yoldaş nerede düşüncesi
devamını gör...
golem
musevi efsanelerinde ruhu olmayan, kil ve çamurdan yapılan düşük zekalı efsanevi yaratık.
kendisi yaratıcısına bağlıdır yani, o ne derse onu yapar. yapana kadar da durmaz.
çeşitli maddelerden de yapılabilir (demir, kaya v.s ) az buçuk hatırlıyorum x files da bununla ilgili bir bölüm vardı, nazi sempatizanı bir herif tarafından genç bir musevinin kocası öldürülür. kadından intikam almak için kocasınını golemini yapar çamurdan, sonra o adamı öldürür falan. çok etkilemişti beni.
kendisi yaratıcısına bağlıdır yani, o ne derse onu yapar. yapana kadar da durmaz.
çeşitli maddelerden de yapılabilir (demir, kaya v.s ) az buçuk hatırlıyorum x files da bununla ilgili bir bölüm vardı, nazi sempatizanı bir herif tarafından genç bir musevinin kocası öldürülür. kadından intikam almak için kocasınını golemini yapar çamurdan, sonra o adamı öldürür falan. çok etkilemişti beni.
devamını gör...
lucifer (yazar)
tanımları engelle özelliğiyle kalınıp başlıkları engelle özelliği de gelmediği sürece ben ve benim gibi daha birçok yazarın sözlükten ayrılmasına sebep olacak yazar türlerindendir. bıktım ya, gerçekten bıktım. akışa uğramaz oldum. normalde çok rahat bir şekilde hayatımdan insan çıkarabiliyorken sözlükte bu tür insanların başlıklarına maruz kalmak gerçekten koyuyor.
tanım: sözlükte karşılaşıldığında gereksiz impuls oluşumuna sebep olan kişi.
tanım: sözlükte karşılaşıldığında gereksiz impuls oluşumuna sebep olan kişi.
devamını gör...
kadınların romantik olamaması
sabah burnunu atletine silen gelip burada ağzında gülle dolaşan romantik insan profili çizmesin.
nedir romantizm? küfür ettiğin maçları senle beraber izlemesi mi, yoksa paran yok diye kompleks yaptığın için içindeki eti ekmeğinden ucuz olan tavuk dürüme razı olmaması mı?
nedir romantizm? küfür ettiğin maçları senle beraber izlemesi mi, yoksa paran yok diye kompleks yaptığın için içindeki eti ekmeğinden ucuz olan tavuk dürüme razı olmaması mı?
devamını gör...
boxer
külotla yarışında güç geçtikçe arayı açan ancak araya kaçtığı zaman insanı zora sokan don çeşididir.
her şeye rağmen, insanı bilhassa yazın oldukça rahatlatır.
her şeye rağmen, insanı bilhassa yazın oldukça rahatlatır.
devamını gör...
evrimsel psikoloji
en basit örneğiyle canlı önüne çıkan maddeye şu üç soruyu sorar:
bunu yiyebilir miyim? bununla çiftleşebilir miyim? bu beni öldürür mü? bu soruların cevapları üzerine ya savaşırız, ya sevişiriz ya da kaçarız.
bunu yiyebilir miyim? bununla çiftleşebilir miyim? bu beni öldürür mü? bu soruların cevapları üzerine ya savaşırız, ya sevişiriz ya da kaçarız.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk’ün ismini yazmaktan korkan yobaz
maalesef çeşitli sosyal mecralarda varlığını sürdürmeye çalışan, aciz, zavallı, omurgasız ve beyinsiz yobazdır.
aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen maalesef hala atatürk korkusunu iliklerine kadar hissedip, her uyandığı yeni günde acaba bugün atatürk’e karşı ne argüman üretebilirim diye kendi kıt kanaat zeka seviyesiyle bir şeyler yapmaya ve yazmaya çalışır.
oysa ki ortamlarda ta.ak malzemesidir. zekasızlığının, vizyonsuzluğunun, haysiyetsizliğinin makaraya alındığını bilmez.
iki cümleyi denk getirip yazabilirse, kendi omurgasızlığıyla bir kenara geçip vazifesini tamamlamış köpek minnettarlığıyla bir sonraki hareketini düşünerek kemiğini yalamaya devam eder.
aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen maalesef hala atatürk korkusunu iliklerine kadar hissedip, her uyandığı yeni günde acaba bugün atatürk’e karşı ne argüman üretebilirim diye kendi kıt kanaat zeka seviyesiyle bir şeyler yapmaya ve yazmaya çalışır.
oysa ki ortamlarda ta.ak malzemesidir. zekasızlığının, vizyonsuzluğunun, haysiyetsizliğinin makaraya alındığını bilmez.
iki cümleyi denk getirip yazabilirse, kendi omurgasızlığıyla bir kenara geçip vazifesini tamamlamış köpek minnettarlığıyla bir sonraki hareketini düşünerek kemiğini yalamaya devam eder.
devamını gör...
normal sözlük nikah dairesi
belki de 10 sene sonra editleyeceğim başlıktır. nasip.
devamını gör...
normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
kafamda bir kaç yazar var ama hedef göstermeme adına isim vermeyeceğim. 3 tür yazar var sözlükte:
1- gerçekten içerik olarak çok kaliteli başlıklar açan, güzel tanımlar yapan yazar. helal olsundurlar. favori yazarlarım bunların arasında.
2- genelde başlık açmayan, ama iyi kötü bir çok başlığa uğrayıp kendince karalamalar yapan yazar. ben de bu gruptayım. ilk maddedeki yazarlar kadar kalite anlamında katkı sunmasalar da sözlük sirkülasyonu adına faydalıdır.
3- lollik yazar. lolliktir.
1- gerçekten içerik olarak çok kaliteli başlıklar açan, güzel tanımlar yapan yazar. helal olsundurlar. favori yazarlarım bunların arasında.
2- genelde başlık açmayan, ama iyi kötü bir çok başlığa uğrayıp kendince karalamalar yapan yazar. ben de bu gruptayım. ilk maddedeki yazarlar kadar kalite anlamında katkı sunmasalar da sözlük sirkülasyonu adına faydalıdır.
3- lollik yazar. lolliktir.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
''the lord of the portakals gösterime girdi''
sözlük sinemasının ilk örneği olarak gösterilen ve mellisho'nun yönetmenliğini üstlendiği ''the lord of the portakals'' adlı yapım sözlük yazarlarının beğenisine sunuldu. filmin gösterime girmesiyle birlikte başlıkta oluşan uzun kuyruklar ve yaşanan izdiham gözlerden kaçmadı.
film, bir avuç portakalın sözlük dünyasını ekşiten, azılı limonlarla olan mücadelesini epik bir dille beyaz perdeye yansıtıyor. fantastik kurgu ögelerin öne çıktığı yapım ''at bordagalları'' repliği ile uzun süre akıllardan çıkmayacak gibi duruyor.
aldığımız bilgilere göre mellisho bu filmi ev temizliğinden arta kalan zamanlarda bin bir güçlükle çekmiş. takriben bir iki aydır evini temizlemeye erinmiş olan yönetmen, çamaşır suyunun kapağını açtığı anda bir aydınlanma yaşayarak, bu projeyi hayata geçirmeye karar vermiş. bununla ilgili yorumu ise şu oldu; ''çamaşır suyunun zihnimde oluşturduğu o kadim yaratıcılık etkisini hayatım boyunca unutmayacağım.''
henüz filmi izleme imkanı bulamamış olan yazarlarımıza, filmi izlemelerini şiddetle tavsiye ediyoruz. ekran başına geçmeden önce portakallarınızı soyup baş ucunuza koymanız da önemle rica edilir.
sözlükten kısa havadisler
* aldığımız bilgilere göre meja mahlaslı yazarımız, "bal yerine reçel yapan arı" mahlaslı yazarımızı incelemek için sözlük yönetimine başvurmuş. bilimsel konulara ilgisi ile dikkat çeken yazarımızın, reçel yapan arıyı kesip biçip, üzerinde farklı deneyler yapabileceğinden korkuluyor. bu sebeple yazar hakları derneklerinin ayaklandığı ve yönetime baskı yaparak bu sözde bilimsel çalışmayı durdurun çağrısında bulunduğundan bahsediliyor.
* tutankamon'un laneti kendisini karma puan çılgınlığına kaptırdı. gözleri kararan ve durdurulamayan yazarımız, üçüncü rozetini alarak, sözlüğün yoksul yazarlarına nazire yapıyor. ilerleyen günlerde bir estetik ameliyat yaptırmayı planladığını öğrendiğimiz yazarımız, kullanıcı adını tutankamonun karması olarak değiştirecekmiş.
* sofmusic mahlaslı yazarımızın, bizlerin bale sevgisini arttırmak için yaptığı paylaşımlar sonrasında, yönetime başvurarak, tüm yazarlara rusya'dan bale pabucu getirtelim dediği öğrenildi.
yoldaş'ın konuya olumlu yaklaştığı ve bu pabuçların sipariş edildiği bilgisini de teyit ettik. fakat yaklaşık bir aydır pabuçların akıbeti hakkında herhangi bir bilgi alınamıyor.. yönetim nezdinde bir indira gandi durumu yaşanmış olabilir. bu yüzden tüm sözlük yazarlarının hakları olan bale pabuçlarını yönetimden istemesi ve bu mühim konu ile ilgili baskı yapması gerekliliğini sizlere özenle hatırlatırız.
* antiseptik özellikteki tanımları sonrasında tentürdiyot'un sözlüğün resmi ilacı olmasına karar verildi. bu mevzu ile ilgili yoldaş'ın ''buraya batticon girmeyecek! bu kullanıcı adını yasaklıyorum.'' tarzında bir ifade kullandığı sızan bilgiler arasında. ne diyelim hayırlı olsun.
* yönetim çözülemeyen sudoku'nun başına ödül koydu. kimsenin bir türlü çözemediği çözülemeyen sudoku mahlaslı yazarımızın çözülmesi için kesenin ağzını açan yönetim, sudoku'yu çözene 250 karma puan hediye edeceğini açıkladı. konuyla ilgili görüşlerini aldığımız çözülemeyen sudoku, muhabirimize; '' bunlar beni çözeceğim derken, gemici düğümü atarlar. bu konuda hiç umudum yok.'' şeklinde yanıt vererek karamsarlığını gözler önüne serdi.
açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansının ara bültenini okudunuz.
önemli not: bir sonraki bültende ''sözlük radyosu ve ortam dinlemesi'' üzerine hazırladığımız dosyayı paylaşacağız. ayrıca ''the lord of the portakals''dan sonra gösterime giren yeni filmleri değerlendireceğiz.
ayrıca fark ettiyseniz ajansımız hangi haberi geçerse, sonrasında sözlükte yaşananlar bizleri teyit eder bir nitelik arz ediyor.
kaos'un ayak seslerini ve istibdat-i yönetimin geldiği noktayı uzun uzun sizlere aktarmıştık. sonrasında sözlükte yaşananlar yine bizleri haklı çıkardı. haberciliği müneccim pastası yenilen bir boyuta taşımış olmaktan ayrıca kıvanç duyuyoruz.
sözlük sinemasının ilk örneği olarak gösterilen ve mellisho'nun yönetmenliğini üstlendiği ''the lord of the portakals'' adlı yapım sözlük yazarlarının beğenisine sunuldu. filmin gösterime girmesiyle birlikte başlıkta oluşan uzun kuyruklar ve yaşanan izdiham gözlerden kaçmadı.
film, bir avuç portakalın sözlük dünyasını ekşiten, azılı limonlarla olan mücadelesini epik bir dille beyaz perdeye yansıtıyor. fantastik kurgu ögelerin öne çıktığı yapım ''at bordagalları'' repliği ile uzun süre akıllardan çıkmayacak gibi duruyor.
aldığımız bilgilere göre mellisho bu filmi ev temizliğinden arta kalan zamanlarda bin bir güçlükle çekmiş. takriben bir iki aydır evini temizlemeye erinmiş olan yönetmen, çamaşır suyunun kapağını açtığı anda bir aydınlanma yaşayarak, bu projeyi hayata geçirmeye karar vermiş. bununla ilgili yorumu ise şu oldu; ''çamaşır suyunun zihnimde oluşturduğu o kadim yaratıcılık etkisini hayatım boyunca unutmayacağım.''
henüz filmi izleme imkanı bulamamış olan yazarlarımıza, filmi izlemelerini şiddetle tavsiye ediyoruz. ekran başına geçmeden önce portakallarınızı soyup baş ucunuza koymanız da önemle rica edilir.
sözlükten kısa havadisler
* aldığımız bilgilere göre meja mahlaslı yazarımız, "bal yerine reçel yapan arı" mahlaslı yazarımızı incelemek için sözlük yönetimine başvurmuş. bilimsel konulara ilgisi ile dikkat çeken yazarımızın, reçel yapan arıyı kesip biçip, üzerinde farklı deneyler yapabileceğinden korkuluyor. bu sebeple yazar hakları derneklerinin ayaklandığı ve yönetime baskı yaparak bu sözde bilimsel çalışmayı durdurun çağrısında bulunduğundan bahsediliyor.
* tutankamon'un laneti kendisini karma puan çılgınlığına kaptırdı. gözleri kararan ve durdurulamayan yazarımız, üçüncü rozetini alarak, sözlüğün yoksul yazarlarına nazire yapıyor. ilerleyen günlerde bir estetik ameliyat yaptırmayı planladığını öğrendiğimiz yazarımız, kullanıcı adını tutankamonun karması olarak değiştirecekmiş.
* sofmusic mahlaslı yazarımızın, bizlerin bale sevgisini arttırmak için yaptığı paylaşımlar sonrasında, yönetime başvurarak, tüm yazarlara rusya'dan bale pabucu getirtelim dediği öğrenildi.
yoldaş'ın konuya olumlu yaklaştığı ve bu pabuçların sipariş edildiği bilgisini de teyit ettik. fakat yaklaşık bir aydır pabuçların akıbeti hakkında herhangi bir bilgi alınamıyor.. yönetim nezdinde bir indira gandi durumu yaşanmış olabilir. bu yüzden tüm sözlük yazarlarının hakları olan bale pabuçlarını yönetimden istemesi ve bu mühim konu ile ilgili baskı yapması gerekliliğini sizlere özenle hatırlatırız.
* antiseptik özellikteki tanımları sonrasında tentürdiyot'un sözlüğün resmi ilacı olmasına karar verildi. bu mevzu ile ilgili yoldaş'ın ''buraya batticon girmeyecek! bu kullanıcı adını yasaklıyorum.'' tarzında bir ifade kullandığı sızan bilgiler arasında. ne diyelim hayırlı olsun.
* yönetim çözülemeyen sudoku'nun başına ödül koydu. kimsenin bir türlü çözemediği çözülemeyen sudoku mahlaslı yazarımızın çözülmesi için kesenin ağzını açan yönetim, sudoku'yu çözene 250 karma puan hediye edeceğini açıkladı. konuyla ilgili görüşlerini aldığımız çözülemeyen sudoku, muhabirimize; '' bunlar beni çözeceğim derken, gemici düğümü atarlar. bu konuda hiç umudum yok.'' şeklinde yanıt vererek karamsarlığını gözler önüne serdi.
açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansının ara bültenini okudunuz.
önemli not: bir sonraki bültende ''sözlük radyosu ve ortam dinlemesi'' üzerine hazırladığımız dosyayı paylaşacağız. ayrıca ''the lord of the portakals''dan sonra gösterime giren yeni filmleri değerlendireceğiz.
ayrıca fark ettiyseniz ajansımız hangi haberi geçerse, sonrasında sözlükte yaşananlar bizleri teyit eder bir nitelik arz ediyor.
kaos'un ayak seslerini ve istibdat-i yönetimin geldiği noktayı uzun uzun sizlere aktarmıştık. sonrasında sözlükte yaşananlar yine bizleri haklı çıkardı. haberciliği müneccim pastası yenilen bir boyuta taşımış olmaktan ayrıca kıvanç duyuyoruz.
devamını gör...
anne babanın sürekli kavga etmesi
floraları öyle.
kavga ede ede, 50. seneyi görecekler inşallah.
kavga ede ede, 50. seneyi görecekler inşallah.
devamını gör...
9 kere leyla
bir ezel akay filmidir.

ilk defa sonunu göremediğim bir film ile ilgili tanım yazıyorum. filmi izlemek için binbir hevesle ekranın karşısına kurulan çoğu insan beni anlayacak ve bana hak verecektir.
filmin başrolünde haluk bilginer ve demet akbağ olunca insanda bir neredesin firuze hissiyatı uyanıyor elbette. en azından filmin bir şekilde o seviye ulaşacağını düşünüyor insan ama olmuyor işte. bazen hayat böyledir.
böyle güçlü bir oyuncu kadrosunun filmi kurtarabileceğine inandım ilk on dakika. ama sonra o oyuncuların da o kadar iyi oynamadığını fark ettim. sanki hepsinde “bitse de gitsek” havası vardı.
konu belki ilgi çekici olabilir ama ezel akay ezop olma hevesiyle masallar anlatırken zannederim amaçladığı şey izleyenleri ekran başında uyutmaktı bu filmde.
filmin otuz beşinci dakikasına doğru artık tamamen umudumu kaybedip kapattım ve bir daha da açmaya niyetim yok.
sanki dokuz kere leyla biraz fazla olmuş, üç kere leyla yetermiş. bazı şeyleri tadında bırakmak gerekir.

ilk defa sonunu göremediğim bir film ile ilgili tanım yazıyorum. filmi izlemek için binbir hevesle ekranın karşısına kurulan çoğu insan beni anlayacak ve bana hak verecektir.
filmin başrolünde haluk bilginer ve demet akbağ olunca insanda bir neredesin firuze hissiyatı uyanıyor elbette. en azından filmin bir şekilde o seviye ulaşacağını düşünüyor insan ama olmuyor işte. bazen hayat böyledir.
böyle güçlü bir oyuncu kadrosunun filmi kurtarabileceğine inandım ilk on dakika. ama sonra o oyuncuların da o kadar iyi oynamadığını fark ettim. sanki hepsinde “bitse de gitsek” havası vardı.
konu belki ilgi çekici olabilir ama ezel akay ezop olma hevesiyle masallar anlatırken zannederim amaçladığı şey izleyenleri ekran başında uyutmaktı bu filmde.
filmin otuz beşinci dakikasına doğru artık tamamen umudumu kaybedip kapattım ve bir daha da açmaya niyetim yok.
sanki dokuz kere leyla biraz fazla olmuş, üç kere leyla yetermiş. bazı şeyleri tadında bırakmak gerekir.
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
üniversite öğrencisiyken bizim okulun hemen yanındaki bir kırtasiyede çalışıyordum. tabii o zamanlar sigara içen bir delikanlıydım. yine günlerden bir gün birinin sigarasını çarptım, tam yakacakken müşteri geldi ve ben de kulak arkasına atıp fotokopi çekmeye gittim. ben sigarayı orda unutmuşum. akabinde otobüse binip çankaya'ya gittim, banka işlemlerim için sıra bekledim, bir yerde yemek yedim filan ama herkes bana tuhaf tuhaf bakıyor. şimdi erkek olanlar bilir, eğer herkes, özellikle de kadınlar, sana bakıyorlarsa ya fark yaratacak kadar yakışıklısındır ya da burnunda sümük vardır. ilki olamayacağına göre benim elim sürekli burnuma gidiyor acaba benim fark edemediğim bir şey mi var diye. neyse. ben okula geri döndüm, dersime girdim hatta derse bile katıldım. tahtaya filan kalktım yani. bir allah'ın kulu da demiyor ki şu sigaranı şurdan al diye. neyse ders arası oldu, lavaboya gittim elimi yıkadım filan saçımı düzeltmek için aynaya bir baktım! aman allah'ım! o an;
yer yarıldı,
deniz küstü,
kainat sustu,
atlas vazgeçti,
insanlar öldü,
geberdi,
açlıktan kırıldı,
soğukta savaştı,
çekoslovakya dağıldı,
hun imparatorluğu bölündü,
çekoslovakya diyorum yahu çekoslovakya gitti ya!
sen kimsin be! kimsin lan sen! kimsin be!
neyse abartmayayım tabii. ''aa ne güzel sigara varmış. bir kahve alayım da içeyim bari'' diyip kulak arkamdan aldım ve olay mahallini hızlıca terk ettim. on saatten fazladır kulak ardı sigaramla bütün şehri dolaşmam, insanlarla kaynaşmam ve bir allah'ın kulunun da tek bir şey dahi söylememesi komiğime gitmişti. on saatlik dalgınlık mı olur demeyin, oluyor işte. o gün bugündür mütemadiyen kulak arkamı elimle kontrol ederim*.
kamu spotu: sigara sağlığa zararlıdır.
yer yarıldı,
deniz küstü,
kainat sustu,
atlas vazgeçti,
insanlar öldü,
geberdi,
açlıktan kırıldı,
soğukta savaştı,
çekoslovakya dağıldı,
hun imparatorluğu bölündü,
çekoslovakya diyorum yahu çekoslovakya gitti ya!
sen kimsin be! kimsin lan sen! kimsin be!
neyse abartmayayım tabii. ''aa ne güzel sigara varmış. bir kahve alayım da içeyim bari'' diyip kulak arkamdan aldım ve olay mahallini hızlıca terk ettim. on saatten fazladır kulak ardı sigaramla bütün şehri dolaşmam, insanlarla kaynaşmam ve bir allah'ın kulunun da tek bir şey dahi söylememesi komiğime gitmişti. on saatlik dalgınlık mı olur demeyin, oluyor işte. o gün bugündür mütemadiyen kulak arkamı elimle kontrol ederim*.
kamu spotu: sigara sağlığa zararlıdır.
devamını gör...
27 aralık 2020 meclis'te vekillerin birbirine girmesi
maç sonu sıfır biten müsabaka .
devamını gör...
diğer öğrenciler maskelerini indirdi diye sınavı terk eden öğrenci
aslında,öğrencinin isyanı maskeye değil , sisteme ,nasıl bir sistemdir ki ,herkesi evine tık , ama sınavları erteleme , üstüne birde maske çıkarmak serbest olsun.
yahu yasağın amacı hastalığın yayılmasını önlemek değilmi? o zaman maske takmak ta zorunlu olması lazım.
kız bu çelişkiyi protesto etti , ama onun bir yılına mal olacak.
yahu yasağın amacı hastalığın yayılmasını önlemek değilmi? o zaman maske takmak ta zorunlu olması lazım.
kız bu çelişkiyi protesto etti , ama onun bir yılına mal olacak.
devamını gör...
rodion romanoviç raskolnikov
paltosunun cebinde hep bir şeylerin üstünden kalma bozuk paralarıyla bilinen, fakirliğiyle yürekleri dağlayan dostoyevski romanı karakteri.
devamını gör...
doğum
insanın yaşadığı ilk travmadır.
devamını gör...
ankara vs istanbul
bunun yapılmadığına inanamıyorum.
devamını gör...

