2000 jenerasyonu evlendi cocuk bekliyor, 90 jenerasyonu daha hayatını yoluna koyamadı. yorum bu kadar.
devamını gör...

alfred adler'in genelde kız çocuklarının baştan beri erkek rolünü yaşamak istemesine verdiği ad.
bu durum genelde erkeğin daha özgür olan toplumlarda ve ailelerde görülür. maskülen protesto yaşayan kadın ileride evlenmez evlense bile kadınlık rolünü oynamayabilir.

alfred adler yaşamın anlamı.
sadece kadın üzerinden örnek verdim ancak ters durumda mevcut.
devamını gör...

-kafes temizliği, suluk ve yemlik temizliği en az haftada bir kere yapılmalı.
- kafes altına gazete kağıdı koyulmamalı, bunun yerine beyaz kağıt veya poşet koyun. kuşlar kağıt yemeyi çok severler ve gazetedeki boyalar kuşlar için zehirdir ve erken ölüm sebeplerinden biridir.
- veteriner önermediği sürece, suluğuna vitamin damlası dışında bir şey koyulmamalı
- kafeste muhakkak kuş kumu olmalı. kuş kumu kuşların yediklerini sindirebilmesi için çok önemlidir. kuş kumu yemeyen kuşlar çok sık hastalanır, çok sık mide bağırsak sorunu yaşarlar ve erken ölüm sebeplerinden biridir.
- cereyanda bırakılmamalı
- meyve ve yeşillik dışında hiçbir şey verilmemeli. hayvanın doğada bulamayacağı şeyleri şu hayvanlara allah aşkına vermeyin, hayvanlara iyi gelmiyor onlar. örneğin ; peynir, cips, çubuk kraker, ekmek vs. vermeyin.
- hayvanı sırt üstü, yani ters biçimde çevirmeyin. kuşlar donup kalıp, şok oluyor ve bundan hiç hoşlanmıyorlar. fark ettiyseniz hareketsiz kalıyorlar. kendi zevkiniz için bu işkenceyi hayvanlara yapmayın.
- kafeste muhakkak gaga taşı olmalı, gagasını siz kesmeyin. kuş gaga taşıyla kendi gagasını törpüler.
- kızgınlaştırıcı, konuşturucu yem veya damla asla vermeyin
- ne olduğu belirsiz açık yem vermeyin, markalı yemlerden verin
- tırnak kesimi çok dikkatli yapılmalı. asla kökünden kesmeyin, tırnağının altından siniri geçiyor canını yakarsınız
- hayvanı sürekli kafese hapsetmeyin, uçmaya ihtiyacı var. uzun süreden beri uçmazsa kanatları felç olur hiç uçamaz.
- çok kaşınıyor diye bit spreyi sıkmayın. bırakın kaşınsın hayvancağız.
edit : daha önce başka bir sözlükte yazmıştım, buradakilerde faydalansın dedim.
devamını gör...

sevgili alaz'ın vefat haberini öğrendiğimden beri kısacası şu saate kadar aralıksız ölüm fikrini düşünüyorum.

içimden bugün bu sözlüğe herhangi bir entry yazmak gelmiyor. bundan tam bir gün önce birisi çıkıp şunu sorsaydı; bu sitede herhangi bir yazar vefat ettiğinde ne düşünürdün diyerek, cevabım kendimden emin bir şekilde 'tıpkı hayat gibi bende kendi akışımı takip etmeye devam ederdim' diye yanıtlardım.

şu an anlıyorum ki, devam edemeyecekmişim. içimden her zamanki lucifer hoyratlığında davranmak gelmiyor.

neyse, çok uzatmaya gerek yok. en azından bir günlüğüne dahi olsa, alaz'ın anısına saygımı , kendimce, sessiz kalarak sağlayabilirim diye düşündüm.

herkese iyi geceler.
devamını gör...

bazı şeylerin gizli kalması.

+ evladım ne iş yapıyorsunuz ?
- kafa sözlükte yazarım efendim.
+ ooo ne âlâ, mahlasınız ne acaba?
- ııııııı durumumuz yoktu sevişemedik !!!
+ hayyırrrrr, olamaaaazzz.
devamını gör...

avrupa'da, gotik tarzından önce 11. ve 12.yy'da görülen mimari akımdır. ingiltere'deki ismi norman mimari tarzıdır. bu tarzda ihtişamlı kule, şato ve kiliseler yapılmıştır. galata kulesi de bu tarzdaki mimariyi yansıtır.
devamını gör...

bağımsızlığımızın ateşinin yandığı gündür. mutlu ve kutlu olsun.
devamını gör...

kocaman gülümsemeli mutlu, başarılı bir yıl ve hepimiz için. gülmeyen yüz kalmasın dilerim, felek bir yıl olsun bize gülsün. *
devamını gör...

tuzlayım da kokma bari. *
yenilerden bir yazar.
devamını gör...

normalbiri ukdesi.

herhalde altından kalkamayacağım tek yük bu. annemin yaş alması.
annemin 35 yaşında olduğunu da hatırlıyorum. annem önümüzdeki ay 54 yaşına girecek. şaka gibi!
çok üzen bir şey olduğunu söyleyebilirim. keşke para transfer eder gibi ömrümüzden yıl da verebilseydik sevdiklerimize...
devamını gör...

ateş olmayan yerden duman çıkmaz. eğer dindar bir nesil yetişseydi, bu arkadaşların sesi korku ile bu kadar yüksek çıkmazdı. hallerinden memnun sessiz sessiz devam ederlerdi. bugün diyanet işleri çocuklarımız ateist deist olmasın diyorsa, islami youtube kanallarında habire ateistlere kapak yapılıyorsa, bu bir çırpınışın göstergesidir. çünkü ellerinde bulunan kesimi de ellerinde tutamadıklarını, insanların gelişen teknoloji ve bilgiye ulaşım kolaylığı ile bir şeyleri sorgulayıp hızla dinden uzaklaştıklarını biliyorlar. yorum size kalmış artık.
devamını gör...

süpürgenin sapı ile tavana tavana vurmak bunlardan birisidir.
devamını gör...

o kadar çok şey yazarım ki ama yazmıcam. tepkimi sükunet ile ortaya koyuyorum. en güzeli onlar için yorum bile yapmamaktır. kafalar rahat, mis.
devamını gör...

bir çiçek tohumu
çimlenmesini,yaprak vermesini beklemek, bir sabah açmış olduğu rengarenk çiçekleriyle karşılanmak...
devamını gör...

önce aynıyız sanıp başladığımız arkadaşlığımıza şimdi "ne kadar da farklıyız, ne güzel" diyerek devam edişimiz bunun temelini oluşturuyor olabilir. aynı kitapları okuyoruz, aynı filmleri seviyoruz diye lisenin ilk günü başlayan ve daha haftasında aşırı samimi olduğumuz arkadaşlığımız şimdi seneleri devirmiş durumda: samimiyet katlanarak arttı elbette.
iki seneye kalmadı yollarımız ayrıldı. yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği cânım arkadaşımla ayda bir görüşür olduk önce. sonra birkaç ayda bir.. sonra altı ayda bir.. sonra senede bir.
okullarımız da yollarımız da ayrıldı. hatta telefonuna günde bir defa bakan biri olduğu için hâlâ da mesajlaşma kültürümüz yoktur. görüntülü konuşuruz ya da görüşürüz, yazarım yazarım, 3 gün sonra cevap gelir. 10 sene görmesem bilirim ki 11. sene kaldığımız yerden devam edeceğiz..
hedeflerimiz, hayallerimiz çok farklı. ama yine de saygı ve sevgi doluyuz birbirimize karşı. her zaman birbirimizin arkasında, destekçiyiz. mesafe olsa da destekçinin olması hissi çok farklıdır mesela. ben bilirim ki kimsem kalmasa da bolu'da çalacak bir kapım vardır.
rotamızı farklı çizdik, hatta araya şehirler değil ülkeler koymak istedik. ama yine de kalplerimizin bir olacağını biliyorduk. kendime aldığım şeyi beğendiği anda ona hediye ederdim. aramızda ne kıskançlık olur ne de fesatlık. her şeyi açık açık konuşuruz.
bazen kötü bir şey yaparız. isteyerek veya istemeyerek. içimizde o kadar tutamayız ki "beni arkadaşlıktan çıkarma ama ben kötü bir şey yaptım" diye şirinlikle karışık o kötü şeyi birbirimize anlatmadan da yapamayız. korkarız birbirimizi kaybetmekten ama kaybetmeyeceğimizi de biliriz. kavga ederiz, küseriz ama gönlümüz rahattır zaten barışacağımızı biliriz hahaha.
bir de aynı dertleri çekmek/çekiyor olmak da insanı birbirine yakınlaştırır. bir sürü olayda aynı yollardan geçmişiz. bu yollardan geçmeyen insanların olgunluklarında da bir parça farklılık var: onlarla tam olarak anlaşamazsın uzun vâdede. onun için arkadaşımla ben farklıyız.
yeri gelir annem olur yeri gelir kardeşim yeri gelir akıl hocam olur. onun bakış açısına da hep ihtiyaç duyarım... canım benim, nasıl da özledim. aşçı oluyor şimdi, dönse de artık yemek yapsa bana... sarıkızım, canımıniçi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başlığı görünce çok mutlu oldum. geç bile kalındı. ramazanda oruç tutmayan dayak yer, ahlaklı bir insan olmak için dini inanç şart koşulur, seven sevişen kim varsa taşlanır*, erken evlilikler olur, zorla evlendirilen kurbanlar olur, namus davası mevzularına girmiyorum bile... püü, say say bitmez dindar türkiyenin zararları. şunu da ekleyeyim, dinle bir sorunum yok. insanların manevi değerlerine saygım sonsuz. içlerinde yaşasalar, çocuklarına, akrabalarına, çevrelerine, elaleme dayatmasalar dini cidden sorunum yok.
devamını gör...

bana göre sorun olmayan bir durum.
ben, film bana ne hissettiriyorsa onu yazarım. başlığını ben açmıyorsam bu sorulara cevap verme zorunluluğunda hissetmem kendimi. ama spoiler kısmı kullanılmalı tabii ki. bazen o kadar uzun yazıyorum ki, boşver kimse okumaz deyip spoiler de veriyorum.* kimse de demiyor neden yazdın bunu diye.*

herkes filmin bir köşesinden tutuyor işte. benim gözlemlediğim kadarıyla genelde ilk tanımlar bu sorulara cevap verilir nitelikte oluyor. zaten herkes aynı film tanıtımı yapsa üç aşağı beş yukarı çok benzer tanımlar ortaya çıkar. size de arayıp tarayıp içlerinden kendinize en uygun tanımı bulmak düşüyor. biraz yorulabilirsiniz. olacak o kadar, tanım deryasındayız. arada boğulabiliyoruz.*

o zaman film ve dans diyelim..
devamını gör...

uzun uzun yazacak durumda değilim. ben 20 yaşındaki evladını bir yurda emanet etmiş anneyim çünkü.
ahçıyı işe alan, bilmem ne vakfına yurt açma izni veren, öğrencileri bu tarz yerlere mecbur bırakan, hiçbir faciadan ders almayan hepimizin de dahil olduğu bir güruha ağzıma geleni sayıyorum sadece.
annesinin binbir ümitle evden okumaya uğurladığı kınalı kuzu kurban olmuş. bugün bir evde kıyamet var.
nasıl bu kadar sakiniz biz peki? ortalığı ayağa kaldırıp sorumluları aramamız gerekmez miydi?
soğuk suya atılıp ısıtılan kurbağaya dönüşümüzü tüm ülkede, yurtdışı temsilciliklerinde ve kktc'de coşkuyla kutlayabiliriz.
devamını gör...

francisco goya, "the dog" ya da "perro semihundido", 131,5 cm × 79,3 cm, duvara yağlıboya (sonradan tuvale aktarılmıştır), 1819 - 1823.

goya, 1819 yılında, 72 yaşında iken madrid’in dışında, bir zamanlar sağır bir adamın yaşadığı ve bu nedenle "quinta del sordo/sağırın villası" adını verdiği bir ev satın almıştı.

"the dog", goya'nın napolyon’un 1808’de madrid’i ele geçirmesinden ve muhalifleri katletmesinden sonra, evinin duvarlarına büyük korkularını, sanrılarını ve öfkesini yansıttığı, koyu renklerde ve ürkütücü temalarla ve son derece ekspresif bir üslupla yaptığı on dört resimden; pinturas negras/kara resimler serisinden bir resim.

duyduğu acı, yaşadığı korku ve panikle hemhalken sağlığı da giderek bozulan goya, esasen bu 14 resme isim vermemiştir, bu isimler daha sonra sanat tarihçileri tarafından konulmuştur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim