(bkz: odaya girdiğimde nickini sıvazlıyordu)
devamını gör...

vay bee demek 2.nesil geldi he. hoşgelsinler madem. bundan bi 20 yıl sonra hala buralarda olursam ben bu sözlüğün ilk yazarlarındandım diye hava atıcam millete.
devamını gör...

ağzını şapırdata şapırdata yemek yiyen tipler. tüylerim diken diken oluyor resmen.
devamını gör...

susuyorum, ne yazık ki bitmesinin eşiğindeyim.
devamını gör...

alfabetik sıraya göre kelimenin anlamını, söylenişini ve kökenini anlatan başvuru kaynaklarıdır.
devamını gör...

sen, göz göre göre, ' bunların alnı secdeye değiyor ' diyerek 20 yıl boyunca aynı kafadan , seni , geçmişini ve geleceğini adeta sömüren oluşumdan yana kullan tercihini ,
günün sonunda elinde yırtık lastik cizlavetle kal sokakta,
diğer tarafta emekliye şunu verecem, işçiye bunu yapacam diye kendini yırtan bir adam var ki bu cumhuriyetin, ülkenin kurucu partisinin lideri bu kişi, onu görme, duyma, adam yerine koyup da bu adam ne diyor, bir dönem de bunu deneyip görelim deme ,
ekranlara çık ' boş atacam ' de.
20 yıldır kanını emen kafaya tahammül edip destekler, tercihini bir dönem bile değiştirecek fikri olgunluğu göstermiyorsan ,
daha beter ol derim sadece sana.
devamını gör...

zalim kralları devirmek için küçük bir dokunuş yeterlidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tahminimce internette bilginin kısıtlı olduğu zamanlarda ekşi sözlükte (ya da daha eski sözlüklerde) "ben bunu araştırdım ama bulamadım ya da buldum fazla vaktim yok uzun uzun yazamıyorum . bilen varsa yazsın da bı öğrenelim." amacıyla oluşturulmuş sözlük içi uygulamadır.
devamını gör...

az evvel yaşadığım diyalog...

son ses kabe imamının ezan okuduğu videonun sesini açmış, ev yıkılıyor.

-babaaa bu ne?
+kabe imamııı...
-tamam da niye son ses?
+sana iman gelsin de müslüman ol diye.
-bu böyle sadece ezanla olmaz. kutsal su falan da serp!
+...

.....
sanarsın ki içimden şeytan çıkarıyor.
dayak, kavga, hakaret, gidilen müftüler ve tarikat hocaları da işe yaramayınca babam elindeki son kozu, kabe imamını da oynadı.

ve kaybetti.*
devamını gör...

elin oğlu eş değil aşçı alsın o zaman. yemek yapmak kadının görevi değil midesi olan herkesin öğrenmek zorunda olduğu iştir.
devamını gör...

kahvenin her türlüsüne evet.*
bağımlısı değilim ama severim. bir yakınimden french pres istedim (benimki alır almaz kırıldı) * alırsa bağımlısı da olabilirim.
devamını gör...

stanley kubrick'in son filmi olan, içerisinde psikanaliz ve cinselliği anlatan dram/gerilim türü bir filmdir. stanley kubrick, bu filmi 1999 yılında çekip yayıma girdikten hemen 4 gün sonra evinde ölü olarak bulunmuştur. her ne kadar sağlık sorunlarından dolayı öldüğü söylense de eşi cristiane kubrick, bu söylemleri yalanlamış ve onun bir suikast sonucu öldüğünü öne sürmüştür. gerçekten de bu filmden hemen sonra ölmesi tesadüfi olaylara bağlanamaz. çünkü bu film, normal bir hollywood filmi değildir. içerisindeki sembollerle, konuşmalarla, zihinsel faaliyetlerle bunun normal bir film olduğunu asla söyleyemeyiz. film, iki saat otuz dokuz dakika olsa da bazı söylentilere göre filmin sert sahnelerinin olduğu otuz dakika filmden kesilmiştir. izlediğimiz zaman gerçekten de filmin bazı yerlerinde kopukluk var gibi. sanki bir şeyler eksik. bunu izlediğiniz zaman anlayabilirsiniz. filmin ilk bir saati genel olarak sıkıcı ve donuk bir şekilde geçmektedir. ama film, dr.bill ile arkadaşı nick'in konuştuğu o sahneden sonra gerçekten başlıyor. eğer oraya kadar sabredip izleyebildiyseniz şimdi filmin gerçek konusuna giriş yapabiliriz. dr.bill arkadaşının sahne aldığı bir jazz mekanına girer. arkadaşı piyanisttir. onun müziğini dinledikten sonra arkadaşı yanına gelir ve içki içmeye başlarlar. arkadaşı buradan bir yerde daha sahne alacağım der. her sahne aldığım bu yer bana bir saat öncesinden söylenir ve bu sahne aldığım yer her defasında başka bir yerde olur dedikten sonra bill gülmeye başlar. burasının tuhaf olduğunu arkadaşı da biliyordur. ve asıl bomba olan şeyi patlatır. burada piyano çalarken gözleri tamamen kapalıdır. o sadece piyanosunu çalar, hiçbir şeyi görmesine izin verilmez. gerçekten de masonik ayin sahnesinde nick'in gözleri bir siyah bezle örtülüdür. buraya gelmeden önce de ona bir şifre verilir. bu şifre de fidelio yani sadakattir. şaşırtıcı bir şekilde gözündeki örtünün çok iyi bağlanmadığı zaman, çok farklı kızları gördüğünü söyler. böylece daha da meraklanan bill, kesin gitme kararı alır. ama oraya gidebilmek için kostüm ve maske alması gerekir. hızlıca bir taksiye binip rainbow costume adlı sokak kenarında bir kostümcüye uğrar.

içeriye girdiğinde tuhaf şeylerle karşılaşır. sahibi olan adamın genç kızı, bir odada iki yaşlı adamla cinsel ilişkiye girer. bill'in kulağına ise ermin astarlı pelerin kostümü al der. daha sonra gittiği ayin onu daha da şoka uğratacaktır. buradaki insanların hepsi maskeli ve kostümlüdür. ortadaki kırmızı pelerinli adam ilahi söyler ve etrafındaki kızlara emir vererek onların soyunmasını sağlar. sonra kızlar istedikleri erkeği seçer ve onlarla cinsel ilişkiye girerler. her bir odada erkekler ve kızlar cinsel ilişkiye giriyordur.

film burada bitmiyor ama sizi sıkmamak adına biraz kısa tutmaya çalışacağım. genel olarak konusunu size anlattım. ama tabii ki ne kadar konusunu size anlatsam da içerisinde çok fazla mesaj ve sembol var. filmi izledikten sonra bir blog sayfası olan http://michaelsikkofield.blogspot.com/2011/07/stanley-kubrick-zihin-kontrolu-ve.html bu sayfayı okumanızı tavsiye ederim. içerisindeki mesajların ve sembollerin ne anlama geldiğini, filmin ne anlatmak istediğini bizlere açıklıyor.

genel olarak şöyle bir toparlarsak konuyu; film, kesinlikle sıradan bir film değil. buradaki insanların çoğu ünlü ve elit kesim. yani mason ayinindeki insanlar sıradan bir insan olarak orada değiller. hatta buradaki malikane mentmore towers'tır ve rothschild ailesine aittir. yine her zaman karşımıza çıkan rockefeller ve rothschild ailesi burada da karşımıza çıkıyor. çünkü bu aileler dünyayı yöneten mason ve illuminati'nin babaları. buradaki kadınlar bir zihin kontrolünde ve seks kölesi olarak çalıştırıyorlar. cinselliği ve uyuşturucuyu, alkolü bizim gözümüze sürekli sokarak bunları normalleştirmeye çalışıyorlar. biz ise bunlara çabucak kanıyoruz.

dediğim gibi bunlar dünyanın her yerindeler ve olmaya da devam edecekler. ta ki biz uyanıp birlik oluncaya kadar... asıl korkuları bizim uyanık ve bilinçli bir toplum olup, dini değerlerimize sahip çıkmamız. işte bunların amaçları her şeyi yok etmek, dinleri parçalamak, kötülüğü dünyaya hakim kılmak. başka kelimeye hacet yok.

içerisindeki yer yer değişik müzikler ve bazı kelimelerin üzerinde sıkça durulması da kubrick'in bize mesaj verme şekli.

onlar gökkuşağının bittiği yer...

...
devamını gör...

87 yapımı distopik polis filmi. seversiniz sevmezsiniz ama herhalde dünyada en çok izlenen polis filmi budur, bunu inkar edemezsiniz. paul verhoeven tarafından önce reddedildiği bilinen bir senaryonun kendisi tarafından çekilmiş olması sanıyorum sinema dünyasının başına gelen güzel şeylerden biri olarak anılabilir. döneminin çok ötesinde aksiyon sahneleriyle hatırladığımız kült bir film.
devamını gör...

“var böyle yazarlar” diyerek katıldığım başlık. ama benim katıldığım daha çok tdk’daki ikinci anlamındaki tahrik olmak, “harekete geçirmek, kışkırtmak” yani. resmen delleniyorlar. ama bazen kendilerine hak vermemek de elde değil. tamam ben de çok dikkat etmiyorum ama bazılarını okurken de gözler yamuşuyor be.
devamını gör...

"sözün dikildiği yer, gönüldür; ısmarlandığı yer düşüncedir, onu kuvvetlendiren akıldır, meydana çıkaran dildir; bedeni harflerdir, canıysa anlamı; süsü, düzenli söylenmesidir; düzgünlüğü ise doğru oluşudur."
imam ali
devamını gör...

hiç karşılaşmadığım ırkçılık.. tabi kişiden kişiye değişir diye düşünüyorum.

bir çok yerde muhacır arkadaşlarım oldu, aileleri ile tanıştık beraber yemek yedik. yanımızda doğulu arkadaşlarımız da olduğu zamanlar oldu.

ben aksine çok yardımsever ve alçak gönüllü insanlar olduklarını gözlemledim.. ama tekrar söylüyorum her toplumdan iyide çıkar kötüde. önemli olan insanların içindeki iyi tarafı ortaya çıkarabilmek. kötülere de istediğini vermemek.
devamını gör...

kendilerini ifade etmekten aciz, vasıfsız, insan olamamışların eğlencesidir.

çamur at izi kalsın mantığını çamur gibi hayatlarında başkalarına karşılık kullanmaktan acizce zevk alırlar.

özellikle yobaz kesimin bir numaralı silahıdır.
devamını gör...

kendimden bir şeyler gördüğüm için midir, yoksa o büyüleyici ayşem ve ömer’in destansı aşkından mıdır bilmem, bu dizi benim için bir baş yapıttır. tüm dizi boyunca her bölüm orhan gencebay - beni böyle sev çaldı. beş dakikalık süre boyunca o bölümde yaşanılan olayların özeti verildi bölümün ortalarında. bu yer yer sıktı beni, bazense hoşuma gidiyordu. öncelikle müthiş intro şarkımızı şöyle bırakayım, dinlerken oku?




ayşem universiteyi kazanınca, babasını akçaabatta bir başına bırakıp istanbula gitmek istemez. babasının iknası üzerine fikrini değiştirir ve yola çıkar.

ömer zaten istanbul’da halihazırda kazandığı bölümü okumaktadır. arkadaşı ile yolda giderlerken katılmak üzere olacağı fotoğraf yarışması hakkında konuşurlar ve aniden bavulu patlamış, sağa sola saçılan elbiseleri yoldan toplayan bir kız görünce arabadan inerler. ömer yakaladığı bu an’ın fotoğrafını çeker ayşem’den habersiz. ikisi de henüz masalsı bir aşkın başladığından bihaberlerdir.



ömer, ayşem’in güvenini kazanmak için, onunla iletişim kurabilmek için çok çabaladı. ayşem’se fazla direnemedi hislerine. dizi boyunca türlü oyunlarıyla ömer’e aşık olan en yakın arkadaşı ve ailesi ne kadar çabalasalarda bu ikiliyi uzun vadede ayırmayı başaramadılar.
ayşem ömerle evlendi. bir evleri yoktu, buz gibi havada bankta uyudular, evleri yoktu, okul sıralarında uyudular gizlice. ayşem’in yengesi en sonunda bizimkilere evini açtı. artık tek kişilik bir yatakları olmuştu. ömer’in beklediği “ilk gece” yaşanmadı. ayşem gergindi, korkuyordu ve: “bana dokunmadan da sevebilir misin? beni böyle de sevebilir misin?” diye sordu. ömer o kadar anlayışlı ve aşıktı ki, tabii ki onu üzmeyecek ve o hazır olana kadar bekleyecekti o “ilk geceyi”.



uzak mesafe aşklarım oldu. birinden sadece düşünme tarzı ve zekası sayesinde etkilenebilirim. * aynı şekilde birisi de bana bu sebepten tutulabilir. bu durumda asıl mesele;

bana dokunmadan da sevebilir misin?
beni böyle de sevebilir misin?
devamını gör...

pek kıymetli okudukça okunan yazarlarım.

isim vermem çok zor. 160 civarı takip ettiğim yazar var. içlerinden tabi bazılarına özellikle her gün ya da iki, üç günde bir uğruyor tanımlarını okuyorum. keyifle hemde.

onun dışında bana hitap eden fikirlerime aşağı yukarı uyan, kaliteli espriler yapan mizah anlayışı kuvvetli, bilgi veren ama kendini okutan yazarlar diyebilirim. zaten az buçuk onlar kendilerini bilir diye düşünüyorum.

tabi şu da var yolumun düşmediği denk gelmediğim bir çok yazar olduğuna eminim. en yakın zamanda onlarla da karşılaşıp güzel tanımlarını okuma şansım olur umarım.
devamını gör...

yükünü bırak yamacıma çömel,
üstün başın yara bere gülüşün özel..


|koca yaşlı şişko dünya
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim