günaydın sözlük.
hayat hep aynı, olana bitene gülün geçin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tercihe bağlı olarak ayarlardan kapatılabilen sözlük özelliği.
devamını gör...


uzaklaşıyorum ellerinizden uçabildiğim kadar!
devamını gör...

ölümün özel bir kokusu var bana göre yalnızlık kokar. hemen alırım kokusunu, bir yerde okumuştum herkesin kendi kıyametidir ölümü.
devamını gör...

artık umrumda olmayan site.
devamını gör...

isim vermek doğru olmaz ama sözlükte var böyle yazarlar. belki kendilerine açıkça "sohbet açamıyorsun" bile denilmiştir daha ne denilsin.
moderasyon göreve pls.
devamını gör...

her yol sevişmeye mi çıkar??
gizliden olacağına makul zaman da söylerse..
karşıdaki de ona göre şekillenir..
bir de neden hep erkek kişisi düşünecek gibi yazılmış..
ne kadınlar var.. size denk gelmemiş..
devamını gör...

ben değilimdir, çünkü ben karşı tarafı etkileyebilmek için pembe bir tankla gelirdim.
devamını gör...

en sevdiklerim listesinde en üst sıralarda olan filmlerden biri.
müzikleri de harika.
the morricone duel performansından gelsin. yaklaşık 3 sene önce kaydedilmiş. ocak 2018'de. danimarka ulusal senfoni orkestrası.
ayrı bir dünya, müthiş bir hediye.
sesi açın..

aaaaaaaa aaaaa aaa
waaaahh waah waaaaaahhh


buradan
devamını gör...

diğer sözlüklerde fuckbuddy aranıyor başlıkları olurken burada sevgili aranıyor başlığı... işte feraset, işte fazilet, işte adam gibi adamlık

edit: başlık başa kalmış.
devamını gör...

bir murathan mungan şiiridir. yeni türkü tarafından seslendirilmiştir.

''sakın çıkma patika yollara
o dağlara kırlara o karlı ovaya
yenik düşüyor her şey zamana
biz büyüdük ve kirlendi dünya''

devamını gör...

merak ettiğim ve izledikten sonra ne hissetmem gerektiğinden emin olamadığım bir film. tek bir cümle ile özetleyecek olursak sınıfsal farkların ortaya konduğu bir film deriz de içeriğini anlatmaya ne kadar yeterli olur bu tanım? ekonominin en alt tabakasında olan bir aile ve ekonominin en üst basamağında olan iki aile vardır. bu farkları yansıtmak için belki de merdivenler sıklıkla kullanılmıştır.

alt kesimi canlandıran aile üyeleri kurnazlıkları ile zengin ailenin çalışanı olur teker teker. hayatları rahat ve refah bir yol almaya başlamışken bu yolda olmayı isteyen başkaları da çıkar ortaya. ve filmin ikinci yarısı böylelikle hareketlenir.
bir yerde temel ihtiyaçlarını karşılamak için türlü rollere girenler diğer tarafta bulundukları konum içerisinde çevresinde olan biten hiçbir şeyin farkında olmayanlar. zengin fakir ayrımı yaşadıkları ev gibi çok keskin bir şekilde belli edilse de filmde beni en vuran nokta koku üzerine yaptığı gönderme oldu. fakirlik kokar mı insanların üzerinde?

ve de özgürlük... acaba haklarını sonuna kadar kullanabilmek midir özgürlük yoksa temel ihtiyaçlar karşılandığı sürece hayatta olmak mıdır? bir diğer soru da yaşamak nedir olur bu durumda? temel ihtiyaçların karşılanıyor olması yaşadığımızı mı gösterir?

doğal bir akış içerisindeydi film. oyunculuklar yine aynı doğallıkta. ev sahibi kadının oyunculuğu en beğendiğim oldu. pek çok ödülü ülkesine götürmüş bu filmi izleyip yorumlamak tercihiniz olsun. sonra karar verirsiniz?

aydınlık bir bahçede güneşin tadını çıkaranlardan mısınız yoksa karanlık bir bodrumda nefes almaya devam edenlerden misiniz?
devamını gör...

yapabildiğim tek spor çay karıştırmak efendim.
devamını gör...

hayatımda hiç midye yemedim..
devamını gör...

normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantısını gerçekleştirdiğimiz 6. kitap.

okunsa da olur, okunmasa daha da güzel olur kitabı. ahmet ümit sevenler kızabilir lakin bu öykü kitabını okuyan birinin bana hak vermemesi imkansız. gelin neden böyle düşünüyorum kısaca açıklayayım**:

öncelikle belirtmeliyim ki gerçekten akıcı bir kitap, fakat çok basit. olaylar güzel ve ilgi çekici olsa da bunun işleniş şekli ve sonuca bağlanışı fazlasıyla zayıf. bazı öyküler okuyucuyu merak ettirirken bazılarında da katil zaten başında tahmin ettiğiniz kişi çıkıyor. keşke bununla sınırlı kalsa, bazı öykülerin elle tutulur bir sonucu yok. çok alakasız bitiyor. öykülerin mesajları sağlam, ülkemizin zihniyetini gözler önüne seriyor fakat bunu oldu bitti'ye getirip kısaca üzerinden geçerek aktardığı için mesaj askıda kalıyor. (bkz: askıda mesaj).

sanırım en sevdiğim öykü sevgilim tiner'di. savcıyı öldürmek de diğer öykülere nazaran daha ayrıntılı olduğu, adım adım ilerlediği ve zeki bir katile sahip olduğu için hoştu. bunun haricindeki diğer öyküler ya saçma sonundan dolayı komik, ya da anlatılanlar açık olduğundan basitti. hatta kulüple birlikte öyküleri tartışırken bir öyküdeki mantık hatası sinirlerimizi zıplattı.

ama yine de birlikte kitap hakkında konuşmak keyifliydi. hiç polisiyeye ilgisi olmayanlar belki beğenir. ben sevmedim.
devamını gör...

üzerine uzun uzun tanımlar girmek, analizler kasmak için henüz erken olduğunu düşündüğüm söylem. lafa değil icraatlara bakalım. uluslararası anlaşmalardaki ve kuruluşlardaki pozisyonu, ortadoğu'da kuracağı ittifaklar, iran konusunda alacağı aksiyonlar, çin'e yaklaşımı, avrupa birliği ile işbirliği çerçevesi vs. herşey icraatlar başlayınca ortaya çıkar.
devamını gör...

eskiden istanbul'da sefer, düğün, seyahat gibi önemli bir işe girişmeden önce mutlaka eşref, yani uğurlu bir zaman beklenirdi. o zamanlar saraydan halka herkesin inandığı bir olaydı.

sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.

eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
devamını gör...

pek bilinmez ama şikayetname'si pek bir güzeldir.

şöyle:
devamını gör...

açma kapatma düğmesi. istediğimiz zaman kapatıp istediğimiz zamanda açmak isterdim. gerekirse hiç açmamak.
devamını gör...

ingiliz'lerin kuzey amerika'ya geldiği 1600'lü yıllarda dünya çapında havalar çok soğumuştu ve bu yüzden kürk ticaretinden çok para kazanılıyordu.
ingilizler, geldikleri bölgedeki iroquoi birliğinin kabileleri ile antlaşma yaptılar ve kürk postu karşılığında, ateşli silahlar verdiler.
ingiliz'lerin silah verdiği iroquoi'ler, eskiden beri düşman oldukları kabilelere öyle saldırılar yaptılarki bazı kabileler tamamen yok oldu, bazıları ise çok kayıp verince, yurtlarını bırakıp uzaklara kaçtılar.
ingiliz'ler, kızılderililerden çok ucuza elde ettikleri kürkleri avrupa'da deli fiyatlara satıp zengin oldular.
kızılderililer birbirlerini öldürdüğü için, hem onların beyazlara göre fazla olan nüfuslarından kurtuldular, hem de kabilelerin boşalttığı toprakları hiç uğraşmadan yerleşim yeri yaptılar, çiftlikler kurdular.
ingiliz'ler, kızılderililerin kendi aralarındaki düşmanlığını çok iyi kullandılar ve bir taşla birkaç kuşu birden vurdular.
batılı devletlerin gazıyla hareket edenler, kendi içimizdeki etnik, dini, mezhebi... farklılıklar yüzünden birbirimize düşman olanlar, tarihin tekerrür etmemesi için, tarihi iyi okumalılar. batılı devletler b.o.p... ve benzeri birçok planlar yaparlar, asıl mesele, onlara bu planlarını uygulayabilecek uygun ortam vermemektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim