her gün içsem bıkmam içecekleri
devamını gör...
minimal yaşam tarzı
fazlalıklarla zihninizi meşgul etmeyen, dengeli ruh durumuna katkı sağladığını düşündüğüm ve sevdiğim bir yaşam tarzı.
devamını gör...
güne normal sözlük’ten gelen artı oy bildirimi ile başlamak
ufak bir şey de olsa insanı gülümseten durum.
rekor 146'ydı. bir daha görebileceğimi sanmıyorum o sayıyı.
oy verenlerin ellerine sağlık.
rekor 146'ydı. bir daha görebileceğimi sanmıyorum o sayıyı.
oy verenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...
3 şubat 2021 melih bulu'nun istifa açıklaması
başlığı okuyunca heyecanlanmıştım (istifa etmiş gibi algılayan bir tek ben değilimdir umarım.), içeriği okuyunca üzdü.
bir gece sosyal medyadan beklediğim açıklamalardır (hayali bile güzel be!). inadına istifa etmeyeceğini düşünüyorum. göklerden gelen bir emir var sonuçta.
bir gece sosyal medyadan beklediğim açıklamalardır (hayali bile güzel be!). inadına istifa etmeyeceğini düşünüyorum. göklerden gelen bir emir var sonuçta.
devamını gör...
süper zeka
nick bostrom'un bir kitabı. superintelligence seviyesine erişmiş bir yapay zekanın yapabilecekleri, böyle bir zeka nasıl kontrol edilebilir, böyle bir zekaya nasıl değerler atanabilir vb. konularını tartışıyor. fakat bu superintelligence tartışması bana teolojik bir tartışma gibi geliyor. meselenin konusu, üzerine tartışılan özne hayali bir özne; önce hayali bir özne tanımlanıyor –sonsuz bir zekaya sahip (her şeyi bilen), internet üzerinden her şeyi kontrol edebilen (kadir-i mutlak)– sonra bunun üzerine bir araba dolusu laf ediliyor. bostrom'un, ilk başta böyle bir zekanın neden ortaya çıkacağını ikna edici bir biçimde açıklayamadığını söylemem gerekir. genel zeka seviyesine ulaşmış bir yapay zeka sürekli olarak kendisinden bir tık daha zeki bir yapay zeka ortaya çıkarırsa ve bu işlem, çok kısa bir zaman içinde sürekli olarak tekrarlanan bir süreç ile, sonunda patlama noktasına ulaşıp bir superintelligence ortaya çıkmasına sebep olursa. bu koşulların hepsi, aslında somut olarak tanımlanmamış hayali süreçler ve öznelerden ibaret: genel zeka, kendisinden daha zeki yeni bir zeka oluşturmak, süper zeka.
devamını gör...
kafakirankopek
#1146820 evett yolumuzdan çıkardı bizi. uzun zamandır da takipteyim geri de dönemiyorum.*

takip öncesinde de böyle bir uyarı çıkartıyor sistem. resmen tehdit ediliyoruz korktuk mu peki hayır tabii ki de.
çılgın karikatürleri, hi hi hi leri ilk kendisinden gördük e biraz fırlamadır. sözlüğün eskileri heyeti kurulursa oraletini alıp oturur okey masasına. okey taşı çalıp hi hi hi diyebilir her an.

takip öncesinde de böyle bir uyarı çıkartıyor sistem. resmen tehdit ediliyoruz korktuk mu peki hayır tabii ki de.
çılgın karikatürleri, hi hi hi leri ilk kendisinden gördük e biraz fırlamadır. sözlüğün eskileri heyeti kurulursa oraletini alıp oturur okey masasına. okey taşı çalıp hi hi hi diyebilir her an.
devamını gör...
disleksi
annem de, kardeşlerim de ve bende de olan özel öğrenme güçlüğü dediğimiz kavram.
4 çeşittir:
disleksi (okuma güçlüğü)
disgrafi (yazma güçlüğü)
diskalkuli (matematik güçlüğü)
dispraksi (motor kordinasyon güçlüğü)
görsel, sözel, işitsel becerilerde sıkıntı yaşarlar.
-çocuklukta belirtiler:
-gecikmiş konuşma
-sağ-sol kavramında sorun
-ay, hafta,yıl gibi sıralı bilgileri öğrenmede zorluk
-unutkanlık
-zaman kavramının iyi olmaması
-odaklanamama
-dört işlemde zorlanma
-çok basamaklı sayıları okumada zorlanma
-rakam karıştırma (6-9) (4-7)
-ayakkabı bağcıklarını bağlamada zorlanma
-harf-hece atlatma
-harf karıştırma (b-d-p)
yetişkinlikte disleksi belirtileri:
-haritayı anlamada zorluk
-düşük hızda okuma
-okuduğu kitabın tam bitirmeden değiştirme
-kompozisyon yazmakta zorluk
-dağınık not tutma
-yönleri (kuzen -güney-doğu -batı) karıştırma
-alt yazılı filmleri izlemekte zorlanma
-zaman kavramında problem(randevulara hep gecikmek)
gibi sıralanabilir.
4 çeşittir:
disleksi (okuma güçlüğü)
disgrafi (yazma güçlüğü)
diskalkuli (matematik güçlüğü)
dispraksi (motor kordinasyon güçlüğü)
görsel, sözel, işitsel becerilerde sıkıntı yaşarlar.
-çocuklukta belirtiler:
-gecikmiş konuşma
-sağ-sol kavramında sorun
-ay, hafta,yıl gibi sıralı bilgileri öğrenmede zorluk
-unutkanlık
-zaman kavramının iyi olmaması
-odaklanamama
-dört işlemde zorlanma
-çok basamaklı sayıları okumada zorlanma
-rakam karıştırma (6-9) (4-7)
-ayakkabı bağcıklarını bağlamada zorlanma
-harf-hece atlatma
-harf karıştırma (b-d-p)
yetişkinlikte disleksi belirtileri:
-haritayı anlamada zorluk
-düşük hızda okuma
-okuduğu kitabın tam bitirmeden değiştirme
-kompozisyon yazmakta zorluk
-dağınık not tutma
-yönleri (kuzen -güney-doğu -batı) karıştırma
-alt yazılı filmleri izlemekte zorlanma
-zaman kavramında problem(randevulara hep gecikmek)
gibi sıralanabilir.
devamını gör...
konusu açıldığında strese sokan şeyler
sınav.
kaç kilo olduğum.
dini ve siyasi görüşüm.
türkiye.
kaç kilo olduğum.
dini ve siyasi görüşüm.
türkiye.
devamını gör...
h.p. lovecraft
kozmik korkunun babası ve kendisinden sonraki pek çok korku yazarını etkilemiş dahi/deha yazar. popüler kültür içerisinde müzikten tutun video oyunlarına kadar kendisine yer bulmuş ve ilham vermiştir h.p lovecraft ve eserleri. onu bu denli eşsiz kılan şeylerden birisi de kendine has biçemidir. ağdalı dili, bilimsel ve yalın bir dil ile buluşturan bir yazardır. öyle ki, sayfalarca çok basit bir şeyi betimlediğine şahit olabilirsiniz. çevirmenlik öğrencisi olarak şahsi fikrimi de eklemek istiyorum; hakkını vererek çevirmesi gerçekten zor. buna ek olarak, kitaplarında kozmik varlıkların neye benzediğini hiçbir zaman tam olarak açıklamaz. her okuyucu, kendi korkusunu kendisi yaratır. her okuyucu, kendine has bir deneyim yaşar. lovecraft'ın eserleri ve evreni, birçok kez sinemalara da taşınmak istenmiştir, görece başarılı olan bazı yapımlar olsa da kozmik korkunun belirsizliği nedeniyle aktarılması çok zor olmuştur. lovecraft hayranı olarak, siz değerli yazar arkadaşlarıma da eser önerisinde bulunmak istiyorum. "deliliğin dağlarında", "cthulhu'nun çağrısı", "uyku duvarının ardında" şiddetle önermekteyim. son olarak;
ph'nglui mglw'nafh cthulhu r'lyeh wgah'nagl fhtagn.
ph'nglui mglw'nafh cthulhu r'lyeh wgah'nagl fhtagn.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
üniversitede ailemin beni yurda bırakıp gittikleri an. hem büyüdüğümü hem de artık hayatım boyunca yalnız ayakta kalmam gerektiğini anladığım acı verici anlardan biriydi.
devamını gör...
double dip
günlük konuşma dilinde “haksız kazanç elde etmek, başkasının hakkına el uzatmak” anlamına gelen bir sözdür. bu sembolik bir anlamdır. gerçek anlamında kullanıldığında ise “ çift daldırmak” ya da “ çift bandırmak” anlamına gelebilir. ben tanımımda ikinci anlamı üzerinde duracağım.
bu terimle ilk karşılaşmam hala devam etmekte olan friends ile how i met your mother dizilerinden hangisinin daha iyi olduğu tartışmalarının bu tartışmalara girmeyecek kadar açık galibi olan seinfeld’in bir bölümünde oldu.
hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum ama açık büfe olan bir toplantıda jason alexander’ın canlandırdığı george costanza karakteri büfeye gider, eline bir cips alır ve sosa daldırır. daha sonra ağzına götürüp bir ısırık aldığı cipsi ikinci kez sosa daldırınca yanında bekleyen şahıs tepki gösterir. ve you double dipped der ancak george tam olarak anlamaz ne olduğunu.
bunun üzerine adam şöyle bir açıklama yapar: cipsi sosa bandın ve ısırdın, sonra yeniden sos bandın. bu ağzını kaseye sokmak gibi bir şeydir.
anlatmak istediğim şudur ki eğer böyle bir durumda kendinizi bulursanız george gibi olmayın. sosa bandırdığınız cipsi tek seferde yemeye çalışın.
(bkz: adab-ı muaşeret 101)
bu terimle ilk karşılaşmam hala devam etmekte olan friends ile how i met your mother dizilerinden hangisinin daha iyi olduğu tartışmalarının bu tartışmalara girmeyecek kadar açık galibi olan seinfeld’in bir bölümünde oldu.
hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum ama açık büfe olan bir toplantıda jason alexander’ın canlandırdığı george costanza karakteri büfeye gider, eline bir cips alır ve sosa daldırır. daha sonra ağzına götürüp bir ısırık aldığı cipsi ikinci kez sosa daldırınca yanında bekleyen şahıs tepki gösterir. ve you double dipped der ancak george tam olarak anlamaz ne olduğunu.
bunun üzerine adam şöyle bir açıklama yapar: cipsi sosa bandın ve ısırdın, sonra yeniden sos bandın. bu ağzını kaseye sokmak gibi bir şeydir.
anlatmak istediğim şudur ki eğer böyle bir durumda kendinizi bulursanız george gibi olmayın. sosa bandırdığınız cipsi tek seferde yemeye çalışın.
(bkz: adab-ı muaşeret 101)
devamını gör...
charles dickens
charles dickens, belirli koşullar sağlanmadığı sürece üretken olamıyordu. öncelikle mutlak sessizliğe ihtiyaç duyuyordu; evlerinden birinde, sesin içeri girmesini önlemek için çalışma odasına fazladan bir kapı takılması gerekmişti. çalışma odasının da titizlikle düzenlenmesi gerekiyordu. yazı masası bir oencerenin önünde yer almalı, üzerine kaz tüyü kalemler mavi mürekkepten oluşan yazı gereçlerinin yanı sıra birkaç süs eşyası yerleştirilmeliydi: taze çiçeklerle dolu küçük bir vazo, büyük bir mektup açacağı, üzerinde tavşan oturan altın yaldızlı bir yaprak ve iki bronz heykelcik.
çalışma saatleri sabitti. en büyük oğlu hiçbir şehir katibinin onun kadar sistemli ve düzenli olmadığını hatırlıyordu. sabah yedide uyanıyor, sekizde kahvaltı ediyor ve dokuzda çalışma odasında yerini almış oluyordu. ikiye kadar orada kalıyor, ailesiyle öğle yemeği yemek üzere kısa bir ara veriyordu. bu esnada genellikle hipnoz etkisi altındaymış gibi görünüyor, yemeğini mekanik bir biçimde yiyip neredeyse tek kelime etmeden aceleyle masasının başına dönüyordu. kısa bir çalışmadan sonra üç saatlik bir yürüyüşe çıkıyordu. altıda akşam yemeği yedikten sonra, gece yarısı odasına çekilene dek geceyi ailesi ya da arkadaşlarıyla geçiriyordu.
(bkz: günlük ritüeller mason currey)
devamını gör...
sigmund freud
"yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir.."
devamını gör...
erasmus
tam zamanında -korona gelmeden bir yıl önce- erasmus yapmış biri olarak imkanı olan herkese tavsiye ettiğim, olmayanlara da bir yolunu bulup gidebiliyorlarsa zorlamalarını önerdiğim öğrenci değişim programı. mesela benim erasmus için aldığım borcun bir kısmı hala ödenecek duruyor, mezun olunca ödeyeceğim.
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
devamını gör...
kılcal damar
vücut yüzeyine yakın bulunan damarlardır. kapiller de denir. atardamarlar ile toplardamarlar arasında yer alarak madde alışverişini sağlar. kılcal damarların çatlaması sonucu oluşan varisler telenjiektazi olarak adlandırılır.
devamını gör...
makale okuma alışkanlığı
analitik düşünme, farklı bakış açısı kazanma, akademik başarıya katkı sağlama gibi yararları olan eylemdir. yalnızca mensup olunan meslekle ilgili değil, her konuda(tarih, spor, yabancı dil, sanat, film, ekonomi, sosyoloji, hukuk, medya vs.) makale okumak kişinin sosyokültürel gelişimi açısından oldukça önemlidir. hiç değilse haftada 2 saat ayırarak kazanılabilecek alışkanlıktır.
devamını gör...
henry kanunu
henry kanunu (henry's law), bir gazın kısmi basıncının arttıkça, çevredeki sıvılarda daha büyük bir miktarın çözüldüğünü belirtir. dalgıçların kontrolsüz yükselmesi sırasında çeşitli semptomların meydana gelmesinin temel fiziki yasası olarak kabul edilir.
devamını gör...


