cahit sıtkı tarancı şiiri. 1956'da ölen şair ölüm yılı olarak 1961 demiş (!)


ölümü düşünüyorum
o büyük yalnızlık içindeyim,
kulaklarımda duymadığım bir musiki,
kaskatı kesilmişim, kalbim durmuş,
artık hiç bir şeyi görmüyor gözlerim,
içimde ne bir umut, ne yaşama zevki,
elim, ayağım buz gibi olmuş,
ölümü düşünüyorum,
kulaklarımda duymadığım bir musiki…

ölümü düşünüyorum,
laleli’de bir sokaktan tabutum geçiyor,
saygı duruşunda bilmediğim insanlar,
bütün pencereler açık biri kapalı,
kederlerim, ümitlerim, hayallerim,
ve gelen bir iki dost mezarlığa kadar,
sonra kadınlar kadınlar gözleri yaşlı,
ölümü düşünüyorum,
bütün pencereler açık biri kapalı…

ölümü düşünüyorum,
şimdi beni gömüyorlar bak,
ağlıyorsun, ellerinde dağ menekşeleri,
hazin bir parıltı gözbebeklerinde,
için izyanla doluyor, kahroluyorsun,
hatırladıkça geçmiş günleri geceleri,
bir acı ki öyle büyük öyle derinde,
ölümü düşünüyorum,
ağlıyorsun, ellerinde dağ menekşeleri…

ölümü düşünüyorum,
dediği çıkmıyor cahit sıtkı’nın,
otuz beş duvarını aşamıyorum,
üzülme sevdiğim artık ayrılıyoruz,
inan yokluğuma ben de bir ölüyüm,
o yalan dünyanızda yaşamıyorum,
yıl 1961, ya haziran ya temmuz,
ölümü düşünüyorum,
üzülme sevdiğim artık ayrılıyoruz…

devamını gör...

annem genç bir kadın olduğundan gayet kullanıyor herkes gibi. ninem de yükledi geçenlerde bana diyor ki kızım o çizgi filmler nasıl çıkıyor göstersene.

evet. emojileri kast ediyormuş...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
osmanlıların bazı konularda maymunların insanlardan daha akıllı olduğunu düşünmesi sonrası ortaya çıkmış durum.
hatta bu maymunlar bildiğiniz maaşı olan tatil hakkı olan memur gibiydiler. bu maymunlar aslında daha çok osmanlıya bağlı akdeniz korsanlarının gemilerinde gözcü olarak kullanılmıştır. gözcü direğinin tepesindeki maymun eğer karşıda yabancı bir gemi fark ederse çığlık atmaya başlamış ve böylece mürettebat da yakınlarda bir gemi yahut gemiler olduğunu anlamıştır.
karayip korsanlarındaki hayrettin paşadan ilham alınarak oluşturulmuş kaptan barbarossa karakterinin bu yüzden maymunu vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aksiyon filmlerinin günümüzde ki temsilcisi micheal bay 'in, başrolünde   jake gyllenhaal in oynadığı son filmi. unutulmaz filmlerden (bkz: heat) ve (bkz: speed)'den esintiler taşıyan ,bir soygun sonrası kaçış hikayesi.

ambulans
devamını gör...

çok küçükken havada oturan dev bir adamdı sonra selenayı izleyince yüce honos oldu.
devamını gör...

bana da bir madalya verir misiniz amca, benimde bir madalyam olsun , size bu mübarek cuma gününde dua aderim amca.
hak etmediğimi biliyorum, hak eden yazarları okuyorum ve beğeniyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

potansiyelinin çok altında kaldığını düşündüğüm güzide kentimiz

yılın dört mevsimi şahane bir hava, antalya'ya kıyasla daha kabul edilebilir yaz sıcakları, sahili ayrı yaylası ayrı güzel, cennet cehenneminden yedi uyuyanlarına ne ararsan burada, ama yok işte. bir olmamışlık var bu şehirde. yok yok, olmamislik değil bozulmusluk diyelim aslında.

mersin'e ilk adım attığımda 14 yaşında idim, hayata ve insanlara dair algılarım bugünkünden çok daha kısıtlıydı, tanıştığım insanları şablonlara oturtarak tanıyabileceğimi sandığım zamanlar, çok kıymetli bir hocama adettendir ya "nerelisiniz?" diye sormustum, bir iç cekip mersin'de en az bulunan yerliyim, mersinliyim demişti, bunda bu kadar kederlenecek ne vardı, yıllar sonra anladım.

bir şehri güzel yapan sadece plajı, sahili, doğası degil, sayılabilecek diğer tüm özelliklerini oluşturan insanlarıdır bence

ve o güzel insanlar artık neredeyse azınlık haline geldiler

sebepleri tartışılabilir, ama şu bir gerçek ki gerek doğudan gerek suriye'den gelen göçler, mersin'in bambaşka bir çehreye bürünmesine sebep oldu ve mersinli olmayan ama kültürel olarak mersin'in bir parçası olabilecek insanların da ayağını mersin'den çekmesine sebep oldu

çocukluğumun tatil yeri, lise yıllarımdaki evim artık tatilimi geçirmek için bir seçenek olmaktan çıktı, bana ise rotayı egeye cevirip mersinin haline bakıp bakıp üzülmek kaldı
devamını gör...

zor günlerinde birilerine "sığınmadan" ayakta kalamayan insanların ortaya atacağı türden bir sorunsaldır.
devamını gör...

gençlik meteliksiz %40'ı işsiz, daha küçükleri de karantinada...
toplu taşıma da yasak, nereye gidebilir?
devamını gör...

köy böcüğü olmak.
devamını gör...

temiz, münezzeh, yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf.

ayrıca bir hayvan.
devamını gör...

serseri ve badass seven tüm kızlar ıslandı şuan kanka.
parmaklarını emip seni arzuluyorlardır eminim.
devamını gör...

höstttt ...
devamını gör...


babalar günü'nde 81 ilden gençlerle bir araya gelen cumhurbaşkanı erdoğan, yine geç evlilik uyarısı yaptı. erdoğan "şimdi yeni moda başladı. 30 yaştan önce ne erkekler evleniyor, ne kızlar evleniyor." dedi.

"inanıyorum ki sizin evlilikte yaş sürecini çok fazla ilerletmeden, gecikmeden evlenmek, bunu hem gençlerimiz hem kızlarımız için söylüyorum. bir de nikah törenlerinde hep söylerim en az üç çocuk. çünkü bizim buna ihtiyacımız var." kaynak
gerçekten, size ne sayın cumhurbaşkanı? hangi sıfatla evlilik yaşıyla ilgili insanları uyarma hakkını kendinizde buluyorsunuz? bu bireylerin anne babaları dahi bu konuda yerini ve haddini bilmesi gerekirken, siz kimsiniz ki?

ben cumhurbaşkanı yerinde olsam bu konularla ilgili ağzımı açmazdım. değil evlilik değil çocuk, bahsettiği insanlar 30 yaşına kadar kendi ayaklarının üzerinde durabiliyorsa hallerine şükreder haldeler. üstelik bunun sorumlusu bizzat kendisi ve kurduğu hükümet.

ülkemizin çocukları bugün amacının ne olduğu belirsiz tuhaf vakıflarda taciz ediliyor, asla düzgün eğitim alamıyor, evebeynleri onlara bakamadığı için ya intihar ediyor ya da depresyonda. atadığınız aile bakanı, koruma altındaki bir çocuğun durumunu kameralar önünde ifşa ediyor. ramazanmış diye ona bir çikolata vermeyi dahi çok görüyor. en az 3 çocukmuş. sen önce bu ülkede gözlerini açan şanssız çocuklara bakabil.

hadsizlik bu ülkede çok olağan oldu maalesef. ülkenin tüm yönetim organlarının yularını elinde tutunca, özel hayatlarımızın ipini de ellerinde tutabileceğini zannediyor. o kadar değil sayın cumhurbaşkanı, o kadar da değil.
devamını gör...

ilk canlı yayın deneyimleri. çok normal bence. lütfen demoralize etmeyelim yazarlarımızı *
devamını gör...

açtığı kitap başlıklarına denk gelmek benim için iyi oluyor. şöyle ki; başlıkları disiplinli bir şekilde açıyor ve bu tarz konularda benim gibi tembelliğin kitabını yazmış birine, tabiri caizse hatırlatma yapmış oluyor. başlığı gördüğüm an yazıveriyorum. misal, o başlığa denk gelmesem ya da o başlığı görmesem, o konuya dair yazmak, kuvvetle muhtemel aklıma gelmez. * ayrıca bana göre akış da, tekrar tekrar gündeme gelen ''abidik gubidik twist'' tarzı içerikten kurtulmanıza da vesile oluyor. sayısı yavaş yavaş azalan yazarlardan bir tanesi. umarım şevki kırılmaz. kırılırsa, ben o kadar çok başlık açmam peşinen söyleyeyim. görünce yazıyorum. iki yazar birden kaybedersiniz ona göre * daim olsun...
devamını gör...

işe giden insanlardır.
devamını gör...

başrolde tom cruise, olga kurylenko ve morgan freeman'ın olduğu film. filmin konusu şöyle;





oblivion'da askeri bir yönetim biri jack adında deneyimli bir askeri , insanoğlunun bir zamanlar "dünya" diye adlandırdığı terk edilmiş bir gezegene keşif için yollar. insanlığın büyük yok oluştan önce nasıl koşullarda yaşadığını araştırmakla dahası yaşayan her hangi bir canlı olup olmadığını bulmakla görevlidir. insanlığın bir zamanlar yuvası olan dünya gezegeni birtakım uzaylı canlılar tarafından işgal edilmiştir ve gezegende hala varlıklarını sürdürmektedirler. jack tüm bunları araştırmakla görevliyken, karşısına hiç beklenmediği sürprizler de çıkacaktır...



özellikle çıktığı döneme göre düşünürsek izleyiciye görsel şölen sunan bir film.



tom cruise ve tom cruise karşı karşıya gelince beynimin kalan son kısmını da bıraktım, öyle izlemeye başladım.

hafızası silinmiş bir jack ve hafızası silinmemiş bir jack mi yoksa hafızası ikinci kez silinmiş bir jack miydi evine yeniden dönen?

bir yandan hafızamızı yitirsek ve üzerinden bir sürü yıl geçse dahi hayatımızın aşkını tüm bunlara rağmen unutmayacağız diye düşündürdü. evet evet, filmin vermesi gereken mesaj bu değildi belki de ama ben bunu da düşünmüş bulundum.

jack'in iha'ya sanki bir hayvanı eğitircesine yaklaştığı sahne bana çok komik geldi. hatta ejderhanı nasıl eğitirsin adlı filmdeki ejderhalara yanaşma hareketini anımsattı. *

sahneler arası geçişler beni çok yordu. belki de ben yeterince zeki değilimdir ya da kafamı vererek izlememişimdir, bilmiyorum. geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki seri geçişler hep kafa karıştırıcı gelmiştir bana zaten.

filmin sonunda gördüğümüz jack gerçek jack mi yoksa klon mu ondan da bir emin olamadım.
devamını gör...

dağları devirip, z.kt.ri çekme sebebidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim