2 nisan 2022 ramazan ayının ilk dayağının atılması
kaynak
ramazan ayının ilk dayağı tahminlerin aksine edirne'den gelmiş. yalnız bu sefer tepki gösteren kişi dayağı yemiş.
bir lokanta sahibine “ramazan ayında dükkan açılmaz” diye tepki gösteren bir şahıs lokanta sahibi tarafından dövülmüş.
ramazan ayının ilk dayağı tahminlerin aksine edirne'den gelmiş. yalnız bu sefer tepki gösteren kişi dayağı yemiş.
bir lokanta sahibine “ramazan ayında dükkan açılmaz” diye tepki gösteren bir şahıs lokanta sahibi tarafından dövülmüş.
devamını gör...
kızın başörtü takmak istememesi
dinsizim, biliyorlar inançsız olduğumu yine de izin vermiyorlar başımı açmama...
onlara göre hoca hanım kızları ele güne karşı başını açamaz.
götürmedikleri cami ve tarikat hocası, müftü kalmadı. ben bıktım münazaralarda kelli felli hocalarla münakaşa etmekten. onlar hala aynı, zorlamaktan bir türlü bıkmadılar.
onlara göre hoca hanım kızları ele güne karşı başını açamaz.
götürmedikleri cami ve tarikat hocası, müftü kalmadı. ben bıktım münazaralarda kelli felli hocalarla münakaşa etmekten. onlar hala aynı, zorlamaktan bir türlü bıkmadılar.
devamını gör...
bilimsel teori
olabilirliği kanıtlanmış, deney ve gözlemler yapılarak farklı şekillerde test edilen, bilimsel metod sayesinde elde edilen bilgiler ışığında yaşamın ve doğanın bazı gizlerinin açıklamasıdır. bütün bilimsel teoriler tümevarımsaldır. teorinin gücü, sonuçlandırabildiği durumların çeşitliliği, kavranabilirliği ve kolaylığı ile alakalıdır.
devamını gör...
piercing
sorulara sebebiyet veren taki. daha cok kucuk yastaki dostlar tarafindan merak ediliyor. aciyor mu? hayir. deldirirken de acimiyor. rahatsiz ediyor mu? hayir. 1 ay icinde onun oradaki varligini bile unutuyorsun. elin takiliyor mu? hayir takilmiyor. bakimi zor oluyor mu? hayir, cikar temizle geri tak bu kadar. en cok gulduren soruya geliyorum, dudaktaki icin: yemek akiyor mu? hayir, akmiyor. baca gibi bir delik degil sonucta. agiz icindeki icin en uyuz oldugum soru: kimse gormuyor, neden oraya yaptirdin? mesele kimsenin gormesi degil. piercinge bagimliligi olan bilir, o metali agzin icinde hissetmek iyi hissettiriyor. sirta, bele dovme yaptirmaktan bir farki yok. herkes gormuyor, sende gormuyorsun ama onun oradaki varligi seni iyi hissettiriyor.
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
devamını gör...
ekim'de maskelere veda edeceğiz iddiası
maskelere veda edene kadar inanmayacağım iddiadır.
veda ettikten sonra bile bir süre inanmayabilirim.
veda ettikten sonra bile bir süre inanmayabilirim.
devamını gör...
kabak tatlısı
balkabağı ile yapılan tatlıdır. genelde üstüne tahin ve dövülmüş fındık kullanılır. sevdiğim bir tatlıdır, güzel yapılırsa yerim.
devamını gör...
platonik aşk
“haberin yok ölüyorum” dedirtir.
devamını gör...
mehmet faraç
bir dönem serdar arseven ile tartışmaları oldukça keyifli geçen 1965 doğumlu gazeteci. sert ve dobra biri olması, ayrıca çabucak sinirlenmesiyle arseven'i her zaman bunaltırdı. rivayete göre reklam aralarında yumruk yumruğa dalarmış da. doğru olabilir*. ama arseven hakkında yaptığı "sadece soyadında ar olan yaratık" yorumu nasıl tutmamış anlayamadım.
has urfalıdır, hem de o eyvanlı büyük konaklarda değil, ibrahim tatlıses gibi ovada, gölgede 40 derece kötüler mahallesinde doğup büyümüştür. babası ve tüm ailesi kaçakçılıkla geçinirken o sanat okulunda okumuş, üniversiteye gidemese de muhabirliğe girmiştir. cumhuriyet gazetesine bölgeden geçtiği haberlerle, özellikle 90'larda ulusal medyanın da gündemine giren urfa'daki kadın cinayetlerini derlediği töre kıskacında kadın kitabı ve pkk'yla hizbullah örgütleri hakkındaki araştırmalarıyla meşhur olur, gazete onu istanbul merkeze getirir.
2010'da cumhuriyet gazetesinden atılan faraç, bunu gurur meselesi yaptı. dönemin yöneticileri olan orhan erinç ve hikmet çetinkaya gibi insanları sık sık "kubilay'dan bahsettim diye beni sansürlediler" diye eleştirdi. ne zaman ağzını açsa eleştirlerine "onların döneminde cumhuriyet ilhan selçuk çizgisinden saptı radikal'e benzedi" diye devam ederdi. daha sonra aydınlık gazetesinde yazıp oradan da ayrıldığı halde orası hakkında çok ağır şeyler yazmaması ilginç. cumhuriyet yönetimi o günlerde faraç için "chp'deki önder sav kliğinden olduğu (ki pm üyeliği de yapmıştı, 10 yıldır cumhuriyet yönetimi kadar kemal kılıçdaroğlu'nu da "tesev'cileri getirdi" diye eleştirir) ve sürekli klik propagandası yaptığı için gönderdik" demişti. daha sonra da "bir kadın muhabire tacizde bulundu, saçından sürükleyip dövdü" falan dediler. ikinci söylem, çabuk sinirlenen agresif halini bilenler için (mesela ben) şaşırtıcı olmaz da, sürekli gazeteyi suçlayan bir kişiye kimsenin inanmadığı "siyasi parti propagandası" yerine baştan bunu söyleyip ciddiye alınmasını en başından engellemek dururken neden 8 yıl beklediler, bilemeyeceğim. doğru olup olmadığı konusunda da kesin yorum yapamıyorum... ama mehmet faraç'ın iddiaları en sonunda büyüdü büyüdü ve 2016'da açılan cumhuriyet davası'nda iddianamenin başlıca ayaklarından biri oldu. ha sonra gazeteden orhan erinç grubu tasfiye edilse de yeni yönetim de faraç'ı geri getirmedi o ayrı. halen yeniçağ'da yazıyor.
bonus: serdar arseven'le tartışmaları
2 yıl sonra bir diğer tartışmaları
ikinci videonun devamı
has urfalıdır, hem de o eyvanlı büyük konaklarda değil, ibrahim tatlıses gibi ovada, gölgede 40 derece kötüler mahallesinde doğup büyümüştür. babası ve tüm ailesi kaçakçılıkla geçinirken o sanat okulunda okumuş, üniversiteye gidemese de muhabirliğe girmiştir. cumhuriyet gazetesine bölgeden geçtiği haberlerle, özellikle 90'larda ulusal medyanın da gündemine giren urfa'daki kadın cinayetlerini derlediği töre kıskacında kadın kitabı ve pkk'yla hizbullah örgütleri hakkındaki araştırmalarıyla meşhur olur, gazete onu istanbul merkeze getirir.
2010'da cumhuriyet gazetesinden atılan faraç, bunu gurur meselesi yaptı. dönemin yöneticileri olan orhan erinç ve hikmet çetinkaya gibi insanları sık sık "kubilay'dan bahsettim diye beni sansürlediler" diye eleştirdi. ne zaman ağzını açsa eleştirlerine "onların döneminde cumhuriyet ilhan selçuk çizgisinden saptı radikal'e benzedi" diye devam ederdi. daha sonra aydınlık gazetesinde yazıp oradan da ayrıldığı halde orası hakkında çok ağır şeyler yazmaması ilginç. cumhuriyet yönetimi o günlerde faraç için "chp'deki önder sav kliğinden olduğu (ki pm üyeliği de yapmıştı, 10 yıldır cumhuriyet yönetimi kadar kemal kılıçdaroğlu'nu da "tesev'cileri getirdi" diye eleştirir) ve sürekli klik propagandası yaptığı için gönderdik" demişti. daha sonra da "bir kadın muhabire tacizde bulundu, saçından sürükleyip dövdü" falan dediler. ikinci söylem, çabuk sinirlenen agresif halini bilenler için (mesela ben) şaşırtıcı olmaz da, sürekli gazeteyi suçlayan bir kişiye kimsenin inanmadığı "siyasi parti propagandası" yerine baştan bunu söyleyip ciddiye alınmasını en başından engellemek dururken neden 8 yıl beklediler, bilemeyeceğim. doğru olup olmadığı konusunda da kesin yorum yapamıyorum... ama mehmet faraç'ın iddiaları en sonunda büyüdü büyüdü ve 2016'da açılan cumhuriyet davası'nda iddianamenin başlıca ayaklarından biri oldu. ha sonra gazeteden orhan erinç grubu tasfiye edilse de yeni yönetim de faraç'ı geri getirmedi o ayrı. halen yeniçağ'da yazıyor.
bonus: serdar arseven'le tartışmaları
2 yıl sonra bir diğer tartışmaları
ikinci videonun devamı
devamını gör...
milan'ın milan olduğu yıllar
shevchenko'nun olduğu yıllardır.
benim de tribünden izlediğim maçta, shevchenko 4 tane atmıştı bize.
servet çetin'i bir sağa bir sola yatırıp mahvetmişti bizi.
baktık yapacak bir şey yok, artık dursun eşşolusu diye kalktık ayağa alkışladık herifi.
benim de tribünden izlediğim maçta, shevchenko 4 tane atmıştı bize.
servet çetin'i bir sağa bir sola yatırıp mahvetmişti bizi.
baktık yapacak bir şey yok, artık dursun eşşolusu diye kalktık ayağa alkışladık herifi.
devamını gör...
kaza masrafını ödeyemem deyip kafaya sıkmak
adam artık ne kadar kötü durumdaysa dayanamamış intihar etmiş. yazık gerçekten yazık. bir taraftan bir araba parasına çanta alanlar bir taraftan parasızlıktan intihar edenler. dünya gerçekten de çok adaletsiz.
devamını gör...
el âlem ne der
"elalem değil elli âlem de konuşsa, ben kendimden eminsem, el alkışlar, âlem izler."
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
devamını gör...
ince belli kadın
allah sahibime bağışlamıyo arkadaşlar.. belim yine bana kalıyor... çay bardağı da değilim bu arada..
devamını gör...
suskunlar
ihsan oktay anar'ın 2007 yılında iletişim yayınlarından yayınlanan romanıdır.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
devamını gör...
evlenmenin artıları ve eksileri
baba olmak en güzel artısı. açıkçası dünyada bundan daha güzel bir his olacağını tahmin etmiyorum. korumam altında olan şeylere fazlaca hassasiyetim olduğundan böyle bir hissiyatin zuhur ettiğini hissediyorum.
ikincisi, kendine ait ailen olması hissiyatı. kendine ait klanın var lan. bundan daha havalı ne olabilir ki.
üçüncüsü ise huyu huyuna ve de suyuna bir kişi bulduğun zaman ki gelecek olan tamamlanmış hissiyatı.
eksileri yine kendi adıma, şahsi uğraşlarıma ayırdığım vaktin azalması.
sorumluluk kısmı vs bunlar dert değil. zevkle yapılır yeter ki money money money.. sorumluluktan kaçan adamı açıkçası ben yanıma işçi diye bile almam, bu tarz insanlardan hiç bir yönden hayır gelmez, sadece zarara sokar.
bu kadar evlat.
ikincisi, kendine ait ailen olması hissiyatı. kendine ait klanın var lan. bundan daha havalı ne olabilir ki.
üçüncüsü ise huyu huyuna ve de suyuna bir kişi bulduğun zaman ki gelecek olan tamamlanmış hissiyatı.
eksileri yine kendi adıma, şahsi uğraşlarıma ayırdığım vaktin azalması.
sorumluluk kısmı vs bunlar dert değil. zevkle yapılır yeter ki money money money.. sorumluluktan kaçan adamı açıkçası ben yanıma işçi diye bile almam, bu tarz insanlardan hiç bir yönden hayır gelmez, sadece zarara sokar.
bu kadar evlat.
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
kendimce takip ettiğim, tanımlarını ilgi ile okuduğum yazarlar tarafından beğeni almak hoşuma gittiğinden dolayı yaptığımdır.
devamını gör...
uludağ sözlük
son zamanlarda bozdu denilen fakat sözlük ortamlarına ilk girişimi yaptığım 2014 dolaylarında da bir bok olmayan mecra.
o zaman bile içi nefret dolu ahmak insanlarla doluydu. iyi yazar sayısı bir elin parmaklarını geçmedi hiçbir zaman. artık daha büyük ve sözde daha kurumsal olduğundan mıdır, ekşi bile masum kalıyor yanında.
o zaman bile içi nefret dolu ahmak insanlarla doluydu. iyi yazar sayısı bir elin parmaklarını geçmedi hiçbir zaman. artık daha büyük ve sözde daha kurumsal olduğundan mıdır, ekşi bile masum kalıyor yanında.
devamını gör...


