kısa şiirler
~ bir kuyunun en dibinde,
sessiz ve sakin bir biçimde,
cenin pozisyonunun küçüklüğüyle dinlenmek ruhumun tek arzusu.
karanlık ve izbe,
serin ama üşütmeyen.
bir süre sonra düşeriz
gün ışığının derdine ~
az önce @ozge ile sohbet ederken, iki dakikada karalamıştım. buraya bıraktım ve kaçtım...
sessiz ve sakin bir biçimde,
cenin pozisyonunun küçüklüğüyle dinlenmek ruhumun tek arzusu.
karanlık ve izbe,
serin ama üşütmeyen.
bir süre sonra düşeriz
gün ışığının derdine ~
az önce @ozge ile sohbet ederken, iki dakikada karalamıştım. buraya bıraktım ve kaçtım...
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
doktorun bir şeyiniz olmadığını söylemesi.
devamını gör...
babayla olan ilişki
tavlayı sürekli koltuğumun altına verir.
devamını gör...
ferhan şensoy
yeri kolay kolay dolmayacak bir tiyatro sanatçısı, büyük usta seni unutmayacağız.
allah rahmet eylesin
allah rahmet eylesin
devamını gör...
iki ölç bir biç
bir işi yapacak kişi, yapacağı işi ayrıntılı şekilde araştırmalı, sonra faaliyete geçmelidir.
devamını gör...
hint ingilizcesi
bir gün bir eğitim videosu izlemem gerekiyordu, bi de ne göreyim hintli bir arkadaş. sonrası malum, hiçbir şey anlamadım ve eğitimi kapattım.
devamını gör...
düğünlerin saçma oluşu
maalesef bir gerçektir.
ben yemin ederim düğün yapmayacağım.
yapacağım ama öyle bilinen düğünlerden yapmayacağım masraf ve israf.
zaten bunu böyle görmeyen bir kadınla evlenmem.
o paralarla gezerim dünyayı tanırım öğrenirim daha faydalı hareket ederim.
ruhani bir huzur sağlar en azından eşimle bana.
ben yemin ederim düğün yapmayacağım.
yapacağım ama öyle bilinen düğünlerden yapmayacağım masraf ve israf.
zaten bunu böyle görmeyen bir kadınla evlenmem.
o paralarla gezerim dünyayı tanırım öğrenirim daha faydalı hareket ederim.
ruhani bir huzur sağlar en azından eşimle bana.
devamını gör...
the message
hamza karakteri ile baş rolünü (bkz: anthony quinn)’in yönetmeniliğini suriye asıllı amerikalı yönetmen (bkz: mustafa akkad)’ın üstlendiği 1976 yapımı, islamın doğuşunu anlatan güzel bir filmdir. aynı senaryonun farklı ekiple çekilmiş ancak aynı tadı vermeyen başka bir film de vardır.(bkz: islamiyetin doğuşu)
filmde dikkatinizi çekti mi bilmem ancak ebu süfyan bir sahnede der ki;
kabe’de bizim putlarımız var. o putları görmek için çevre kabilelerden her sene mekkeye ziyaretler yapılıyor ve bu bizim ticaretimizin büyük kısmını oluşturuyor. biz muhammed’in allahını kabul edersek bu ziyaretler olmayacak.
hikmetini benim gibi kavramayan insanlar da hak verecektir, islamda yer alan hac ibadetine güzel bir göndermedir.
ancak başka bir detayda ise kuran’ın mucizevi yönünü ortaya koyar. şöyle ki; her peygamberin bir mucizesi olduğuna inanılır ve muhammed’in mucizesi olarak kuran gösterilir. bu mucizelerde döneminde insanları, toplumu en çok etkileyen şeylerdir. örneğin musa’nın sihirdir, o dönem toplum sihre meraklıdır sihirden etkilenmektedir. isa’nın mucizesi şifadır. o dönem toplum şifacılardan etkilenmektedir. muhammed’in mucizesi ise kuran. peki kuranda insanları etkileyecek ne var? edebiyat var. o dönem de insanlar edebiyattan etkilenmektedir.
çağrı filminin başına gidelim şimdi.
kabe’nin önünde bir şair etrafına insanları toplamış şiir okumakta ve insanlar da o şairi dikkatle ve hayranlıkla dinlemektedir. o sırada ebu süfyan oradan geçerken şair hemen ebu süfyan’a doğaçlama olarak bir 4’lük söyle ve ebu süfyan da şaire bir kese altın verir.
bu edebiyata ne kadar değer verildiğini gözler önüne seren bir detaydır. filmin devamında ise;
muhammed aldığı vahiyleri iletmeye ve taraftar toplamaya başlar. bunun üzerine ebu süfyan’ın eşi olan hin der ki; “okuma yazma bilmeyen muhammed dağa çıkıyor ve dünyanın en güzel şiirleri ile dönüyor.”
ancak kuran şiir kitabı değil, tarih ve toplumsal kural kitabıdır. ancak düz yazı da değildir şiirseldir. bunun örneğini yazabilmiş, benzerini bir edebiyatçı henüz görülmemiştir. deneyenler olmuş ancak ulaşabildikleri seviye maksimum (bkz: homeros)’un (bkz: ilyada) ve (bkz: odessa) destanının seviyesi olmuştur.
kafam çok karışık sözlük, çok. filmden nerelere geldik bak gene derin sorgulamalara daldım.
filmde dikkatinizi çekti mi bilmem ancak ebu süfyan bir sahnede der ki;
kabe’de bizim putlarımız var. o putları görmek için çevre kabilelerden her sene mekkeye ziyaretler yapılıyor ve bu bizim ticaretimizin büyük kısmını oluşturuyor. biz muhammed’in allahını kabul edersek bu ziyaretler olmayacak.
hikmetini benim gibi kavramayan insanlar da hak verecektir, islamda yer alan hac ibadetine güzel bir göndermedir.
ancak başka bir detayda ise kuran’ın mucizevi yönünü ortaya koyar. şöyle ki; her peygamberin bir mucizesi olduğuna inanılır ve muhammed’in mucizesi olarak kuran gösterilir. bu mucizelerde döneminde insanları, toplumu en çok etkileyen şeylerdir. örneğin musa’nın sihirdir, o dönem toplum sihre meraklıdır sihirden etkilenmektedir. isa’nın mucizesi şifadır. o dönem toplum şifacılardan etkilenmektedir. muhammed’in mucizesi ise kuran. peki kuranda insanları etkileyecek ne var? edebiyat var. o dönem de insanlar edebiyattan etkilenmektedir.
çağrı filminin başına gidelim şimdi.
kabe’nin önünde bir şair etrafına insanları toplamış şiir okumakta ve insanlar da o şairi dikkatle ve hayranlıkla dinlemektedir. o sırada ebu süfyan oradan geçerken şair hemen ebu süfyan’a doğaçlama olarak bir 4’lük söyle ve ebu süfyan da şaire bir kese altın verir.
bu edebiyata ne kadar değer verildiğini gözler önüne seren bir detaydır. filmin devamında ise;
muhammed aldığı vahiyleri iletmeye ve taraftar toplamaya başlar. bunun üzerine ebu süfyan’ın eşi olan hin der ki; “okuma yazma bilmeyen muhammed dağa çıkıyor ve dünyanın en güzel şiirleri ile dönüyor.”
ancak kuran şiir kitabı değil, tarih ve toplumsal kural kitabıdır. ancak düz yazı da değildir şiirseldir. bunun örneğini yazabilmiş, benzerini bir edebiyatçı henüz görülmemiştir. deneyenler olmuş ancak ulaşabildikleri seviye maksimum (bkz: homeros)’un (bkz: ilyada) ve (bkz: odessa) destanının seviyesi olmuştur.
kafam çok karışık sözlük, çok. filmden nerelere geldik bak gene derin sorgulamalara daldım.
devamını gör...
sözlükteki islam alimleri
zıt kutuplar sataşmadan tartışabilinsin isterim. he beceremiyorsanız da herkes kendi “timeline”nını* oluşturabiliyorken bunca strese gerek yok vatandaşlar. akışta denk düşerseniz de gözlerinizi yumun ve scroll yapıverin. herkesin ne paylaşacağına da biz karar vermeyelim bi zahmet. *
devamını gör...
pedronun zorunlu istanbul seyahati
kanuni döneminde, türkler'e esir düşen ve köle olan pedro isimli ispanyol'un zorunlu istanbul ikameti pedro'nun ağzından anlatılıyor. 1996 çıkışlı romanın çevirmeni fuad carım.
bir ara (bkz: orhan pamuk)'un beyaz kale isimli romanının konusunu oradan tırtıkladığı iddiasıyla adının çıktığı kitap.
bir ara (bkz: orhan pamuk)'un beyaz kale isimli romanının konusunu oradan tırtıkladığı iddiasıyla adının çıktığı kitap.
devamını gör...
boğa burcu kadını
anaç, evcimen, iyi bir aşçı.
*kokulara karşı çok hassas.
*geleneksel, zaman zaman sabit fikirli.
*kilo almaya yatkin.
*sanatkârane... dans, müzik ve resim ile uğraşıyor olabilirler. (mutlaka sanatın bir dalı ile yakından ilgili olur. )
*zaman zaman önyargılı.
*kıskançlığı ile cümle aleme nam salmış.
( bunlarin kıskanmayanları da hiç kiskanmiyor, sööliiim. )
*oglaklarla ya hep ya hiç! ama olduğu zaman kavgalı, gürültülü, daha da önemlisi tutkulu!
*kimisinin hayatı gerçek aşkı aramakla geçer, kimisi ise öğrenme budalasidir.
* evliliğe ikna etmem zordur. bırakın evliliği, bu kadınlar sevgiliyken bile zordur.
* çok zor guvenirler. ama güvenirlerse göğü ayaklarınızın altına serip, yeri ayaklarınızın altından çekip alabilirler.
*dokunsaldirlar. sadece dokunsal değil isitseldir de aynı zamanda. çünkü onlar 5 duyu organını çok etkin bir şekilde kullanırlar.
( örneğin yürürken burnuna kötü bir koku geldiğinde yüzünü eksiten ya da trafikte beklerken bir yerden bir müzik sesi duyup dikkatle kulak kesilen biri varsa bunlardan biri olabilir. )
* içten içe alıngan ve naiftirler. küstüklerinde kolay kolay barismaz, tripleriyle saçınızı başınızı yoldurabilirler. ( size küsüyor, trip atıyorsa, size gerçekten değer veriyordur. )
*ilgi budalası değildirler. ama ilgiye actirlar. ne kadar ilgilenirseniz ilgilenin sıkılmaslar.
*finansal arası iyidir. bu yüzden kazanmayi da biriktirmeyi de bilir. kaliteye de önem verdiğinden, taktir edersiniz ki harcamayı da bilir.
*hayattan zevk almayı bilirler. sıkça söylenen tabiriyle "sefa pezevengidirler" demek yanlış olmaz.
( nerde bir müzik ziyafeti, dans, tiyatro vb. orda boğalar. )
*olumsuz anlamda: zaman zaman önyargılı oluşları söylenebilir. dik kafalı veya özgürlüğüne düşkün insanlar olduğunu da eklemek lazım. kolay kolay kendilerini ezdirmezler. ( erkekler için olumsuz. ikili ilişkilerde baş etmesi güç bir kadın haline gelebiliyorlar bu yüzden. )
*soğuk oluşları ukalalik, kendini beğenmişlik ya da kibir olarak nitelendirilebilir. mesafeli insanlar oldukları için, ilk bakışta sevmeyebilirsiniz.
*bu kadınların arkadaşlarına çok önem verdiğini ve kötü gün dostu olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. hele ki yıllardır yaşamında ona eşlik eden birisiyseniz.
*bu kadınların dertlerini paylaşmayan, içine atan bir tarafı vardir. bu yüzden de afrodit'in aforizma tanrıçası boğa kadınlarını anlamak hayli güç... "
canım burcumdur. pamuklara sararak seviniz.
*kokulara karşı çok hassas.
*geleneksel, zaman zaman sabit fikirli.
*kilo almaya yatkin.
*sanatkârane... dans, müzik ve resim ile uğraşıyor olabilirler. (mutlaka sanatın bir dalı ile yakından ilgili olur. )
*zaman zaman önyargılı.
*kıskançlığı ile cümle aleme nam salmış.
( bunlarin kıskanmayanları da hiç kiskanmiyor, sööliiim. )
*oglaklarla ya hep ya hiç! ama olduğu zaman kavgalı, gürültülü, daha da önemlisi tutkulu!
*kimisinin hayatı gerçek aşkı aramakla geçer, kimisi ise öğrenme budalasidir.
* evliliğe ikna etmem zordur. bırakın evliliği, bu kadınlar sevgiliyken bile zordur.
* çok zor guvenirler. ama güvenirlerse göğü ayaklarınızın altına serip, yeri ayaklarınızın altından çekip alabilirler.
*dokunsaldirlar. sadece dokunsal değil isitseldir de aynı zamanda. çünkü onlar 5 duyu organını çok etkin bir şekilde kullanırlar.
( örneğin yürürken burnuna kötü bir koku geldiğinde yüzünü eksiten ya da trafikte beklerken bir yerden bir müzik sesi duyup dikkatle kulak kesilen biri varsa bunlardan biri olabilir. )
* içten içe alıngan ve naiftirler. küstüklerinde kolay kolay barismaz, tripleriyle saçınızı başınızı yoldurabilirler. ( size küsüyor, trip atıyorsa, size gerçekten değer veriyordur. )
*ilgi budalası değildirler. ama ilgiye actirlar. ne kadar ilgilenirseniz ilgilenin sıkılmaslar.
*finansal arası iyidir. bu yüzden kazanmayi da biriktirmeyi de bilir. kaliteye de önem verdiğinden, taktir edersiniz ki harcamayı da bilir.
*hayattan zevk almayı bilirler. sıkça söylenen tabiriyle "sefa pezevengidirler" demek yanlış olmaz.
( nerde bir müzik ziyafeti, dans, tiyatro vb. orda boğalar. )
*olumsuz anlamda: zaman zaman önyargılı oluşları söylenebilir. dik kafalı veya özgürlüğüne düşkün insanlar olduğunu da eklemek lazım. kolay kolay kendilerini ezdirmezler. ( erkekler için olumsuz. ikili ilişkilerde baş etmesi güç bir kadın haline gelebiliyorlar bu yüzden. )
*soğuk oluşları ukalalik, kendini beğenmişlik ya da kibir olarak nitelendirilebilir. mesafeli insanlar oldukları için, ilk bakışta sevmeyebilirsiniz.
*bu kadınların arkadaşlarına çok önem verdiğini ve kötü gün dostu olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. hele ki yıllardır yaşamında ona eşlik eden birisiyseniz.
*bu kadınların dertlerini paylaşmayan, içine atan bir tarafı vardir. bu yüzden de afrodit'in aforizma tanrıçası boğa kadınlarını anlamak hayli güç... "
canım burcumdur. pamuklara sararak seviniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
sakin olmam gereken bir anda heyecanlı, gerçekten heyecan yapmam gereken bir anda buz gibi soğukkanlı olabiliyorum. buda insanların "la sen ne garip bir varlıksın" şeklinde tepkilerine bazen yol açabiliyor.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
arzularını yeneni, düşmanlarını fetheden kişiden daha cesur sayıyorum; zira en zor zafer kendi üzerinedir.
-aristotle
-aristotle
devamını gör...
koca yusuf
adına marş yazılmış, ilk grekoromen güreşçimizdir.
devamını gör...
bir yerde okumuştum diyen insan
"bir yerde okumuştum" cümlesini konuşmanın gidişatını belirlemek için kullanırım. "nerede okumuştun?" diye sorulursa belirtir, daha çok detay veririm. sorulmazsa, pek de ilgisini çekmediğini anlar konuşmamı daha kısa tutarım.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
şimdi kesinlikle öyle bir şartlanmam yok kendi adıma. uzun uzadıya yazıp çizerdim de ama üstteki arkadaşlar detaylarından bahsetmiş, bir de ben aynı seyleri tekrar etmek istemiyorum. sadece şuna kısaca değinmek istiyorum. akp kaç yılında iktidara geldi? 2002 yılında. 2002 yılından beri bu ülke başka iktidar gördü mü akp'den başka? görmedi. ülkenin şu anki durumunun hesabını akp'den değil de kimden soracağım? bu vasıfsız partiyi iktidara taşıyan akplileri değil de kimi suclayacağım? bana bunların cevabını verin öyle konuşalım.
devamını gör...
seks otobüsü
ben yapamıyorsam sen de yapmayacaksın düşüncesinin dışa vurumudur.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
bilir misin maviş anne?
ben çekildiğim her fotoğrafta
defolu bir kelebek gibi çıkarım.
didem madak, mutsuza kim bakacak
devamını gör...

