hugo'da küfreden çocuk
yaşanıp yaşanmadığı hala bir muamma olan, üzerinde uzun tartışmaların döndüğü, bu kadar insanın canlı yayında duyup tolga abinin ısrarla reddettiği 20. yüzyıldan 21. yüzyıla taşınmış en gizemli konuların başında gelen olay.
devamını gör...
miyamoto musashi
yaşadığı dönemin ruhunu en iyi temsil eden kılıç ustası, sanatçı, ideolojist ve stratejistidir.
samurai üçlemesi nedeniyle bu adamı hep toshiro mifune suretiyle hayal etmişimdir. hatta yojimbo ve sanjuroyu her izlediğimde bir parça musashi'yi görürüm.
yıllar önce miyamoto musashi hakkında yazdığım bir forum yazısını da buraya taşıyorum:
<<
kimdir bu bir çok animede adı geçen kişi? "rurouni kenshin, space adventure cobra, blade of the ımmortal, samurai champloo" gibi animelerde ismini duymuşsunuzdur. ayrıca "miyamoto musashi: the dream of the last samurai" adında bir anime filmi ve "miyamoto" adında tv serisi vardır. japon sinemasında hakkında çevrilen tonla film vardır.
japonların bu gün bile dillerinden düşürmediği bir kahramandır bu adam. dünyanın en ünlü stratejistlerinden birisidir. kılıç sanatında bir ekol kurmuş ve hayatının son iki senesini bir mağarada inzivaya çekilerek ni ten ichi ryu adını verdiği strateji yolunu beş çember kitabı'nda ayrıntılarıyla anlatmıştır. kendisinin de belirttiği gibi, bu bir klasik strateji rehberidir ve sadece tekil dövüşlerde değil savaşlarda dahi galibiyeti amaç edinen yollar bütünüdür. bu gün japonya'nın büyük şirketleri dahi bu kitaptan feyz almışlardır dersek uygulama alanının genişliğini daha iyi anlatmış oluruz.
yaşamı boyunca onu "strateji yolu" öğretisine götüren çeşitli olaylar yaşamıştır. girdiği altmıştan fazla düelloyu kazanarak yenilmez ünvanını kazanmıştır.
daha 13 yaşındayken bir kavgada, mızrak ustası olan arima kihei'yi bir sopayla öldürmüştür.
16 yaşında tadashima akima ile yaptığı düellodan galip ayrılmıştır.
daha sonra bir gezgin olarak ülkeyi dolaşmış, shogunluk için yapılan savaşlardan bir çoğuna katılmış hep yenilen tarafta olmasına rağmen savaşlardan ve sonrasındaki temizlik operasyonlarından sağ kurtulmayı başarmıştır.
21 yaşında kyoto'da babasıyla husumetleri yüzünden kan davalısı olduğu yoshika ailesinin lideri yoshika seijuro ile karşılaşmış ve seijuro'nun katanasına karşı bir bokken (tahta kılıç) ile onu darmadağın etmiştir. ardından ailenin ikinci büyük savaşçısını denshichiro yoshika'yı da yine bir bokken ile kafasını yararak öldürmüştür. bu karşılaşmada, musashi'nin klasik taktiklerinden biri olan düelloya geç gelme stratejisini izlediği söylenir. aile bu kez musashi'nin karşısına seijuro'nun en küçük oğlunu, hanshichiro'yu çıkarmaya karar verir. ancak bu bir infaz planıdır çünkü 13 yaşında bir çocuktan musashi'nin işini bitirmesini beklemeyen aile, yanına kalabalık bir koruma gurubu vermiştir. musashi bu kez düellonun olacağı pirinç tarlasına vaktinden önce giderek gizlendir ve çocuğun ve korumaların gelmesiyle saklandığı yerden çıkarak çocuğu biçer, ikinci kılıcını (wakizashi) da çekerek korumaların arasına dalar ve kaçarak kurtulmayı başarır. böylece bu korkunç olayla bu aileyle olan kan davası son bulur.
japonya'yı gezmeye devam eden samuray ıga bölgesinde bir zincirli orak ustası olan shishido baikin'i öğrencilerinin önünde bir hançerle öldürür. kavgayı izleyen öğrencilerin musashi'ye saldırması üzerine o da iki kılıcını birden çekerek üzerine gelen kalabalığı geri püskürtür.
edo'da muso gonosuke adlı bir savaşçı, musashi'yi elinde yay yapmak için bir dal parçasını yonttuğu sırada ziyaret eder ve düelloya davet eder. musashi elindeki dal parçasını rakibin kafasına indirmek suretiyle karşılaşmayı kazanır.
ızumo bölgesinden geçerken matsudaira isminde bir soyluyu ziyaret ederek emrindeki en güçlü savaşçıyla dövüşmek istediğini bildirir. karşısına çıkarılan iki buçuk metrelik altıgen bir sopa kullanan savaşçıyı rahatlıkla yener. bunun üzerine matsudaira, musashi'den kendisiyle de dövüşmesini istemesi üzerine onunla yaptığı dövüşü de kazananarak bu soylunun saygısını kazanır. bu son iki karşılaşmasında musashi yine klasik stratejilerinden biri olan düşmanı arkasındaki bir yükseltiye ya da engele doğru kovalayarak yere düşürme taktiğini kulanmıştır.
gelelim mushashi'yi efsane yapan karşılaşmaya...
en ünlü düellosunu 1612'de bunzen bölgesi ogura'da sasaki kojiro'ya karşı yapmıştır. (evet o sasaki. fate/stay night'tan hatırlayanınız olmuştur, assasin sınıfı hizmetkar sasaki kojiro.)
koijuro ki, kırlangıcın kuyruk hareketlerinden esinlenerek geliştirdiği tsubame-gaeshi (kırlangıç karşılaması) tekniği bu gün bile öğretilen bir tekniktir. ganryu tekniklerini geliştiren adam olarak bilinir. bir düello için koijuro'nun da hizmetinde bulunduğu bölgenin soylusu hosokawa tadaoki'den izin alındı. ogura'dan birkaç kilometre ötedeki bir adada sabah saat 8:00'da düello için anlaştılar. musashi, kojuro'yu yeneceğinden emindir ancak sonrasında öğrencilerinin onu sağ bırakmayacağını bildiğinden gözlerden ırak ve az sayıda refakatçinin bulunacağı bu adayı seçmiştir düello için. bundan sonrası musashi'nin tam bir strateji resitali sergilediği bir süreçtir.
- musashi o gece kaldığı barakadan ayrılarak geceyi başka bir yerde konuk olarak geçirdi. bu yüzden rakipten korktuğu için şehri terkettiği söylentileri yayıldı.
- ertesi gün musashi adada onu bekleyen rakibinden ve gözlemcilerden bir haberci gelene kadar uyudu. kalktığında yıkanması için getirilen suyu içme suyu olarak kullandı. hatta kimonosunun yenlerini bir iple bağladı, saçını taramayarak başına bir havlu bağladı. tam bir çapulcu oldu anlayacağınız.
*musashi burada rakibin kendisini küçük görmesi için elinden geleni yapmaktadır.
-adaya bir kayık yardımıyla giden musashi, kayıkçıyla olan sohbeti sırasında yedek küreği yontarak bir tahta kılıç yaptı. sonrasında adaya varana kadar uzanarak dinlendi.
* burada da rakibin karşısında seni yenmek için bir kılıca ihtiyacım yok!' denilerek ilk stratejinin tersi uygulanmak istenmektedir. beş çember - ateş kitabı bölümünde anlattığı rakibin aklını karıştırma taktiği.
-kayık kıyıya yanaşırken musashi dalgaların içine atlayarak kıyıda kendisini iki saattir güneşin altında bekleyen rakibi sasaki kojiro'ya doğru elindeki kürekten bozma bokken ile koşmaya başladı. kojiro ise bizenli nagamitsu usta'nın imalatı olan nodachiyi (katanadan daha uzun bir kılıç) kınından çıkardı ve kınını bir kenara fırlattı. bunun üzerine musashi "o kına artık ihtiyacın olmayacak" gibi ağır bir söz söyledi.
* hem rakibi uzun süre bekletmiş hem de altından kalkılamayacak bir söz söyleyerek deli etmiştir, amaç rakibi sinirlendirerek hataya zorlamaktır.
-kojiro ilk hamlesini yaptığı sırada düşmandan önce davranma yöntemlerinden ikincisi olan tai no sen (insiyatifi bekleme) yöntemiyle sopayı koijuro'nun kafasına indirdi. kojiro yere yıkılırken kılıcı musashi'nin paçalı eteğini ve başındaki havluyu kesti. kojiro kanlar içinde yerde yatarken, musashi öğrenciler ve refakatçiler tarafından sağ bırakılmayacağını düşünerek iki kılıcını da çekip, şaşkına dönen şahitleri başıyla selamlayarak sandala doğru topuklamıştır.
* musashi'nin kojiro'yu tek hamlede alt etmesini yine onun stratejilerinden biri olan güneşi arkaya alma taktiğine bağlanır. (beş çember kitabı - ateş kitabı bölümü mekana bağlı saldırı)
musashi bu karşılaşmadan sonra hiçbir düellosunda gerçek kılıç kullanmadı, ve hepsinde de galip geldi.
1634 yılında strateji yolunu tam anlamıyla kavradığını ifade eder. 19 mayıs 1945'te ölümünden birkaç hafta önce iki yıldır inzivada olduğu reigendo mağarasında öğrencisi teruo nobuyuki'ye ithafen beş çember kitabı'nı (go rin no sho) yazdı. bu gün japonyanın en ünlü kılıç ustası olarak bilinir. hatta kılıç ustalığından öte kensai (kılıç piri) ünvanına sahiptir.
kitaptan bazı güzel ayrıntılar:
"strateji yolunu kavradığında anlayamayacağın hiçbirşey kalmayacaktır. yolu herşeyde göreceksin."
"tüm mesleklerin yollarını incele."
bu iki sözün hakkını vermiş ve sadece kılıç ustalığı değil, çini resim sanatında en iyilerden biri olmuştur. tahta oymacılığı, kılıç yapımı, şiir yazma, beste yapma gibi birçok alanda geliştirdiği "strateji yolu"nu kullanarak döneminin en saygın ustalarıyla yarışmıştır.
musashi, strateji yolu'nu şu ilkelerle özetler:
1. dürüst düşünceden sapma.
2. ögrenme, temrindedir.
3. her sanatla tanış.
4. bütün mesleklerin yollarını ögren.
5. dünyevi konularda kazançla kayıbı ayırdet.
6. herşeye ilişkin sezgisel yargı ve anlayışın olsun.
7. görülmeyen şeyleri algıla.
8. en küçük ayrıntıyı dahi önemse.
9. yararı olmayan şeyi yapma.
>>
samurai üçlemesi nedeniyle bu adamı hep toshiro mifune suretiyle hayal etmişimdir. hatta yojimbo ve sanjuroyu her izlediğimde bir parça musashi'yi görürüm.
yıllar önce miyamoto musashi hakkında yazdığım bir forum yazısını da buraya taşıyorum:
<<
kimdir bu bir çok animede adı geçen kişi? "rurouni kenshin, space adventure cobra, blade of the ımmortal, samurai champloo" gibi animelerde ismini duymuşsunuzdur. ayrıca "miyamoto musashi: the dream of the last samurai" adında bir anime filmi ve "miyamoto" adında tv serisi vardır. japon sinemasında hakkında çevrilen tonla film vardır.
japonların bu gün bile dillerinden düşürmediği bir kahramandır bu adam. dünyanın en ünlü stratejistlerinden birisidir. kılıç sanatında bir ekol kurmuş ve hayatının son iki senesini bir mağarada inzivaya çekilerek ni ten ichi ryu adını verdiği strateji yolunu beş çember kitabı'nda ayrıntılarıyla anlatmıştır. kendisinin de belirttiği gibi, bu bir klasik strateji rehberidir ve sadece tekil dövüşlerde değil savaşlarda dahi galibiyeti amaç edinen yollar bütünüdür. bu gün japonya'nın büyük şirketleri dahi bu kitaptan feyz almışlardır dersek uygulama alanının genişliğini daha iyi anlatmış oluruz.
yaşamı boyunca onu "strateji yolu" öğretisine götüren çeşitli olaylar yaşamıştır. girdiği altmıştan fazla düelloyu kazanarak yenilmez ünvanını kazanmıştır.
daha 13 yaşındayken bir kavgada, mızrak ustası olan arima kihei'yi bir sopayla öldürmüştür.
16 yaşında tadashima akima ile yaptığı düellodan galip ayrılmıştır.
daha sonra bir gezgin olarak ülkeyi dolaşmış, shogunluk için yapılan savaşlardan bir çoğuna katılmış hep yenilen tarafta olmasına rağmen savaşlardan ve sonrasındaki temizlik operasyonlarından sağ kurtulmayı başarmıştır.
21 yaşında kyoto'da babasıyla husumetleri yüzünden kan davalısı olduğu yoshika ailesinin lideri yoshika seijuro ile karşılaşmış ve seijuro'nun katanasına karşı bir bokken (tahta kılıç) ile onu darmadağın etmiştir. ardından ailenin ikinci büyük savaşçısını denshichiro yoshika'yı da yine bir bokken ile kafasını yararak öldürmüştür. bu karşılaşmada, musashi'nin klasik taktiklerinden biri olan düelloya geç gelme stratejisini izlediği söylenir. aile bu kez musashi'nin karşısına seijuro'nun en küçük oğlunu, hanshichiro'yu çıkarmaya karar verir. ancak bu bir infaz planıdır çünkü 13 yaşında bir çocuktan musashi'nin işini bitirmesini beklemeyen aile, yanına kalabalık bir koruma gurubu vermiştir. musashi bu kez düellonun olacağı pirinç tarlasına vaktinden önce giderek gizlendir ve çocuğun ve korumaların gelmesiyle saklandığı yerden çıkarak çocuğu biçer, ikinci kılıcını (wakizashi) da çekerek korumaların arasına dalar ve kaçarak kurtulmayı başarır. böylece bu korkunç olayla bu aileyle olan kan davası son bulur.
japonya'yı gezmeye devam eden samuray ıga bölgesinde bir zincirli orak ustası olan shishido baikin'i öğrencilerinin önünde bir hançerle öldürür. kavgayı izleyen öğrencilerin musashi'ye saldırması üzerine o da iki kılıcını birden çekerek üzerine gelen kalabalığı geri püskürtür.
edo'da muso gonosuke adlı bir savaşçı, musashi'yi elinde yay yapmak için bir dal parçasını yonttuğu sırada ziyaret eder ve düelloya davet eder. musashi elindeki dal parçasını rakibin kafasına indirmek suretiyle karşılaşmayı kazanır.
ızumo bölgesinden geçerken matsudaira isminde bir soyluyu ziyaret ederek emrindeki en güçlü savaşçıyla dövüşmek istediğini bildirir. karşısına çıkarılan iki buçuk metrelik altıgen bir sopa kullanan savaşçıyı rahatlıkla yener. bunun üzerine matsudaira, musashi'den kendisiyle de dövüşmesini istemesi üzerine onunla yaptığı dövüşü de kazananarak bu soylunun saygısını kazanır. bu son iki karşılaşmasında musashi yine klasik stratejilerinden biri olan düşmanı arkasındaki bir yükseltiye ya da engele doğru kovalayarak yere düşürme taktiğini kulanmıştır.
gelelim mushashi'yi efsane yapan karşılaşmaya...
en ünlü düellosunu 1612'de bunzen bölgesi ogura'da sasaki kojiro'ya karşı yapmıştır. (evet o sasaki. fate/stay night'tan hatırlayanınız olmuştur, assasin sınıfı hizmetkar sasaki kojiro.)
koijuro ki, kırlangıcın kuyruk hareketlerinden esinlenerek geliştirdiği tsubame-gaeshi (kırlangıç karşılaması) tekniği bu gün bile öğretilen bir tekniktir. ganryu tekniklerini geliştiren adam olarak bilinir. bir düello için koijuro'nun da hizmetinde bulunduğu bölgenin soylusu hosokawa tadaoki'den izin alındı. ogura'dan birkaç kilometre ötedeki bir adada sabah saat 8:00'da düello için anlaştılar. musashi, kojuro'yu yeneceğinden emindir ancak sonrasında öğrencilerinin onu sağ bırakmayacağını bildiğinden gözlerden ırak ve az sayıda refakatçinin bulunacağı bu adayı seçmiştir düello için. bundan sonrası musashi'nin tam bir strateji resitali sergilediği bir süreçtir.
- musashi o gece kaldığı barakadan ayrılarak geceyi başka bir yerde konuk olarak geçirdi. bu yüzden rakipten korktuğu için şehri terkettiği söylentileri yayıldı.
- ertesi gün musashi adada onu bekleyen rakibinden ve gözlemcilerden bir haberci gelene kadar uyudu. kalktığında yıkanması için getirilen suyu içme suyu olarak kullandı. hatta kimonosunun yenlerini bir iple bağladı, saçını taramayarak başına bir havlu bağladı. tam bir çapulcu oldu anlayacağınız.
*musashi burada rakibin kendisini küçük görmesi için elinden geleni yapmaktadır.
-adaya bir kayık yardımıyla giden musashi, kayıkçıyla olan sohbeti sırasında yedek küreği yontarak bir tahta kılıç yaptı. sonrasında adaya varana kadar uzanarak dinlendi.
* burada da rakibin karşısında seni yenmek için bir kılıca ihtiyacım yok!' denilerek ilk stratejinin tersi uygulanmak istenmektedir. beş çember - ateş kitabı bölümünde anlattığı rakibin aklını karıştırma taktiği.
-kayık kıyıya yanaşırken musashi dalgaların içine atlayarak kıyıda kendisini iki saattir güneşin altında bekleyen rakibi sasaki kojiro'ya doğru elindeki kürekten bozma bokken ile koşmaya başladı. kojiro ise bizenli nagamitsu usta'nın imalatı olan nodachiyi (katanadan daha uzun bir kılıç) kınından çıkardı ve kınını bir kenara fırlattı. bunun üzerine musashi "o kına artık ihtiyacın olmayacak" gibi ağır bir söz söyledi.
* hem rakibi uzun süre bekletmiş hem de altından kalkılamayacak bir söz söyleyerek deli etmiştir, amaç rakibi sinirlendirerek hataya zorlamaktır.
-kojiro ilk hamlesini yaptığı sırada düşmandan önce davranma yöntemlerinden ikincisi olan tai no sen (insiyatifi bekleme) yöntemiyle sopayı koijuro'nun kafasına indirdi. kojiro yere yıkılırken kılıcı musashi'nin paçalı eteğini ve başındaki havluyu kesti. kojiro kanlar içinde yerde yatarken, musashi öğrenciler ve refakatçiler tarafından sağ bırakılmayacağını düşünerek iki kılıcını da çekip, şaşkına dönen şahitleri başıyla selamlayarak sandala doğru topuklamıştır.
* musashi'nin kojiro'yu tek hamlede alt etmesini yine onun stratejilerinden biri olan güneşi arkaya alma taktiğine bağlanır. (beş çember kitabı - ateş kitabı bölümü mekana bağlı saldırı)
musashi bu karşılaşmadan sonra hiçbir düellosunda gerçek kılıç kullanmadı, ve hepsinde de galip geldi.
1634 yılında strateji yolunu tam anlamıyla kavradığını ifade eder. 19 mayıs 1945'te ölümünden birkaç hafta önce iki yıldır inzivada olduğu reigendo mağarasında öğrencisi teruo nobuyuki'ye ithafen beş çember kitabı'nı (go rin no sho) yazdı. bu gün japonyanın en ünlü kılıç ustası olarak bilinir. hatta kılıç ustalığından öte kensai (kılıç piri) ünvanına sahiptir.
kitaptan bazı güzel ayrıntılar:
"strateji yolunu kavradığında anlayamayacağın hiçbirşey kalmayacaktır. yolu herşeyde göreceksin."
"tüm mesleklerin yollarını incele."
bu iki sözün hakkını vermiş ve sadece kılıç ustalığı değil, çini resim sanatında en iyilerden biri olmuştur. tahta oymacılığı, kılıç yapımı, şiir yazma, beste yapma gibi birçok alanda geliştirdiği "strateji yolu"nu kullanarak döneminin en saygın ustalarıyla yarışmıştır.
musashi, strateji yolu'nu şu ilkelerle özetler:
1. dürüst düşünceden sapma.
2. ögrenme, temrindedir.
3. her sanatla tanış.
4. bütün mesleklerin yollarını ögren.
5. dünyevi konularda kazançla kayıbı ayırdet.
6. herşeye ilişkin sezgisel yargı ve anlayışın olsun.
7. görülmeyen şeyleri algıla.
8. en küçük ayrıntıyı dahi önemse.
9. yararı olmayan şeyi yapma.
>>
devamını gör...
sevdiğin insanı terk etmek
fi'de şöyle bir diyalog vardı yamulmuyorsam; insan neden birinden vazgeçer? umudu kalmadığı için.
şimdi sevgili suserlar sevgi de yorulur. insan çabalamaktan bıkmaz belki ama sevgisinin ziyan olduğunu hisseder ve karşısındakine olan umudu sönerse terk eder. hem sevmek sevilmek için oluşmaz insanda. seversin işte öylece. karşılığı olmadığında da insan sever ki.
şimdi sevgili suserlar sevgi de yorulur. insan çabalamaktan bıkmaz belki ama sevgisinin ziyan olduğunu hisseder ve karşısındakine olan umudu sönerse terk eder. hem sevmek sevilmek için oluşmaz insanda. seversin işte öylece. karşılığı olmadığında da insan sever ki.
devamını gör...
sokağa çıkma yasağı
56 dk sonra gerçekleşecek hadise.
polisler toplanmaya başladı otobüs ve dolmuşlar dolu dolu geçiyor. bazı yerlere otobüsler servisi durdurdu benim ev de dahil. bjr saate metro ve ankaraylar kapanacak. çalışma iznim olsa da bugün erken çıktım.. bakalım ne gibi söprizlerle karşılaşıcagiz. geçen hafta macera dolu amerika.
polis dolu boş caddeler cyberpunk havası katsa da insanı geriyor.
polisler toplanmaya başladı otobüs ve dolmuşlar dolu dolu geçiyor. bazı yerlere otobüsler servisi durdurdu benim ev de dahil. bjr saate metro ve ankaraylar kapanacak. çalışma iznim olsa da bugün erken çıktım.. bakalım ne gibi söprizlerle karşılaşıcagiz. geçen hafta macera dolu amerika.
polis dolu boş caddeler cyberpunk havası katsa da insanı geriyor.
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
albeni yapma evladım
t: bakkal, bakkalım ben.
t: bakkal, bakkalım ben.
devamını gör...
rakıyla sevilen favori üç meze
arnavut ciğeri, özenli bir şekilde yapılmış olacak, özellikle zarının sıyrılmış olması ve kızartıldığı yağın ayçiçek yağı olmaması şart.
ananas, ne kadar taze kesilmiş o kadar iyi. ortasında ki o sert tabaka alınıp o şekilde yenmeli ki tadına doyum olmasın.
ve en önemlisi bir çift güzel göz. böyle iri iri, kocaman iki kiraz misali. baktıkça daha bir için gidecek, kapılacaksın.
ananas, ne kadar taze kesilmiş o kadar iyi. ortasında ki o sert tabaka alınıp o şekilde yenmeli ki tadına doyum olmasın.
ve en önemlisi bir çift güzel göz. böyle iri iri, kocaman iki kiraz misali. baktıkça daha bir için gidecek, kapılacaksın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
denizin damarları
ruhuna giden bir yol
imgelerim kadar yakın
düşüncelerin kadar
ruhuma giden bir yol
incitanemi aradığım
bir uyku kadar tatlı
hiç uyanamadığım
nefesin gibi
ruhuma üflediğin
her an
yanımda hissettiğim
sihirli sözcüklerin
içimi ısıtan
imgelerimi tüketen
susuşlarım olan
şiirimin her zerresi...
ruhuna giden bir yol
imgelerim kadar yakın
düşüncelerin kadar
ruhuma giden bir yol
incitanemi aradığım
bir uyku kadar tatlı
hiç uyanamadığım
nefesin gibi
ruhuma üflediğin
her an
yanımda hissettiğim
sihirli sözcüklerin
içimi ısıtan
imgelerimi tüketen
susuşlarım olan
şiirimin her zerresi...
devamını gör...
menfez
mutfak, tuvalet, banyo gibi küçük ve kapalı alanlarda, havalandırmayı sağlamak amacıyla açılan küçük, kanallı pencere.
ayrıca kara ve demir yollarının altına döşenerek, yolların yağıştan zarar görmesini engellemek yahut yol altından kablo geçirilmesini sağlamak gibi amaçlarla inşa edilen yapı da aynı ismi taşır.

ayrıca kara ve demir yollarının altına döşenerek, yolların yağıştan zarar görmesini engellemek yahut yol altından kablo geçirilmesini sağlamak gibi amaçlarla inşa edilen yapı da aynı ismi taşır.

devamını gör...
cadı avı
cadılık mı kötü yoksa insanlık mı?
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.

johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.

aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.
johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.
aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
devamını gör...
kendini bilmek
tüm orta doğu kökenli dinlerin ve de uzak doğu kökenli ahlaki öğretilerin insanlarda oluşmasını istediği değişimin ve gelişimin * kısa özeti olan söz öbeğidir.
verilen tüm ruhsal tebliğler insanın önce biraz zorla ve otomatize olarak sonrasında yarı otomatize ve yarı bilinçli bir halde ve son noktada da * bilinçli ve otomatizmandan çıkmış her yaptığı hal ve tavrı şuurlu olan bir varlığa dönüşme içindir.
tasavvuf ve gizli öğretiler * insanın kendini bulması için yapılan bir dizi öğretiler silsilesidir ve belirli bir sistematik içinde kişinin önce seçilmesi * sonrasında da mertebeleri yavaş yavaş ilerlemesi ve kendini bulması için çabalamasındır ibarettir.
buradan şu sonuç çıkmamalıdır, bir tarikata ya da gizli öğretiye girmeden insanın kendini bilmesi mümkün değildir. kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil, insanın belli vicdan pratiklerini hayatında uygulamaya devam ederek bunu kendi üzerinde uygulaması mümkündür ve hiç beklemediğimiz varlıklar kendini bilme konusunda bizlerden fersah fersah ileridedir..
o sebeple; çabalayınız, kendinizi ve yaptığınız eylemleri ve aktiviteleri vicdan terazisinde tartmaya devam ediniz ..
pratik bir uygulama örneği için :
her akşam yatağa girip ışıkları kapattıktan sonra o günle ilgili yaşanılanları zihninizden geçiriniz ve vicdan kriterlerine uyan ve uymayan hal ve davranışlarınızı belirleyeniz ve uymayanlarla ilgili kendinizi kısa bir sorguya çekiniz .. *
verilen tüm ruhsal tebliğler insanın önce biraz zorla ve otomatize olarak sonrasında yarı otomatize ve yarı bilinçli bir halde ve son noktada da * bilinçli ve otomatizmandan çıkmış her yaptığı hal ve tavrı şuurlu olan bir varlığa dönüşme içindir.
tasavvuf ve gizli öğretiler * insanın kendini bulması için yapılan bir dizi öğretiler silsilesidir ve belirli bir sistematik içinde kişinin önce seçilmesi * sonrasında da mertebeleri yavaş yavaş ilerlemesi ve kendini bulması için çabalamasındır ibarettir.
buradan şu sonuç çıkmamalıdır, bir tarikata ya da gizli öğretiye girmeden insanın kendini bilmesi mümkün değildir. kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil, insanın belli vicdan pratiklerini hayatında uygulamaya devam ederek bunu kendi üzerinde uygulaması mümkündür ve hiç beklemediğimiz varlıklar kendini bilme konusunda bizlerden fersah fersah ileridedir..
o sebeple; çabalayınız, kendinizi ve yaptığınız eylemleri ve aktiviteleri vicdan terazisinde tartmaya devam ediniz ..
pratik bir uygulama örneği için :
her akşam yatağa girip ışıkları kapattıktan sonra o günle ilgili yaşanılanları zihninizden geçiriniz ve vicdan kriterlerine uyan ve uymayan hal ve davranışlarınızı belirleyeniz ve uymayanlarla ilgili kendinizi kısa bir sorguya çekiniz .. *
devamını gör...
osmanlıca bilen yazarlar
lisans eğitiminde aldığım derstir. doğrusu osmanlı türkçesi’dir. osmanlıca diye bir şey yoktur. osmanlı türkçesi de farsça arapça türkçe karışımı bir dildir. kaside ve gazeller dışında kullanılmamıştır bu yüzden saray edebiyatı diye nitelendirilmiştir. halk çoğunlukla okuyamaz (okur yazarlık oranı %2)
devamını gör...
düz dünya teorisi
bu teorinin en büyük savunucusu dayı.
dünya düzdür ve dönmez dedi ya :)
beyin ölümü gerçekleşmiş, hükümsüzdür..
dünya düzdür ve dönmez dedi ya :)
beyin ölümü gerçekleşmiş, hükümsüzdür..
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
sana göre değil.
devamını gör...
savaş ve barış
kitaplığımda duran, henüz okumadığım kitap. halbuki (bkz: napolyon)'un mareşallerini ezbere bilecek kadar o döneme hayranım. (bkz: mutlaka okunması gereken kitaplar)
devamını gör...
halkımızın dolandırılmaya çok müsait olması
sanal dolandırıcılık diye bir şey var insanlar o kadar bitik ve matah noktadalar ki günlük harçlığı çıkarma hayaliyle bile dolandırıcılara parasını kaptırıyorlar.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
/ sana böyle uzakken, seni bir daha sevdim
yanına gelebilsem bir daha dönmezdim /
* *
yanına gelebilsem bir daha dönmezdim /
* *
devamını gör...



