şöyle bir hikayesi de var;

osmanlı zamanında iki asker, papaza not ulaştırmak için yunan adalarından birine giderler.
papazın evine gelir kapıyı çalarlar, papazın karısı kapıyı açar.
papaza not getirdiklerini ve kendisiyle görüşmel istediklerini belirtirler.
karısı; papazın o an müsait olmadığını, içerde bir toplantıda olduğunu ama isterlerse bahçede bekleyebileceklerini söyler.
askerler bahçeye geçer ve papazın karısıyla, havadan sudan sohbet etmeye başlarlar. sonra kadına adını sorarlar.

kadın; yerdeki bir çiçeği gösterek "papaz’ın karısının ismi ile şu gördüğünüz çiçeğin ismi aynıdır" der.

yunanca "papadia", papaz’ın karısı anlamındadır. askerler ise olayı tersinden okurlar ve yerdeki çiçeğin isminin, papaz’ın karısı anlamında kullanılan "papadia" olduğunu düşünürler ve gülerler.

oysa kadın, kendi isminin "marguerita" olduğunu vurgulamak istemektedir. neredeyse bütün batı dillerinde "marguerita" olarak bilinen bizim «papadia» o gün bugündür, "papatya" olarak dilimizde hayatını sürdürmektedir.
devamını gör...

bugünkü 'çifte standart' yapılması ile ilgili başlıkta üslubunu yersiz bulduğum, sözlüğün kurucusu beyefendi. kurumsal davranması gerekirdi diye düşünüyorum.* onun dışında her yazdığımda bana gayet kibar cevaplar vermişti. hatasız kul olmaz, yanlış üslubunu kabul ederek gönüllerimizi yeniden fethedeceğini umuyorum.

edit: yine gönülleri fethettin yoldaş.
devamını gör...

ihsan oktay anar türk yazar. kendileri lisans yüksek lisans ve doktorasını ege üniversitesi felsefe bölümünde tamamlamıştır sonra ege üniversitesinde öğretim görevlisi olmuştur . 2009 yılında erdal öz edebiyat ödülüne layık görülmüştür. kendisinin yayınlanan 7 kitabı vardır . kalemi eşi benzeri görülmemiş şekilde farklıdır (abartmıyorum okuyan ne dediğimi anlar ) okuması zordur uzun ihsan efendiyi bir sürü bilmediğimiz kelimelerle karşılaşırız okurken zevkli tarafı odur aslında ihsan hoca kendini bize göstermek için biraz çabalamamızı istiyor . ilk kitabı puslu kıtalar atlası 1995 yılında çıktı ve büyük bir ilgiyle okundu hala okunmaya devam ediyor . kendisi postmodernist bir yazardır . kitaplarında kendince oluşturduğu bir dil vardır ( tolkien gibi ) . kendisi çok ilginç gizemli bir insandır kafasında ayrı bir dünyası var büyük ihtimalle . istanbula sadece 3 kere gitmiştir mesela ama istanbulu onun kadar güzel yazan birini okumamıştım . kitaplarını eşine armağan eder onun beğenisi okuyucudan daha önemlidir . ilginç kişiliği o kadar ilginçtir ki söyleşilerde ropörtajlarda pek bulunmaz hatta hiç bulunmaz. aylar önce tesadüfen bir sokak ropörtajına denk gelmiştir okuyanlarda uzun ihsan efendiyi görmek büyük bir tebessüme yol açmıştır . kitapları
puslu kıtalar atlası
amat
suskunlar
kitab-ül hiyel
yedinci gün
efrasiyabın hikayeleri
galiz kahraman
sıralama rastgele yapılmıştır okuyana tavsiye verecek olursam puslu kıtalar atlası kitabından başlamalarını öneririm . okuması zor biridir ihsan oktay anar ama okuduğunuz zaman ne kadar muhteşem bir dünyaya girdiğinizi anlayacaksınız. benim ihsan oktay anarla tanışmam puslu kıtalar atlasının girişiyle oldu belki sizinde öyle olur diye o girişi yazacağım buraya" ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki, kun-ı kâinattan 7079, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı." ihsan oktay anar okuyan bir insanla karşılaşmak dileğiyle veya umarım birisi onu sözlük sayesinde tanır ve okumaya başlar sevgiler saygılar .
devamını gör...

yahu sen sözlüksün, sanane kim kime bakmış dediğim yeni özellik :)) hayır yani niye getirirsin böyle bir özellik? amaç ne? çöpçatanlık?

~merhaba. az önce online listesinde beni gözlemişsiniz. tanışalım mı?

yahut yazarları birbirine düşürmeyi istemek?

~hayırdır kardeşim, cırt pırt bildirimin geliyo. beni niye gözleyip duruyon sen. bi sorun mu var?

belki de bazı yazarlara biraz da bu şekilde ego tatmini yaşatma düşüncesiyle getirilmiştir, kimbilir.

~oh oh maşallah, şu bildirimlere bak, yine bugün iyi gözlenmişim haa.

peki bir adım sonrası ne bunun? online listesinde, bir tıkla istediğimiz bir yazarın kamerasına bağlanıp bizzat yazarın kendisini gözleme özelliği mi?

neyse, umarım torku şişe bira gibi bir olaydır da bu, tüm yazılanlar espri niteliğinde kalır ne diyeyim:))
devamını gör...

doku kültürü (invitro) tekniği , laboratuvarlarda steril(mikropsuz) koşullarda bir bitkiden alınan doku parçasından kültür ortamında yeni bir bitki veya bitkiler üretilmesidir.

doku kültürünün amacı, bitkilerin hızlı çoğaltılması(mikroçoğaltım), hastalıksız bitki elde etmek ve bitkiyi uzun süre muhafaza etmektir.
meyve - sebze fidancılığı ve süs bitkisi yetiştiriliciğinde doku kültürü mikroçoğaltım tekniği çok önemlidir.


doku kültürü ya da mikroçoğaltımın temeli hücre teorisini tanımlayan schleiden (1838) ve schwann’ın (1839) çalışmaları sonucu totipotensi (çok hücreli bir organizmanın her canlı hücresinin uygun koşullar sağlanırsa bağımsız olarak gelişme kapasitesine sahip olması) kavramının anlaşılmasıyla başlamıştır. başarısız sonuçlar alınsa da, bitkilerin in vitro kültürünü ilk defa haberlandt (1902) tarafından eichhornia crassipes(su sümbülü) bitkisinin izole edilmiş yaprak hücrelerinde çalışmıştır.

in vitro ortamda bitki üretim konsepti ise, knudson (1920) tarafından orkide tohumlarının çimlendirilmesi ve kültürü ile ortaya çıkmıştır. mikroçoğaltma ilk defa cornell universitesi botanikçilerinden frederick campion steward tarafından 1950’li yıllarda özellikle havuç bitkisinin tek hücresinden itibaren bitkilerin üretilebileceğini keşfetmesiyle başlamıştır. hastalıkların eliminasyonu için morel ve martin (1952) meristem ucu kültürlerini kullanarak ticari mikroçoğaltma çalışmalarını başlatmıştır. 1970’li yıllarda kaliforniya üniversitesinden dr. toshio murashige ve dr. skoog’un ms adıyla bilinen kültür besi ortamını geliştirmesiyle ticari olarak bitkilerin mikroçoğaltımı yapılmaya başlanmıştır.
elif subaşı




(bkz: aronya)

doku kültürü ile ürettiğimiz aronya meyvesi üretme aşamaları
devamını gör...

son zamanlarda özellikle ergenlik çağındaki kişilerin kendilerini tanımlarken kullandıkları kelime.
devamını gör...

bence bu soruyu soran arkadaşın genel aile terbiyesine, eğitim düzeyine ve kültürüne bakmak gerekiyor.

cinsiyetçiliği hoş karşılayabilen bir yapım aşırı feminist bir kadın olmamdan kaynaklı yoktur.

ben bir kadının neden sözlük yazarını olduğunu değil ama senin gibi insanların bu ülkeye ne faydası olduğunu sorgularım işte.

çünkü sizin kesiminizin varlığı bu ülkeyi ileri götürebilseydi , medyada her gün bir cinayet/ istismar / şiddet haberi görmezdik.

demek ki sorgulanması gereken sizsiniz.
bununla ilgili bir başlık açman daha iyi bir strateji olur.
devamını gör...

sol testisin saatin tersi yönünde sağ testisin saat yönünde dönmesi sonucu oluşur.
testis kan akımının strangülasyonu nedeniyle 3-4 saatte testiküler atrofi gelişebilir.
testis şiş ve hassastır.akut epididimit ile karışabilir.
akut epididimitte testis eleve edildiğinde ağrı azalabilirken spermatik kord torsiyonunda ağrı azalmaz.
doppler usg ile kan akımının olup olmadığı gösterilmelidir.
devamını gör...

fikirlerimden dolayı toplum tarafından linç edilerek öldürülmeyi çok havalı bulurdum bir zamanlar ama şimdi vito corleone gibi yeterince ihtiyarladıktan sonra portakal bahçesinde torunumla oynarken küçük bir heart attackla tahtalıköye yol alabilirim gibi.
devamını gör...

kaçak çay sevenlerin artı butonuna çökmesini istediğim başlıktır.
düzenleme: kimse kaçak çay sevmiyormuş iyi geceler sayın yazarlar. hepiniz gurmesiniz hepiniz ingiliz çayı içiyorsunuz kafanıza tüküreyim.
devamını gör...

zeytin ağacını seviyorum ben de. sanki bir bilgeymiş gibi geliyor bana.
devamını gör...

hayatımda hiç sigara içmedim.
kokusundan nefret ederim, içilen ortamda bile bulunamam. ama bazen hangi ruh halime denk geliyor bilmiyorum anlık can çekmesi oluyor.
o an elime tutuştursalar redderim ama yine de hem tadını bilmeyip hem konusundan tiksinip hem de canının çekmesi garip bir çelişki.
devamını gör...

benim için çok fazlaydı, önce chat sonra forum sitelerine denk geldik. chat, her yerden insanla sosyalleşmemizi, konuşmamızı sağladı en başlarda ama forum siteleri uçurdu, çünkü her soruya, soruna cevap ve çözüm aranıyor ve de bulunuyordu, bilgiler de cabası. acayip bir koalleşme ortamı.

güncele gelirsek bence sebebi internet değil, aile. sanalda sevmediğiniz tipte ve türde olan herkes zaten reel hayatta da çekilmez. veya rol yapıyorlarsa da, tamamlanmamış, hiç kendine katmamış, hayatta hiçbir şey olamamış tipler.

aile saygısı, ilgisi, sevmemesi almamanın yanında kendini açmamamış olmanın getirdiği asosyallik, kapalılık, olduğu ile olmak istediği kişi arasındaki uçurumda narsizme tutunmaya çalışırken sosyopat olup kalması.

yeni gençlerde de olmayan şey, nerede duracağını bilememek, bunu sana aile öğretemeyince, okulda da üniforma ve katı kurallar olmayınca, üstüne ülkede adalet de olmayınca, kimse veremiyor haddini bu tiplerin. duracağı yerleri bilmiyorlar.

ama internet değil mevzu, internet sadece insanların sanaldan da olsa kendini bir yere açmaya çalışma ve var olma çabası. karakter oluşumunda en önemli etken ailedir, gerisini kimse sorgulamasın. çocuğun 18 senelik hayatından da hatalarından da dolaylı olarak ailesi sorumludur.
devamını gör...

biz burada bir aileyiz. (maaşın bir kısmını elden veren patron cümlesi)
devamını gör...

cilveleşmekten kasıt tam olarak ne bilmiyorum ama çocuklarınızın sizi kavga ederken, birbirinize bağırırken görmek yerine, birbirinizi öptüğünüzü, birbirinize sarıldığınızı görmeyi yeğlediklerinden eminim. tabii çok da abartmamak lazım.
devamını gör...

türkiye stansartlarında bu başlık için oksijen cevabını verebiliriz ama o da şimdilik .
devamını gör...

abi ben mum dökmüştüm, mum mum. keşke adımı yazmasaydım abiminkiyle değiştirirdim.
devamını gör...

türk dil kurumuna göre ''eğitim bilimci, eğitimci'' anlamlarına gelmektedir. çocuk psikoloğu ile karıştırılmaması gerekir. pedagoglar çocukların psikolojik ve zihinsel gelişimlerini takip ederken aynı zamanda çocuk yetiştirmekle ilgili konularda ebeveynlere de yardımcı olup onlara yol gösterebilir.
devamını gör...

bakımı, şekil verilmesi zor saçtır. yıkadıktan bir üste sonra bonus olarak gezersiniz. aceleniz varsa çıldırtır. *
devamını gör...

kimse kimsenin kutsalına karışmamalı.
olay aslında bu kadar basit.
yurtdışına gittiğimizde karşılaştığımız ters tepkiler o kadar zorumuza gitmiyor.
ama aynı yerde yaşadığımız, yeri geldiğinde lokmamızı paylaştığımız, paylaşmaktan da asla imtina etmediğimiz insanlar böyle tepki verince gücümüze gidiyor.
saygılarımla...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim