emin çapa
ekonomiden hoşlanmayan biri olarak ekonomi hakkında bilinçlenmeme yol açmış entellektüel kişi. nedense diğer ekonomistler hep egolu gelirdi bana, kendisi ise hem samimi hem de sözünü sakınmıyor.
devamını gör...
yazarların psikolojisini bozan filmler
türkçe 'ye bir rüya için ağıt olarak çevrilen requiem for a dream (film)dir kesinlikle. sürekli tekrarlanan olayların ürkütücülüğü ve işin gerçek boyutunu düşününce cidden psikolojim bu durumdan çokça etkilenmişti.
devamını gör...
kitap okurken bir görsel bırak
iyice instagram oldu buralar.
istanbul'da hava yağmurlu şimdi yarın herkes kahve fincanı, kitap, kedi, camdan akan su gibi şeylerle kendince kombinasyon yapıp atar.
istanbul'da hava yağmurlu şimdi yarın herkes kahve fincanı, kitap, kedi, camdan akan su gibi şeylerle kendince kombinasyon yapıp atar.
devamını gör...
kafanın içinde birinin konuşması
benim için susmayan sestir. devamlı abi şunu da düşün, abi bak bunu düşünmeyi unuttun, abi bak ya kaşın düşerse durup dururken naparsın hadi biraz endişe lütfen şeklinde saçmalayan sestir. insan silüetine bürünse de iki ağzına yapıştırsam dedirtir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bir umudum var onu da soldurmam be canım..
devamını gör...
aşırı empati sendromu
kişinin empati duygusunu kendisine zarar verecek bir noktaya taşımasın sebep olan bir hastalık. bu sendrom kişiye büyük oranda zarar verir ve kontrolünü zaman zaman kaybetmesine neden olabilir.
--- alıntı ---
bulunduğunuz yerde birinin yüzü asıldığında, bunu ilk fark eden siz mi oluyorsunuz? bir konferansta, 100 kişiye bir şeyler anlattığınızı düşünün. diğer 99 kişi sizi ilgiyle dinlerken, siz o 1 kişiye odaklanıp “sanırım onun için çok sıkıcı oldum!” diye mi düşünürsünüz? belki de bir sınıftasınız ve öğretmen birinin hatası için sınıfa tepki gösterdiğinde, hatayı sanki siz yapmışsınız gibi o tepkiyi üzerinize alınıyorsunuz. ya da arkadaşlarınızla yemeğe çıktığınızda; hesap gelmeden önceki o sessiz gerilim anında, herkes hesabı kim ödeyecek diye beklerken, o gerilime ilk dayanamayan, ilk bozan siz olursunuz. masaya gelen hesabı ödedikten sonra kendi kendinize şöyle söylersiniz; “ya ne olacak, elime mi yapıştı?”. bazen kendinizi, bu tarz cümleleri sık sık kurarken bulursunuz; “ne var ki! ben böyleyim”. “ben ince düşünüyorum biraz.”, “ben hassasım”. bu tip cümleleri sık sık kuruyorsanız, siz de aşırı empati probleminden muzdarip olabilirsiniz.
--- alıntı --- buradan
--- alıntı ---
bulunduğunuz yerde birinin yüzü asıldığında, bunu ilk fark eden siz mi oluyorsunuz? bir konferansta, 100 kişiye bir şeyler anlattığınızı düşünün. diğer 99 kişi sizi ilgiyle dinlerken, siz o 1 kişiye odaklanıp “sanırım onun için çok sıkıcı oldum!” diye mi düşünürsünüz? belki de bir sınıftasınız ve öğretmen birinin hatası için sınıfa tepki gösterdiğinde, hatayı sanki siz yapmışsınız gibi o tepkiyi üzerinize alınıyorsunuz. ya da arkadaşlarınızla yemeğe çıktığınızda; hesap gelmeden önceki o sessiz gerilim anında, herkes hesabı kim ödeyecek diye beklerken, o gerilime ilk dayanamayan, ilk bozan siz olursunuz. masaya gelen hesabı ödedikten sonra kendi kendinize şöyle söylersiniz; “ya ne olacak, elime mi yapıştı?”. bazen kendinizi, bu tarz cümleleri sık sık kurarken bulursunuz; “ne var ki! ben böyleyim”. “ben ince düşünüyorum biraz.”, “ben hassasım”. bu tip cümleleri sık sık kuruyorsanız, siz de aşırı empati probleminden muzdarip olabilirsiniz.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
thomas paine
amerikan ve fransız devrimlerinde büyük bir rol oynamasına rağmen, bugün pek az kişi tarafından hatırlanan amerikalı filozof, yazar, siyaset kuramcısı, devrimci ve aktivist. paine ingiltere'de doğmuş, yarı yarıya sefil bir hayat süren bir adamdı ve bu dönemler onun fikirlerinin gelişmesinde önemli rol oynadı. döneminin çok üstünde düşünceleri olduğunu söylemekte fayda var. yazmaya başladığı ilk yıllarda orta seviye bir dergide; köleliğe, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı denemeler yazmıştır. common sense isimli eseri amerikan ve fransız devrimlerinin üzerine inşaa edildiği temeli oluşturur. (bkz: amerikan bağımsızlık bildirgesi)
rights of man isimli eserinde cumhuriyetçi fikirleri savunduğu için doğduğu ülke olan ingiltere'den, fransız devriminin öncülerinden biri olmasına rağmen fransa kralının idam edilmesini etik bulmadığı için fransa'dan ve the age of reason isimli eserinde dinleri eleştirdiği için tanrı fikrine inanıyor olsa bile 'ateist bir günahkar' olarak damgalanarak amerika'dan darbe üstüne darbe yemiştir ve sefaletle başlayan hayatı; bir yıl süren hapis durumu ve dışlanmış, yoksul bir ölüm ile son bulmuştur.
yanlış bir çağın ortasında doğmuş gerçek bir devrim insanıdır paine fakat şu var ki onun yıllar önce düşündüklerini günümüzde bile insanlara anlatamıyorsak eğer belki de yanlış olan çağ değil insanlardır.
(bkz: agrarian justice)
(bkz: the american crisis)
(bkz: rights of man)
(bkz: the age of reason)
rights of man isimli eserinde cumhuriyetçi fikirleri savunduğu için doğduğu ülke olan ingiltere'den, fransız devriminin öncülerinden biri olmasına rağmen fransa kralının idam edilmesini etik bulmadığı için fransa'dan ve the age of reason isimli eserinde dinleri eleştirdiği için tanrı fikrine inanıyor olsa bile 'ateist bir günahkar' olarak damgalanarak amerika'dan darbe üstüne darbe yemiştir ve sefaletle başlayan hayatı; bir yıl süren hapis durumu ve dışlanmış, yoksul bir ölüm ile son bulmuştur.
yanlış bir çağın ortasında doğmuş gerçek bir devrim insanıdır paine fakat şu var ki onun yıllar önce düşündüklerini günümüzde bile insanlara anlatamıyorsak eğer belki de yanlış olan çağ değil insanlardır.
(bkz: agrarian justice)
(bkz: the american crisis)
(bkz: rights of man)
(bkz: the age of reason)
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
önüne et attım, dönüp bakmadı
n'eyleyim dostlar ben böyle pisiyi?
format atam dedim, lakin olmadı
kahretsin allah'ım böyle pc'yi!
n'eyleyim dostlar ben böyle pisiyi?
format atam dedim, lakin olmadı
kahretsin allah'ım böyle pc'yi!
devamını gör...
amok koşucusu
"söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz."
kitabın ismini aldığı amok hastalığı, genelde orta asya'da ve yaygın olarak malezya'da görülen bir psikiyatrik hastalıktır. bir cinnet hali olarak da tanımlayabileceğiz bu hastalık, malezya halk dilinde "mengamok", dünyada ise "running amok" olarak bilinir. malezya dilinde kelime anlamı olarak, gözü kara, cani, hiddetli, öldüren anlamlarına gelir. bu hastalığın görüldüğü bireylerin neredeyse tamamı, yaralayıcı bir alet ile başkalarına zarar vermeleri veya öldürmeleri ile teşhis edilir. hastalığın ismi de burdan gelir. hasta geçirmiş olduğu cinnet hali ile, durmadan koşar, önüne çıkan kişilere zarar verir veya öldürür ta ki kendisini de bitkin düşene kadar. bu koşunun sonunda söyledikleri şey de genelde "gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum." olur.
stefan zweig ise bu durumu kitabında şöyle açıklıyor:
"amok’un ne olduğunu biliyor musunuz?
-"işte amok... evet amok, şöyle oluyor: bir malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor... ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta... tıpkı benim odamda oturduğum gibi... sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor... dosdoğru koşuyor, dosdoğru... nereye gittiğini bilmeden... yoluna ne çıkarsa, insan olsun hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor... ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor... ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle, korkunç koşusunu sürdürüyor... köylerdeki insanlar bu amok koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler... o gelirken uyarmak için ‘amok! amok!’ diye haykırırlar ve herkes kaçışır... ama o bunları hiç duymadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir... sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da o ağzından köpükler çıkararak yere yığılıp kalır..."
stefan zweig bu hastalığı metafor olarak kullandığı bu çarpıcı öyküsünün merkezine bir doktoru ve bir kadını alır. kendisinden yardım isteyen bir hastasını, sırf önyargıları nedeniyle reddeden bir doktorun daha sonrasında yaşamış olduğu vicdan azabını konu alıyor kitap. doktor bu noktada adeta bir amok koşucusuna dönüşmektedir. tek istediği, kadını bulup tedavi edip içindeki pişmanlığı gidermektir. kitapta küçük bir önyargının aslında bir kişinin hayatını nasıl da değiştirdiğine yazarın harika üslubu ile tanıklık ediyoruz. kitabın dili oldukça sürükleyici ki bir oturuşta bitirebilirsiniz. üzerine düşünerek okunup satır aralarındaki mesajların dikkate alınması gereken harika bir stefan zweig eseri.
kitabın ismini aldığı amok hastalığı, genelde orta asya'da ve yaygın olarak malezya'da görülen bir psikiyatrik hastalıktır. bir cinnet hali olarak da tanımlayabileceğiz bu hastalık, malezya halk dilinde "mengamok", dünyada ise "running amok" olarak bilinir. malezya dilinde kelime anlamı olarak, gözü kara, cani, hiddetli, öldüren anlamlarına gelir. bu hastalığın görüldüğü bireylerin neredeyse tamamı, yaralayıcı bir alet ile başkalarına zarar vermeleri veya öldürmeleri ile teşhis edilir. hastalığın ismi de burdan gelir. hasta geçirmiş olduğu cinnet hali ile, durmadan koşar, önüne çıkan kişilere zarar verir veya öldürür ta ki kendisini de bitkin düşene kadar. bu koşunun sonunda söyledikleri şey de genelde "gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum." olur.
stefan zweig ise bu durumu kitabında şöyle açıklıyor:
"amok’un ne olduğunu biliyor musunuz?
-"işte amok... evet amok, şöyle oluyor: bir malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor... ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta... tıpkı benim odamda oturduğum gibi... sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor... dosdoğru koşuyor, dosdoğru... nereye gittiğini bilmeden... yoluna ne çıkarsa, insan olsun hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor... ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor... ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle, korkunç koşusunu sürdürüyor... köylerdeki insanlar bu amok koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler... o gelirken uyarmak için ‘amok! amok!’ diye haykırırlar ve herkes kaçışır... ama o bunları hiç duymadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir... sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da o ağzından köpükler çıkararak yere yığılıp kalır..."
stefan zweig bu hastalığı metafor olarak kullandığı bu çarpıcı öyküsünün merkezine bir doktoru ve bir kadını alır. kendisinden yardım isteyen bir hastasını, sırf önyargıları nedeniyle reddeden bir doktorun daha sonrasında yaşamış olduğu vicdan azabını konu alıyor kitap. doktor bu noktada adeta bir amok koşucusuna dönüşmektedir. tek istediği, kadını bulup tedavi edip içindeki pişmanlığı gidermektir. kitapta küçük bir önyargının aslında bir kişinin hayatını nasıl da değiştirdiğine yazarın harika üslubu ile tanıklık ediyoruz. kitabın dili oldukça sürükleyici ki bir oturuşta bitirebilirsiniz. üzerine düşünerek okunup satır aralarındaki mesajların dikkate alınması gereken harika bir stefan zweig eseri.
devamını gör...
elektromanyetik alan
elektrik alanı ile manyetik alanın birleşmesinden meydana gelen, elektrik yüklü parçacıkların hareketi sonucu ortaya çıkan etki alanı.
devamını gör...
artık görüşülmeyen yakın arkadaş
ne zaman ki onlara onlar gibi yaklaşmaya başladım ve bıraktım, çabanın sadece benim tarafımdan zorla yürütüldüğünü fark ettiğim an çoğu şey için geç kalmıştım. üzgünüm. artık görüşmeyip geride bırakarak önümüze bakmak en doğrusu.
devamını gör...
kodein
kodein, bağımlılık alışkanlıkları oluşturduğu bilinen ağrı kesici bir ilaçtır. narkotik afyondan ekstrakte edilir ve ayrıca ham formda çözünür beyaz kristaller olarak ortaya çıkan bir morfin bazından da oluşturulabilir. bir analjezik olarak, tipik olarak bir reçeteyle temin edilir ve farklı sebepler ve koşullar için hafif ila orta derecede ağrı kesici için kullanılır. ülkemizde bilinen örneği "apranax plus" isimli ilacın etken maddelerinden biridir. kaynak
devamını gör...
sonradan yazar olanların yalnızlığı
gördüm seni yazar.
kendini dinleme
yaz bir şeyler
geçer gider.
kendini dinleme
yaz bir şeyler
geçer gider.
devamını gör...
ölüm kitabı
kaan h. ökten'in "ölüm kitabı" ilk çağlardan bugüne ölümle ilgili fikirler beyan etmiş yazarların düşüncelerini derlediği kitap.
ölüm geçmişten bu yana konuşulagelmiş ancak gizemi bir türlü çözülememiş, insan ruhu için bilinemezliğin ta kendisi. insanın ölüm öyküsünün doğduğunda başladığını bilip her an yanımızda, geleceği kesin olan bu zamanı yaşıyoruz.
bu kitapta özellikle schopenhauer'in ölümle ilgili fikirlerinin olduğu kısmı severim. o karamsar adam, ölüm gibi ciddi bir meseleyi de kafasında çözümlediği için çözecek bir şey kalmadığından mütevellit bu kadar karamsar belki de kim bilir.
okunmasını şiddetle önereceğim bir kitap sözün özü bu kitap.
ilerleyen zamanlarda belki entry'i genişletip kitapla ilgili bilgileri ayrıntılandırırım.
saygılarımla.
ölüm geçmişten bu yana konuşulagelmiş ancak gizemi bir türlü çözülememiş, insan ruhu için bilinemezliğin ta kendisi. insanın ölüm öyküsünün doğduğunda başladığını bilip her an yanımızda, geleceği kesin olan bu zamanı yaşıyoruz.
bu kitapta özellikle schopenhauer'in ölümle ilgili fikirlerinin olduğu kısmı severim. o karamsar adam, ölüm gibi ciddi bir meseleyi de kafasında çözümlediği için çözecek bir şey kalmadığından mütevellit bu kadar karamsar belki de kim bilir.
okunmasını şiddetle önereceğim bir kitap sözün özü bu kitap.
ilerleyen zamanlarda belki entry'i genişletip kitapla ilgili bilgileri ayrıntılandırırım.
saygılarımla.
devamını gör...
almanca
temelden güzel güzel anlatan bir youtube kanalı:
almanca kolay
almancaya kulağım alışsın diyorsanız:
easy german
alternatif öğrenme için playlist:
almanca kolay
almancaya kulağım alışsın diyorsanız:
easy german
alternatif öğrenme için playlist:
devamını gör...
ben erkek arkadaşımın malıyım
parayı verenin düdüğü çaldığı bir devirde, şeyma gibi bir beyin fukarasına bunu çok görmüyorum. genel profil bu zaten, ceren hindistan denen estetikli tip mesela aynı bunun gibi. hele birde aklını kullanamayıp, birikimlerini erken bitirip, güzellik sona erdikten sonra vasıfsız bir biçimde ortaya çıktıkları zaman çok gülüyorum. serpil örümcer (bayan bacak) bunların atası kabul edilebilir. hepinizin sonu öyle olsun vasıfsız yellozlar...
devamını gör...
radyonun yerinde duramaması
yayın pek çok hissime tercüme olmuş ancak bu şarkı ile beni feth etmiştir.
ilk aşk acımı bu şarkıyla yaşamış, bağıra bağıra söylemişliğim vardır. aşk geçti gitti üzerine çok daha güzelleri geldi ama bu şarkı hep bir başka oldu. bu kadar güzel denk gelirdi.
gecenin bu saatinde yine bu şarkıya eşlik etmek ama bu sefer keyifle etmek..
teşekkürler bu güzel yayın için. *
ilk aşk acımı bu şarkıyla yaşamış, bağıra bağıra söylemişliğim vardır. aşk geçti gitti üzerine çok daha güzelleri geldi ama bu şarkı hep bir başka oldu. bu kadar güzel denk gelirdi.
gecenin bu saatinde yine bu şarkıya eşlik etmek ama bu sefer keyifle etmek..
teşekkürler bu güzel yayın için. *
devamını gör...
sınavın varken normal sözlük'te takılmak
yapmayın evladım, kafa sözlük karın doyurmaz!
devamını gör...

