herkes gibi ben de kendisini okumayı çok seviyorum. bazen ofiste okuyorum biriktirip entrylerini. bazen bir gece yarısı. ama ekseriyetle biriktirerek. çünkü ben sevdiği şeylerin tükenmesiyle baş etme sorunları yaşayan, belki anksiyetik değil ama kaybetmeyle problemi olan biriyim. tek bir entry okuyup yetinemem diye düşünüyorum galiba istemsizce. o yüzden kendisinin profiline her ziyaretim güneşle oturup bir kahve içmişim gibi hissettiriyor bana. hoşşikler koşturuyor etrafımızda cıvıl cıvıl. bulutlu bile olsak o esnada, gülümsüyoruz bakışıp. o anlatıyor ben dinliyorum. ben konuşuyorum o duyuyor. bir tuhaf his...

hepimiz cevaplar buluyoruz entrylerinde ya malumunuz. neden diye düşündünüz mü? ben düşündüm. yani.

aslında bir problem/tehlike var; olur da güneş bir gün buradan gitmeye karar verirse, burada kendisini okumayı sevdiğim birkaç yazardan birini kaybetmiş olmam sadece. ciddi ciddi üzülürüm. mesele falan ederim kendime bunu. buyur buradan yak. durduk yere tasa. yok ya durduk yere değil. güneş bu. üzülünür yani. buna da kimse itiraz edemez herhalde. sorun bende değil sende güneş. bu kadar doğal/içten olman sorun. ve güzel. ve. ve. ve.

ne güzel bencil bencil psikolojik baskı yaptım di' mi? gider de haber vermezse arar/bulur saçını falan çekerim kıyabilirsem. neys.
devamını gör...

anlamsız, gayriciddi, üstelik hatalarla dolu bir resim. fakat çok severim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

barış akarsu'dan dinlenip de eşlik etmeme olasılığının olmadığı müthiş enerjili şarkıdır.
devamını gör...

an itibariyle bitirdiğim, baş rollerinde haluk bilginer ve ali atay olan cenk ertürk filmidir. film bir baba-oğul çatışmasını, oldukça yoğun psikolojik tahlillerle ve en önemlisi mükemmel oyunculukla nasıl yansıtabilirsiniz sorusunun cevabı adeta. filmi izlerken nuri bilge ceylan sinemasından esinlendiğini anlamamak elde değil. sinematografi kesinlikle mükemmel. filmde tek sorun geçiş sahnelerini gereksiz uzun tutmalarıydı. onun dışında gerek oyunculuk gerek diyaloglar gayet yerindeydi.

ali atay'ın oyunculuğuna gerçekten bayılıyorum, filmde de çok iyi iş çıkarmış.
haluk bilginer için çok basic bir rol olmuş zaten zorlandığı bir sahne bile olmamıştır eminim.
hande doğandemir senden olmayacak çok üzgünüm. oynadığın hiçbir karakterin içindeymişsin hissi alamıyorum. sanki içeride başka dışarıda başka iki karakter var gibi, garip...

ayrıca çok sağlam sahneler vardı filmde. mesela başlarda henüz babasıyla yüzleşmeden önce ali atay arabayı sürerken babası arabanın ön kapısı açılmadığı için arkada oturmak zorunda kalıyor ve uzun bir süre böyle devam ediyor. ilerleyen süreçte ali atay babasıyla yüzleşip, onu anlamaya affetmeye çalıştığı dönemlerde bir sahnede arabayı babası sürüyor. ali atay ise arka koltuktan ön koltuğa geçerek babasının yanında oluyor. burada 2 husus var ilk başta babasının arka koltukta olması ali atay için babasının geçmişi temsil ettiğini ifade ediyor, çok güzel bir ayrıntı. 2. ise babası yaşlılıktan veya geçmişinin savunulacak bir tarafı olmadığından ön koltuğa geçemiyor. ali atay ise babasını affetmenin rahatlığıyla bir çırpıda ön koltuğa geçiveriyor çünkü geçmişinden sıyrılarak babasıyla şu ana dönüyor. bunlar benim yorumlarım tabiki ama film geneline bakarsak bu tarz mesajların birden fazla olduğunu anlayabiliriz.
devamını gör...

insanları diline, dinine, ırkına, inancına ve dış görünüşüne göre ayıranlar. ( evladım siz mal mısınız)
iki çeşit insan vardır, iyi insanlar ve kötü insanlar.
bu kıstasın dışında insanları kim kategorize ediyorsa o hayındır, fitnecidir, fetöcüdür.
sinirlendim yine, neyse sakinim.
devamını gör...

"baba, bu değirmenin niçin suyu yok?"
"o bir yel değirmeni yavrum"
"tamam da niçin suyu yok?"
devamını gör...

kafa dengi, beğeni konusunda cömert ve ışık saçan bir yazar. kendisiyle fikir alışverişi ve yoğun bir mesajlaşma trafiği gerçekleştirebilirdik ama (belki de prensip gereği) mesaj alımını kapatmış.
devamını gör...

karizmanın vücut bulmuş hali.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evrim ağacı ile dergipark her zaman başvurduğum, mükemmel makaleler bulabildiğim kaynaklardır.
devamını gör...

"haksızlığı haklı çıkarmaz,
onlara karşı savaşanların yenik düşmesi.
çünkü yenilgimiz bizlerin, alçaklıkla savaşanların,
sayıca azlığımızı kanıtlar yalnızca…
ve sessiz kalanlardan tek beklediğimiz,
utanç duymalarıdır!
"
devamını gör...

başlığı görünce sevindim bu projeyi bilen birileri var diye evet konumuza dönücek olursak bu grup paylaştığı şarkıların ses kalitesinin en iyi olduğu kaydı bulup bununla da kalmayıp harika illüstrasyonlarda ekliyor. projelerine bağış yapıp bu illüstrasyonların posterini alabilirsiniz ben poster yerine t-shirt çıkarmalarını sabırsızlıkla bekliyorum bir girişim var duyurdular ama pandemi araya girince ertelendi umarım bir an önce çıkar ayrıca twitter üzerinden büyükşehir sayfalarına isterler ise duvarlara bu illüstrasyonlardan boyamayı teklif ettiler ama kimseden ses çıkmadı umarım duyulur destek verilir projelerine
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çekmeyenlerin bilip bilmeden boş yorum yaptığı ağrıdır..
devamını gör...

bilimsel olarak yaklaşmakta fayda olan kavramdır. bilim ise tanrının varlığı ya da yokluğuyla ilgilenmez. fenni bilimlere tanrıyı karıştırmanın insanları bir yere götürmeyeceği açıktır.

sosyal bilimlerde ise tanrının toplumsal bir varlık olduğu kabul edilebilir. din ise kültürel bir sistemdir. bunların etkilerini incelersin, kökenlerini araştırırsın, toplumsal bir kavram olarak tanrının veya dinin işlevleri nelerdir, gerekli midir tartışırsın.

tanrı insanı yarattığından ya da insan tanrıyı yarattığından beri tanrının varlığı tartışma konusu. kimi inanıyor, kimi inanmıyor ama inanmayanların sayısının artmasının nedenlerini toplumsal olarak açıklayabileceğimize göre; olsun ya da olmasın tanrı toplumsaldır.
devamını gör...

eskiden bir yandan davul çalıp bir yandan maniler söyleyen, günümüzde ise energizer tavşanı gibi hızlıca geçen, gümbe de güm güm dışında bir numarası olmayan paragöz kişi.

ramazan sonunda kapıya dayanırlar. öyle gönlünüzden kopanı falan da kabul etmezler. utanmadan tarife belirlemişler. sen davul çalarak geçerken ben zaten cin gibi uyanık oturuyordum. ayrıca uyanmak için telefonumun alarmı da yetiyor. nedir yani?

böyle olunca gönülden de bir şey kopmuyor tabii. kapıyı açmayınca kurtuluyorsunuz.

devamını gör...

bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz anlamına gelen arapça kökenli kelime.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"çocuğunuz çok zeki ama çalışmıyor. "
devamını gör...

ölümüne bile üzülmem.
devamını gör...

çağan ırmak tarafından yönetilmiş tarihsel televizyon dizisi. 12 eylül 1980 öncesi türkiye'sindeki yaşamdan kesitleri sunan 2004 yılında yayınlanan, çok beğenilmesine rağmen sadece 1 sezon çekilen ,tam tadında biten ve beni de çok etkileyen bir dizi.
' her yaşam bir hikayedir bazıları anlatılmaya değer'.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim