fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
seks işçiliğini ahlaksızlık olarak görmüyorum. bugün ekonomik krizde bir çok sıradan ev kadını bu erkeklerin kurduğu batakhanenin tutsağı olmuşlar. asıl ahlaksızlık insanı bu hale getiren dinci iktidarın yaptığıdır. bu hali görmezden gelmemiz de bizim yozlaşmışlığımızdır.
pezevenklik ahlaksızlıktır. sözlük yönetimine sesleniyorum, fahişe sözcüğünü sansürlemiyorsanız, pezevenkliği de sansürleyemezsiniz. yoksa yani sağda solda kafa sözlük kadına hakerete izin verip, erkeğe hakareti sansürlüyor diye laf çıkar. demedi demeyin.
pezevenklik ahlaksızlıktır. sözlük yönetimine sesleniyorum, fahişe sözcüğünü sansürlemiyorsanız, pezevenkliği de sansürleyemezsiniz. yoksa yani sağda solda kafa sözlük kadına hakerete izin verip, erkeğe hakareti sansürlüyor diye laf çıkar. demedi demeyin.
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
maalesef 30 saatten fazla ders alamayan 30 u geçmesi durumunda ise herhangi bir ek ders ücreti alamayan ve buna rağmen asgari ücretin 2324 tl olduğu dönemde haftalık 30 derse giren öğretmenin 1950 tl den fazla ücret alamamış bazı okullarda öğretmenleri çok seven özellikle ücretli öğretmenleri(!) müdür tarafından nöbet tutturulan ama nöbet ücreti yazılmayan diğer öğretmenlerden fazla derse giren ama sigortası yarı yarıya yatırılan rapor alması halinde o günün ders ücreti kesilen dersi olmadığı halde gelmeyen öğretmenin yerine derse sokulan nöbet günü olmadığı halde okula gelmeyen öğretmenin yerine nöbet tutturulan idarecilerin her zaman çifte standart uyguladığı hiçbir özlülük hakkı bulunmayan diğer öğretmenlerle tek ortak noktasının 657 ye tabi olması olan mazlum öğretmen adaylarının yaptığı öğretmenliktir.
kendilerine hayatta başarılar dileyip umarım bir gün sözleşmeli öğretmenliği de görür dileklerini sunduğum öğretmenliktir.
kendilerine hayatta başarılar dileyip umarım bir gün sözleşmeli öğretmenliği de görür dileklerini sunduğum öğretmenliktir.
devamını gör...
girift radyo yayını
aykutççççum haftalardır davet ediyordu fakat kırkyama olmadan katılmak istememiştim.
tünelin sonunu gördüm, ışık yok, karanlık fakat zorlu şartlar altında sadece zeynep için katılacağım.
yayın akışı olmayan, aykut’un zaman zaman vurguları ile bizi dizginlemeye çalışacağız yayın olacaktır. zira kendisi sabahtan beri 472919 defa, lütfen yayın ciddiyeti, goy goy bitti mesajları ile bizi geriyor.
hastalığıma bile “bugün iyi ol, yayından sonra hastalığa devam” tepkisi verdi, zalımmm çocuk.
aykutçumm umarım trt haber’in müdürü olursun ya da diriliş ertuğrul yönetmeni ya da hatta iletişim başkanlığının yayın sorumlusu…..
zeynep’e kimin nazarı değdi, hemen nazarını geri alsın, gerçi benim nazarımda böyle meeeselelerin inandırıcılığı yoktur. ne diyordu demirel ;
meseleleri, mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
tünelin sonunu gördüm, ışık yok, karanlık fakat zorlu şartlar altında sadece zeynep için katılacağım.
yayın akışı olmayan, aykut’un zaman zaman vurguları ile bizi dizginlemeye çalışacağız yayın olacaktır. zira kendisi sabahtan beri 472919 defa, lütfen yayın ciddiyeti, goy goy bitti mesajları ile bizi geriyor.
hastalığıma bile “bugün iyi ol, yayından sonra hastalığa devam” tepkisi verdi, zalımmm çocuk.
aykutçumm umarım trt haber’in müdürü olursun ya da diriliş ertuğrul yönetmeni ya da hatta iletişim başkanlığının yayın sorumlusu…..
zeynep’e kimin nazarı değdi, hemen nazarını geri alsın, gerçi benim nazarımda böyle meeeselelerin inandırıcılığı yoktur. ne diyordu demirel ;
meseleleri, mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
devamını gör...
dünyanın en güzel hissi
en dipten bile kimseye minnet etmeden, alninin akıyla cikildiginda yasanan o grur verici his. o hissi cok seviyorum... devaminda kendi kendine kocaman "aferin be sana" deyis...
devamını gör...
atatürk'ün okunmasını tavsiye ettiği kitap
devamını gör...
hawking radyasyonu
kara deliklerin de bir ömrünün olduğunu söyleyen s. hawking teoremi.
hacmi* dünyanın bir kaç katı olan bir kara deliğin ömrü 10¹⁰⁰ yıl kadar hesaplanıyor. evrendeki toplam atom sayısının aşağı yukarı 10⁸⁰ olduğu düşünülünce bu çok uzun bir süre. peki çoook küçük bir kara delik olsaydı, ömrü ne kadar olurdu? mesela cebinizdeki bozuk 1 lira bir anda kara deliğe dönüşseydi? hacmi bir protondan çok daha küçük olurdu ama ömrü de çok az olurdu. bir kaç milisaniyede hawking ışınımıyla patlar, canınızı çok yakardı.
hacmi* dünyanın bir kaç katı olan bir kara deliğin ömrü 10¹⁰⁰ yıl kadar hesaplanıyor. evrendeki toplam atom sayısının aşağı yukarı 10⁸⁰ olduğu düşünülünce bu çok uzun bir süre. peki çoook küçük bir kara delik olsaydı, ömrü ne kadar olurdu? mesela cebinizdeki bozuk 1 lira bir anda kara deliğe dönüşseydi? hacmi bir protondan çok daha küçük olurdu ama ömrü de çok az olurdu. bir kaç milisaniyede hawking ışınımıyla patlar, canınızı çok yakardı.
devamını gör...
1. nesil
1. nesil olarak, anı olması için bu platformda olmaktan mutlu olduğumu not etmek istediğim başlık . gelecek yıllara kayıt olsun.
devamını gör...
mogadişu
s.s.c.b'nin dağılmasından sonra dünyanın patronu benim diyen a.b.d'nin askerlerini öldürüp, yollarında süründürdükleri somali şehridir.
a.b.d ordusu, bir kaç çete liderini yakalamak için operasyon yapmıştı ama öyle bir direniş gördüki nasıl kaçacaklarını şaşırdılar.
tabi hollywood hemen filmini çekti. kara şahin düştü.
a.b.d ordusu, bir kaç çete liderini yakalamak için operasyon yapmıştı ama öyle bir direniş gördüki nasıl kaçacaklarını şaşırdılar.
tabi hollywood hemen filmini çekti. kara şahin düştü.
devamını gör...
besim tibuk
popülist olmadığı için kazanamamıştır. büyük bir partinin ekonomi bakanı olsaydı ülkenin ekonomik gidişatı daha iyi yönde olabilirdi.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
bir 30 dk önce oturup makyaj yapasım geldi sonra üzerimdeki şort ve tişörtten sıkılıp elbise giydim ve şimdiiii portakallı meyve suyumu yudumlayıp köpeğimi seviyorumm.
devamını gör...
sözlük mağazası
karma puanlarınızın kullanılabileceği alandır. sözlük özellikleri ve rozetler olarak iki bölümden oluşur.
kişisel ileti özelliği ve takipçilerini görme dışındaki sözlük özelliklerinin kullanım süresi bir ay ile sınırlıdır.
not : kafa store'da aldıklarınız karma puanınızı düşürmez.
kişisel ileti özelliği ve takipçilerini görme dışındaki sözlük özelliklerinin kullanım süresi bir ay ile sınırlıdır.
not : kafa store'da aldıklarınız karma puanınızı düşürmez.
devamını gör...
immanuel kant
mezar taşında vasiyeti üzerine "üzerimde yıdızlı gök ve içimde ahlak yasası" yazan filozof. bunlar kant felsefesinin hayatı açıklamak bakımından en çok değer verdiği iki unsuru simgeler.
kendisini anmışken ödev ahlakından bahsetmemek olmaz. ödev; yapmayı, yerine getirmeyi kendi isteğimizle üstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımız bir buyruktur. ona göre evrensel ahlak yasası mümkündür. fakat böyle bir yasa doğa yasası gibi olanı değil, olması gerekeni içeren bir yapıda olmasıyla mümkündür. bu yasa bizim içimizde var olan iradeyle gerçekleşir. bu, otonomidir. otonomi “yasası kendi içinde olmaktır.” ki bununla birlikte özgürlük ortaya çıkar. yani insan kendi ahlak yasasını kendi belirler. ödev ahlakına örnek vermek gerekirse trafik polisinin olduğu bir yerde, kırmızı ışık yanınca duran araba sürücüsü, trafik polisi olmadığı zaman da hatta gecenin ortasında, etrafta hiç kimse yokken bile ödev ahlakının gereği olarak kırmızı ışıkta durabilmelidir.
kendisi hakkında daha uzun bir yazı paylaşmak isterdim ancak felsefesine fazla hakim değilim.
kendisini anmışken ödev ahlakından bahsetmemek olmaz. ödev; yapmayı, yerine getirmeyi kendi isteğimizle üstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımız bir buyruktur. ona göre evrensel ahlak yasası mümkündür. fakat böyle bir yasa doğa yasası gibi olanı değil, olması gerekeni içeren bir yapıda olmasıyla mümkündür. bu yasa bizim içimizde var olan iradeyle gerçekleşir. bu, otonomidir. otonomi “yasası kendi içinde olmaktır.” ki bununla birlikte özgürlük ortaya çıkar. yani insan kendi ahlak yasasını kendi belirler. ödev ahlakına örnek vermek gerekirse trafik polisinin olduğu bir yerde, kırmızı ışık yanınca duran araba sürücüsü, trafik polisi olmadığı zaman da hatta gecenin ortasında, etrafta hiç kimse yokken bile ödev ahlakının gereği olarak kırmızı ışıkta durabilmelidir.
kendisi hakkında daha uzun bir yazı paylaşmak isterdim ancak felsefesine fazla hakim değilim.
devamını gör...
covid19asi.saglik.gov.tr
adamlar nasıl saplıyorsa an itibarıyla 148 binli sayılara ulaşmışlar.
su mu enjekte ediyorlar ne yapıyorlar anlamadım ama izlemesi çok zevkli olan site.
su mu enjekte ediyorlar ne yapıyorlar anlamadım ama izlemesi çok zevkli olan site.
devamını gör...
ilkokulda atatürk’ün gittiği okulların ezberlenmesi
üniversitede bir hocam hep şunu söylerdi , mondrosun sevrin üç beş maddesini ezberlemeyle tarih de öğrenilmez tarih bilinci de olmaz. biz çocuklara öncesiyle sonrasının sebep-sonuç ilişkisini kafasında kurmasına müsaade etmeyip , ezberle geç diyoruz. sonra neden bugünü anlamıyorlar diye soruyoruz.
aynen bu mantıkla , mustafa kemal atatürk'ün gittiği okulları öğrenmenin , ezberlemenin bir mantığı yoktur. ancak o okullardan birine hangi şartlarda gitmiş , nasıl gitmiş ve onu atatürk yapan etkiler orada nasıl oluşmuş ancak bunların sebep-sonuç ilişkisini yaparak bir mantığa oturtabiliriz.
aynen bu mantıkla , mustafa kemal atatürk'ün gittiği okulları öğrenmenin , ezberlemenin bir mantığı yoktur. ancak o okullardan birine hangi şartlarda gitmiş , nasıl gitmiş ve onu atatürk yapan etkiler orada nasıl oluşmuş ancak bunların sebep-sonuç ilişkisini yaparak bir mantığa oturtabiliriz.
devamını gör...
esaretin bedeli
1994 yapımı amerikan filmi. yönetmenliğini frank darabont yapmıştır ve senaryosu, stephen king'in yazdığı "kuşku mevsimi" adlı kitabın "rita hayworth'u seven adam" bölümünden uyarlanmıştır. kitapla ilgili olarak şunu söyleyeyim ki, türkiye'de yayınlanan versiyonunda bu bölüm nedense bulunmamaktadır.
filmin bana düşündürdükleri ise şöyledir:
bu filmi beğenen birçok kişi gibi benim de içime halen sindiremediğim şey ödülleri forrest gump'a kaptırmış olması. tom hanks en sevdiğim erkek oyunculardan birisi o ayrı. forrest gump en sevdiğim filmlerden biridir o da ayrı. ama iki filmi önüme koyup hangisi dediklerinde tartışmasız bu film derim. ama gelin görün ki ödülleri kaptırmış olması bir hayli üzücü.
hayattaki en nefret ettiğim şeylerden biri kıyas konusudur. herkes gibi her şey de birbirinden farklıdır arkadaş. dolayısıyla bu iki filmi kıyaslamak yanlış olacaktır. ama ister istemez kıyaslamak durumunda kalıp sonuna kadar bu film diyorum.
bir kere bu film daha çok şey öğretiyor insana. en başta zaten afişinde de yazdığı gibi umut etmenin aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatıyor. durumun ne kadar berbat ve zor olursa olsun umudu bırakmamak gerektiğini, hayatının tıpkı andy dufrasne gibi bir anda tepe takla olması durumunda bile umut etmek gerektiğini anlatıyor.
bira sahnesini yazmaya cesaret edemiyorum. çünkü o sahnedeki güzelliği her ne kadar anlatmak istesem de yazdıklarım yetmez açıkçası. o nedenle anlatamıyorum. (bu sahneyi yazıyla değil de sözlü olarak birine anlatmaya kalksam sanırım "into the wild" filminde mccandless'in bardaki o top sakallı arkadaşına "ben alaska'ya gidiyorum, ta oralara ta uzaklara" derken yaşadığı mutluluk sarhoşluğuna bürünürüm sanırım)
bir diğer öğrettiği şey ise dostluk. aslında fazla arkadaşın olmasa bile sahip olduğun gerçek bir dostun varsa başka bir arkadaşa ihtiyacının olmadığını, bunun yanında zor şartlarda zor insanlarla beraberken o zorluğu paylaştığın bir dost varsa üstesinden sırt sırta vererek aşılabileceğini anlatıyor.
boş beyinli olmamak, bir şeyleri iyi derecede bilmek ve bir şeylere tutku duymak gerektiği de benim çıkardığım bir diğer sonuç. andy eğer taşlara ilgi duymasaydı ve onların yapısından anlamasaydı o duvarı kazmayacaktı. ama bu konudaki bilgisini eyleme döküp duvarı kazmayı ve oradan ayrılmayı başardı. veya oradayken zamanı geçirebilmek adına devamlı bir şeylerle uğraşması, satranç takımı hazırlamaktan tutun da kütüphaneyi adama benzetmesine kadar devamlı bir meşguliyet içinde olması boktan durumlarda olduğumuz anlarda geçmek bilmeyen zamanı hızlandırmak ve zaman algımıza müdahale edebileceğimize iyi bir örnek.
ve belki de en önemlisi müzik dinlemek denen şeyin aslında basit gibi görünse de hiç de öyle basit bir şey olmadığı, müzik dinlemenin aslında çok büyük bir lüks olduğu ve müziğe aç olmanın en büyük açlıklardan biri olduğunu anlatıyor. gardiyan odasında dayak yeme pahasına bütün mahkumlara hoparlörden yaptığı müzik yayını bunu oldukça iyi anlatıyordu.
özgürlüğü anlatmasını söylemeye gerek yok. onu diğer hapishane filmleri de işliyor zaten. ama bu film hayatın içinde bulunan ama aslında basit gibi görünen şeylerin esasında ne denli önem sahibi olduğunu adeta gözümüze sokuyor ve ders gibi anlatıyor. varsın ödül alamasın. ben ve benim gibi birçok insanın içinde öyle görünüyor ki kalıcı olarak bir numarada kalacak.
iyi ki böyle bir film var, iyi ki izledim ve iyi ki içimde yer etti. yeri her daim özel olacaktır içimde.
filmin bana düşündürdükleri ise şöyledir:
bu filmi beğenen birçok kişi gibi benim de içime halen sindiremediğim şey ödülleri forrest gump'a kaptırmış olması. tom hanks en sevdiğim erkek oyunculardan birisi o ayrı. forrest gump en sevdiğim filmlerden biridir o da ayrı. ama iki filmi önüme koyup hangisi dediklerinde tartışmasız bu film derim. ama gelin görün ki ödülleri kaptırmış olması bir hayli üzücü.
hayattaki en nefret ettiğim şeylerden biri kıyas konusudur. herkes gibi her şey de birbirinden farklıdır arkadaş. dolayısıyla bu iki filmi kıyaslamak yanlış olacaktır. ama ister istemez kıyaslamak durumunda kalıp sonuna kadar bu film diyorum.
bir kere bu film daha çok şey öğretiyor insana. en başta zaten afişinde de yazdığı gibi umut etmenin aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatıyor. durumun ne kadar berbat ve zor olursa olsun umudu bırakmamak gerektiğini, hayatının tıpkı andy dufrasne gibi bir anda tepe takla olması durumunda bile umut etmek gerektiğini anlatıyor.
bira sahnesini yazmaya cesaret edemiyorum. çünkü o sahnedeki güzelliği her ne kadar anlatmak istesem de yazdıklarım yetmez açıkçası. o nedenle anlatamıyorum. (bu sahneyi yazıyla değil de sözlü olarak birine anlatmaya kalksam sanırım "into the wild" filminde mccandless'in bardaki o top sakallı arkadaşına "ben alaska'ya gidiyorum, ta oralara ta uzaklara" derken yaşadığı mutluluk sarhoşluğuna bürünürüm sanırım)
bir diğer öğrettiği şey ise dostluk. aslında fazla arkadaşın olmasa bile sahip olduğun gerçek bir dostun varsa başka bir arkadaşa ihtiyacının olmadığını, bunun yanında zor şartlarda zor insanlarla beraberken o zorluğu paylaştığın bir dost varsa üstesinden sırt sırta vererek aşılabileceğini anlatıyor.
boş beyinli olmamak, bir şeyleri iyi derecede bilmek ve bir şeylere tutku duymak gerektiği de benim çıkardığım bir diğer sonuç. andy eğer taşlara ilgi duymasaydı ve onların yapısından anlamasaydı o duvarı kazmayacaktı. ama bu konudaki bilgisini eyleme döküp duvarı kazmayı ve oradan ayrılmayı başardı. veya oradayken zamanı geçirebilmek adına devamlı bir şeylerle uğraşması, satranç takımı hazırlamaktan tutun da kütüphaneyi adama benzetmesine kadar devamlı bir meşguliyet içinde olması boktan durumlarda olduğumuz anlarda geçmek bilmeyen zamanı hızlandırmak ve zaman algımıza müdahale edebileceğimize iyi bir örnek.
ve belki de en önemlisi müzik dinlemek denen şeyin aslında basit gibi görünse de hiç de öyle basit bir şey olmadığı, müzik dinlemenin aslında çok büyük bir lüks olduğu ve müziğe aç olmanın en büyük açlıklardan biri olduğunu anlatıyor. gardiyan odasında dayak yeme pahasına bütün mahkumlara hoparlörden yaptığı müzik yayını bunu oldukça iyi anlatıyordu.
özgürlüğü anlatmasını söylemeye gerek yok. onu diğer hapishane filmleri de işliyor zaten. ama bu film hayatın içinde bulunan ama aslında basit gibi görünen şeylerin esasında ne denli önem sahibi olduğunu adeta gözümüze sokuyor ve ders gibi anlatıyor. varsın ödül alamasın. ben ve benim gibi birçok insanın içinde öyle görünüyor ki kalıcı olarak bir numarada kalacak.
iyi ki böyle bir film var, iyi ki izledim ve iyi ki içimde yer etti. yeri her daim özel olacaktır içimde.
devamını gör...
bizans tarihi
bizim bizans diye bildiğimiz doğu roma imparatorluğu tarihin hiçbir döneminde kendisine bizans dememiştir. bizans kelimesi tarihçilerin türettiği ve 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlaşmaya başlamış bir isimdir.
bizim bizans diye bildiğimiz imparatorluğun resmi adı roma imparatorluğu ya da doğu roma imparatorluğu'dur. bizim bizans diye hitap ettiğimiz halk ise kendilerine romalı derlerdi (türkler ve araplar da rum derlerdi)
(bkz: roma imparatorluğu)
(bkz: doğu roma imparatorluğu)
(bkz: bizans imparatorluğu)
(bkz: roma)
(bkz: romalı)
(bkz: rum)
(bkz: diyar-ı rum)
bizim bizans diye bildiğimiz imparatorluğun resmi adı roma imparatorluğu ya da doğu roma imparatorluğu'dur. bizim bizans diye hitap ettiğimiz halk ise kendilerine romalı derlerdi (türkler ve araplar da rum derlerdi)
(bkz: roma imparatorluğu)
(bkz: doğu roma imparatorluğu)
(bkz: bizans imparatorluğu)
(bkz: roma)
(bkz: romalı)
(bkz: rum)
(bkz: diyar-ı rum)
devamını gör...
zinanın suç sayılması
bi cinsel organımın bekçisi yoktu çok şükür oldu. allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun hepimizin ahlakını koruyor. ekonomiyle ilgilenebilirdi, eğitimle ilgilenebilirdi, hukuk sistemimizle ilgilenebilirdi, allah korusun açlıktan intihar etmeye yaklaşan halkıyla ilgilenebilirdi ama o ahlakı seçti değerini bilin.
devamını gör...
gensoru
türkiye büyük millet meclisi’nde, milletvekillerince başbakana ya da bakanlardan birine bir sorunla ilgili olarak sorulan ve görüşmeler sonunda o konuda soruşturma açılması istenebilen soru.
devamını gör...

