bir ömür nasıl yaşanır
bir ömür nasıl yaşanır diye düşünerek yaşanır ve biter.
devamını gör...
son zamanlarda ortaya çıkmış saçma kelimeler
yıkık. duyar kasmak. yüreğinden öperim, emeğinden öperim. bu şey değil mi....
trol. trollemek.... daha gider bu liste.
birde sözlükte sıkça gördüğüm ve canımı sıkan bir durum var; sorunsal'ın anlamını kimse bilmiyor ve olur olmaz her yerde kullanıyor.
trol. trollemek.... daha gider bu liste.
birde sözlükte sıkça gördüğüm ve canımı sıkan bir durum var; sorunsal'ın anlamını kimse bilmiyor ve olur olmaz her yerde kullanıyor.
devamını gör...
friends vs how i met your mother
friends;
samimidir,
candır,
dosttur,
duygusaldır,
sıcak çikolata gibidir içinizi ısıtır,
moraliniz bozuk olduğunda size sarılır,
öyle nahiftir ki karakterlere bağlanırsınız.
ailenizin bir parçasıdır friends.
bu başlığın tanımı olmamalı dostlar...
samimidir,
candır,
dosttur,
duygusaldır,
sıcak çikolata gibidir içinizi ısıtır,
moraliniz bozuk olduğunda size sarılır,
öyle nahiftir ki karakterlere bağlanırsınız.
ailenizin bir parçasıdır friends.
bu başlığın tanımı olmamalı dostlar...
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
plan yapmayın,akıl plan yaparken kader kıskıs gülermiş insana.
devamını gör...
her gün sözlükte gerginlik yaratan zerzevat yazarlar
gelip gelip bir hıyara sataşmayı marifet sayar, lafı yediğinde de koşa koşa eski yalamalarını kavgaya çağırır..
hep böyle oldu, oysa ben ne güzel "parol mu arveles mi" muhabbeti yapıyordum sakin sakin pavlov'un saksısının belki bugün bir işe yarayacağını umarak.
hep böyle oldu, oysa ben ne güzel "parol mu arveles mi" muhabbeti yapıyordum sakin sakin pavlov'un saksısının belki bugün bir işe yarayacağını umarak.
devamını gör...
rütbesiz yazarların yaşama hakkının olmaması
biz buralara rütbe için gelmedik yeğen! çizgimizi bozmayız!
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
ruh eşini bulamamak
aramadığım için olabilir hatta beni bulmaya çalışanı bile durduruyorum.
belki de ruhum eşsiz, bilemiyorum altan.
belki de ruhum eşsiz, bilemiyorum altan.
devamını gör...
dindirilemeyen acılar
en başına sevdiğin birinin ölümü yazıyorum. böyle anlarda sabretmek çok zor ama elden de hiç bir şey gelmiyor. öylece oturup a’dan z’ye sorguluyorsun hayatını, onunla olan iletişimini, anılarınızı...
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
devamını gör...
orhan kemal
kitaplarında çukurova'nın tarım ve fabrika işçilerini, sanayileşme sürecinin getirdiği koşullarını,büyük kentlerdeki küçük insanların sorunlarını işlemiştir.
devamını gör...
adem'den önce
rüyalar...
jock london'ın ilkel benliğini deneyimleyen iç güdüleri arasında sıkışan kahramanın dilinden anlattığı, taş devri edebiyatı olarak yorumlayabileceğimiz etkileyici hikayesidir.
karakter rüyaların ırksal bir aktarım olduğundan bahsediyor. hiç görmediğimiz bir yeri daha önceden atalarımız görmüş olabilirmiş. kitap, gen aktarımıyla atalarımızın yaşadığı yerleri görmüş olmamız hikayesinden başlıyor. şehir hayatı yaşamış birinin rüyasında sürekli kendini ormanda görmesi gibi. modern insan olarak nitelendirilen baş kahraman her gece ilkel benliğine geri dönüyor.
london, üç farklı insan türüne değinmiş.
ateş insanları
ağaç insanları
halk insanları
hikaye de ateş insanları, ateşi bulduğu ve araç gereç kullanabildiği için diğer türlerden daha gelişmiş insan türü olarak ele alınıyor. kahramanımız halk insanlarından biri. bu fantastik serüvende ismi kocadiş. isimler bir hayli değişik. çok hareketliye tezcanlı, tehlikeliye kızılgöz, gereksiz homurdanana çeneçalan isimleri verilmiş.
kitap için kısaca insanın insan olma serüveni ni anlatıyor diyebiliriz. evrim kuramına ilgi duyanlara tavsiye ederim. sıradışı kurgu. sade, samimi bir anlatım. hareketli bir hikaye olduğu için merak ederek okuyorsunuz. belki ilkel hayattaki sert ve korkutucu yaşama ayak uydurmakta biraz zorluk çekebilirsiniz. ben kitabı ilk kocadiş'in hapsolduğu mağarada kızılgöz'e gözlerini kaçırarak baktığı yerden baktım. sonra bir cesaret giriverdim dünyalarına.
bu insanların kendilerini anlattıkları bir yer var. orası kitabı anlamak adına önemli.
rastgele ve gamsız bir hayatımız vardı. çok az plan yapar, bunların da çok azını uygulardık. acıktığımızda karnımızı doyurur, susadığımızda su içer, yırtıcı düşmanlarımızdan kaçar, geceleri mağaramıza sığınır, kalan zamanımızı da
oyunla geçirirdik.
çok meraklıydık, kolayca neşelenir, bin bir türlü muziplik ve kaba şaka yapardık. tehlike hissettiğimiz veya kızgın
olduğumuz zamanlar dışında ciddiyet nedir bilmezdik.
insanoğlunun kendini geliştiremediği bir tarafı hep var. mesela, belli nedenlerden belli sonuçlara varamamış olmamız. tam anlayamamak, tamamlanamamak bir eksiklik olarak görülebilinir. benlik ile savaş bundan geliyor olabilir. iç güdülere teslimiyet ne kadar geç olursa o kadar iyi.
jock london'ın ilkel benliğini deneyimleyen iç güdüleri arasında sıkışan kahramanın dilinden anlattığı, taş devri edebiyatı olarak yorumlayabileceğimiz etkileyici hikayesidir.
karakter rüyaların ırksal bir aktarım olduğundan bahsediyor. hiç görmediğimiz bir yeri daha önceden atalarımız görmüş olabilirmiş. kitap, gen aktarımıyla atalarımızın yaşadığı yerleri görmüş olmamız hikayesinden başlıyor. şehir hayatı yaşamış birinin rüyasında sürekli kendini ormanda görmesi gibi. modern insan olarak nitelendirilen baş kahraman her gece ilkel benliğine geri dönüyor.
london, üç farklı insan türüne değinmiş.
ateş insanları
ağaç insanları
halk insanları
hikaye de ateş insanları, ateşi bulduğu ve araç gereç kullanabildiği için diğer türlerden daha gelişmiş insan türü olarak ele alınıyor. kahramanımız halk insanlarından biri. bu fantastik serüvende ismi kocadiş. isimler bir hayli değişik. çok hareketliye tezcanlı, tehlikeliye kızılgöz, gereksiz homurdanana çeneçalan isimleri verilmiş.
kitap için kısaca insanın insan olma serüveni ni anlatıyor diyebiliriz. evrim kuramına ilgi duyanlara tavsiye ederim. sıradışı kurgu. sade, samimi bir anlatım. hareketli bir hikaye olduğu için merak ederek okuyorsunuz. belki ilkel hayattaki sert ve korkutucu yaşama ayak uydurmakta biraz zorluk çekebilirsiniz. ben kitabı ilk kocadiş'in hapsolduğu mağarada kızılgöz'e gözlerini kaçırarak baktığı yerden baktım. sonra bir cesaret giriverdim dünyalarına.
bu insanların kendilerini anlattıkları bir yer var. orası kitabı anlamak adına önemli.
rastgele ve gamsız bir hayatımız vardı. çok az plan yapar, bunların da çok azını uygulardık. acıktığımızda karnımızı doyurur, susadığımızda su içer, yırtıcı düşmanlarımızdan kaçar, geceleri mağaramıza sığınır, kalan zamanımızı da
oyunla geçirirdik.
çok meraklıydık, kolayca neşelenir, bin bir türlü muziplik ve kaba şaka yapardık. tehlike hissettiğimiz veya kızgın
olduğumuz zamanlar dışında ciddiyet nedir bilmezdik.
insanoğlunun kendini geliştiremediği bir tarafı hep var. mesela, belli nedenlerden belli sonuçlara varamamış olmamız. tam anlayamamak, tamamlanamamak bir eksiklik olarak görülebilinir. benlik ile savaş bundan geliyor olabilir. iç güdülere teslimiyet ne kadar geç olursa o kadar iyi.
devamını gör...
yazarların yazılı olarak kurabildiği düşük olmayan en uzun cümle
deneyelim. sabahın 7.45'inde kalkıp bir fincan kahveyle ayılmaya çalıştığım sırada kurmuş olduğum alarmı uyandırdığım hissine kapıldığım için kahkahalarla gülerken birden saatin 8.00 olduğunu farketmemle telâşlanıp hızlıca laptopu açarak uzaktan eğitim yüzünden yoklamaya geç kaldım korkusu yaşamam panik atak geçirmeme sebep olacaktı ki; şükür öğretmen henüz gelmemiş olduğundan panik atağa borcumuz olsun diyerek hazırolda beklemeye başladım.
devamını gör...
atforvendetta
suan su saniye caldigi sarkiyla (cem adrian sen benim şarkılarımsın) beni gonlumden vurmus yazarimizdir. gomercan icimi mi okudun ne yaptin? tesekkurler ...
devamını gör...
uzaklaşmak
sanırım hepimizin ara sıra istediği yegane şey bu. sorumlu olduğumuz, üzerimize yüklenen görevleri bir kenara bırakıp her şeyden sessizce uzaklaşmak... hayat yorduğunda, sorunların ardı arkası kesilmediğinde, üzüntülerin ve kederin dört bir yanımızı sardığında başvuracağımız kendimizi dinleme yolu... bir nevi tatildir bu yapılan, belki sorunlar bir yere gitmemiştir; ama yine de bir süreliğine sen onlardan ayrılmanın bir yolunu bulmuşsundur. uzaklaşmak, sanırım hepimizin istediği en yegane şey. özellikle de bu zamanlar.
devamını gör...
türk halkının cahil kalma nedeni
kimilerine göre yazı devrimidir. bir gecede cahil bırakıldık yalanına inanan azımsanmayacak kadar çok insan var. sanki devrim öncesi çok okunup yazılıyormuş gibi.
(bkz: osmanlı türkçesi)
(bkz: osmanlı türkçesi)
devamını gör...
yalnızlığın anlaşıldığı anlar
telefon rehberinden arayacak insan seçemediğin an
devamını gör...
tüketici güveninin en düşük olduğu ülke
uluslararası ipsos araştırma şirketinin ocak 2021 tarihli araştırmasına göre tüketici güveninin en düşük olduğu ülke türkiye. pdf formatında kaynak
global tüketici güveni ortalaması 43.3 puan iken türkiye 31.7 ile sıralamanın en altındaki ülke. ocak 2020'den bu yana türkiye'de tüketicinin güveni 2.3 puan azalmış.
ipsos dış güç olduğu için çok da şey etmemek lazım. *
global tüketici güveni ortalaması 43.3 puan iken türkiye 31.7 ile sıralamanın en altındaki ülke. ocak 2020'den bu yana türkiye'de tüketicinin güveni 2.3 puan azalmış.
ipsos dış güç olduğu için çok da şey etmemek lazım. *
devamını gör...
usul esasa mukaddemdir
mecelleden gunumuze kadar var olmus, en temel sayilabilecek hukuk ilkesidir.
hukuka gore usul esastan once gelir. yani savundugumuz seyin gecerli olmasi gerekmektedir. hakkimizi mesru olmayan yollarla arayamayacagimizi ifade eder. bu ilkeye uygun olmayan her durum adil bir karara baglanamaz.
bu sozu cok seviyorum. odamin duvarinda bir yeri vardir. ayni zamanda hayatin da temel ilkesi olmasi gerektigini dusunurum hep. ornegin birine karsi uslubum guzel degilse ne soyledigimin de hicbir onemi yoktur, olmamalidir bence. sosyal medyada ve sozlukte o kadar cok uslubu onemsemeden davranan insanlar goruyorum ki sozluge baslik olarak ekleme ihtiyaci hissettim.
hukuka gore usul esastan once gelir. yani savundugumuz seyin gecerli olmasi gerekmektedir. hakkimizi mesru olmayan yollarla arayamayacagimizi ifade eder. bu ilkeye uygun olmayan her durum adil bir karara baglanamaz.
bu sozu cok seviyorum. odamin duvarinda bir yeri vardir. ayni zamanda hayatin da temel ilkesi olmasi gerektigini dusunurum hep. ornegin birine karsi uslubum guzel degilse ne soyledigimin de hicbir onemi yoktur, olmamalidir bence. sosyal medyada ve sozlukte o kadar cok uslubu onemsemeden davranan insanlar goruyorum ki sozluge baslik olarak ekleme ihtiyaci hissettim.
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
yine bir genellemeye kurban gittik.
devamını gör...
