kadın yazarlardan erkek yazarlara tavsiyeler
kadınların temel insan haklarına karşı çıkan hiçbir başlık açmayın. rica ediyorum. rezil olursunuz.
devamını gör...
yazarların an itibarıyla düşündüğü şey
sanırım artık yorgan kullanmalıyım*
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
felsefe,psikoloji,mantık.
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
tüm yazarların örnek alması gereken vatandaştır yani yazardır. düşüncesine, yüreğine sağlık, çok güzel tanımlara sahip. kalemi daima güçlü ve güçlü olmaya devam etsin, tanımlarıyla bizi bilgilendirip, aydınlatıyor. her zaman aramızda olsun ve olmasından mutluluk duyacağım yazar arkadaşımız. yeni tanımlarıyla sözlüğe renk katmaya devam etmesi dileğiyle, iyi sözlükler.
devamını gör...
evgeny grinko
dinlerken huzura erdiğim piyanist
devamını gör...
vasıfsız olup kadınların aldığı nefese kadar eleştiren erkek
genelde internet ortamında görülen tiplerdir. çoğu klavye delikanlısıdır. kadınların en ufak hareketini eleştirmeye ant içmiştir sanki. kadın dediğin şöyle olur, kadın dediğin böyle olur vb söylemlerde bulunur genelde. çoğunlukla internet aleminde olmaları çevremizde de olmadıkları anlamına gelmiyor. sürekli kadınların fiziklerini, saçlarını ve makyajını eleştiren, her kadını kınayan erkeklerin biraz da kendilerine bakmaları gerekir.*
not: bu bir ukdedir. kimin ukdesi olduğunu ben de bilmiyorum.*
edit: burada bahsedilen vasıfsız erkek modeli anonim kimlik arkasına sığınıp kendine bakmadan ''eleştiri'' adı altında saçma sapan cinsiyetçi söylemlerde bulunan erkeklerdir.*
not: bu bir ukdedir. kimin ukdesi olduğunu ben de bilmiyorum.*
edit: burada bahsedilen vasıfsız erkek modeli anonim kimlik arkasına sığınıp kendine bakmadan ''eleştiri'' adı altında saçma sapan cinsiyetçi söylemlerde bulunan erkeklerdir.*
devamını gör...
kafasozluk.com
yapılabilecek bütün espriler yapıldı, dağılabiliriz.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
kardeşimle atari yüzünden o kadar çok kavga ederdik ki annem "inşallah elektrikler kesilir. biliyorsunuz annelerin duaları kabul olur." derdi ve gerçekten elektrikler kesilirdi. sonradan öğrendik ki gidip şalteri indiriyormuş. biz sırf bu yüzden yıllarca uslu durduk.
devamını gör...
yeni covid-19 belirtileri
hickirik. evet arkadaşlar bunu okumuştum saçma demiştim. sonra bende uzun zamandır hickirik tutması olmamıştı. o akşam oldu. ertesi gün hafif ateş ve boğaz ağrısıyla uyandım. bir de göz yanması. nasıl uzun süre tv izler pc başında oturur telefonu elinden bırakmazsın sonrasında gözünde bir yanma batma acı olur ya işte öyle bir durum oluyor. koku ve tat bende 8. gunde gitti. burada hemen teste gitmeyin diyenler olmuş, yapmayın arkadaşlar iyiyim corona değilim diye geziyorsunuz sonra her yere bulaştirip kendiniz son safhaya gelince gidip test yatırıyorsunuz sonra nasıl 50 bin oluyor e senin yüzünden.
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
(bkz: bak yeğenim biz neler yaşadık kendimizi attık mı sorusu) geçen cümlelerdir.
tanım: teselli kılığına girmiş boş lafları paylaştığımız başlıktır.
tanım: teselli kılığına girmiş boş lafları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
anais nin
asıl adı angela anaïs juana antolina rosa edelmira nin y culmell olup, on bir yaşından itibaren yazmaya başladığı günlükleri daha yaşarken yayınlanmış, yazdıklarının değerinin bilindiğini kendi gözleriyle de görmüş ilk kadın yazarlardan biri. 21 şubat 1903 tarihinde, fransa’da kübalı sanatçı bir aile içinde dünyaya gelen anais nin, yaşamını fransa, ispanya ve amerika’da sürdürüp, bu çok kültürlülüğü ve çok yönlülüğü pek çok türde yazdığı zengin metinlere de yansıtmıştır.
kendisi henüz iki yaşındayken anne ve babasının ayrılığının ardından annesiyle amerika’ya gelen anais nin, okulda katolik bir öğrenim görür. günlüğünde yazdıklarına göre 16 yaşında hem okuldan hem de kiliseden ayrılarak modellik yapmaya başlar. 1923 yılında küba havana’da aşık olup hayatını birleştirdiği bankacı ve sinemacı hugh parker guiler ile paris’e yerleşir. yine günlüklerinden anladığımız kadarıyla edebiyat macerası da bu zamanlarda başlar.
anais nin'in kendi adıyla basılmış ve yayınlanmış olan ilk profesyonel çalışması, yazdıkları yüzünden türlü yasak ve sansürle mücadele etmek zorunda kalan şair yazar d.h. lawrence’ın çalışmaları üzerine kapsamlı bir deneme ve eleştiri niteliğindedir. bu çalışmayla ilerleyen dönemlerde edebiyat dünyasını hayli sarsacağının da ilk işaretlerini vermiş olur. savulun anais geliyor!
psikanalizle de çok yakından ilgilenen anais nin, otto rank’le bu konu üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde, kendi deyimiyle, söyleyebildikleriyle söyleyemedikleri arasında kalan, hislerin salındığı büyük boşluğu keşfeder. yaşadığı aydınlanmayı günlüğünde şöyle anlatacaktır. “o konuştukça yazarken ne kadar zorlandığımı düşündüm. ifade edilmesi zor hisleri yazıya dökerken daha anlaşılır hale getirmekte ne kadar zorlandığımı…kendi içlerinde tarifsiz, gizil ve sössüz olan o sezi, his ve içgüdüler için anlaşılır bir dil bulmak adına verdiğim mücadeleyi…”
bu engin düşünceler ve kendi aklıyla girdiği mücadele onu batı edebiyatının bilinen ilk kadın erotik yazarı olmaya sürükler. yazar henry miller’la para için başlayıp sürdürdükleri yazın ortaklığı sırasında yazdıkları, yazar kimliğini ve edebiyat dünyasında edindiği rolü değiştirecek yapıtların ilkleridir. bir koleksiyoner için ve hiç yayınlanmamak üzere yazdıkları erotik öykülere dönüp baktığında, hepsinin erkek sesiyle yazılmış olduğunu fark eder anais nin. bir erkeğin içsesiyle, bir erkeğin hislerini, bir erkeğin sözleriyle tariflediğini keşfettikten sonra tüm koleksiyonu bir kadın yönelimiyle, bir kadın rolü üstlenerek, bu kez kendisi için, yeniden yazmaya karar verir.
bir kaşif gibi yaşadığı tutkulu aşkları ve ilişkileri çok kültürlülüğü ve çok yönlü düşünce yapısıyla birleştirip yazdığı erotik öyküleri ve tüm şeffaflığıyla içini döktüğü günlükleri bu gün hepimiz için yol ve ufuk açan bir ışık.
kendisi henüz iki yaşındayken anne ve babasının ayrılığının ardından annesiyle amerika’ya gelen anais nin, okulda katolik bir öğrenim görür. günlüğünde yazdıklarına göre 16 yaşında hem okuldan hem de kiliseden ayrılarak modellik yapmaya başlar. 1923 yılında küba havana’da aşık olup hayatını birleştirdiği bankacı ve sinemacı hugh parker guiler ile paris’e yerleşir. yine günlüklerinden anladığımız kadarıyla edebiyat macerası da bu zamanlarda başlar.
anais nin'in kendi adıyla basılmış ve yayınlanmış olan ilk profesyonel çalışması, yazdıkları yüzünden türlü yasak ve sansürle mücadele etmek zorunda kalan şair yazar d.h. lawrence’ın çalışmaları üzerine kapsamlı bir deneme ve eleştiri niteliğindedir. bu çalışmayla ilerleyen dönemlerde edebiyat dünyasını hayli sarsacağının da ilk işaretlerini vermiş olur. savulun anais geliyor!
psikanalizle de çok yakından ilgilenen anais nin, otto rank’le bu konu üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde, kendi deyimiyle, söyleyebildikleriyle söyleyemedikleri arasında kalan, hislerin salındığı büyük boşluğu keşfeder. yaşadığı aydınlanmayı günlüğünde şöyle anlatacaktır. “o konuştukça yazarken ne kadar zorlandığımı düşündüm. ifade edilmesi zor hisleri yazıya dökerken daha anlaşılır hale getirmekte ne kadar zorlandığımı…kendi içlerinde tarifsiz, gizil ve sössüz olan o sezi, his ve içgüdüler için anlaşılır bir dil bulmak adına verdiğim mücadeleyi…”
bu engin düşünceler ve kendi aklıyla girdiği mücadele onu batı edebiyatının bilinen ilk kadın erotik yazarı olmaya sürükler. yazar henry miller’la para için başlayıp sürdürdükleri yazın ortaklığı sırasında yazdıkları, yazar kimliğini ve edebiyat dünyasında edindiği rolü değiştirecek yapıtların ilkleridir. bir koleksiyoner için ve hiç yayınlanmamak üzere yazdıkları erotik öykülere dönüp baktığında, hepsinin erkek sesiyle yazılmış olduğunu fark eder anais nin. bir erkeğin içsesiyle, bir erkeğin hislerini, bir erkeğin sözleriyle tariflediğini keşfettikten sonra tüm koleksiyonu bir kadın yönelimiyle, bir kadın rolü üstlenerek, bu kez kendisi için, yeniden yazmaya karar verir.
bir kaşif gibi yaşadığı tutkulu aşkları ve ilişkileri çok kültürlülüğü ve çok yönlü düşünce yapısıyla birleştirip yazdığı erotik öyküleri ve tüm şeffaflığıyla içini döktüğü günlükleri bu gün hepimiz için yol ve ufuk açan bir ışık.
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
bomboş, duyar kasmak amaçlı açılmış bir başlık.
padişahın yanına girerken destur istemek
nasıl ki hayadan ve edepdense bazı şeyler için izin istemek de gayet nazikçedir.
boş duyar kasmaya kalkan insanlara prim vermeyin.
padişahın yanına girerken destur istemek
nasıl ki hayadan ve edepdense bazı şeyler için izin istemek de gayet nazikçedir.
boş duyar kasmaya kalkan insanlara prim vermeyin.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
hala buradayız, dinliyoruz.
devamını gör...
uzun entrylerin okunmaması
zerre umrumda olmayan durum .isteyen kısa yazar isteyen ise uzun yazar zaten bilgi almak isteyen istediği şekilde alır.
devamını gör...
ejderhalar nasıl ateş çıkarıyor sorunsalı
öncelikle sindirim sistemine sahip her canlının, sindirim eylemi sonucunda ortaya birtakım gazlar çıkmaktadır, bu bilgiyi kenarda tutalım... bu gazların oluşmasındaki en büyük etkenlerden biri hava yutmaktır. aceleyle yemek, pipetle içecek içmek, gazlı içecek tüketmek hava yutmaya sebebiyet verir. buda halk ağzıyla 'osuruk' diye tabir edilen kavrama götürür bizi. biz yine de buna yellenme diyelim ve bu bilgiyi bir kenarda tutalım.
ejderyalarda da durum böyledir.
ejderyalar yemeklerini çok hızlı yerler. ayrıca pepsi max sevdiklerine dair safsatalar dolaşmaktadır. ejderyalar pepsi max sevmezler, cocacola zero severler. unikornlar pepsi max severler.
neyse, ejderyaların farkı, evrim süreci dahilinde insandan elflere kadar her şeyi yediklerinden, sindirim sistemlerinde bir anomali gelişmiş ve ilgili yellenme eylemini ağız yoluyla yapmaktadırlar...
şimdi benim ayıoğluayı bir çocukluk arkadaşım var, kendisi yaklaşık 173 boylarında ve 90 kilo falan. bu arkadaşımızın yaklaşık 6-8 saniye gürültülü bir yellenme yapabildiğini bilen biri olarak, ejderya gibi devasa bir hayvanın böyle elnino kasırgası gibi yellenebiliyor olması, üstüne birazcık düşündüğünüzde hiç de saçma gelmeyecektir...
şimdi bu yellenme dediğimiz gaz çıkarma olayı esnasında çıkan gazlar yanıcı olabiliyor. içerisinde birtakım yanıcı gazlar (metan, oksijen, hidrojen) barındırdığından alev oluşması için bir sebeptir.
peki nasıl alev oluşuyor.
işte mobydick'i yaratan yüce rab ejderyaları da yaratırken,kılıç gibi dişlerle bezenmiş ağzının içinde, gırtlaklarının hemen üstünde bulunan (küçük dil diyeceğim ama ortalama bir ortadünya cücesi boyundadır) yılan dili gibi birbirine çatal şekilde küçük dili, çakmaktaşından yaratmıştır.
ejderyamız efendimiz de ağzından yellenirken çıkan gürültülü gazın şiddetinden bu küçük dil birbirine çarparak kıvılcım çıkarır ve o kıvılcım ejderyamızın midesinden gelen o gazlan devyaraaaasa bir alev topuna dönüşür...
evet, işte böyle oluyor...
ejderyalarda da durum böyledir.
ejderyalar yemeklerini çok hızlı yerler. ayrıca pepsi max sevdiklerine dair safsatalar dolaşmaktadır. ejderyalar pepsi max sevmezler, cocacola zero severler. unikornlar pepsi max severler.
neyse, ejderyaların farkı, evrim süreci dahilinde insandan elflere kadar her şeyi yediklerinden, sindirim sistemlerinde bir anomali gelişmiş ve ilgili yellenme eylemini ağız yoluyla yapmaktadırlar...
şimdi benim ayıoğluayı bir çocukluk arkadaşım var, kendisi yaklaşık 173 boylarında ve 90 kilo falan. bu arkadaşımızın yaklaşık 6-8 saniye gürültülü bir yellenme yapabildiğini bilen biri olarak, ejderya gibi devasa bir hayvanın böyle elnino kasırgası gibi yellenebiliyor olması, üstüne birazcık düşündüğünüzde hiç de saçma gelmeyecektir...
şimdi bu yellenme dediğimiz gaz çıkarma olayı esnasında çıkan gazlar yanıcı olabiliyor. içerisinde birtakım yanıcı gazlar (metan, oksijen, hidrojen) barındırdığından alev oluşması için bir sebeptir.
peki nasıl alev oluşuyor.
işte mobydick'i yaratan yüce rab ejderyaları da yaratırken,kılıç gibi dişlerle bezenmiş ağzının içinde, gırtlaklarının hemen üstünde bulunan (küçük dil diyeceğim ama ortalama bir ortadünya cücesi boyundadır) yılan dili gibi birbirine çatal şekilde küçük dili, çakmaktaşından yaratmıştır.
ejderyamız efendimiz de ağzından yellenirken çıkan gürültülü gazın şiddetinden bu küçük dil birbirine çarparak kıvılcım çıkarır ve o kıvılcım ejderyamızın midesinden gelen o gazlan devyaraaaasa bir alev topuna dönüşür...
evet, işte böyle oluyor...
devamını gör...
bir ömer hayyam rubaisi bırak
mehmet güreli, kimse bilmez şarkısında geçen sözleri ömer hayyam'ın birkaç farklı rubaisinden alıp oluşturmuştur. şarkıyı birçoğumuz biliyoruz muhtemelen, bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye...
"bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte."
"bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte."
devamını gör...
nickaltı zorbalığı
bence olumlu veya olumsuz kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğin şeyleri nickaltına da yazmamak gerekir.
ama maalesef sosyal medyanın insana verdiği bir cürret var ve bu hep kullanıldı, kullanılacak.
bence direkt gidip yazanlar da sorun değil, ama fırsat kollayıp arkasından yazıyorsa sıkıntı.
ama maalesef sosyal medyanın insana verdiği bir cürret var ve bu hep kullanıldı, kullanılacak.
bence direkt gidip yazanlar da sorun değil, ama fırsat kollayıp arkasından yazıyorsa sıkıntı.
devamını gör...
insan olun biraz (yazar)
kafamda çok fazla düşünceler yaratan yazar.
ilk soru, "gerçekten mutlu mu acaba?"
yazdıklarına, sözlük için yaptıklarına vs kesinlikle lafım yok, maaşallahı var daim olsun o ayrı da, hayatı nasıl, ömrü 150 kelimeden az tanımlara hiç mi sığmıyor, hiç mi küçük ve hatalı refleksleri yok, hiç mi mızıklamaz, hiç mi gemileri yakmaz, ya da hepsinden var da burada mı göstermez bilmiyorum.
ilginç biri olduğu kesin, bu kadar okuyan, okuduğunu anlatmakta kesinlikle sorunu olmayan biri düz insan olamaz zaten.
ama benim gibi ara yaşam formalarının aklını karıştırıyor o kesin, hani hayatında hiç devekuşu görmemiş bir insan onu ilk kez gördüğünde bi tereddüt eder ya; "ya bu kuş mu deve mi?" diye, hah teşbihte hata olmazmış, benimki de o hesap.
insan olma formu - kendine göre - bu ise ve bu hayatında mutlu ise ve/veya akşamları bizim hiç şahit olmadığımız bir halde gidip bir tektekçi meyhanesinde "tülay geri dön" diye ağlayıp sonra diyalektik materyalizm konusunda oturup herkese bilgi veriyorsa ne mutlu ona?
bi gün bi yerde çay kahve içmek üzere dostum, hayatın güzel keyfin daim olsun..
peşin edit : yok la, ne kıskancam? hımmff.. tamam tamam belki biraz... ahahhaha
ilk soru, "gerçekten mutlu mu acaba?"
yazdıklarına, sözlük için yaptıklarına vs kesinlikle lafım yok, maaşallahı var daim olsun o ayrı da, hayatı nasıl, ömrü 150 kelimeden az tanımlara hiç mi sığmıyor, hiç mi küçük ve hatalı refleksleri yok, hiç mi mızıklamaz, hiç mi gemileri yakmaz, ya da hepsinden var da burada mı göstermez bilmiyorum.
ilginç biri olduğu kesin, bu kadar okuyan, okuduğunu anlatmakta kesinlikle sorunu olmayan biri düz insan olamaz zaten.
ama benim gibi ara yaşam formalarının aklını karıştırıyor o kesin, hani hayatında hiç devekuşu görmemiş bir insan onu ilk kez gördüğünde bi tereddüt eder ya; "ya bu kuş mu deve mi?" diye, hah teşbihte hata olmazmış, benimki de o hesap.
insan olma formu - kendine göre - bu ise ve bu hayatında mutlu ise ve/veya akşamları bizim hiç şahit olmadığımız bir halde gidip bir tektekçi meyhanesinde "tülay geri dön" diye ağlayıp sonra diyalektik materyalizm konusunda oturup herkese bilgi veriyorsa ne mutlu ona?
bi gün bi yerde çay kahve içmek üzere dostum, hayatın güzel keyfin daim olsun..
peşin edit : yok la, ne kıskancam? hımmff.. tamam tamam belki biraz... ahahhaha
devamını gör...

