ne oldum değil, ne olacağım demeli insan. bunu çok geç anladım. kaybolmuş yıllarıma yanarım yalnızca.
devamını gör...

travmaları
çocukluğu
ve hayalleridir.

ya da sevdikleri.
devamını gör...

3/10'luk kadınmış dulmuş, bakın dingile bakın hele.

kadınlar zoru oynamak zorunda değil, kadınlar içinden nasıl geliyorsa öyle davranıyor çünkü onların da hisleri var, duyguları var bildin mi dangalak seni.

sen yalan söyleyip tavlamak için 40 takla atınca karaktersiz olmuyorsun kadın hoşlanınca mı kolay oluyor?

bak evladım geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum; kadınlar da ilk adımı atabilir içinden geliyorsa hoşlandıysa bir erkeğe ilgisini belli edebilir, bir erkeği arzulayabilir, yalnızca sevişmek isteyebilir, bazısıyla yalnızca ciddi ilişki tercih edebilir yani anlayacağın kendine tanıdığın tüm haklara sahip olan kadın kaç yaşında olursa olsun, dulmuş bekarmış hiç evlenmemiş çirkinmiş* hiç farketmez içinden nasıl geliyorsa öyle davranacak. anladın mı, şimdi s*kt*r git burdan insanların asabını bozma.

karaktersiz dingil filtresi olsa keşke sözlükte, her toynağı olan yazamasa şuraya.

not: hanımefendi çizgimden çıkmış olsam dahi bu entry kendini imha etmeyecek. çünkü neden çıkmayayım değil mi, insanları kategorize ederek aşağılamaya çalışan herkesin karakterine istediğimiz gibi bizler de saydırabiliriz canım kadınlar. hodri meydan!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
giro d'italia
devamını gör...

ego sahibi bir insan değildir.
devamını gör...

anne tarafı yurt dışında yaşıyor. her tatilde poşet poşet çikolata getirirlerdi. öyle lezzetliylidi ki, ye ye doyamazdık. özellikle almanya'dan gelenleri hiçbir şeye değişmezdik. küçüktük ne bilelim, kimse de bir kısmının likörlü olduğundan bahsetmezdi. anneanne, dede namazında niyazında insanlar. onlar da 1,2 nasiplenirdi çoluktan çocuktan fırsat kalırsa. gel zaman git zaman, eve gelen bir misafir bunların likörlü olduklarını söyledi; rahmetli anneannem ve dedemin tövbe estaaaa tövbe estaaaa dediklerini anımsıyorum.

güzellerdi.

aklıma bu anıyı getiren çikolata türüdür.*
devamını gör...

klaus neukrantz tarafından sosyalist gerçeklik akımının henüz yeni yeni ortaya çıktığı dönemlerde, kaleme alınmış, özgün ve aynı zamanda eleştirel anlatımıyla dikkatleri üzerine çekmiş kitabının adıdır. hikâye her ne kadar gerçek bir olaydan hareketle doğmuş olsa da, bu olayın değerlendirmesi ve anlatımı kurgusal karakterler üzerinden yapılmıştır. neukrantz'ın bunu yaparken kullandığı dil ve gerçekçi anlatımı ise şapka çıkarılacak cinsten. misal yazarın kendisinin kurguladığı anna karakterinin olaylardan etkilenişi, olaylar karşısında geliştirdiği tavır ve sonrasında kendisinde oluşan değişim falan beni kitaba hayran bırakmıştır. kitabı bitirdiğinizde tüm o kurgusal karakterlerin o gün orada olduğunu düşünürsünüz. o gün derken tabi o kısma dair de iki kelam etmek lazım; wedding barikatları, 1929/1 mayıs'ı ve sonrasında ortaya çıkan, yaklaşık olarak bir ay süren olayları ele alır. o dönem zarfında katledilen 33 emekçinin anısına yazılmış bir edebi metindir diyebiliriz. bir nevi saygı duruşudur. bu kitabın kapağını kapattıktan sonra bertolt brecht'in zulümler yağmur gibi yağmaya başladığında adlı şiirini okursanız mevzu daha da bir anlamlı hale geliyor. sanki bu şiir, romanın son sözüymüş gibi bir şiir. ilginç bir tamamlayıcılığı var.

neyse bu kitapla ilgili bir mevzu daha var ki, fularlı cancağızlarımın çoğu bunu es geçer. ağızları dilleri lal oluverir. kafka'nın şatosunu öve öve bitiremeyen bu zevat, aynı bürokratik hantallığı ve aynı mekanizmaları çok daha gerçekçi anlatan neukrantz'ın kitabını beğenmezler. beğenmezler derken çoğunun okuduğuna bile inanmıyorum zira aradaki geçişken tavrı bile göremeyecek kadar kör olmaları bende bu kanıyı uyandırıyor *. size şato ile ilgili ezberlenmiş kelamlarını sıralarlarken, siz neukrantz'ın netliğinden bahsettiğinizde suratları buruş buruş olur. mevzuyu değiştirmek için 3684 takla atar ve size kıvırma konusunda manevra zenginliği sunarlar. peki bunun altını niye çizdim? kafka'nın şatosunu okumuş ve sevmişseniz bu kitabı okuyunuz. okuyunuz ki, söylediğim farkları ve neukrantz'ın bu konudaki hünerini görün. ha tabi ''sosyalist gerçeklik'' kavramı falan gibi tabirler sizi ürkütüyorsa, arkanıza bakmadan kitabın yanından uzaklaşın, zira öyle bir zihne sahipseniz bu kitabın size katacağı hiç bir şey yok. size spartakist derler, siz ısparta anlarsınız, nazilere gül gönderirsiniz allah muhafaza (!)

bakın bu kitap ciddi anlamda gerek ideolojik, gerek kurgusal, gerekse gerçeklik yönünden bir başyapıt. sosyal demokratların çıkmazlarını da bu kitapta açık ve net bir şekilde görebilirsiniz. yeri geldiğinde nasıl gerici bir tavra büründüklerini ve kapitalizmin katıksız çocuğu olduklarını algılamanızda, size rehber olabilir. bu arada ben bunları yazarken, halen michy batshuayi'nin muazzam topu alışı sonrasındaki vuruşunun nasıl direğe takıldığını, ayrıca larin'e verdiği o müthiş pasın neden golle sonuçlanmadığını düşünüyorum. yani benim derinliğim bu kadar. ama siz yine de tavsiyeme kulak verin ve bu kitabı okuyun!
devamını gör...

içerikten bağımsız olarak teknik açıdan çok güzel iş çıkarmış sevgili yazarlar. tebrikler:)
devamını gör...

birileri çıkıyor ve size belirli şeyler dayatıp bunu olgunluk adı altında pazarlıyor. olgunluk tabi ağır kavram! kim bu özelliklere sahip olmak istemez? herkes balıklama atlıyor ve içinde saklıyor her şeyi, profesyonelce çözmeye çalışıp biriktiriyor içinde.
sonrası işte ya daha büyük patlamalar ya da daha olgunlaşmışsanız kansere kadar gidiyor.
devamını gör...

ben özledim galiba seni
bu yüzden bu kadar madalyalarım
sen üzülme ben karma puanla da alırım seni
tanımın yanında görsem dolar gözlerim.

(bkz: kalbimiz seninle)

t: madalyanın veremediği hazzı veren eski kafa sözlük özelliği.
devamını gör...

itü işletme mühendisliği mezunu, okul birincisi.
mezuniyet konuşması umut dolu. gençlerin sorumluluk alması harika.
youtube
haber
devamını gör...

çağımızın hastalığıdır.

beyni yok fikri var buradan gelir. tek satır okumadan muazzam bilirler. ben yıllardır üzerinde çalıştığım alanla ilgili bile konuşmaya çekiniyorum adam çatır çatır konuşuyor, yorum yapıyor.
devamını gör...

keşfettiği boğaza (magellan boğazı) adı verilen kaşiftir.

dünyanın yuvarlak olduğunu deniz yoluyla dolaşarak ispat etmiştir.

ayrıca büyük okyanus'un varlığını ortaya çıkarmıştır.
devamını gör...

kendinden şüphe etmek ve kendinin önündeki en büyük engelin yine kendin olduğunu görmemek. zihne koyulan sınırlar olabildiğince zaman kaybettirir.
devamını gör...

bilgili biri olduğu hemen anlaşılan kafa sözlük yazarı. daha önce pek tanımlarına rastlamamıştım fakat bülbülü öldürmek (kitap) başlığında görüp tanımlarını incelediğimde hemen nickaltı girmek istedim. tanımları bol olsun, keyifli sözlükler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mistik. ömer hayyam rubaileri, santur ve didgeridoo birleşimi; çok özel
devamını gör...

televizyon izlemem ama zap yaparken atv'nin bir haberine rastlamıştım.ürünleri pahalı satan marketlermiş.reyon parası alındığından fiyatlar artıyormuş.indirimi yapan da firmalarmış.bütün suç marketlerde demek istiyorlar. biz de yedik atv!
devamını gör...

her kafasına esenin yapabileceği bir şey değildir. girişmeden önce 10 kere düşünmek gerekir. "ben ömrü boyunca hiç büyümeyecek hep bebek kalacak bir bebeğe bakabilir miyim?" sorusuna cevabı evet olmalıdır bu kişinin.

köpek sahibi olmayı düşünen kişi, olmazdan evvel şunları bilmelidir
- onun sadece canı sıkıldığında oynayabileceği sevebileceği tatlı bir tüy yumağı olmadığını
- günde en az 2 kez yürüyüşe tuvalete çıkartması gerektiği
- şu ana kadar belki kendi için harcamadığı doktor parasını köpeğin veterinerine aşısına vermesi gerektiğini
- başkasının evinde kalma, eve geç gelme gibi her planda köpeğin kendisine bir engel olacağını (evde ona bakacak başkası yoksa)
- şayet o kadar uzun bakmayı becerebilirse ve köpek eceliyle ya da kazara öldüğünde ailesinden bir bireyi kaybetmiş kadar canının yanacağını
devamını gör...

sosyal kaygıya sahip insanların kendi eylem, davranış ve görünüşlerine fazla odaklanması sonucu çevredeki insanların bu durumlara gerçekte olduğundan daha fazla dikkat edeceği ve bir kusur bulup küçümseyeceği, alay edeceği, yada acıyacağı algısına kapılmalarıdır.

bu başlığı aratmanızın sebebi bu etkiyi çok yoğun hissetmeniz ise bilişsel davranışçı bir terapist ile çalışmaya başlayarak kafanızdaki olumsuz düşünce kalıplarını düzeltebilirsiniz.

ve unutmayın! hatalarınız zannettiğiniz kadar başkasının gözüne batmıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim