insanın kendi kendine yetmesi
bir insanın kendine yetmesi kendini sevmesiyle alakalı bir durumdur. eğer bir insan kendini sevmiyorsa kendine de yetemez. mutluluğu başka yerlerde arar. oysa ki mutluluk içimizde.
devamını gör...
kahve
fransız devlet bakanı talleyrand’ın “şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar da tatlı.” diye tanımladığı mükemmel içeçek. günün her saati içilebilirim.
devamını gör...
medeniyetsizlik göstergesi küçük detaylar
bağırarak konuşmak.
kadınların sosyal baskıdan dolayı ( bakış, söz ile rahatsız edilmek gibi) istediği gibi giyinememesi
kadınların sosyal baskıdan dolayı ( bakış, söz ile rahatsız edilmek gibi) istediği gibi giyinememesi
devamını gör...
küçük prens’in gülü
evet, güzelsiniz. ama boşsunuz. sizin için kimse yaşamını feda etmez. yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir çünkü ben onu suladım ve onu camdan bir korunakla korudum. önüne bir perde gererek rüzgârın onu üşütmesini engelledim. tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). onun şikâyetlerini, övünmelerini dinledim ve bazen de suskunluklarına katlandım çünkü o benim gülüm.
demiştir küçük prens. bizler de zaman zaman hayatımıza dokunan renkli şeylere anlamlar yüklemeye başlarız. sarıp sarmalar aklımızın içinde camdan bir korunağa bırakırız. zaman geçtikçe nasıl olduğunu anlamadan onlar için perdeler gerer özenle bakarız. önemli olan renkli olmaları değildir, güzel olmaları da. önemli olan ona harcadığımız zaman ve zamanlara kattığımız değerli anlamlardır. işte bunlar bizim gülümüz yapar.
kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.
şimdiye kadar hep küçük prensin güle bakışından bahsettik. onun kalbinden ve hislerinden, peki ya gül? gül içinde o kadar önemli mi küçük prens bu bir muamma şimdilik. onu yaşama isteğiyle dolduran güle duyduğu sevgi ve ilgi, karşılıksız. onun için bu sorun olmamalı, pek çok zorluk gibi…
“günaydın,” dedi küçük prens. açmış güllerle dolu bir bahçenin önündeydi. “günaydın,” dedi güller. küçük prens onlara baktı uzun uzun; kendi çiçeğine benziyorlardı. “kimsiniz?” diye sordu şaşkınlıkla. “biz gülleriz,” dedi güller. birden küçük prensin içi üzüntüyle doldu. çiçeği ona evrende başka bir eşi benzeri bulunmadığını söylemişti. oysa işte burada, tek bir bahçede beş bin tane birden vardı!
şaşırmıştır, küçük prens. şimdiye kadar ki bu masum, nazik, çıkarsız sevgisi gördükleri karşısında anlamsızlaşmıştır. bu durumda onca gül kendisininkine benzerken ne yapacaktır prensimiz? anlamsız mıdır artık sevgisi ya da gülü. şimdi diğer güllere bakıyordur. kafası benim yorumumca gidip gelir, özel hislerinin yüzeyselliği karşısında içi hüzünle dolar. çünkü tek bir gülü sever küçük prens ona özen gösterir ve onun fanusu vardır yalnızca.
3. “ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden” dedi tilki…
bu alıntımız gülden çok tilkiyle bağıntılı olsa da işin özü aynı gibi duruyor. tilki prensimize bağlanmadan önce sorumluluğunu almayı şart koşar ve ilgisini gelip geçici istemez. kendini adayabilmesi için adanmışlık ve bağlılık ister. bu noktadan sonra önceki alıntımıza bağlayabiliriz ki prensimiz gülüne kendini adamıştır. niceliğinin önemi yoktur güllerin, kalpteki niteliktir onu ayıran.
hâlbuki aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.
bunca bilgelikten ve öğrenmişlikten sonra tek isteği gülüne dönmektir. mutluluğu minnacık bir bedende saklıdır. başvurduğu yol ne kadar amacını sağlayacaktır kendisi de bilmez ancak o gülüne dönmek uğruna ulaşamayacağını bilse de nefesinden vazgeçer.
sevgi de böylesi bir basitliğe sahiptir.
devamını gör...
hızlı ve öfkeli hobbs ve shaw
spoiler var (!) adamlar klasik sokak yarışı kültüründen vazgeçip dünyayı kurtarmaya gittiler, ya hadi rio soygunu,sonra hızlı ve öfkeli 6-7 de tamam ama 8-9 ne ya. paul walker zaten vefat etti,7 de final yap bitir, gerçi hızlı ve öfkeli 9 un son sahnesinde mavi skyline gördük acaba paul walker’in kardeşlerinden biri (bkz: cody walker)sonraki filmde cgı teknolojisi ile görmek mümkün mü ? paul walker serinin 7. filmi çekilirken, vefat ettiği için,çekimler yarıda kalmasın diye kardeşi oynamıştı. bu filmde herşeyi görmek mümkün,izleyici de bunu bekliyor zaten. zaten han da dirildi . (bkz: sung kang)baktılar hızlı ve öfkeli tuttu,uçan arabalar,kızlar,silahlar,ne versek izliyor diyeceğimiz bir kitle var birde uzaya çıkalım dediler(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya) bildiğin uzaya çıktılar, dom’un jakop toretto isminde bir kardeşi ortaya çıktı (bkz: john cena) saçmalıklar silsilesi yani. sonra birde başka yerden ekmek yiyelim diyip bu saçma sapan filmi yaptılar. (bkz: hobbs and shaw)dwayne johnson, vin diesel (bkz: dominic toretto)ile sette tartıştığı için bu oynadığım son hızlı ve öfkeli filmi ama spinoff yani hobbs ve and shaw da oynayabilirim demiş. yani 2. film çıkabilir bu da 8-9 en kötü 5 film çekilir.
cody walker’in oynadığı sahneler
unutmadan geçmeyelim,huzur içinde uyu paul walker.

cody walker’in oynadığı sahneler
unutmadan geçmeyelim,huzur içinde uyu paul walker.

devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
büfe, vitrin tarzı şeyler. onların içindeki bardaklar 50 yaşında vardır bence.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
mutfakta sigara içmeyin demedim mi?
çabuk balkona!
çabuk balkona!
devamını gör...
minimalizm
önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır”.
az ve öz akımı.
estetik ve sadelikten yana olan , kendim uygulamaya çalıştığım , yeteri ve gerektiği kadar nesneyi barındırmamızı söyleyen akım.
10 tane ayakkabı da ihtiyacımızı karşılar. 5 tane ayakkabıda. 10 tane mont da ihtiyacımızı karşılar , 5 taneside. gereksiz olan herşeyi ihtiyacı olana verin.
evlerimize bakın ihtiyaç fazlası ne kadar çok şey var , ihtiyaç fazlası karmaşıklık getirir , kaos getirir , çekmeceyi açtığınız vakit , bunlar ne dersiniz , taşınacağınız vakit , neyi nereye koyacağınızı şaşırırsınız .
az ve öz akımı.
estetik ve sadelikten yana olan , kendim uygulamaya çalıştığım , yeteri ve gerektiği kadar nesneyi barındırmamızı söyleyen akım.
10 tane ayakkabı da ihtiyacımızı karşılar. 5 tane ayakkabıda. 10 tane mont da ihtiyacımızı karşılar , 5 taneside. gereksiz olan herşeyi ihtiyacı olana verin.
evlerimize bakın ihtiyaç fazlası ne kadar çok şey var , ihtiyaç fazlası karmaşıklık getirir , kaos getirir , çekmeceyi açtığınız vakit , bunlar ne dersiniz , taşınacağınız vakit , neyi nereye koyacağınızı şaşırırsınız .
devamını gör...
modların gıcık olması
elimizdeki imkanlara bakalım. bir adet klavye, bir adet kafa ve bir adet kalp.
hmm. hayır. kesinlikle gıcık değiller. bilakis anlayışlılar.
o mesaj kutusunda ne yazıyorsunuz da 'gıcık' oldukları sonucunu çıkarıyorsunuz?
ilginç bir tespit.
hmm. hayır. kesinlikle gıcık değiller. bilakis anlayışlılar.
o mesaj kutusunda ne yazıyorsunuz da 'gıcık' oldukları sonucunu çıkarıyorsunuz?
ilginç bir tespit.
devamını gör...
yazarların isimlerinin anlamı
beyaz ışık. aynı isimle bir pastane de bulunması “acaba annem pastanesi olsun mu istiyormuş?” diye düşündürür.
devamını gör...
yazarların en sevdiği 90’lar pop şarkısı
hercaiiii...
devamını gör...
dulda
bizim orda* dalda denilen yer.
devamını gör...
cehenneme girince kurulacak ilk cümle
nem çok nem.
devamını gör...
attila ilhan
lise yıllarında şiirleriyle tanıştığım attilâ ilhan, türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmendir.
tarzı tavrı farklıdır. şiirleri normal şiir kalıbının dışındadır. çolpan ilhan'ın abisidir.
üçüncü şahsın şiiri
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçka\'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu ağlardım
en sevdiğim ve ezberlediğim şiirlerindendir. bir çok kitabını bir çok kere okumuş yine de gönlümü bu dizelere bırakmışımdır. *
tarzı tavrı farklıdır. şiirleri normal şiir kalıbının dışındadır. çolpan ilhan'ın abisidir.
üçüncü şahsın şiiri
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçka\'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu ağlardım
en sevdiğim ve ezberlediğim şiirlerindendir. bir çok kitabını bir çok kere okumuş yine de gönlümü bu dizelere bırakmışımdır. *
devamını gör...
uzun boylu olmanın zararları
boyunda iyimiş.
maşallah endamın güzel.
boyun posun yeter.
ideal boydasın.
öyle deme olm boyun çok iyi.
evet! allah boy vermiş gerisine de amaaan banane demiş.
maşallah endamın güzel.
boyun posun yeter.
ideal boydasın.
öyle deme olm boyun çok iyi.
evet! allah boy vermiş gerisine de amaaan banane demiş.
devamını gör...
bhopal felaketi
tarihte insan eliyle bir çok çevresel felaketle karşılaştı dünya. bundan tam 37 sene evvel bu felaketlerden en büyüklerinden biri hindistan'da yaşanacaktı.
hindistan bhopal'de union carbide isimli amerikan şirketi bir böcek ilacı üretim tesisi kuruyor. zaten fakir olan hindistan elbette balıklama atlıyor olaya. üstelik bu şirketin %49'u hindistan devletine ait olacak daha ne olsun.
fabrika zehirleri elde etmek için 1. ci dünya savaşından kalma gazları kullanarak metil izosiyanat(mic) elde ediyordu. inanılmaz derecede zehirli ve tahriş edici malzemedir, insan sağlığı için son derece tehlikelidir.
fabrika bu malzemeyi çok büyük depolarda muhafaza ediyor. 1980-84arasında firma krize giriyor ve her zamanki gibi önce işçi sayısı yarıya indiriliyordu. bu kazanları, basınç göstergelerini, şusunu busunu kontrol edecek işçi sayısının azaltılması demekti. mic bölümünde çalışan sayısı 12 'den 6'ya düşürüldü. bakım personeli sayısı ise 6'dan 2'ye...güvenlik eğitimleri ise 6 aydan 2 ay'a...
anlayacağınız gibi felaket geliyorum diyor. ama kapitalizm için aslolan ''kar''dır.
yıpranmış makineleri, kontrol panellerinin bakımını yapmayı ise yine maliyet sebebiyle es geçiyorlardı. 1984 yılındaki büyük felakete kadar irili ufaklı bir çok kaza yaşanıyor, bunların hepsinin üzeri örtülüyordu.
gazeteci rajkumar kesvani makalelerinde konuya dair bas bağırıyor ama kimse aldırış etmiyordu.
''bu uyarıyı kaydedin, bu şehir '' 26 eylül 1982'de
''bhopal bir yanardağın eşiğinde oturuyor''1 ekim 1982'de
"eğer müdahale edilmezse, hepiniz yok edileceksiniz"5 ekim 1982'de
şu linkte adamın çırpınışları hakkında detaylı bilgi var. en.wikipedia.org/wiki/Rajku...
velhasıl kelam; yaşanan bir sızıntı sonrasında 45 ton metil izosiyanat gazı çevreye yayıldı.. fabrikanın çevresindeki mahallelerdeki insanların hemen hemen hepsi aniden ölüp kurtuldu. aniden ölen sayısı 3787 kişi. haftalar içinde 3000 daha sonra ise
8000 kişinin öldüğü bildirildi. toplam ölümler 15 bine dayandı. yaralıların sayısının 500000 olduğu bildirildi. bunların 38 478’inin geçici engelli oldu. 3900’ü ise sürekli engelli hale geldi
toprak, bitki, ağaç, su zehirlendi. ikinci bir emre kadar balıkçılık faaliyetleri yasaklandı. gazın etkileyebileceği hiç bir gıda ürünü yenilmedi. büyük bir kıtlık oluştu.
greenpeace , amerika çevre koruma ajansı (epa) sınırlarını baz alarak, fabrika çevresindeki toprak ve suyu analiz etti.
kazadan 20 yıl sonra bölgede yapılan bir araştırmada, toprakta normalin 6 milyar katı toksik madde bulundu.
insanlar bu suyu halen içiyor.
''
''
''
''
hindistan bhopal'de union carbide isimli amerikan şirketi bir böcek ilacı üretim tesisi kuruyor. zaten fakir olan hindistan elbette balıklama atlıyor olaya. üstelik bu şirketin %49'u hindistan devletine ait olacak daha ne olsun.
fabrika zehirleri elde etmek için 1. ci dünya savaşından kalma gazları kullanarak metil izosiyanat(mic) elde ediyordu. inanılmaz derecede zehirli ve tahriş edici malzemedir, insan sağlığı için son derece tehlikelidir.
fabrika bu malzemeyi çok büyük depolarda muhafaza ediyor. 1980-84arasında firma krize giriyor ve her zamanki gibi önce işçi sayısı yarıya indiriliyordu. bu kazanları, basınç göstergelerini, şusunu busunu kontrol edecek işçi sayısının azaltılması demekti. mic bölümünde çalışan sayısı 12 'den 6'ya düşürüldü. bakım personeli sayısı ise 6'dan 2'ye...güvenlik eğitimleri ise 6 aydan 2 ay'a...
anlayacağınız gibi felaket geliyorum diyor. ama kapitalizm için aslolan ''kar''dır.
yıpranmış makineleri, kontrol panellerinin bakımını yapmayı ise yine maliyet sebebiyle es geçiyorlardı. 1984 yılındaki büyük felakete kadar irili ufaklı bir çok kaza yaşanıyor, bunların hepsinin üzeri örtülüyordu.
gazeteci rajkumar kesvani makalelerinde konuya dair bas bağırıyor ama kimse aldırış etmiyordu.
''bu uyarıyı kaydedin, bu şehir '' 26 eylül 1982'de
''bhopal bir yanardağın eşiğinde oturuyor''1 ekim 1982'de
"eğer müdahale edilmezse, hepiniz yok edileceksiniz"5 ekim 1982'de
şu linkte adamın çırpınışları hakkında detaylı bilgi var. en.wikipedia.org/wiki/Rajku...
velhasıl kelam; yaşanan bir sızıntı sonrasında 45 ton metil izosiyanat gazı çevreye yayıldı.. fabrikanın çevresindeki mahallelerdeki insanların hemen hemen hepsi aniden ölüp kurtuldu. aniden ölen sayısı 3787 kişi. haftalar içinde 3000 daha sonra ise
8000 kişinin öldüğü bildirildi. toplam ölümler 15 bine dayandı. yaralıların sayısının 500000 olduğu bildirildi. bunların 38 478’inin geçici engelli oldu. 3900’ü ise sürekli engelli hale geldi
toprak, bitki, ağaç, su zehirlendi. ikinci bir emre kadar balıkçılık faaliyetleri yasaklandı. gazın etkileyebileceği hiç bir gıda ürünü yenilmedi. büyük bir kıtlık oluştu.
greenpeace , amerika çevre koruma ajansı (epa) sınırlarını baz alarak, fabrika çevresindeki toprak ve suyu analiz etti.
kazadan 20 yıl sonra bölgede yapılan bir araştırmada, toprakta normalin 6 milyar katı toksik madde bulundu.
insanlar bu suyu halen içiyor.
''
''
''
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
o takva sahipleri: “rabbimiz! şüphesiz biz iman ettik; ne olur günahlarımızı bağışla ve ateşin azâbından bizi koru!” derler. ali-imran 16.
devamını gör...
çetin emeç
1935 istanbul doğumlu gazeteci. babası selim ragıp emeç demokrat partinin kurucuları arasında olan eski bir milletvekilidir.
çetin emeç hayat ve ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğünün yanı sıra hürriyet ve milliyet gazetelerinde bir süre genel yayın yönetmenliği yapmıştır.
kendi zamanının duayen gazetecileri arasında yer alan çetin emeç, 7 mart 1990 yılında evinden işine giderken şoförü ile birlikte suikaste kurban gitti. mezarı zincirlikuyu mezarlığındadır.
çetin emeç suikasti 90'lı yılların ilk faili meçhul cinayetlerindendir.
çetin emeç hayat ve ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğünün yanı sıra hürriyet ve milliyet gazetelerinde bir süre genel yayın yönetmenliği yapmıştır.
kendi zamanının duayen gazetecileri arasında yer alan çetin emeç, 7 mart 1990 yılında evinden işine giderken şoförü ile birlikte suikaste kurban gitti. mezarı zincirlikuyu mezarlığındadır.
çetin emeç suikasti 90'lı yılların ilk faili meçhul cinayetlerindendir.
devamını gör...

