kimse cb adayı olsun oy verelim demiyor zaten anlatsın bilelim diyor.*
devamını gör...

fm oynarken beşiktaş'a transfer edene kadar göbeğimin çatladığı futbolcu. oyundaki transfer başarılarım resmen gerçek yaşamda takıma yansıyor. zamanında pepe'yi, mario gomez'i falan da almıştım beşiktaş'a, sağ olsunlar gerçek hayatta da kırmadılar bizi ve takıma geldiler. neyse demem o ki, adam şaka maka beşiktaş'a imza attı.

bu adam ofansif orta saha tanımının ete kemiğe bürünmüş versiyonu. evet ciddi bir maç eksiği var ama kafasında futbolu bitirmediyse %50'si ile bile oynasa bu ligde çok enteresan işlere imza atar. menajeri bu adamı çin'e götürmese kuvvetle muhtemel onu liverpool'da izleyecektik. kloop hocam böyle mevzularda çok yanılmaz. ali ece'nin söylediğine göre de o dönemler alex'i çok istemiş. netice de ofansif orta saha oynayıp gol kralı olmuş bir adamdan bahsediyoruz. hele ki ligimizin kalitesi düşünülürse, dikine oynayan, klas ara pasları bulunan, dönen top takibinde doktora yapmış bir topçu bu ligde her türlü iş yapar. hatta hatırlarsanız sergen hoca takımın içine girdiği yoksunluk sendromu yüzünden atiba'ya bu görevi vermiş ve atiba bile en verimli sezonunu o bölge de geçirmişti. bu mevkinin asıl sahibi orada oynadığında oluşacak manzarayı gerçekten merak ediyorum.

açıkçası ben alex'in beşiktaş'a faydalı olacağını düşünüyorum. asıl mesele böyle bir adamla oynayacak şanslı forvet kim olacak sorusunun cevabında gizli. gelecek golcüye göre alex'in performans ivmesi hakkında daha net şeyler söylenebilir. misal diego costa gibi savaşçı bir golcü gelirse bu adam sırf dönen toplardan ve yaratılan boş alanlardan asgari 15 gol atar. kâh abou kalsa yine aynı şeyleri söyleyebilirdik. tam alex'e uygun forvetti. neyse önümüze bakacağız artık. beşiktaş'ımıza hayırlı olsun. umarım shaktar günlerine nazire yapar da bizde futbol resitali izlemiş oluruz.
devamını gör...

dörtlüklerini okuyunca mest olduğum iranlı bilgin, şair.
"dedim artık bilgiden yana eksiğim yok
şu dünyanın sırrına ermişim az çok
derken aklım geldi başıma, bir de baktım
ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey yok."
devamını gör...

dizleri çıkmış bir pantolondu çocukluk,
attığın kahkahalar dışında hiçbir şeyi umursamadığın,
ya da salıncak sırasının sana ne zaman geleceğiydi en büyük derdin bir zamanlar,
telaşlar çocuksuydu,
dertler çocuksu...
uzun sürmezdi,
kimse ölmezdi,
kimse terk etmezdi,
canın kaydıraktan düşünce yanardı ancak,
ya da o çok istediğin çikolata alınmadığında dökülürdü gözünden gözyaşların,
karneni iyi getirmeye çabalardın koca bir kış, o bisiklet alınsın diye,
bilemezdin o zamanlar fiziksel olmayan acıların da olabileceğini,
büyüdük sonra;
büyü bozuldu...
görünmez, can yakıcı, dikenli teller sardı her yeri,
her nefeste daha da yüreğine batan,
her adımda daha da engel olan yoluna,
olmadık endişeler edindik büyüdükçe,
adım atmadan hesaplar yapar olduk,
bazılarımız çok iyi kavrayıp oyunu kuralına göre oynadı,
bazılarımız "yedek kamil" gibi hep sıranın ona gelmesini bekledi,
çıkacaktık sahneye ve lafımızı edip herkesi hayran bırakacaktık kendimize,
beceremedik bazılarımız,
çünkü sessizce görülmeyi bekledik,
çok güzel renklerimiz vardı çünkü bizim,
keşfedilmeliydik...
keşfedemeyenler mi suçluydu yoksa biz mi yeterince görünür değildik?

sonra anladık;
bir zamanlar çok istediğimiz o büyümek aslında hiç güzel değildi,
büyüdükçe dertlendik, dertlendikçe büyüdük,
şimdi maalesef hala geri alamadığımız adımlar atıyoruz bilmediğimiz topraklara,
gelmeyecek bir gelecek için hüzünlü haykırışlar biriktiriyoruz içimizde,
söyleyemediklerimiz boğazımıza diziliyor,
tıpkı yaşayamadıklarımız gibi...
bir kez daha çıkıyoruz yollara,
koleksiyonumuza eklediğimiz yeni muhteşem hatalarımız var üstelik...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikle anın fotoğrafı başlığına kahve ve kitap fotosu atmanız gerekir. bunlardan biri eksik olursa başvuru kabul edilmiyor. bir de kitabın ismi ve yazarı çok net görünmelidir aksi halde yine konsey başvurunuzu reddedecektir.

bunlar giriş için yeterli ama kıdem kazanmak için daha ileri gidip entry yazarken araya ingilizce kelimeler falan serpiştirmelisiniz. ha bir de kedi sevmeniz lazım eğer sevmiyorsanız bırak entel olmayı üstüne bir de dayak yersiniz.
devamını gör...

çalışan kesim için haftanın en değerli gününün en değerli saatidir. her zamankinden daha az stresli uyanmışsındır. güneş gülen yüzünü hemen hemen yeni göstermiştir ya da yağmur bulutu az önce tam buralardan geçmiştir. üstünde her zamanki sadık hırkan, ayağında parmak arası terliklerinle, simitlerinin çıtırlığından emin olduğun fırına doğru yol alırsın. kokuları tüm sokağı hatta tüm şehri * sarmıştır. aldığın simitlerin ucundan kemirerek eve dönerken sokağın müdavimi karabaş'ın esneyerek sana doğru geldiğini görürsün. her zamanki gibi elindeki simitten ona da verirsin ve o da her zamanki gibi koklayıp bırakır. demek ki her şey yolunda...
ocak üzerindeki kırmızı demlik telaşla köpürür, artık çay'ın demlenme vakti gelir.
pötikare masa örtünü sardunyalarla dolu balkonun eski ama neşeli masasına serersin. fesleğenlerin başını okşayıp, kokusunu içine çekersin. nostaljik radyonun frekanslarını türk sanat müziğine ayarlarsın. rüzgar saçlarını, müzik ruhunu okşar.
bir şarkı duyarsın ama sadece bir kaç cümlesine eşlik edersin:
kalbimi kıra kıra
bıraktın bir hatıra
günahını yalancı
dudaklarında ara...
ne bugünün kırıklığı, ne de geleceğin endişesi vardır.
geçmişin keskin yaşanmışlığı ve netliği tuhaf bir huzur verir. demek ki her şey yolunda!
iyi pazarlar efendim...
devamını gör...

yeni tanışmış olmamıza rağmen saygı ve samimiyetiyle mutlu eden, bir kaç güzel cümle ve güzel bir eserle gönlümüze mihman olan yazar kardeşimiz. müzik zevkine hayran oldum; aynı kervanın yolcusu, aynı yola revan olduğumuz belli zaar. *keza en az bizim kadar maneviyatı yüksek, gönlü güzel genç kardeşim. bir gün yaşadığın şehirde olursam eğer mutlaka birlikte dem tutmak dileğiyle.. burada güzel bir türkü armağan edeyim aykut kardeşime. muhabbeti daim, güzel gönlü var olsun. hep yazsın, hep okuyalım.
devamını gör...

dört kutsal kitapta bal ile ilgili ayetler var. nahl süresi de baldan bahsediyor.
hayatımıza şeker girene kadar tatlandırıcı olarak kullandığımız meyve ve pekmezlerden ziyade balı tercih etmişiz. cihan harbi zamanında pahalı olmasından dolayı mutfağımızda bulunan tek tatlı bal olmuş. o zaman şeker, fiyatı el yaktığı için alınamıyor.
devamını gör...

paranın kağıt parçası olması ile aynı mantıktır ve yüzdeye vurulduğunda diplomalı başarılı insanlar daha çoktur muhtemelen.
devamını gör...

“sorunlu” ifadesi cinsiyetsiz bir söylemdir, aslında. kişinin kendi ile verdiği mücadelenin dışarıya yansıması onun çevresi tarafından “sorunlu” olarak algılanmasına neden olur.

kaostan beslenen, mücadeleden hoşlanan, değiştirip dönüştürebileceğini düşünen bireyler “sorunlu” kişinin yanında olarak kendilerini meşgul ederler.* sorununu çözebileceğini düşündüğü için orada olanlar hem destek olmak hem de alttan alta kendini önemli hissetmek için oradadır.

öfkesi kendinden mütevellit kadınlardan, korkmayınız.

(bkz: mütevellit)
devamını gör...

vücudun ilaçlara karşı bağışıklık/direnç kazanma durumudur. ağrı zamanlarında alınan ilaçların sayısı artarak devam etmektedir. kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlar yine aynı şekilde doz yükseltilmesi yapılarak devam edilmektedir.
devamını gör...

dünyada sadece kendi dertlerine karşı hassasiyet göstermesi, sadece onun canı istediği zamanlarda iletişimde olmakta ısrar etmesi, her bir minik derdini tüm ayrıntılarıyla anlatmak istemesi diye liste uzar...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rahat batması sendromu yaşayan burjuva bir kadının, nedensizce kocasını aldatıp kendini ateşe atması ile her şeyini kaybetme riskiyle burun buruna gelmesi neticesinde elindekilerin kıymetinin kafasına dank etmesi ve bu kaybetme riskinin oluşturduğu tükenmişlik, bunalım, pişmanlık, baskı, çaresizlik ve utanç duygularının stefan zweig tadıyla anlatıldığı bir roman.
devamını gör...

3 yaşında bir çocuğun anlayabileği netlik ve muhatabına göre yakınlık bildiren kelimeler.
devamını gör...

hala (@ı am melting lannn melting)e içten içe aşığım. olmuyor yani kopamıyorum bu deliden.
devamını gör...

doğum günü olan 14 ocak* dünya mantık günü ilan edilmiş olan, dünyanın en büyük mantıkçılarından kabul edilen polonyalı..

kümeler kuramıyla küçük yaşta kafayı bozmuş tarski. ilk makalesini 19 yaşında yayımlamış bununla ilgili. yaşadığı dönem ve coğrafya politik olarak arapsaçı olduğu için, bu kadar mücadele içinde nasıl bu kadar bilgi üretmiş şaşılasıdır. meşhur doğruluk kuramını, kümeler kuramı çalışırken ortaya çıkmıştır. 'doğru kavramının kendisiyle arasında uçurum olan insan için herhangi hesaplama kıstası mümkün müdür' sorusunu sormuş. aslında halting problemi de bu sorunun içindedir. tarski'nin amacı semantiğe başvurmaksızın açık bir doğruluk kıstası elde etmek. yani şöyle ifade edebiliriz : (∀x))(xdoğrudur↔t(x)) burda t(x) semantik bi terim olmayacak. ayrıca bu aritmetik bi dildir ve konusu sayılardır. tarski'nin doğruluk tanımı sadece aritmetiğin sayılarını değil kümeler kuramını da kapsar. ancak sonlu kümeleri bu kuramda yalnız bir sayı ile kodlanır. bu sebeple aritmetiğin 'doğru' kümesini aritmetik dilinin kendi içinde tanımlamanın hiçbir imkanı yoktur. tanım için bir meta-dil'e ihtiyaç vardır. elimizde daha zengin* bir dil varsa ancak ve ancak o zaman doğruluğu teyit edebiliriz. tarski'nin logical consequence'i budur işte.

mantıkçı pozitivistlerin de umudu olmuş kendisi. popper, tarski'den sonra yanlışlamayı falan unutmuş. hatta çokça nakledilir ''tarski sayesinde doğru kelimesini rahatlıkla kullanıyorum artık'' minvalindeki sözü. halbuki tarski ilk başta doğruluk kuramı'nın bilim felsefecilerinin kıçını yırttığı doğrulukla alakası olmadığını söylemesine rağmen kendini şöhrete kaptırmış ve 'evreka' modunu açıp bi çok pozitiviste abilik görevi yapmış.
devamını gör...

hayattan zevk alan,yaşama sevincini kaybetmemiş, mutlu insandır.

ayrıca bu insanlar yaydıkları enerji ile çevrelerine de olumlu etki yaparlar.

keşke herkes böyle olsa. ortalık mutsuz, hayattan bezmiş, suratı yerlerde gezen, enerji emici ruhsuz insanlardan temizlenmiş olurdu.

*
devamını gör...

ölüm, yani sevdiğin daha uzun zaman göreceğin birinin yok olup gitmesi. cidden bazen ufak hesaplar peşinde zavallı oluyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim