fizikçi lawrence krauss tarafından yazılmış non-fiction kitap. krauss'un basit ve yormayan anlatımı bilim kurgunun yapı taşlarından biri ile harmanlanınca ortaya hem ilgi çekici hem eğlenceli bir eser çıkıyor. teorik fizikçi michio kaku'nun yine benzer konuları bilim kurgu üzerinden ele aldığı ve dilimize olanaksızın fiziği olarak çevrilmiş physics of the ımpossible* kitabını okuyup seven birinin the physics of star trek'i sevmemesi mümkün değil şüphesiz. krauss kitapta kuantum kuramını geliştirmiş olan max planck, mantıkçı kurt gödel dolayısıyla albert einstein ve stephen hawking'e - ki zaten kitabın önsözü kendisine aittir- çok fazla göndermede bulunuyor ki onun dışında iki önemli teorik fizikçi oskar klein ve miguel alcubierre'in de izlerine rastlamak mümkün. krauss star trek evreninin bir parçası haline gelmiş zaman yolculuğu, ışınlanma, warp drive vb. konuları kurgu olmaktan çıkarıp gerçek bir zeminde tartışıyor. fiziğin bütün bunlara ne kadar izin verdiğini, ne kadarının kurgu ne kadarının temeli olduğunu aktarıyor özünde. yine star trek hakkında benzer bir inceleme için david allen batchelor'a ait kısa ingilizce bir kaynak bırakıyorum: www.nasa.gov/topics/technol...


chapter seven—holodecks and holograms

"oh, we are us, sir. they are also us. so, indeed, we are both us."
—data to picard and riker, in "we'll always have paris"

when humphrey bogart said to ıngrid bergman at the casablanca airport, "we'll always have paris," he
meant, of course, the memory of paris. when picard said something similar to jenice manheim at the
holodeck re-creation of the café des artistes, he may have intended it more literally. thanks to the
holodeck, memories can be relived, favorite places revisited, and lost loves rediscovered—almost.
the holodeck is one of the most fascinating pieces of technology aboard theenterprise. to anyone
already familiar with the nascent world of virtual reality, either through video games or the more
sophisticated modern high-speed computers, the possibilities offered by the holodeck are particularly
enticing. who wouldn't want to enter completely into his or her own fantasy world at a moment's notice?
ıt is so seductive, in fact, that ı have little doubt that it would be far more addictive than it is made out to
be in the series. we get some inkling of "holodeck addiction" (or "holodiction") in the episodes "hollow
pursuits" and "galaxy's child." ın the former, everyone's favorite neurotic officer, lieutenant reginald
barclay, becomes addicted to his fantasy vision of the senior officers aboard theenterprise, and would
rather interact with them on the holodeck than anywhere else on the ship. ın the latter, when geordi
laforge, who has begun a relationship with a holodeck representation of dr. leah brahms, the designer
of the ship's engines, meets the real dr. brahms, things become complicated-
given the rather cerebral pastimes the crew generally engage in on the holodeck, one may imagine that
the hormonal instincts driving twentieth-century humanity have evolved somewhat by the twenty-third
century (although if this is the case, will riker is not representative of his peers). based on what ı know
of the world of today, ı would have expected that sex would almost completely drive the holodeck.
(ındeed, the holodeck would give safe sex a whole new meaning.) ı am not being facetious here. the
holodeck represents what is so enticing about fantasy, particularly sexual fantasy: actions without
consequences, pleasure without pain, and situations that can be repeated and refined at will.

the principles on which holography is based were first elucidated in 1947, well before the technology
was available to fully exploit it, by the british physicist dennis gabor, who subsequently won the nobel
prize for his work. by now, most people are familiar with the use of three-dimensional holographic
images on credit cards, and even on the covers of books, like this one. the word "hologram" derives
from the greek words for "whole" and "to write." unlike normal photographs, which merely record
two-dimensional representations of three-dimensional reality, holograms give you the whole picture. ın
fact, it is possible with holography to re-create a three-dimensional image that you can walk around and
view from all sides, as if it were the original object. the only way to tell the difference is to try touching it.
only then will you find that there is nothing there to touch.
how can a two-dimensional piece of film, which is what stores the holographic image, record the full
information of a three-dimensional image? to answer this we have to think a little about exactly what it is
we see when we see something, and what a photograph actually records.
we see objects either because they emit or reflect light, which then arrives at our eyes. when a
three-dimensional object is illuminated, it scatters light in many different directions because of this
three-dimensionality. ıf we could somehow reproduce the exact pattern of divergent light created when
light is scattered by the actual object, then our eyes would not be able to distinguish the difference
between the actual object and the divergent-light patternsans object. by moving our head, for example,
we would be able to see features that were previously obscured, because the entire pattern of scattered
light from all parts of the object would have been re-created.




devamını gör...

hep yalnızlık var sonunda, yalnızlık ömür boyu demiş mazhar abimiz.
devamını gör...

uzayacağa benzer,
tutuştuğumuz lades.

işi gücü bırakıp,
mezarlığa nazır,
bir eve taşındım.

ölüm;
sen beni aldatamazsın.
aklımda...

behçet necatigil
devamını gör...

#923597

çocukluk fotoğraflarımın izinsizce ve haince yayınlandığı başlık. puh!

(bkz: kınım kınım kınamak)

editinine edit : aman ben de pek meraklıydım, hıhhhhhh!
devamını gör...

boy boy fotoğraflarımızı atabileceğimiz sayısız mecra var zaten.
bari burada anonim kalalım.
devamını gör...

hayat kurtarıcı uygulama. tüm fotoğraflarınızı yedeklemek için ideal bir araç.
devamını gör...

39 sezon sürmüş olan dizide ölmeyen tek karakter. mehdi olduğuna inanmış olması çok doğal.
kurşuna kafa atmış adam ibrahim tatlıses idi, pardon.
polat’a kurşunlara gelesinnnn demek istiyorum.
devamını gör...

van gogh sarısının sahibidir. tablolarındaki renk yoğunluğu, van gogh 'un renklere olan tutkusundan gelir. öyleki gogh' un bazı zamanlar boyalarını yediği söylenir. kendisi zamanın ötesinde olan birçok dahi gibi, zamanının çok sonrasında değeri anlaşılmış sanat dehasıdır.
devamını gör...

bunlardan birisi de benim. bereket çok saçım yok tepeler azdan açılmaya başladı.

ben yetişkin pedi kullanacak yaşa gelmişim , iki gencin bu saatten sonra hay-huyunu çekemem. ortada bir anlaşmazlık varsa bu yönetimin çözeceği iştir. yok kadın djye torpil varmış , yok zaman uzatılmamış ? -abi ölüyoruz ayrıcalık diye. kimse kuralların insanı olmuyor. mesela ben sözlüğü bıraksam kimin umurunda olacak ? sözlükte olduğumuz kadarıyla keyif almaya bakalım , gerisi tatava. biz olduğumuz müddetçe değerliyiz , yoksa inanın kimse odunherif diye ölmeyecek , en azından @supportgirl ve @sek ölmez? fikirleri ve rumuzları her şeye rağmen yaşatırsak değerliyiz , yoksa bırakıyorum demek iş değil.

ayrıca şu kadınları artık bireyden sayalım be , yeter bıkkınlık geldi.
-ama abi kadın diye ayrımcılık varmış ,
- kardeş sen öyle düşünüyorsun , belki o kadın çok donanımlı olamaz mı ?
devamını gör...

biz tüketicilerin tabiattın içine ettikten sonra özür mahiyetinde aldıklarımızı az da olsa geri verme çabası.
devamını gör...

hepinize merhabalar arkadaşlar.
yeni bir hafta, yeni bir konsept. bu hafta tüm rap severler olarak değil de sagopa severler olarak enfes bir akşam geçirmeye, sagopa kajmer'den seçtiğim en güzel şarkıları ve şarkı aralarında sizler için hazırlamış olduğum sunumları dinlemeye hazır mısınız?
ben bana kendim için lazımım mı diyorsunuz yoksa ateşten gömlek giyenlerden misiniz siz de? ya da şuan sıkkın bir halde materyallerinizle odanızda stres mi gebertmektesiniz? ya da hala yayına katılım sağlayıp sağlamama konusunda kararsız mısın?
o halde iyi düşün, çünkü bugün 20.30'a kadar (bkz: düşünmek için vaktin var)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

muhabbetine doyum olayan, zeki, sevecen ve alttan göndermeleriyle kendini belli eden, an itibari ile takibe aldığım güzide yazarlarımızdan. umarım yazmaya devam eder. sevgiler..
(bkz: sözlüğün gece daha bir güzel olması)
devamını gör...

mucizeler vaat eden ama bütün becerisi hastasına sadece sabır telkin etmek olan hekim.
devamını gör...

normalde şiir, edebiyat ve sanat havas işidir. aslında platon'cu tanım en harika tanımdır kanımca. psukhe'nin içine düştüğü anemnesis'ten* sonra insan sadece doxa'ya ulaşabilir. (bkz: doxa) düştükten sonra gerçekliğin bilgisi olan episteme idealar aleminde kalmıştır. insan bu bilgiyi ancak 'hatırlayabilir' ki, bunun adı (bkz: aletheia)dır. şiir ve sanat aslında episteme'yi hatırlamak isteyen insan için bir hatırlatma aracıdır. hatırlanmayanı hatırlatır, görünmeyeni görünür kılar, bilinmeyeni bildirir. bu tanımı 'şiirin nesir hali' olarak edebiyat için de yapabiliriz.
devamını gör...

geç olsun güç olmasın demişler. ben yeni öğrendim üzüldüğünü.
pozitif enerjiyi bir kenara bırakıyorum şu an.. saçınızı başınızı yolarım ey ahali! üzmeyin tarhanayı. kendisi çok naif, güzel bir kalbe sahip, çoğu olgun dediğim kişiden daha olgun düşüncelere sahip bir yazar arkadaşım.
yok öyle ööğk falan kusmuk yuttururum size!
devamını gör...

cips, çukuleta fln yasak değilse sorun yok.

edit: böyle saçma bi olay görmedim. birkaç saate iptal ederler.
devamını gör...

çok para kazandıran herhangi bir meslektir. bu ülkede insanlar artık eğitim düzeyine değil, maddi güce saygı duyuyorlar.
devamını gör...

-bir bilmecem var çocuklar?
-haydi sorrrr sorr sorrr
-çayda kahvaltıda yenir
-acaba nedir nedir?
-bisküvi denince akla
-tamam şimdi buldum
-hemen onun adı gelir
-etiii etiiii etiiiii…
devamını gör...

eğer yanlış hatırlamıyorsam obsesif kompulsif bozukluğu olan bireylerde görülen bir durum.

ama basit bir fobi de olabilir, normal.

herkes her yere şaapmak zorunda değil yani.
devamını gör...

nefret ettiğim şeyleri sürekli yaşamak,

insanların sahte özürleri, özür dileyip, konuşmaya devam ederken, "ben yanlış birşey" yaptığımı düşünmüyorum demesinin üstüne, daha sinir bozucu bir şey tanımıyorum

#1107693
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim