bir gün elbet okurum diye kitaplıkta bekleyen kitaplar
kitaplığımdaki kitapları en az 2 kere okumuşumdur, bekleyen yok
devamını gör...
arkadaşlığın bir üstü sevgililiğin bir altı
“çünkü bazı ilişkilere arkadaşlık az gelir, aşksa çok fazla.”
devamını gör...
coriolis etkisi
barış manço'nun bir gezi videosu var herkes biliyordur. ekvator çizgisine gidip bir deney yapmıştı. iki yarım kürede de suyun akış yönü bibirinden farklı ekvatorda ise dümdüz akıyordu. bu deneyde siyahi arkadaşın suyu dökme şekli ile girdap oluşturması gözden kaçmaz. ne yazık ki buradaki deneyde siyahi arkadaş tarafından kandırılıyoruz. coriolis etkisi bu kadar milimetrik değişimler gözlemlenebilecek bir etki değildir. günlük hayatta bunu hissedemeyiz. kasırga ve girdap gibi durumlarda bile oluşum süresi uzundur.
bir çemberde aynı hizada merkeze yakın ve uzak iki nokta bir turu aynı sürede tamamlar. ama hızları birbirinden farklıdır. kutuplarda dünyanın dönüş hızının ekvatora oranla az olmasının temel sebebi budur. dönen bir cisimde ki burada bahsettiğimiz örnek dünya kasırgaların iki yarım kürede farklı yönlere doğru dönmesinin nedeni de dünyanın şekli ve dönüşü ile bağlantılıdır. 1835 yılında gaspard gustave coriolis tarafından bu etki tanımlanmış ve ismini kendisinden almıştır. bu etki dünyanın döndüğünün de kanıtıdır. coriolis bir sarkaç yapıp paristeki meşhur pantheon'un kubbesine asmıştır. sarkaç belli bir doğrultuda hareket ederken salınım doğrultusunda sürekli bir değişim meydana gelmekteydi. belli bir süre sonra başlangıç konumuna geri geliyordu. aynı sarkaç ile eğer ekvator çizgisine üzerinde aynı deneyi gerçekleştirirsek aynı etki gözlenmeyecek ve sarkaç salınım doğrultusunda hareket edecektir.
bir çemberde aynı hizada merkeze yakın ve uzak iki nokta bir turu aynı sürede tamamlar. ama hızları birbirinden farklıdır. kutuplarda dünyanın dönüş hızının ekvatora oranla az olmasının temel sebebi budur. dönen bir cisimde ki burada bahsettiğimiz örnek dünya kasırgaların iki yarım kürede farklı yönlere doğru dönmesinin nedeni de dünyanın şekli ve dönüşü ile bağlantılıdır. 1835 yılında gaspard gustave coriolis tarafından bu etki tanımlanmış ve ismini kendisinden almıştır. bu etki dünyanın döndüğünün de kanıtıdır. coriolis bir sarkaç yapıp paristeki meşhur pantheon'un kubbesine asmıştır. sarkaç belli bir doğrultuda hareket ederken salınım doğrultusunda sürekli bir değişim meydana gelmekteydi. belli bir süre sonra başlangıç konumuna geri geliyordu. aynı sarkaç ile eğer ekvator çizgisine üzerinde aynı deneyi gerçekleştirirsek aynı etki gözlenmeyecek ve sarkaç salınım doğrultusunda hareket edecektir.
devamını gör...
şu yaşa kadar hiç yapılmayan şeyler
tiktok'um yok, içkim, kumarım yok, aldatma yok, gizli gizli para biriktirip evden kaçmak gibi bir planım yok *.
devamını gör...
birine kıyamamak
kendine kıymaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
türkan keyifsizdi sabah, doğru düzgün mama yemedi, benimle uğraşmadı. öğlen kontrol ettim, kuytu bir köşede uyuyordu, normalde benim sesimi duyunca koşup gelen, etrafımda kelebek gibi hoplayıp zıplayan kedi kızım öylece uyuyordu. içim gitti, akşama doğru tam veterinere götürme kararı alıyordum ki, kalktı mama yedi, suyunu içti, kucağıma çıkıp kulaklık kablosu ve tişörtümün* düğmesi ile oynamaya başladı, tüm dünyalar benim oldu.
türkan ile aramızdaki ilişki toplasan bir aylık bişi, daha önceden anası vardı yanında, merhaba merhaba takılıyordu benimle, ama şimdi öyle değil. türkan hanım benim yeni evimin sahibesi olacak, oturduk konuştuk tamam dedi. ama az iç bundan sonra baba dedi, tamam dedim, o kadını napacaz baba dedi, bilmiyorum dedim, unutamadın onu di mi dedi, hayır kızım dedim, du bi de ben sesleneyim belki beni duyar döner, beni seviyordu o kadın dedi, sen bilirsin ama sanki boşuna çaba be kızım dedim, öylece yüzüme baktı, tek kelime etmedi, tam o sırada nihat ikinci şişe biramı getirdi, türkan kucağımdan indi, gidip bir yaprak ile oynamaya başladı, yaşar denilen bir şarkıcı bir yerlerde masal diye şarkısını mırıldanmaya başladı, herhangi bir kitap evinde didem madak'ın ah'lar ağacı güzel bir kıza armağan olması için yakışıklı bir genç tarafından satın alındı.
ve senin bunların hiç birinden haberin olmadı.
türkan ile aramızdaki ilişki toplasan bir aylık bişi, daha önceden anası vardı yanında, merhaba merhaba takılıyordu benimle, ama şimdi öyle değil. türkan hanım benim yeni evimin sahibesi olacak, oturduk konuştuk tamam dedi. ama az iç bundan sonra baba dedi, tamam dedim, o kadını napacaz baba dedi, bilmiyorum dedim, unutamadın onu di mi dedi, hayır kızım dedim, du bi de ben sesleneyim belki beni duyar döner, beni seviyordu o kadın dedi, sen bilirsin ama sanki boşuna çaba be kızım dedim, öylece yüzüme baktı, tek kelime etmedi, tam o sırada nihat ikinci şişe biramı getirdi, türkan kucağımdan indi, gidip bir yaprak ile oynamaya başladı, yaşar denilen bir şarkıcı bir yerlerde masal diye şarkısını mırıldanmaya başladı, herhangi bir kitap evinde didem madak'ın ah'lar ağacı güzel bir kıza armağan olması için yakışıklı bir genç tarafından satın alındı.
ve senin bunların hiç birinden haberin olmadı.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
sözlükte çok olmasada ben bu konuda güzel bir istisnayım.
devamını gör...
alt yazılı film vs dublaj film
efsane dublajlar var bunları dublajlı izlemek daha keyifli ama genel olarak altyazı. efsane dublajlar derken
devamını gör...
annesinin yakışıklı oğlum dediği çocuğun tipsiz olması
kirpi, yavrusunu pamuğum diye severmiş.
devamını gör...
passamaquoddy
a.b.d'nin kuzey doğusunda yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
beyazlar geldiğinde maine eyaleti ve civarında yaşıyorlardı. wabanaki topluluğunun bir üyesi olarak, ingiliz'ler ve onların ittifakları iroquoi'lerle savaştılar. yoğun beyaz nüfus karşısında direnemeyip, önce ingilizlerle, sonra amerikalılarla anlaşıp, belli bir bölgede yaşamayı kabul ettiler.
bugün, a.b.d'nin maine ve kanada'nın new brunswick eyaletlerinde yaşıyorlar.
beyazlar geldiğinde maine eyaleti ve civarında yaşıyorlardı. wabanaki topluluğunun bir üyesi olarak, ingiliz'ler ve onların ittifakları iroquoi'lerle savaştılar. yoğun beyaz nüfus karşısında direnemeyip, önce ingilizlerle, sonra amerikalılarla anlaşıp, belli bir bölgede yaşamayı kabul ettiler.
bugün, a.b.d'nin maine ve kanada'nın new brunswick eyaletlerinde yaşıyorlar.
devamını gör...
incir reçeli (2011)
aytaç ağırlar'ın yazıp yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde halil sezai paracıkoğlu ve melike güner'in yer aldığı 2010 yapımı türk filmidir. sonraki yıllarda ikincisi çekilmiştir.
üç erkek arkadaş, ergenlik dönemimizde, yan yana izlediğimiz ve sadece birbirimizden çekindiğimiz için ağlayamadığımız filmdir.
üç erkek arkadaş, ergenlik dönemimizde, yan yana izlediğimiz ve sadece birbirimizden çekindiğimiz için ağlayamadığımız filmdir.
devamını gör...
normal sözlük'te başlıkların yürümemesi
insanların belirli 2-3 konu dışındaki konulara ilgi göstermemesinden kaynaklanıyor olabileceğini düşündüğüm durum.
herkeste olmasa da çoğu kişide ortak olan birkaç konu var, üzerinde konuşulacak; gündem, anket, din gibi... bunun dışındaki konular ilginç bir şekilde umursanmıyor.
ben her zamanki gibi bilim üzerinden örnek vereceğim, genelde o konularda yazdığım için. burada yüzlerce üye var. mesela çevrim içi kişi listesinin 300 kişi olduğu bir andan bahsedeyim. burada bilimle ilgilenen tek kişi ben değilim. yani bilime ilgisi olan kişi sayısının 1/300 olduğunu hiç sanmıyorum. benim gibi en azından bir 50 kişi olduğunu farz edeyim. bunların işi gücü, dersi var diye her an her başlığa yazamadıkları gerçeğini de düşünelim. peki, yazabildikleri süre içerisinde de sesleri çıkmıyorsa ne yapıyor olabilirler? okuyorlar diyelim. yahu, ilgilendiğin bir konu hakkında bir şeyler okuyunca onun hakkında söyleyecek 1 cümlen bile olmaz mı! detaylı bilgiden bahsetmiyorum. kendi fikrin, vereceğin bir kaynak ya da ne bileyim işte, söyleyecek 2 kelamın olur illa ki. bir başlıkta olmasa diğerinde mutlaka olur. yeterli bilgin yok ama ilgin varsa, merak edersin, yazarına mesaj atar sorarsın. bu da yok...
bazı tanımlarım destan gibi ama özellikle kısa tuttuğum tanımlar var, eksikleri başkası tamamlasın diye. bakıyorum ya kimseden ses yok ya da sadece işi geyiğe vuran 1-2 kişi yazmış. e haliyle soruyorum: bu mudur?
bilimden verdim örneği ama kitap da aynı durumda, müzik de aynı durumda, sanat da, felsefe de... bu kadar insan "fikirsiz" mi? bu kadar insan sadece ve sadece okumaya mı geliyor? bu kadar insanın, kendi meslekleri, uzmanlık alanları dahil hiçbir konu hakkında bilgisi mi yok? hadi diyelim hiçbiri yok, başkasının yazdıklarından faydalanmak için geliyor hepsi. o zaman beğenilerde neden hep aynı insanların adı var? yanlış anlamayın, önemli olan beğenilmesi değil, önemli olan yazılanlara tepki verenlerin hemen hemen aynı kitle oluşu. demek ki okuyan ya da asla onaylamadığım, okumadan oylayan kesim bile hep aynı. sadece takip ettiğiniz insanlarla etkileşime girerseniz yeni insanlardan yeni bir şeyler öğrenme ya da onlara yeni bir şeyler öğretme şansınız olmaz ki...
ben suçlamak ya da zorla yazdırmak için söylemiyorum bunları. sadece mevcut durum da, savunma olarak her konuda bilgi sahibi olunmamasının gösterilmesi de tuhafıma gidiyor.
herkeste olmasa da çoğu kişide ortak olan birkaç konu var, üzerinde konuşulacak; gündem, anket, din gibi... bunun dışındaki konular ilginç bir şekilde umursanmıyor.
ben her zamanki gibi bilim üzerinden örnek vereceğim, genelde o konularda yazdığım için. burada yüzlerce üye var. mesela çevrim içi kişi listesinin 300 kişi olduğu bir andan bahsedeyim. burada bilimle ilgilenen tek kişi ben değilim. yani bilime ilgisi olan kişi sayısının 1/300 olduğunu hiç sanmıyorum. benim gibi en azından bir 50 kişi olduğunu farz edeyim. bunların işi gücü, dersi var diye her an her başlığa yazamadıkları gerçeğini de düşünelim. peki, yazabildikleri süre içerisinde de sesleri çıkmıyorsa ne yapıyor olabilirler? okuyorlar diyelim. yahu, ilgilendiğin bir konu hakkında bir şeyler okuyunca onun hakkında söyleyecek 1 cümlen bile olmaz mı! detaylı bilgiden bahsetmiyorum. kendi fikrin, vereceğin bir kaynak ya da ne bileyim işte, söyleyecek 2 kelamın olur illa ki. bir başlıkta olmasa diğerinde mutlaka olur. yeterli bilgin yok ama ilgin varsa, merak edersin, yazarına mesaj atar sorarsın. bu da yok...
bazı tanımlarım destan gibi ama özellikle kısa tuttuğum tanımlar var, eksikleri başkası tamamlasın diye. bakıyorum ya kimseden ses yok ya da sadece işi geyiğe vuran 1-2 kişi yazmış. e haliyle soruyorum: bu mudur?
bilimden verdim örneği ama kitap da aynı durumda, müzik de aynı durumda, sanat da, felsefe de... bu kadar insan "fikirsiz" mi? bu kadar insan sadece ve sadece okumaya mı geliyor? bu kadar insanın, kendi meslekleri, uzmanlık alanları dahil hiçbir konu hakkında bilgisi mi yok? hadi diyelim hiçbiri yok, başkasının yazdıklarından faydalanmak için geliyor hepsi. o zaman beğenilerde neden hep aynı insanların adı var? yanlış anlamayın, önemli olan beğenilmesi değil, önemli olan yazılanlara tepki verenlerin hemen hemen aynı kitle oluşu. demek ki okuyan ya da asla onaylamadığım, okumadan oylayan kesim bile hep aynı. sadece takip ettiğiniz insanlarla etkileşime girerseniz yeni insanlardan yeni bir şeyler öğrenme ya da onlara yeni bir şeyler öğretme şansınız olmaz ki...
ben suçlamak ya da zorla yazdırmak için söylemiyorum bunları. sadece mevcut durum da, savunma olarak her konuda bilgi sahibi olunmamasının gösterilmesi de tuhafıma gidiyor.
devamını gör...
tahammül edilemeyen durumlar
gerçeğini bildiğin bişeyi karşı tarafa sorduğunda seni salak yerine koyarak gözlerinin içine bakıp rahatça yalan söylemesi, lütfen bu kadar zeki olduğunuz hissine kapılmayın.
devamını gör...
öğrencisi derse girmeyen öğretmenin ücretinin kesilmesi
okul idaresinin, bakanlığın; öğrencinin imkân yetersizliğini ya da keyfi sorumsuzluğunu öğretmene yıkma çabasından başka bir şey değildir. 30 kişilik bir sınıfta kimse derse girmeyecek ve bunun acısı bir tek öğretmenden çıkarılacak öyle mi? o okulda müdür, o ildeki il müdürü ne iş yapıyor? makamlarında plaket mi kabul ediyor? sizler de bu kafayla bakarsanız, sömürünün dik alası devam eder. döner sömürülenlere gülersiniz. tebrikler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
aylar boyu yazdım da yazdım buralara. hayatımdan hiç çıkmamasını dilediğim insanlar girdi hayatıma, ömrümün sonuna kadar çıkamayacak olan belki de.
haftalardır ne girdim ne de bir şeyler yazdım buraya. bir şeyler eksik ve fazla. içime sinmeyen bir şeyler ve anılar var çokça. sonunda bugün uğrayayım dedim
bir buralara.
/sokaklara, kaldırım taşlarına,
ağaçların solgun yapraklarına,
susmuş ve kendi sesini dinleyen;
insanoğlunu bir lanetmişcesine izleyen denize,
hayranı olduğum mavi sulara.
aşkından yanıp tutuştuğum
kavrulup kül olduğum
bir deli ege rüzgarlarına
nice şeyler yazmak geliyor içimden.
sözcüklerim susmuyor,
kalemim duramıyor sevişmeden kağıdımla.
boy boy çocuklar veriyorlar sonra bana
yüzlerce güzel mısra ve birkaç yüz kelime daha.
baharlar mürekkeple süsleniyor
kışın, o beyaz karları
beyaz bembeyaz bir çarşaf misali ötüyor sözcüklerimi
çocuğunun üşümesinden korkan bir anne gibi.
destanlara ve lisanlara sığmayan aşkım,
baharın bir ağaç dalında
kırmızı mı kırmızı bir elma misali
sunulurken kalbime, ben yine
iradesinden aciz ve aşkına:
imkansızlıkların ihtişamına yenik düşmüş
bitik bir insan olarak el uzatıyorum o dala./
haftalardır ne girdim ne de bir şeyler yazdım buraya. bir şeyler eksik ve fazla. içime sinmeyen bir şeyler ve anılar var çokça. sonunda bugün uğrayayım dedim
bir buralara.
/sokaklara, kaldırım taşlarına,
ağaçların solgun yapraklarına,
susmuş ve kendi sesini dinleyen;
insanoğlunu bir lanetmişcesine izleyen denize,
hayranı olduğum mavi sulara.
aşkından yanıp tutuştuğum
kavrulup kül olduğum
bir deli ege rüzgarlarına
nice şeyler yazmak geliyor içimden.
sözcüklerim susmuyor,
kalemim duramıyor sevişmeden kağıdımla.
boy boy çocuklar veriyorlar sonra bana
yüzlerce güzel mısra ve birkaç yüz kelime daha.
baharlar mürekkeple süsleniyor
kışın, o beyaz karları
beyaz bembeyaz bir çarşaf misali ötüyor sözcüklerimi
çocuğunun üşümesinden korkan bir anne gibi.
destanlara ve lisanlara sığmayan aşkım,
baharın bir ağaç dalında
kırmızı mı kırmızı bir elma misali
sunulurken kalbime, ben yine
iradesinden aciz ve aşkına:
imkansızlıkların ihtişamına yenik düşmüş
bitik bir insan olarak el uzatıyorum o dala./
devamını gör...
baykuş
görme ve işitme yetenekleri çok gelişmiş olan bir kuş türüdür.
kulakları perdelidir. dinlenme yahut kısa uçuş dönemlerinde bu perdeleri açıp uzun uçuşlarında kapatırlar.
başlarını 270 derece kadar döndürebilirler, boyun kemiklerindeki boşluklu yapı ve özel damarlar sayesinde başlarını çevirdikleri zaman beyinlerine giden kan akışı durmaz. gözlerini döndüremezler, bu yüzden bu baş çevirme hareketi onlar için çok önemlidir.
ayrıca mavi rengi görebilen tek kuş türü baykuşlardır.
bu kadar asil ve yırtıcı bir kuş nasıl olmuş da pembik gelinlerin tabağına, bardağına böyle sevimli şekilde yansıtılmış anlam veremiyorum.*
kulakları perdelidir. dinlenme yahut kısa uçuş dönemlerinde bu perdeleri açıp uzun uçuşlarında kapatırlar.
başlarını 270 derece kadar döndürebilirler, boyun kemiklerindeki boşluklu yapı ve özel damarlar sayesinde başlarını çevirdikleri zaman beyinlerine giden kan akışı durmaz. gözlerini döndüremezler, bu yüzden bu baş çevirme hareketi onlar için çok önemlidir.
ayrıca mavi rengi görebilen tek kuş türü baykuşlardır.
bu kadar asil ve yırtıcı bir kuş nasıl olmuş da pembik gelinlerin tabağına, bardağına böyle sevimli şekilde yansıtılmış anlam veremiyorum.*
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
bu biraz da kendinizi nasıl ve ne yönde geliştirdiğinizle alakalıdır. eski sevgiliye hırs yapıp da durkheim'ın ziya gökalp üzerindeki etkisi konusunda kendinizi yetkinleştirirseniz eski sevdicek için hiç bir anlam ifade etmez.
iyisi mi ben bu konu üzerine size harika bir örnek aktarayım. benim cinsiyeti kadın olan bir arkadaşım var. bu vakti zamanında kendisini gerçekten de çok seven bir çocuğa köpek çekti. çocuk ona resmen ölüyordu. arkadaşım da o çocukla sırf çok parası yok diye, sırf iyi bir mesleği yok diye sevgili olmadı ama onun sevgisi ve ilgisi hoşuna gittiği için tamamen bırakmıyordu da. köpek etmişti anlayacağınız. derken çocuk buna ansızın postayı koyup her yerden engelledi.
aradan aylar aylar geçti. bir gün dm'den arkadaşıma bir mesaj geliyor. mesaj aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi:
''merhaba x. umarım her şey yolundadır. ben sana sadece teşekkür etmek için yazıyorum. seninle tamamen bittikten sonra günlerce kendime gelemedim. çok ağladım. bir gün internette önüme bir ilan düştü. türk hava yolları ikinci pilot alacakmış. tüm şartlar tutuyordu, tek eksiğim dildi. iki ayda dil puanımı getirdim. bir dizi mülakatlara ve sağlık kontrollerinden sonra eylül ayında uçuş okuluna katılmaya hak kazandım. sana ne kadar teşekkür etsem azdır. senin sayende hırs yaptım, senin sayende iki ay gibi kısa bir sürede ingilizce öğrendim. senin sayende pilot olacağım. sen kpss ile memur olup atandığında her akşam eve gelip televizyonun karşısında kocana portakal soyarken ben dünyanın en güzel kadınlarıyla dünyanın farklı farklı şehirlerinde günümü gün edeceğim. sen hayatın boyunca maksimum 5 bin lira alacakken ben iki sene sonra 25 bin lirayla mesleğe başlayacağım. bunların hepsi senin sayende oldu. sen hayatıma çıkmasaydın ben yine aynı ben olacaktım. sana hayatta başarılar diliyorum. umarım atanırsın.''
mesaj tamamen böyle değildi elbette, kendim hatırladığım kadarıyla yazdım ama anafikri buydu ve aynen böyle kol gibiydi. sonuçta arkadaşım hönküre hönküre ağladı mı? evet, ağladı. sırf üniformalı diye, sırf karizmatik diye o çocuk yerine gidip çevik kuvvet bir dallamayla sevgili olmuştu. gerçi o da onu aldattı da neyse. sonuç? köpek çektiği çocuk üniformanın, karizmanın tillahını yapıp salladı ve koydu masaya.
arkadaşıma da oh olsun. yüzüne de söylemiştim zaten. kim olursa olsun insanları rencide edenlere hiç acımam yoktur.
iyisi mi ben bu konu üzerine size harika bir örnek aktarayım. benim cinsiyeti kadın olan bir arkadaşım var. bu vakti zamanında kendisini gerçekten de çok seven bir çocuğa köpek çekti. çocuk ona resmen ölüyordu. arkadaşım da o çocukla sırf çok parası yok diye, sırf iyi bir mesleği yok diye sevgili olmadı ama onun sevgisi ve ilgisi hoşuna gittiği için tamamen bırakmıyordu da. köpek etmişti anlayacağınız. derken çocuk buna ansızın postayı koyup her yerden engelledi.
aradan aylar aylar geçti. bir gün dm'den arkadaşıma bir mesaj geliyor. mesaj aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi:
''merhaba x. umarım her şey yolundadır. ben sana sadece teşekkür etmek için yazıyorum. seninle tamamen bittikten sonra günlerce kendime gelemedim. çok ağladım. bir gün internette önüme bir ilan düştü. türk hava yolları ikinci pilot alacakmış. tüm şartlar tutuyordu, tek eksiğim dildi. iki ayda dil puanımı getirdim. bir dizi mülakatlara ve sağlık kontrollerinden sonra eylül ayında uçuş okuluna katılmaya hak kazandım. sana ne kadar teşekkür etsem azdır. senin sayende hırs yaptım, senin sayende iki ay gibi kısa bir sürede ingilizce öğrendim. senin sayende pilot olacağım. sen kpss ile memur olup atandığında her akşam eve gelip televizyonun karşısında kocana portakal soyarken ben dünyanın en güzel kadınlarıyla dünyanın farklı farklı şehirlerinde günümü gün edeceğim. sen hayatın boyunca maksimum 5 bin lira alacakken ben iki sene sonra 25 bin lirayla mesleğe başlayacağım. bunların hepsi senin sayende oldu. sen hayatıma çıkmasaydın ben yine aynı ben olacaktım. sana hayatta başarılar diliyorum. umarım atanırsın.''
mesaj tamamen böyle değildi elbette, kendim hatırladığım kadarıyla yazdım ama anafikri buydu ve aynen böyle kol gibiydi. sonuçta arkadaşım hönküre hönküre ağladı mı? evet, ağladı. sırf üniformalı diye, sırf karizmatik diye o çocuk yerine gidip çevik kuvvet bir dallamayla sevgili olmuştu. gerçi o da onu aldattı da neyse. sonuç? köpek çektiği çocuk üniformanın, karizmanın tillahını yapıp salladı ve koydu masaya.
arkadaşıma da oh olsun. yüzüne de söylemiştim zaten. kim olursa olsun insanları rencide edenlere hiç acımam yoktur.
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
en güzel sohbetler kapı eşiğinde giderken başlar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sözlükte kanka çok önemliymiş.
kader bana yalnızlığı yazarken hiç acımamış, siz mi acıyacaktınız...
kader bana yalnızlığı yazarken hiç acımamış, siz mi acıyacaktınız...
devamını gör...
the hedgehog
orijinal adıl'élégance du hérisson olan, fransız yazar ve felsefe profesörü muriel barbery'nin (bkz: kirpinin zarafeti) romanından uyarlanan film*.
"paloma paris’te dış dünyanın hızlı temposundan uzak bir çevrede yaşayan 11 yaşında, oldukça zeki ve sıkkın br kızdır. 12.yaş gününde intihar etmeye karar veren paloma, ölümle randevusunun yaklaşmasına yakın ketum ve yalnız apartman görevlisi renée michel ve gizemli olduğu kadar elegan mösyö kakuro ozu gibi değişik karakterlerle tanışır. böylece paloma karamsar hayatını gözden geçirme şansı bulacaktır."filmin özeti için
filmin rotten tomatoes puanları da oldukça iyi. eleştirmen puanı:87 seyirci puanı:83.r.t.-->
fragman bende klasik bir dram filmi izlenimi uyandırdı. ve şimdiden merak ettim doğrusu.
"paloma paris’te dış dünyanın hızlı temposundan uzak bir çevrede yaşayan 11 yaşında, oldukça zeki ve sıkkın br kızdır. 12.yaş gününde intihar etmeye karar veren paloma, ölümle randevusunun yaklaşmasına yakın ketum ve yalnız apartman görevlisi renée michel ve gizemli olduğu kadar elegan mösyö kakuro ozu gibi değişik karakterlerle tanışır. böylece paloma karamsar hayatını gözden geçirme şansı bulacaktır."filmin özeti için
filmin rotten tomatoes puanları da oldukça iyi. eleştirmen puanı:87 seyirci puanı:83.r.t.-->
fragman bende klasik bir dram filmi izlenimi uyandırdı. ve şimdiden merak ettim doğrusu.
devamını gör...