sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
her yer ve ortamda,siyaset konuşulması ve yapılması.
devamını gör...
mubi
netflix'in büyük çoğunluğu fast food tarzı dizi ve filmlerinden bunalmış bünyeleri sanata doyuran bir film izleme platformudur.
devamını gör...
bir pesimistin gözyaşları
üstüne çıkılmayacak albümdür. gelmiş geçmiş en komple en güzel türkçe rap albümüdür. albümde 20 nin üstünde şarkı var ve hepsi çok sağlam. beatler sözler skitler albümdeki her zerre çok ince düşünülmüş. şarkıların bir biri ile uyumu sizi tam bir albüm dinliyor hissine kapılmanızı sağlıyor. hem matematik hem edebiyat olarak üzerine çıkacak albüm olduğunu düşünmüyorum. bir daha böyle bir albümü sagopa kajmer bile yapamaz.
devamını gör...
deli dana hastalığı
deli dana, hayvanlarda ortaya çıkan ve hayvanlardan insanlara bulaşan bir beyin iltihabı hastalığıdır. bu hastalık, o zamana kadar besinlerini güvenle satın alıp tüketen tüketicinin gıdanın güvenliğine dair şüpheye düşmesi noktasında da önemli bir olaydır.
hastalık 1980'lerde büyük britanya'da sığır yemleri için mevcut yasaların esnetilmesiyle ortaya çıktı. yani hastalık doğal bir sürecin sonucu değil. oluşum nedeni açısından önemli çünkü devlet bireysel tüketicilerin değil endüstriyel üretimin çıkarları için üretim standartlarının düşürülmesine izin verdi. yasaların gevşetilmesiyle birlikte hayvanlar kendi türlerinin vücut parçalarını yem olarak tükettiler. biraz daha detaylandırırsak, et üretiminde kullanılan sığırların kemik, et kalıntıları diğer sığırların yemlerine karıştırılıp yediriliyordu oysa bu hayvanlar otçuldu. et endüstrisi otçul canlıya kendisini yediriyordu ve bu canlılardan yine et endüstrisinde faydalanılıyordu. üreticiler ilk etapta şartların gerektirdiği gibi davrandıklarına inanıyordu. devlet de bu gevşetmelerin ürün çeşitliliğini artıracağını düşünüyordu. güvene dayalı besin alışverişi söz konusu olduğu için tüketici bu durumdan şüphelenmeden ürünleri satın almaya devam etti. oysa özellikle en ucuz ürünler hayvanlardaki bu beslenme şekli nedeniyle riskliydi ve yoksul tüketici de gıda güvenliğinin korunduğunu zannederek bu ürünleri tercih ediyordu. ve deli dana hastalığı bulaşmış hayvanları tüketen insanlarda da hastalığın insanlardaki ismiyle "cjd: creutzfeld-jakop disease/hastalığı" ortaya çıktı.
tam olarak nedir bu hastalık? cjd'de belirtilerin görülmesi 10-20 yıl arasında değişirken bu süre 40 yıla kadar çıkabilir. hastalık bir virüs ya da bakteriyle değil vücudumuzda bulunan "prion" proteinin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkar. zamanla beyinde boşluklar oluşmasına ve beyinde süngerleşme durumuna neden olur. hastalığın belirti göstermesi yıllar alabilir. tanı koyulması bile çok güç olan bu hastalığın gelişmiş bir tedavisi yoktur. hastalığın görülme sıklığı milyonda bir olarak belirtilmiştir. ilk belirtileri depresyon, hafıza kaybı, uyku bozukluğu gibi etkilerdir. daha sonra bu belirtiler aniden katlanarak etki alanını genişletir ve hastanın bütün fonsiyonlarını etkiler.
hastalık 1980'lerde büyük britanya'da sığır yemleri için mevcut yasaların esnetilmesiyle ortaya çıktı. yani hastalık doğal bir sürecin sonucu değil. oluşum nedeni açısından önemli çünkü devlet bireysel tüketicilerin değil endüstriyel üretimin çıkarları için üretim standartlarının düşürülmesine izin verdi. yasaların gevşetilmesiyle birlikte hayvanlar kendi türlerinin vücut parçalarını yem olarak tükettiler. biraz daha detaylandırırsak, et üretiminde kullanılan sığırların kemik, et kalıntıları diğer sığırların yemlerine karıştırılıp yediriliyordu oysa bu hayvanlar otçuldu. et endüstrisi otçul canlıya kendisini yediriyordu ve bu canlılardan yine et endüstrisinde faydalanılıyordu. üreticiler ilk etapta şartların gerektirdiği gibi davrandıklarına inanıyordu. devlet de bu gevşetmelerin ürün çeşitliliğini artıracağını düşünüyordu. güvene dayalı besin alışverişi söz konusu olduğu için tüketici bu durumdan şüphelenmeden ürünleri satın almaya devam etti. oysa özellikle en ucuz ürünler hayvanlardaki bu beslenme şekli nedeniyle riskliydi ve yoksul tüketici de gıda güvenliğinin korunduğunu zannederek bu ürünleri tercih ediyordu. ve deli dana hastalığı bulaşmış hayvanları tüketen insanlarda da hastalığın insanlardaki ismiyle "cjd: creutzfeld-jakop disease/hastalığı" ortaya çıktı.
tam olarak nedir bu hastalık? cjd'de belirtilerin görülmesi 10-20 yıl arasında değişirken bu süre 40 yıla kadar çıkabilir. hastalık bir virüs ya da bakteriyle değil vücudumuzda bulunan "prion" proteinin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkar. zamanla beyinde boşluklar oluşmasına ve beyinde süngerleşme durumuna neden olur. hastalığın belirti göstermesi yıllar alabilir. tanı koyulması bile çok güç olan bu hastalığın gelişmiş bir tedavisi yoktur. hastalığın görülme sıklığı milyonda bir olarak belirtilmiştir. ilk belirtileri depresyon, hafıza kaybı, uyku bozukluğu gibi etkilerdir. daha sonra bu belirtiler aniden katlanarak etki alanını genişletir ve hastanın bütün fonsiyonlarını etkiler.
devamını gör...
aile evindeki saçma kurallar
neymiş efendim, tuvalette konuşulmazmış.
gece geç saatte duşa girilmezmiş.
akşam olunca mutlaka perde kapatılmalıymış.
t: aile evinde kalmanın zulüm niteliği taşıdığını gösteren kurallar bütünü.
gece geç saatte duşa girilmezmiş.
akşam olunca mutlaka perde kapatılmalıymış.
t: aile evinde kalmanın zulüm niteliği taşıdığını gösteren kurallar bütünü.
devamını gör...
arka sokaklar klişeleri
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
bütün akreplerime selamlarımı iletecek olan program*.
başladığında istek parça ister entryimi editlerim.
başladığında istek parça ister entryimi editlerim.
devamını gör...
her tür müziği dinleyen kişi
benim bu. hala müzik zevkimi oturtamadım. aşure gibi müzik zevkim. her şeyi dinlerim.
devamını gör...
kelenderis (yazar)
#189096
istiklal marşı bestesi için "dünyanın en b**tan marşı" deme cüretini kendine reva gören yazar. ayıp be!
eyvallah, bestede sıkıntılar olabilir hatta eleştirilebilir ama milli bir değere bu şekilde hakaret etmek ayıptır.
edit: alıntı hakarete sansürleme.
istiklal marşı bestesi için "dünyanın en b**tan marşı" deme cüretini kendine reva gören yazar. ayıp be!
eyvallah, bestede sıkıntılar olabilir hatta eleştirilebilir ama milli bir değere bu şekilde hakaret etmek ayıptır.
edit: alıntı hakarete sansürleme.
devamını gör...
7 mayıs 2021 market satış yasağı
yeni alınan karar ile zorunlu temel ihtiyaçlar olarak ve kedi köpek maması temizlik ürünlerinin dışında diğer ürünlerin satışi yasaktır. ne saçma sapan döneme geldik hayır anlamıyorum ben markete bir şekilde gittim ha pil almışım ha yağ sucuk peynir.
buradan
buradan
devamını gör...
30 yaşında aile kurmamış insan
şu zamanda kadın erkek fark etmeksizin gayet normal olan durumdur. isteyen istediği yaşta aile kursun ama ben 30dan önce olması yerine 30dan sonra olmasını tercih ederim. ortada bi tren var da biz ona yetişmeye mi çalışıyoruz? bir şeyleri aceleye getirmenin bi manası yok bence. her şeyin bir zamanı var. ve bu zaman herkes için farklı olabilir. benim önceliğim kendim, kendi hayallerim, kendi hayatım. bunu rayına oturttuktan sonra aile kurmak isterim. kaldı ki bunun da 30dan önce olacağını sanmıyorum. yani demem o ki bence artık normalleşmesi gereken durum. isteyen 30unda aile kurar, isteyen 50sinde. 20yaşında aile kurmaktan daha sağlıklıdır diye düşünüyorum.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
demligin devrilmesi..temizlemesi işkence.. vallahi çay içmekten soğutuyor..
devamını gör...
portakal
çok sevdiğim bi sözün içinde geçen meyve.
“portakal’ı mandalina’ya çeviremezsin.”
burda ele alınan konu insan karakteridir.
“portakal’ı mandalina’ya çeviremezsin.”
burda ele alınan konu insan karakteridir.
devamını gör...
coldboy
hayatımda hiç duymadığım kelimeleri sayesinde öğrendiğim yazar. yine ortamlarda hava atmam için bir sebep daha.* ayrıca #248322 no'lu tanımındaki şarkıyı şahsıma kazandırmıştır, ilginç bir biçimde şarkı hoşuma gitmiştir ve dinliyorumdur. teşekkürler efendim. *
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
çok güzel yazan aynı zamanda çok da kibar olan ve artılarını esirgemeyen yazar arkadaşımızdır kendileri.
takipteyiz efendim.
takipteyiz efendim.
devamını gör...
covid-19'u atlattıktan sonraki ciddi komplikasyonlar
rus doktorlar sergey agapkin ve georgiy sapronov yeni tip koronavirüsün (covid-19) sadece akciğerleri değil, aynı zamanda beyni, kalbi, karaciğeri ve gastrointestinal sistemi de etkileyebileceğini kaydetti.
sapronov, covid-19 hastalığını geçiren bazı hastalarda, gaz değişimini engelleyen ve vücudun oksijen satürasyonunu azaltan pulmoner fibroz oluştuğunu belirtti.
kalbin covid-19'u atlatan hastalarda lezyonların görüldüğü ikinci organ olduğunu belirten sapronov, bu durumda en ciddi komplikasyonun miyokardit ve kan pıhtılaşması nedeniyle kalp kasının iletkenliğinin ihlali olabileceğini ifade etti.
dr. sergey agapkin ise, covid-19'un sinir sistemini etkileyebileceğine dikkat çekerek, geçen ilkbaharda iyileşen hastaların şu anda yüksek oranda depresyon yaşadığına vurgu yaptı. bazı hastaların halsizlik, yorgunluk ve sinirliliğin eşlik ettiği post-viral asteni sendromu yaşadığını belirtti.
hindistan'da 60 yaşındaki milind ketkar covid-19 nedeniyle akciğerlerinde oluşan iltihabın ven trombozuna neden olduğunu söyledi. ven trombozu, genelde bacaklarda oluşan kan pıhtılarından kaynaklanıyor.
doktor ben littlewood-hillsdon, covid-19'un neden uzun süren bir hastalık olduğunun henüz anlaşılamadığını söyledi. “uzun covid "in resmi bir tıbbi terim olmadığını, ancak semptomları, dünya sağlık örgütü tarafından resmi olarak tanınan iki haftalık semptom süresinden daha uzun süre devam eden kişileri tanımlamak için konuşma dilinde kullanılan bir terim olduğunu açıkladı.
sapronov, covid-19 hastalığını geçiren bazı hastalarda, gaz değişimini engelleyen ve vücudun oksijen satürasyonunu azaltan pulmoner fibroz oluştuğunu belirtti.
kalbin covid-19'u atlatan hastalarda lezyonların görüldüğü ikinci organ olduğunu belirten sapronov, bu durumda en ciddi komplikasyonun miyokardit ve kan pıhtılaşması nedeniyle kalp kasının iletkenliğinin ihlali olabileceğini ifade etti.
dr. sergey agapkin ise, covid-19'un sinir sistemini etkileyebileceğine dikkat çekerek, geçen ilkbaharda iyileşen hastaların şu anda yüksek oranda depresyon yaşadığına vurgu yaptı. bazı hastaların halsizlik, yorgunluk ve sinirliliğin eşlik ettiği post-viral asteni sendromu yaşadığını belirtti.
hindistan'da 60 yaşındaki milind ketkar covid-19 nedeniyle akciğerlerinde oluşan iltihabın ven trombozuna neden olduğunu söyledi. ven trombozu, genelde bacaklarda oluşan kan pıhtılarından kaynaklanıyor.
doktor ben littlewood-hillsdon, covid-19'un neden uzun süren bir hastalık olduğunun henüz anlaşılamadığını söyledi. “uzun covid "in resmi bir tıbbi terim olmadığını, ancak semptomları, dünya sağlık örgütü tarafından resmi olarak tanınan iki haftalık semptom süresinden daha uzun süre devam eden kişileri tanımlamak için konuşma dilinde kullanılan bir terim olduğunu açıkladı.
devamını gör...
yoldaş koş sözlüğün ırzına geçiyorlar
dinime küfredene bak alüminyum!
devamını gör...
din ile ilgili her tespitte sorunu insana atma güdüsü
az önce bir başlıkta da gördüm, onun üzerine bu konuya dikkat çekme gereği duydum.
böyle bir güdü, böyle bir içgüdüsel tavır söz konusu insanlarda.
din ile, inanç ile ilgili ne söylersen söyle, hata veya eksik veya yanlış büyük oranda din'de olmayıp, insan'da olan durum.
bir tabu adeta bu.
din konuşulmaz, din'de eksik veya fazla olmaz, olsa olsa insandır hatalı olan .
eyvallah,
peki bunu bilen insan neden doğru ve güzel dinin gereklerini yerine getirmek, olması gerektiği gibi olmak için çaba göstermez hiç, neden bunu bile bile hata yapmaya devam eder ?
mesela islamiyet, 1400 yıldır varolan bir din, bu durumda birileri çıkıp,
'müslümanlar 1400 yıldır taptıkları din'i öğrenemediler ' derse, bu doğru bir tespit olmaz mı ?
din doğru, eyvallah,
peki sen neden dindar görünüp sürekli hata yapıyorsun?
o zaman sorun senin dindarlığında,
ama sen buna da söz söyletmiyorsun...
şeklinde içinden çıkılamayan bir ikilemler silsilesi böyle devam edip gitmesi durumu...
edit: aşağıda bir yazar suçun bireyselligine vurgu yapmış.
ben aksini iddia etmedim zaten,
ancak suçu işleyen kişinin suç işlediğini kabul etmediğine, yani dindarlığına da söz soyletmedigine vurgu yaptım
bir diğeri, 1400 yıl üzerinden bir gönderme yapabilmiş sadece, tüm yazıyı geçmiş buraya takılmış.
tarih öyle söylüyor, en azından bizim okudugumuz tarih.
haa, sizin okuduğunuz tarih başka rakamlar veriyorsa, keşke paylaşsaydınız da bir şeyler ogrenseydik bizler de..
( mesaj alımları kapalı, o sebeple açıklamaları bu şekilde yapmak zorunda kaldığım durum.)
edit: herkes aynı şeyi tekrarlıyor,
adam dindarım diyor, dindarlığına da söz söyletmiyor , bunu ne yapacağız diyorum arkadaşlar.
adam ne dine, ne de dindarlığına söz soyletmiyorsa , sorunu nerde arıycaz.
benimki bir tespit, birşeyleri yermek eleştirmek değil.
sıkça karşılaşılan bu durumun adını koymak adına açtığım bir başlık bu.
yine körü körüne savunma moduna girmeye gerek yok .
böyle bir güdü, böyle bir içgüdüsel tavır söz konusu insanlarda.
din ile, inanç ile ilgili ne söylersen söyle, hata veya eksik veya yanlış büyük oranda din'de olmayıp, insan'da olan durum.
bir tabu adeta bu.
din konuşulmaz, din'de eksik veya fazla olmaz, olsa olsa insandır hatalı olan .
eyvallah,
peki bunu bilen insan neden doğru ve güzel dinin gereklerini yerine getirmek, olması gerektiği gibi olmak için çaba göstermez hiç, neden bunu bile bile hata yapmaya devam eder ?
mesela islamiyet, 1400 yıldır varolan bir din, bu durumda birileri çıkıp,
'müslümanlar 1400 yıldır taptıkları din'i öğrenemediler ' derse, bu doğru bir tespit olmaz mı ?
din doğru, eyvallah,
peki sen neden dindar görünüp sürekli hata yapıyorsun?
o zaman sorun senin dindarlığında,
ama sen buna da söz söyletmiyorsun...
şeklinde içinden çıkılamayan bir ikilemler silsilesi böyle devam edip gitmesi durumu...
edit: aşağıda bir yazar suçun bireyselligine vurgu yapmış.
ben aksini iddia etmedim zaten,
ancak suçu işleyen kişinin suç işlediğini kabul etmediğine, yani dindarlığına da söz soyletmedigine vurgu yaptım
bir diğeri, 1400 yıl üzerinden bir gönderme yapabilmiş sadece, tüm yazıyı geçmiş buraya takılmış.
tarih öyle söylüyor, en azından bizim okudugumuz tarih.
haa, sizin okuduğunuz tarih başka rakamlar veriyorsa, keşke paylaşsaydınız da bir şeyler ogrenseydik bizler de..
( mesaj alımları kapalı, o sebeple açıklamaları bu şekilde yapmak zorunda kaldığım durum.)
edit: herkes aynı şeyi tekrarlıyor,
adam dindarım diyor, dindarlığına da söz söyletmiyor , bunu ne yapacağız diyorum arkadaşlar.
adam ne dine, ne de dindarlığına söz soyletmiyorsa , sorunu nerde arıycaz.
benimki bir tespit, birşeyleri yermek eleştirmek değil.
sıkça karşılaşılan bu durumun adını koymak adına açtığım bir başlık bu.
yine körü körüne savunma moduna girmeye gerek yok .
devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
bilmiyorum. ben sormuyorum, o söylemiyor. konuşmayalı çok oldu.
devamını gör...
