mutlu olmayı beceremeyen insanların ortak özellikleri
mutluluğu isteklerinin gerçekleşmesi olarak görüp büyük bir yanılgıya düşmeleri.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kendilerine ait sözleri
kafamdaki ve kalbimdeki sesleri müziğin sesini açarak bile susturamadım...
devamını gör...
uranüs
bir kafa sözlük yazarı. aynı zamanda güneş'e uzaklık bakımından 7. sırada bulunan ve rastlantısal olarak keşfedilmiş olan gezegen.
"rastlantısal keşif"ten kastımı kısaca açıklayayım önce. gezegeni keşfeden kişi, ünlü bir astronom olan william herschel. kendi yaptığı bir teleskopla gözlemler yaparken uranüs'ü görmüştü herschel ama onu sönük bir kuyruklu yıldız sanmıştı. kendisinden önce yapılan çalışmalarda uranüs bir yıldız olarak yerini almıştı haritalarda. herschel ise bir süre boyunca onu kuyruklu yıldız olarak tanımladıktan sonra gezegenin yörüngesini anlamaya çalışmış ve ancak yörüngeye ilişkin bilgilerini ilerlettikten sonra onun bir gezegen olduğunu anlamıştı.
uranüs'ün atmosferi büyük oranda (%80'den fazla) hidrojen ve (%15 civarında) helyum içerir. buna ek olarak metan ve başka bazı bileşikler de bulunur bu atmosferde. gezegenin renginin mavi ağırlıklı oluşunun nedeni metandır. atmosferin en dış katmanlarının sıcaklığı yaklaşık -220 derece olduğundan, bu soğuk ortamda bulunan su ve benzeri moleküller burada fazla barınamaz ve gezegenin daha iç kısımlarına doğru iner. bu yüzden de uranüs atmosferinde bulut görülmez. nadiren görülen zayıf bulutların nedeni ise metandır.
birçok gezegenin kendi etrafında dönme eksenlerinin aksine, uranüs'ün dönme ekseni son derece yatıktır. yani uranüs bir anlamda "yan yatmış" bir gezegendir. jpl.nasa. gov'dan aldığım aşağıdaki resimde eksen eğikliklerini görebilirsiniz:

görüldüğü gibi uranüs için eğiklik 98 derece. bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. ancak gezegenlerin oluştuğu milyarlarca yıl öncesinde uranüs'ün başka bir cisimle çarpışmış olabileceği tahmin ediliyor.
uranüs güneş'ten oldukça uzak olduğundan, onun etrafındaki dönüşünü de 84 dünya yılında tamamlar. bu nedenle uranüs'te herhangi bir mevsim 21 yıl sürer.
uranüs sistemdeki gaz devlerinden biridir. dünya gibi kayalık bir gezegen değildir. tıpkı satürn'ün halkaları gibi halkalara sahiptir. ancak bu halkaların ışığı yansıtma oranı satürn halkaları kadar yüksek olmadığından, doğrudan gözlemek zordur.
uranüs'ün, çapları 1600 km'den 20 km'ye kadar değişen bir aralıkta bulunan 27 uydusu bulunur. bunların isimleri william shakespeare'in oyunlarındaki karakterlerden seçilerek verilmiştir. bu uyduların varlığının nedeni de, yukarıda söylediğim muhtemel çarpışma olabilir.
gezegene ilişkin bilgilerimizin çoğunu voyager uzay araçlarından biri olan voyager 2 sayesinde elde ettik. insan yaşamı için uygun bir gezegen olmadığından, gezegen araştırmaları konusunda mars kadar gözde bir gezegen değil. bu nedenle onu incelemek için uzay aracı göndermek gibi bir bir gündem, şimdilik nasa'nın planları arasında değil.

görselin kaynağı
"rastlantısal keşif"ten kastımı kısaca açıklayayım önce. gezegeni keşfeden kişi, ünlü bir astronom olan william herschel. kendi yaptığı bir teleskopla gözlemler yaparken uranüs'ü görmüştü herschel ama onu sönük bir kuyruklu yıldız sanmıştı. kendisinden önce yapılan çalışmalarda uranüs bir yıldız olarak yerini almıştı haritalarda. herschel ise bir süre boyunca onu kuyruklu yıldız olarak tanımladıktan sonra gezegenin yörüngesini anlamaya çalışmış ve ancak yörüngeye ilişkin bilgilerini ilerlettikten sonra onun bir gezegen olduğunu anlamıştı.
uranüs'ün atmosferi büyük oranda (%80'den fazla) hidrojen ve (%15 civarında) helyum içerir. buna ek olarak metan ve başka bazı bileşikler de bulunur bu atmosferde. gezegenin renginin mavi ağırlıklı oluşunun nedeni metandır. atmosferin en dış katmanlarının sıcaklığı yaklaşık -220 derece olduğundan, bu soğuk ortamda bulunan su ve benzeri moleküller burada fazla barınamaz ve gezegenin daha iç kısımlarına doğru iner. bu yüzden de uranüs atmosferinde bulut görülmez. nadiren görülen zayıf bulutların nedeni ise metandır.
birçok gezegenin kendi etrafında dönme eksenlerinin aksine, uranüs'ün dönme ekseni son derece yatıktır. yani uranüs bir anlamda "yan yatmış" bir gezegendir. jpl.nasa. gov'dan aldığım aşağıdaki resimde eksen eğikliklerini görebilirsiniz:

görüldüğü gibi uranüs için eğiklik 98 derece. bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. ancak gezegenlerin oluştuğu milyarlarca yıl öncesinde uranüs'ün başka bir cisimle çarpışmış olabileceği tahmin ediliyor.
uranüs güneş'ten oldukça uzak olduğundan, onun etrafındaki dönüşünü de 84 dünya yılında tamamlar. bu nedenle uranüs'te herhangi bir mevsim 21 yıl sürer.
uranüs sistemdeki gaz devlerinden biridir. dünya gibi kayalık bir gezegen değildir. tıpkı satürn'ün halkaları gibi halkalara sahiptir. ancak bu halkaların ışığı yansıtma oranı satürn halkaları kadar yüksek olmadığından, doğrudan gözlemek zordur.
uranüs'ün, çapları 1600 km'den 20 km'ye kadar değişen bir aralıkta bulunan 27 uydusu bulunur. bunların isimleri william shakespeare'in oyunlarındaki karakterlerden seçilerek verilmiştir. bu uyduların varlığının nedeni de, yukarıda söylediğim muhtemel çarpışma olabilir.
gezegene ilişkin bilgilerimizin çoğunu voyager uzay araçlarından biri olan voyager 2 sayesinde elde ettik. insan yaşamı için uygun bir gezegen olmadığından, gezegen araştırmaları konusunda mars kadar gözde bir gezegen değil. bu nedenle onu incelemek için uzay aracı göndermek gibi bir bir gündem, şimdilik nasa'nın planları arasında değil.

görselin kaynağı
devamını gör...
boğazlı kazak
sakallı olmamdan dolayı boğaz yakası sakallarıma batıp ciltte kızarıklık yapınca, giymeye son verdiğim kış güzeli.
devamını gör...
3000 tl maaş alan erkeğin utanmadan sevgili yapması
başlıktan utandım
devamını gör...
çağtay kurukalıp
fenerbahçe'mizin yeni transferi. 19 yaşındaki sol bek bonservissiz olarak katıldı takımımıza.
caner'in kadro dışı bırakılmasından sonra alınması, plan program dahilinde alındığını gösteriyor.
hayırlı olsun.
bu sistemde sol ve sağ tarafta oynayacak oyuncuların atletik ve genç yaşta olması önemlidir. onun için ferdi ile osai samuel oynuyor.
çağtay da iyi bir yatırım olacaktır, tekrar hayırlı olsun.
resmi açıklama
caner'in kadro dışı bırakılmasından sonra alınması, plan program dahilinde alındığını gösteriyor.
hayırlı olsun.
bu sistemde sol ve sağ tarafta oynayacak oyuncuların atletik ve genç yaşta olması önemlidir. onun için ferdi ile osai samuel oynuyor.
çağtay da iyi bir yatırım olacaktır, tekrar hayırlı olsun.
resmi açıklama
devamını gör...
domuz eti yasağının kökeni
sümer mitolojisinde domuzun tanrı katili olmasıdır.
pis bir hayvan diyenler kendi pislikleri içinde yaşadığı için haram diyor. e tavuk da kendi pisliği içinde yaşıyor o niye haram değil?
pis bir hayvan diyenler kendi pislikleri içinde yaşadığı için haram diyor. e tavuk da kendi pisliği içinde yaşıyor o niye haram değil?
devamını gör...
georges brassens
georges charles brassens,1921 yılı doğumlu fransız şarkıcı,söz yazarı ve bestecidir. şair kimliğinin yanısıra pekçok tanınmış-tanınamamış fransız şairin şiirlerini de bestelemiş bir isimdir. kendi şiirlerini ise nazım olarak değil, gitarı eşliğinde melodileştirerek yazmış-seslendirmiştir. kendi döneminde oldukça meşhur bir isim olsa da yaşamı pek de kolay geçmemiştir. ikinci dünya savaşı'nın devam ettiği 1943 yılında almanlar tarafından bir uçak fabrikasındaki çalışma kampında çalışmaya zorlanmıştır. müzik aşkını ise roman-katolik annesi ile açık fikirli ve annesinin tam aksine antiklerik bir insan olan babasından kazanmıştır. şiir tutkusu da lisedeki öğretmeni tarafından keşfedilmiş ve desteklenmiştir.
brassens'in şiirleri ve şarkıları, o dönemdeki muhafazakarlık ve bayağı geleneklerle indirekt olarak alay etmekte; aşkı,dostluğu,sevgiyi ve özgürlüğü savunmaktadır. kendisinin yorumları oldukça zarif olmakla beraber* gitarından yayılan notaların ahengi ve ritimlerin yumuşaklığı insanı gerçekten farklı dünyalara götürmektedir.
2 harika bestesi buradadır,şöyle buyrun;
une jolie fleur (güzel bir çiçek);
les sabots d'helene (helene'nin ayakkabıları);
brassens'in şiirleri ve şarkıları, o dönemdeki muhafazakarlık ve bayağı geleneklerle indirekt olarak alay etmekte; aşkı,dostluğu,sevgiyi ve özgürlüğü savunmaktadır. kendisinin yorumları oldukça zarif olmakla beraber* gitarından yayılan notaların ahengi ve ritimlerin yumuşaklığı insanı gerçekten farklı dünyalara götürmektedir.
2 harika bestesi buradadır,şöyle buyrun;
une jolie fleur (güzel bir çiçek);
les sabots d'helene (helene'nin ayakkabıları);
devamını gör...
kürt
askeliğimi doğuda yaptım. tamamı kürtlerden oluşan bir köyün tam karşısında bir sınır karakolunda. nizamiyeden girer girmez bizlere üstteğmenin söylediği ilk şey; ne bok yerseniz yeyin bir şekilde tolere ederim ama karşıdaki köye girdiğiniz anda alayınızı sikerim. tabi asker olarak sorgulama yapma durumumuz olmadığından emredersin komutanım diye gürledik. hatta sonraları şimdilerin amansız akepe savunucu olan ismail hakkı pekin paşanın bir tank üzerinde köylülere ''benim askerimin bir tanesinin burnu kanasın bu köyü dümdüz eder başınıza yıkarım''dediğine bizzat şahit oldum.
tabi sorguluyorsun haliyle, bayram zamanıydı, 3 kadar asker hem bayramlaşmak hem de bu durumu sorgulamak için köye gittik. muhtarı bulduk, okulu ziyaret ettik. bayramlaşma faslı, hal hatır kütür patırdan sonra muhtar emmi sizin için pkk sempatizanı deniyor. bizim buraya girmemiz yasak, sizin bizimle konuşmanız yasak. hatta geçenlerde karakola bir çuval kavun karpuz getirdiniz komutan yüzünüze bile bakmadı, kovdu sizi. nedir abi bu düşmanlık, neden böyle?'' diye sorduğumuzda vallahi adamcağızın gözleri doldu. ''bunu soran ilk sizlersiniz biliyor musunuz'' dedi. başladı anlatmaya. biz dedi pkk'lı değiliz. sempatizanı da değiliz. mecburen onlara şirin görünmek zorunda kalmış bir avuç naçar köylüyüz işte. eskiden burada bir karakol yoktu. sınırdan geçip ermenistan'a giden örgüt üyeleri köye uğrar bizden tehditle yemek, sigara varsa alkol alır giderlerdi. biz bu duruma önceleri kayıtsız kaldık. aman tadımız kaçmasın, vereceğimiz bir iki lokma bir şey biraz da sigara iste dedik. sonra bunlar işi azıttılar. para istemeye hatta sonraları çocuklarımızı istemeye başladılar. biz bu durumu alaya gidip anlattık. hiçbir şey olmadı. pkklılar gelmeye devem ettiler. sınırdan ellerini kollarını sallayarak geçmeye devam ettiler. sonra devlet bizi suçlamaya başladı. siz bunları bu hale getirdiniz oldu. şimdi ben sorayım asker ağa; sen olsan ne yapardın?
muhtar emmi sen bize üç çay söyle, biz çayımızı içip kalkalım dedim.
tabi sorguluyorsun haliyle, bayram zamanıydı, 3 kadar asker hem bayramlaşmak hem de bu durumu sorgulamak için köye gittik. muhtarı bulduk, okulu ziyaret ettik. bayramlaşma faslı, hal hatır kütür patırdan sonra muhtar emmi sizin için pkk sempatizanı deniyor. bizim buraya girmemiz yasak, sizin bizimle konuşmanız yasak. hatta geçenlerde karakola bir çuval kavun karpuz getirdiniz komutan yüzünüze bile bakmadı, kovdu sizi. nedir abi bu düşmanlık, neden böyle?'' diye sorduğumuzda vallahi adamcağızın gözleri doldu. ''bunu soran ilk sizlersiniz biliyor musunuz'' dedi. başladı anlatmaya. biz dedi pkk'lı değiliz. sempatizanı da değiliz. mecburen onlara şirin görünmek zorunda kalmış bir avuç naçar köylüyüz işte. eskiden burada bir karakol yoktu. sınırdan geçip ermenistan'a giden örgüt üyeleri köye uğrar bizden tehditle yemek, sigara varsa alkol alır giderlerdi. biz bu duruma önceleri kayıtsız kaldık. aman tadımız kaçmasın, vereceğimiz bir iki lokma bir şey biraz da sigara iste dedik. sonra bunlar işi azıttılar. para istemeye hatta sonraları çocuklarımızı istemeye başladılar. biz bu durumu alaya gidip anlattık. hiçbir şey olmadı. pkklılar gelmeye devem ettiler. sınırdan ellerini kollarını sallayarak geçmeye devam ettiler. sonra devlet bizi suçlamaya başladı. siz bunları bu hale getirdiniz oldu. şimdi ben sorayım asker ağa; sen olsan ne yapardın?
muhtar emmi sen bize üç çay söyle, biz çayımızı içip kalkalım dedim.
devamını gör...
kendini gereksiz hissetmek
hep yaşadığım durum.
anlamıyorum, ne halimi hatrımı soran var, ne benimle ilgilenen. sanki herkes benden kaçıyor gibi. belki de ben kendimi her şeyden soyutladım, bilmiyorum.
anlamıyorum, ne halimi hatrımı soran var, ne benimle ilgilenen. sanki herkes benden kaçıyor gibi. belki de ben kendimi her şeyden soyutladım, bilmiyorum.
devamını gör...
allah'ım kör et beni
cenk'in arka bahçesi ukdesidir.
gani müjde’nin yazıp üstat ertem eğilmez’in yönettiği türk sinema tarihinin en iyi taşlama filmlerinden biri olan arabesk filminde söylenen akıl yakan şarkılardan biridir.

daha önce aynı filmde geçen ve insanı cinnetin sınırına getirecek kadar akla takılan terk edildim isimli şarkı ile ilgili de bir tanım yazmıştım. bu şarkı da aynı etkiye sahip ve değme arabesk şarkıya taş çıkartır.
şener şen’in müjde ar’ın kendini aldattığını düşünüp kendini mecnun misali çöllere attığında söylediği bu muhteşem şarkının sözlerini müziğin deli dahisi aysel gürel yazmış bestesi ise büyük müzisyen attila özdemiroğlu’na ait. filmdeki bütün şarkılarda olduğu gibi.
şarkının sözleri derine daha derine batması için yazılmış sanki. sürekli birbirlerini yanlış anlayarak kavuşmamak için çırpınan müjde ar ve şener şen’in ruh hali bu şarkı ile özetlenmiş bir anlamda.
arabesk dönem filmlerindeki yine acı, yine keder motifine çok uygun olan şarkı bir hiciv aracı olarak kullanılmasına rağmen şener şen’in muhteşem yorumu ile en iyi arabesk şarkı adayı olabilecek bir hale gelmiş:
allah’ım kör et beni, allah’ım kör et beni
aksın gözümün nuru aksın, bundan böyle kör baksın
şarkının en can alıcı yerinde elbette tanrı bu duayı kabul edecektir zira arabesk filmlerde körlük ve hafıza kaybı kaçınılmazdır.
allahım kör et beni
gani müjde’nin yazıp üstat ertem eğilmez’in yönettiği türk sinema tarihinin en iyi taşlama filmlerinden biri olan arabesk filminde söylenen akıl yakan şarkılardan biridir.

daha önce aynı filmde geçen ve insanı cinnetin sınırına getirecek kadar akla takılan terk edildim isimli şarkı ile ilgili de bir tanım yazmıştım. bu şarkı da aynı etkiye sahip ve değme arabesk şarkıya taş çıkartır.
şener şen’in müjde ar’ın kendini aldattığını düşünüp kendini mecnun misali çöllere attığında söylediği bu muhteşem şarkının sözlerini müziğin deli dahisi aysel gürel yazmış bestesi ise büyük müzisyen attila özdemiroğlu’na ait. filmdeki bütün şarkılarda olduğu gibi.
şarkının sözleri derine daha derine batması için yazılmış sanki. sürekli birbirlerini yanlış anlayarak kavuşmamak için çırpınan müjde ar ve şener şen’in ruh hali bu şarkı ile özetlenmiş bir anlamda.
arabesk dönem filmlerindeki yine acı, yine keder motifine çok uygun olan şarkı bir hiciv aracı olarak kullanılmasına rağmen şener şen’in muhteşem yorumu ile en iyi arabesk şarkı adayı olabilecek bir hale gelmiş:
allah’ım kör et beni, allah’ım kör et beni
aksın gözümün nuru aksın, bundan böyle kör baksın
şarkının en can alıcı yerinde elbette tanrı bu duayı kabul edecektir zira arabesk filmlerde körlük ve hafıza kaybı kaçınılmazdır.
allahım kör et beni
devamını gör...
kadıköy reks sineması
yeni nesil onu kadıköy rexx sineması olarak biliyor ama biz onu hep gerçek adı reks olarak bildik, rexx adı 2000 li yıllarda matah bir admış gibi kondu, zaten o adın konması ile birikte bu zamana gelinmesinin sinyalleri verilmeye başlandı.
ne zaman ki avmler açılmaya başladı, başta kadıköy olmak üzere müstakil sinemalar iş yapmamaya başladı. kadıköy' ün en güzel iki sineması olan süreyya ve reks bir süre buna direndi, çünkü adları ve sadık izleyicileri vardı, önce süreyya kapandı, sonradan doğru bir kararla opera binası yapıldı. reks ne olacak bilmiyorum. duydum ki şimdi yıkılacakmış, o bence tarih oldu artık. bu saatten sonra ondan bir şey olmaz gibime geliyor.
reks sineması zamanında kadıköy'ün süreyya sineması ile birlikte en güzel sinemasıydı. iyi film olduğu zaman mutlaka ya süreyya sinemasında ya da reks sinemasında seyretmeyi tercih ederdik. çünkü her ikislde büyüktü, ferahtı ve ses sistemi o zamana göre diğerlerinden çok çok iyiydi. ayrıca her iki sinemada bir buluşma noktasıydı, o zamanlar cep telefonu yoktu, şu saatte reks' in önünde buluşalım derdik. en son ne zaman orada film seyretmeye gittim hatırlamıyorum ama seyrettiğimi hatırladığım son film titanic. onu da balkondan seyretmiştim demek ki 1997-98 falan olmalı. hem süreyya sinemasında hem de reks sinemasında balkondan film seyretmek o zamanlar prestij göstergesiydi bizim için. şu filmi ben balkondan seyrettim orada dediniz mi, karşıdakinin vay be dediğini duyar gibi olurdunuz. ama her zaman o balkonları açmazlardı, ne zaman alt kat tamamen dolar o zaman balkonlara bilet satışı olurdu.
reks sineması bir zamanlar istanbul film festivaline ev sahipliği yapan salonlardandır, hatta ilk başlarda anadolu yakasında festival filmlerini gösteren tek sinema salonu oydu diye hatırlıyorum. diğer tüm festival salonları taksimdeki salonlar olurdu, biz de karşının taksisi olduğumuz için hep kadıköy reks' i tercih ederdik.
şimdi yıkılacak, devir çok hızlı değişiyor, güzel anılarımızın olduğu her şey daha modern, daha yeni olacak diye birer birer ortadan kaldırılıyor.
ayrıca (bkz: kadıköy rexx sinemasının yıkılması)
ne zaman ki avmler açılmaya başladı, başta kadıköy olmak üzere müstakil sinemalar iş yapmamaya başladı. kadıköy' ün en güzel iki sineması olan süreyya ve reks bir süre buna direndi, çünkü adları ve sadık izleyicileri vardı, önce süreyya kapandı, sonradan doğru bir kararla opera binası yapıldı. reks ne olacak bilmiyorum. duydum ki şimdi yıkılacakmış, o bence tarih oldu artık. bu saatten sonra ondan bir şey olmaz gibime geliyor.
reks sineması zamanında kadıköy'ün süreyya sineması ile birlikte en güzel sinemasıydı. iyi film olduğu zaman mutlaka ya süreyya sinemasında ya da reks sinemasında seyretmeyi tercih ederdik. çünkü her ikislde büyüktü, ferahtı ve ses sistemi o zamana göre diğerlerinden çok çok iyiydi. ayrıca her iki sinemada bir buluşma noktasıydı, o zamanlar cep telefonu yoktu, şu saatte reks' in önünde buluşalım derdik. en son ne zaman orada film seyretmeye gittim hatırlamıyorum ama seyrettiğimi hatırladığım son film titanic. onu da balkondan seyretmiştim demek ki 1997-98 falan olmalı. hem süreyya sinemasında hem de reks sinemasında balkondan film seyretmek o zamanlar prestij göstergesiydi bizim için. şu filmi ben balkondan seyrettim orada dediniz mi, karşıdakinin vay be dediğini duyar gibi olurdunuz. ama her zaman o balkonları açmazlardı, ne zaman alt kat tamamen dolar o zaman balkonlara bilet satışı olurdu.
reks sineması bir zamanlar istanbul film festivaline ev sahipliği yapan salonlardandır, hatta ilk başlarda anadolu yakasında festival filmlerini gösteren tek sinema salonu oydu diye hatırlıyorum. diğer tüm festival salonları taksimdeki salonlar olurdu, biz de karşının taksisi olduğumuz için hep kadıköy reks' i tercih ederdik.
şimdi yıkılacak, devir çok hızlı değişiyor, güzel anılarımızın olduğu her şey daha modern, daha yeni olacak diye birer birer ortadan kaldırılıyor.
ayrıca (bkz: kadıköy rexx sinemasının yıkılması)
devamını gör...
yaş farkını önemsiz kılan şeyler
anlaşmak dışında hiçbir şey. edit: başlıkla tanım uymamış. değişti mi ne oldu başlık, bilmiyorum.
belirli bir nedeni yoktur bu önemsiz kılmanın. kendimden neredeyse yarı yaşım kadar genç bir erkek arkadaşım vardı. parası pulu, yatı atı katı falan yoktu. çok da seviyordum onu. farklı şehirlerde olmakla ilgili birtakım sorunlarımız oldu (aldatmak falan değil. burada anlatamayacağım özel birtakım meseleler vardı arada). yoksa hâlâ beraber olabilirdik. yürümedi diye bir şey de yoktu yani.
insanları genellemelere, kalıplara sokmak yanlış.
edit: para dediğiniz şey önemsiz kılmaz, tahammül edilebilir kılar bazıları için. ikisi aynı şey değil.
edit2: benim de param falan yok. karşı taraf açısından düşününce de sebep aynı yani.
belirli bir nedeni yoktur bu önemsiz kılmanın. kendimden neredeyse yarı yaşım kadar genç bir erkek arkadaşım vardı. parası pulu, yatı atı katı falan yoktu. çok da seviyordum onu. farklı şehirlerde olmakla ilgili birtakım sorunlarımız oldu (aldatmak falan değil. burada anlatamayacağım özel birtakım meseleler vardı arada). yoksa hâlâ beraber olabilirdik. yürümedi diye bir şey de yoktu yani.
insanları genellemelere, kalıplara sokmak yanlış.
edit: para dediğiniz şey önemsiz kılmaz, tahammül edilebilir kılar bazıları için. ikisi aynı şey değil.
edit2: benim de param falan yok. karşı taraf açısından düşününce de sebep aynı yani.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bademciklerin büyüyünce badem olmadığını ögrendiğim,
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
dinlemek bu konuda kabul edelim ki pek de başarılı değiliz.
devamını gör...
enes batur
(bkz: balon)
devamını gör...
çikolata
kakao ağacının kocaman meyvesiyle yapılan gıda maddesi. bu meyvenin içindeki çekirdekler hasattan sonra fermante edilir. leziz kakao aroması fermantasyondan sonra ortaya çıkar. bu işlem kakao üretilen ülkelerde ucuz iş gücüyle yapılır, daha sonra çekirdekler çikolata üreten gelişmiş ülkelere satılır.
çekirdekler kavurma, öğütme gibi bazı işlemlerden geçtikten sonra preslenir. presleme sonucu ortaya sıvı kakao (bir kısmı toz kakao haline getirilip öyle satılır) ile kakao yağı çıkar. çikolata dediğimiz şey kakao sıvısı ile kakao yağının belirli oranlarda karıştırılmasıdır. ayrıyetten şeker de eklenebilir. hiç şeker eklenmemiş çikolata gerçekten çok acıdır (ben yedim, tavsiye etmiyorum). ayrıyetten yağ oranı düşük çikolata da hiç yenecek gibi değildir. ne kadar yağ, o kadar kalite.
hiç kakao sıvısı kullanmadan yalnızca kakao yağı kullanılırsa ortaya çıkan şeye beyaz çikolata denir. kakao yağı çikolata yapımında çok önemli bir bileşen olsa da çok pahalı olduğu için yurdumuzun güzide şirketleri ucuz palm yağı kullanır.
çekirdekler kavurma, öğütme gibi bazı işlemlerden geçtikten sonra preslenir. presleme sonucu ortaya sıvı kakao (bir kısmı toz kakao haline getirilip öyle satılır) ile kakao yağı çıkar. çikolata dediğimiz şey kakao sıvısı ile kakao yağının belirli oranlarda karıştırılmasıdır. ayrıyetten şeker de eklenebilir. hiç şeker eklenmemiş çikolata gerçekten çok acıdır (ben yedim, tavsiye etmiyorum). ayrıyetten yağ oranı düşük çikolata da hiç yenecek gibi değildir. ne kadar yağ, o kadar kalite.
hiç kakao sıvısı kullanmadan yalnızca kakao yağı kullanılırsa ortaya çıkan şeye beyaz çikolata denir. kakao yağı çikolata yapımında çok önemli bir bileşen olsa da çok pahalı olduğu için yurdumuzun güzide şirketleri ucuz palm yağı kullanır.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
aşık olmak.
devamını gör...
siddal
ortada olmamasını gitmek diye algılamadığım, öyle ya da böyle sebeplerden ötürü gittiğini bugün döndüğünde yazdığından anladığım, kıymetli tanımlarını okurken çok büyük keyif aldığım, ama kendi karaladıklarını okurken ise kat kat fazla keyif aldığım, şahsen tanımadığım ama kalemine, tercüman olduğu duygulara asla yabancı olmadığım yazardır. safalar getirmiştir, iyi ki gittiğini söylediği yerlerden geri gelmiştir.
devamını gör...
farz et ki baban bunu okuyor
seni seviyorum baba*
devamını gör...