ankara'nın yeni yeni dolmaya başlayan sağdan soldan çakarlı arabalar geçen yollarından günaydın sözlük
radyoda nasibime
iko çıktı,
paylaşalım.*
devamını gör...

neden karnini elletmedigini sorardim. bir de eve bir kedi daha istiyorum, onunla ilgili ne dusundugunu sormak isterdim.
devamını gör...

rezil olmak istemiyorum ama bunun üzerine düşündüğümde bir duraksama yaşadım. tıkandım bu nasıl bir başlık.. yeteneksizim demek istemem.* henüz yeteneklerimi keşfedememiş olabilirim diyorum. (kendime karşı çok hoşgörülü olmam gerekiyor çünkü hemen kırılıyorum) detaylara girerim orada boğulurum ama bir şeyler öğrenip çıkarım. incelerim,dinlerim konuşurum bu bir yetenekse -ki umarım öyledir- çok mutlu olurum.
bu başlıkta kendimi kandırmış olabilirim. evet olabilir.*
devamını gör...

karadenizli deyince yakınlık?! *
bilemedim şimdi... karadenizli olup da sevdigim insan sayısı bir elin parlaklarını geçmez. sevmediklerimi ise sayamam.
sakın korkudan yakın davranıyor olmasınlar?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bizim toplumumuzda değer görmeyen insandır.

çünkü bizim gibi toplumlarda hatanı kabul edip özür dilediğin zaman ezik ve özgüvensiz olarak nitelendirilmemen imkansızdır.
devamını gör...

hiç bilmediğim bir ortama girerken yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir samimiyetle karşılayan yazar. teşekkürden ziyade varlığına şükür edilecek iyi kalpli bir moderatördür kendisi :)
devamını gör...

"günaydın gül yüzlü sevdiğime,
günaydın yeryüzünü
aydınlatan yeni güne,
günaydın gün görmek
için bekleyene,
günaydın, günaydın,
günaydın..."


-nazım hikmet
bütün herkese günaydınnn ne güzel bir sabah az önce bir kuş cıvıldıyordu camımızda günümü şenlendirdi. bahar da geldi demektir ne mutlu bana ve baharı seven insanlara.
devamını gör...

sevgili günlük,
hayatım akıp gidiyor. tüm o heyecan duyduğum fikirleri tek tek yitirdim. gerçek beni yansıtamamaktan çok yoruldum. gelecek. verimsiz geçen günlerime bir dert daha ekleniyor. içimde bitmek bilmez sıkıntılar, bunalımlar. gerçek ben kim idi? benim kendime dair görüşüm var mı? soruların sorulması can sıkıcı çünkü biliyorum ki cevapları hep boş kalıyor. enerjimin çoğu kısmı toprağa gömülü, kalan kısmı anca hayatımı sürdürmeme yetiyor. her şeyden çok uzak, kimsenin ulaşamayacağı bir mesafedeyim. tükenmek-tüketmek ikisinden nefret ederken üretmez de oldum. sadece tükenmek evresindeyim. uzun yazılar yazmak zorlar oldu. beş cümlem dizilmiş ise ne mutlu bana. tek iyi bir şey yazmak istiyorum. kendimi şaşırtacak bir şey istiyorum. diyorum hep hiç mi iyi bir şey yok bir tane yaz şuraya da kendinden utan. utandıramadım. ama çok utanacağım bir gün biliyorum. kendimle ne alıp veremediğim var bilmiyorum. nasıl sevebiliyorum? nasıl varım ben? inanmıyorum. var olduğumun kanıtı acı çekmekse evet en çok var olan benim. daha çok acılar çekeceğim hissediyorum. şaşırmak istiyorum. bu dediklerimin tersi olsun, kendime ‘bak yanıldın işte’ deyip yüzüme tükürmek istiyorum. kandırdın beni yıllarca, süründürdün, senin yüzünden yaşayamadım ben. mahvettin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gönlü alçaldıkça yükselir, egosu yükseldikçe alçalır insan.
devamını gör...

bir vida, tornavida ve pense ile her cumartesi yaptığım aktivite. neden? çünkü tirbuşon geçen sene kırıldı, geçen sene diyorum fark ettiyseniz..
devamını gör...

yalnız değilsin..hepimiz de aynı dert var..
devamını gör...

en büyük fantezilerimden birisi.
herkes ve her şey çok ciddi.
devamını gör...

baş rolünde sam karakteriyle sean penn'i gördüğümüz 2001 yapımı amerikan dram filmi. insanı hem üzen hem de umutla dolduran çok güzel bir film olduğunu düşünüyorum.


sam'in kişisel dünyası karışıklıklarla dolu. zorlu bir dünyada yeni doğmuş bir bebekle yapayalnız kalıyor. yedi yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip olmasına rağmen, çocuğunu büyütmeyi başarıyor, bu da onun özverisini ve sabrını gösteriyor. çoğu zaman zihinsel yetenekleri açısından diğer yetişkinlerden biraz geride olduğunu biliyor ve hissediyor, ancak yine çoğu zaman bu durumun cesaretini kırmasına izin vermiyor.
sam'in en güçlü ve en güzel özelliği, insanları nasıl daha iyi hissettireceğini, onları nasıl motive edeceğini bilmesi. lucy "zorluk*" kelimesini okuyamadığında (daha doğrusu okumak istemediğinde) ona kelimeyi okutmak için tam da söylemesi gerekenleri söylüyor.

ıt makes me happy hearing you read. yeah, it makes me happy when you're reading.

samin aynı zamanda zihinsel durumunun getirdiği çok katı bir rutin anlayışı var. her hafta yaptığı bazı etkinlikler var ve onları asla bozmak istemiyor, bunun nedeni büyük olasılıkla tanıdık ortamlarda yabancı olduklarından daha rahat hissetmesidir.

seneler önce bu filmi ilk izlediğimde zihinsel engelli insanlara dair bir fikrim olmadığını fark etmiştim. hayatımda hiç zihinsel engelli bireyler olmadı. zaman geçtikçe de sam gibi insanların hayatını görebildiğim tek yer bu tarz filmler ve belgeseller oldu. insanlara zihinsel engelli birinin de çok şey başarabileceğini anlatmasıyla çok değerli bir film olduğunu düşünüyorum. filmde sadece sam değil, farklı engelleri olan arkadaşları da bana bu bireylerin bir topluma, farklı insanlarla dolu, hobileri ve meslekleri olan bir hayata sahip olabileceğini gösterdi. tabii ki filmlerde engelli insanların yaşadıkları zorluklar gerçek hayattaki gibi gösterilmiyor ama bu filmler engellilerin hayatlarına dair bir fikir vermesi ve farkındalık yaratması açısından önemli diye düşünüyorum.
devamını gör...

ülkeyi yöneten iktidar partisinin en büyük destekçisi mhp genel başkanı devlet bahçeli beyin beyanıdır.
ülkenin içinde bulunduğu hal bu. birisi market açarak fiyatları düşüreceğini zanneder, ötekisi kebapçılar üzerinden işsizlik tespiti yapar ve bu adamlar 20 yıldır ülkemizin başında…
aklımıza mukayyet olmalıyız…
buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazmayayım, yazmayayım diyorum ama yaşanan şaka gibi gelişmeleri görünce de insan yazmadan duramıyor. gerektiği kadar yazdık çizdik aslında, dilimizde tüy bitti ama insanların akıllanacağı yok gibi duruyor. yahu güzel insanlar, romalılar, yurttaşlar, psikopatlar, sapıklar, yalakalar, ballı lokma tatlıları, ego tanrıları, kibir budalaları; bazı şeyleri neden anlamak istemiyorsunuz? burası sözlük! tekrar yazıyorum sözlük! burada kendinize has üslubunuzla yazı yazarsınız, diğerlerinin yazdıklarını okur ve değerlendirirsiniz. sonra çıkış butonuna basar ve gerçek yaşamınıza dönersiniz. o buton var ya işte onu benjamin butonun hikayesi haline getirdiniz. adam bu saatten sonra ne yapsın ne etsin? yaşanan şeylerin tek müsebbibi bu sözlüğü kullananlar, kendi profilinin önünü temiz tutmayanlar! yönetimin hataları üzerine de defalarca yazdık çizdik lakin artık gelinen noktada adamlar yazarların haline ahvaline bakınca melaike kalıyor.

şu yalakalık işini, yıkama yağlama işini bırakın, enerjinizi insanlara bir şeyler katmaya ya da onlardan bir şeyler kapmaya harcayın dedik, inatla daha fazla yaladınız. bakın bu kankacılık işi sakat, gruplaşırsınız, gruplaştıkça sözlüğe zarar verirsiniz dedik, gurubu olmayan yazar kalmadı. siz gruplaşırsanız karşınızda başkaları da gruplaşır. sizin halinizi, ahvalinizi, tavrınızı onaylamayan insanlar da size karşı tavır alır. başlarsınız sonra birbirinizi yemeye, birbirinize karşı kin gütmeye, hakaretamiz sözler söylemeye. ahanda hepsi teker teker oluyor. bunu öngörmek için müneccim olmaya gerek yok! hakikaten anlamsız yahu. düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. ben 30 yıllık tanıdığım, sevdiğim, çocukluk arkadaşlarımı bile tam olarak tanıyamamışken siz nasıl bu kadar çabuk birbirinizi tanıyıp, kanka olup, sonra bozuşup, arkasından da birbirinizi yiyebiliyorsunuz? bakın bu cidden büyük başarı. yani şunu yapabilmek için kafayı peynir ekmekle yemek lazım. eni topu sözlük burası yahu! adam küfürsüz güzel bir ortam hazırlayayım demiş ama tanımlarınızda küfür olmaması bir şeyi değiştirmiyor. sözlükte yaşananlar başlı başına küfür gibi.

önce birbirinizi yıkayıp, yağlayıp, şişiriyorsunuz. sonra bu muameleye maruz kalanlar kendilerini zeus'un baş parmağının ucundaki nasır zannetmeye başlıyor. arkasından biraz ilgi alaka kesilince üzerlerine basılmış gibi depresifleşiyorlar. basıyorlar çığlığı. ilgi maymunu ettiğiniz bu insanlara yeterli yemlemeyi yapmadığınızda da ortalık maymunlar cehennemine dönüşüyor. trolleri beslemeyin olayı var ya aslında ilgi budalalarını beslemeseniz, herkesle canım cicim tatlım muhabbetine girmeseniz. mahlas altlarında yıkamanın yağlamanın kralını yapmasanız. şu yaşananların binde biri anca yaşanacak ama insan işte! duramıyor. tabi burada insanların, tanımları ve yazdıkları üzerinden olumlu değerlendirmeler yapan veyahut onları analiz edip değerlendirmeler yapanları tenzih ederim. onlar işin doğrusunu yapıyorlar esasen.

her şeye rağmen burada sözlüğü ayakta tutmaya çalışan insanlar var. hepsini yazdıkları ve verdikleri emek kadar tanıyorum. emeklerine de saygı duyuyorum. o insanları okumayı seviyorum. aynı zamanda yazmayı da seviyorum ve kendimce aynı şekilde yazmaya devam ediyorum. ha huzurumuzu biraz kaçırıyorsunuz ama olsun. çıkış butonuna bastığım anda kaybolup, gidiyorsunuz. şu benjamin'in butonunu kullanın arkadaşlar, burada kalmasın aklınız fikriniz. burası olmasın yaşamınız. yazın, çizin, okuyun, oylayın ve o butona basın. yoksa daha çok mevzular yaşarsınız/yaşatırsınız. black mirror bölümlerinden birisi olma yolunda ilerliyorsunuz haberiniz olsun. şurada birbirinize kumpas kurmakla geçireceğiniz vaktinizi biraz daha değerli kullansanız hepiniz canavar gibi vatana millete faydalı insanlar olacaksınız. ya da olmayacaksınız ama kafanız rahat olacak *

tanım: şu aralar dallas çekim setine dönen sözlük. böyle olmasının tüm suçu ve günahı da bizatihi yazarlardadır.
devamını gör...

çok heves edip gelmiştim buraya, çünkü okumayı seven birisiyim bu yüzden bir şeyler yazmak beni çok cezbediyordu. ayrıca günlük hayatımda bazen bir şeyler anlatmak istiyorum ya da anlatıyorum ancak beni kimsenin dinlemediğini görüyorum ve açıkçası bu benim hevesimi kırmıyor da değil. buraya geldikten sonra yazdıklarıma değerli zamanlarını ayırarak tanımlarımı okuyan insanların olması beni çok mutlu etmişti ve etmekte. tabi bazı zamanlar hiçbir şey yazmadığım zamanlar oldu da kişisel sebeplerden ötürüydü.

şimdi düşünüyorum burada yazmamın asıl nedenini, internet ortamı da olsa bir şekilde yazmaya, çizmeye ve kendimi ifade etmeye çalışıyorum. zaten günlük hayatımda konuşarak kendimi pek ifade edebildiğimi düşünmüyorum. sanırım bazı insanlar konuşarak bazı insanlar da yazarak daha iyi anlaşılırmış. benim içinde bulunduğum durum da sanırım bundan mütevellit. derslerimde öğrendiğim ya da ekstra öğrendiğim bilgileri buraya aktarmaktan keyif alıyorum. ya da herhangi bir konuda yazmaktan... farklı bir deneyim kazanmak istemiştim ve bundan memnunum.
devamını gör...

canım editörümdür kendileri.
pek yardımsever, ihtiyaç duyulduğunda ilk danışılacaklardandır. çokta yufka yüreklidir. buralara düştüğümde elini ilk uzatanlardandır. candır ya can.*
yazarlığına laf yok yazarlığına laf edeni pıçaklarım. sen hiç bi daa dolaşma olum buralarda. kafanızı çakmakla yakarım. yakında evinizi yakıcam sizin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pek hanım pek kibar hiç benim gibi değil. annesi küçükken beni gösterip aman sakın kızım sen şu cadı gibi olma demişte kurtarmış kızcağızını.
küçükken karşılaşsaydık var yaaa pehhee böyle kalabilir miydin bakalım sen? *
kırmayın güzel kalbini. kafasözlük sizinle güzel efem. buralarda kalmaya devam edin lütfen. sevgiler...*
devamını gör...

yemek yemek ve kahve içmek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim