk'a gelip whatsap grubuna attığım ilahilerin ifşa edildiği yayındır. aykut after'da ölecektir. iyi yayınlar diliyorumdur.*
devamını gör...

"ben kötü bir insan değildim. ne aksi bir adamım, ne de uysal biriyim. ne alçağın biriyim, ne de namuslu, ne onurlu biriyim, ne bir kahramanım, ne de bir korkak.
ben hiçbir şey olamadım."

-dostoyevski
devamını gör...

"aldattın mı? " şarkısından sonra "aldattım. " şarkısını yayınlayacak kadar alfa aynı zamanda her sene grubun yaş ortalamasına göre sırayla bir yaşa şarkı yazan müthiş grup.
(bkz: #23)
(bkz: #24)
devamını gör...

relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

sakarya ilinin bir ilçesidir. daha çok yazlık olarak kullanılır. geçen sene şubat ayında 1 defa gitmiştim buraya. dediğim gibi daha çok yazlık olarak kullanıldığı için kışın pek insan olmuyor. anca 65 yaş üstü emekli büyüklerimiz kalırsa kalıyor.

yaz mevsiminde hiç gitmedim ama duyduğum kadarıyla denizi oldukça temizmiş.
devamını gör...

önce hangi kalınlıkta istiyorsanız o şekilde tutamların ayarlanması gerekir. tığ yardımıyla saçın birbirine tutturulması şeklinde oluşan bir örgü modeli.
çok ilgi çekici olmasıyla birlikte yapıldıktan sonraki kullanım ömrü için bazı zahmetli işlemler barındırması bir miktar düşündürücü.
beş altı ay kadar sonra uzayan saçlar için yeniden işlem yapılabiliyor. örgüyü açmak imkansız sanırım. kullanmak istemiyorsanız o bölge kesiliyor.
devamını gör...

şiir nasıl sevilmez? duyguları en temiz haliyle anlatmaktır. kelimelerin ve cümlelerin dans etmesidir şiir..
"şiir, heyecanla aklın dengesini içerir. heyecan, duygusal düzeydeki izlenimleri yoğunlaştırırsa, akıl bilgi düzeyindeki verileri şiire katar.
-attila ilhan"
devamını gör...

(bkz: peki)
devamını gör...

bir cesar mendoza şiiri:

tanrı’yla aynı fikirde değilim
intihar edenlerin
cehenneme gideceği konusunda
kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığımda ruhum
intihar edeceğim bende
denenmemiş bir yolla

nerdeyse bütün akıllı kalpler
intihar edip sittir çekmiş yeryüzüne

ben ateist değilim, babasıymış gibi
tanrı’ya küsen bir çocuğum

eğer tanrı intihar edenleri ve nietzsche’yi
cehenneme gönderirse
cehennemde yanmayı tercih ederim bende

tanrı dürüstlüğü sever..
tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum
ben tanrı olsam
peygamberler göndermez
direkt konuşurdum insanlarla

ben tanrı olsam
hitler’i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım
yahut yetenekli bir yazar yapardım onu
içindeki kötülüğü insanlara değil
tuvallere boşaltırdı

ben tanrı olsam
devletler yok olur
gül kokulu bireyler var olurdu sadece
atlar çılgın zamanlar koşardı

ben tanrı olsam
düşünce gücüyle herkesin
istediği karakter olmasını sağlardım
dünya bir şiirin
yaratılım sürecine dönüşürdü böylece

ben tanrı olsam intihar ederdim
insanlarla birlikte
acı çekmeyi öğrenemediğim için.
devamını gör...

>öğretmenden tuvalet izni almanın püf noktaları,

>nasıl ödev yapabilirim,

>okumaya geçmeden buraya nasıl yazıyorum?

>annem zorla okula gönderiyor,

>baba beni okuldan al.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

günaydın.. şantiyede bile meme peşindeyim. bol kazançlı bir hafta diliyorum herkese sısısıs
devamını gör...

- hadi ingilizce konuş.

- turistlerle konuşuyosun yani?

- (tv'yi göstererek) sen şimdi bunun ne dediğini anlıyo musun?
devamını gör...

sozluk’un sabah polisi, sahane isler yapan gorevdasim, pisicim. cak*.
devamını gör...

bir nevi felsefeye giriş 101 dersi kıvamında olan kitap felsefeye meraklı herkesin okumasını düşündüğüm, akıcı ve sürükleyiciliği ile beni kendine çeken, antik çağlardan günümüze kadar felsefe tarihini anlatan, sofi adlı küçük bir kızın posta kutusunda bulduğu mektubun içerisindeki ''kimsin? '' sorusu üzere sorgulamalara başlayan sofie‘nin başından geçenleri konu eden bir eserdir.
devamını gör...

biri gider biri gelir sonuçta atayan kişi, emir veren kişi aynı dediğim haber.

gelen de palavraya devam edecek sonuçta.
devamını gör...

gece sarilip uyuyacagim. malum havalar sogudu.
devamını gör...

eğer beğendiysen, abone olmayı ve beni arkadaşlarına önermeyi unutma. ayrıca farklı şeyler denemek istersen şuraya da bağlantı koyuyorum.
devamını gör...


biliyor musunuz?

“1923te türkiye’de;
nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu.

traktör sıfırdı. 5 bin köyde sığır vebası vardı.
hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu.

iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi. verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu.

bebek ölüm oranı yüzde 48’di, yani her doğan iki bebekten biri ölüyordu.

memlekette sadece 337 doktor vardı.
sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü.
diş hekimi, sıfırdı.
dört hemşire vardı.
40 bin köy, sadece 136 ebe vardı.
ortalama ömür 40’tı.

yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bin. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu.
kiremit bile ithaldi. adı marsilya kiremidiydi.

limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti.

tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12:00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu. kimisi güneşin tamamen battığı ezani saati esas alıyordu.

“saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan ayrı bir ses çıkıyordu.

kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi, ama farklı aylarda yaşıyordu.

dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz. ölçülerimiz ortaçağ’dı.

erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu.

okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu.

toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı.

öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çok uzaktı.

600 sene boyunca türkçenin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapçayla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

“harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” deniyor ya...

ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, 5 milyar adet satılmıştı.

voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul'da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

devamını gör...

ümit yaşar oğuzcan'ın sözleri/şiiri eşliğindeki dokunaklı bir timur selçuk bestesi.
devamını gör...

halikarnas balıkçısı müstear ismiyle bilinen cevat şakir kabaağaçlı'yı gerçek balıkçı zannedip vergi almaya kalkmışlar.
maliye bakanlığı hesap uzmanlarından biri, isimden dolayı büyük balıkçı zannedince, yazarı yevmiye defterleri ve faturalarıyla birlikte maliyeye çağırmış.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim