moderatörlerimin 'bizlere de mi ?' sorusuna verdiğim cevaptır.

%12 faiz ile kredi verilir.
devamını gör...

konuşmayı çok seven ama karşısındaki kişinin de ona eşlik etmesini isteyen kişi zerzenişi. anlatır da anlatır, aralarda karşı tarafa sorular da sorar. karşı taraf konuşmayı seven biri değildir ya da konuşası yoktur o an için, kısa kısa cevaplar verir. bu konuşmayı çok seven kişi de en son dayanamayıp ''duvarlar da konuşmuyor. dilleri yok. olsa onlarla konuşurum. içimi kararttın yahu.'' der.
devamını gör...

devletin kasası hiç yoktan 30 milyon sahibi oldu böylelikle.

istanbul’da jandarma ekiplerinin çökerttiği suriyeli hacker şebekesinden ele geçirilen paralar ortada kaldı. aleyhlerine delil olmasından korkan şüpheliler, değeri 30 milyon lirayı bulan döviz ve altınları “haberimiz yok, bizim değil” diyerek sahiplenmedi.

--- alıntı ---
şüphelilerin kullandığı kapalıçarşı’daki bir ofisin de dahil olduğu mekânlarda yapılan aramalarda toplam değeri 30 milyon tl olan 1 milyon 850 bin euro, 1 milyon 200 bin dolar ve yüklü miktarda altın ele geçirildi. hürriyet’in ulaştığı detaylara göre, kapalıçarşı’daki ofiste gözaltına alınan şüpheliler, paraların aleyhlerinde delil olacağını, bu kadar paranın kaynağını açıklayamayacaklarını biliyorlardı. “ofisi sadece görüşmeler için kullanıyoruz, paradan haberimiz yok” diyerek paraları kabul etmediler. uluslararası düzeyde bu suçlar işlendiği ve yabancı şirketler olduğu için diğer mağdurların da kimliğine ulaşılamadı. para, suçtan elde edilen ‘şantaj parası’ olarak değerlendirildiği için ve talep eden mağdur da olmadığından hazine’ye kalacak.
--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

latinceden gelen bir söz. anlamı; yaralar deşilmeden, iyileşmez.

-bu anlamı görünce aslında bizim hayatımızda iz bırakan her acıyı kabullenmenin hazzını hissettim. kabullenmeden ve sorgulamadan ilerlediğimiz zaman aklımızın bir köşesinde o eksikliği burukluğu yaşamaktayız. affetmenin ve kabullenmenin iyileştirici etkisini hissetmek gerekiyor.
devamını gör...

ekşide sürekli sjw,solgerici tipler tarafından saldırıya uğrar.şu adamın yaptığı eleştrilerin yarısını yapamamışlardır yada silivri soğuktur derlerken bu adam o korktukları şeyi göze alıyor.bu adam her iki tarafında(sağ-sol) çomarlarını kudurtmasını iyi bilirler.
devamını gör...

tutarlı, güvenilir ve ön yargısız şekilde bilgiyi elde etmektir.
devamını gör...

gece canı sıkılınca milleti uyandırmaması gerektiğini öğrenmeliii.
devamını gör...

başlığa girdiğimde önce tanımları okurum. biri benim yazmak istediğim şeyleri yazmışsa beğenirim ve aynısını yazmadan çıkarım. bazen de o kadar çok tanım okurum ki "ben ne diyecektim ya? " diye diyeceğimi unutup "neyyysse" der çıkarım.
devamını gör...

evimde şarabımı yudumluyorum.
devamını gör...

sameblod (sami blood), amanda kernell’in yazıp yönettiği, 2016 yapımı bir film. filmde sami halkının isveç’te yaşadıkları ve maruz kaldıkları ayrımcı davranışlar genç bir kız özelinde anlatılıyor. film, kendisine “christina” olarak seslenilen yaşlı bir kadının, kızkardeşinin cenaze töreni dolayısıyla, çocukluğunun geçtiği yere oğlu ve torunu ile birlikte dönmesiyle başlıyor. buradan sonrasını biraz spoiler'lı anlatacağım.

--! spoiler !--

christina orada olmayı pek istemiyor, yolculuk esnasında oğluna samileri sevmediğini, onların hırsız ve yalancı olduklarını söylüyor. dillerini konuşmayı reddediyor ve anlamadığını söylüyor, kızkardeşinin ailesinin olduğu yerde kalmak yerine otelde kalmayı tercih ediyor. sonrasında geriye dönüşlerle kadının gençlik yıllarına tanık oluyoruz.

elle marja, 14 yaşında bir sami kızı ve 1930’lu yıllarda küçük kızkardeşi njenna’yla yatılı bir okulda okumaya yollanıyor. burası, katı sınırları olan ve kurallara uymadıklarında dövülerek cezalandırıldıkları bir yer. isveççe öğrenmek zorundalar ve onların kültürüne uyum sağlamalılar, ancak yine de bir “lapon” olduklarını da unutmamalılar. hatta biyoloji araştırmaları için kafataslarının ölçülerinin alınmasına ve çırılçıplak fotoğraflarının çekilmesine de ses çıkarmamaları bekleniyor. ayrıca mahalledeki erkek çocukların ırkçı hakaretlerle onlara laf atmaları da katlanmaları gereken başka bir konu. ama bir gün elle marja daha fazla dayanamayıp babasından kalan bıçağını çekerek sözlerini geri almalarını istediğinde, gruptakiler onun elinden bıçağını alarak onu kulağından yaralıyorlar (samiler geyikleri damgalamak için onların kulağına kesik atıyorlar, erkek çocuklar da bu törenin bir taklidini yapıyor).

elle marja yoldan geçen genç isveçli askerlerin onu dansa davet etmesinden sonra, öğretmenin kıyafetlerini çalarak gizlice dansa gidiyor ve orada onu oraya çağıran niklas’la tanışıyor, ama çok geçmeden yakalanıp okula geri götürülüyor ve dövülerek cezalandırılıyor. danstayken onu aramaya gelen kardeşi njenna’yı tanımamazlıktan gelmesi ve aşağılaması, kardeşinin ve okuldaki diğer çocukların ona soğuk davranmasına neden oluyor. elle marja, yaşadığı tüm olumsuzlukların sebebinin “lapon” olması olduğunu düşünerek, ailesi ve geçmişiyle bağlarını koparmak ve öğretmen olmak için uppsala şehrine kaçıyor. orada kendini “christina” olarak tanıttığı niklas’ın evinde bir gece kaldıktan sonra niklas’ın ailesi nedeniyle oradan ayrılıyor ve geceyi parkta geçirip oradaki okula kaydoluyor. biraz zor da olsa okula kabul edilmesi ve kendine yeni bir arkadaş çevresi edinmesinin ardından ise, eline 200 kronluk okul faturası tutuşturuluyor.

yeni adıyla “christina”, faturayı ödeyebilmek için niklas’tan yardım istemek üzere onun evine gidiyor. ancak niklas’ın doğum günü partisi için orada bulunan arkadaşları onun sami olduğundan haberdarlar ve onu türlü aşağılamalara maruz bırakıyorlar. christina, niklas’tan da istediği yardımı alamayınca, parayı bulabilmek için ailesinin yanına dönmek zorunda kalıyor. annesine durumu anlatıp babasından kalan gümüş kuşağı satmak istediğini söylüyor, annesi izin vermediğinde de onlarla yaşamak istemediğini anlatıyor ve annesi de bunun üzerine onu kovuyor. ancak ertesi sabah yine de istediği gümüş kuşağı ona verip tek kelime etmeden yanından ayrılıyor.

tüm bu yaşadıklarını düşünen yaşlı kadın, otelde eğlenen kalabalığın yanından ayrılarak kız kardeşinin tabutunun yanına gidiyor ve ondan kendisini affetmesini istiyor, ardından bir tepeye çıkarak samilerin yaşadığı yere gittiğinde film sona eriyor.

filmde beni en çok etkileyen sahnelerden ilki, araştırma için okula gelen biyologların olduğu sahneydi. elle maria, isveççe okumada başarılı olduğu için gelen ekibi okulun önünde karşılama sözlerini söyleme ve hediyelerini takdim etme görevine seçilmişti. biraz utangaçtı, ama biraz da mutluluk duyuyordu; fakat daha sonra neler olacağından habersizdi. içeriye geçmeleri söylendikten sonra kafasının çeşitli yerleri ölçüldü, ancak onun tüm bunların ne için olduğu sorusuna kimse cevap vermeye bile tenezzül etmedi. daha sonra kıyafetlerini çıkarmalarını istediklerinde de ondan örnek bir öğrenci olmasını bekliyorlardı, o da istemeye istemeye sustu ve dediklerini yapmak zorunda kaldı. sıra diğer öğrencilere ve kardeşine geldiğinde, artık her flaş patlayışında irkiliyordu.

benim için bir diğer etkileyici sahne, isveçli öğretmenin elle maria’yla olan konuşmasıydı. genç kız, uppsala’daki okula geçmek istediğini söyleyip ne yapması gerektiğini sormuştu. öğretmeni de orada okumasının zor olduğunu, sertifika ve evrak gerektiğini, ona referans olamayacağını söyleyip başından savmak için cevaplar sıralarken elle maria’nın ısrar etmesiyle şu cevabı vermişti: “zekan sadece buraya yeterli. bilimsel raporlara göre şehre uygun insanlar değilsiniz. beyniniz… gerekli donanıma sahip değilsiniz. ya burada kalırsın ya da ölürsün.”

son olarak, elle maria’nın gördüğü rüya sahnesinden etkilendim. annesine onlarla yaşamak istemediğini söyledikten sonra çadırdan kovulmuş, dışarıda uyuyordu. rüyasında ise sisler içerisinde, etrafında bir ren geyiği sürüsüyle birlikteydi. elindeki ipi öfkeyle sağa sola savurduktan sonra ren geyiklerinden birini boynuzundan yakalamış, ardından büyük bir çaba sarf ederek onu yanına çekip öldürmüştü. öldürdükten sonra nefes nefese yerdeki kan birikintisine bakıyordu. sabah, annesi yanına gelip gümüş kemeri ona verdiğinde o da tek kelime etmemişti, artık onun da damarlarında sami kanı yoktu.

--! spoiler !--
devamını gör...

derinlikli düşünebilme kabiliyetlerinin gelişmemiş olmasından mütevellittir. kadınlar kadar geniş bir perspektiften bakamıyorlar.
devamını gör...

uludağ'da bu süre 2-3 gün iken kafa sözlükte aynı gün içerisinde.
devamını gör...

o sırada malum töreleri ve toplumsal değer yargılarını icat etmektelerdi kendileri.
devamını gör...

gittiğim birkaç ülkeden, ülkemdeki farklı şişelerden topladığım bira/gazoz kapakları.
devamını gör...

mülkiyet hakkı'na ne oldu? bu ülkede kimsenin mülkiyet hakkı yok gerçekten.
devlet her çocuğa tablet dağıtmayı taahhüt ettiyse zenginin çocuğuna da verecek fakirin çocuguna da.

ama devlet aylık geliri 8 bin türk lirasının altında olan ailelerin çocuklarına tablet vermeyi taahhüt ettiyse o zaman bunu yapacak. bir ülkenin kanun ülkesi mi, kabile ülkesi mi olduğu bunun gibi küçük detaylarla belirleniyor. sözleşmeleri okumadan imzalamayın diye boşuna demiyorlar.

koca devlet bir çocuğun sattığı tabletin peşine düşecek şimdi. ne günlere kaldık.
devamını gör...

cay,
gereksiz çıkartılan ağaç israflı sabah uykum vb kitaplar
yeni gelinlerin kocam var edebiyatı
rakı
devamını gör...

-başlarda ilgiye boğup daha sonra soğuk yapan
-kişisel temizliğe önem vermeyen
-gidilen mekanlardaki çalışanlara nazik olmayan
-taktik yapmaya çalışan
-yalan söyleyip karşıdakini salak yerine koyduğunu sanan
-gereksiz cimri olan
-sabahtan akşama kadar kendi sorunlarını anlatan ama asla karşı tarafı dinlemeyen
-hayvan sevmeyen
-vicdan yoksunu
-dedikodu yapan
-kıskanç olan

kişilerden itinayla soğunulur.( sevgili veya arkadaş)

buyüzden çevremde az kişi var ya.*
devamını gör...

dijital amnezi diğer adıyla google etkisi olarak bilinir.teknolojinin gelişmesi ile hayatımızın içinde çok büyük bir yer kaplaması sonucunda google, wikipedia veya diğer çevrimiçi araçlar sayesinde öğrenmek istediğimiz şeylere kolayca ulaşabiliyoruz. kolayca ulaşabildiğimiz bu bilgileri aklımızda uzun süre tutma ve içselleştirme davranışlarını yapmamız zorlaşıyor. bu da hafızamızın körleşmesine neden oluyor.işte bu durum dijital amnezi olarak tanımlanmış. bilginin bir yerde istediğimiz zaman ulaşabileceğimiz bir durumda olduğunu bilmek bunun en büyük sebepleri arasında yer alıyor. en yakın arkadaşımızın telefon numarasını bile ezbere bilmemek bunun en basit örneği. uzmanlar internetten öğrenilen her bilginin doğruluğundanda emin olunamayacağını ve zihmimizi canlı tutmak için bilgileri öğrenirken önemli olan ve olmayan yerleri ayırt edebilmemiz ve buna göre bilgiyi içselleştirmemiz gerekli olduğunu belirtmiş.
devamını gör...

bir de bunların şöyle tipleri var. yüzünüzde hafif bir somurtma görsün 'noldu neye üzüldün ay tabulis sen benim yaşadıklarımı yaşasaydın ohooo. bakma böyle durduğuma neler neler atlattım ben, nasıl atlattım ben...' hay ulan senin yaşadıklarına.
devamını gör...

müslüman ağırlıklı milletin olması, ülkeyi resmi olarak müslüman ülkesi yapmaz. türkiye'de büyük bir çoğunluk islam dinine inansa da, din özgürlüğü olan bir ülkedir türkiye. isteyen istediğine inanır. tabi toplum baskısı denen bir illet de var, o çok ayrı bir mevzu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim