......koduğum dünyasının bu kadar adaletsiz olması şart mı idi?
devamını gör...

bir david bowie şarkısı. the rise and fall of ziggy stardust and the spiders from mars albümünde bulunur.

şarkı hakkında denebilecek tek şey vay.
vay.
vay.
devamını gör...

o benim sözlük. kendi halinde, düşünce belirtme şekli yalın, bir mücadele içerisinde olmadan, sidik yarışına girmeden, abartısız, sakin dümdüz.
hayatın çetrefilli olmasından kaynaklı, burayı mola yeri olarak görüyorum. düzlüğe, sadeliğe ihtiyacımın olduğu zamanda da mola verip, iki kelam yazıyorum işte.
devamını gör...

felsefede, dinde, ahlakta ya da politikada iki kere iki beş edebilirdi ama iş bir top ya da uçağın yapımına geldiğinde iki kere iki dört etmek zorundaydı.
george orwell 1984
devamını gör...

camdaki kız –gülseren budayıcıoğlu

kitaplarını severek okuduğum insanlardan biridir gülseren hanım. her kitabından sonra aklıma takılı kalan sözcükler olur. döner durur kafamın içinde. camdaki kız için aklıma yerleşen sözcükler ise aşk, kader, sevgi, evlilik ve açlık oldu.

insanların temel ihtiyaçları vardır. ilkel dürtülere hareket etmemize sebep olan ve karşılanması elzem ihtiyaçlar. insanlık olarak barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçları halletmek için yollar bulmuşuz ama sevgiyi hep ihmal etmişiz. zamanla bilinçaltının görevi üstlendiği bir açlık halini almış sevgi ihtiyacımız. sevgi sözcüğünü duyunca aklımızda iki kişilik tek düze bir ilişki bağı gelir olmuş yıllar içinde. oysa sevgi ana rahminde başlıyor ve biz toprağa girene kadar yakamızı bırakmıyor. bu döngü içinde mutlaka sevginin bir kolunu ıskalamış bulunuyoruz. ömür yettiği kadar o boşluğu doldurmak için çabalıyor ve bazen herkes için çok yanlış görünen kararlar veriyoruz.

evleniyoruz, biriyle yeni hayatlar dünyaya getirmek üzere birleşiyoruz ama kimse aslında ne istediğinin ya da neden evlenmek istediğinin farkında değil. çoğu zaman toplum öyle buyurdu diye en uygun kişiyi buluyoruz evleniyoruz ve toplum hanemize bir yıldız daha ekliyor. başardın diyor bize insanlar. peki, neyi başardım ben? aşk için evleniyoruz, uyumsuz olduğumuzu aşk bitince anlıyor ve kuyunun dibinde ışık arıyoruz. mantık evliliği yapıyoruz, mantık bitince tutunacak dal arıyoruz. boşanmayı hayal etmeye başladığın an gelip siliyorlar hanene eklenmiş olan yıldızı. kaybettin diyor toplum sana. yürütmesi imkânsız ve acılarla dolu olacak evliliği bitirmek istedin diye suçlanıyorsun. peki, neyi kaybettim ben? sanırım asla çözmem mümkün olmayacak bu konuyu. dolusu da boşu da yabancı geliyor bana.

kader yolunu çiziyor bizler onu takip ediyoruz. hayata gözümüzü açtığımız ilk an bunu öğrettiler bize. madem kader var neden hatalar hep bizim boynumuzda? yoksa gülseren hanım haklı mı? kader motifimizi kendimiz çiziyor ve içine hapsolmuş hayatlar mı yaşıyoruz?

sevgi için tüm dünyayı elinin tersi ile iten nalân ve asla aşka doymayan hayri bizlere eşlik ediyor. iyi okumalar.
devamını gör...

en sevdiğim dexter sahnelerinden birinde kullanılan söz:


ablam annemi aradığında, annem meşgulse ve telefona ben çıkmışsam bunu söylerim genelde.
devamını gör...

bir gelenek oldu artık, uyku zaten yok, yazalım, bir faydamız olsun bâri...
devamını gör...

ilerleyen zamanlarda evliliği düşünen kişilere önerilebilir kılınan tavsiyeler bütünü.

nacizane tavsiyelerim;

1- eşinizin, evlilik sonrası düşünce, inanış ,hal ve hareketlerinin değişeceği düşüncesine dâhi girmeyin, teklif de etmeyin.
2-eşinizi ,evlilik teklifi öncesine kadar gayet iyi tanıyın, hiç bir şey aceleye gelmez.
3-eşinizin mümkünse, ailesini, ebeveynlerin birbirlerine olan davranışlarını mümkün mertebe iyi analiz edin.
4-altından kalkamayacağınız kadar borç batağına saplanıp evlilik hayatına başlamayın.
5-ortak hareket edin, fikir ayrılıklarına düğün öncesi düşmeyin.
6-gelir düzeylerinin, hatta iki aile gelir düzeylerinin de birbirine benzer durumda olmasına özen gösterin, pek tabiki farklılık varsa da , lafının edilmeyeceğinden emin olun.
7-her iki taraf da aile bağları dolayısıyla , kendi kuracakları yuva için ebeveynlerini veya akranlarını olaya dahil etmesin.
8-zengin kız- fakir oğlan durumunda olmayın.
9-sevgi ve saygıda kusurlu olmayın.
10-cinsel tatminleri beraber sağlayın, ayrı düşmeyin.
11-evlilik sonrası işler tıkırında ise, ayrılma düşüncesi kesinlikle yok ise, maddi durum da çok elverişli ise şayet, bolca çocuk yapın.

benden şimdilik bu kadar.
inşallah mutlu evlilikleriniz olur.
devamını gör...

ama belki bir gün, bir şiirin içinde rastlaşırız seninle...
hırsız yavuz

gözlerin o kadar yeşil ki, öpsem gözlerinden, dudağımda bir orman filizlenir.
mecnun çınar

“yalnızlık..yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiç bir zaman doğmaz. yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın. yalnızlık aynı havaya soluyup da bir türlü yan yana olamamak gibidir. aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın.aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık..

iskender çınar
devamını gör...

adalete ve hukuka olan güvensizlik.

polisin salmış olduğu korku.

yani yarın iş yerinde veya kamusal bir alanda tacize uğrasam, yahut trafik cezamı ödediğim halde ikinci kere ödemek zorunda kalsam derdimi hiç kimseye anlatamayacağımı bilmek bana kendimi çok aciz ve mutsuz hissettiriyor.

diğerlerinin hepsi bir yana bana göre bir ülkeyi en yaşanmaz kılan şeyler bunlar. eminim kimse yalnızlıktan parklarda kar manzarası ya da kilise, köprü fotoğrafları paylaşmak için göç etmiyordur avrupa'ya ya da abd'ye...
devamını gör...

son parçayı koyduğunuz zaman istemsizce sizi saran "dünyayı kurtarmış insan" hissi,paha biçilemez. bayramda bi 2000 daha başlarım dediğim başlık.
devamını gör...

o günah bu günah deyip kendilerine bakmamaları(bkz: dinime küfreden müslüman olsa)
devamını gör...

bi çay koy da içelim derseniz cevap vermiş olmazsınız belki ama ikinize de iyi gelir. çay içerken sohbet etmek rahatlatır.

kim bilir bu sohbet sayesinde karşınızdaki kişi belkide bir çıkar yol bulur kendi ruhunun derinliklerinde.

paylaşmak ve dertleşmek güzel şeydir vesselam.
devamını gör...

büyük selçuklu devleti'ne en parlak çağını yaşatan sultan. sultan alparslan'ın küçük oğlu, kendisinden sonraki dört hükümdarın da babası (kısa süreliğine tahta çıkarılan muhammed tapar'la (gbkz: berkyaruk)'un oğullarını saymaz isek).

1055 doğumlu olan melikşah, daha 11 yaşındayken alparslan tarafından veliaht ilan edilir. 1072'de barzam kalesini teslim alırken kale dizdarı harezmli yusuf tarafından bıçaklanan alparslan son nefesinde vasiyetini hatırlatır ve veziri nizamülmülk'ü "oğluma göz kulak ol" diye uyarır. asi abisi kirman meliki kavurd'a da karısını miras bırakır, ama kavurd gençliğinden beri yaptığı şeyi yapıp yine ayaklanır, babasının cenazesini rey'de gömen ve isfahan şehrini payitahtı yapan melikşah ordusuyla gelip kirmanlıları yenince de teslim olarak af diler. ancak nizamülmülk "efendim bunun tövbesi tutmaz, öldürelim" diye melikşah'a kavurd'u boğdurup çocuklarının gözlerine mil çekme aklını verir. yine de bu dönemde kavurd'un kör oğulları kirman'da saltanat sürmeye devam edecek, kirman selçukluları böyle olacaktır.

diğer yandan, bizans'tan yeni yeni alınmaya çalışılan anadolu'dan sonra suriye'ye de göçebe türkmen kafilelerinin akın etmesiyle fatımilerden yeni alınmış suriye'de tekrar savaş çıkar. melikşah, abisi tutuş'u şam'a melik yaparak fatımileri sindirir, ama bu sefer de tutuş suriye selçuklu hanedanını kuracaktır. ayrıca melikşah öldükten sonra taht için ayaklanmışlığı da var ama konumuz orası değil.

melikşah'ın 20 yıllık hüküm süresi hep seferlerle geçer. zamanında selçuklular batıda akdeniz'e doğuda çin seddi'ne dayanmış geniş bir coğrafyada hükmetmekte, abbasi halifesiyle kız alıp vererek hilâfetin dünyevi yetkileri de fiilen melikşah'ça kullanılmakta, sultan da bu yetkilerle ortadoğu'da şii karmati ve fatımi devletlerine karşı abbasileri koruyup fırsattan istifade topraklarını genişletmektedir. nitekim yemen'e değin geniş seferler yapılır. vassal beyliklerden saltuklu beyliği'nin üstüne seferler düzenleyip onları zor durumda bırakan gürcü krallığına da seferler yapan melikşah, kuzeyde de fırtına gibi eser. güneyde yemen'e inmiş devletin hükümdarı, "buraya kadar geldik" dercesine karadeniz'den de bir avuç toprak alarak rey'deki aile mezarlığına serptirir. "burası ebediyen bizim" dercesine de kılıcını üç defa denize sokup çıkarır... doğu sınırında da uzun yıllar savaşılan gaznelilerle karahanlıların isyanları bastırılır, bölge güvence altına alınır.

şimdi buraya kadar güzel bir tablo çizdik. ancak 1090'larda işler pek iyi gitmemektedir, askeri değil siyasi sorunlar baş göstermiştir. öncelikle melikşah, kızı mahmelek'i verdiği halifenin kızına kötü davranması ve kızının çocuğunu alıp isfahan'a dönmesi üzerine halifeyle araları bozulur. hele ki halife hazretlerinin veliaht olarak kendi oğlunu (yani melikşah'ın torunu olan oğlu) tahta oturtmakla tehdit etmesi ipleri iyice gerer. en sonunda bağdat'a gelen sultan halifeyi tahttan indirir.

diğer taraftan melikşah'ın yıllardır yanında olan, devletin iki numaralığını başarıyla yerine getiren ve yedi sülalesine makam mevki dağıtan vezir nizamülmülk'le de arası bozulmuştur. nizamülmülk'ün rakibi olan tacülmülk de bu evrede güçlenmeye başlar. sultan, nizamülmülk'ü "dividini elinden sarığını başından alırım ha" diye tehdit eder, "benim dividim ve sarığım senin tacınla o derece alakalıdır ki, biri gitse öbürü de gider" gibi bir meydan okumayla karşılaşır. bu sırada da, huzuruna gelen bir ismaili fedaisi (yani o günlerde artık gücünün doruğuna çıkmış, yarı efsaneleşmiş intihar saldırılarıyla meşhur (gbkz: alamut) komutanı hasan sabbah'ın bir müridi) nizamülmülk'ü zehirli bıçakla öldürür. ama nizamülmülk çevresi suikasttan sultanı sorumlu tutarlar. zaten çok geçmeden, bağdat yakınlarında halifenin sürgüne gitmesini bekleyen melikşah zehirlenerek ölür (1092).

bir av partisine giden, dönüşünde zehirlenerek hayatını kaybedeni melikşah'a zehri kimin verdiği tartışmalıdır. halifenin adamlarından ismailîlere, tacülmülk'ün sırtını dayadığı cercei lannister kılıklı karısı terken hatun'a kadar (ki terken hatun çok kısa bir süre önce 4 yaşındaki kendi oğlu mahmud'u veliaht ilan ettirmişti ve bu durum, en büyük şehzade olan berkyaruk'u veliaht ilan ettirmek isteyen nizamülmülk'e tersti) birçok fail dönemin kroniklerinde ortaya atılmış. öyle ya da böyle, terken hatun'un oğlunu tahta oturtması ancak berkyaruk'un isyanı, derken tutuş'un işe karışması, sonuçta berkyaruk'un başta kalması ancak bu sefer de muhammed tapar isyanı, tam o teslim oldu derken berkyaruk ölünce muhammed tapar'ın tahta oturması derken taht kavgalarına ve imparatorluğun parçalanmasına giden bir süreç başlamıştır artık... belki de bu fetret devrini anlatmak dizinin imajına uymayacak diye, uyanış büyük selçuklu dizisinde melikşah öldükten sonra aniden bir önceki kuşağa (alparslan dönemi) döndüler.

bu entry osman gazi özgüdenli'nin selçuklular kitabında "zirve: melikşah (1072-1092) bölümünden faydalanarak yazılmıştır.
devamını gör...

yalnız bu ifade bana biraz abartılı gibi geldi
devamını gör...

4-5 sene tüm dünyayı gezip, üst üste 3 çocuk yapıp, farkı kapatırlar. gezdikleri de yanlarına kar kalır. gayet mantıklı bir karar.
devamını gör...

dışarıda kahvemi yudumluyorum.
devamını gör...

devamını gör...

yoruldun ağırlığımı taşımaktan
ellerimden yoruldun
gözlerimden gölgemden
sözlerim yangınlardı
kuyulardı sözlerim
bir gün gelecek ansızın gelecek bir gün
ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde uzaklaşan ayak izlerimin
ve hepsinden dayanılmazı
bu ağırlık olacak.
nazım hikmet

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

altından kalkılamayacak zekice cevaplar.

2-3 tane yazayım en beğendiklerimden.

***

neyzen tevfik askerde gizli gizli içki içmenin yolunu bulur: tuvalette içmektedir. komutan, içki yasak olduğunu halde neyzen'i sürekli içkili görünce dayanamayıp onu takip etmeye başlar. bakar ki neyzen gizli gizli, şüpheli hareketlerle tuvalete giriyor çıkıyor... sonunda komutan çat kapı dalar içeriye ve neyzen'i yakalar. neyzen, hayatında cevap veremediği tek ayarı orada yediğini söyler. şöyle der komutan çünkü:
"buldun mezeyi, içersin tabii!.."

***

ressam picasso, guernica adlı tablosunda almanya ve italya'nın da parmağı olan iç savaşı anlatmıştır. tabloda acı çeken bir sürü insan tasvir edilmiştir. günün birinde alman bir general tabloyu gördüğünde ona "bunu siz mi yaptınız?" diye sorar. picasso'nun cevabı tokat gibidir: "hayır efendim. siz yaptınız."

***

aşağıdakinin doğruluğundan emin değilim ama yazayım yine de.

turgut özal, erdal inönü ile havaalanında karşılaşır ve ''erdal bey, sizi gören ülkede kıtlık var sanır.'' der. erdal inönü cevap verir: ''sizi gören de ülkedeki kıtlığın nedenini anlar.''
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim