hyoid kemiğe tutunmayan tek infrahiyoid kastır.
tiroid bezini üstten örter.
devamını gör...

yedinci çizim yarışmamız sonuçlandı!
oylama sonucunda yarışmayı uzay temalı muhteşem çizimiyle kazanan marie curie oldu, tebrik ederim!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yeni yarışmamız da başladı doğal olarak. 28 ağustos cumartesi günü son bulacak yarışmamız en güzel manzara resimlerinizi bekliyor.
discord üzerinden yaptığımız yarışmalara tüm kulüplerin üyeleri katılabilir. discord linki ise burada.
herkese bol şans!
devamını gör...

derdimi ona anlatamasam da severim, o da beni sever. komünist oldu bizim kız diyerekten dalga geçer. komik adamdır kendisi.
devamını gör...

henüz yaşamadığım yaşamayı pek düşünmediğim sabahtır.
güzellik uykumdan uyandıracak çavuşa bak dalgana koçum deyip uyumaya devam edeceğim.
sonra "askerde dayak var mı " adlı makalem için değerli bilgiler edinmiş olacağım.
umarım hafızamı kaybedene kadar dövmezler araştırmamı tamamlarım.
devamını gör...

bazı tetikleyiciler vardır, insanların bazı anılarını ve duygularını yüzeye çıkaran.

bu tetikleyiciler olukça aşına olduğunuz bir mekan olabilir veya alışık olduğunuz bir koku, tat,ses olabilir. bazen bir cümle, bir kelime olabilir. güzel bir müzik olabilir. bir resim, bir doku, bir obje, hatta bir insan bile olabilir.

insan sevdiği veya alışık olduğu birini kayıp ettiğinde ister istemez özler. fakat özlem duygusu zaman içinde solar ve hayat devam eder.

bazı zamanlar olur ki işte, kayıp ettiğiniz o kişi ile özdeşleşmiş bir tetikleyiciye maruz kalırsınız ve özlem orada vurur sizi. hafızanıza gömülmüş o anlılar tekrar uyanır. tekrar seyahat edersiniz o anlara.

tabi çok uzun sürmez bu, hızlı geri dönersiniz gerçekliğinize. bir sonrakine kadar unutur gidersiniz hayat koşuşturmacasının içerisinde.
devamını gör...

aylar önce keçiye çevirmeden ki halim. mlsf o zamanlar kırgın bir cicektik ve radikal kararlar vermemiştik.
se a.
--
edit: erkekler niye beğeniyor a....k...
devamını gör...

üst düzey bir iklim aktivisti olarak söylemek istediklerim var:

engellenemeyecek olandır.

insan virüstür derler ya, doğrudur bu. insan virüstür. aslında bakarsanız virüsten daha virüstür. virüsün virüs olma sebebidir. virüs gibi virüs virüstür!

insanın -pesimist bir çizgide- üremeyi durdurması gerektiğini savunanlar var. buna katılıyorum. ama pratikte imkansız bir şey olacağından elimizden bir şey de gelmeyecektir. ne de olsa her birimiz devlet denen mekanizmanın altında yaşıyoruz ve bundan çıkışımız yok. devletsiz toplum dönemi bitti. ve aslında bakarsanız bütün düşünsel gücümüz de devletin himayesi altında bir özgürlüğe sahip olabiliyor.

ne demek istiyorum? efenim, mantık bizi a noktasından b noktasına götürür ya, devlet bizi götüren araçtır. devlet, bizi konuşturan dildir. ve vs. vs. onca filozofun siyaset felsefesi yapması boşa değil. bilincimiz bir gerçekliğe sahip olsa da bu gerçeklik dışsal, yapay bir gerçeklik tarafından sınırlanıyor. (bazen. ama en demokratik (ki demokratik kelimesi belki uygun olmadı ama neyse.) ülkelerde bile böyledir bu.)

peki ya şu ekoloji ile ne ilgisi var diyeceksiniz devletlerin. dünya neyden oluşur? toprak ve su mu? peki suda ve toprakta kimler yaşar? biz! insanlar! devletler yani!

peki ya insan nasıl bir canlıdır? küstah, bencil. bu da evrimsel olarak doğal olandır. aslında empat kimselerdir insan olmayan. bunu birçok tanımımda belirtiyorum. insan, doğası gereği zaten bencil olmaya programlanmıştır. psikoloji de bizlere bunu söyler. ama insan farkındalık ve duyarlılık kazandıkça, işte o zaman bencillikten sıyrılıp başka bir şeyi içselleştirebilir.

işte bu insanlar, yani biz, devletlerin himayesinde yaşıyor ve devletleri yönetiyoruz. egemenlik millete aittir, modern hukuka göre böyledir. carl schmitt gibi adamlar yepyeni bir hukuk devleti kavramı üretip buna göre bir argüman oluşturadursun, bu hiçbir anlam ifade etmeyecektir günün sonunda, çünkü her halükarda ne sistem olursa olsun (ki marksizmin çökmesi de bu noktalara önemin yoğunlaştırılmamasıdır kanımca)-sistem ne olursa olsun insanlarca yaşanır. bu yüzden de yozlaşmaya her daim açıktır. bu yüzdendir ki dünya bir adalet arayışındadır halen. ve bu yüzdendir uluslararası bir hukukun olmaması. teoride güya var, pratikte ise hiçbir iz yok sanki.

jacques derrida'nın dediği gibi: dünya adalet olmadan başlamıştır ve sürekli ertelenmiş bir adaletin arayışıyla da bir gün sona erecektir.

uluslararası alanda şüphesiz bir zayıflık var ve bu dünyayı da etkiliyor. ekolojiyi etkiliyor çünkü denizler kirletiliyor. okyanuslar çöplerle dolduruluyor, balıklar katlediliyor. balık ticareti dehşet verici bir durumda! ve kimse umursamıyor, devletler para için, yalnızca para için belki de, evet, istediklerini yapma meşrutiyetini kendilerinde buluyor. istatistiklere girmeyeceğim hiç, hoşuma gitmez bu. ama tablo vahim. kutuplar deyip deyip duruyoruz... sadece diyoruz!

bu ekolojiyi bozan etkenleri sıralamaya gelmedim, bunun için de yazmıyorum. yazma sebebim çok kötü bir durumda olmamız. ekolojik denge yaşam demektir. yaşam ise bizlere gerekendir.

tabii üremeyi durdurmak isteyen kimselerce gerekmez de... ve anlarım onları da. insan bencildir. devlet başkanları şöhret için, milliyetçilik perdesi altında gizli bir sahtekarlıkla hareket ettiği için hiçbir yorum da yapılamaz belki. ne de olsa biz seçiyoruz. hem halen demokrasi işini çözebilmiş değiliz. modern hukuk devleti deyip duruyoruz da ne oluyor?

bu durumda ne yapmalı... sanırım çok çabalamalı. açıkçası radikal bir kararla bu alana yoğunlaşmaya karar verdim gibi gibi şu sıralar. daha yüce bir amaç yok. insanlar dünyayı batıradursun, batırmaya çalışsın, belki dünya kurtarılabilir. insanlar umurumda değil, yalnızca doğa. bu doğanın kıymetini bilemeyenleri umursamak kendimize de saygısızlıktır.

tuvalet molasından sonra yazdığım kısma geçelim: *

bir direniş başlatmayı düşünüyorum. belli bir bütçeye sahip gerçek bir topluluk. çünkü dünyanın neresinde çevreci topluluklar varsa da devletlerin kölesi oluyorlar. neticede para, doğanın canına okuyor. o yüzden burada belki yalnızca bir çıkış yolumuz var: uluslararası bir hareket başlatmak.

bu yüzden de uluslararası hukuka yoğunlaşacağım galiba. ve bir ihtimal bir şeyler için adım atabilirim. büyük işler de küçük adımlarla başlar hanımlar, baylar. bir fikirle. idealist olmanın çekiciliğine kanmayıp gerçek bir şeyler başarabilme olasılığı gözetilmelidir. başarının kuralı belki de budur, yani başarısız olma ihtimalini anlamak.

neyse. gece gece böyle bir yazı yazayım dedim. okuyanlara söylemim var, bu yazı kendini imha edebilir bir zaman sonra. blog siteme koyarım. her şeyi oraya rafa kaldırmayı düşünüyorum da...
devamını gör...

sormadan geçemedim,
emin misin?

not;cinsiyet ayrımı yada tüm ayrımların dışında,
hormonal dengesi sebebiyle tamamamen iki farklı tür 'ün hijyen koşullarında temel oluşturması biraz sancılı bir süreç olurduda.
ondan şeedeyim dedim:)
devamını gör...

hiç olmamış bir hikaye bu...
devamını gör...

özellikle mükemmelliyetçi ebeveynler, uyguladıkları baskı nedeniyle çocuklar'ının mevcut yeteneklerini onlara farkettiremezler. bu tutum o kadar yanlıştır ki, çocukların çoğu hata yaparsam ne olur? annem babam ne der düşüncesiyle daha çok hata yapar. bir şeyi kırk defa söylersen olur. kafaya yerleşir o düşünce. başarısız olacağı ile ilgili bilgi önceden kafasına kodlanılmış çocuk, rahat olamaz kendini hiçbir yerde rahat ifade edemez. yapamayınca, sürekli ikaz edilince iyice hevesi kaçar. gerçekten çok yeteneksiz olduğunu zanneder. kendine olan inancını kaybeder. tehlikelidir.
devamını gör...

başka çare bırakmamıştır. ayakların geri gide gide yürümüşsündür o yokuşu. ağzından, burnundan, gözünden akan tüm yaşlar sel olmuştur içinde. sessiz ve usulca çekip gitmişsindir. kalman içinde bir umut görmemişsindir geride. git der gibi kal demiştir…
devamını gör...

tamamı dünyanın en ileri en gelişmiş en büyük ülkeleri. göğsümüz kabardı cidden.
devamını gör...

güüüünayyydınnnn canısı'm!
ay bu sabah çok heyecanlıyımmm! çünkü bugün işitme engelli arkadaşlarımızla piknik yapacağız. bakalım ne kadar konuşabiliyorum, ne kadar öğrendim onların lisanını.. ben zaten yine full enerjiyle herkesi topladım, piknik alanına doğru gidiyorum. sizin için de güzel bir gün olsunnn, öpüldünüüüz!
devamını gör...

ilk olarak 2009 yılında yayınlanmaya başlanan yarışma programı.

sunuculuğunu asuman krause ‘nin üstlendiği bu yarışma daha çok komedi programı gibiydi. komik kostümler giyen ve her biri birbirinden iddialı yarışmacıların, ilk parkurda ‘out’ olması ve bu düşüşleri orhan ayhan’ın dış sesiyle izlemek keyif vericiydi.

yarışma konsept olarak ninja warrior yarışmasına çok benzese de, ninja warrior’da yarışanların çoğu profesyonel ve iyi bir idmanla yarışmaya katılıyorlar. ama wipe out’ta böyle bir durum yok tabi; onun tiye alınmış hali diyeyim kısaca.

kısa bir videosunu da bırakayım şuraya:
devamını gör...

ölümü yenip uzun bir süre sonra tekrardan aranıza dönüyorum. yaşamanın kıymetini bilmek gerekiyor.
devamını gör...

-mış gibi yapmak.
desinler diye yaşamak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

naçizane,

alışkanlık, cehalet, gelir, vakit.

sıralaması değişebilir.

alışkanlık: kitap okunmayan, kitaplığı olmayan bir evde yetişmek. ülkedeki çoğu ev bu durumdadır. bu yetişimden gelen bir bireyin kitaplara ilgi duyması zordur. bilmez. evde görmez. kendiliğinden kitap okuması için, içinde merak ve bilgi isteği olması gerekiyor.

cehalet: cahil kimse, kitap okumayı sevmez ve gereksiz bir aktivite olarak tanımlar. parası olsa dahi kitaba para vermez. edebiyata, bilgiye ilgi duymayan insan, kanun gibi zengin de olsa, kitap almaz, okumaz. lüzumsuzdur onun için. çocuğuna aşılamaz.

gelir: ülkede her şey gibi kitaplar da pahalı. "bir sigara şu kadar..." demeye gerek yok, o insanın müptelalığı, ona elbet para bulacak. adam akıllı popüler bilim kitapları, romanlar pahalı. bugün 20-30 lirayla günlük yemek yapan insanlar mevcut, asgari maaşı ve geçim mücadelesini düşününce, herkesin imkanı olmuyor elbet.

vakit: insanların ortalama 10 - 14 saat çalıştığı bir özel sektör var, ki çoğu insan özel sektörde çalışıyor. sabah fecr vakti kalkıp işe gidiyor, eve döndüğünde yine karanlık çökmüş oluyor, takat kalmaz gözlerde iki sayfa okuyacak.

***

elbette illa okumak isteyen, okuma aşkı olan insan çözüm bulur tüm şeylere. ve buna rağmen okunduğımız için bu haldeydiz. bizlerin ne olursa olsun her şeyden feragat edip okuyan, okumak isteyen nesiller yetiştirmesi elzem. başka türlü kurtuluş yolumuz yok.
devamını gör...

arapların ne kadar .....* bir toplum olduğunu buz gibi gösteren savaştır.

bu arap devletleri birbirleriyle anlaşırlar ve derlerki hepimiz müslüman arap devletleriyiz. haydi güçlerimizi birleştirelim ve bu yahudileri ortadoğu’dan atalım. savaşa başlarlar. ancak * birbirlerine düşerler, adeta birbirlerine tren yaparak saldırırlar. israil yeni görünen ama yeni olmayan güçlü devlettir, affeder mi bunu? bu birbirlerine düşmenin de etkisiyle 6 günde alayını dağıtır ve ortadoğu’da kalıcı olur.

araplarda biz size küstük diyerek avrupaya enerji desteğini keser. avrupa’da enerji konusunda sineğin yağını hesaplamak eylemini yaparak yaz saati uygulamasını yürülüğe koymaya başlar.

ek bilgi : yaz saati uygulamasının bugün avrupada halâ uygulanıyor olmasının nedeni tasarruf değil, arapların bu yaptığını unutmamaktır. bizim kaldırma nedenimiz de gereksiz görmek değil, avrupaya biz sizinle aynı safta değiliz demektir. kaldırdığımız döneme ve o dönemde başlayan avrupa türkiye ilişkilerinde ki gerilime bakarsınız demek istediğimi anlayacaksınız.

he kaç kişi okur bu entry’i bilemem. okuyan merak eden araştırabilir, yanıldığım yerlerde bana portakal fırlatabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim