jar jar binks
star wars serisinin inek şabanı. çok sakar olması dolasıyla kendi türü gunganlar tarafından dışlanmış ve otoh gunga`dan sürülmüştür. yıllarca naboo bataklıkları'nda tek başına yaşamış, sakarlıkları sadece bataklık hayvanlarını etkilemiştir. daha sonra padme'nin himayesine girmiştir. haza bey efendi bir yaratıktır. nezaket konusunda kimse onun eline su dökemez.
jar jar bahtsız bedevi gibi bataklığa düştüğü günlerden sonra gunganların arasına ordu generali olarak dönmüştür. pörtlek gözlerine kurban jar jar, sonunda hak ettiğin itibara kavuştun demekten başka söylenecek bir şey yok kendisine.
bu arada, jar jar ile ilgili birçok eleştiri yapılıyor. yok efendim çocuklar için yaratılmış karaktermiş, yok efendim doğru düzgün konuşamıyormuş. star wars'ın ruhaniliğini bozuyormuş. hadi oradan! sanırsınız bu eleştirileri yapanlar gücün sırrına mazhar olmuş, damarlarında midi- chlorian'lar dolaşıyor. arkadaş bilim kurgu filmlerini nasıl izliyorsunuz siz? takım elbise giyip, papyon takım falan mı otuyorsunuz filmin başına? bu tarz sevimli karakterler serilere ve filmlere renk katar. yahu filmin en önemli karakterlerinden biri olan yoda d'kana' nın konuşması pek matah sanki! ama yeri geldi mi kodu mu oturtuyor adam.
jar jar' a laf eden karşısında beni bulur. ayrıca onun kulaklarındaki karizmaya kurban olun siz.
şöyle de nanik yapsın size; yakarsa evreni jar jar'lar yakar haberiniz olsun! aklınızı bir an önce başınıza devşirin.
jar jar bahtsız bedevi gibi bataklığa düştüğü günlerden sonra gunganların arasına ordu generali olarak dönmüştür. pörtlek gözlerine kurban jar jar, sonunda hak ettiğin itibara kavuştun demekten başka söylenecek bir şey yok kendisine.
bu arada, jar jar ile ilgili birçok eleştiri yapılıyor. yok efendim çocuklar için yaratılmış karaktermiş, yok efendim doğru düzgün konuşamıyormuş. star wars'ın ruhaniliğini bozuyormuş. hadi oradan! sanırsınız bu eleştirileri yapanlar gücün sırrına mazhar olmuş, damarlarında midi- chlorian'lar dolaşıyor. arkadaş bilim kurgu filmlerini nasıl izliyorsunuz siz? takım elbise giyip, papyon takım falan mı otuyorsunuz filmin başına? bu tarz sevimli karakterler serilere ve filmlere renk katar. yahu filmin en önemli karakterlerinden biri olan yoda d'kana' nın konuşması pek matah sanki! ama yeri geldi mi kodu mu oturtuyor adam.
jar jar' a laf eden karşısında beni bulur. ayrıca onun kulaklarındaki karizmaya kurban olun siz.
şöyle de nanik yapsın size; yakarsa evreni jar jar'lar yakar haberiniz olsun! aklınızı bir an önce başınıza devşirin.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
sabit fikir,sahibini hapseder.
devamını gör...
poseidon’s kiss
hayatımda öğrendiğim en komik ve en gereksiz bilgilerdendir. klozete oturup dışkıladığınız esnada, sizden olan parçanın artık sizden çıkıp suyla buluştuğu sırada dışkınızın suya çarpış şiddetiyle de bağlantılı olarak suyun totişinize sıçramasına poseidon’un öpücüğü denir.
devamını gör...
düz dünya teorisi
inanmayanların çürütemediği değil, inananların, inanmayanlar tarafından çürütüldüğüne bir türlü inanamadığı, teori olmayan iddia.
bilimsel çalışma aşamaları:
1. problemi tanımlayıp ortaya koymak
2. bilgi/veri toplamak
3. hipotez kurmak
4. tahmin yapmak
5. kontrollü deney yapmak
6. teori üretmek
7. sonucu kanun haline getirmek
öncelikle 1. maddeden başlarsak, dünya'nın şekline ilişkin herhangi bir problem yok. elimizde neye benzediği çoktan * kanıtlanmış bir şekil dururken, dünyanın şekli, üzerinde çalışılması gereken bir problem değil.
hadi diyelim ki emin olmak istiyoruz ve bunu bir problem olarak kabul ettik. aradaki basamakların hiçbirini usulüne uygun şekilde halletmeden teori aşamasına nasıl geçildiği soru işareti. o nedenle bu konuyu teori olarak anmak çok da doğru değil.
***
kelimelere takılmayalım dedik ve konuya başka yanından bakmak istedik diyelim.
- atmosferin gözümüze "oynadığı oyunlar" küreselliğin bir sonucudur.
- kuzey yarım küre, güney yarım küre ve tam ekvator üzerinde görebileceğiniz yıldızlar birbirinden farklıdır. bunların kaç saat gökyüzünde kaldığı, ne zaman doğup ne zaman battığı, hiç doğmayan ya da batmayan yıldızların neden bu hareketlere sahip olduğu gibi soruların cevapları küresel geometri ile çok rahat biçimde açıklanabilmektedir. dünya'nın düz olması durumunda tüm ülkelerden aynı yıldızları görmeniz gerekirdi.
- yıldız izi fotoğrafları, bulunduğunuz yarım küreye göre farklılık gösterir. düz bir dünyada böyle bir fark göremezsiniz.
- ay tutulmaları esnasında dünya'nın gölgesi ay'ın üzerine düşer. bu gölgenin yuvarlak olduğu net şekilde görülür. tutulmalar sırasında ay'ın ya da güneş'in önüne gizemli bir cisim geçmez. neyin, hangi cisim önüne ne zaman geçeceği, geometrik olarak hesaplanabildiğinden, hangi tutulmanın ne zaman, hangi biçimde gerçekleşeceği önceden bilinir. gök olayları yıllığında da sıralı şekilde verilir.
neyse, uzun uzun tüm astronomi konularını, neyin hangi model ve hesaplamalarla nasıl yapıldığını sayıp dökecek değilim. bilim dünyasındaki insanlar bu tür asılsız iddialara gülüp geçmeyi tercih eder ve bunlara tek tek cevap vermeyi vakit kaybı sayarlar. o nedenledir ki düz dünyacılar, kimse kendilerine cevap veremiyor zanneder. sosyal medyada kurdukları gruplarda cevap verenleri de dakika geçmeden gruptan atarlar (tecrübeyle ve tanıdıkların tecrübeleriyle sabit.)
bu insanlara inandıkları şeyin yanlış olduğunu kanıtlamanın bir yolu yok çünkü kanıtın kanıtlığını kabul etmiyorlar. bu paradokstan kurtulamazsınız.
***
"nasa bizi kandırıyor" mevzusuna gelince... diyelim ki öyle, tamam. sizin hiç mi kendi ülkenizin bilim insanlarına saygınız, inancınız yok? bakın bu entryde anlattığım keşif, bizzat tanıdığım hocalar tarafından, inanmadığınız fizik ve matematik hesapları kullanılarak yapılan gözlemlerle bulundu.
düz dünyacıların çoğuna göre newton fiziği falan da yalanmış. beğenmediğiniz o mekanik formüllerini mühendisler de kullanıyor, mimarlar da, benzer meslek sahipleri de... bunlar toptan yalan olsaydı sağlam binalar, köprüler yapılamaz, her şey yalan olurdu. ayrıca tüm bu mesleklerde çalışanlar için de "mühendisler bizi kandırıyor" gibi cümleler kurmanız gerekirdi.
***
son olarak... bunlardan biri, bir youtuber dünyanın dönmediğini kanıtlamaya çalıştığı bir videosunda dünyanın döndüğünü kanıtladı. "bu kabul edilemez" diye çıldırıyordu en son gördüğümde...
yine newton fiziğini beğenmeyen bir tanesi de kendi yaptığı roketle uzaya gitmeye kalkıştığında yere çakılıp öldü geçen yıl.
bilimi çok fazla küçümsüyorsunuz. yapmayın. sorgulamak, uyanık olmak, akıllı olmak bu değil.
edit: neil degrasse tyson'ın o sözleri söylemesinin nedeni farklı. "kütle çekimini tarif edebiliriz, cisimlere ne yaptığını söyleyebiliriz, onu ölçebiliriz ama kütle çekimi nedir diye sorarsanız cevap bilmiyorum olur." şeklinde bir ifadesi var. kütle çekiminin kuantum kuramıyla uzlaştırılamıyor oluşu, graviton adlı teorik parçacığın gözlenememiş olması, kuantum köpüğü teorisini gözlemlerle kanıtlayamamış olmamız gibi bazı nedenleri var kütle çekiminin ne olduğunu tam olarak bilmiyor oluşumuzun.
neyse...
bilimsel çalışma aşamaları:
1. problemi tanımlayıp ortaya koymak
2. bilgi/veri toplamak
3. hipotez kurmak
4. tahmin yapmak
5. kontrollü deney yapmak
6. teori üretmek
7. sonucu kanun haline getirmek
öncelikle 1. maddeden başlarsak, dünya'nın şekline ilişkin herhangi bir problem yok. elimizde neye benzediği çoktan * kanıtlanmış bir şekil dururken, dünyanın şekli, üzerinde çalışılması gereken bir problem değil.
hadi diyelim ki emin olmak istiyoruz ve bunu bir problem olarak kabul ettik. aradaki basamakların hiçbirini usulüne uygun şekilde halletmeden teori aşamasına nasıl geçildiği soru işareti. o nedenle bu konuyu teori olarak anmak çok da doğru değil.
***
kelimelere takılmayalım dedik ve konuya başka yanından bakmak istedik diyelim.
- atmosferin gözümüze "oynadığı oyunlar" küreselliğin bir sonucudur.
- kuzey yarım küre, güney yarım küre ve tam ekvator üzerinde görebileceğiniz yıldızlar birbirinden farklıdır. bunların kaç saat gökyüzünde kaldığı, ne zaman doğup ne zaman battığı, hiç doğmayan ya da batmayan yıldızların neden bu hareketlere sahip olduğu gibi soruların cevapları küresel geometri ile çok rahat biçimde açıklanabilmektedir. dünya'nın düz olması durumunda tüm ülkelerden aynı yıldızları görmeniz gerekirdi.
- yıldız izi fotoğrafları, bulunduğunuz yarım küreye göre farklılık gösterir. düz bir dünyada böyle bir fark göremezsiniz.
- ay tutulmaları esnasında dünya'nın gölgesi ay'ın üzerine düşer. bu gölgenin yuvarlak olduğu net şekilde görülür. tutulmalar sırasında ay'ın ya da güneş'in önüne gizemli bir cisim geçmez. neyin, hangi cisim önüne ne zaman geçeceği, geometrik olarak hesaplanabildiğinden, hangi tutulmanın ne zaman, hangi biçimde gerçekleşeceği önceden bilinir. gök olayları yıllığında da sıralı şekilde verilir.
neyse, uzun uzun tüm astronomi konularını, neyin hangi model ve hesaplamalarla nasıl yapıldığını sayıp dökecek değilim. bilim dünyasındaki insanlar bu tür asılsız iddialara gülüp geçmeyi tercih eder ve bunlara tek tek cevap vermeyi vakit kaybı sayarlar. o nedenledir ki düz dünyacılar, kimse kendilerine cevap veremiyor zanneder. sosyal medyada kurdukları gruplarda cevap verenleri de dakika geçmeden gruptan atarlar (tecrübeyle ve tanıdıkların tecrübeleriyle sabit.)
bu insanlara inandıkları şeyin yanlış olduğunu kanıtlamanın bir yolu yok çünkü kanıtın kanıtlığını kabul etmiyorlar. bu paradokstan kurtulamazsınız.
***
"nasa bizi kandırıyor" mevzusuna gelince... diyelim ki öyle, tamam. sizin hiç mi kendi ülkenizin bilim insanlarına saygınız, inancınız yok? bakın bu entryde anlattığım keşif, bizzat tanıdığım hocalar tarafından, inanmadığınız fizik ve matematik hesapları kullanılarak yapılan gözlemlerle bulundu.
düz dünyacıların çoğuna göre newton fiziği falan da yalanmış. beğenmediğiniz o mekanik formüllerini mühendisler de kullanıyor, mimarlar da, benzer meslek sahipleri de... bunlar toptan yalan olsaydı sağlam binalar, köprüler yapılamaz, her şey yalan olurdu. ayrıca tüm bu mesleklerde çalışanlar için de "mühendisler bizi kandırıyor" gibi cümleler kurmanız gerekirdi.
***
son olarak... bunlardan biri, bir youtuber dünyanın dönmediğini kanıtlamaya çalıştığı bir videosunda dünyanın döndüğünü kanıtladı. "bu kabul edilemez" diye çıldırıyordu en son gördüğümde...
yine newton fiziğini beğenmeyen bir tanesi de kendi yaptığı roketle uzaya gitmeye kalkıştığında yere çakılıp öldü geçen yıl.
bilimi çok fazla küçümsüyorsunuz. yapmayın. sorgulamak, uyanık olmak, akıllı olmak bu değil.
edit: neil degrasse tyson'ın o sözleri söylemesinin nedeni farklı. "kütle çekimini tarif edebiliriz, cisimlere ne yaptığını söyleyebiliriz, onu ölçebiliriz ama kütle çekimi nedir diye sorarsanız cevap bilmiyorum olur." şeklinde bir ifadesi var. kütle çekiminin kuantum kuramıyla uzlaştırılamıyor oluşu, graviton adlı teorik parçacığın gözlenememiş olması, kuantum köpüğü teorisini gözlemlerle kanıtlayamamış olmamız gibi bazı nedenleri var kütle çekiminin ne olduğunu tam olarak bilmiyor oluşumuzun.
neyse...
devamını gör...
the meeting of leo the great and attila
vatikan müzesi'nde, stanze di raffaello yani raphael odalarında bulunan, raphael'in 1513-1514 yıllarında tamamladığı fresk.

heliodorus odasinda bulunan bu eser, 452'de hun imparatoru attila'nın işgal etmek için roma'ya yönelmesi sonucu, şehri korumak için roma surlarında papa'nın attila'yla buluşmasını anlatıyor. konuyla ilgili biraz daha bilgi edinelim:
attila, 452'de yüz bin kişilik ordusu ile alpleri aşarak po ovası'na girdi. güneye doğru ilerleyerek roma'nın o zamanki başkenti ravenna'yı tehdite başladı. saray büyük endişe içinde düştüğü gibi senato ne olura olsun barış yapmaya karar verdi. kilise de bu görüşe katılınca hitabetiyle ünlü papa leon başkanlığında büyük bir heyet hazırlandı. attila bu heyeti ordugahında kabul etti, papa imparatorluk ve bütün hıristiyan dünyası adına türk hükümdarından roma'yı esirgemesini rica etti. papanın ağzından roma'nın teslim olduğunu öğrenen attila bu ricayı kabul etti.
sonuçta, bizans gibi batı roma da artık attila'nın üstünlüğünü tanımak zorunda kalmıştı.
ahmet taşağıl, kök tengri'nin çocukları, s. 258-289
arka planda colosseum'u görüyoruz. resmin solunda papa attila'yı durdurmak için elini kaldırıyor. sol üstte, havada st. peter ve st. paul kılıçlarıyla savaşa hazır bekliyorlar. resmin merkezinde attila korkuyla havaya bakıyor ve arkasında ordusu bulunuyor.

resmin sol tarafında papa ve yanındakiler çok sakin dururken, attila ve ordusunun korku içinde geri çekilmek için hazırlandığını ve resmin sağında çok hareketli bir sahnenin yaşandığını görebiliriz. attila, roma'ya saldırmadan geri dönüyor.
papa leo'nun ''büyük leo'' olarak anılmasının sebeplerinden birisi, attila'nın şehre girmesini engellemesi. attila'nın siyah atı, kıyafetleri ve papa'nın bembeyaz hali de iyi ve kötüyü belirten manidar bir tezat. yukarıdaki alıntıyla da çelişiyor doğal olarak. bu yüzden ilginç bir eser olduğunu düşünüyorum.
resmin çok daha detaylı halini incelemek için buradan

heliodorus odasinda bulunan bu eser, 452'de hun imparatoru attila'nın işgal etmek için roma'ya yönelmesi sonucu, şehri korumak için roma surlarında papa'nın attila'yla buluşmasını anlatıyor. konuyla ilgili biraz daha bilgi edinelim:
attila, 452'de yüz bin kişilik ordusu ile alpleri aşarak po ovası'na girdi. güneye doğru ilerleyerek roma'nın o zamanki başkenti ravenna'yı tehdite başladı. saray büyük endişe içinde düştüğü gibi senato ne olura olsun barış yapmaya karar verdi. kilise de bu görüşe katılınca hitabetiyle ünlü papa leon başkanlığında büyük bir heyet hazırlandı. attila bu heyeti ordugahında kabul etti, papa imparatorluk ve bütün hıristiyan dünyası adına türk hükümdarından roma'yı esirgemesini rica etti. papanın ağzından roma'nın teslim olduğunu öğrenen attila bu ricayı kabul etti.
sonuçta, bizans gibi batı roma da artık attila'nın üstünlüğünü tanımak zorunda kalmıştı.
arka planda colosseum'u görüyoruz. resmin solunda papa attila'yı durdurmak için elini kaldırıyor. sol üstte, havada st. peter ve st. paul kılıçlarıyla savaşa hazır bekliyorlar. resmin merkezinde attila korkuyla havaya bakıyor ve arkasında ordusu bulunuyor.

resmin sol tarafında papa ve yanındakiler çok sakin dururken, attila ve ordusunun korku içinde geri çekilmek için hazırlandığını ve resmin sağında çok hareketli bir sahnenin yaşandığını görebiliriz. attila, roma'ya saldırmadan geri dönüyor.
papa leo'nun ''büyük leo'' olarak anılmasının sebeplerinden birisi, attila'nın şehre girmesini engellemesi. attila'nın siyah atı, kıyafetleri ve papa'nın bembeyaz hali de iyi ve kötüyü belirten manidar bir tezat. yukarıdaki alıntıyla da çelişiyor doğal olarak. bu yüzden ilginç bir eser olduğunu düşünüyorum.
resmin çok daha detaylı halini incelemek için buradan
devamını gör...
kitabe-i seng-i mezar
orhan veli'nin üç bölümlü şiiri.
ı
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar;
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allah'ın adını,
günahkâr da sayılmazdı.
yazık oldu süleyman efendi’ye.
ıı
mesele falan değildi öyle,
to be or not to be kendisi için;
bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi.
aldılar, götürdüler.
yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
duysalar öldüğünü alacaklılar
haklarını helal ederler elbet.
alacağına gelince...
alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
ııı
tüfeğini deppoya koydular,
esvabını başkasına verdiler.
artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
ne matarasında dudaklarının izi;
öyle bir ruzigar ki,
kendi gitti,
ismi bile kalmadı yadigâr.
yalnız şu beyit kaldı,
kahve ocağında, el yazısıyla:
"ölüm allah'ın emri,
ayrılık olmasaydı."
----------------------
çoğu kişi için son iki mısrası bu şiirin en önemli kısmıdır. beni en etkileyen ise ikinci bölümde geçen "bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi." kısmıdır.
ı
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar;
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allah'ın adını,
günahkâr da sayılmazdı.
yazık oldu süleyman efendi’ye.
ıı
mesele falan değildi öyle,
to be or not to be kendisi için;
bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi.
aldılar, götürdüler.
yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
duysalar öldüğünü alacaklılar
haklarını helal ederler elbet.
alacağına gelince...
alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
ııı
tüfeğini deppoya koydular,
esvabını başkasına verdiler.
artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
ne matarasında dudaklarının izi;
öyle bir ruzigar ki,
kendi gitti,
ismi bile kalmadı yadigâr.
yalnız şu beyit kaldı,
kahve ocağında, el yazısıyla:
"ölüm allah'ın emri,
ayrılık olmasaydı."
----------------------
çoğu kişi için son iki mısrası bu şiirin en önemli kısmıdır. beni en etkileyen ise ikinci bölümde geçen "bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi." kısmıdır.
devamını gör...
yeni nesil kızların çoğunda meme olmaması
böyle bir başlık açılması o kadar rezil bir şey ki sözlük nereye gidiyor aloo
devamını gör...
en iyi türk yazar
en iyi türk yazarın sorulduğu başlıktır. bence zülfü livaneli. hiçbir yazara değişmem. serenad, huzursuzluk, kardeşimin hikayesi. unutamayacağım üç romanı.
devamını gör...
çalışma masanızdaki en ilginç şey
kedimdir. ilgi üzerinden azaldı mı gelip kitabın, defterin ya da bilgisayarın üzerine yatar.
devamını gör...
sıla gençoğlu şarkılarından bir alıntı
"bomboş, kalbimin odaları bomboş
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş?
gece insafsız, benden bile sarhoş
sabahladım, yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş
...
ben sana nerden tutuldum?
yokluğunda hem nasıl duruldum?
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere... "
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş?
gece insafsız, benden bile sarhoş
sabahladım, yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş
...
ben sana nerden tutuldum?
yokluğunda hem nasıl duruldum?
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere... "
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bende biraz gerizekalilik var sanirim, ciddiyim ama...donup dolasip ayni hatalari tekrarlamamin baska bir izahı olamaz. (kendine hakaretten yonetim ceza vermiyordur umarim).
devamını gör...
kuyucaklı yusuf
sabahattin ali'nin bir eseri. okumanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
kedi kavgası
annemle kardeşimin arasına girip kardeşime siper olurum ancak iki kedi arasına asla girmem,o nedir öyle,bu ne hırçınlık arkadaş?
devamını gör...
didem madak
ne bileyim füsun.
şimdi aramıza duvar örsen,
yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım.
didem madak
şimdi aramıza duvar örsen,
yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım.
didem madak
devamını gör...
medeniyete canavar diyen marş
milliyetçi görüşe sahip olarak haklı bulduğum bir serzeniştir.
ancak o günkü durumda olabilecek en iyi şey yapılmıştır. tekke zaviyelerin, medreselerin kısırlaşıp ilimden uzaklaştığı, vatandaşın milliyet, ulus kavramından yoksun olduğu bir durumda yapılması normal bir şeydir.
medeniyet ise o dönem batı ile özdeşleşmiş bir kavram olduğu için kullanılmış, bugünkü ihtiyacımız olan medeniyete işaret etmemektedir(en azından bana göre).
fakat çok sonraları yazılan harbiye marşına baktığımızda bu durumun farklılaştığını görüyoruz.
'yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız' sözleriyle milli bir bilince selam çakıyor. bu da topluma etki eden türklük dehşetini ve de toplumdaki değişime işaret eder(ki bu da zannımcadır).
açıkçası o dönem olması gereken olmuş, sonraları değiştirilebilir olsa bile bugüne kadar gelmiştir.
bugün türkiyede istiklal marşını değiştirmek veya teklif istemek demek zannediyorum suç sayılır. toplumun tepkisini de çeker. kimin teklif ettiğine de bağlıdır tabi.
her zaman söylediğim gibi;devletler ölür, milletler yaşar. (alıntı olabilir, başkası söylediyse bilemiyorum.)
bu yüzden sonuç olarak tanım:dönemin şartlarının getirisi.
ancak o günkü durumda olabilecek en iyi şey yapılmıştır. tekke zaviyelerin, medreselerin kısırlaşıp ilimden uzaklaştığı, vatandaşın milliyet, ulus kavramından yoksun olduğu bir durumda yapılması normal bir şeydir.
medeniyet ise o dönem batı ile özdeşleşmiş bir kavram olduğu için kullanılmış, bugünkü ihtiyacımız olan medeniyete işaret etmemektedir(en azından bana göre).
fakat çok sonraları yazılan harbiye marşına baktığımızda bu durumun farklılaştığını görüyoruz.
'yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız' sözleriyle milli bir bilince selam çakıyor. bu da topluma etki eden türklük dehşetini ve de toplumdaki değişime işaret eder(ki bu da zannımcadır).
açıkçası o dönem olması gereken olmuş, sonraları değiştirilebilir olsa bile bugüne kadar gelmiştir.
bugün türkiyede istiklal marşını değiştirmek veya teklif istemek demek zannediyorum suç sayılır. toplumun tepkisini de çeker. kimin teklif ettiğine de bağlıdır tabi.
her zaman söylediğim gibi;devletler ölür, milletler yaşar. (alıntı olabilir, başkası söylediyse bilemiyorum.)
bu yüzden sonuç olarak tanım:dönemin şartlarının getirisi.
devamını gör...
yazarların istekleri
kafa sözlük ahalisi çok farklı, diğer hiç bir sözlük veya sosyal mecrayla kıyaslanmayacak kadar farklı hemde.
bu fark o kadar açık ve net biçimde görülüyor ki, bazen insanın içine ciddi bir karamsarlık düşmesi artık olağan hale geliyor.
ekonomi yazıyorsun, tık yok,
siyaset zaten öcü,
ınsan hakları, özgürlükler, eh işte,
güncel ülke dünya sorunları, bana ne,
ee, sonra , ne olacak böyle, geriye ne kalıyor, 3-5 goygoy başlığı.
valla bravo, ha bugün, ha yarın dedik, ama kafa ileri gideceği yerde geriye gidiyor.
az önce trakya ilahiyat dekanının boğaziçi'li öğrencileri tehdit ettiği haberini başlık yaptım.
6-7 kişi geldi, bir tepki koydu ortaya.
(benim başlık yapmam değil önemli olan, örnek o olduğu için bu vurguyu yapıyorum.)
bunun gibi o kadar çok konu ve başlık var ki , birazcık araştırsam yüzlerce böyle yok olup giden başlık bulur yazarım buraya.
hani o beğenmeyip, her firsatta yaftalama yapılan sözlükte, aynı konu başlık yapılmış, şu anda gündemde 3. sırada, sanırım 350 civarında girilen entry var.
bu adamlarla biz, farklı ülkelerde farklı dünyalarda mı yaşıyoruz acaba diyorum bazen .
bu kadar hayattan dünyadan gerçeklerden kopuk insan bir araya nasıl geldi, gerçekten anlamıyorum.
gördüğüm o ki, kafa bu şekilde iyiye gitmiyor. bir süre sonra 3-5 çocuğun oyun oynadığı bir yer olarak kalırsa doğrusu hiç şaşırmam.
belli bir süre sonra bu konulara duyarlı kişilerde, ciddi bir hayal kırıklığı, umutsuzluk ve bıkkınlık yaratıyor bu durum...
kimse kalkıp her zaman yaptıkları gibi, saçma sapan savunmalarla karşı saldırıya geçmesin lütfen.
konunun benim şahsımla hiç bir ilgisi yok, ben sizlerle varolan bir gerçeği gözümüzün önüne koyuyorum sadece ...
edit; iki elin parmakları kadar sayıda olan duyarlı yazarı tenzih ediyorum.
onlar zaten kendilerini biliyorlar.
edit : değerli arkadaşlarım,
yukarıda da söyledim ama tam anlaşılmamış sanırım.
bu başlığa da çok az tepki olmasına rağmen, bunlardan birkaçının hala tam da benim tespitlerim doğrultusunda yorum yaptığını görüyorum.
bakın meselenin özünü daha iyi anlamanız için küçük bir araştırma yaptım.
geriye dönük 10 sayfa başlığı inceledim.
10 sayfa başlık demek, yaklaşık 600-650 adet başlık demek.
bunlardan 20 ve üzeri entry girilen başlıklar şunlar.
(bkz: geceye ingilizce bir söz bırak)
(bkz: ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti)
(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak)
(bkz: defalarca izlenen filmler)
(bkz: halkımızın uzman olduğu konular)
(bkz: dark (dizi))
(bkz: kırtasiyeye girince her şeyi alma isteği)
evet. 20 ve üzeri entry girilen başlık adeti sadece 7.
sonra 20-10 arası entry girilen başlıklara baktım. onlar da ;
(bkz: emekli olup sahil kasabasına yerleşmek)
(bkz: her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek)
(bkz: adana'da görülen 15 metrelik balina)
(bkz: yaş ilerledikçe artan şeyler)
(bkz: en sevdiğiniz dublaj sanatçıları)
(bkz: mirkelam)
(bkz: 33 metrelik dev vajina heykeli)
(bkz: sinirliyken kendini ifade edememek)
(bkz: hatalardan ders çıkarmak)
(bkz: yarın için yaşamak)
(bkz: testere’yi oynayabilecek türk oyuncu)
(bkz: sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap)
(bkz: uzaylı görülünce söylenecek ilk şey)
(bkz: uzun tanımları okumamak)
(bkz: bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz)
(bkz: ağırınıza giden sözler)
(bkz: alacakaranlık (film))
(bkz: kafa sözlük yazarlarının meslekleri)
(bkz: çaya şeker atmadan içen kişi)
(bkz: tik tok kullanmayan yazarlar veri tabanı)
(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
(bkz: ailenin kafa sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri)
(bkz: mahir ünal'ın çiftçiye akıllı telefonu çok görmesi)
(bkz: ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit)
bu başlıklar. toplam adet mi , 24 .
evet , 10 ila 20 arası tanım girilen başlık sayısı 24 adet .
ne oldu toplam ,31.
kafa sözlükte 650 adet başlıktan ortalama 20 entry girilen başlık sayısı sadece 31.
geriye kalan 620 başlıkta entryler 10'un altında. çoğunlukla da 1 veya 2.
bilemiyorum, bu durum benim ne anlatmaya çalıştığımla ilgili biraz daha farklı bir pencereden bakmanıza yardımcı oldu mu ?
ınanmayanlar, kısa bir incelemeyle bu başlıkları teyid edebilirler.
bu fark o kadar açık ve net biçimde görülüyor ki, bazen insanın içine ciddi bir karamsarlık düşmesi artık olağan hale geliyor.
ekonomi yazıyorsun, tık yok,
siyaset zaten öcü,
ınsan hakları, özgürlükler, eh işte,
güncel ülke dünya sorunları, bana ne,
ee, sonra , ne olacak böyle, geriye ne kalıyor, 3-5 goygoy başlığı.
valla bravo, ha bugün, ha yarın dedik, ama kafa ileri gideceği yerde geriye gidiyor.
az önce trakya ilahiyat dekanının boğaziçi'li öğrencileri tehdit ettiği haberini başlık yaptım.
6-7 kişi geldi, bir tepki koydu ortaya.
(benim başlık yapmam değil önemli olan, örnek o olduğu için bu vurguyu yapıyorum.)
bunun gibi o kadar çok konu ve başlık var ki , birazcık araştırsam yüzlerce böyle yok olup giden başlık bulur yazarım buraya.
hani o beğenmeyip, her firsatta yaftalama yapılan sözlükte, aynı konu başlık yapılmış, şu anda gündemde 3. sırada, sanırım 350 civarında girilen entry var.
bu adamlarla biz, farklı ülkelerde farklı dünyalarda mı yaşıyoruz acaba diyorum bazen .
bu kadar hayattan dünyadan gerçeklerden kopuk insan bir araya nasıl geldi, gerçekten anlamıyorum.
gördüğüm o ki, kafa bu şekilde iyiye gitmiyor. bir süre sonra 3-5 çocuğun oyun oynadığı bir yer olarak kalırsa doğrusu hiç şaşırmam.
belli bir süre sonra bu konulara duyarlı kişilerde, ciddi bir hayal kırıklığı, umutsuzluk ve bıkkınlık yaratıyor bu durum...
kimse kalkıp her zaman yaptıkları gibi, saçma sapan savunmalarla karşı saldırıya geçmesin lütfen.
konunun benim şahsımla hiç bir ilgisi yok, ben sizlerle varolan bir gerçeği gözümüzün önüne koyuyorum sadece ...
edit; iki elin parmakları kadar sayıda olan duyarlı yazarı tenzih ediyorum.
onlar zaten kendilerini biliyorlar.
edit : değerli arkadaşlarım,
yukarıda da söyledim ama tam anlaşılmamış sanırım.
bu başlığa da çok az tepki olmasına rağmen, bunlardan birkaçının hala tam da benim tespitlerim doğrultusunda yorum yaptığını görüyorum.
bakın meselenin özünü daha iyi anlamanız için küçük bir araştırma yaptım.
geriye dönük 10 sayfa başlığı inceledim.
10 sayfa başlık demek, yaklaşık 600-650 adet başlık demek.
bunlardan 20 ve üzeri entry girilen başlıklar şunlar.
(bkz: geceye ingilizce bir söz bırak)
(bkz: ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti)
(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak)
(bkz: defalarca izlenen filmler)
(bkz: halkımızın uzman olduğu konular)
(bkz: dark (dizi))
(bkz: kırtasiyeye girince her şeyi alma isteği)
evet. 20 ve üzeri entry girilen başlık adeti sadece 7.
sonra 20-10 arası entry girilen başlıklara baktım. onlar da ;
(bkz: emekli olup sahil kasabasına yerleşmek)
(bkz: her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek)
(bkz: adana'da görülen 15 metrelik balina)
(bkz: yaş ilerledikçe artan şeyler)
(bkz: en sevdiğiniz dublaj sanatçıları)
(bkz: mirkelam)
(bkz: 33 metrelik dev vajina heykeli)
(bkz: sinirliyken kendini ifade edememek)
(bkz: hatalardan ders çıkarmak)
(bkz: yarın için yaşamak)
(bkz: testere’yi oynayabilecek türk oyuncu)
(bkz: sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap)
(bkz: uzaylı görülünce söylenecek ilk şey)
(bkz: uzun tanımları okumamak)
(bkz: bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz)
(bkz: ağırınıza giden sözler)
(bkz: alacakaranlık (film))
(bkz: kafa sözlük yazarlarının meslekleri)
(bkz: çaya şeker atmadan içen kişi)
(bkz: tik tok kullanmayan yazarlar veri tabanı)
(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
(bkz: ailenin kafa sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri)
(bkz: mahir ünal'ın çiftçiye akıllı telefonu çok görmesi)
(bkz: ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit)
bu başlıklar. toplam adet mi , 24 .
evet , 10 ila 20 arası tanım girilen başlık sayısı 24 adet .
ne oldu toplam ,31.
kafa sözlükte 650 adet başlıktan ortalama 20 entry girilen başlık sayısı sadece 31.
geriye kalan 620 başlıkta entryler 10'un altında. çoğunlukla da 1 veya 2.
bilemiyorum, bu durum benim ne anlatmaya çalıştığımla ilgili biraz daha farklı bir pencereden bakmanıza yardımcı oldu mu ?
ınanmayanlar, kısa bir incelemeyle bu başlıkları teyid edebilirler.
devamını gör...
popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı
her şeyi de popüler arkadaşlar mi yapacak be kardeşim dediğim başlık. yazıyoruz ,yazacağız..
devamını gör...

