güne bir söz bırak
//"menzili "incelik" olanlar,
kendi değerinizi bilin.."//
kendi değerinizi bilin.."//
devamını gör...
gözlük veya lens takmayan miyop
otobüs durağında beklerken otobüs numarasını görmek için gözlerini kısıp yaklaşmasını bekleyen kişidir.
devamını gör...
yazarların keşke dediği şeyler
keşke özlediğim anılarımı ziyaret etme şansım olsa.
devamını gör...
hür ve kabul edilmiş masonlar
bir başka sözlükteki kendi yazımdan alıntıdır.
--- alıntı ---
türkiye büyük locası olarak da bilinen en eski türk mason büyük locası.
19. yüzyılın 2. yarısında abdülhalim paşa'nın önderliğinde makbul iskoç riti şura-ı ali-i osmani adıyla kuruldu. dönemin sultanı tarafından kapatılsa da, yönetim değiştiğinde tekrar gizlice faaliyete başladı. birkaç defa bu şekilde kapatılıp açılınca ve son olarak 1935'te kapatılınca, başlangıçta destek oldukları atatürk reformlarından desteklerini geri çektiler.
1956'da türkiye büyük locası adıyla yeni bir loca kuruldu. ancak kurulumla ilgili bazı ilkesel şartlara uyulmadığından, faaliyetlerine düzensiz masonluk denen grand orient tarafında devam ettiler. düzenli masonluğa geçme gayreti gösterirken ismi de hür ve kabul edilmiş masonlar büyük locası olarak yenilendi. 70'li yıllarda ingiltere birleşik büyük locası tarafından da tanındı.
türkiye'de birçok şehirde faaliyette bulunan yaklaşık 14 bin üyeleri var. locada siyaset ve din konularında tartışmalar yapmak yasak. locaya yalnızca 21 yaşını doldurmuş, yaratıcı inancına sahip olan erkekler kabul ediliyor. tekris adı verilen törenden sonra kabul edilen adaylar, çırak, kalfa ve üstat derecelerinde çalışıyorlar. üyeleri dışındaki herkese kapalı olan bu topluluk, kendilerini resmi sitelerinde şu şekilde tanımlıyor:
"masonluk, tanrı’ya inanç temeli üzerine kurulu ezoterik ve inisiyatik bir kardeşlik kurumudur. insanlar arasında sevginin, toleransın ve kardeşliğin hüküm sürmesini; insanlığın hürriyet, barış, adalet ve huzur içinde gelişmesini hedefleyen masonluk, ortak bir insanlık ülküsünün gerekliliğini kabul eder. bu ülkünün gerçekleşmesi için insan kişiliğine saygıyı, bütün insanların iyiliğine çalışmayı, bireyin özgürlüğü ve ahlaki sorumluluğunu, insanların hak ve ödev eşitliğini, bilime saygıyı temel ilkeler olarak benimser."
tabi her ne kadar bu tür olumlu görünen açıklamalar sık sık yapılsa da, birçok komplo teorisinde adları sık sık geçen, özellikle tapınak şövalyeleri ile olan bağlantıları ve illuminati gibi örgütlerle olan ilişkilerinden dolayı, her zaman dünyadaki büyük olaylarda parmağı olduğu düşünülen bir topluluk bu.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
türkiye büyük locası olarak da bilinen en eski türk mason büyük locası.
19. yüzyılın 2. yarısında abdülhalim paşa'nın önderliğinde makbul iskoç riti şura-ı ali-i osmani adıyla kuruldu. dönemin sultanı tarafından kapatılsa da, yönetim değiştiğinde tekrar gizlice faaliyete başladı. birkaç defa bu şekilde kapatılıp açılınca ve son olarak 1935'te kapatılınca, başlangıçta destek oldukları atatürk reformlarından desteklerini geri çektiler.
1956'da türkiye büyük locası adıyla yeni bir loca kuruldu. ancak kurulumla ilgili bazı ilkesel şartlara uyulmadığından, faaliyetlerine düzensiz masonluk denen grand orient tarafında devam ettiler. düzenli masonluğa geçme gayreti gösterirken ismi de hür ve kabul edilmiş masonlar büyük locası olarak yenilendi. 70'li yıllarda ingiltere birleşik büyük locası tarafından da tanındı.
türkiye'de birçok şehirde faaliyette bulunan yaklaşık 14 bin üyeleri var. locada siyaset ve din konularında tartışmalar yapmak yasak. locaya yalnızca 21 yaşını doldurmuş, yaratıcı inancına sahip olan erkekler kabul ediliyor. tekris adı verilen törenden sonra kabul edilen adaylar, çırak, kalfa ve üstat derecelerinde çalışıyorlar. üyeleri dışındaki herkese kapalı olan bu topluluk, kendilerini resmi sitelerinde şu şekilde tanımlıyor:
"masonluk, tanrı’ya inanç temeli üzerine kurulu ezoterik ve inisiyatik bir kardeşlik kurumudur. insanlar arasında sevginin, toleransın ve kardeşliğin hüküm sürmesini; insanlığın hürriyet, barış, adalet ve huzur içinde gelişmesini hedefleyen masonluk, ortak bir insanlık ülküsünün gerekliliğini kabul eder. bu ülkünün gerçekleşmesi için insan kişiliğine saygıyı, bütün insanların iyiliğine çalışmayı, bireyin özgürlüğü ve ahlaki sorumluluğunu, insanların hak ve ödev eşitliğini, bilime saygıyı temel ilkeler olarak benimser."
tabi her ne kadar bu tür olumlu görünen açıklamalar sık sık yapılsa da, birçok komplo teorisinde adları sık sık geçen, özellikle tapınak şövalyeleri ile olan bağlantıları ve illuminati gibi örgütlerle olan ilişkilerinden dolayı, her zaman dünyadaki büyük olaylarda parmağı olduğu düşünülen bir topluluk bu.
--- alıntı ---
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
bana bir kelimeyle içini dök derseniz bu kelime iyi olur.
ama iki kelime içimi dökeceksem iyi değilim ile açıklarım kendimi.
(bkz: süleyman demirel)
ama iki kelime içimi dökeceksem iyi değilim ile açıklarım kendimi.
(bkz: süleyman demirel)
devamını gör...
sevgiliden ayrılmak
tam bir serseri kurşun olmaya giriştir. beyin kendini kapatır surekli bos bos dusunursun, hobiler falan hak getire derken... neyse daha fazla anlatamayacagim o yuzden siz model grubundan levla'nin hikayesini okuyun dinleyin ve omuzunuzda yer açın! sumuklerini akıta akıta ağlayacak toromanim / melisim.
devamını gör...
öpüşürken akıldan geçenler
ısırma, ısırma, ısırma.. allah kahretmesin emi. nasıl insan içine çıkacağız şimdi.
devamını gör...
türklerin özellikleri
savaş sanatını iyi bilirler.
devamını gör...
amazon ormanları
toplamda dokuz ülkeye yayılmış ve yaklaşık beş buçuk milyon kilometrekarelik alanı kaplayan yağmur ormanlarının genel adı.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumları
yazarların psikolojik durumlarını paylaştıkları başlıktır. üzmüştür ...
bu başlığa yazan veya yazmak isteyip yazmayan tüm yazarlara selam eder en yakın zamanda da neye ihtiyaçları varsa kavuşmalarını dilerim. *
" umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı. "
bu başlığa yazan veya yazmak isteyip yazmayan tüm yazarlara selam eder en yakın zamanda da neye ihtiyaçları varsa kavuşmalarını dilerim. *
" umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı. "
devamını gör...
ingilizce bilmeyen bir ülkede ingilizce sözler paylaşmak
ülke komedisi.
bir başlık açıyorum, ingilizce başlığın altına taşınıyor.
benevolent sexism çok havalı korumacı cinsiyetçilik ezik.
sex kelimesi geçince, tüm antenler açılıyor, reyting için lazım, anladım da, benevolent ne demek, bilen kaç kişi var, merak ediyorum.
kaldı ki sex , cinsiyet demek, o kadar.
üzerine yapışan cinsel hayat değil.
ergen sözlük yazarları yüzünden, sosyolojik başlık da açamıyoruz.
şu ergenler büyüse de rahat etsek.
bu arada, excuse me, dil sevilesi bilgisayar oyunlarından öteye geçmeyen yeni nesil dışında kim ne kadar ingilizce biliyor.kerem bursin of course diyor diye, ülke ıngilizceye vakıf olmuyor. öyle olsa ülkesini gömen gençler, soluğu avrupa'da alır, paraya para demezdi.
burda sabahlayan gençler, burda sabahlamak yerine dil öğrenin ve hayaliniz olan hayati yaşayın, karanlığa küfür etmeyin.
darladınız, boğaldım resmen.
bir başlık açıyorum, ingilizce başlığın altına taşınıyor.
benevolent sexism çok havalı korumacı cinsiyetçilik ezik.
sex kelimesi geçince, tüm antenler açılıyor, reyting için lazım, anladım da, benevolent ne demek, bilen kaç kişi var, merak ediyorum.
kaldı ki sex , cinsiyet demek, o kadar.
üzerine yapışan cinsel hayat değil.
ergen sözlük yazarları yüzünden, sosyolojik başlık da açamıyoruz.
şu ergenler büyüse de rahat etsek.
bu arada, excuse me, dil sevilesi bilgisayar oyunlarından öteye geçmeyen yeni nesil dışında kim ne kadar ingilizce biliyor.kerem bursin of course diyor diye, ülke ıngilizceye vakıf olmuyor. öyle olsa ülkesini gömen gençler, soluğu avrupa'da alır, paraya para demezdi.
burda sabahlayan gençler, burda sabahlamak yerine dil öğrenin ve hayaliniz olan hayati yaşayın, karanlığa küfür etmeyin.
darladınız, boğaldım resmen.
devamını gör...
hızlı yaşa genç öl cesedin yakışıklı olsun
çoğunlukla y neslinin gençliğinde kullandığı tabirdir. şimdi çoğu evli göbekli baba falan. tiksinç ikiyüzlüler. bazıları orta yaşlı ve göbekli ve gençliğindeki çılgın ideallerini gerçekleştirememiş olduğu gerçeğini gizlemek için 50 lerinden sonra bandana takıp motor falan alırlar ve bornova sokağında barların önünde park edip elinde birayla liseli metalci kızlarla sohbet ederek gençleştiklerini sanırlar. eski nesilin kayıp domuzları sizi biz yer miyiz sizin numaralarınızı be hehehehe.
devamını gör...
kadın yazarların takipçi sayısının çok olması
evet. çok takipçim var. neden biliyor musunuz? şimdi şöyle işliyor süreç, anlatıyorum:
önce erkek olduğundan emin olduğum yazarlara mesaj atıyorum, masumane şekilde. bir şey sormak ya da herhangi bir tanımlarından dolayı teşekkür etmek ister gibi. sonra sohbeti iyice koyultuyorum. birkaç gün sürmeden hepsinden her türlü sosyal medya adresi, telefon falan, aklınıza ne geliyorsa alıyorum. adres veren bile var, inanır mısınız? birkaç gün içinde genellikle kıvama gelmiş oluyorlar. eh, güzel kadınım neticede. zorlanmıyorum pek.
çoğunlukla file çoraplı bacak fotoğrafı atıyorum. fazlasına gerek kalmıyor. her istediğimi yaptırabileceğim duruma geldiklerini anladığımda "takip etsene şekerim! ben de seni takip ederim." diyorum. adam salaklaşmış çoktan, ne desem yapacak. değil takip, dünyayı istesem getirecek ayağıma.
bazen içlerinden bazıları cidden hoşuma gidiyor. onlarla buluşma da ayarlıyorum. felekten bir gün ve gece çaldıktan sonra eve gelip sözlüğü açıyorum ve seri beğeni yapıyorum. gerçi eskisi gibi seri de olmuyor ama olsun... beğeni şart. yoksa elden gider adam, takipten çıkar maazallah. takibi bırakırlarsa ne yaparım ben? bak o kadar güzel, havalı falanım ama hayatım bu takiplere bağlı. beni bırakırlarsa ölürüm.
yav çocuk musunuz! yazıyoruz, beğeniyorlar işte. amma kurcaladınız bu işleri. ben bu takipçilerin %80'ini böyle boş şeyler yazmadan önce kazanmıştım. sağ olsunlar, hâlâ bir ışık görüyor olmalılar ki takibe devam ediyorlar. arada özüme dönüp fizikti, kuantumdu parçalıyorum bir şeyler ama son zamanlarda pek keyif almadığım için boş konuşmaya başladım. bakalım, gittiği yere kadar...
bu arada, çok takipçisi olan erkek yazarlar biliyorum. adresini veren olursa nickini söylerim. belki birlikte bir içki de içebiliriz bu bilgi karşısında, ne dersin?
önce erkek olduğundan emin olduğum yazarlara mesaj atıyorum, masumane şekilde. bir şey sormak ya da herhangi bir tanımlarından dolayı teşekkür etmek ister gibi. sonra sohbeti iyice koyultuyorum. birkaç gün sürmeden hepsinden her türlü sosyal medya adresi, telefon falan, aklınıza ne geliyorsa alıyorum. adres veren bile var, inanır mısınız? birkaç gün içinde genellikle kıvama gelmiş oluyorlar. eh, güzel kadınım neticede. zorlanmıyorum pek.
çoğunlukla file çoraplı bacak fotoğrafı atıyorum. fazlasına gerek kalmıyor. her istediğimi yaptırabileceğim duruma geldiklerini anladığımda "takip etsene şekerim! ben de seni takip ederim." diyorum. adam salaklaşmış çoktan, ne desem yapacak. değil takip, dünyayı istesem getirecek ayağıma.
bazen içlerinden bazıları cidden hoşuma gidiyor. onlarla buluşma da ayarlıyorum. felekten bir gün ve gece çaldıktan sonra eve gelip sözlüğü açıyorum ve seri beğeni yapıyorum. gerçi eskisi gibi seri de olmuyor ama olsun... beğeni şart. yoksa elden gider adam, takipten çıkar maazallah. takibi bırakırlarsa ne yaparım ben? bak o kadar güzel, havalı falanım ama hayatım bu takiplere bağlı. beni bırakırlarsa ölürüm.
yav çocuk musunuz! yazıyoruz, beğeniyorlar işte. amma kurcaladınız bu işleri. ben bu takipçilerin %80'ini böyle boş şeyler yazmadan önce kazanmıştım. sağ olsunlar, hâlâ bir ışık görüyor olmalılar ki takibe devam ediyorlar. arada özüme dönüp fizikti, kuantumdu parçalıyorum bir şeyler ama son zamanlarda pek keyif almadığım için boş konuşmaya başladım. bakalım, gittiği yere kadar...
bu arada, çok takipçisi olan erkek yazarlar biliyorum. adresini veren olursa nickini söylerim. belki birlikte bir içki de içebiliriz bu bilgi karşısında, ne dersin?
devamını gör...
6 mayıs 1972
gencecik insanları astılar, sanki bir babanın evladı değilmiş gibi.
ahmet arif'in dediği gibi "bahçeleriniz bahar görmesin."
..
cemil gezmiş, deniz'in babası.
hıdır inan, hüseyin'in babası.
beşir aslan, yusuf'un babası.
üçü de bir ara boşanacak gibi oluyor, sonra oğullarıyla yaptıkları son görüşmelerini düşünüp, metin olmaya çalışıyorlardı.
üçü de bir ara bozulacak gibi oluyor, oğullarının yargılandıkları günleri düşünüyor, netleşiyorlardı.
üçü de bir ara kahredecek gibi oluyor, geçmiş günlerin anılarıyla kahırlarını dindiriyorlardı.
ölüm ve ayrılık duygusu, bu niteliğiyle, kendi tesellisini de getiriyordu. yapılacak tek şey onların ölmediğini düşünmekti.
üç baba da bunu yaptılar..
..
6 mayıs sabahı gök sancılanırken, saat 04.00 sıralarında görevliler deniz'in babasını almaya geldiler. onların gelişleri, o ana kadar, deniz'in babasının yüreğindeki soyut titreyişleri; soyut titreyişler halindeki düşleri bir anda donuklaştırdı.
ondan sağ olarak aldıklarını, ona cansız olarak vereceklerdi..
o ana kadar onun saymadıkları şey, artık onundu.
..
sonra karşıyaka mezarlığı'na geldiler.
hıdır inan, oğlunu görmek istediğini söyledi. müdür beyin izniyle, yanına 3-5 polis verilerek oğlunun olduğu bölüme gönderildi.
deniz, yusuf ve hüseyin yıkanılmak üzere yan yana uzatılmışlardı. üzerleri örtülüydü, fakat deniz uzun boyuyla belliydi. hıdır inan sırayla üçünün de yüzünü açtı ve birer birer alınlarından öptü. (...) yaşayan insan kokuları, daha gövdelerinden uzaklaşmamıştı. (...) bu onları son gören göz, onlara son yaklaşan dudak ve insani soluk oldu.
hıdır inan, yıllar sonra oğlunu ancak bu şekilde, bu kadar yakından ve içten öpebilmişti.
..
"benim yavrumu yuğdular
başucunda döne döne"
(bkz: darağacında üç fidan)
ahmet arif'in dediği gibi "bahçeleriniz bahar görmesin."
..
cemil gezmiş, deniz'in babası.
hıdır inan, hüseyin'in babası.
beşir aslan, yusuf'un babası.
üçü de bir ara boşanacak gibi oluyor, sonra oğullarıyla yaptıkları son görüşmelerini düşünüp, metin olmaya çalışıyorlardı.
üçü de bir ara bozulacak gibi oluyor, oğullarının yargılandıkları günleri düşünüyor, netleşiyorlardı.
üçü de bir ara kahredecek gibi oluyor, geçmiş günlerin anılarıyla kahırlarını dindiriyorlardı.
ölüm ve ayrılık duygusu, bu niteliğiyle, kendi tesellisini de getiriyordu. yapılacak tek şey onların ölmediğini düşünmekti.
üç baba da bunu yaptılar..
..
6 mayıs sabahı gök sancılanırken, saat 04.00 sıralarında görevliler deniz'in babasını almaya geldiler. onların gelişleri, o ana kadar, deniz'in babasının yüreğindeki soyut titreyişleri; soyut titreyişler halindeki düşleri bir anda donuklaştırdı.
ondan sağ olarak aldıklarını, ona cansız olarak vereceklerdi..
o ana kadar onun saymadıkları şey, artık onundu.
..
sonra karşıyaka mezarlığı'na geldiler.
hıdır inan, oğlunu görmek istediğini söyledi. müdür beyin izniyle, yanına 3-5 polis verilerek oğlunun olduğu bölüme gönderildi.
deniz, yusuf ve hüseyin yıkanılmak üzere yan yana uzatılmışlardı. üzerleri örtülüydü, fakat deniz uzun boyuyla belliydi. hıdır inan sırayla üçünün de yüzünü açtı ve birer birer alınlarından öptü. (...) yaşayan insan kokuları, daha gövdelerinden uzaklaşmamıştı. (...) bu onları son gören göz, onlara son yaklaşan dudak ve insani soluk oldu.
hıdır inan, yıllar sonra oğlunu ancak bu şekilde, bu kadar yakından ve içten öpebilmişti.
..
"benim yavrumu yuğdular
başucunda döne döne"
(bkz: darağacında üç fidan)
devamını gör...
ben malım demenin alternatif yolları
"yemeği, ağzımı şapırdatarak yiyorum."
devamını gör...
keşke bana yazılsaydı dediğiniz türkü
"kurusa fidanım güllerim solsa
göynümde solmayan gülümsün benim
yaprakların gazel olsa dökülse
daha taze fidan dalımsın benim
ağarsa saçların belin bükülse
birer birer hep dişlerin dökülse
vücudun kurusa kanın çekilse
yine şu gönlümün yârisin benim"
neşet ertaş
göynümde solmayan gülümsün benim
yaprakların gazel olsa dökülse
daha taze fidan dalımsın benim
ağarsa saçların belin bükülse
birer birer hep dişlerin dökülse
vücudun kurusa kanın çekilse
yine şu gönlümün yârisin benim"
neşet ertaş
devamını gör...



