ulrich von wilamowitz-moellendorff
antik yunan felsefesi ve edebiyatı üzerine otorite sayılan klasik filolog..
hermann alexander diels ve friedrich nietzsche ile beraber okumuş, diels ile yakın bi dostluğu olmasına rağmen niçeyle her zaman çatışma halinde olmuş.. aslında bu tartışma çok geniş bi alanda tartışılması gereken bi konudur. ancak meselenin başlangıcı niçe'nin tragedyanın doğuşu adlı eserini yayımlamasıyladır. bilindiği üzere niçe de bir klasik filologdur ve tragedyanın doğuşu'nda batı kültür tarihini adeta yapı-söküme uğratır*. arkasında -daha sonra ona sırtını dönecek olan- sıkı dostu erwin rohde ve richard wagner gibi iki büyük isim vardır. niçe'nin klasik filoloji özelinde batı kültürüne okuduğu meydan, moellondorff tarafından kabul görür ve ardı ardına yayımladığı makalelerle niçe'yi topa tutar. onu bilim ve kültür düşmanı olmakla suçlar ve wagner'in etkisiyle böyle bi işe kalkıştığını iddia eder. tabi aynı sertlikte makaleler gelir peşi sıra wagner ve rohde tarafından. lakin niçe'de ahir ömründe bu tutumunu bi hayli değiştirecek (bkz: menschliches, allzumenschliches) ve bu tutum değişikliği arkadaşlarıyla arasını da bozacak..
hermann alexander diels ve friedrich nietzsche ile beraber okumuş, diels ile yakın bi dostluğu olmasına rağmen niçeyle her zaman çatışma halinde olmuş.. aslında bu tartışma çok geniş bi alanda tartışılması gereken bi konudur. ancak meselenin başlangıcı niçe'nin tragedyanın doğuşu adlı eserini yayımlamasıyladır. bilindiği üzere niçe de bir klasik filologdur ve tragedyanın doğuşu'nda batı kültür tarihini adeta yapı-söküme uğratır*. arkasında -daha sonra ona sırtını dönecek olan- sıkı dostu erwin rohde ve richard wagner gibi iki büyük isim vardır. niçe'nin klasik filoloji özelinde batı kültürüne okuduğu meydan, moellondorff tarafından kabul görür ve ardı ardına yayımladığı makalelerle niçe'yi topa tutar. onu bilim ve kültür düşmanı olmakla suçlar ve wagner'in etkisiyle böyle bi işe kalkıştığını iddia eder. tabi aynı sertlikte makaleler gelir peşi sıra wagner ve rohde tarafından. lakin niçe'de ahir ömründe bu tutumunu bi hayli değiştirecek (bkz: menschliches, allzumenschliches) ve bu tutum değişikliği arkadaşlarıyla arasını da bozacak..
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
uzaklaştırılışıyla sözlükte fikir ayrılıkları yaşanmış çok kıymetli tanımlara imza atmış yazarımızdır.
burada kim haklı kim haksız tartışmasına girmeyeceğim. zira içeriğine tam olarak vâkıf olmadığım bir konu ve her iki görüşe sahip yazarlarımız da var.
fakat konuyla ilgili görüşleri ve eleştirileri okuyup açıklama yapma gereği duyan yoldaş benjamin franklin'e şahsım adına teşekkür ederim.
bir meselenin izah edilmesi bizler için çok önemli.
saygılarımla.
burada kim haklı kim haksız tartışmasına girmeyeceğim. zira içeriğine tam olarak vâkıf olmadığım bir konu ve her iki görüşe sahip yazarlarımız da var.
fakat konuyla ilgili görüşleri ve eleştirileri okuyup açıklama yapma gereği duyan yoldaş benjamin franklin'e şahsım adına teşekkür ederim.
bir meselenin izah edilmesi bizler için çok önemli.
saygılarımla.
devamını gör...
karşılık beklemeden herkese iyilik etmek
kutsallastirilacak bir mesele ozunde degildir, olmasi gerekendir cunku. karsilik beklenilmesi iyilik degildir ki, isin icerisine cikarlar girmis ise, yapilanin icinden samimiyeti, iyi niyeti, guzelligi alip goturmus demektir.
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
türkler geçmişten bu yana:
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
devamını gör...
normal sözlük'ün 1 milyon entryi geçmesi
devamını gör...
yalandantehlike
hem radikal bir islamcı, hem şeyh said müridi olmak isteyen türden bir akp trolüdür. tanım yazarken "arada atatürk'e nasıl sallarım", "sol kesime küfretmeden nasıl küfrederim" gibi düşündüğüne de eminim. bas engeli geç.
#352331 şu tanımına da aynen katılıyorum.
#352331 şu tanımına da aynen katılıyorum.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
hazırlanan/alınan sıcak içeceğin içilmeyi unutularak soğuduğunu fark etmektir.
devamını gör...
500 karma puana ramak kalması
sözlükte sahip olunabilecek karma puana çok az kalması hadisesi.
hadi bir el atın da ulaşalım şu rakama.
boş geçmeyelim.
hadi bir el atın da ulaşalım şu rakama.
boş geçmeyelim.
devamını gör...
iç rahatlatan şey
doktora gidip tetkikler sonucu önemsiz bir geçici hastalıktan muzdarip olduğunu öğrendiğinde, odadan çıkıp doktorun kapısını çıkırt diye kapadıktan sonraki zaman dilimi.
devamını gör...
böyle giyinirsen bakarız diyen yaşlımsı
bu şey kafası değil mi ya? kendi kızı karısı kardeşi bütün kadınlar namuslu geri kalan herkes kaltak, bakılması farz. senin kafatasını seveyim ben!
devamını gör...
aston villa
tam adı aston villa football club olan ingiliz takımıdır. ligin bir başka bordo mavili takımıdır. diğerleri için (bkz: burnley) ve (bkz: west ham).
lakapları aslanlar olan aston villa maçlarını 42 bin kapasiteli villa parkta oynamaktadırlar.
ligin köklü ve eski kulüplerinden olan aston villa 1874 yılında kurulmuştur.
an itibarıyla takımın başında dean smith vardır. 2019- 2020 yılında ligi 6. sırada bitirmişlerdir. bence çok büyük bir başarı. ayrıca geçen sezon tuttuğum takım olan lıverpoolu 7-2 yenmişlerdir. ne maçtı ama ağlayarak izlemiştim.
kulübün geçmişi köklü dememin sebebi ise aynı burnley gibi ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli rol oynamışlardır.
ayrıca aston villa 1992 yılında kurulan premier ligin kurucularındandır. kulüp geçmişte şampiyonlar ligini alarak tarihi bir başarıya imza atmıştır ve bu kupayı alan 5 beş ingiliz takımından biridir.
günümüzde her ne kadar eskisi başarılı olmasalar da kazandığı kupalara göre ingiltere'nin en büyük 4 takımından biridir.
kulübün logosunda aslan vardır. logolarını şahsen beğenmiyorum. o kudretli takımı yansıtmıyor. fotoğrafını yazımın sonuna koyacağım.
aston villa'nın en büyük rakibi ise aynı şehrin bir diğer takımı olan birmingham city'dir. kurulduğu yıllardan beri ikilinin aralarında oynanan maçlar birmingham derbisi olarak adlandırılır. izlerken keyif aldığım derbilerden biridir.
premier lig seyircisi olarak aston villanın oynadığı futbolu seviyorum. maçlarını izliyorum. hem iyi futbol oynuyorlar hem de jack grealishe sahipler. onu izlemek büyük keyif.
bu takıma sempati duyulmasının bir sebebi ise çok büyük sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmeleridir.
zamanında forma reklamda bir hayır kurumunun adını kullanıp para almamışlardır. toplumdan aldığımızı topluma vermeliyiz demişlerdir. respect.
seviyoruz. onları izlemek büyük keyif. liverpoola 7 atmayın bir daha sakın !

not: logo o kadar kötü değilmiş yakından bakınca fark ettim.
lakapları aslanlar olan aston villa maçlarını 42 bin kapasiteli villa parkta oynamaktadırlar.
ligin köklü ve eski kulüplerinden olan aston villa 1874 yılında kurulmuştur.
an itibarıyla takımın başında dean smith vardır. 2019- 2020 yılında ligi 6. sırada bitirmişlerdir. bence çok büyük bir başarı. ayrıca geçen sezon tuttuğum takım olan lıverpoolu 7-2 yenmişlerdir. ne maçtı ama ağlayarak izlemiştim.
kulübün geçmişi köklü dememin sebebi ise aynı burnley gibi ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli rol oynamışlardır.
ayrıca aston villa 1992 yılında kurulan premier ligin kurucularındandır. kulüp geçmişte şampiyonlar ligini alarak tarihi bir başarıya imza atmıştır ve bu kupayı alan 5 beş ingiliz takımından biridir.
günümüzde her ne kadar eskisi başarılı olmasalar da kazandığı kupalara göre ingiltere'nin en büyük 4 takımından biridir.
kulübün logosunda aslan vardır. logolarını şahsen beğenmiyorum. o kudretli takımı yansıtmıyor. fotoğrafını yazımın sonuna koyacağım.
aston villa'nın en büyük rakibi ise aynı şehrin bir diğer takımı olan birmingham city'dir. kurulduğu yıllardan beri ikilinin aralarında oynanan maçlar birmingham derbisi olarak adlandırılır. izlerken keyif aldığım derbilerden biridir.
premier lig seyircisi olarak aston villanın oynadığı futbolu seviyorum. maçlarını izliyorum. hem iyi futbol oynuyorlar hem de jack grealishe sahipler. onu izlemek büyük keyif.
bu takıma sempati duyulmasının bir sebebi ise çok büyük sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmeleridir.
zamanında forma reklamda bir hayır kurumunun adını kullanıp para almamışlardır. toplumdan aldığımızı topluma vermeliyiz demişlerdir. respect.
seviyoruz. onları izlemek büyük keyif. liverpoola 7 atmayın bir daha sakın !

not: logo o kadar kötü değilmiş yakından bakınca fark ettim.
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
garson masayı toplarken öylece durmak. bıraksalar mutfağa kadar götürürüm
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
en sevilen ressamı seçmem imkansız fakat émile munier'ın ''anne sevgisi'' adlı eseri ilk görüşte kalbime dokunup beni büyüleyen nadir eserlerdendir.

özellikle anne ve kızının gözlerindeki bakış o kadar anlamlı ve nahif ki.

özellikle anne ve kızının gözlerindeki bakış o kadar anlamlı ve nahif ki.
devamını gör...
beşiktaş 118 yaşında
canım takımım. siyah beyaz renklerinin asilliğiyle kuruluş yılın kutlu olsun. *
devamını gör...
köylülük belirtileri
köylü milletin efendisidir.
-mustafa kemal atatürk.
-mustafa kemal atatürk.
devamını gör...
burun estetiğinin aşırı yaygınlaşması
ideal insancıklara adım adım.
devamını gör...
susmak bilmeyen misafir çocuğu
en sevdiğim çocuk tipi. misafirliğe gidip oradaki tek çocuk olmak, büyükler tarafından ciddiye alınmamak çok kötü. bıkmadan, usanmadan konuşurum. sorduğu soruları cevapsız bırakmamaya çalışırım. çocuklarla iletişim kurmak sanıldığı kadar zor ve sıkıcı değil. sizi güldürmenin bir yolunu mutlaka buluyorlar.
devamını gör...
çam balı
ülkemizde kızılçam ormanlarının yaygın olduğu muğla, marmaris, aydın, kuşadası ve çanakkale ile kaz dağları'nın bazı bölgelerinde üretiliyor. bir kızılçamdan yılda 15 - 20 kilo arasında çam balı elde edilebiliyor. bu ormanlardan, 10 bin kadar aile, arıcılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. toplamda da yılda 12-15 bin ton çam balı üretimi yapılıyor.
çam balı, bir salgı bal türü. bu bal, çam ağaçları üzerinde yaşayan pamuklu koşnili böceği veya basura böceği denen, bilimsel ismi marchalina hellenica isimli böcek çam ağacının özünü emer, böcek tarafından sindirilemeyen şekerli sıvının belirli aralıklarla çam ağacı üzerine bırakılması ve arıların da bunu kendi salgılarıyla işleyip kovana getirerek olgun duruma getirmesi sonucu elde ediliyor.
pamuklu koşnili, çamın özünü emdiğinden ilk başlarda zararlı sayılabilir, ama bal üretimine olan katkısıyla da zararlı sınıfından çıkarıldı. bu yüzden de ağacın kesilmesi için sebep sayılmıyor. bu böcek, çam balı konusunda arı ile işbirliği içinde çalışıyor. eğer ki sam yeli fazla eser ve yakıcı sıcaklar etkisini gösterirse böcek kabuk altında yanabilir.
çam balı, bir salgı bal türü. bu bal, çam ağaçları üzerinde yaşayan pamuklu koşnili böceği veya basura böceği denen, bilimsel ismi marchalina hellenica isimli böcek çam ağacının özünü emer, böcek tarafından sindirilemeyen şekerli sıvının belirli aralıklarla çam ağacı üzerine bırakılması ve arıların da bunu kendi salgılarıyla işleyip kovana getirerek olgun duruma getirmesi sonucu elde ediliyor.
pamuklu koşnili, çamın özünü emdiğinden ilk başlarda zararlı sayılabilir, ama bal üretimine olan katkısıyla da zararlı sınıfından çıkarıldı. bu yüzden de ağacın kesilmesi için sebep sayılmıyor. bu böcek, çam balı konusunda arı ile işbirliği içinde çalışıyor. eğer ki sam yeli fazla eser ve yakıcı sıcaklar etkisini gösterirse böcek kabuk altında yanabilir.
devamını gör...
lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
eşcinsellerin ve diğer lgbti mensuplarının kendisine bir gıcığım yok yanlış anlaşılmasın, ama bilhassa lgbt topluluğunun her şeyin suyunu çıkarmada üstüne yok gerçekten. en son boğaziçi eylemlerinde de sıklıkla ve rahatlıkla görebildiğimiz üzere.
en başta rektörün atanmasına tepki olarak başladı eylemler, sonrası zaten malum. gidip lgbt bayraklarıyla olaya tamamen alakasız bir şekilde dahil oldular. ya arkadaşım yürüyün gidin, siz niye her şeye salça oluyorsunuz sanki. gayet haklı başlayan bir eyleme maydanoz olup, üstüne bir de muhafazakar kitleyi kışkırtıp adamları haksız durumuna düşürdünüz. basın gidin yahu size ne?
en başta rektörün atanmasına tepki olarak başladı eylemler, sonrası zaten malum. gidip lgbt bayraklarıyla olaya tamamen alakasız bir şekilde dahil oldular. ya arkadaşım yürüyün gidin, siz niye her şeye salça oluyorsunuz sanki. gayet haklı başlayan bir eyleme maydanoz olup, üstüne bir de muhafazakar kitleyi kışkırtıp adamları haksız durumuna düşürdünüz. basın gidin yahu size ne?
devamını gör...
