önemsesin insanı, varlığını ve senin varlığını sorgulasın.
tartışmayıda bilsin, elini verip anlaşmayıda.
ütopyalar kursun kafasında isyan çığlıklarını orada atsında rahatlasın. geriye bir tek sevgisi kalsın. coşsun merhameti.
vicdanlı olsun. adaletiyle sarsın düşüncelerini.
önce kendini sevsin, ben ne güzel insanım desin. iç güzelliğini keşfetsin ki seninkini de görebilsin.
yanlışlarını farketsin ki sana da hoşgörülü olsun.

öyle birine aşık ol ki.
içinde insanlığa dair cevherler bulunsun. o sandığı açtığında gözlerin kamaşsın. yüreğinin temizliğinde paklansın.
süpürsün içindeki nemrutlukları.
ama sizde öyle biri olun.
yani o siz olun...

öyle birine aşık olmuş ki desinler... bu daha önemli bence.
devamını gör...

gelmiş yine gerçek mümin dedirten başlık.
düdüt: silip kaçmış ahahahah
devamını gör...

başı sıkışan yazarın yoldaş’a sarfettiği feryat sözleridir.
devamını gör...

(bkz: klementinum kütüphanesi)
prag'da bulunan ve barok mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan klementinum kütüphanesi, jesuit üniversitesinin bir parçası olarak 1722 yılında açılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
günümüzde çek cumhuriyeti'nin milli kütüphanesi olarak görülen yapının tarihi oldukça eski ve zengindir. ilk başlarda 1556'da isa toplumu da denilen katolik kilisesinin üyeleri olan cizvitler tarafından kurulmuş 170 yıl boyunca genişletilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1773'te varlığı sona eren cizvitlerden sonra clementinum varlığını sürdürmeye devam ederek 1930 yılında clementinum ulusal kütüphanenin merkezi haline geldi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ülkenin merkez kütüphanesi konumunda olan yapıda 1807 yılından bu yana yayınlanan tüm kitaplar, elyazmaları ve diğer yayınlar korunmaktadır. en eskileri 1. yüzyıldan kalma yunan papirileri olan eski belgeler de mevcuttur. altı milyondan fazla belgeyi saklaması ve erişilebilir kılması sebebiyle en büyük ve en eski avrupa kütüphanelerinden biri sayılır. bünyesinden 20000'den fazla kitap bulundurmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
binanın tavanlarındaki resimleri jan hiebl isimli sanatçı yapmıştır, salonu ise bilim ve sanat temalı tablolar ile dekore edilmiştir. bunlara ek olarak, kütüphanede çeşitli koleksiyonlar ve çek cizvit eyaletinin kurucusu peter canisius’un tasviri olan, kutsal roma imparatoru joseph ıı’nin bir resmi bulunmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak: klementinum
kaynak: clementinum
devamını gör...

1. doğduğun yeri sen mi seçtin?
2. anne-bananı sen mi seçtin?
3. dini inanç doğuştan mı gelir?(cümle baştan çelişik)
4. cinsiyetini ne belirledi?

bunları seçerek doğan henüz olmadı. en azından bulunduğumuz zaman diliminde ve güncel teknolojide mümkün değil.

bunları bile bile sen yunansın, ermenisin, sarısın, karasın, budistsin, ateistsin diyerek aşağıladın. sanki bunu yaparak asıl sen küçük düşmemiş gibi.

toplumların belirlediği kurallara(yasa denir) göre bir suç varsa suçu işleyen ceza alır ve bu başkasına devredilemez.

moğolların döktüğü kanların hesabını şu an kimden sorabilirsin? ya da roma imparatorluğunun? hatta osmanlı devletinin toprak kazanma uğruna savaşarak döktüğü kanları?
ya da birinci dünya harbinde türk topraklarında kan döken ingiliz, yunan ve dünyanın öbür ucundan gelen avusturyalıların döktüğü kanın hesabını kimden soracaksın?
şu an kimseyi incitmemiş olan “gavur”lardan mı?

doğduğunda türkiye topraklarındaydın. almanyada olsaydın orayı vatanın bilecektin ve belki de türkler çalışmaya geldiğinde rahatsız olacaktın...
belki doğduktan sonra annen baban sana dedi ki allah var ve sen müslümansın. bu da kitabı. sen de gerçekten detaylı araştırmadan çevrenin söyledikleri üzerine bunu kabul ettin ve hatta fanatik savunucusu oldun. peki ya çinde doğsaydın? o zaman da müslümanlık konusunda fanatik olacak mıydın?
çok da uzağa gitmeyelim. sünni bir aile yerine ya alevi ailede doğsaydın? o zaman aleviliği savunacaktın belki de.

dünya senin etrafında dönmüyor pek muhterem insan. sen sadece sana ne gösterildiyse onu benimseyip yıllarca, belki de bir ömür sürecek araştırmayı reddedip, içine şans eseri düştüğün kimliğin fanatiği oldun.
bu nedenle kan döküyorsun. gönül kırıyorsun. güçlüysen can yakıyor, güçsüzsen eziliyorsun.
dünya çeşitlilikle dolu zepzengin ve bilinen tek yuvamızken; sen bu çeşitliliği ve zenginliği yok edip “tek”leştirmeye çalışıp fakirleştiriyorsun.
sen kendinin bile farkında değilsin. belki de beynindeki kıvrım noksanlığı sebep oluyor buna.
ne zaman barışacaksın kardeşlerinle? ne zaman kabul edeceksin doğayı? sevgi kırıntısı bile mi yok içinde? bu kadar mı nefret dolusun?
devamını gör...

kabataslak yaptığım hesaba göre 300 kişi online ise 80'e yakin kişi ismini vermek istemeyen yazarımız var ise, sözlüğün kapısından içeri 12. fake hesabını açmak için uygun anı kollayan d.gukan var ise içler dışlar çarpımı, den den, soru işareti onlar birbirini götürürse bu durumda ben yoldaş'ın botuyum.

ben ucuza gitmişim kafadorlar. gözünüz yükseklerde olsun biraz. ne bileyim iko olur,en kötü pavlov olsun hedefiniz.

çok riskli hesaplar bunlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fizyolojik bir eylem. üstüne medeniyetler kurulmuş, medeniyetler yıkılmış, ilişkileri zedeleyebilen de, onarabilen de, kimisine göre ayıp, kimisine göre ise doğal bir eylem.
devamını gör...

100
devamını gör...

"kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz. almak, vermek; bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkar mahiyeti veren şeylerdir. ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır. bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, hayat ortağı demektir. bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri tabiidir. memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim."*

aklıma ilk bu sözler geldi. şahsen bu paragrafta en çok ilk cümleye katılıyorum. kadın bir erkeğe verilmez ya da ona varmaz. hatta zaten aslında kız istemede kadının fikri sorulmaksızın direkt babaya hitap edilmesi de saygıdan dolayı gösterilse de çok doğru değil aslında. ama şöyle bir şey var ki bu eski bir adet. o zamanki mantığı çok da kötü ya da aslında o zamanki mantığı işte kadınları bir malmış gibi alıp verelim olayı değildi bence. yani ben öyle olduğunu düşünüyorum. sadece büyüklere saygıdan gibi duruyor bu adet. ki zaten artık çok fazla da bir numarası kalmadı. zaten babalar değil esasında kadınlar karar veriyor yollarını birleştirmek istedikleri erkeğe. erkek de aynı şekilde. bu yüzden bu kadar büyütmeye gerek yok aslında. hani öyle eskilerden bir adet ve kötü yorumlanmadığı sürece ve kötü bir şekilde uygulanmadığı sürece çok da büyük bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. bence asıl sıkıntı zihniyette. yukarıdaki yazıda olduğu gibi bir kadının alınıp verilebileceği gibi bir zihniyet varsa asıl sorun orada. ve eğer bu adet o zihniyetlerce yanlış yorumlanıyorsa işte sıkıntı burada. yoksa artık bu adeti böyle görmeye gerek yok. formalite gibi gelip geçiliyor. bunu nasıl yorumladığınıza bağlı. hem biraz da tanışmak olsun maksat. yoksa karar zaten verilmiş. o yüzden de önemli olan adetler değil önemli olan zihniyet. bu adete de bu kadar çok takmayın derim. sonuçta artık bunun çok da bir önemi de kalmadı. ister bu adeti yerine getirin ister getirmeyin. ama artık o kadar değeri ve önemi de kalmadığı için aşağılama gibi bir durum da yok aslında. siz sadece sabahattin ali'nin sözlerine dikkat edin derim*.
devamını gör...

farklı anlamlara gelen bir sözcüktür.

1) kebapçıların kullandığı, et, biber, yağ gibi malzemelerin geçirildiği alettir.

2) herhangi bir durumdan dolayı şişmiş, kabarık durumunda olan anlamında kullanılan sözcüktür.

3) örgü örerken kullanılan bir alettir.

4) bir kebap ismidir.
devamını gör...

yaklaşık olarak 20 senedir oynadığım oyun. özellikle öğrencilik yıllarında ve sonrasında uzun süre keyif alarak oynadım. çok sağlam oyuncular tanıdım. oyun benim için resmen saplantı haline gelmişti. öğrenciyken okul biter bitmez, iş hayatı başlayınca da işten çıkar çıkmaz soluğu ''go'' tahtasının başında alıyordum. tahtanın başına oturunca, günün zihinsel yorgunluğu bir anda uçup gidiyordu. oysa ''go'' oynayanların da bildiği üzere zihninizi azami düzeyde yorduğunuz bir oyun. buna rağmen tahtanın başına oturduğum vakit kendimi hafiflemiş hissediyordum. benim üzerimde böyle bir etkisi vardı.

şimdilerde ise aile efradı ile oynuyorum. tabiri caizse halı sahada maç yapan eski futbolcular gibi olduk. vakit ve rakip yoksunluğu bunun en temel sebebi oldu.

yukarıda bir arkadaş yazmış. evet ''go'' savaşın ta kendisidir lakin aynı zamanda tevazunun strateji oyunlarındaki vücut bulmuş halidir. farklı seviyelerdeki oyuncular aynı masaya oturup, kafa kafaya oyunlar çıkarabilirler. zira siz ya da rakibiniz oyun seviyenize göre birbirinize avans verebilirsiniz. ben iyi oynarım seni yenerim küstahlığını ''go'' oynayanlarda pek göremezsiniz.

satranç kibrin ve zekanın karışımı bir oyunken. ''go'' tevazunun ve zekanın tek potada eritildiği bir oyundur.

strateji oyunlarını sevip de, bugüne kadar ''go'' tahtasının başına oturmamış olan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. deneyin, kesinlikle pişman olmazsınız.
devamını gör...

mahlasıyla gülümseten, tanımlarıyla da gülümseten, kahkaha attıran; çoğu zaman tanımlarına hak verdiğim yazar arkadaşımızdır.

nice güzel tanımlara...
devamını gör...

önceki dönemlerde alınan lüks araçları satışa çıkarmış.
ayrıca karantinada olan vatandaşlara da kahvaltı ve yemek yardımı yapacağını söylemiş.

ilk defa bu kadar umutlu hissediyorum...
devamını gör...

yapmayı çok istediğim ama gözümü biraz korkutan eylemdir.
gitsem bile her şeyi bırakabilir miyim bilemiyorum. aile çok farklı bir durum.
devamını gör...

first folio veya ilk folyo.
william shakespeare'in ölümünün yedinci yılı olan 1623'de, komedi, geçmiş ve trajedi oyunlarını bir araya getiren ilk toplu basımıdır. shakespeare'in king's men'den iki arkadaşı olan john heminges ve henry condell tarafından bir araya getirilen 36 oyunu içermektedir. şimdiye kadar yayınlanan en etkili kitaplardan biri olarak kabul görülür ve tiyatronun en büyük yapıtı özelliğini taşımaktadır.

folyo baskıları lüks objeler olarak görülen büyük ve pahalı kitaplardı. basıma girecek metin mat ya da parlak kağıtlar üzerine dört sayfa olarak basılır, her yaprak daha sonra iki yaprak oluşturmak için bir kez katlanırdı. bu nedenle, bir folyo kitabın her yaprağı, orijinal yaprağın yarısı boyutundadır.

birinci folyo olmasaydı on ikinci gece, macbeth, julius caesar ve fırtına başta olmak üzere shakespeare oyunlarından on sekiz tanesi asla günümüze ulaşmayabilirdi. tahmini olarak 750 adet basılan ilk folyodan günümüze kadar 233 tanesinin ulaştığı biliniyor. yakın zamanda amerika new york'ta yapılan bir müzayedeye telefonla katılan üç alıcı arasında ki 6 dakikalık kıyasıya kapışma sonrasında 9,98 milyon dolara antikacı stephan loewentheil kitabı satın aldı.
stephan loewentheil, shakespeare oyunlarının ilk derlemesinin orjinalini, 'kitapların kutsal kasesi' diye niteledi.

ilk folyoda bulunan,
komediler*;
fırtına / verona'nın iki beyefendisi / windsor'un mutlu eşleri / ölçü için ölçü / hataların komedisi / boşuna patırtı / aşkın emeği kayboldu / bir yaz gecesi rüyası / venedik tüccarı / sevdiğin gibi / hırçın ehlileştirilmesi / iyi biten her şey / on ikinci gece / kış masalı.

geçmişler*;
kral john / richard ıı / henry ıv - bölüm 1 / henry ıv - bölüm 2 / henry v / henry vı - bölüm 1 / henry vı - bölüm 2 / henry vı - bölüm 3 / richard ııı / henry vııı.

trajediler*;
troilus ve cressida / coriolanus / titus andronicus / romeo ve juliet / atina timon / julius sezar / macbeth / hamlet / kral lear / othello / antony ve kleopatra / cymbeline.

komedi oyunlarından perikles ve iki soylu akraba ile tarihi oyunlarından edward ııı ilk folyoda yer almamaktadır.
devamını gör...

"tam başörtüsüne ozgurlugu kazandık derken örtünün içindeki başları kaybettik." sözünü aklıma getirendir. insanları böyle ifşa etmek ile küfür etmek arasında da benim için bir fark yoktur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

minnoşşşşş
devamını gör...

haftada en az 3 gün egzersiz yapmak. spor yapmak hem bedenen hem ruhen iyi hissettiriyor
yeterli su tüketmek. düzenli olarak içildiğinde cildiniz de güzelleşiyor.
sosyal medyadan uzak durmak. yapmacık hayatları görmemek daha iyi geliyor.
devamını gör...

her döneme uyan ikonik şarkının, can alıcı sözlerinden biri.
devamını gör...

ıssız bir adada hamağın içine gömülmek isterdim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim