kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kurumuş ama dalına sadık bir gül gibi, duruyor hatıralar..
devamını gör...

olmak istediğim yazardır. mutlu etmekten daha çok mutlu eden bir şey var mı? sanmam...
devamını gör...

kulaklara varan bir gülüş,
karında kelebekler*
devamını gör...

yok artık. antalya gibi bir yerde bile bu oluyorsa diğer şehirleri düşünemiyorum. insanın dilediği gibi giyinememesi kadar can sıkıcı bir şey yok. etraf tacizci ve ahlak bekçisi kaynıyor adeta. sürekli bir rahatsız edilme durumu var. her yıl daha da geriye gidiyoruz maalesef.
devamını gör...

uzak nedir?
kendisinin bile ücrasında yaşayan biri için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
devamını gör...

araziler satılmış, berat bile almış. istanbul ister ölsün ister kalsın kimin umrunda? yeter ki siyasal islamcılar para yesin.
devamını gör...

bilen bilir bir zamanlar cnbc-e kanalında romantik film gecesi oluyordu. yine böyle bir gün denk geldim bir baktım 'melekler şehri' diye bir film var. tabi hoşlaşdığım birisi de olunca romantik film izlemezsem olmazdı. açtım başladım izlemeye, ilerleyen zamanlarda benim içim bir tuhaf olmaya başladı. güzel mi güzel kadın oyuncumuzun hastasını kaybettiği tek başına merdivenlerde düşüncelere dalıp hüzünlenmesi. varlığından haberdar olmayan birisinin ona karşı zamanla farklı duygular beslemeye başlaması. * birbirlerine karşı hissedilen duygular beni çok etkilemişti. tabi bundan yaklaşık 15 yıl öncesinden bahsediyorum. film bittikten sonra hüngür hüngür ağlamıştım. çok sonradan tekrar izlesem de aynı etki olmadı. hatta sıkılmışta olabilirim. insan aşık olunca filmi farklı bir boyutta izliyor. şuraya afişini de bırakıp kaçayım. her daim sevgiyle kalın. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

somehow, i knew
you could never, never stay.

ahhh be. her cümlesi ayrı acı veren şarkıdır.
devamını gör...

erdem atletik diye ben neden köfteci açmak zorunda kalıyorum ilkkan.
devamını gör...

şaşırtmıyor lakin artık biraz üzücü olmaya başladı. jdkdkd

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kişinin, daha önce öğrenmediği halde bir yabancı dili konuşmaya başlaması ile kendisini gösteren travmatik tıbbi vaka.

özellikle başına olmak üzere vücudunda bir yere darbe alan ya da zihinsel bir travma yaşayan insanlar, ana dillerini unutma durumuyla karşı karşıya kalabilir. bu durumda beyin, daha önce en çok maruz kalınmış bir dili, kişi onu hiç öğrenmemiş ya da tamamen unutmuş olsa da ana dili gibi konuşmaya başlar. travma atlatıldığında durum düzelebileceği gibi, ana dille birlikte ortaya çıkan bu yeni dil konuşulmaya devam da edilebilir.

bir başka versiyonu da yabancı aksan sendromudur ki bunda da kişinin aksanı değişebilir. örneğin kişi bir ingiliz olduğu halde bir anda ingilizceyi bir çinlinin aksanıyla konuşmaya başlayabilir. bu durum da yine beynin aldığı bir hasar sonucu ortaya çıkar ve kendiliğinden kaybolabilir.
devamını gör...

kızım, bulaşık makinasını boşalt.
devamını gör...

bir gün ben işten çıkmıştım ve yemin ederim 8 saat hiç oturmadan hasta baktım. gün yapıp pasta börek yiyip evlerine giden teyzeler bakışlarıyla yer istedi vermedim. zaten ayakta duracak halim yoktu. sonra bana nasıl saydırdılar. ne terbiyesizliğim ne saygısızlığım ne ahlakım kaldı. sadece susup bakınmakla yetindim. anlatmakla anlamazlardı çünkü.
devamını gör...

yüzünü gören cennetlik.
devamını gör...

starbucks, 1971 yılında seattle pike place market’ta küçük bir mağaza olarak hayatına başladı. her şey kaliteli ve lezzetli kahveleri seattle’a getirmek isteyen üç üniversite arkadaşı (zev siegl, jerry baldwin ve gordon bowker) tarafından başlatıldı. amerikalıların içmeye alıştıkları düşük kalitede tenekede kahveden sıkılıp seattle’a en iyisini getirmek istediler.

kurucular, isim arayışı esnasında “starbucks" ismini buldular. bu ismin ilhamı açık denizi romantizmi ve eski kahve tüccarlarının denizcilik geçmişini çağrıştıran moby dick romanından gelir. siren logosu, denizde limandan limana taşınan kahveyi sembolize eder. efsanelere göre, siren’in karşı konulamaz sesi denizcileri kendine çekerdi.

pike place market’ın (seaatle'da bir bölgeye verilen isim) ekmek fırınları, özel mağazaları ve taze çiçekleri arasında açılan ilk starbucks taze kavrulmuş kahve, çay ve baharatlar satıyordu. bütün bir duvar bütün kahve çekirdeklerine ayrılmıştı ve 30 farklı kahve
satılıyordu. starbucks o zamanlarda kahve demlemiyor veya satmıyordu ama misafirleri daha uzun süre kalıp kahve hikayeleri dinlemeye teşvik için porselen fincanlarda kahve ikram ediliyordu. kahve çekirdekleri mahsul olarak satılıyordu. misafirler elle kepçelenen, tartılan, paketlenen ve satılan taze kavrulmuş çekirdekleri satın alıp evde keyfini çıkarıyordu.

1982 yılında, howard schultz pazarlama müdürü olarak starbucks’a katıldı bir italya seyahati esnasında italyan kafe geleneğini abd’ye taşıma vizyonu geliştirdi. burası bir muhabbet alanı ve bir nevi topluluk, iş ile ev arasında bir “üçüncü yer” olacaktı. howard’ın starbucks kurucularını bu konsepti denemeye ikna etmesi bir yılını aldı ama nihayetinde tam bir italyan stili espresso barı açması için 300 fit kare alan tahsis edildi. mağaza nisan 1984’te açıldı ve amerika ilk latte ile tanıştı.
devamını gör...

bunca yıldır bazı kişilerce çözülememiş olması tuhaf olan "sorunsal".

anlatayım ne istediklerini.

- derdi sadece seks olan erkeğin istediği şey daha azdır. yani sizin derdiniz de buysa işiniz kolay: bakımlı ve hoş görünmek, çekicilik, temizlik vesaire... bir de tabii "iş" bitiminde adama askıntı olmadan dönüp kendi hayatına gitmek.

normal bir ilişki isteyenlere gelirsek...

- mesela adam "bugün konuşmayalım" derse üstüne gidilmesin, onun altından başka anlamlar çıkarılmasın ister. sizin hiç mi olmuyor kafa dinlemek istediğiniz anlar? erkek de bir insan olduğuna göre, onun da buna ihtiyacı olabilir. üzerine gitmeyin.

- ilk tanıştığınızda neyse o olarak kalabilmek ister. kafanızda "şu birkaç huyu hoşuma gitmiyor ama nasılsa değiştiririm ben" düşüncesi varsa bundan vazgeçin. bazı basit şeyler dışında insanlar kolay kolay değişmez. kendinizden pay biçin. birisi gelip bambaşka bir kişiliğe bürünmenizi istese bunu yapabilir misiniz, yapmak ister misiniz? onlar neden istesin? bırakın yanınızda rahat etsin, "böyle yapsam, şunu desem sıkıntı çıkar mı?" diye düşünmesin.

- her yapılan şeyi beraber yapmak, her dakika toto totoya olmak istemez. arada yalnız kalmak, arada arkadaş ortamında takılmak ister. sevgili hemcinslerimin bu konuda ne yazık ki kötü bir ısrarcılığı var. her yere beraber gidelim, her işi beraber yapalım, her dakika beraber olalım... öyle bir dünya yok arkadaşlar! sizin kendi hayatınız yok mu? niye adamınkine dahil olmaya çalışıyorsunuz her alanda? onu tanımadan önce ne yapıyordunuz?

- size nasıl davranırsa davransın bunu kabullenmenizi istemez. size göre "ama seviyorum, ne yaparsa yapsın affederim" olabilir durum ama karşınızdaki erkeğe göre durum "amma da şahsiyetsiz insanmış bu" şeklinde görünür. kişiliğinizden ödün vermeyin, kendinize güveniniz olsun.

- adama güvenin. ördek yavrusu gibi takipte olmayın her yaptığı hareketi. güvenmiyorsanız zaten durmayın o ilişkide.

son olarak; her şeye evet demeyin. bir de güler yüzlü ve neşeli biri olun. depresif insanlardan kimse hoşlanmaz.

özet: ilginizi, sevginizi esirgemeyin ama dozunu da kaçırmayın.

var mı başka şeyler? tabii ki var. var mı bunlara uymayan, başka şeylere önem veren erkekler? o da var. fakat ana hatlarıyla genel olarak erkeklerin istediği şeyler bunlar. genellikle belirli bir yaş altı kadınlar buradakilerin tam tersini yapıyor. o yüzden de hiçbir ilişkileri düzgün gitmiyor. yaşla beraber de işte bu noktaya geliyorsunuz yavaş yavaş. *

gayrı nasıl biliyorsanız öyle yapın bu bilgilerden sonra.

evet. çokbilmişlik mode: off

haklı olarak "kimseyle uğraşamam. ben sadece beni olduğum gibi kabul edenle beraber olurum" diyene de saygımız sonsuz.
devamını gör...

görünce "bu nedir yaw?" diyeceğiniz başlıkları buraya bkzlemeniz için açtığım başlıktır efendim.

edit: haydaa, bugün de ayar yedik çok şükür.
devamını gör...

efsane değil ama unutamadığım bir kopya anım.
ingilizce her zaman en iyi olduğum dersti. notlarım da haylı yüksek tabii. bir sınavda arkamda oturan okul birincisine kopya verirken yakalanmıştım. hocam “notlarının neden bu kadar yüksek olduğunu şimdi anladım.” diyerek şoka uğratmıştı beni. kopyayı alanın ben olduğumu sanmıştı çünkü okul birincisiydi ya o en iyi o olmalıydı her şeyde.
(bkz: özgüveni zedeleyen öğretmen)
devamını gör...

kesinlikle "bilgin yoksa fikrin de olmayacak" mekanizması. düşünsenize, b olayı hakkında tam atıp tutacaksınız, öyle mal gibi kalıyorsunuz. hem fikir oluşması için teşvik edici de olur* kötü yanı, boş yapmanın önüne geçilirdi. vazgeçtim, olmasın.
devamını gör...

distopik evrenler ele alan eserler arasında çok farklı bir konu seçmiş gibi görünse de aslında insanlık tarihinde sık sık karşılaşılan bir durumu anlatıyor. iskenderiye kütüphanesi'nden, ortaçağ kilisesine, yunus'un şiirlerini hırsla yakan molla kasım'dan, 80 darbesinde korkudan kendi kitaplarını yakanlara kadar hep var olan bir durum.
okurken yeter artık "yangın vaaar!" diye bağırasım gelen kitap.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim