iphone pil sağlığı
şu telefonun pil sağlığını nasıl yüksek tutuyorsunuz bir ben mi beceremiyorum.
tanım: yüksek seviyelerde tutulması imkansız olan pil sağlığı.
tanım: yüksek seviyelerde tutulması imkansız olan pil sağlığı.
devamını gör...
gençlik marşı
mustafa kemal paşa ve arkadaşlarının 19 mayıs 1919'de samsun'a çıktıktan sonra yolda okudukları söylenen marş olup daha çok "dağ başını duman almış" olarak bilinir. 20 haziran 1938'de "gençlik ve spor bayramı marşı" olarak kabul edilmiştir. cumhuriyetin sembol marşlarından biridir.
not : orjinali isveç halk şarkısıdır. ancak sözleri biraz garip gibi çünkü tre trallande jantor (üç şırfıntı kız) demekmiş.
not : orjinali isveç halk şarkısıdır. ancak sözleri biraz garip gibi çünkü tre trallande jantor (üç şırfıntı kız) demekmiş.
devamını gör...
ecmel soylu
youtube türkiye'de zevkime göre içerik üreten nadir youtuberlardan bir tanesi.
devamını gör...
iki satırda derdini anlat
anlatılmaz yaşanır, çünkü:
hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir. - seneca
hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir. - seneca
devamını gör...
muhsin
'iyilik eden, iyi ve güzel şeyler yapan kişi' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
hogwarts
ingiliz yazar j. k. rowling tarafından kaleme alınan harry potter serisindeki cadılık ve büyücülük okulu. döneminin en önemli büyücüleri olan godric gryffindor, salazar slytherin, helga hufflepuff ve rowena ravenclaw tarafından kurulmuştur. okul içerisinde yer alan binaların isimleri de, kurucularının soyadlarından gelmektedir.
devamını gör...
şiir
duyguların, düşüncelerin ve anlatılmak istenen sözlerin mısralar halinde ifade edilmesi ile oluşan sanattır. belli bir yetenek ve yaratıcılık sonucunda ortaya çıktığı için değerli ve güzeldir.
bazen okumak yetmez. insan yazmak da ister.
bazen okumak yetmez. insan yazmak da ister.
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
gözlüksüz gözlerinizi kısarak ileriyi görmeye çalışmaktır. merdiven çıkıyorsanız basamağa bastım sanıp sarsılırsınız.
devamını gör...
ölüm oyunu
japon yazar koushun takami'nin ilk romanıdır. 1996'da tamamlanmasına rağmen 1999'a kadar yayımlanmadı. hikâye, doğu asya cumhuriyeti olarak bilinen otoriter japon hükûmeti tarafından yürütülen bir programda birbirleriyle savaşmaya zorlanan ortaokul öğrencilerini ele almaktadır.
eveet gelelim benim şahsi yorumlarıma öncelikle bol kan ve gerilim var kitapta
abi bu çocuklar kaç yaşında ya ortaokul öğrencisi ve birbirlerini öldürüyorlar aralarından sadece biri yaşayacak
21'i kız 21'i erkek tam 42 öğrenci
kitap konu olarak bakınca basit dursada iç metin hiç de öyle değil . kitapta bol siyasi göndermeler de var hatta amerika' dan
insanlan kontrol altında tutmak önemli.
aksi halde amerikan imparatorluğu gibi üçüncü dünya ülkesi oluruz. o ülkenin uyuşturucu, şiddet ve eşcinsellik gibi problemlerle çalkalandığını biliyorsun, değil mi?
diye bahsediliyor . ve daha birçok gönderme var yazarın amerika'dan pek hoşlanmadığını rahatlıkla görebilirsiniz.
insani yönüne gelecek olursak bu kitapta "can havli" denilen duyguyu çok derinden hissettim ben okurken . küçücük çocukların yaşayabilmek için mücadeleleri , arkadaşlarına karşı acımazsızlıklarını gördükçe aslında doğamız gereği hepimizin içinde yatan bir canavar olduğunu görmek biraz korkutucuydu. biraz diyorum çünkü kitapta o kadar ürkünç detaylar var ki.
kitabın 2005 yılında japon yapımı aynı isimde bir de filmi var ayrıca ( " battle royale" kitabın ve filmin orijinal ismi türkçeye "ölüm oyunu" diye çevrilmiş . battle royale :bir tür güreş müsabakası demekmiş(u: kitabın giriş kısmında bununla ilgili ayrıntılı bir ön söz (giriş kısmı mevcut) ) ama ben izlemeye açıkçası cesaret edemedim . normalde testere izlerken bile fazla gerilmeyen ben bu kitabın filmini izlemekten korktum açıkçası çünkü yazar cidden bazı yerlerde öyle iyi betimlemeler yapmış ki okurken görüntüler yeterince gözümün önünde canlandı . e malum uzak doğu sinemasında sağ olsunlar holluwood gibi basit sahneler olmuyor adamlar hissettiriyor duyguyu gerçekmişçesine . filmi seyredemeyeşimde bunun da büyük payının olduğunu söyleyebilirim.
devamını gör...
lahmacun kıymalı mı yenir kıymasız mı sorunsalı
tercihim kıymalı yenmem yönündedir. tadım öyle daha güzel.
devamını gör...
çaylaklar ile ilgili başlıklardan gına gelmesi
ben de böyle bi başlık açmak üzereyken benim gibi bu durumdan rahatsız olanları görmüş oldum. çaylak başlıkları komik değil, bilgilendirici değil. o zaman, zaman kaybından başka bir şey değil. başkalarının yerine utanmak zorunda kalıyorum başlıkları görünce. bence suyunu çıkarmadan bir dur demek lazım.
devamını gör...
yüzde 1 kuralı
bir internet sitesinde katılımla ilgili ana kuraldır. sitenin kullanıcılarının sadece %1'inin içerik eklediğini, geri kalan %99'unun ise çevrim içi olmalarına rağmen aktif olarak katılmayıp içerik tüketici olarak kaldığını belirten kuraldır.
devamını gör...
yunanların türklere çok benzemesi
osmanlı ve daha eski tarihi birliktelikler in yanısıra, cumhuriyet döneminde gerçekleşen nüfus mübadelesi sırasında da bir milyonun üzerinde anadolu kökenli rum yunanistan'a gönderilmiş, beşyüzbin civarı türk ise oradan buraya gelmiştir. benzememiz gayet doğaldır. bu kadar benzerken, bölgede barış içinde yaşamamız gerekirken neden bu kadar düşmanız anlayamıyorum.
türkiyeden göçen 2. nesil rumlara ait bir video, özellikle 5.40 sn dikkat hala türkçe şarkı söylüyorlar. video
türkiyeden göçen 2. nesil rumlara ait bir video, özellikle 5.40 sn dikkat hala türkçe şarkı söylüyorlar. video
devamını gör...
paratoner
mucidi benjamin franklin'dir.
havada oluşan elektrik yükünü toprağa aktararak (topraktaki bakır çubuk sayesinde) yüksek binaların bulutlar ile yeryüzü arasında gerçekleşen elektrik deşarjından zarar görmesini engeller.
havada oluşan elektrik yükünü toprağa aktararak (topraktaki bakır çubuk sayesinde) yüksek binaların bulutlar ile yeryüzü arasında gerçekleşen elektrik deşarjından zarar görmesini engeller.
devamını gör...
öz güveni azaltan şeyler
insanın kendine olan güvenini azaltan şeylerdir. mesela kötü giyinmek ve cepte para olmaması bunların başında gelir.
devamını gör...
toı 849-b
şu ana dek keşfedilmiş en büyük kayaç gezegen. yıldızı olan toı 849'un yaklaşık 2.3 milyon kilometre kadar yakınında döner ki bunun ne demek olduğuna birazdan değineceğim. bu arada yıldızı etrafındaki 1 tam tur dönüşünü de 19 saatte tamamlar.
boyutları itibariyle benim için açık ara evrenin en güzel kızı olan neptün boyutlarındadır. jüpiter'in ise yaklaşık üçte biridir. cm^2 başına kütlesi 5,7 gram kadardır ki bu da dünyamıza oldukça yakın bir değerdir. tahmin edilen yüzey sıcaklığı ise 1500 sanrigrat derecedir. inceden olsa da atmosferi olduğu hatta içerisinde sıvı formunda nitrojen, helyum ve de su olduğu da düşünülmektedir. 2020 yılında nasa tarafından varlığı açıklanmıştır ve dünyaya mesafesi yaklaşık 741 ışık yılıdır. gezegenin yer çekiminin ise dünya'nın 2 ila 20 katı arasında bir yerde olduğu tahmin ediliyor. kütlesi ise dünya'nın yaklaşık olarak 39,1 katı.
oluşum öyküsü için ise bilim insanlarının ilginç fakat mantıklı bir tezi vardır. normal şartlarda bu boyutta bir kütle, gerek mekanik çözünmeler gerekse de kırılmalar sonucu kopan parçalarla oluşabilecek boyutun çok üzerindedir.
hal böyle olunca da teori şöyle şekilleniyor. toı 849-b zamanında tıpkı jüpiter, satürn, uranüs ve neptün gibi bir gaz deviydi. ve zaman içinde yıldızına bu denli yakın dönmesi ve etrafında da bu kadar hızlı dönmesi neticesinde gaz katmanlarını oluşturan atomlar yüksek ısı ve radyasyon neticesinde iyonize olarak gezegenden uzaya dağıldı ve gezegenin sadece çekirdeği kaldı ki gezegen yüzey sıcaklığının ortalama 1500 derece olması da bu noktada epey mantıklı geliyor.
bu gezegen için yapılabilecek incelemeler muhtemelen evrendeki gaz devleri için de farklı kapılar açacaktır. bir kaç milyon yıl sonra ise yıldızına bu kadar yakın olmasından ötürü maruz kaldığı etkiler nedeniyle aynı çözünmenin gezegenin kayaç yapısı için de gerçekleşip toı 849-b'nin yok olacağı düşünülüyor.
boyutları itibariyle benim için açık ara evrenin en güzel kızı olan neptün boyutlarındadır. jüpiter'in ise yaklaşık üçte biridir. cm^2 başına kütlesi 5,7 gram kadardır ki bu da dünyamıza oldukça yakın bir değerdir. tahmin edilen yüzey sıcaklığı ise 1500 sanrigrat derecedir. inceden olsa da atmosferi olduğu hatta içerisinde sıvı formunda nitrojen, helyum ve de su olduğu da düşünülmektedir. 2020 yılında nasa tarafından varlığı açıklanmıştır ve dünyaya mesafesi yaklaşık 741 ışık yılıdır. gezegenin yer çekiminin ise dünya'nın 2 ila 20 katı arasında bir yerde olduğu tahmin ediliyor. kütlesi ise dünya'nın yaklaşık olarak 39,1 katı.
oluşum öyküsü için ise bilim insanlarının ilginç fakat mantıklı bir tezi vardır. normal şartlarda bu boyutta bir kütle, gerek mekanik çözünmeler gerekse de kırılmalar sonucu kopan parçalarla oluşabilecek boyutun çok üzerindedir.
hal böyle olunca da teori şöyle şekilleniyor. toı 849-b zamanında tıpkı jüpiter, satürn, uranüs ve neptün gibi bir gaz deviydi. ve zaman içinde yıldızına bu denli yakın dönmesi ve etrafında da bu kadar hızlı dönmesi neticesinde gaz katmanlarını oluşturan atomlar yüksek ısı ve radyasyon neticesinde iyonize olarak gezegenden uzaya dağıldı ve gezegenin sadece çekirdeği kaldı ki gezegen yüzey sıcaklığının ortalama 1500 derece olması da bu noktada epey mantıklı geliyor.
bu gezegen için yapılabilecek incelemeler muhtemelen evrendeki gaz devleri için de farklı kapılar açacaktır. bir kaç milyon yıl sonra ise yıldızına bu kadar yakın olmasından ötürü maruz kaldığı etkiler nedeniyle aynı çözünmenin gezegenin kayaç yapısı için de gerçekleşip toı 849-b'nin yok olacağı düşünülüyor.
devamını gör...
the birds
aynı zamanda hitchcock'un filmi yaparken esinlendiği, daphne du maurier'in 1952 yılında yayımladığı bir öykü.
spoiler vermeden kısaca öyküden bahsedelim, artılarını ve eksilerini konusalım. şimdi öncelikle, öykü kuşların örgütlenerek, birbiriyle asla yan yana bulunmayacak bazı türlerle bir olup insanlığın üstüne saldırdığı, gökyüzündeki güneşi kapatacak kadar korkutucu bir hal alması ile başlıyor. bunu yaparken, asla yan yana gelemeyecek kuş türlerinden bir başlıyor ve bir anda kendinizi birçok kuş türünün günlük yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmuş buluyorsunuz, daha da güzeli o zamanın radyo kültürünü de çok hoş bir biçimde önümüze sunuyor, zira sabah yediyi bekleyip radyodan haberleri dinlemeler mi dersiniz, her insanın "ne olup ne bitmiş yahu?!" diye her kısmıyla radyoların başında durmalar mı dersiniz, insanı gerçekten yazıldığı yıla getiriyor, yetiyor mu? yetmiyor, zira insanlar evlere kapanmış, sokağa çıkamayacak haldeyken bir anda yaklaşık 10 yıl öncesini düşünmemizi de sağlıyor.
10 yıl önce ne olmuştu, sahi? evet, 2.dünya savaşı... ve o zamanın hava saldırılarından korunma şekilleri, o günlerde radyoların nasıl yayın yaptığı, ne zorluklarla yaşandığına kadar insanı kendi içerisine çekiyor bu öykü.
öykünün güzel kısımları kadar zevk veren yerleri olduğu kadar eksik olan kısımları da bi hayli rahatsız edici, misal kitap oldukça yavaş başlayıp bir anda hızlanıp öyle keskin bir biçimde bitiyor ki, "acaba okuduğum kitap eksik mi benim?!" diye iç geçiriyorsunuz, zira kitap 66 sayfalık bir şey. daha kötü olan kısım ise hikayenin orta yerinde kesilmesi, yani öykü öyle bir anda bitiyor ki, "lan nolcak acaba, aaaaaaaaağ!" diye bağırabilirken bulabiliyorsunuz kendinizi, bu da ne yazık ki benden bir tık eksi not almasına sebep oldu.
spoiler vermeden kısaca öyküden bahsedelim, artılarını ve eksilerini konusalım. şimdi öncelikle, öykü kuşların örgütlenerek, birbiriyle asla yan yana bulunmayacak bazı türlerle bir olup insanlığın üstüne saldırdığı, gökyüzündeki güneşi kapatacak kadar korkutucu bir hal alması ile başlıyor. bunu yaparken, asla yan yana gelemeyecek kuş türlerinden bir başlıyor ve bir anda kendinizi birçok kuş türünün günlük yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmuş buluyorsunuz, daha da güzeli o zamanın radyo kültürünü de çok hoş bir biçimde önümüze sunuyor, zira sabah yediyi bekleyip radyodan haberleri dinlemeler mi dersiniz, her insanın "ne olup ne bitmiş yahu?!" diye her kısmıyla radyoların başında durmalar mı dersiniz, insanı gerçekten yazıldığı yıla getiriyor, yetiyor mu? yetmiyor, zira insanlar evlere kapanmış, sokağa çıkamayacak haldeyken bir anda yaklaşık 10 yıl öncesini düşünmemizi de sağlıyor.
10 yıl önce ne olmuştu, sahi? evet, 2.dünya savaşı... ve o zamanın hava saldırılarından korunma şekilleri, o günlerde radyoların nasıl yayın yaptığı, ne zorluklarla yaşandığına kadar insanı kendi içerisine çekiyor bu öykü.
öykünün güzel kısımları kadar zevk veren yerleri olduğu kadar eksik olan kısımları da bi hayli rahatsız edici, misal kitap oldukça yavaş başlayıp bir anda hızlanıp öyle keskin bir biçimde bitiyor ki, "acaba okuduğum kitap eksik mi benim?!" diye iç geçiriyorsunuz, zira kitap 66 sayfalık bir şey. daha kötü olan kısım ise hikayenin orta yerinde kesilmesi, yani öykü öyle bir anda bitiyor ki, "lan nolcak acaba, aaaaaaaaağ!" diye bağırabilirken bulabiliyorsunuz kendinizi, bu da ne yazık ki benden bir tık eksi not almasına sebep oldu.
devamını gör...
istanbul'da önüne geleni bıçaklayan varlık
batıyı örnek alalım derken meksika'yı örnek alacağımızı hiç düşünmezdim.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
lavobadaki artık şeyleri süzgeçten almak. yazarken bile tiksindimm
devamını gör...
online terapi
yüzyüzeden pek farkı olmuyor online görüşmenin. pandemi nedeni ile bu yola başvurmak zorunda kaldım.
danışanlarımdan şikayet almadım, sadece garibimize gidiyor gülüyoruz.
yazarlardan ihtiyacı olan varsa kafa sözlük indirimimiz mevcuttur.
danışanlarımdan şikayet almadım, sadece garibimize gidiyor gülüyoruz.
yazarlardan ihtiyacı olan varsa kafa sözlük indirimimiz mevcuttur.
devamını gör...