yazarlardan queen bee ile moderatör pavlov'un göbeği aynı kişi mi sorunsalı
bir yazar arkadaşımın uyarması ile tam olarak şurada denk geldiğim hadise.
ilk tanım ve üçüncü tanım noktası virgülüne aynı. bu konu beni derin düşüncelere gark etti doğrusu. *
ss'de aldım şöyle bırakayım.
ilk tanım ve üçüncü tanım noktası virgülüne aynı. bu konu beni derin düşüncelere gark etti doğrusu. *
ss'de aldım şöyle bırakayım.
devamını gör...
sınıf grubu
normal zamanlarda ortasından kovboy filmlerindeki çalının geçtiği, sınav dönemindeyse adeta bir metropole dönüşen, iletişim kurulması amacıyla kurulmuş ama kesinlikle iletişim kurulamayan bir platform.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
maalesef benim. vardiyalı çalışmak rezalet bir şey. insanlık suçu sayılmalı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
toprak ana ağlıyor
nefesi kesiliyor
tanriçalar susuyor
tanrılar doğuyor
nefesi kesiliyor
tanriçalar susuyor
tanrılar doğuyor
devamını gör...
(tematik)
leskofçalı galip
leskofça kaymakamı olan ismail paşa'nın oğludur. asıl adı mustafa galip'tir.
(bkz: encümen-i şuara) topluluğunun kurucusudur; ziya paşa'nın ve namık kemal'in edebi kimliklerinin oluşmasında etkili olmuştur.
(bkz: encümen-i şuara) topluluğunun kurucusudur; ziya paşa'nın ve namık kemal'in edebi kimliklerinin oluşmasında etkili olmuştur.
devamını gör...
kanada'ya göç
özge ve cem adında güzel çiftin kanada'dwki yaşamlarını dürüst bir şekilde anlattığı videolar içeren youtube kanalı .
benimde hayalimde kanada'da da yaşamak olduğu için sıkı takip ettiğim youtube kanalı.
benimde hayalimde kanada'da da yaşamak olduğu için sıkı takip ettiğim youtube kanalı.
devamını gör...
tu m'as manqué
fransızcada özlemek kelimesi olmadığı için yerine kullanılan bu sözcük ;sen bende eksiksin manasına gelmektedir.düşünsenize seni özlemek beni eksiltiyor demek gibi bir şey.fransızlar gerçekten nazik insanlar.
devamını gör...
şebnem ferah
benim için kadın albümüyle özelinde de “yağmurlar” parçasıyla vardır. onun adına yapabileceğim güzellemeler bu kadar.
zira çok büyük hayran güruhu tarafından taşlanmam pahasına da olsa söyleyeceğim. şarkılarında, yerli yersiz avazı çıktığı kadar bağırmasına tahammül edemediğim şarkıcıdır. yıllar önce bir yerde ronnie james dio vokal tekniğini örnek aldığını okumuştum. bu çok sempatik gelmişti ki ben de mesela bir black sabbath şaheseri “when death calls” şarkısında, canım dio’ nun “bağırmalarına” ömrüm boyunca maruz kalayım gıkım çıkmaz.
ve şu malum kıyas klişesi için de görüş beyan edeyim madem. müziği “yürekleri dağlayan” o ağlak liriklerden nispeten münezzeh, özlem tekin’ i daha samimi, sesindeki atraksiyonlarla da daha özgün bulurum.
zira çok büyük hayran güruhu tarafından taşlanmam pahasına da olsa söyleyeceğim. şarkılarında, yerli yersiz avazı çıktığı kadar bağırmasına tahammül edemediğim şarkıcıdır. yıllar önce bir yerde ronnie james dio vokal tekniğini örnek aldığını okumuştum. bu çok sempatik gelmişti ki ben de mesela bir black sabbath şaheseri “when death calls” şarkısında, canım dio’ nun “bağırmalarına” ömrüm boyunca maruz kalayım gıkım çıkmaz.
ve şu malum kıyas klişesi için de görüş beyan edeyim madem. müziği “yürekleri dağlayan” o ağlak liriklerden nispeten münezzeh, özlem tekin’ i daha samimi, sesindeki atraksiyonlarla da daha özgün bulurum.
devamını gör...
kadınların evlenme merakı
gitgide azalan merak, merak etmeyin. sevinsenize olm aradaki cinsel yasağı kaldırmak için bir imza atıp ömür boyu nafaka ödemenize gerek kalmıyor. kurtuluyorsunuz işte.
devamını gör...
otomatik vites araba kullanan erkek
anlamsız genellemelere maruz kalan erkektir. otomatik vites günümüz koşullarında bir çok sebepten tercih edilir. eskiden teknoloji bu kadar ilerlememişken otomatik vites arabalar özellikle şehir içinde çok yakıt tüketiyordu fakat 2010 yılından sonra bu problemde ortadan kalkmaya başladı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
güzel insan aramakla insandaki güzelliği aramak arasında derin bir fark var. “güzel insan” dediğimizde göreceli bir kavramdan bahsederken “insandaki güzellik” dediğimiz zaman iş bambaşka bir boyuta taşınıyor.
güzel insanla mı yaşanır, yoksa insandaki güzellikten mi doğar diye sorgulatır kendini aşk. kimine göre güzel insanla yaşamır kimine göre insandaki güzellikten doğar. ama bana göre insandaki güzellikten diyebilirim kuşkusuz. o insanın güzelliğinden doğan aşk zaten o kişiyi güzelleştirir de özelleştirir de. zaten bozulmayacak mı yüzümüzün ütüsü? geçmeyecek mi zaman? düşmeyecek mi saçlarımıza ak? zaman diye bir kavram varken güzellikten bahsetmek çok basit geliyor bana insandaki güzelliğe kıyasen.
birinin sen yanında yokken de seni düşünmesi ne kıymetli değil mi? güzel bir an yaşarken seni yanında düşünüyor mesela ya da bişeyleri seni düşünerek alıyor, seversin diye. ya da bişeyleri sırf seni mutlu etsin diye yapıyorsa yine sen yanında yokken, asıl güzellik bu değil midir? bu daha özel ve zamanın bile ütüsünü bozamayacağı birşey değil midir? uzak ya da yakın olmanın bir önemi kalmıyor, aynı düşüncelerde bir araya gelmek güzellik değil de nedir?
işte bu insandaki güzellikle doğan aşk sayesinde denk gelir insanlar birbirlerine. evet belki ilk başta etkilenmek için güzellik de gerekebilir ama her güzel gördüğümüzün içinde güzellik de bulamayabiliriz. o yüzden aşk denk gelmektir bana göre. “ömrünün geri kalanına denk geldiğinde hissedilecek birşeydir.” der bir yazar kitabında. ne kadar derin, içinde ne çok anlam barındıran bir cümle. bedenen yan yana olamasanız da ömrünün geri kalanına denk gelmek ne büyük bir anlam taşır, küçücük cümleye sığmayacak kadar aslında.
gerçek sevgi, gerçek aşk insanın yüreğinde saklıdır. duymadan seslenmeyi biliyorsa bir yürek, görmeden de sevmeyi ve özlemeyi de bilir elbet. o gerçek güzelliğini keşfedebileceğiniz insanlarla karşılaşırsınız umarım. o zaman bu güzel duygunun tadını bir ömür alırsınız. hayat da kimine göre uzun kimine göre kısa bir yoldur nihayetinde. yol arkadaşınızı bu yüzden iyi seçin. iyi seçin ki her nefesiniz kesildiğinde bahanelerle değil, yüreğiyle gelebilsin.
dokunmadan, dokunan cümleler biriktirebiliyoruz zaman zaman. kullanamadıktan ve aktaramadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ki?
o yüzden hani meşhur bir söz var ya;
“yüreğin yorgunluk görmesin!”
yüreğiniz yorgunluk görmesin, kalbi güzellik dolu insanlara denk gelesiniz.
ve son olarak,
oscar wilde şöyle der;
“güç erkeğe, güzellik kadına verilmiştir. ama herşeyi yenen güç bir güzelliğe yenilmiştir.”
bir kadını güzel yapan yüreğinin güzelliğidir bence.
güzel insanla mı yaşanır, yoksa insandaki güzellikten mi doğar diye sorgulatır kendini aşk. kimine göre güzel insanla yaşamır kimine göre insandaki güzellikten doğar. ama bana göre insandaki güzellikten diyebilirim kuşkusuz. o insanın güzelliğinden doğan aşk zaten o kişiyi güzelleştirir de özelleştirir de. zaten bozulmayacak mı yüzümüzün ütüsü? geçmeyecek mi zaman? düşmeyecek mi saçlarımıza ak? zaman diye bir kavram varken güzellikten bahsetmek çok basit geliyor bana insandaki güzelliğe kıyasen.
birinin sen yanında yokken de seni düşünmesi ne kıymetli değil mi? güzel bir an yaşarken seni yanında düşünüyor mesela ya da bişeyleri seni düşünerek alıyor, seversin diye. ya da bişeyleri sırf seni mutlu etsin diye yapıyorsa yine sen yanında yokken, asıl güzellik bu değil midir? bu daha özel ve zamanın bile ütüsünü bozamayacağı birşey değil midir? uzak ya da yakın olmanın bir önemi kalmıyor, aynı düşüncelerde bir araya gelmek güzellik değil de nedir?
işte bu insandaki güzellikle doğan aşk sayesinde denk gelir insanlar birbirlerine. evet belki ilk başta etkilenmek için güzellik de gerekebilir ama her güzel gördüğümüzün içinde güzellik de bulamayabiliriz. o yüzden aşk denk gelmektir bana göre. “ömrünün geri kalanına denk geldiğinde hissedilecek birşeydir.” der bir yazar kitabında. ne kadar derin, içinde ne çok anlam barındıran bir cümle. bedenen yan yana olamasanız da ömrünün geri kalanına denk gelmek ne büyük bir anlam taşır, küçücük cümleye sığmayacak kadar aslında.
gerçek sevgi, gerçek aşk insanın yüreğinde saklıdır. duymadan seslenmeyi biliyorsa bir yürek, görmeden de sevmeyi ve özlemeyi de bilir elbet. o gerçek güzelliğini keşfedebileceğiniz insanlarla karşılaşırsınız umarım. o zaman bu güzel duygunun tadını bir ömür alırsınız. hayat da kimine göre uzun kimine göre kısa bir yoldur nihayetinde. yol arkadaşınızı bu yüzden iyi seçin. iyi seçin ki her nefesiniz kesildiğinde bahanelerle değil, yüreğiyle gelebilsin.
dokunmadan, dokunan cümleler biriktirebiliyoruz zaman zaman. kullanamadıktan ve aktaramadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ki?
o yüzden hani meşhur bir söz var ya;
“yüreğin yorgunluk görmesin!”
yüreğiniz yorgunluk görmesin, kalbi güzellik dolu insanlara denk gelesiniz.
ve son olarak,
oscar wilde şöyle der;
“güç erkeğe, güzellik kadına verilmiştir. ama herşeyi yenen güç bir güzelliğe yenilmiştir.”
bir kadını güzel yapan yüreğinin güzelliğidir bence.
devamını gör...
yazarların vatan için yaptıkları
50 tl etmeyecek alışveriş için 250 tl ödedim .
devamını gör...
ilk erotik film deneyimi deportivo valencia maçı
24 haziran 1993 tarihinde geceye doğru yaşadığım deneyimdir.
o gece babam nedense erkenden uyumuş, küçük kardeşim biraz ortalıkta dolanıp yatmıştı, en küçük kardeşimse henüz bu dünyaya geleceğinden habersizdi, gelmesine daha bir sene vardı.
annem sinirli sinirli örgü örüyordu dolaplı çekyatta. sanırım attığı her ilmekte bir de ilenme vardı. ama bu ilenmelerini adresi belirsizdi. ben de yatakta oturmuş televizyona bakıyordum. tatilde olduğum için, çok iyi bir öğrenci olduğum için ve abi olduğum için biraz daha geç yatabilirdim ya da o gün annemin eşref saatine denk gelmiştim. belki de benden haberdar bile değildi.
ben kaybolmuş, görmezden gelinmiş bir ruh olmanın verdiği huzurla elimde bir kemalettin tuğcu kitabıyla bir televizyona bir kitaba bakarak günümü gün ederken televizyonda bir maç başladı. deportivo-valencia maçı. kral kupası. o zamanlar futbol benim için her şey demekti. ağzım açık izlemeye başladım.
maç gayet iyi devam ederken ve ben kemalettin tuğcu’ya çoktan ihanet etmişken devre arası oldu ve annem yatmaya gitmeye karar verdi. ben annemin gözlerine yaprağı bitmiş dana gibi bakınca annem de maçın devamını izlememe izin verdi.
ikinci yarı başlayana kadar biraz kitap okudum. ah kemalettin tuğcu ya! yine acı yine keder. ikinci yarı başlayınca yazarın üzerime boca ettiği hüzünden arınmış, yepyeni biri olmuştum.
ama yetmişinci dakikaya doğru müthiş bir yağış başladı ispanya’da. 9 dakika içinde de hayatımda hiç görmediğim büyüklükte bir dolu yağışı. o dakikada maç ertelendi ve ben hayatımda ilk kez bir gece yalnız başıma maç izleme keyfimin yerle bir olmasını kemalettin tuğcu’ya ihale ettim.
maç bitince show tv’nin o zamanlar efsane olan logosu ve dık dıgıdık dık dıgıdık dık jingle’ını duydum. show tv logosundaki o’nun içi ise kıpkırmızı kızarınca şaşırdım çünkü daha önce o logoyu hiç bu kadar utanmış görmemiştim. daha sonra ise neden bu kadar utanç içinde olduğunu anladım.
ilk erotik film deneyimim de böylelikle başlamış oldu. eleven days eleven nights. film başladığında tam olarak ne olduğunu ve olacağını anlamadım ama daha sonra adam kadın tarafından eve hapsedilip bağlandığında işler benim için daha aydınlık bir hal aldı. ilk defa gördüğüm bu sahneler libido diye bir şey olduğunu ve bende bundan bolca bulunduğunu öğretti bana.
kadının adam üzerinde uyguladığı yöntemler, özellikle bal dök yala hijyeni aklımı karıştırdı. zira daha yarım saat kadar önce ben dilenci baba ile meşguldüm.
yaşım daha küçük olduğu için henüz nolan’dan habersizdim, zaten filmlerini de henüz çekmemişti. o yüzden dark night rises gibi bir durum hissetmedim bedenimde. ama zihinsel bir ereksiyon yaşadım elbette.
o gece yatağa girdiğimde yepyeni bir insandım. resmî olarak ilk erotik deneyimimi yaşamıştım. ertesi gün mahalle arkadaşlarıma anlatacağım harika bir hikayem vardı ve emindim ki yarın mahallenin yıldızı ben olacaktım. öyle de oldu zaten. bakir zihinli çocukların arasında tecrübeli bir womanizer’dım ben.
maç üç gün sonra kaldığı yerden devam etti ve deportivo kral kupasını kazandı. hala ispanya ligi izlemek benim için o cinsel deneyimi anımsatır. hele deportivo-valencia maçı varsa onbir gün onbir gece sürer etkisi.
o gece babam nedense erkenden uyumuş, küçük kardeşim biraz ortalıkta dolanıp yatmıştı, en küçük kardeşimse henüz bu dünyaya geleceğinden habersizdi, gelmesine daha bir sene vardı.
annem sinirli sinirli örgü örüyordu dolaplı çekyatta. sanırım attığı her ilmekte bir de ilenme vardı. ama bu ilenmelerini adresi belirsizdi. ben de yatakta oturmuş televizyona bakıyordum. tatilde olduğum için, çok iyi bir öğrenci olduğum için ve abi olduğum için biraz daha geç yatabilirdim ya da o gün annemin eşref saatine denk gelmiştim. belki de benden haberdar bile değildi.
ben kaybolmuş, görmezden gelinmiş bir ruh olmanın verdiği huzurla elimde bir kemalettin tuğcu kitabıyla bir televizyona bir kitaba bakarak günümü gün ederken televizyonda bir maç başladı. deportivo-valencia maçı. kral kupası. o zamanlar futbol benim için her şey demekti. ağzım açık izlemeye başladım.
maç gayet iyi devam ederken ve ben kemalettin tuğcu’ya çoktan ihanet etmişken devre arası oldu ve annem yatmaya gitmeye karar verdi. ben annemin gözlerine yaprağı bitmiş dana gibi bakınca annem de maçın devamını izlememe izin verdi.
ikinci yarı başlayana kadar biraz kitap okudum. ah kemalettin tuğcu ya! yine acı yine keder. ikinci yarı başlayınca yazarın üzerime boca ettiği hüzünden arınmış, yepyeni biri olmuştum.
ama yetmişinci dakikaya doğru müthiş bir yağış başladı ispanya’da. 9 dakika içinde de hayatımda hiç görmediğim büyüklükte bir dolu yağışı. o dakikada maç ertelendi ve ben hayatımda ilk kez bir gece yalnız başıma maç izleme keyfimin yerle bir olmasını kemalettin tuğcu’ya ihale ettim.
maç bitince show tv’nin o zamanlar efsane olan logosu ve dık dıgıdık dık dıgıdık dık jingle’ını duydum. show tv logosundaki o’nun içi ise kıpkırmızı kızarınca şaşırdım çünkü daha önce o logoyu hiç bu kadar utanmış görmemiştim. daha sonra ise neden bu kadar utanç içinde olduğunu anladım.
ilk erotik film deneyimim de böylelikle başlamış oldu. eleven days eleven nights. film başladığında tam olarak ne olduğunu ve olacağını anlamadım ama daha sonra adam kadın tarafından eve hapsedilip bağlandığında işler benim için daha aydınlık bir hal aldı. ilk defa gördüğüm bu sahneler libido diye bir şey olduğunu ve bende bundan bolca bulunduğunu öğretti bana.
kadının adam üzerinde uyguladığı yöntemler, özellikle bal dök yala hijyeni aklımı karıştırdı. zira daha yarım saat kadar önce ben dilenci baba ile meşguldüm.
yaşım daha küçük olduğu için henüz nolan’dan habersizdim, zaten filmlerini de henüz çekmemişti. o yüzden dark night rises gibi bir durum hissetmedim bedenimde. ama zihinsel bir ereksiyon yaşadım elbette.
o gece yatağa girdiğimde yepyeni bir insandım. resmî olarak ilk erotik deneyimimi yaşamıştım. ertesi gün mahalle arkadaşlarıma anlatacağım harika bir hikayem vardı ve emindim ki yarın mahallenin yıldızı ben olacaktım. öyle de oldu zaten. bakir zihinli çocukların arasında tecrübeli bir womanizer’dım ben.
maç üç gün sonra kaldığı yerden devam etti ve deportivo kral kupasını kazandı. hala ispanya ligi izlemek benim için o cinsel deneyimi anımsatır. hele deportivo-valencia maçı varsa onbir gün onbir gece sürer etkisi.
devamını gör...
şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması
(bkz: kıskançlık)
devamını gör...
georges cuvier
paleontoloji'nin kurucusu fransız bilim adamı'dır. fosil hayvanların yapılarıyla onların yaşayan yakınlarının yapıları arasında bağlantı kuran ilk kişidir.
devamını gör...
kadife devrim
üniversite öğrencilerinin "uluslararası öğrenciler günü"nü kutlamak amacıyla toplanmasının polislerin sert müdahalesi ile sonuçlanması bu devrimin başlangıç noktasını oluşturur. bu olay tüm ülkede ayaklanmalara sebep olmuştur. hükümetin ayaklanmalar karşısında geri adım atması da rejim değişikliğine sebep olmuştur.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
çamurdan yaptığımız çanak çömlekler, kurusun ve kırılmasın diye önünde nöbet tuttuğum çok olmuştur.
devamını gör...


