çam ağacı
ne meyvesi vardır, ne doğru dürüst gölgesi. ama sanki, kar yağsında görün benim güzelliğimi der.
devamını gör...
capernaum
capharnaüm. üç yıl önce başka sinema kapsamında gösterilen, iç savaş sonrası beyrut'un beton mezarlığına dönmüş halini kuş bakışı tanıtıcı planlarla gösterirken izleyene insanlığı sorgulatan sarsıcı atmosfere sahip dokunaklı film. görüntü yönetmeni christopher aoun bolca el kamerası kullanmış, film doğal ortamlarda çekilmiş. zain sokaklarda yürürken kamera onu takip eder, böylece izleyici olarak biz de zain'in çaresizliğine ve insanların sefaletine tanık oluruz. yönetmenin kadın olması filme çok şey katmış diyebiliriz. çocuk oyunculardan çok iyi performans almış, zor bir işi başarmış.
devamını gör...
tuba büyüküstün
yeni katılacağı diziden bölüm başına 200.000 tl alacağı söylenen oyuncu. allah bereket versin diyorum. bu arada bir daha türk "dizilerini kim izliyor yeaa" diye başlık açan görürsem sinkaflı kelimeler kullanacağım özelden bak uyarayım.
kimse izlemiyor madem bu kadına 200 bin papeli nasıl veriyorlar lan diye bi düşünür insan.
kimse izlemiyor madem bu kadına 200 bin papeli nasıl veriyorlar lan diye bi düşünür insan.
devamını gör...
hoşlanılan ama tanımadığınız biriyle nasıl tanışılır sorunsalı
ozguveniniz tanışır.. siz öylece kalakalirsiniz..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
her şey tükeniyor. biz dahil!
insanlık tarihine bir bakın;
savaşlar, kölelik, sömürgeler, sanayi devriminden sonra kurulan yeni ekonomik sistem.
bugün sizce bunlar geride mi kaldı?
yoksa daha da vahşetini artırdı mı?
bu entryi yazarken baktım. dünya nüfusu 7.8 milyar. 9 yıl sonra bu nüfusa 1 milyar daha eklenecegi hesaplanıyor.
sizce bugün doğan çocuklar, çok değil; 20 yaşlarına geldiklerinde nasıl bir dünyada yaşayacaklar?
daha bugünlerde aşıyı bile paylaşamayan, patentini tüm dünyaya, insanlığa açmayan, kâr hırsından insan hayatını önemsemeyen “bu büyük insanlık” elinde olan son değeri “vicdanı” da tüketmedi mi?
yarının dünyasında işsizlik, açlık arttığında, bugün aşıyı paylaşmayan, yarın ekmeğini paylaşacak mı?
doğayı betonla, denizi plastikle, havayı sera gazlarıyla, insanlığı para hırsıyla tükettik.
farklı ülkelerde yaşayan tanıdıklarım, avrupa basını, dünya gündemi hep aynı şeyleri belirtiyorlar. “gelecek pek de hoş gelmeyecek.”
açıkcası karamsar olmamak gerek ama konu itibariyle ben iyimser yerine, gerçekçi olmayı doğru buluyorum. umarım yanılırım. ve umarım akılcı çözüm önerileriniz vardır. çünkü, bendekileri de ben tükettim.
herkes dünya değişsin diyor ama kendini hiç değiştirmiyor. hayvan içgüdüleriyle yaşıyor insanlığın büyük bölümü. sadece tüketiyor.
elbette bu düzen böyle gitmeyecektir. değişecektir. ancak özellikle pandemi sürecinde iyice yalnızlaşan, zaten doğru düzgün örgütlenememiş insanlık, yeni düzeni nasıl kuracak?
sanırım yenisi, eskisinden daha kötü olacak.
öğrenemedik! ne paylaşmayı? ne sevmeyi? ne korumayı?
tüketmemeyi öğrenemedik.
insanlık tarihine bir bakın;
savaşlar, kölelik, sömürgeler, sanayi devriminden sonra kurulan yeni ekonomik sistem.
bugün sizce bunlar geride mi kaldı?
yoksa daha da vahşetini artırdı mı?
bu entryi yazarken baktım. dünya nüfusu 7.8 milyar. 9 yıl sonra bu nüfusa 1 milyar daha eklenecegi hesaplanıyor.
sizce bugün doğan çocuklar, çok değil; 20 yaşlarına geldiklerinde nasıl bir dünyada yaşayacaklar?
daha bugünlerde aşıyı bile paylaşamayan, patentini tüm dünyaya, insanlığa açmayan, kâr hırsından insan hayatını önemsemeyen “bu büyük insanlık” elinde olan son değeri “vicdanı” da tüketmedi mi?
yarının dünyasında işsizlik, açlık arttığında, bugün aşıyı paylaşmayan, yarın ekmeğini paylaşacak mı?
doğayı betonla, denizi plastikle, havayı sera gazlarıyla, insanlığı para hırsıyla tükettik.
farklı ülkelerde yaşayan tanıdıklarım, avrupa basını, dünya gündemi hep aynı şeyleri belirtiyorlar. “gelecek pek de hoş gelmeyecek.”
açıkcası karamsar olmamak gerek ama konu itibariyle ben iyimser yerine, gerçekçi olmayı doğru buluyorum. umarım yanılırım. ve umarım akılcı çözüm önerileriniz vardır. çünkü, bendekileri de ben tükettim.
herkes dünya değişsin diyor ama kendini hiç değiştirmiyor. hayvan içgüdüleriyle yaşıyor insanlığın büyük bölümü. sadece tüketiyor.
elbette bu düzen böyle gitmeyecektir. değişecektir. ancak özellikle pandemi sürecinde iyice yalnızlaşan, zaten doğru düzgün örgütlenememiş insanlık, yeni düzeni nasıl kuracak?
sanırım yenisi, eskisinden daha kötü olacak.
öğrenemedik! ne paylaşmayı? ne sevmeyi? ne korumayı?
tüketmemeyi öğrenemedik.
devamını gör...
güzelim
zaafım olan hitap şekli ve dünyanın en iyi hitap şekli. bu söylenince şimdi ben senin güzelin miyim diye soruyum bu sefer karşı taraf dahada bastırarak söylüyor.kalbim pır pır ediyor *
devamını gör...
ivanmilinski
oldukça hızlı tanım giren ve çok güzel yazılara imza atan yazar arkadaşımızdır.
devamını gör...
fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
eğer bir gün ahlakı temellendirmeyi başarırsak bu soruya da cevap veririz dedirtendir.
(bkz: bir şey tanrı emrettiği için mi iyidir yoksa zaten iyi olduğu için mi tanrı tarafından emrediliyor?)
(bkz: bir şey tanrı emrettiği için mi iyidir yoksa zaten iyi olduğu için mi tanrı tarafından emrediliyor?)
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
yıllardır bu toplumun vicdanının ve ahlak kavramının ırzına geçiliyor. tecavüzler, sarkıntılıklar, tacizler normalleştiriliyor. insanlar bunları kanıksar hale geldiler. yok kanıksamadık demeyin zira yazmanın çizmenin iç soğutmaktan başka bir kıymeti harbiyesinin olmadığı aşikar. koktuk ve bundan sonra tuzlamak dahi işi kotarmayacak. olaya hukuk tekniği açısından baktığınızda zaten ortada bir facia var. yahu arkadaş bu çocuklar niye korumaya alınmaz? * adli tıp raporu neden göz önünde bulundurulmamış? tuttuğunuz yer elinizde kalıyor. bunlar artık iyice çamura batmış olan ve ahlaksızlık denizinde yüzen toplumun, su yüzüne çıkan münferit vakıaları. derinlerde neler olduğunu, nelere susulduğunu, sıçanı incelikle yiyenlerin, pisliğin içinde debelenenlerin ne halt yediğini aslında herkes biliyor. arkadaş hepimiz bu toplumun içinde yaşıyoruz. adım adım vicdansızlaşıyor bu toplum. bu kaçıncı çocuğa sarkıntılık ve tecavüz skandalı? ne kadar gündemde kalıyor? insanların vicdanlarını soğutabilecekleri kadar. sonra o çocuklar içine atıldıkları karanlığın içerisinde bu yaşamda var olmaya çalışıyorlar. üç beş gün görünür olup sonra unutuluyorlar yine öyle olacak! neden mi? çünkü vicdani reflekslerimiz toplum olarak elimizden alındı. atılan çığlıklar sessiz. çünkü sizi duyacak ve işitecek bir mekanizma yok. eserimizle gurur duymamız lazım(!) an itibarı ile çocuklarını bile korumaktan aciz bir toplumun zavallı fertleriyiz hepimiz. yazık o çocuklara ki, böylesine zavallı bir toplumun korkularının bedelini ödemek zorunda kalıyorlar.
devamını gör...
türkiye
mafyası bile adalet arayan ülke.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
seni düşünmek
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet
devamını gör...
yoldaş'tan normal sözlük yazarlarına açık mektup
yoldaş'ın dertlerini anlatacağı, bazı konularda yazarlarını bilgilendireceği başlıktır.
efendim; bazılarımız anlamıyor ya da pek acımasız davranmak mı istiyor bilmiyorum ama kafa sözlük kurumsal bir oluşum değil.
maslak’ta bir plaza katımız yok. tanıtım için şirket hesabımızda yüzbinlerce liramız yok.
esasen bir şirket hesabımız da yok *
buraya inanan yazarların, yöneticisinin, okuyucusunun mütevazı destekleri ile güncel tuttuğumuz bir fonumuz var.
bize sağda solda bal porsuğu diyorlarmış, ağızlarını yerim onların, ne de güzel betimlemişler.
zira böylesine community bir projeyi, kurtlar sofrasında bilhassa 2021 yılında ayakta tutmak, işletmek ve büyütmek için safi iyi niyetten fazlasına ihtiyacınız var.
çelik gibi sinirler, dipçik gibi zinde bir beden, kısıtlı bütçe ile doğru hamleler, “işte cesaret, işte feraset, işte fazilet, işte fedakarlık, işte mertlik, işte adam gibi adamlık“ gerekiyor.*
hepinizin malumu olan; kafa sözlük büyüyüp medyada ufak ufak kendine yer bulmaya başlayınca, belirli çevrelerde dikkat çekmeye başladı.
bizlerle dirsek temasında bulunmak isteyen, bizleri dolaylı yollarla yoklayan; büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim beyler de belirmedi değil. bir yatırım alıp burayı ticari bir kuruma dönüştürmek ve paranın altında kukla görevi görme niyetimiz yok.
en baştaki motivasyonumuz ( beeen yaşar usta) neyse bunu korumak konusunda kararlıyız.
reklam ve devasa yatırım bütçeleri olmadan ayaklarının üzerinde durabilen, tamamen bağımsız kalabilmeyi başarmış bir start up ile; 5 metrekare odasında büyük hayaller kurup, endişeli düşüncelere gark olmuş küçük girişimci ali, osman, hüseyin, merve ve diğer bir çok genç dostlarımıza/yoldaşlarımıza rol model olmak istiyoruz.
bunu başaracağız...
gel gelelim dillere pelesenk olmuş, son trendimiz olan kalite konusuna.
canlar; bunu sağlayacak olan sizlersiniz, kaliteden şikayet edip hiçbir şey yapmamak olmaz.
kaldı ki, kalite ile alakalı yapılan eleştirilerin birçoğuna katılamıyorum.
bir kıyas içine girmek daha doğru mu olur? emin değilim lakin faal olan diğer sözlükleri inceleyebilirseniz, (bizim sözlüğümüz diye söylemiyorum) kafa sözlük bu konuda bariz farklar taşıyor.
sokakta 10 tane insan çevirsek; bunların elbet birkaçı troll, birkaçı gayri ciddi olacaktır.
burası da herkese açık bir platform, genel kültür seviyesi düşük olan kimselere, "sen burada yazma" diyemeyiz nihayetinde.
ek olarak; sözlük konseptinin özünde liste&anket başlıkları var, buna engel olamayız.
akış; her türlü başlığın ayırt edilmeden yayımlandığı kategoridir.
rahatsızlık duyan kimseler için belirli kategoriler getirdik, #bilgi ya da #kültür-sanat gibi alanları kullanabilirsiniz.
ya da yalnızca #takip ettiğiniz başlıkları veya yazarların tanımlarını okuyabilirsiniz.
kaliteyi korumak ve artırmak için çok ciddi bir çaba içerisinde olduğumuzu da bilmenizi isterim.
misal olarak, 10 gün kadar önce bu sözlükte 24 saat içerisinde 9.000'in biraz üzerinde tanım girildi.
bu sayıyı daha net anlayabilmeniz için şöyle anlatayım: malum sözlükte çaylakların tanımını çıkarttığımız zaman, günlük 17.000 - 22.000 arası tanım girilmekte.
biz bunun yarısını 2.5 ayda yakalamışken, müdahil olmasak bu sayı katlanarak büyüyecekken ve sözlük çok daha ciddi yerlere gelecekken; ertesi gün 10'larca troll hesabı sözlükten uzaklaştırıp, bütün fake hesap sahiplerinin de hesaplarını kapattık. çaylaklık sistemini devreye sokup, yazarlık şartı için 100 karma puan koşulu getirdik.
yaptığımız bu müdahalelerle an itibarı ile 3.500-5.500 bandına geriledik ancak böylesi içimize daha çok sindi.*
kısacası derdimiz nitelik yerine nicelik olsaydı, bunu seçme şansı önümüze gelmişti.
nefsimiz sınandı ve sınavı da geçtik.*
hem bir anda büyüyüp ne yapacağız? böylesi daha doğal, daha hormonsuz.
an itibarı ile;
aktif yazar sayımız : 1923
aktif çaylak sayımız : 4149
yani öyle canım yazarlarım. şimdi gel gelelim bu uzuuun ve “bana ne ulan” dedirten yazının en can alıcı yerine...
burası bal porsuklarının sözlüğü. büyümek ve kocaman olmak için trendyol reklamlarına ihtiyacımız yok.
şimdi, bu hikayeyi beraber yazmak için her birinizi bal porsuğu olmaya davet ediyorum !
moderasyonu teker teker aranızdan seçtim, seçmeye de devam edeceğim.
halihazırda aranızda dolaşan arkadaşlarınızın; bazıları sözlüğün grafiklerini hallediyor, bazıları tanıtımlarımıza ön ayak oluyor, bazıları youtube için montaj ve ses konusunda, bazıları avukat bu alanda, bazıları güvenlik için, bazıları seo için, bazıları da bağlantıları ile yardımcı olmaya çalışıyor.
"şunu şöyle yap yoldaş, şöyle bir bağlantım var yoldaş, şunu yaparak sözlüğe bir şeyler kazandırabiliriz yoldaş", hatta "seni merak ediyorum yoldaş gelip bi sesini duyayım" gibi istekleriniz için discord hesabım halihazırda birçoğunuzda var.
olmayanlar için, özelden hesabınızı yazabilirseniz sizi ekleyebilirim. (-kullanıcı #5262- gibi)
imece bir model ile bir şeyler başarmaya çalışmamız bizi iddiasız yapmaz. halihazırda interaktif sözlükler sıralamasında anlık aktif yazar sayısı ve üretilen içerik gibi konuları baz aldığımızda en büyük ikinci sözlük pozisyonundayız.
çok ama çok iddialıyız ve bunu başaracağız. bunu hep beraber başaracağız... (motivasyon konusunda bir fatih terim değilim, idare edin)
bunu başarırken de yardım organizasyonlarını hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz.
mottomuz: her ay 1 tane sosyal sorumluluk projesinde bulunmak.
geçtiğimiz aylarda 2 adet çok güzel ve faydalı projeyi yoğun katılım ve başarılı bir organizasyon ile gerçekleştirdik.
ilerleyen günlerde sokak hayvanları için de bir projenin içerisinde yer alacağız. arka planda hazırlık içerisindeyiz.
her birimizin yazmaktan, üyesi olmaktan gurur duyacağı, göğsümüzü kabartacak bir kafa sözlük platformunu el ele inşa edeceğiz.
sizleri pek seviyorum.
efendim; bazılarımız anlamıyor ya da pek acımasız davranmak mı istiyor bilmiyorum ama kafa sözlük kurumsal bir oluşum değil.
maslak’ta bir plaza katımız yok. tanıtım için şirket hesabımızda yüzbinlerce liramız yok.
esasen bir şirket hesabımız da yok *
buraya inanan yazarların, yöneticisinin, okuyucusunun mütevazı destekleri ile güncel tuttuğumuz bir fonumuz var.
bize sağda solda bal porsuğu diyorlarmış, ağızlarını yerim onların, ne de güzel betimlemişler.
zira böylesine community bir projeyi, kurtlar sofrasında bilhassa 2021 yılında ayakta tutmak, işletmek ve büyütmek için safi iyi niyetten fazlasına ihtiyacınız var.
çelik gibi sinirler, dipçik gibi zinde bir beden, kısıtlı bütçe ile doğru hamleler, “işte cesaret, işte feraset, işte fazilet, işte fedakarlık, işte mertlik, işte adam gibi adamlık“ gerekiyor.*
hepinizin malumu olan; kafa sözlük büyüyüp medyada ufak ufak kendine yer bulmaya başlayınca, belirli çevrelerde dikkat çekmeye başladı.
bizlerle dirsek temasında bulunmak isteyen, bizleri dolaylı yollarla yoklayan; büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim beyler de belirmedi değil. bir yatırım alıp burayı ticari bir kuruma dönüştürmek ve paranın altında kukla görevi görme niyetimiz yok.
en baştaki motivasyonumuz ( beeen yaşar usta) neyse bunu korumak konusunda kararlıyız.
reklam ve devasa yatırım bütçeleri olmadan ayaklarının üzerinde durabilen, tamamen bağımsız kalabilmeyi başarmış bir start up ile; 5 metrekare odasında büyük hayaller kurup, endişeli düşüncelere gark olmuş küçük girişimci ali, osman, hüseyin, merve ve diğer bir çok genç dostlarımıza/yoldaşlarımıza rol model olmak istiyoruz.
bunu başaracağız...
gel gelelim dillere pelesenk olmuş, son trendimiz olan kalite konusuna.
canlar; bunu sağlayacak olan sizlersiniz, kaliteden şikayet edip hiçbir şey yapmamak olmaz.
kaldı ki, kalite ile alakalı yapılan eleştirilerin birçoğuna katılamıyorum.
bir kıyas içine girmek daha doğru mu olur? emin değilim lakin faal olan diğer sözlükleri inceleyebilirseniz, (bizim sözlüğümüz diye söylemiyorum) kafa sözlük bu konuda bariz farklar taşıyor.
sokakta 10 tane insan çevirsek; bunların elbet birkaçı troll, birkaçı gayri ciddi olacaktır.
burası da herkese açık bir platform, genel kültür seviyesi düşük olan kimselere, "sen burada yazma" diyemeyiz nihayetinde.
ek olarak; sözlük konseptinin özünde liste&anket başlıkları var, buna engel olamayız.
akış; her türlü başlığın ayırt edilmeden yayımlandığı kategoridir.
rahatsızlık duyan kimseler için belirli kategoriler getirdik, #bilgi ya da #kültür-sanat gibi alanları kullanabilirsiniz.
ya da yalnızca #takip ettiğiniz başlıkları veya yazarların tanımlarını okuyabilirsiniz.
kaliteyi korumak ve artırmak için çok ciddi bir çaba içerisinde olduğumuzu da bilmenizi isterim.
misal olarak, 10 gün kadar önce bu sözlükte 24 saat içerisinde 9.000'in biraz üzerinde tanım girildi.
bu sayıyı daha net anlayabilmeniz için şöyle anlatayım: malum sözlükte çaylakların tanımını çıkarttığımız zaman, günlük 17.000 - 22.000 arası tanım girilmekte.
biz bunun yarısını 2.5 ayda yakalamışken, müdahil olmasak bu sayı katlanarak büyüyecekken ve sözlük çok daha ciddi yerlere gelecekken; ertesi gün 10'larca troll hesabı sözlükten uzaklaştırıp, bütün fake hesap sahiplerinin de hesaplarını kapattık. çaylaklık sistemini devreye sokup, yazarlık şartı için 100 karma puan koşulu getirdik.
yaptığımız bu müdahalelerle an itibarı ile 3.500-5.500 bandına geriledik ancak böylesi içimize daha çok sindi.*
kısacası derdimiz nitelik yerine nicelik olsaydı, bunu seçme şansı önümüze gelmişti.
nefsimiz sınandı ve sınavı da geçtik.*
hem bir anda büyüyüp ne yapacağız? böylesi daha doğal, daha hormonsuz.
an itibarı ile;
aktif yazar sayımız : 1923
aktif çaylak sayımız : 4149
yani öyle canım yazarlarım. şimdi gel gelelim bu uzuuun ve “bana ne ulan” dedirten yazının en can alıcı yerine...
burası bal porsuklarının sözlüğü. büyümek ve kocaman olmak için trendyol reklamlarına ihtiyacımız yok.
şimdi, bu hikayeyi beraber yazmak için her birinizi bal porsuğu olmaya davet ediyorum !
moderasyonu teker teker aranızdan seçtim, seçmeye de devam edeceğim.
halihazırda aranızda dolaşan arkadaşlarınızın; bazıları sözlüğün grafiklerini hallediyor, bazıları tanıtımlarımıza ön ayak oluyor, bazıları youtube için montaj ve ses konusunda, bazıları avukat bu alanda, bazıları güvenlik için, bazıları seo için, bazıları da bağlantıları ile yardımcı olmaya çalışıyor.
"şunu şöyle yap yoldaş, şöyle bir bağlantım var yoldaş, şunu yaparak sözlüğe bir şeyler kazandırabiliriz yoldaş", hatta "seni merak ediyorum yoldaş gelip bi sesini duyayım" gibi istekleriniz için discord hesabım halihazırda birçoğunuzda var.
olmayanlar için, özelden hesabınızı yazabilirseniz sizi ekleyebilirim. (-kullanıcı #5262- gibi)
imece bir model ile bir şeyler başarmaya çalışmamız bizi iddiasız yapmaz. halihazırda interaktif sözlükler sıralamasında anlık aktif yazar sayısı ve üretilen içerik gibi konuları baz aldığımızda en büyük ikinci sözlük pozisyonundayız.
çok ama çok iddialıyız ve bunu başaracağız. bunu hep beraber başaracağız... (motivasyon konusunda bir fatih terim değilim, idare edin)
bunu başarırken de yardım organizasyonlarını hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz.
mottomuz: her ay 1 tane sosyal sorumluluk projesinde bulunmak.
geçtiğimiz aylarda 2 adet çok güzel ve faydalı projeyi yoğun katılım ve başarılı bir organizasyon ile gerçekleştirdik.
ilerleyen günlerde sokak hayvanları için de bir projenin içerisinde yer alacağız. arka planda hazırlık içerisindeyiz.
her birimizin yazmaktan, üyesi olmaktan gurur duyacağı, göğsümüzü kabartacak bir kafa sözlük platformunu el ele inşa edeceğiz.
sizleri pek seviyorum.
devamını gör...
ülkücüleri eğitip topluma kazandırmak
beyhude bir çabadır.
eğitilmeleri i-m-k-a-n-s-ı-z-d-ı-r!
eğitilmeleri i-m-k-a-n-s-ı-z-d-ı-r!
devamını gör...
sigmund freud'un en güzel sözü
mutluluk dediğimiz şey, yoğun bir şekilde bastırılmış ve engellenmiş olan ihtiyaçların kısa süreliğine tatmin edilmesinden başka bir şey değildir.
ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.
ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.
devamını gör...
rahatsız (yazar)
#1537289 son zamanlarda ciddi ciddi takip ettiğim, başlıklarda karşılaşınca ya gülümsediğim ya da "harbi öyle hee" dediğim yazardır kendileri. mesaj alımı açık olsa kendisine de söylemek isterdim lakin şimdilik buradan idare edeceğiz. sözlükten gitmemesini dilediğim yazardır, dilerim hep yazar, hep okuruz.
devamını gör...
çirkin olmak
buradaki çoğu kişi "bilgisiz olup güzel olmaktansa bilgili olup çirkin olmak daha iyidir" minvalinde şeyler yazmışlar. o öyle olmuyor maalesef. tanıdığım çoğu güzel diyebileceğim arkadaşımdan çok daha bilgiliyim, yani ben öyle düşünüyorum. onlar hep bi adım, -hatta bayağı bir adım-, öndeyken ben hep arka planda kaldım. yani ilk etapta ne olursa olsun dış görünüşe bakılıyor, zaman geçtikçe insanın içini tanırsınız. dolayısıyla kendimizi geliştirmek, bilgili olmak sadece kendimiz için yapmamız gereken bi eylem oluyor. bence öyle olmalı da zaten. sadece bunu dışarıya yansıtamıyor olmak hep üzüyor. hayatta hep geri planda kalmak psikolojik açıdan büyük bir savaş.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
hayır ya gitmesin hayııır. sözlükte en sevdiğim yazarlardan biri kendisi. umarım geri döner.
devamını gör...
yozgat barlar sokağı
biranın bazı mekanlarda sulu olduğu sokaktır. ayrıca kokteylleri güzel olsa da asmalı mescit fiyatlarında olduğu için cep yakar.
devamını gör...

