anatomi
canlıların ve organların birbirleri ile bağlantısını, ilgililiklerini inceleyen bilim dalı.
devamını gör...
göçebe
son zamanlarda en çok dinlediğim parçadır kendisi, çok eğlenceli değil mi?
devamını gör...
acının tatlı tebessümü
bazen olur ya, içinizde fırtınalar koparken kırık bir tebessüm belirir suratınızda... hah işte ondan söz eden başlık.
böyle zamanlarda, sırf kendinize olan saygınızdan bir küfür patlatın o tebessümün ardından. ilaç gibi geliyor.
böyle zamanlarda, sırf kendinize olan saygınızdan bir küfür patlatın o tebessümün ardından. ilaç gibi geliyor.
devamını gör...
yaş ve karakter ilişkisi
gerçekten bir insan 7'sinde neyse 70'inde de o mudur? işbu tanım, bunu tartışmak üzere girilmektedir.
evet. yaşlanmanın getirdiği çeşitli fiziksel değişiklikleri hepimiz biliyoruz.* peki yaş almanın psikoloji üzerine etkisi nasıl oluyor? yapılan uzun süreli araştırmalar yaş alındıkça daha az nevrotik, daha vicdanlı ve daha komik olduğumuzu göstermiş.*
araştırmalar, insanın özünün aynı kaldığını ama karakterinde duygusal bir değişim görüldüğünü ortaya koymuş. yani eğer siz 8 yaşındayken nevrotik özellikler taşıyorsanız, 80 yaşında da diğer yaşıtlarınıza göre daha nevrotiksinizdir. lakin;
kişilik olgunlaşması denen evrensel bir durum var. bu olgunlaşma genetik özelliklere, sosyal baskılara ve evrimsel dönüşümlere göre şekilleniyor. yani insan her saniye değişim içinde. bu hem hücresel bazda hem de bilişsel bazda böyle. bizler aslında 1 saniye önceki biz değiliz. ben mesela 10 saniye önceki halimden daha lanetli gibiyim.*
kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkabilmek için sürekli değişim gösteriyor.* tecrübe dediğimiz kavram da buradan çıkıyor olabilir. yaşlanmanın bilincinde olmak, belki de kendimizi daha güzel yönde şekillendirmemiz için bir fırsat olabilir.
evet. yaşlanmanın getirdiği çeşitli fiziksel değişiklikleri hepimiz biliyoruz.* peki yaş almanın psikoloji üzerine etkisi nasıl oluyor? yapılan uzun süreli araştırmalar yaş alındıkça daha az nevrotik, daha vicdanlı ve daha komik olduğumuzu göstermiş.*
araştırmalar, insanın özünün aynı kaldığını ama karakterinde duygusal bir değişim görüldüğünü ortaya koymuş. yani eğer siz 8 yaşındayken nevrotik özellikler taşıyorsanız, 80 yaşında da diğer yaşıtlarınıza göre daha nevrotiksinizdir. lakin;
kişilik olgunlaşması denen evrensel bir durum var. bu olgunlaşma genetik özelliklere, sosyal baskılara ve evrimsel dönüşümlere göre şekilleniyor. yani insan her saniye değişim içinde. bu hem hücresel bazda hem de bilişsel bazda böyle. bizler aslında 1 saniye önceki biz değiliz. ben mesela 10 saniye önceki halimden daha lanetli gibiyim.*
kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkabilmek için sürekli değişim gösteriyor.* tecrübe dediğimiz kavram da buradan çıkıyor olabilir. yaşlanmanın bilincinde olmak, belki de kendimizi daha güzel yönde şekillendirmemiz için bir fırsat olabilir.
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
açık ara leyla ile mecnun'dur. ezel hepimizin gönlünde taht kursa da çok uzun, çok fazla gereksiz sahne barındıran bir dizidir. bi director's cut falan olsa fena olmaz aslında.
devamını gör...
çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği
eline azıcık güç geçince insanlığı bir kenara kaldırabileceğini gösteren yazarın başlığıdır.
devamını gör...
fatma
ben yine umduğumu bulamadım.daha dizi gösterime girmeden burcu biricik'in oyunculuğuna övgüler yagdırılmışti. dizin hikayesinin de seri katil bir temizlikçi olmasi beklentimi arttırdı ama netice ellerim bomboş,yüreğimde bir sancı.
dizi bence senaristin acemiliğine kurban gitmiş,kurguda da hatalar var.temizlikci bir kadının adım adım suça sürüklenmesi anlatılıyor ama o adımlar ne kendinden emin ne de acemice.her şey olması gerektiği gibi ilerliyor ve dizide fatma karakterinin yakalanmamasini sadece silik ,sıradan biri olmasına bağlıyorlar.hayir bunu anlamazsınız diye dizide defalarca fatma'nın silikligine vurgu yapılıyor.
her yerde kameraların olduğu,polislerin olay mahallinde yaşadığı bir yerde karakter üzerindeki paltoyu hiç değiştirmeden sadece aşırı sıradan olduğu için kurtulabilir mi allahaskina ya.
ilk bölümde gösterilen telefonlarin hepsinin tuşlu olması sayesinde cinayetlerden kurtulması mantıklı olabilir gibi gelmişti ama ikinci bölümde günümüze geldi ve fatma yine de hiç kaçmadan her cinayetten kurtuldu.tam dört defa karakola gitti hiçbirinde cinayeti onun işlediği şüphesi bile olmadı,hiç kıyafetini değiştirmedi,aynı kıyafetle mobese görüntüleri bile vardı ama kimse o olduğunu anlamadı.mehh
unutmadan ya ballarım lütfen şu tehlike geliyor müziğinden bir kurtulun artık ya.
burcu biricik doğal görüntüsü ve güzel oyunculuguyla kalbimi çaldı.kalp
dizi bence senaristin acemiliğine kurban gitmiş,kurguda da hatalar var.temizlikci bir kadının adım adım suça sürüklenmesi anlatılıyor ama o adımlar ne kendinden emin ne de acemice.her şey olması gerektiği gibi ilerliyor ve dizide fatma karakterinin yakalanmamasini sadece silik ,sıradan biri olmasına bağlıyorlar.hayir bunu anlamazsınız diye dizide defalarca fatma'nın silikligine vurgu yapılıyor.
her yerde kameraların olduğu,polislerin olay mahallinde yaşadığı bir yerde karakter üzerindeki paltoyu hiç değiştirmeden sadece aşırı sıradan olduğu için kurtulabilir mi allahaskina ya.
ilk bölümde gösterilen telefonlarin hepsinin tuşlu olması sayesinde cinayetlerden kurtulması mantıklı olabilir gibi gelmişti ama ikinci bölümde günümüze geldi ve fatma yine de hiç kaçmadan her cinayetten kurtuldu.tam dört defa karakola gitti hiçbirinde cinayeti onun işlediği şüphesi bile olmadı,hiç kıyafetini değiştirmedi,aynı kıyafetle mobese görüntüleri bile vardı ama kimse o olduğunu anlamadı.mehh
unutmadan ya ballarım lütfen şu tehlike geliyor müziğinden bir kurtulun artık ya.
burcu biricik doğal görüntüsü ve güzel oyunculuguyla kalbimi çaldı.kalp
devamını gör...
yazarların zengin olduklarında yapacakları şeyler
etrafımdaki insanların hepsine hediye alırdım öncelikle. sonra kendi istediklerimi alırdım e zaten çok da bi şey kalmazdı ama kalanını da saklardım heralde her an bir şeyler istediğim ve beğendiğim için *.
devamını gör...
bir çocuğun en büyük şansı
ailedir elbette. aile içinde de annedir.
iyi bir anneye sahip olup da ayakları üzerinde duramayan neredeyse hiç insan görmedim.
baba ve diğer kardeşler ne kadar kötü olursa olsun anne eğer iyiyse, layıkıyla koruyup kollayabiliyorsa, arkasında durup destek verebiliyorsa, güzel huy ve davranışlar gösterebiliyorsa işte bu çocuğun hayattaki en büyük şansı anne oluyor.
annelik, çocuğun yaşam bulduğu tek yuva. nefes aldığı, sığındığı ilk yer.
annelik kutsallaştırması yapmıyorum. sadece çocuk için kilit nokta olduğunu dile getiriyorum.
kötü bir anneye sahip olan çocuklar için hayat hep eksiktir.
anneden sonra gelir diğer aile üyeleri. baba için dağ gibi arkamda kavramını kullanırlar. pek de inanmam. kardeş bağların bilmiyorum. kardeşi olanlar anlayabilir.
aileden sonra ise öğretmenler. anaokulu ve ilkokul öğretmenleri ne kadar kıymetli bir çocuğun hayatında.
eğitim ailede başlar diye meşhur bir söz vardır. doğrudur.
lakin ya aile eğitim verecek kapasitede değilse?
ülkemizin sorunları baştan tartışmanın anlamı var mı?
yoksul, on çocuklu bir ailenin yanında mı daha avantajlı bir çocuk yoksa kendi geçimini sağlayacak kadar geliri olan, iki çocuğa sahip bir ailede büyütülmek mi daha avantajlı?
böyle durumlarda öğretmen faktörü devreye giriyor.
azami insani davranışlar yüklese çocuklara yetecek.
ama öğretmen şansı da denk gelmeyince çocuk ne yapsın?
kendi farkındalığını oluşturup kendine çeki düzen veren insan sayısı çok azdır.
bizim toplum içindeki sorunlarımızın temelinde işte bu kötü çocukluk dönemleri geçiyor.
eğitelemeyen, gözardı edilip unutulan, sevilmeyen, dışlanan, sürekli şiddetin gölgesinde büyüyen çocuklar da büyünce edindikleri bu olumsuz davranışları toplum içinde sergilemeye başlıyorlar.
iyi bir anneye sahip olup da ayakları üzerinde duramayan neredeyse hiç insan görmedim.
baba ve diğer kardeşler ne kadar kötü olursa olsun anne eğer iyiyse, layıkıyla koruyup kollayabiliyorsa, arkasında durup destek verebiliyorsa, güzel huy ve davranışlar gösterebiliyorsa işte bu çocuğun hayattaki en büyük şansı anne oluyor.
annelik, çocuğun yaşam bulduğu tek yuva. nefes aldığı, sığındığı ilk yer.
annelik kutsallaştırması yapmıyorum. sadece çocuk için kilit nokta olduğunu dile getiriyorum.
kötü bir anneye sahip olan çocuklar için hayat hep eksiktir.
anneden sonra gelir diğer aile üyeleri. baba için dağ gibi arkamda kavramını kullanırlar. pek de inanmam. kardeş bağların bilmiyorum. kardeşi olanlar anlayabilir.
aileden sonra ise öğretmenler. anaokulu ve ilkokul öğretmenleri ne kadar kıymetli bir çocuğun hayatında.
eğitim ailede başlar diye meşhur bir söz vardır. doğrudur.
lakin ya aile eğitim verecek kapasitede değilse?
ülkemizin sorunları baştan tartışmanın anlamı var mı?
yoksul, on çocuklu bir ailenin yanında mı daha avantajlı bir çocuk yoksa kendi geçimini sağlayacak kadar geliri olan, iki çocuğa sahip bir ailede büyütülmek mi daha avantajlı?
böyle durumlarda öğretmen faktörü devreye giriyor.
azami insani davranışlar yüklese çocuklara yetecek.
ama öğretmen şansı da denk gelmeyince çocuk ne yapsın?
kendi farkındalığını oluşturup kendine çeki düzen veren insan sayısı çok azdır.
bizim toplum içindeki sorunlarımızın temelinde işte bu kötü çocukluk dönemleri geçiyor.
eğitelemeyen, gözardı edilip unutulan, sevilmeyen, dışlanan, sürekli şiddetin gölgesinde büyüyen çocuklar da büyünce edindikleri bu olumsuz davranışları toplum içinde sergilemeye başlıyorlar.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
bir keresinde demiştim kendisine; bütün manyak tiplerin doluştuğu bir yerdir sözlük diye. bu manyak gruba pandemiyle birlikte masum vatandaş da katıldı, manyaklara gün doğdu diye.
işin çok zor. bol sabır. sendeki sabır bende yok. katliam yapar çıkardım bir gecede. cidden bol sabır, kolay gelsin tatlım.
aa tatlım yazdım, taciz ettim ayıp ettim sısısıs ya havle.
işin çok zor. bol sabır. sendeki sabır bende yok. katliam yapar çıkardım bir gecede. cidden bol sabır, kolay gelsin tatlım.
aa tatlım yazdım, taciz ettim ayıp ettim sısısıs ya havle.
devamını gör...
geçer
hayata madik atmış bir neyzen tevfik şiiri.
ızdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer
gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer
devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer
gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer
bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi
çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?
çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun fili mi
ney susar, mey dökülür, gulgule-i cem de geçer
ibret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan
nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan
niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan
önü yoktan, sonu yoktan, bu kuru davadan
utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer
ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre
marifet mahkemesinde verilen hükme göre
cennet iflas eder, efsane-i adem de geçer
serseri neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne
girmemiştir bu avalim, bu bedayi gözüne
cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne
pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne
hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.
kendi sesinden
ızdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer
gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer
devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer
gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer
bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi
çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?
çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun fili mi
ney susar, mey dökülür, gulgule-i cem de geçer
ibret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan
nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan
niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan
önü yoktan, sonu yoktan, bu kuru davadan
utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer
ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre
marifet mahkemesinde verilen hükme göre
cennet iflas eder, efsane-i adem de geçer
serseri neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne
girmemiştir bu avalim, bu bedayi gözüne
cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne
pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne
hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.
kendi sesinden
devamını gör...
intihar etmek
bence her insan hayatı boyunca bir kere düşünmüştür düşünecektir. kimseye zararı yoktur sadece kendine vardır kendini öldürmek bir insanın gösterebileceği en üst seviye şiddettir. karşıya veya kişilere değildir şiddetiniz kendinizedir. bende çok düşündüm zor zamanlar geçirdim ama yapamadım. ayrıca huzurla uyumak istemek ayıp değildir sadece vakti gelince uyursunuz acele etmeyin bu satırları da okuyorsanız sakın yanlış bir şey yapmayın siz aynada gördüğünüz kişiyi sevdiğiniz sürece kimseye ihtiyacınız yok sağlıcakla kalın.
devamını gör...
ülke ekonomisinin temmuz'da sıçrama yapacak olması
ra eki fazla olmuş.
devamını gör...
boşanmanın ülkemizde bir aile faciası olarak düşünülmesi
insanlar kavga ederek ayrıldığı için normaldir. biz bu ilişkiyi sürdürüremiyoruz ikimiz içinde doğrusu ayrılmak denmediği için doğrudur.
devamını gör...
sevgilisi olmayan bireylerin yaptıkları
normal insanlar gibi yaşarlar. çünkü onlar da normal birer insandırlar.
devamını gör...
benden uzak allah'a yakın olsun
klasik bir cümle ile başlayayım.
bu kadar çok kullanılan öbeğin başlığının açılmaması garibime gitti*.
genelde düşünmeden kullanıp "aman benden uzak ol da ne halin varsa gör" gibi bir kullanıma sahiptir.
müslüman olan kimselerin kullanmasının tehlikeli olduğu cümle topağıdır aynı zamanda.sinir anında(vs.)kullanılan bu cümleyi düşünürsek o benden uzak olacak ve allah'a yakın olacak.teknik olarak ben de allah'a uzak oluyorum o zaman ve bu da tasavvufi açıdan tehlikeli kısma giriyor.
bu kadar çok kullanılan öbeğin başlığının açılmaması garibime gitti*.
genelde düşünmeden kullanıp "aman benden uzak ol da ne halin varsa gör" gibi bir kullanıma sahiptir.
müslüman olan kimselerin kullanmasının tehlikeli olduğu cümle topağıdır aynı zamanda.sinir anında(vs.)kullanılan bu cümleyi düşünürsek o benden uzak olacak ve allah'a yakın olacak.teknik olarak ben de allah'a uzak oluyorum o zaman ve bu da tasavvufi açıdan tehlikeli kısma giriyor.
devamını gör...


