atforvendetta
dinlediğimiz playlist ile müzik zevkinin mükemmel olduğunu öğrendiğimiz yazar arkadaşımız.
not: başka arkadaşların şarkıları da varmış çalan listede, herkesin yüreğine sağlık.
not: başka arkadaşların şarkıları da varmış çalan listede, herkesin yüreğine sağlık.
devamını gör...
fiyatı korkunç bir şekilde artan ürünler
107 tl'lik fiyatı ile cumhuriyet sucuğu. sucuk bey diyeceksiniz.
devamını gör...
türklerin ırkçı olmadığı gerçeği
bana ermeni kökenli bir "vali" gösterin, yada alevi bir kaymakam. yada üst düzey bir bürokrat. hemen yawww milletvekili bile oluyorlar, başbakan, cumhurbaşkanı bile olmuşlar demeyin, onlar seçilmiş, atanmış değil. rum kökenli bir emniyet müdürü gösterin yada? yoktur. 2 kez kaymakamlık sınavına girdim, kazanamadım eyvallah, benim okulumdan tanıdığım bir çocuk sınavı 90 alarak geçti, mülakatta elendi... niye mi? sivaslı bir aleviydi çünkü. ırkçılığı uzaklarda aramayın, çok yakınınızda o. yukarda bazı yazarlar bir kaç ermeni ismi vermiş. örneğin ara güler... hep fotoları ile anıldı, konuşuldu, eğer ara güler bir kaç cümlesinde, ben ermeniyim falan fıstık deseydi itin götüne sokulurdu. türkiyede ırkçılığın çizgisi ırkını söyleyene kadardır. söylemez isen sorun olmaz. turgut özal'ın hiç; ben kürdüm dediğini duydunuz mu? demez, diyemez.
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
her ayeti üzerine alan, sanki kendisine söylüyormuş sanan, tarihten, kültürel yapıdan bi haber olan ve 2021 yılını 600 yıl ile kıyaslayan zihniyetin açtığı başlık. ne güzel ya, anlamadığımıza saçma diyelim. quantumu anlıyor musun birader, ona da saçma diyelim. hı?
çok gerekli edit: her çeviriyi kuran ayeti, allahın sözü vs sanmakta ayrıca garip ve acınası.
çok gerekli edit: her çeviriyi kuran ayeti, allahın sözü vs sanmakta ayrıca garip ve acınası.
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel cümle
hayatımın orta yerine koydum seni orada duramadığın için benden özür dileyeceksin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bazen kelimeler öyle bir yağmur gibi yağıyor ki zihnime,kendimi unutup unutup yeniden hatırlıyorum anılarda, seslerde.
bir başkasının yalnızlığında ya da çaresizliğinde bulup kendimi,didik didik edip dünyayı,sözcükleri sökercesine çıkarmak, çıktıklarında verecekleri acıları duyumsamak istiyorum.
insanın içi,hava kapalıyken kararmaz yalnız:güneş arsızca sırıttığında bir yaz günü ya da her yer çiçeklerle bezeli olduğunda bile,o çiçeklerin köklerinde bulunan siyahı görür.kökleri kemiren böcekleri,güneşten ödü patlayan solucanları görür.
yalnızlığında kalmak hem garip bir haz verip içi içine sığmazken,öte yandan bir ağrı yüreğin ta derinlerine saplanıverir.
kabuğundan kaçıp kurtulmanın,sessiz bir mağaraya sığınmanın çare olacağını sanır.ama,ne yerin dibi ne de bir dağın tepesi onu kabul eder;çünkü gittiği her yere kendini de götürmektedir.
bir başkasının yalnızlığında ya da çaresizliğinde bulup kendimi,didik didik edip dünyayı,sözcükleri sökercesine çıkarmak, çıktıklarında verecekleri acıları duyumsamak istiyorum.
insanın içi,hava kapalıyken kararmaz yalnız:güneş arsızca sırıttığında bir yaz günü ya da her yer çiçeklerle bezeli olduğunda bile,o çiçeklerin köklerinde bulunan siyahı görür.kökleri kemiren böcekleri,güneşten ödü patlayan solucanları görür.
yalnızlığında kalmak hem garip bir haz verip içi içine sığmazken,öte yandan bir ağrı yüreğin ta derinlerine saplanıverir.
kabuğundan kaçıp kurtulmanın,sessiz bir mağaraya sığınmanın çare olacağını sanır.ama,ne yerin dibi ne de bir dağın tepesi onu kabul eder;çünkü gittiği her yere kendini de götürmektedir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
karl dönitz
nazi almanyası'nın büyük amirali ve deniz kuvvetleri komutanıdır. enteresan bir çardır kendisi... çoğu insan bilmez ama kendisi birinci dünya savaşında goeben'de teğmen olarak görev almıştır. hatta eşi ile de istanbul'da tanışıp evlenmiştir. hatta ölmeden evvel şahsi anılarını türkçe'ye çevirterek türk deniz kuvvetleri'ne vermiştir.
prusya ekolü ile yetişmiş olan dönitz nazi almanyası zamanında u bot filo komutanlığı ve deniz kuvvetleri kriegsmarine'de alt komutanlık olan u boat komutanlığı yaptıktan sonra savaş sırasında deniz kuvvetleri komutanı ve büyükamiral olmuştur. nazilerin en fazla yuvalandığı yer olan luftwaffe'nin aksine kriegsmarine daha böyle kanım canım almanya modunda savaşmıştır, ss ve luftwaffe'nin yaptığı türden katliamlara pek bulaşmamıştır.
dönitz ise moderate nazi modunda takılmıştır. şöyle tarif edersem anlarsınız herhalde, ''aman canım işimiz bozulmasın diye kafa sallayıp öyleymiş gibi takılıyoruz'' anladınız siz onu kıps sdkjlgh herneyse; tabi moderate nazi dediysem de, her nazi gibi museviler ve bolşeviklerden ölesiye nefret eden bir çardı kendisi... savaş sırasında 2 oğlu da kendisi gibi u boat subayıydı ve her ikisini de savaşta kaybetmiştir. dönitz ile alakalı en tartışmalı konulardan birisi ise, sebep olduğu laconia faciasıdır ki kendisi de bu facia sonrasında ne şartla olursa olsun düşmana ait hiçbir sivil ve savaş esirinin denizden canlı kurtarılmaması emrini vermiştir. laconia faciasında da almanlar yanlışlıkla sivil ingiliz gemisini vuruyorlar daha sonra ingiliz sivilleri kurtarıp denizaltıya alıp güvertesine kızılhaç seriyorlar. bu esnada onları gören bir amerikan b24 liberator üzerinde ingilizlerin de olduğu kızılhaç serili alman denizaltılarını vuruyor falan... e ardından da almanlar ''s*kerim insanlığını da yapacağınız işi de'' deyip filikalara ingilizleri bindirip açıkdenizde bırakıyorlar falan... dönitz ise bu olayın ardından işte o meşhur laconia kararlarını alıyor. bu sebepten ötürü de savaştan sonra nürnberg'de 10 sene yatıyor...
savaştan sonra tonton dede modunda takılıp batı almanya'da uzuuunca bir süre yaşadıktan sonra da 1981'de vefat etmiştir. cenazesine aslında yasak olmasına rağmen alman deniz kuvvetleri üniformalı tam kadro olarak katılmıştır. kazandığı alman madalyalarının yanında ek olarak kendisi de subay sınıfı osmanlı gelibolu kıta harp madalyası sahibidir..
dügüdüt: yazarken ''lan goeben miydi breslau mu ?'' diye ikilemde kalmıştım altta arkadaşım düzeltmiş sağolsun. breslau'da teğmendi sözlük...
prusya ekolü ile yetişmiş olan dönitz nazi almanyası zamanında u bot filo komutanlığı ve deniz kuvvetleri kriegsmarine'de alt komutanlık olan u boat komutanlığı yaptıktan sonra savaş sırasında deniz kuvvetleri komutanı ve büyükamiral olmuştur. nazilerin en fazla yuvalandığı yer olan luftwaffe'nin aksine kriegsmarine daha böyle kanım canım almanya modunda savaşmıştır, ss ve luftwaffe'nin yaptığı türden katliamlara pek bulaşmamıştır.
dönitz ise moderate nazi modunda takılmıştır. şöyle tarif edersem anlarsınız herhalde, ''aman canım işimiz bozulmasın diye kafa sallayıp öyleymiş gibi takılıyoruz'' anladınız siz onu kıps sdkjlgh herneyse; tabi moderate nazi dediysem de, her nazi gibi museviler ve bolşeviklerden ölesiye nefret eden bir çardı kendisi... savaş sırasında 2 oğlu da kendisi gibi u boat subayıydı ve her ikisini de savaşta kaybetmiştir. dönitz ile alakalı en tartışmalı konulardan birisi ise, sebep olduğu laconia faciasıdır ki kendisi de bu facia sonrasında ne şartla olursa olsun düşmana ait hiçbir sivil ve savaş esirinin denizden canlı kurtarılmaması emrini vermiştir. laconia faciasında da almanlar yanlışlıkla sivil ingiliz gemisini vuruyorlar daha sonra ingiliz sivilleri kurtarıp denizaltıya alıp güvertesine kızılhaç seriyorlar. bu esnada onları gören bir amerikan b24 liberator üzerinde ingilizlerin de olduğu kızılhaç serili alman denizaltılarını vuruyor falan... e ardından da almanlar ''s*kerim insanlığını da yapacağınız işi de'' deyip filikalara ingilizleri bindirip açıkdenizde bırakıyorlar falan... dönitz ise bu olayın ardından işte o meşhur laconia kararlarını alıyor. bu sebepten ötürü de savaştan sonra nürnberg'de 10 sene yatıyor...
savaştan sonra tonton dede modunda takılıp batı almanya'da uzuuunca bir süre yaşadıktan sonra da 1981'de vefat etmiştir. cenazesine aslında yasak olmasına rağmen alman deniz kuvvetleri üniformalı tam kadro olarak katılmıştır. kazandığı alman madalyalarının yanında ek olarak kendisi de subay sınıfı osmanlı gelibolu kıta harp madalyası sahibidir..
dügüdüt: yazarken ''lan goeben miydi breslau mu ?'' diye ikilemde kalmıştım altta arkadaşım düzeltmiş sağolsun. breslau'da teğmendi sözlük...
devamını gör...
en ahmet kaya özelliğiniz
beni vur beni ellere verme.
devamını gör...
tıp vs mühendislik
tıp fakültesi okurken kimse rakibin değildir, not paylaşımı en üst noktadadır kimse kimseden notunu bilgisini saklamaz, tabi ki istisnalar mevcut, ki zaten hipokrat yemininde de bulunur bilginin karşılıksız aktarmaya olan sözümüz.
sınıf geçmek zaman zaman zorlayabilir zaten uzun olan mesleğe adımınız gecikeceği için stres altında hissedebilirsiniz kendinizi.
6.seneye geldiğinizde intörnlük denen ne olduğu belirsiz bir döneme girilir. yarı doktor yarı hemşire olursunuz , hemşirelerin yapmadığı işler ,asistanların angarya gördüğü işler ,nöbet ,hasta muayenesi , pratisyenlik için tecrübe kazanmak , düşünüyorsanız tus çalışma derken zorlu bi periyota girersiniz. tabi bu dönemin harika bir yönü vardır ; maaş almaya başlarsınız... şaka şaka ne harikası 600 lira bi şey alırsınız işte çok da şey etmeyin.
ama bu zorlu dönemin sonunda o hayallerini kurduğunuz harika gün gelir evet evet artık mezun olmuşsunuzdur. 6 senelik okulunuz bitmiş ve artık gerçekten doktorsunuzdur.. muhteşem değil mi? değil işte... şanslıysanız ilk tercihinize yerleşirsiniz dhy denen atamada. değilseniz devlet nereye atarsa belki şırnak belki diyarbakır şans işi. olsun be dersiniz en azından atandık yerimiz belli..başlarsınız göreve iki gün sonra başhekim gelir ve hop o da ne geçici görev selamun aleyküm demiş bile size..ama ev tutmuştum bu ilçeden diğeri daha uzak diyemeden imzalar atılır ve yeni hastanenize geçersiniz. toplum sağlığı merkezi veya acil serviste görev yapılır genelde. intörnlükte kimse size pratik bilgi vermediği için zorlanmanız kuvvetle muhtemeldir. maaş olarak 6civarı alırsınız. 6bin maaşı kalem kalem verdikleri için asıl maaşınız 3.5tir aslında. yani kalanı ekstradır. başakşehir çam sakurada bir dönem olduğu gibi 3.5 bine de insan hayatıyla uğraşabilirsiniz . döneri varsa hastanenizin şanslısınız 8e kadar varabilir maaş ama çoğu hastane battığı için o da zor sanırım. ha tus kazanamadıysanız geçici görev ,hastalar , verilen beyaz kodlar, gelen şikayetler ,pratisyenlik derken onunla da uğraşırsınız.
lan bi kazanayım tusu rahatım dersiniz dershaneler de bunu aşılar size verin parayı kazandıralım hayatınız kurtulsun... verirsiniz parayı çalışırsınız günde 6-7 saat kazanırsınız evet artık uzmanlığa geçiş yapmışsınızdır asistan doktorsunuzdur...herkes kazanayım mutlu olucam hayalleri kurarken mutlu olmaya zaman bulamadan ayda en az 10dan başlayan üst sınırı bulunmayan nöbetler gelir.bu nöbetlerse günde 3 saat uyursanı şanslı sayılırsınız. yaklaşık iki sene böyle devam eder.kafayı sıyırmazsanız çok şanslı sayabilirsiniz kendinizi çünkü altınıza çömez geldikçe rahatlamaya başlarsınız zira artık onlar zorlanmaya başlamıştır. uzmanlık eğitimi bitince zorunlu göreve başlarsınız maaşı pratisyen maaşından pek de farklı olmaz. bi de yan dal yapayım dersiniz binbir emek verip onu da kazanırsınız... yan dal sonrası tekrar zorunlu hizmet yaparsınız. yaşınız her sınavı ilkinde kazandığınızı hiç sınıfta kalmadığınızı her şeyin mükemmel gittiğini düşünürsek 35e dayanır. hayırlı olsun artık bir yandal uzmanısınızdır. bu kısımdan itibaren pek bilgim olmadığı için sonrasını bilemeyeceğim. ..
sonuç olarak bana sorarsanı tıp yazayım mı diye hayır yazmayın derim. siz bana tekrar tıp yazar mısın diye sorarsanız evet yazarım. samimi arkadaşlıklar hekim dayanışması ve benim karakterime uygun gelmeyen patrona yalakalık gibi muhabbetlere canınız istemediğini sürece girmezsiniz. kendi yağınızda kavrulursunuz halk sizi çok zengin sanırken. bu arada aldığınız her kuruş ananızın ak sütü gibi helaldir. bütün sağlık çalışanları için söylüyorum bunu. eksiği çok fazlası hiç yok bu maaşın. 48 saatte 40 saat insan hayatıyla uğraşmayan anlamaz bunu.
galiba dağınık yazdım ama içimden geldiği gibi planlamadan birinci sınıftan pratisyenliğime kadar olan zamanı gözümün önüne getirerek yazmaya çalıştım. sorusu olan bütün gençlere mesaj kutum açıktır.
sınıf geçmek zaman zaman zorlayabilir zaten uzun olan mesleğe adımınız gecikeceği için stres altında hissedebilirsiniz kendinizi.
6.seneye geldiğinizde intörnlük denen ne olduğu belirsiz bir döneme girilir. yarı doktor yarı hemşire olursunuz , hemşirelerin yapmadığı işler ,asistanların angarya gördüğü işler ,nöbet ,hasta muayenesi , pratisyenlik için tecrübe kazanmak , düşünüyorsanız tus çalışma derken zorlu bi periyota girersiniz. tabi bu dönemin harika bir yönü vardır ; maaş almaya başlarsınız... şaka şaka ne harikası 600 lira bi şey alırsınız işte çok da şey etmeyin.
ama bu zorlu dönemin sonunda o hayallerini kurduğunuz harika gün gelir evet evet artık mezun olmuşsunuzdur. 6 senelik okulunuz bitmiş ve artık gerçekten doktorsunuzdur.. muhteşem değil mi? değil işte... şanslıysanız ilk tercihinize yerleşirsiniz dhy denen atamada. değilseniz devlet nereye atarsa belki şırnak belki diyarbakır şans işi. olsun be dersiniz en azından atandık yerimiz belli..başlarsınız göreve iki gün sonra başhekim gelir ve hop o da ne geçici görev selamun aleyküm demiş bile size..ama ev tutmuştum bu ilçeden diğeri daha uzak diyemeden imzalar atılır ve yeni hastanenize geçersiniz. toplum sağlığı merkezi veya acil serviste görev yapılır genelde. intörnlükte kimse size pratik bilgi vermediği için zorlanmanız kuvvetle muhtemeldir. maaş olarak 6civarı alırsınız. 6bin maaşı kalem kalem verdikleri için asıl maaşınız 3.5tir aslında. yani kalanı ekstradır. başakşehir çam sakurada bir dönem olduğu gibi 3.5 bine de insan hayatıyla uğraşabilirsiniz . döneri varsa hastanenizin şanslısınız 8e kadar varabilir maaş ama çoğu hastane battığı için o da zor sanırım. ha tus kazanamadıysanız geçici görev ,hastalar , verilen beyaz kodlar, gelen şikayetler ,pratisyenlik derken onunla da uğraşırsınız.
lan bi kazanayım tusu rahatım dersiniz dershaneler de bunu aşılar size verin parayı kazandıralım hayatınız kurtulsun... verirsiniz parayı çalışırsınız günde 6-7 saat kazanırsınız evet artık uzmanlığa geçiş yapmışsınızdır asistan doktorsunuzdur...herkes kazanayım mutlu olucam hayalleri kurarken mutlu olmaya zaman bulamadan ayda en az 10dan başlayan üst sınırı bulunmayan nöbetler gelir.bu nöbetlerse günde 3 saat uyursanı şanslı sayılırsınız. yaklaşık iki sene böyle devam eder.kafayı sıyırmazsanız çok şanslı sayabilirsiniz kendinizi çünkü altınıza çömez geldikçe rahatlamaya başlarsınız zira artık onlar zorlanmaya başlamıştır. uzmanlık eğitimi bitince zorunlu göreve başlarsınız maaşı pratisyen maaşından pek de farklı olmaz. bi de yan dal yapayım dersiniz binbir emek verip onu da kazanırsınız... yan dal sonrası tekrar zorunlu hizmet yaparsınız. yaşınız her sınavı ilkinde kazandığınızı hiç sınıfta kalmadığınızı her şeyin mükemmel gittiğini düşünürsek 35e dayanır. hayırlı olsun artık bir yandal uzmanısınızdır. bu kısımdan itibaren pek bilgim olmadığı için sonrasını bilemeyeceğim. ..
sonuç olarak bana sorarsanı tıp yazayım mı diye hayır yazmayın derim. siz bana tekrar tıp yazar mısın diye sorarsanız evet yazarım. samimi arkadaşlıklar hekim dayanışması ve benim karakterime uygun gelmeyen patrona yalakalık gibi muhabbetlere canınız istemediğini sürece girmezsiniz. kendi yağınızda kavrulursunuz halk sizi çok zengin sanırken. bu arada aldığınız her kuruş ananızın ak sütü gibi helaldir. bütün sağlık çalışanları için söylüyorum bunu. eksiği çok fazlası hiç yok bu maaşın. 48 saatte 40 saat insan hayatıyla uğraşmayan anlamaz bunu.
galiba dağınık yazdım ama içimden geldiği gibi planlamadan birinci sınıftan pratisyenliğime kadar olan zamanı gözümün önüne getirerek yazmaya çalıştım. sorusu olan bütün gençlere mesaj kutum açıktır.
devamını gör...
kod adı afacanlar
eskiden (bkz: cartoon network) ekranlarında yayınlanan, 5 kişilik çocuk grubunun "ergenlerle" olan savaşını anlatan, beğenerek izlediğim çizgi filmdi.
1 numara grubun lideriydi, güneş gözlüğü takıyordu ve saçları yoktu sanırım.
2 numara çok zekiydi, silahları falan o tasarlardı. pilot şapkası gibi bir şapkası vardı diye anımsıyorum.
3 numara asyalı bir kızdı, çok saf ve iyi niyetliydi. 5 numaranın en yakın arkadaşıydı. 4 numara, 3 numaradan hoşlanıyordu galiba.
4 numara grubun en sevimli ve en sinirli üyesiydi, kısa boylu, sarışındı.
5 numara ilk 4 kişinin karması gibiydi.
güzel zamanlardı yine yayınlansa yine izlerim.*
esketit ukdesiydi.
1 numara grubun lideriydi, güneş gözlüğü takıyordu ve saçları yoktu sanırım.
2 numara çok zekiydi, silahları falan o tasarlardı. pilot şapkası gibi bir şapkası vardı diye anımsıyorum.
3 numara asyalı bir kızdı, çok saf ve iyi niyetliydi. 5 numaranın en yakın arkadaşıydı. 4 numara, 3 numaradan hoşlanıyordu galiba.
4 numara grubun en sevimli ve en sinirli üyesiydi, kısa boylu, sarışındı.
5 numara ilk 4 kişinin karması gibiydi.
güzel zamanlardı yine yayınlansa yine izlerim.*
esketit ukdesiydi.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
cıssz dızzz noluyor nefes sesleri falan. sısısısı
devamını gör...
karı koca arasındaki ideal yaş aralığı
7 yıl aralıktan bildiriyorum, erkekler geç olgunlaşan canlılar.(istisnalar kaideyi bozmaz) o yüzden genellikle kadınlar yaşca büyük olan erkeklerden yana kullanıyor tercihlerini.
ama aşk kural tanımaz sevgili yazarlar.. aşk bambaşka birşeydir.. yaşa,başa hatta aradaki olumsuzluklara bile bakmaz, görmez. göstermez.. 8 yıllık evliyim hala mesaj gelince kalbimin atışı hızlanıyor. 8 yıl bakın artık "eve ekmek soğan alır mısın?" deme yılı. ve diyoruz da. ama heyecan, duyduğun ilgi "soğan alır mısın?" derken azalmıyor.. her sabah yastıktaki kokusulya uyansan dahi içini gıdıklıyor..
2.980 gündür birlikte olduğunuz yer yer fikir olarak ters düştüğünüz bir insanı mıncırıp, göğsünüze basma hissi hala nasıl geçmez aklım almıyor. kalbim taşıyor mesela iş çıkışı buluşmak için beklerken. bizim 2 insan yavrumuz var evde bakın yarı benden yarı ondan genlerle donanmış iki yavru insan ama mesajını okuduktan sonra hala salak salak gülümserken buluyorum kendimi.
annemlerden almaya gelirken mesela ayrı bir özeniyorum babamın bir kaç kez "görende kocası değil sanacak" diye dalga geçmişliği bile var ama bilmiyor ki eşim de her gelişinde en sevdiğim parfümüyle gelir.. sekmez yani. ha ilerde ne olur ne yaşanır bilmek zor her şey insan için bu dünyada.. bir bakmışız yollar ayrılmış olur başka hayatlarda kalırız bir bakmışız 70'ne merdiven dayayan tontiş bir çift.. bu duyguları hangi yaş aralığında yaşarım diye bir sekme yok malesef hayatta.. piyango kime çıktıysa ki bu senden 7 yaş küçük ya da 7 yaş büyük bir partner olabilir..
toparlayacak olursak 10-12 yaş bandını aşmamak belki fizyolojik olarak eşit şartlarda yaş almak için iyi bir sebep olabilir.. onun dışında gönül kimi severse eşin o oluyor.. ve gönül asla yaşa bakmıyor.. kesin bilgi, yayalım..
ama aşk kural tanımaz sevgili yazarlar.. aşk bambaşka birşeydir.. yaşa,başa hatta aradaki olumsuzluklara bile bakmaz, görmez. göstermez.. 8 yıllık evliyim hala mesaj gelince kalbimin atışı hızlanıyor. 8 yıl bakın artık "eve ekmek soğan alır mısın?" deme yılı. ve diyoruz da. ama heyecan, duyduğun ilgi "soğan alır mısın?" derken azalmıyor.. her sabah yastıktaki kokusulya uyansan dahi içini gıdıklıyor..
2.980 gündür birlikte olduğunuz yer yer fikir olarak ters düştüğünüz bir insanı mıncırıp, göğsünüze basma hissi hala nasıl geçmez aklım almıyor. kalbim taşıyor mesela iş çıkışı buluşmak için beklerken. bizim 2 insan yavrumuz var evde bakın yarı benden yarı ondan genlerle donanmış iki yavru insan ama mesajını okuduktan sonra hala salak salak gülümserken buluyorum kendimi.
annemlerden almaya gelirken mesela ayrı bir özeniyorum babamın bir kaç kez "görende kocası değil sanacak" diye dalga geçmişliği bile var ama bilmiyor ki eşim de her gelişinde en sevdiğim parfümüyle gelir.. sekmez yani. ha ilerde ne olur ne yaşanır bilmek zor her şey insan için bu dünyada.. bir bakmışız yollar ayrılmış olur başka hayatlarda kalırız bir bakmışız 70'ne merdiven dayayan tontiş bir çift.. bu duyguları hangi yaş aralığında yaşarım diye bir sekme yok malesef hayatta.. piyango kime çıktıysa ki bu senden 7 yaş küçük ya da 7 yaş büyük bir partner olabilir..
toparlayacak olursak 10-12 yaş bandını aşmamak belki fizyolojik olarak eşit şartlarda yaş almak için iyi bir sebep olabilir.. onun dışında gönül kimi severse eşin o oluyor.. ve gönül asla yaşa bakmıyor.. kesin bilgi, yayalım..
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
bence asıl sorun bundan ziyade ikili ilişkilerin artık üretimden yoksunlaşması ve birbirini tüketmek üzerine kurulmasıdır.
devamını gör...
teşvikiye cami
sanat, iş ve siyaset dünyasından isimlerin cenaze törenlerine ev sahipliği yapan cami.
bununla ilgili cem yılmaz cmylmz isimli stand-up gösterisinde " artist cenazesi denen bir şey vardır. mutlaka teşvikiye camisi'nden kalkar. gözlük markası sponsorluğunda, gözlüğü olmayan giremez. acımız büyük gözlükleri... acı ne kadar büyükse gözlük de o kadar büyüyor" demişti.
zaytung sitesi de " yoğun talepten dolayı cenazesi teşvikiye camisi'nden kaldırılacak merhumlar için en az uzun metrajlı bir filmde oynama veya bir albüme sahip olma şartı getiriliyor" diye mizahi haber yapmıştı.
bununla ilgili cem yılmaz cmylmz isimli stand-up gösterisinde " artist cenazesi denen bir şey vardır. mutlaka teşvikiye camisi'nden kalkar. gözlük markası sponsorluğunda, gözlüğü olmayan giremez. acımız büyük gözlükleri... acı ne kadar büyükse gözlük de o kadar büyüyor" demişti.
zaytung sitesi de " yoğun talepten dolayı cenazesi teşvikiye camisi'nden kaldırılacak merhumlar için en az uzun metrajlı bir filmde oynama veya bir albüme sahip olma şartı getiriliyor" diye mizahi haber yapmıştı.
devamını gör...
abdullah bin zübeyr
emevi hanedanına karşı halifeliğini ilân eden sahabi. babası cennetle müjdelenen 10 sahabi'den olan hz. zübeyr bin avvam'dır. yezid bin muaviye halife olunca, medine valisi velîd bin utbe'ye bir mektup yazarak, hz. hüseyin, hz. abdullah bin zübeyr ve hz. abdullah bin ömer'den zorla biat almasını istedi. kerbelâ faciası'ndan sonra, hz. abdullah, yezîd'e karşı muhalefetin lideri haline geldi. ama beklemeyi tercih etti. yezid buna kızdı ve medine valisi amr bin saîd'e, hz. abdullah'ın üzerine bir ordu göndermesini söyledi. ve o da, hz. abdullah'a düşman olan kardeşi amr bin zübeyr kumandasında bir kuvvet gönderdi.
bu arada amr bin zübeyr, hz. abdullah bin zübeyr'in baba bir kardeşidir. ama aralarında anlaşmazlık vardı. amr âni bir baskına uğrayarak hapsedildi.
yezid öldükten sonra hz. abdullah bin zübeyr, emirü'l-mü'minîn unvanıyla halifeliğini ilan etti. husayn bin nümeyr kendisine eğer dımaşk'a gelirse halife olarak tanınacağını söyledi. ama hz. abdullah bin zübeyr bu teklifi kabul etmedi. suriyeliler daha sonra ii. muaviye sonra da mervan bin hakem'e biat ettiler. humus, filistin ve kınnesrîn ordugâhları hz. abdullah bin zübeyr'e biat etmeye hazırlanmışken, mervan kısa sürede durumu ele aldı.
haccâc kendisinin başını kesmiş ve suriye'ye göndermiştir. cesedi bir süre darağacında asılı kalmıştır. defnine annesinin ricası üzerine izin verilmiştir.
hz. abdullah bin zübeyr'in, haccac kendisini harem'de muhasara ettiği günlerde bile kalkıp namaza durduğu, mancınıktan atılan taşların önüne ve arkasına düştüğü halde asla namazını bozmadığı rivayet edilir.
allah hz. abdullah bin zübeyr'e rahmet etsin.
bu arada amr bin zübeyr, hz. abdullah bin zübeyr'in baba bir kardeşidir. ama aralarında anlaşmazlık vardı. amr âni bir baskına uğrayarak hapsedildi.
yezid öldükten sonra hz. abdullah bin zübeyr, emirü'l-mü'minîn unvanıyla halifeliğini ilan etti. husayn bin nümeyr kendisine eğer dımaşk'a gelirse halife olarak tanınacağını söyledi. ama hz. abdullah bin zübeyr bu teklifi kabul etmedi. suriyeliler daha sonra ii. muaviye sonra da mervan bin hakem'e biat ettiler. humus, filistin ve kınnesrîn ordugâhları hz. abdullah bin zübeyr'e biat etmeye hazırlanmışken, mervan kısa sürede durumu ele aldı.
haccâc kendisinin başını kesmiş ve suriye'ye göndermiştir. cesedi bir süre darağacında asılı kalmıştır. defnine annesinin ricası üzerine izin verilmiştir.
hz. abdullah bin zübeyr'in, haccac kendisini harem'de muhasara ettiği günlerde bile kalkıp namaza durduğu, mancınıktan atılan taşların önüne ve arkasına düştüğü halde asla namazını bozmadığı rivayet edilir.
allah hz. abdullah bin zübeyr'e rahmet etsin.
devamını gör...
queens of the stone age
queens of the stone age, 1996 yılında kurulmuş ve halen günümüzde eserler üreten amerikalı rock grubudur. kariyeri doğrultusunda riff-odaklı bir hard rock tarzı benimseyen grup, nine inch nails solisti "trent reznor", nirvana ile foo fighters üyesi "dave groshi", zz top üyesi "billy gibsons" ve "mark lanegan" başta olmak üzere birçok müzisyen ile çalışmıştır.
albümleri:
queens of the stone age (1998)
rated r (2000)
songs for the deaf (2002)
lullabies to paralyze (2005)
era vulgaris (2007)
...like clockwork (2013)
villains (2017)
albümleri:
queens of the stone age (1998)
rated r (2000)
songs for the deaf (2002)
lullabies to paralyze (2005)
era vulgaris (2007)
...like clockwork (2013)
villains (2017)
devamını gör...
evlenilen erkeğin gay çıkması
olabilir arkadaşlar. uygun bir dille konuşup anlaşır ve yolunuza nasıl devam etmek istiyorsanız o şekilde devam edersiniz.*
devamını gör...
swastika
gamalı haç olarak bilinen, ön türkler tarafından göç yoluyla tüm dünyaya yayılan asıl adı "öz tamgası" olan dört adet ters l harfinin birleştirilmesiyle oluşturulan bir semboldür. türklerde doğanın döngüsünü ve tanrıya ulaşıp geri dönüşü ifade eder.
taş ve çini süslemelerde, halılarda, el sanatlarında sıklıkla kullanılan bir semboldür.
taş ve çini süslemelerde, halılarda, el sanatlarında sıklıkla kullanılan bir semboldür.
devamını gör...
