sarımsaklı ekmek
tadını hiç bilmememe rağmen canımın çektiği yiyecektir.
neyse videolarını izlerim.
neyse videolarını izlerim.
devamını gör...
windup (kısa film)
yibing jiang tarafından çekilmiş olan ödüllü bir kısa animasyondur.

hayatımız kurmalı bir müzik kutusu gibi akıp geçiyor. verdiğimiz emek kadar müzikle dolduruyoruz hayatımızı. hayatımızdaki neşenin, canlılığın ve bizi o hayata bağlayan bütün duyguların devamlılığı verdiğimiz emekle doğru orantılı en azından öyle olmalı. sıkı sıkı bağlı olduğumuz insanlara, onları önemsediğimizi göstermenin yolu da verdiğimiz emek.
filmde bir baba ile kızının arasındaki kuvvetli bağ anlatılmakta ve bu bağ aracılığıyla hayat, sevgi ve asla hayattan var geçmemeye dair göndermeler bulunmakta. kız çocuğu bilinçsiz bir şekilde mahkum olduğu hastane yatağında hayatla ölüm arasında gidip gelirken ve dünyaya dönebilmenin bir yolunu ararken babası da elinde anıların yükü ile dopdolu olan kurmalı bir müzik kutusu ile kızına umutla yol göstermeye çalışmakta.
bir ölüm kalım meselesi bu kısa film. anıların müzik aracılığıyla aktarılarak hayatın verilen emekler bütünüyle nasıl tekrar kazanılacağını anlatan güzel bir film.
daha önce yazdığım oscar ve pembeli meleğine benzettim filmin başlangıcını. bence mutlaka izleyin ve hayatın müziğini yakalamak için elinizden geldiğince çok kurmayı unutmayın.
windup

hayatımız kurmalı bir müzik kutusu gibi akıp geçiyor. verdiğimiz emek kadar müzikle dolduruyoruz hayatımızı. hayatımızdaki neşenin, canlılığın ve bizi o hayata bağlayan bütün duyguların devamlılığı verdiğimiz emekle doğru orantılı en azından öyle olmalı. sıkı sıkı bağlı olduğumuz insanlara, onları önemsediğimizi göstermenin yolu da verdiğimiz emek.
filmde bir baba ile kızının arasındaki kuvvetli bağ anlatılmakta ve bu bağ aracılığıyla hayat, sevgi ve asla hayattan var geçmemeye dair göndermeler bulunmakta. kız çocuğu bilinçsiz bir şekilde mahkum olduğu hastane yatağında hayatla ölüm arasında gidip gelirken ve dünyaya dönebilmenin bir yolunu ararken babası da elinde anıların yükü ile dopdolu olan kurmalı bir müzik kutusu ile kızına umutla yol göstermeye çalışmakta.
bir ölüm kalım meselesi bu kısa film. anıların müzik aracılığıyla aktarılarak hayatın verilen emekler bütünüyle nasıl tekrar kazanılacağını anlatan güzel bir film.
daha önce yazdığım oscar ve pembeli meleğine benzettim filmin başlangıcını. bence mutlaka izleyin ve hayatın müziğini yakalamak için elinizden geldiğince çok kurmayı unutmayın.
windup
devamını gör...
kafa izni
elim gidip gidip geliyor, öyle bir buton bu.
çünkü kendimi biliyorum, hadi bi gazla bastım butona işin yoksa sonra kıvran dur.
hadi bununla başedebildim, yazma isteğim bitmeyecek ki bu seferde buraya dönemediğim için başka alternatifler arayışına gireceğim.
sonra idareten gittiğim yere alışacağım, bu seferde biraz kafamı dinleyim diyerek çıktığım yolda bağımlı olduğum cephe sayısı 2 ye çıkacak.
napcaz be kamil, ne serden geçiliyor ne yardan.
çünkü kendimi biliyorum, hadi bi gazla bastım butona işin yoksa sonra kıvran dur.
hadi bununla başedebildim, yazma isteğim bitmeyecek ki bu seferde buraya dönemediğim için başka alternatifler arayışına gireceğim.
sonra idareten gittiğim yere alışacağım, bu seferde biraz kafamı dinleyim diyerek çıktığım yolda bağımlı olduğum cephe sayısı 2 ye çıkacak.
napcaz be kamil, ne serden geçiliyor ne yardan.
devamını gör...
sözlüğe ne olduğunu sorgulamak
sorgulanmaya müsait çünkü, bu yüzden sorgulayanlar haklıdır kanımca. şimdi bakıyorum bazı yazarlara da cidden sözlük anlamını yitirmeye başladı. bazıları her yazarı kendisi gibi yazsın çizsin istiyor, zıt görüşe tahammül olmuyor, insanlara baskı uygulanıyor falan filan. halbuki herkes aynı düşünceyi, aynı fikri savunsa burada hiçbir şeyin tadı olmaz lakin bunu bilen olmuyor işte.
bir de sürü psikolojisine uyanlar var ki onlar tam bir facia. halbuki bu sözlükten için herkesin özgürce yazacağı bir yer denmiş, ben şu aşamada böyle bir özgürlük göremiyorum ne yazık ki. bu kadar mı kötü oldunuz lan? bu kadar mı hiçbir görüşe tahammülünüz kalmadı? insanları belli bir kalıba sokmaktan da sıkılmıyorsunuz hakikaten leş olma yolunda hızla ilerliyorsunuz… yazıklar olsun!
bir de sürü psikolojisine uyanlar var ki onlar tam bir facia. halbuki bu sözlükten için herkesin özgürce yazacağı bir yer denmiş, ben şu aşamada böyle bir özgürlük göremiyorum ne yazık ki. bu kadar mı kötü oldunuz lan? bu kadar mı hiçbir görüşe tahammülünüz kalmadı? insanları belli bir kalıba sokmaktan da sıkılmıyorsunuz hakikaten leş olma yolunda hızla ilerliyorsunuz… yazıklar olsun!
devamını gör...
kedi göbeği
mıncık mıncık sevilesi, iç çekerek bakılası, bir o kadar öpülesi ,nasıl yani dedirten dünyanin en güzel manzarası...
devamını gör...
siyasi parti kursa oy verirdim dediğiniz ünlüler
haluk levent..
devamını gör...
yazarların favori peynir markaları
pınar süzme peynir seviyorum. tam buğday ekmeğin arasına sürüp bir iki parçada jambonla çok sağlam ara öğün oluyor. mideyi de fazla zorlamıyor.
devamını gör...
karl marx
toplumsal sistemlerin maddi temel üzerinde yükseldiği ve bu temelin çizdiği çerçevede şekillendiğini söylemesi, sanırım sosyal "bilimlere" yaptığı en büyük katkıdır. yani bir toplumdaki kurumlar, inançlar, ideolojiler vb. toplumun maddi alt yapısı (teknoloji, coğrafya, iklim vb.) tarafından şekillendirilir. ancak bu noktada yaptığı bir hata toplumun sınıfsal yapısını da alt yapı olarak kabul etmesidir. aslında sınıfsal yapı da son kertede maddi alt yapı tarafından şekillendirilir.
bunun haricinde gelecek ile ilgili yaptığı tahminlerin en önemli iki tanesi tutmamıştır. bunlar; kapitalizmin gittikçe daha fazla sefalet yaratacağı, proleteryanın gittikçe daha fazla büyüyerek sonunda kapitalist sistemi alaşağı edeceğine yönelik kehaneti ve sosyalizmin, yani ekonominin tek bir merkezden planlı bir şekilde yönetilmesinin üretim araçlarını daha verimli kullanacağı ve böylece toplumun refah seviyesinin muazzam bir şekilde artırılacağı ve sınıfsız, devletsiz bir topluma geçişi mümkün kılacağı iddiasıdır. kapitalizm, 20. yüzyıldaki gelişmeler ile birlikte, demokratik batı ülkelerinde (ve sonradan bu sistemi başarı ile adapte edebilmiş japonya, güney kore ve tayvan gibi ülkelerde de) maddi refahı üyelerine sunabilen bir ekonomik sistem olmuştur. sosyalizm deneyen ülkeler ise ekonomik anlamda tam bir felaket olmuşlardır ve kapitalist ülkere göre oldukça geri bir noktada kalmışlardır. hatta sosyalist ekonomi uygulandığı her örnekte bırakın maddi refahı artırmayı ekonominin çökmesi ile sonuçlanmıştır.
sonuçta marx'ın yaptığı şey, hristiyanlıkta falan da görülen, binlerce yıldır insanların hayallarini süsleyen cennet bahçesinde yaşam tahayyülünün sözde bilimsel bir temele oturtulmasıdır. hayatta yapılmak zorunda olan tüm mücadelelerin bitmesi, savaşların olmaması, çalışma zorunluluğunun ortadan kalkması, insanların hepsine ne yaptıklarından bağımsız olarak temel ihtiyaçlarının sunulması, rekabetin olmaması, herkesin eşit olması gibi hayaller ve istekler. tüm bunlar hristiyanlığın cennetin krallığı hayalinde de gördüğümüz isteklerdir. (bu hayalin psikolojik kökenleri için nietzcshe'nin ahlakın soykütüğü üstüne kitabına bakmanızı öneririm.) marx bu hayale sözde bilimsel bir kılıf geçirmiştir. bu cennet bahçesini gerçek dünyada gerçekleştirecek şey teknolojik gelişmedir ona göre. teknolojik gelişme sayesinde üretimin seviyesi muazzam ölçüde artıralacak ve böylece her türlü yokluk, rekabet, savaşlar bitecektir. marx'ın teknolojik gelişmeye yüklediği bu anlam ideolojik bir wishful thinking'ten ibarettir ve bilimsellikle bir alakası yoktur.
komünist ve marksist ideolojinin daha detaylı bir incelemesi için bakınız: kafasozluk.com/entry/240078
bunun haricinde gelecek ile ilgili yaptığı tahminlerin en önemli iki tanesi tutmamıştır. bunlar; kapitalizmin gittikçe daha fazla sefalet yaratacağı, proleteryanın gittikçe daha fazla büyüyerek sonunda kapitalist sistemi alaşağı edeceğine yönelik kehaneti ve sosyalizmin, yani ekonominin tek bir merkezden planlı bir şekilde yönetilmesinin üretim araçlarını daha verimli kullanacağı ve böylece toplumun refah seviyesinin muazzam bir şekilde artırılacağı ve sınıfsız, devletsiz bir topluma geçişi mümkün kılacağı iddiasıdır. kapitalizm, 20. yüzyıldaki gelişmeler ile birlikte, demokratik batı ülkelerinde (ve sonradan bu sistemi başarı ile adapte edebilmiş japonya, güney kore ve tayvan gibi ülkelerde de) maddi refahı üyelerine sunabilen bir ekonomik sistem olmuştur. sosyalizm deneyen ülkeler ise ekonomik anlamda tam bir felaket olmuşlardır ve kapitalist ülkere göre oldukça geri bir noktada kalmışlardır. hatta sosyalist ekonomi uygulandığı her örnekte bırakın maddi refahı artırmayı ekonominin çökmesi ile sonuçlanmıştır.
sonuçta marx'ın yaptığı şey, hristiyanlıkta falan da görülen, binlerce yıldır insanların hayallarini süsleyen cennet bahçesinde yaşam tahayyülünün sözde bilimsel bir temele oturtulmasıdır. hayatta yapılmak zorunda olan tüm mücadelelerin bitmesi, savaşların olmaması, çalışma zorunluluğunun ortadan kalkması, insanların hepsine ne yaptıklarından bağımsız olarak temel ihtiyaçlarının sunulması, rekabetin olmaması, herkesin eşit olması gibi hayaller ve istekler. tüm bunlar hristiyanlığın cennetin krallığı hayalinde de gördüğümüz isteklerdir. (bu hayalin psikolojik kökenleri için nietzcshe'nin ahlakın soykütüğü üstüne kitabına bakmanızı öneririm.) marx bu hayale sözde bilimsel bir kılıf geçirmiştir. bu cennet bahçesini gerçek dünyada gerçekleştirecek şey teknolojik gelişmedir ona göre. teknolojik gelişme sayesinde üretimin seviyesi muazzam ölçüde artıralacak ve böylece her türlü yokluk, rekabet, savaşlar bitecektir. marx'ın teknolojik gelişmeye yüklediği bu anlam ideolojik bir wishful thinking'ten ibarettir ve bilimsellikle bir alakası yoktur.
komünist ve marksist ideolojinin daha detaylı bir incelemesi için bakınız: kafasozluk.com/entry/240078
devamını gör...
hıçkıra hıçkıra ağlamak
doğal sakinleştiricilerin başında gelir.
devamını gör...
kanagawa oki nami ura
the great wave. türkçesiyle kanagawa'nın büyük dalgası ya da büyük dalga.
katsushika hokusai'nin en tanınan eseridir. tahta baskı tekniğiyle yapılmıştır. dalga emojisinin ilham kaynağıdır.
katsushika hokusai'nin en tanınan eseridir. tahta baskı tekniğiyle yapılmıştır. dalga emojisinin ilham kaynağıdır.
devamını gör...
makarnayı bir üst noktaya taşıyan küçük detaylar
süzülen makarna suyunun atılmayıp bir kaba alınarak suyundan sos yapılması.
kremalı, mantarlı ve hafif sarımsaklı sos ile harmanlayıp üstüne kaşar peynir dilimlenmesi. ayni zamanda makarna: fesleğen.
makarnayı çok pisirmeyeceksin. öbür türlü sünmüş mantı hamurundan farkı olmuyor.
eger fırına verilecekse beşamel sos yapılarak makarnanın kurumasını önleyebilirsiniz.
daha da arşa çıkarmak istiyorsan kendi makarna hamurunu hazırlayıp evde kendi makarnanızı yapabilirsiniz.
daha da arşa...
arş ne ?
şey mi dostum yine tencere dibi salçalı makarna?
kremalı, mantarlı ve hafif sarımsaklı sos ile harmanlayıp üstüne kaşar peynir dilimlenmesi. ayni zamanda makarna: fesleğen.
makarnayı çok pisirmeyeceksin. öbür türlü sünmüş mantı hamurundan farkı olmuyor.
eger fırına verilecekse beşamel sos yapılarak makarnanın kurumasını önleyebilirsiniz.
daha da arşa çıkarmak istiyorsan kendi makarna hamurunu hazırlayıp evde kendi makarnanızı yapabilirsiniz.
daha da arşa...
arş ne ?
şey mi dostum yine tencere dibi salçalı makarna?
devamını gör...
bublogta
insanların bilim, teknoloji, kültür-sanat, sağlık gibi çeşitli konularda duygu, düşünce ve birikimlerini paylaştığı, yeni kurulmuş blog tarzı bir platformdur. üye olarak yazılarınızı paylaşabildiğiniz gibi, üye olmadan içerikleri okuyabiliyorsunuz.
sayfayı buradan inceleyebilirsiniz.
sayfayı buradan inceleyebilirsiniz.
devamını gör...
özerklik istiyorum
cafer modarres sadeghi’nin at kafası isimli romanının kahramanlarından biri olan kürt kızı cihan’ın günlüğünün dokuz mayıs tarihli paragrafında yazdığı son cümledir.
iran’da kadın olmakla dünyanın herhangi bir yer arasında kadın olmak arasında çok büyük farklar kalmamaya başladı sanki. kadınlar git gide kendinlerinin de sıkıştırılmasına - en azından bir kısmının- yardımcı oldukları bir cendere içinde nefes alma çabası içindeler.
cihan böyle bir sevgi istemediğini söylüyor bu cümle ile. cihan kendine dokunulmasını istemiyor. nerede olduğunun, nereye gittiğinin, ne yaptığının sürekli olarak sorulmasından bıkmış usanmış cihan. cihan daha on dokuz yaşında sevilmediğinin farkında, sevgi denilen şeyin böyle bir şey olmadığını biliyor cihan.
gitmek istediği yeri düşünüyor en çok. ama bunu yaparken bir erkeğin güçlü kolları ile sarmalanmak isteğinde değil o. özgür olmak istiyor. sevgi diye yutturulmaya çalışılan esaretten azade olmak istiyor o. özgür olmak istediğini bağıra çağıra anlatmak istiyor cihan.
tahterevalliye binen çocuklara kavga etmesinler diye göz kulak olmak istiyor sürekli gözetlendiğini hissettiği parkta. ilk görüşte aşık olduğu adamla ciğer şiş yemek istiyor içinde biri görür mü korkusu olmadan.
toplumların her noktasına sirayet etmiş olan ve kanser hücresi gibi pervasızca yayılan korunmaya muhtaç kadın algısından kurtulmak istiyor. onu tanıyan herkesin namusu olmak istemiyor. kimsenin olmak da istemiyor cihan. kendi kendini yönetmek istiyor. kadınların kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olmak istiyor.
bunca kelime art arda dizilince sanki çok şey istemiş gibi görünüyor cihan ama aslında tek bir şey cihan’ın isteği, tek bir kelime : özerklik.
iran’da kadın olmakla dünyanın herhangi bir yer arasında kadın olmak arasında çok büyük farklar kalmamaya başladı sanki. kadınlar git gide kendinlerinin de sıkıştırılmasına - en azından bir kısmının- yardımcı oldukları bir cendere içinde nefes alma çabası içindeler.
cihan böyle bir sevgi istemediğini söylüyor bu cümle ile. cihan kendine dokunulmasını istemiyor. nerede olduğunun, nereye gittiğinin, ne yaptığının sürekli olarak sorulmasından bıkmış usanmış cihan. cihan daha on dokuz yaşında sevilmediğinin farkında, sevgi denilen şeyin böyle bir şey olmadığını biliyor cihan.
gitmek istediği yeri düşünüyor en çok. ama bunu yaparken bir erkeğin güçlü kolları ile sarmalanmak isteğinde değil o. özgür olmak istiyor. sevgi diye yutturulmaya çalışılan esaretten azade olmak istiyor o. özgür olmak istediğini bağıra çağıra anlatmak istiyor cihan.
tahterevalliye binen çocuklara kavga etmesinler diye göz kulak olmak istiyor sürekli gözetlendiğini hissettiği parkta. ilk görüşte aşık olduğu adamla ciğer şiş yemek istiyor içinde biri görür mü korkusu olmadan.
toplumların her noktasına sirayet etmiş olan ve kanser hücresi gibi pervasızca yayılan korunmaya muhtaç kadın algısından kurtulmak istiyor. onu tanıyan herkesin namusu olmak istemiyor. kimsenin olmak da istemiyor cihan. kendi kendini yönetmek istiyor. kadınların kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olmak istiyor.
bunca kelime art arda dizilince sanki çok şey istemiş gibi görünüyor cihan ama aslında tek bir şey cihan’ın isteği, tek bir kelime : özerklik.
devamını gör...
söylemesi keyifli kelimeler
röpteşambır. bayılıyorum buna.
doğrusu robdöşambr'mış.
doğrusu robdöşambr'mış.
devamını gör...
kız isteme cinsiyetçi midir sorunsalı
aileden rıza günümüz toplumunda kız isteme aşamasına gelmeden iki taraf içinde hali hazırda alındığından sadece 'sembolik' bir eylemdir. bundan ötürü de gereklilikten ziyade herkes yapıyor biz de yapalım düşüncesine dayandığına inanıyorum. veya 'gelenekler'e uyma düşüncesi. ama bir mantığı kalmayan birçok gelenek zaman içerisinde kaybolduğundan kız istemenin de birkaç nesil sonra hükümsüzleşeceğine inanıyorum.
bununla beraber erkeğin 'güçlü' olması gerekliliği ne kadar cinsiyetçiyse belli bir yaşa gelmiş kadının 'istenmesi' de o kadar cinsiyetçi geliyor. ailenin rızasına dayandığı iddia edilse de dediğim gibi bu rıza zaten o aşamaya kadar alınmış olduğundan bana o kadar da masum gelmiyor. dolayısıyla içerisindeki bahsettiğim bu ritüellerin kadın içinde erkek içinde cinsiyetçi olduğu düşüncesindeyim.
bununla beraber erkeğin 'güçlü' olması gerekliliği ne kadar cinsiyetçiyse belli bir yaşa gelmiş kadının 'istenmesi' de o kadar cinsiyetçi geliyor. ailenin rızasına dayandığı iddia edilse de dediğim gibi bu rıza zaten o aşamaya kadar alınmış olduğundan bana o kadar da masum gelmiyor. dolayısıyla içerisindeki bahsettiğim bu ritüellerin kadın içinde erkek içinde cinsiyetçi olduğu düşüncesindeyim.
devamını gör...
çilingir sofrası
masanın üstündekiler kadar etrafının da kalabalık olduğu, kimi zaman bir kutlama, kimi zaman da bir derdi paylaşmak için kurulmuş sofralardır.
bir ömre yetecek yalnızlığı, kederi yaşadığımız kanaatindeyim. bu yüzden benim için biraz geleceğe bırakılmış, 21. yüzyılın 21. yılını da atlatabilirsek kutlamalar için beklediğim sofralardır.
"haydi abbas vakit tamam
akşam diyordun, işte oldu akşam
kur bakalım çilingir soframızı
dinsin artık bu kalp ağrısı"
- cahit sıtkı tarancı
bir ömre yetecek yalnızlığı, kederi yaşadığımız kanaatindeyim. bu yüzden benim için biraz geleceğe bırakılmış, 21. yüzyılın 21. yılını da atlatabilirsek kutlamalar için beklediğim sofralardır.
"haydi abbas vakit tamam
akşam diyordun, işte oldu akşam
kur bakalım çilingir soframızı
dinsin artık bu kalp ağrısı"
- cahit sıtkı tarancı
devamını gör...



