beğeni alınca mutlu olan yazar
ben.
devamını gör...
kaymağın ekşisi
ilginç bir başlık.
apartman oturmalarında sonuna kadar oturup önceden gidenleri gömen hemcinsimlerim gibi
ya da kahve masasında önceden gidenleri gömen adamlar gibi
gıybet kulübünün gıybetini
bir sonraki gidene kadar yapmak da ne bileyim...
sezen aksu diyesi,
giden gitmiştir zaten .
apartman oturmalarında sonuna kadar oturup önceden gidenleri gömen hemcinsimlerim gibi
ya da kahve masasında önceden gidenleri gömen adamlar gibi
gıybet kulübünün gıybetini
bir sonraki gidene kadar yapmak da ne bileyim...
sezen aksu diyesi,
giden gitmiştir zaten .
devamını gör...
popüler olan ancak sevmediğiniz şeyler
en çok satılan dönemlerinde bile (bkz: converse) ayakkabılar. bir türlü sevemedim, hiç giymedim..
devamını gör...
kaşığın sadece çorba içerken kullanılması
burada pilav unutulmuş.
çatal ile ya da çinli'nin çubuğuyla yenilecek yiyecekk değil çünkü.
çatal ile ya da çinli'nin çubuğuyla yenilecek yiyecekk değil çünkü.
devamını gör...
tanımların arasındaki çizgilerin yok olması
beni 'artık çizgilerimiz de yok bir çay içer miyiz bayım?' hissiyatına savuran durum.
bizim çizgimiz daim olsun gerisi hallolur.
bizim çizgimiz daim olsun gerisi hallolur.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
üniyi kazandım ama gidemiyorum naled olsun bir üni pişmalığım bile yok
devamını gör...
brokoli yiyen insanın amacı
bir insan eşittir ben... özellikle haşlayıp sıcak sıcak tuz döküp kemirmeye bayılıyorum. çorbası konusunda da en ala italyan aşçıyla rekabete girerim, net. ne kadar yararlı, ne kadar zararlı bilemem ama benim ara ara yeme nöbetlerim geliyor. kendimden geçiyorum.
devamını gör...
arabaşı
birazdan içeceğim çorba. hamurda var. bayılıyorum bu lezzete. not: yozgatlı değilim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
monochrome - dominique a & yann tiersen
devamını gör...
karl marx
toplumsal sistemlerin maddi temel üzerinde yükseldiği ve bu temelin çizdiği çerçevede şekillendiğini söylemesi, sanırım sosyal "bilimlere" yaptığı en büyük katkıdır. yani bir toplumdaki kurumlar, inançlar, ideolojiler vb. toplumun maddi alt yapısı (teknoloji, coğrafya, iklim vb.) tarafından şekillendirilir. ancak bu noktada yaptığı bir hata toplumun sınıfsal yapısını da alt yapı olarak kabul etmesidir. aslında sınıfsal yapı da son kertede maddi alt yapı tarafından şekillendirilir.
bunun haricinde gelecek ile ilgili yaptığı tahminlerin en önemli iki tanesi tutmamıştır. bunlar; kapitalizmin gittikçe daha fazla sefalet yaratacağı, proleteryanın gittikçe daha fazla büyüyerek sonunda kapitalist sistemi alaşağı edeceğine yönelik kehaneti ve sosyalizmin, yani ekonominin tek bir merkezden planlı bir şekilde yönetilmesinin üretim araçlarını daha verimli kullanacağı ve böylece toplumun refah seviyesinin muazzam bir şekilde artırılacağı ve sınıfsız, devletsiz bir topluma geçişi mümkün kılacağı iddiasıdır. kapitalizm, 20. yüzyıldaki gelişmeler ile birlikte, demokratik batı ülkelerinde (ve sonradan bu sistemi başarı ile adapte edebilmiş japonya, güney kore ve tayvan gibi ülkelerde de) maddi refahı üyelerine sunabilen bir ekonomik sistem olmuştur. sosyalizm deneyen ülkeler ise ekonomik anlamda tam bir felaket olmuşlardır ve kapitalist ülkere göre oldukça geri bir noktada kalmışlardır. hatta sosyalist ekonomi uygulandığı her örnekte bırakın maddi refahı artırmayı ekonominin çökmesi ile sonuçlanmıştır.
sonuçta marx'ın yaptığı şey, hristiyanlıkta falan da görülen, binlerce yıldır insanların hayallarini süsleyen cennet bahçesinde yaşam tahayyülünün sözde bilimsel bir temele oturtulmasıdır. hayatta yapılmak zorunda olan tüm mücadelelerin bitmesi, savaşların olmaması, çalışma zorunluluğunun ortadan kalkması, insanların hepsine ne yaptıklarından bağımsız olarak temel ihtiyaçlarının sunulması, rekabetin olmaması, herkesin eşit olması gibi hayaller ve istekler. tüm bunlar hristiyanlığın cennetin krallığı hayalinde de gördüğümüz isteklerdir. (bu hayalin psikolojik kökenleri için nietzcshe'nin ahlakın soykütüğü üstüne kitabına bakmanızı öneririm.) marx bu hayale sözde bilimsel bir kılıf geçirmiştir. bu cennet bahçesini gerçek dünyada gerçekleştirecek şey teknolojik gelişmedir ona göre. teknolojik gelişme sayesinde üretimin seviyesi muazzam ölçüde artıralacak ve böylece her türlü yokluk, rekabet, savaşlar bitecektir. marx'ın teknolojik gelişmeye yüklediği bu anlam ideolojik bir wishful thinking'ten ibarettir ve bilimsellikle bir alakası yoktur.
komünist ve marksist ideolojinin daha detaylı bir incelemesi için bakınız: kafasozluk.com/entry/240078
bunun haricinde gelecek ile ilgili yaptığı tahminlerin en önemli iki tanesi tutmamıştır. bunlar; kapitalizmin gittikçe daha fazla sefalet yaratacağı, proleteryanın gittikçe daha fazla büyüyerek sonunda kapitalist sistemi alaşağı edeceğine yönelik kehaneti ve sosyalizmin, yani ekonominin tek bir merkezden planlı bir şekilde yönetilmesinin üretim araçlarını daha verimli kullanacağı ve böylece toplumun refah seviyesinin muazzam bir şekilde artırılacağı ve sınıfsız, devletsiz bir topluma geçişi mümkün kılacağı iddiasıdır. kapitalizm, 20. yüzyıldaki gelişmeler ile birlikte, demokratik batı ülkelerinde (ve sonradan bu sistemi başarı ile adapte edebilmiş japonya, güney kore ve tayvan gibi ülkelerde de) maddi refahı üyelerine sunabilen bir ekonomik sistem olmuştur. sosyalizm deneyen ülkeler ise ekonomik anlamda tam bir felaket olmuşlardır ve kapitalist ülkere göre oldukça geri bir noktada kalmışlardır. hatta sosyalist ekonomi uygulandığı her örnekte bırakın maddi refahı artırmayı ekonominin çökmesi ile sonuçlanmıştır.
sonuçta marx'ın yaptığı şey, hristiyanlıkta falan da görülen, binlerce yıldır insanların hayallarini süsleyen cennet bahçesinde yaşam tahayyülünün sözde bilimsel bir temele oturtulmasıdır. hayatta yapılmak zorunda olan tüm mücadelelerin bitmesi, savaşların olmaması, çalışma zorunluluğunun ortadan kalkması, insanların hepsine ne yaptıklarından bağımsız olarak temel ihtiyaçlarının sunulması, rekabetin olmaması, herkesin eşit olması gibi hayaller ve istekler. tüm bunlar hristiyanlığın cennetin krallığı hayalinde de gördüğümüz isteklerdir. (bu hayalin psikolojik kökenleri için nietzcshe'nin ahlakın soykütüğü üstüne kitabına bakmanızı öneririm.) marx bu hayale sözde bilimsel bir kılıf geçirmiştir. bu cennet bahçesini gerçek dünyada gerçekleştirecek şey teknolojik gelişmedir ona göre. teknolojik gelişme sayesinde üretimin seviyesi muazzam ölçüde artıralacak ve böylece her türlü yokluk, rekabet, savaşlar bitecektir. marx'ın teknolojik gelişmeye yüklediği bu anlam ideolojik bir wishful thinking'ten ibarettir ve bilimsellikle bir alakası yoktur.
komünist ve marksist ideolojinin daha detaylı bir incelemesi için bakınız: kafasozluk.com/entry/240078
devamını gör...
retro
latince'de 'arka, geri, geriye doğru' anlamına gelen sözcüktür.
aynı zamanda bir tarzdır:
aynı zamanda bir tarzdır:
devamını gör...
yanlış anlaşılan şarkı sözleri
bir kar tanesi ol bombilimin* ucuna
dogrusu: bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna
(bkz: teoman) (bkz: kupa kızı ve sinek valesi)
dogrusu: bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna
(bkz: teoman) (bkz: kupa kızı ve sinek valesi)
devamını gör...
orenda_diye_birisi
sonbahar ve yağmurlu havadan hoşlandığını düşündüğüm, düşüncelerini nahif bir şekilde ifade etmekte zorluk çekmeyen yazarımız.
nickaltı açılmadığı için şaşırdım fakat orenda zaten olağanüstü görünmez güç demek, şimdi daha iyi anlıyorum yazarımızın kendi halinde sözlükte tanımlarını paylaşmasını.
keyifli sözlükler dilerim sevgili orenda_diye_birisi.
nickaltı açılmadığı için şaşırdım fakat orenda zaten olağanüstü görünmez güç demek, şimdi daha iyi anlıyorum yazarımızın kendi halinde sözlükte tanımlarını paylaşmasını.
keyifli sözlükler dilerim sevgili orenda_diye_birisi.
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
kaç yaşıma gelirsem geleyim;
kalbime dokunan sözlere,
saçımın okşanmasına,
güzel bir bakışa, gülüşe,
daima ve hep yenik düşeceğim.
"frida kahlo"
kalbime dokunan sözlere,
saçımın okşanmasına,
güzel bir bakışa, gülüşe,
daima ve hep yenik düşeceğim.
"frida kahlo"
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
ayağımı soğuk çarşafta gezdirmek, soğuk duvara dayamak. yaz kış farketmeksizin de ayaklar dışarıda uyumak.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
anı yaşarken geçmişe dokunduğunu fark et. *
devamını gör...
kaht-ı rical
osmanlı'nın son dönemlerinde ortaya çıkan, arapça'da kuraklık ve kıtlık anlamına gelen kht harflerinin birleşimi ve adam anlamındaki recul kelimesinden türeyen bir kelime kaht-ı rical ya da kaht-ı recul. osmanlı'nın son dönemlerindeki liyakatsizlik ve devletteki mevki sahibi insanların işlerini yapmaması sonucu kullanılan bu kavram osmanlı devleti'nin sona erme nedenlerini araştırırken vurgu yapabileceğimiz bir kavramdır.şöyle ki ıı. abdulhamid’in kızı, babasının hatıratlarını anlatan kitabında babasının; “bu milletin uğradığı en büyük sıkıntı kaht-ı rical meselesidir.” dediğini aktarmıştır. osmanlı'nın varisi olan güzel ülkemizde de bu sıkıntı her dönemde yaşanmakta olup dönem dönem ülkeyi kaosa sürüklemiştir.devlet, bir lider etrafında toplanan işini layığıyla yapan bakanlar, vekiller, hukukçular, bürokratlar, diğer kamu personelleri aracılığıyla kendisini çok daha güçlü kılabilir. bu sebeptendir ki "kaht-ı rical" kelimesi aslında bir beka sorunudur ve devlet için önem arz etmektedir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği ağaç türü
leylak ağacı.
devamını gör...
sevilmediğini anlamak
hiç olmasa da bu aralar fark ettiğim şey. hayatımdan insanlar teker teker eksiliyormuş gibi geliyor, dönüp baktığımda ortada olan bi şey yok hatta sorsam bi sorun da yok ama elimde değil öyle hissediyorum hep. her zaman yakınımda olan birkaç kişi hariç insanlar beni sevmiyormuş, her an bi sorun yaşayacakmışım gibi geliyor**.
devamını gör...
