anthony giddens tarafından yazılan kitaptır.

kitabın adı aslında kitabın içeriğini anlatıyor. sosyoloji için giriş kitabı olarak sayılabilecek basit ve anlaşılır bir eser.
yazar toplumsal kuram ve kendisinin de doğrudan katkıda bulunduğu gelişmeler konusundaki tartışmaları basit bir şekilde anlatıyor.
okurken bol bol düşündüm ve keyif aldım yazar son derece anlaşılır bir şekilde bir şeyleri karşılıklı tartışma şeklinde anlatmış.
kitap içinde bol bol karşıt görüşlerin tartışılması benim çok hoşuma gitti.

sosyolojiye dair genel konuları okumak isteyenler için tavsiye edebileceğim bir kitaptı tavsiye ederim.

okuyacaklara açıklamak için yazarın sonuç kısmında bulunan cümlelerini aynen aktarıyorum.

bu kitapta okuyucuları konu üzerinde uzun zamandır egemen olan düşünce biçimleriyle uyuşmazlık halindeki sosyoloji kavramlarıyla tanıştırmaya çalıştım.

bu kitabı bana öneren hocama buradan kucak dolusu saygılar ulan!

insanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar bizler o tarihi anlamanın onu değiştirmemize ya da en azından onun süregelen bir şey olduğundan emin olmamıza imkan vereceğine olan umudumuzu hala muhafaza edebiliriz.

not: kitabın pdf versiyonunu okuyacak yazarlar internette bulabilirler.
devamını gör...

kısır yapmak istemiştim. kısırlık ince bulgur yerine pilavlık bulgurdan kullanmışım, felaket bir şey çıktı ortaya. kimse yemediği için çöpe gitmesin diye tek başıma yemek zorunda kalmıştım...
devamını gör...

sığınacak bir cehennem arıyordum
insanlara karıştım
kimi yerde
kimi gökdelenlerde
oturmuş pek mitolojik
savaşıyorlardı
kalpleri ve kulakları mühürlü

sesim hünerli değildi
duymadılar beni

şiir duydu
devamını gör...

hep yaşadığım durum.
anlamıyorum, ne halimi hatrımı soran var, ne benimle ilgilenen. sanki herkes benden kaçıyor gibi. belki de ben kendimi her şeyden soyutladım, bilmiyorum.
devamını gör...

günümüz çalışmaları baz alındığında böceklerin bilinç seviyesinden çok da farkı olmayan şuur düzeyi.

bilinç dediğimiz şeyin tanımı genellikle bir canlının çevresini tanıması ve çevre koşullarına tepki vermesi üzerine kurulu. bu bağlamda baktığımızda, bir odanın sıcaklığını algılayıp belirli bir sıcaklık seviyesine gelindiğinde otomatik olarak çalışan bir aygıta az da olsa "bilinç sahibi" dememiz gerekir mi? diyelim ki bilinçli diyebilmek için canlı ve cansız olarak ayrım yapmamayı seçtik, o halde bir robotu böyle bir bilinç skalasında nereye yerleştirebiliriz?

1'den 10'a kadar numaralandırılmış bir bilinç ölçeğimiz olsaydı, mesela bir kemanı yahut bir kitabı bu skalada hiçbir yere oturtamazdık. bunlar bulundukları ortamı anlamak ve buna tepki vermek gibi bir özelliğe sahip değiller çünkü. dolayısıyla bilinç düzeyleri 0 diyebiliriz.

yukarıda bahsettiğim türden bir sıcaklık algılayıcıyı 1'e koyabiliriz çünkü bu tek bir duruma tepki verebilen basit bir alet. hemen üzerine böcekleri yerleştirebiliriz çünkü bu yaratıklar çok basit sistemlere sahiptir. buna bağlı olarak tepki verdikleri olaylar da basittir ve verdikleri tepkiler de bununla bağlantılı olacak şekilde basittir. dolayısıyla bu skalada böcekleri 2'ye koyabiliriz.

işte robotların seviyesi de bundan daha farklı değildir. robotlar, bir insanı geçtik, mesela bir fare kadar bile bilince sahip değildir. bir robot etrafında neler olup bittiğini çok yüksek çözünürlüklü kameralarıyla görebilir ama bunların hiçbirini anlamlandıramaz ve bunlara uygun tepkileri veremez. değil etrafında gördükleri, robotlar kendilerinin bile ne olduğunun farkında değildir.

yapay zekâ araştırmaları ileride belki çok daha farklı bir boyuta ilerleyebilir. ancak şu anda bulunduğumuz durumu değerlendirdiğimizde "robotlar bir gün bizi zekâ bakımından geçebilir mi? dünyayı ele geçirebilir mi?" sorusunun cevabı şimdilik hayır.
devamını gör...

ben de bu kategori içerisindeyim. yemek yemek benim için zaruri bir ihtiyaçtan ziyade çoğu zaman keyifli bir eylem oluyor. bu yüzden yerken sevdiğim bir şeyleri izlemek bunu çarpı iki üç hatta beşe katlayabiliyor. çok sevdiğim bir şeyi yiyorsam özellikle ona layık çok sevdiğim bir şey izlemek zorundaymışım gibi hissediyorum. bu sadece bir şeyler izlemek değil, o süreçte sevdiğim insan bana bir şeyler anlatsa da olur. ama ben konuşmayım. tabi bu biraz ekran bağımlılığımızdan da kaynaklanıyor.
devamını gör...

*geçkin amcaların ikinci veya üçüncü eşlerinden olan erkek bebeğe *bir dikili taşımız olsun şu yalan dünyada diyerek yaptığı eylemdir.

amcaya değil de o çocuğa üzülüyorum ben. düşünsene kendi adı bile yok. ölüm korkusuyla son anda kendi adını veren bir baba o çocuğa ne verebilir ki o saatten sonra.

bide diyelim ki amca bey ölmedi, çocuk beş altı yaşına gelince yaşıtlarının dede dediği birine baba diyecekler. bu yüzden hep kafa karışıklığı. hep bi içine atma.

al sana nur topu gibi bir çocukluk travması. tam kırmızı odalık durum.
devamını gör...

bence mevcut düzende lise öğrenimi bitimine denk gelen yaş olduğu içindir.
belki, neden olmasın?
devamını gör...

gülmekten yere yatmak, güldükçe gülesin gelmesi, zincirleme gülme krizi..şiddetle tavsiye ederim.tutmayın kendinizi şeker gibi oluyorsunuz,aşırı mutluluk hissi veriyor, yaşadığını hissediyorsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

turizm bakımından en tanınmış ve büyük kanyondur. amerika birleşik devletleri - arizona'da bulunur. 1800 m derinliğine, 450 km uzunluğuna sahiptir.
kayaçların renkleri büyüleyicidir. genişliği ise yer, yer 30 km kadar çıkmaktadır.

büyük kanyon milli park olarak tanınmış ve korunan bi,r alandır. unesco dünya doğal miras listesine almıştır.
yılda 5.000.000 kişi ziyaret eder. 365 e bölersek günde 13 bin ziyaretçi eder.
park içinde, ringlerle turist gezintileri yapılır. manzaranın tadı tüm turistlere böylece tattırılır. rafting, bisiklet gibi aktiviteler yapılır.
hualapai, yavapai dilinde "uzun çamların insanları" anlamına gelen bir kelime olup, 2000 üyesi bulunan bir kızılderili kabilesidir. kanyonun batı kanadı, bu kabileye aittir. doğal olarak bu kızılderiler geçimlerini kendi kültürlerini turistlere tanıtarak, vahşi atları evcilleştirme gibi gösterilerle kazanırlar.
bölgenin keşfedilmesi, ispanyol kaptan garcía lopez de cardenas tarafından 1540 yıllarında gerçekleşmiştir. sonrasında gerek ispanyollar, gerekse, amerikalılar keşiflere çıkmışlardır.
ikinci resimde tarih öncesi döneme ait tahıl ambarları, görülmektedir.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

orda burda her yerde gördüğümüz kedi çocukları çekip atacağımız yerdir.

komşu bunu mama kabı olarak koymuş. rıfkı da içinden çıkmıyor. 'hepsi benim hepsini ben yiyeceğim' bakışı bu. akrabalık bağımızda yok ama biraz bana benziyor gibi.* gerçi bütün kediler aynı soydan eee ben de kedi anasıyım demek bu da benim veledim. mantık gibi mantık. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kalan %24 ikna odalarına alınmalı.
devamını gör...

bunların torbacılarına param yeter mi ki?
devamını gör...

çükünü kes tecavüz etmekten kurtul.
devamını gör...

gözünü kapattığında içerde kimsenin kalmaması.
devamını gör...

sürekli multi fonksiyonel olmak zorunda kalmak ( kadınlar iş hayatında erkekler kadar değer yaratıyor ama evdeki sorumlulukları eş zamanlı devam ediyor),
ekonomik özgürlüğünü bir şekilde kazan(a)mamış kadınların ömür boyu eşlerini n her türlü psikolojik ve fiziksel şiddetine maruz kalmak zorunda olması yani diri diri ruhlarının mezara gömülmesi ( düzgün eşleri tenzih ederim),
bir erkekle bir kadının aynı kademeye gelmesi için bir erkeğin bir buçuk katı kadar çalışması ve erkeklerin ortalamada daha yüksek ücret alması.
bu liste uzar gider, cinsiyetten bağımsız önce insan olabilirsek gerisi kendiliğinden çözülür.
devamını gör...

et tüketmeyen insanlara verilen ad. et yiyorum deyince de, bazılarının hayvan yiyorsun lan diye bir de acıtasyon yapmaları yok mu.. sanırsın hayvan kesilirken, "aman aman yapma abi" diyor. hayvanların kendisi bile hayatta kalmak için hayvan yiyor, bir insan yediğinde sorun oluyor. bir maymun, muz ararken, bunu "ulan acıktım be muz yesem iyi olur" diye düşünüp yapmaz, çünkü hayvanlarda düşünmek, anlamak, akletmek gibi bir şey yok. bir kedi, bir köpekten kaçarken, "allaaah..geliyor yine" demez. nitekim, bir koyun, bir inek de kesilirken, "elveda dünya.." falan demiyor yani. o zaman benim bunu yememek, lezzetini tatmamam için ne gibi bir gerekçem var? zararlı desen değil abi, vitamin deposu. hayvanlar da acı çeker orası ayrı, fakat hayvanlar acı çekiyorsa, kendileri gibi hayvan olan diğer canlılar onları yediğinde de acı çekiyorlardır. kabul edin etmeyin, insan da bir hayvandır. dolayısıyla diğer hayvanlar gibi, biz insan adı verilen hayvanların da, diğer hayvan türlerini yemesi kadar doğal bir şey olamaz. son olarak, gariptir ki, insanoğlu kendi gibi insan olanların acı çekmesinden bir hüzün duymazken, akletmeyi, düşünmeyi bilmeyen, insanlar gibi duygusal bir acı çekip-çekmediği bile henüz bilinmeyen diğer hayvan türlerinin kesilmesine oldukça hüzünlenir. aha bunu da et yiyerek yazdım. vesselam.
devamını gör...

kedi katletme gibi kurbanlar esasta satanizmde yoktur. yani tamamen canilikten doğan birşey. satanist sitelerinde satanizm ile ilgili kurallara baktığınızda hayvanlara değer verir.
devamını gör...

bir takım insanların iç kıpırtısı.

aniden sahile inme isteğim geliyor ama pavyon 'cık' sanırım herkes elindekini değerlendiriyor.

misal bizde sahile dondurma yemeye götürür öğretmenler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendi iç dünyamda mutlu olabilirim ama inatla olmuyorum. sahil iyidir iyi!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim