küçükken herkes atatürk'ü sever zannediyordum...
devamını gör...

“hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.. bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.”
orhan pamuk masumiyet müzesi
devamını gör...

tarihte efsane olarak nitelendirilen üç samuraydan birisidir. kılıç üstatlığının yanı sıra ok kullanma konusunda da inanılmaz yetenekliydi. hatta tametomo ok ve yay kullanma konusunda samurayların en büyük efsanesi olarak kabul ediliyordu.

anlatılanlara göre tametomo sol kolu sağ kolundan 15 cm uzun doğmuştu. bu sayede yayı daha geriye çekerek oku daha güçlü bir biçimde çok uzaklara gönderebiliyordu.

1170 yılındaki savaş sırasında sol kolundaki tendonların hasar görmesi sonucunda bir daha ok atmaz hale geldi. aynı zamanda yenilen tarafta bulunmasından mütevellit esir edildi.

esareti kabul etmedi ve seppuku yaparak yaşamına son verdi. bu kararı onun buşido'ya ne kadar bağlı olduğunu göstermektedir.

bir diğer samuray efsanesi için (bkz: miyamoto musashi)
devamını gör...

ilçe olandır bu, yemek olan değil.
devamını gör...

evdeydim, balığa çıkamıyordum ve canım çok sıkılıyordu..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşure varken diğerlerine bakmam bile...
devamını gör...

ey eski günler artık bana yaklaşmayınız,
ey hayaller, vurmayın kalbimin sert taşına.
bütün bir hayat bile değmez bir göz yaşına,
ruhumun dalgaları, köpürüp taşmayınız.
devamını gör...

buyrunuz efenim :)..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ya kafa güzelken ya da kafa meşgulken yapılan eylem. utanç verici. yani insan kendini bu kadar kaybetmemeli. bir sigara kaç para.
devamını gör...

(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim sonuç da ortada! gayet mesudum, hadi anam başka kapıya!
devamını gör...

piknik buluşması diye toplandık başlığa ama başkanlar en az 750 karakterli 100 tanım istiyor.
devamını gör...

kontrolsüz bir şekilde ülkenin dört bir yanına yerleşen sığınmacılardır.
devletin en ufak bir plan programı yok, ileride ne olacağı meçhul. ben hayatımda bu kadar büyük bir belirsizlik görmedim.
devamını gör...

üşenen yazar olabilir.
devamını gör...

turan dursun ve meal okuyan ekşiye, uluya, buraya gelip cahillik saçıyor. bu yüzyılın cehaletinden allah'a sığınırım.
devamını gör...

bir süredir başucumda duran kitaptır. uyku öncesi bir doz nazım almak, meditasyon gibi geliyor. öneririm.

kitap hakkında kısa kısa bilgiler verelim ve sonuna bir soru ekleyelim.

-nazım’ın 1939 yılında yazmaya başladığı eserin ilk adının “meşhur adamlar ansiklopedisi” diye bilinir. ancak nazım, eserin ismini değiştirir ve ilk adını verdiği çalışma ise bu çalışmanın içerisinde anlatılan bir hikaye olur.

-5 cilt. ancak beşinci kitap tamamlanamamıştır. 66 bin mısra yazdığı bilinir nazım hikmet’in. o dönemin yasakları nedeniyle, arkadaşlarında bulunan bölümlerin bir kısmı yok edilir.

-1966 yılında mehmet fuat (nazım’ın oğlu) sahibi olduğu “de yayıncılık” tarafından basıldığında eser, 17 bin mısra içermiştir.

-başlangıç hikayesi, haydarpaşa garıdır. bir tren içerisinde köylü, asker, tutsak ve işçiler ile başlatır nazım yolculuğu.

-eser, ikinci meşrutiyetten ikinci dünya savaşı sonrasına kadar olan süreci anlatır. nazım, topluma bir ayna tutar ve yansımayı mısralara döker. gerçek bir başyapıttır.

eminim çoğunuz az çok bilgi sahibisinizdir. nazım’ın duygusal çözümlemelerini ve gerçekci bakışını mısralarında buluruz, memleketimizin insan hallerini anlatan.

aradan onlarca yıl geçti. nazım’ın büyük bir titizlikle yazdığı ve halkımıza armağan ettiği bu eser, artık sanki bugün ki toplumdan çok uzaklarda.

şu soruyu sormak sanırım yanlış olmaz. nazım bugün yaşasaydı nasıl bir “manzara” görürdü?

kaynak: bilimum net sayfaları
görsel kaynak: başımın ucu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eeeh yeter dedirtmiştir. tamam kimse dört dörtlük müslüman değil ama sizin gibi en azından islam'ı kötülemiyor. başlık açanların çoğu daha allah kelimesinin anlamını dahi bilmiyor. açıp kur'an'ın bir sayfasını okumamış gelmiş burda islam şöyle islam böyle diye ahkam kesiyor. cahilliğin ve düşmanlığın bu kadarına da pes doğrusu.

edit: ayrıca (bkz: eleştirmek vs saldırmak)
devamını gör...

o arkadaşin olamaz..
devamını gör...

tarihteki ilk ve tek kadın papa.

dikkatleri çektiysem anlatmaya başlıyorum. ioanna, joan, ya da john isimleriyle biliniyor aslında kadın papa. ioannes septimus, yani yedinci john (kimi yerde ioannes anglicus olarak da geçiyor)

853-855 yılları arasında (bazı kaynaklarda 855-857 arası) 2 yıl papa olarak görev yapan ioannanın hikayesi çok ilginç. ortaçağ, kadınların eğitim alamadığı bir dönem olduğu için kılık değiştirip erkek kılığında manastıra giriyor. manastırda bir keşişle tanışıp aşık oluyor, ikisi birlikte atinaya gidiyorlar. atinada kendini john anglicus olarak tanıtan ioanna (joan), eğitimini tamamlayıp romaya yerleşiyor. yetenekli bir katip olduğu için papalık makamının katibi oluyor, sonra yavaş yavaş basamakları tırmanıyor. en son roma kardinali oluyor. kendinden önceki papa olan leo iv 852 yılında ölünce oy birliğiyle papa seçiliyor işte. sonraki papa ise benedict iii. bu da ek bilgi olarak kalsın.

2 yıl (2 yıl 7 ay 4 gün) papalık yapan ioanna atinaya beraber gittiği sevgilisinden hamile kalıyor. hesabı tam tutturamayan ioanna, bir gün roma'daki lateran kilisesine giderken tören sırasında at üzerindeyken doğum sancısı tutuyor. bütün kalabalığın gözü önünde papa doğuruyor!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tabi millet şok. hemen yakalayıp cezasını kesiyorlar: atın arkasına bağlayıp sürüklüyorlar, ahali de taşlıyor. oracıkta öldürüyorlar. hatta efsaneye göre bu caddeye vicus papissa adı veriliyor, ioanna'dan sonra seçilen bütün papalar bu caddeden geçmekten imtina ediyorlar. şu an günümüzde bu cadde colosseum'un bulunduğu yerin azıcık arkasında bir cadde. bu caddede ioanna adına bir de anıt yapılmış,
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel bu gördüğünüz turuncu yapı ioanna anıtı.

tabi hiçbirimiz kadın papa diye bişey duymadık, tıpkı kadın peygamber duymadığımız gibi. bir grup insan bu efsanenin gerçek olduğuna inanıyor, diğer grup ise efsane olduğuna. kendini bu olayı ispatlamaya adamış kişilerden biri, donna woolfolk cross, 1996'da pope joan diye bir kitap yazıyor. hatta sonra filmi bile çekilmiş www.imdb.com/title/tt0458455/ (film çok güzel, izleyin)

yazarımız televizyona çıkıp anlatmış: "ioanna gerçek bir kişilik. 500den fazla yazıtta adı geçiyor, giovanni boccaccio adlı bir şairin kitabında da göndermeler mevcut. hatta hatta birsürü resim ve heykel var. hatta ve hatta san pietro meydanındaki heykellerden biri ioanna heykeli!" [1]

hikayenin gerçekliği hala daha kesin değil. gerçek olduğunu savunanlar "bu kadar kanıt var, resimler heykeller yazılar hatta adına anıt bile var. papalık makamı gerçeği gizlemek için elinden geleni yaptı, ioanna'nın adını tarihten sildi" diyor, diğer grup ise "hükmettiği dönemden ilk kez 350 sene sonra adı karşımıza çıkıyor. ioanna kesinlikle hayal ürünü olmalı" diyor. ilk kez jean de mailly'nin "chronica universalis mettensis" isimli eserinde bahsediliyor isim vermeden, bir zamanlar bir kadın papa varmış edasıyla...

demiş ki: "query: concerning a certain pope or rather female pope, who is not set down in the list of popes or bishops of rome, because she was a woman who disguised herself as a man and became, by her character and talents, a curial secretary, then a cardinal and finally pope. one day, while mounting a horse, she gave birth to a child. immediately, by roman justice, she was bound by the feet to a horse's tail and dragged and stoned by the people for half a league, and, where she died, there she was buried, and at the place is written: 'petre, pater patrum, papisse prodito partum' [oh peter, father of fathers, betray the childbearing of the woman pope]. at the same time, the four-day fast called the "fast of the female pope" was first established"

yani türkçesiyle, "bir papa figürü düşünüldüğünde, daha doğrusu bir kadın papa, ki bu figür ne papa listesinde var ne de roma kardinalleri listesinde. çünkü bu kadın kendini erkek kılığında gizledi, yetenekleri sayesinde de curia sekreterliği, kardinal ve en nihayetinde papa oldu. bir gün, at binerken çocuk doğurdu. hemen oracıkta roma hukukuna göre atın kuyruğuna ayaklarından bağlanıp yerde sürüklendi, halk tarafından da taşlandı ve öldürüldü, öldüğü yere de gömüldü. gömüldüğü yerin kapısında petre, pater patrum, papissae prodito patrum yani oh peter, babaların babası, çocuk taşıyan (hamile) kadın papanın ihaneti yazıyor. aynı zamanda 'kadın papa orucu' denilen 4 günlük oruç da ilk kez bu zamanda ortaya atıldı ember days"

bu hikayeyi daha sonraları martinss polonus (ya da martin of opava, martin of troppau) alıp isim vererek, nerede doğduğunu falan belirterek bir daha yazıyor, iyice detaylandırıyor yani.

hikaye şu: "john anglicus, born at mainz, was pope for two years, seven months and four days, and died in rome, after which there was a vacancy in the papacy of one month. it is claimed that this john was a woman, who as a girl had been led to athens dressed in the clothes of a man by a certain lover of hers. there she became proficient in a diversity of branches of knowledge, until she had no equal, and, afterward in rome, she taught the liberal arts and had great masters among her students and audience. a high opinion of her life and learning arose in the city; and she was chosen for pope. while pope, however, she became pregnant by her companion. through ignorance of the exact time when the birth was expected, she was delivered of a child while in procession from st. peter's to the lateran, in a lane once named via sacra (the sacred way) but now known as the "shunned street" between the colosseum and st clement's church. after her death, it is said she was buried in that same place. the lord pope always turns aside from the street, and it is believed by many that this is done because of abhorrence of the event. nor is she placed on the list of the holy pontiffs, both because of her female sex and on account of the foulness of the matter."

martin 13. yüzyılın ortalarında falan yaşamış bir vatikan tarihçisi. öyle dışardan falan da değil, bildiğimiz vatikan'ın içinde, bütün vatikan kaynaklarına erişimi olan biri. yazdığı kitapta zaten öğreniyoruz biz bu kadın papa olayını böyle detaylıca. tabi ondan sonraki tarihçiler daha da detay vermeye çalıştılar, kimisi doğum ismini falan verdi ama kesin bir tutarlılık yok. şu an en bilinen hikaye martin'in hikayesi (yukarıda anlattığım hikaye işte)

ha ayrıca, reformist hareketlere kadar aslında vatikan tarafından da bu hikayenin kabul edildiği, fakat reform sonrası kesin bir dille reddedildiği, hatta hatta papalık seçimlerinde delikli sandalyelere oturtulduklarını falan da okudum. bu da kenarda dursun.
kaynak
1. www.biography.com/people/po...
2. hoaxes.org/archive/permalin...
3. www.newadvent.org/cathen/08...
4. en.wikipedia.org/wiki/Pope_...
ve daha bir sür yan sayfacık. hepsini yazmıyorum.
not: şu yazı da okunası. bir kadının tamamen yabancı italyan bir erkekle (random stranger) olan anısını anlatıyor. www.womensordination.org/bl...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim