sidik yarışı.
zamanında denetlemeye gelen memurlara kimlik sorduğum için 19bin lira ceza yemiştim, ister inanın ister inanmayın ve itiraz için gitigim devlet dairesinde görüştüğüm amire cezanın nedenini sorduğumda, adam cevabı biz aslında bu maddeler için ceza yazma yiz,ama gelen arkadaşlar yazmış. yani keyfi ceza hiç bir eksiğim yoktu ve eksik yazdıkları onların önünde yapılmıştı süre bile istenmedi.
"yani bu ülkede her hangi bir memura kimlik sorduğunuzda, küfür etkisi yapıyor"
ben işveren değilim cezayı işveren ödedi ama ben kendimi suçlu his ettim.
devamını gör...

öğrenci andının okunmasını yürürlükten kaldıran yönetmeliğin iptaline karar veren danıştay 8. dairesi’nin kararı bozuldu. danıştay idari dava daireleri kurulu’nda 11'e karşı 4 oyla alınan kararın gerekçesi önümüzdeki günlerde yazılacak. yani okullarda andımız artık kesin okutulmayacak.
bilindiği gibi açılım dönemi icraatlerindendi. bence isteğe bağlı olarak kalmalıydı. ya da sadece pazartesi günleri de okunabilirdi. "andımız"dan rahatsız olmak, okunmasın şeklinde karar almak yakışmadı.
kaynak
devamını gör...

yollarda yayın qeyfisi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en çok zarar gördüğüm senelerdir...
tiple ilgili, ders notuyla ilgili, aileyle ilgili, maddiyatla ilgili geçilen dalgalar ve kimsenin kalkıp da hiçbir şey dememesi çok üzüyordu
çocuklarınıza iyiliği, sevgiyi, empatiyi öğretin lütfen
devamını gör...

altı kelimelik hikayemi dergilerinde paylaşarak gönlümü daha çok kazanmış dergidir. seçtiği yazarların çoğunu severek okuyorum.
devamını gör...

herkes sevgilisiyle fotoğraf paylaşmış, belediye sevgili dağıttı da bizim mi haberimiz yok?
devamını gör...

tarihin -ismi bilinen- ilk mimarı, mühendisi ve tıp doktoru. aynı zamanda astronom,devlet adamı, din adamı, yazar, sanatçı..
firavun djoser'in (zoser) veziri, bilinen ilk piramit olan djoser piramidi'nin (basamaklı piramid) (sevgili meja üstteki giriye fotoğrafını eklemiş) mimarı.

1900'lerin başında imhotep hakkında çok az şey bilindiği için efsanevi bir kişilik olduğu düşünülürken hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince kendisinin modern tıbbi yöntemleri kullanan ilk hekim olduğu anlaşılmıştır.

tarihin ilk yazılı tıbbi kaynağı -aşağıdaki papirüs- yine imhotep'e aittir. (m.ö. 2500-3000)
papirüs sayfalarının fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz

amerikalı mısırbilimci edwin smith el yazmasını luxor'da mustafa aga adında bir takasçıdan almış, daha sonra metnin önemini fark edip çeviri üzerinde çalışmıştır. ancak ölene kadar (1906) yayınlamamış, daha sonra papirüs kızı tarafından new-york tarih topluluğuna bağışlanmıştır. 1930 yılında çevirisi tamamlanmıştır.


meme kanseri ile ilgili ilk kayıtlar yine imhotep'in yazılarında ortaya çıkmıştır. kanamayı durdurmak için koterizasyon (kızdırılmış demir aletleri ile dağlama) ve damarları bağlama tekniğini geliştirmiştir. ampiyemi (plevral boşluğun mikrobiyal enf.) ilk tanımlayan hekimdir. omurga ve omurilik yaralanmalarında girişimi asla önermeyip immobillizasyon ve sabitlemeyi önermiştir. 90'dan fazla anatomik terim ve 48 yara tedavisi keşfetmiştir.

ilk hekim andı yine imhotep'e aittir. andın ingilizce tam metni aşağıdaki görseldedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


andın içinde geçen birkaç şey:
''...tıbbi uygulamam sırasında onur ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalacağım. yoksullara karşılıksız bakacağım ve hiçbir zaman verdiğim üstünde bir ödeme isteğinde bulunmayacağım. evlere alındığım zaman gözlerim orada olup bitenleri görmeyecektir; bana aktarılan sırları saklayacağım gibi törelere zarar verecek ya da suça yardımcı olacak bir biçimde de davranmayacağım. hocalarıma saygılı ve minnet borçlu olarak onların çocuklarına babalarından öğrendiğim bilgiyi aktaracağım. verdiğim sözleri yerine getirirsem insanlar benden saygılarını esirgemesinler...''

yunanlar da elbette imhotep'ten habersiz değillerdi, ona ''imouthes'' diyorlardı ve sağlık tanrısı asklepios ile bir tutuyorlardı.
yine üstteki giride sevgili meja'nın fotoğrafını eklemiş olduğu imhotep heykelciği, onun ne kadar büyük bir insan olduğunun kanıtıdır. zira antik mısır'da ancak tanrıların ve firavunların (onlar da tanrı soyundan kabul ediliyordu) heykelleri yapılabiliyordu. halihazırda bu husus imhotep'in gerçek bir kişi değil de efsanevi bir karakter (ya da tanrı/yarı tanrı) olduğu ihtimalini yıllarca beslemişse de, başta da belirttiğim gibi, imhotep'in hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince onun tarihin ilk hekimi olduğu kabul edilmiştir.

ölümünden sonra tanrılık atfedilmiştir (amenhotep ve imhotep tam tanrı mertebesine erişmiş tek ölümlü mısırlılardır). sağlık tanrısı olarak kendisine hem mısır'da hem de tanındığı diğer tüm topraklarda tapılmıştır. roma imparatorları claudius ve tiberius tarafından mısır'daki tapınakların duvarlarına imhotep'i öven yazılar yazdırılmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatımın uzunca bir döneminin içinde kalan ve duyup duyabileceğim en büyük yalanları içeren pinhani şarkısı.

spotify
devamını gör...

sözü ve müziği ilhan şeşen'e ait, nazım hikmet ran için yazılmış olan şarkıdır. edip akbayram ve leman sam tarafından seslendirilmiştir.


seni dünya paylaşamıyor, şiirlerin bin dilde
senin senden okumak var ya seninle aynı dilde
mezarın orada olsa, burada olsa ne olur
tepende bir taş olsa, çınar olsa ne olur
nazım hikmet memleket, memleket nazım hikmet
kafiye için yazmadık, hasret sana memleket
nazım hikmet memleket, memleket nazım hikmet
kafiye için yazmadık, hasret sana memleket
kitapların özgür artık, müjdeler olsun nazım
sen yazmaya devam et, hasreti yazma nazım
varna önlerindeydin, sen artık döndün nazım
karadeniz köpürdü, memlekettesin nazım
devamını gör...

üzerine bir de kahve fotoğrafı da atmayarak katılıyorum. utanıyorum kendimden.evet hem kültürsüzüm hem de kahve içmeden kendime gelebiliyorum:(
devamını gör...

kitapta karakteri, mekanı, dokuyu kendin yaratırsın. her şey senin kafandadır. istediğin gibi hayal gücünün büyülü dünyasında oynatabilirsin kitabı. filmde ise başkalarının hayal gücünün seyircisi olursun. o yüzden her zaman kitabı tercih ederim
devamını gör...

telefonu bulut pembesi olan benim yanımda bir hiç kalacak yazar.

kimse ponçikliğimizi sorgulamasın.
devamını gör...

(bkz: vizontele)

sevdiklerimle, ailemle hep birlikte olduğumuz zamanların, tüm güzel günlerin vesikasıdır. bugüne kadar hayatımın en güzel yıllarının temsilidir. çok severim, gülerim ama izlerken çok hüzünlenirim. elim gitmez kolay kolay açıp izlemeye. biraz da filmden bahsedelim.

açık ara en sevdiğim, neredeyse her repliğine her sahnesine hakim olduğum yılmaz erdoğan şaheseridir. türk sinemasının pik noktasıdır. her karakteri ayrı bir film yapılabilir. bir tanesini anlatayım, ahmet'i.

ahmet, hikayesi yürek burkan biridir.

ahmet alkoliktir. gençken leman adında kaymakamın kızına aşıktır. leman onu seviyordur, o lemanı. ama bu ilişki olmamıştır zira sınıf farkı vardır aralarında. leman koskoca kaymakamın kızıdır. o ise gariban ahmettir. aralarına neler girmişti? hangi duyguların katilleri üşüşmüşlerdi başlarına? leman, iki sene kalmıştır orada.

bu 2 senede ne hayaller kurmuştur ahmet kim bilir. lemanla evlenecek, bir yuvası, çocukları olacaktır. seviyordur işte lemanı. hayatını bu sevdanın üstüne kurma fikri ne kadar da muhteşemdir.

ama dedik ya, leman kooskoca kaymakamın kızıdır be. belki de istemişlerdir ama vermemiştir babası. ahmet kimdi ki? sevginin ne önemi vardı, para, makam, mevki olmadıktan sonra!

leman izmire gitmiştir. gitmeden önce ahmet'e bir mektup bırakmıştır, "izmire gelirsen ara" demiştir.

ahmet beş sene sonra hazırlandı, belki yüzük de aldı yanına, sağdan, soldan biriktirdiği parasıyla gitti izmire. ne umutlarla, ne hayallerle gitmişti. o yolculuk nasıl geçmişti acaba? 2. dakikada sıçrayıp topu köşeye taktığı gibi yüzüğü de takacaktı lemanın parmağına. evleneceklerdi, çocukları olacak, damdan düşüp bileğini kıracaktı. ahmet kendi elleriyle götürecekti çocuğunu çıkıkçıya. "yarın koşar" haberini aldığında rahatlayacaklar, sarılıp eve döneceklerdi.

büyük işler yapacaktı ahmet. sevgisi, onun motivasyonuydu. leman olacaktı ya yanında, gerisi boştu. bu sevdanın gücüyle artosları bile dümdüz edebilirdi ahmet. ah o artoslar. ne büyük hayal kırıklıklarına şahit olmuş yüce artoslar. belki de artosları bu denli büyüten ve ulaşılmamış yapan, şahit olduğu acılardı.

ahmet gitti izmire, lemanı aradı. ne kadar da heyecanlıydılar. buluştular. ama davetsiz bir misafir daha vardı.

leman evlenmişti...

kocası da gelmişti. o çay ne kadar da acı gelmişti ahmete. hayalleri o cam bardağın düşmesi gibi paramparça olmuştu. ahmet kalan bir miktar parasıyla içti. sonra evine döndü. acılıydı. yıllarca atamadı üstünden bu kederi. kendini alkole verdi. kendi gibi acılarla, kederlerle dolu, bambaşka hikayelerin kahramanlarıyla demlendi. içti. her gün içti.

alkolik olan ahmeti belki kurtulur, düzen kurar diye gülizarla evlendirdiler. gülizar, gariban bir kızdı. aynı sınıfın insanlarıydılar. bu insanların kaderi güzel olamazdı ki! şan yoktu, şöhret yoktu, para yoktu. şerefleri vardı bir de en hasından sevgileri. ama başkalarına...

evlendiler ahmetle gülizar. 3 çocukları oldu. ahmet, gülizarı hiç sevmedi. hayatları daha da kötüye gitti. yazık olan bir gülizar, yazık olan bir ahmet. ahmet içmeye devam etti. ölene kadar da içecektir. bir gün bu evliliği, reis bey ile oturduğu bir sofrada, kendisine çıkışılınca, dayanamayarak "evlendirirken bana mı sordunuz?" diyecek ve tüm bu yaşanılanları içerisinde binlerce yaşanmışlık içeren bir cümleye özetleyecektir.

geriye kocaman bir keder kalmıştır. ve bu kederin mahvettiği ahmet, gülizar ve sevgisiz büyüyen, sahipsizlikten kendi başlarına büyüyen üç çocuk. ahmet'in hikayesi yer yer umut, kocaman bir sevgi ama hayatı mahveden bir kederle noktalanmıştır.ahmet bir de can kardeşi rıfat'ın ölümünü öğrenmiştir. herşeyin üstüne bir de kardeşi gitmiştir. leman yok, rıfat yok.

camiiye gidecek ve diz çökecektir allah'ın karşısında. yıllardır kızgındır yaradana. ama ona meydan okuyamayacaktır. zayıflığını, acizliğini alıp çıkmıştır allah'ın karşısına. dizlerinin bağı çözülüp oturduğunda "tamam, sen kazandın" mı demişti acaba? allah'a hala öfkeli miydi ? ahmet, bunca acıya dayanamayacak, bir süre sonra siroz olacaktır. yine bir içki masasında, leman'ı, ona korneri kullanan can kardeşi rıfat'ı düşünürken, aniden fenalaşacak ve hayata gözlerini yumacaktır. bize de paranızın, şanınızın allah belasını versin diyeceğimiz bir dünya bırakacaktır.

yeni ahmetler, lemanlar, gülizarların olmayacağı bir dünya kurmak bu kadar mı zordur? değildir. bencilliğimizi, para denilen sahte kağıt parçalarına tapışımızı, gösterişimizi bıraktığımız zaman, duygulara değer verdiğimiz zaman bu dünyayı kurabiliriz. en azından çabalar, çabalarken de ölürüz.,son anında lemanları düşünerek, içki masalarında ölen bir kişiyi dahi kurtarabilmişsek, kazanmışızdır.

filmde, ahmetle alakalı birkaç sahne, kendisinin de birkaç repliği vardır. bu kadar az sahne ve replikten böyle bir hikayeyi kafamızda oluşturabilen bir yılmaz erdoğan gerçeği var. bu adam gibi birinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.


ahmet'in ağzından:

o zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya "leman"
saçları taa buralarında.
rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
o gün de maça gelmiş. ben davamlı terliyorum, daha maç başlamadan haa.
neyse maç başladı, hemen bir korner oldu. korneri bizim rıfat atmıştı, bir yükseldim topa ikinci dakkada köşeye taktım topu.
alkış, kıyamet. bir döndüm bizim leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
-kaç sene kalmıştı o kız burada?
2 sene. giderken bana bir mektup bırakmıştı, izmire gelirsen ara diye, ben de 5 sene sonra gittim.
-ee bulabildin mi?
buldum. hatta bir de çay içtik. ben o bir de kocası.
o ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
devamını gör...

herkesin dışarıda maskeyle dolaşması. takmayana ceza kesiyorlar o derece..
devamını gör...

sözlük forum değildir.
sözlük wiki değildir.
sözlük forum ve wiki sentezi değildir.
sözlük ebeveynleri forum ve wiki değildir.

forumda armut üzerine ikili tartışmalar üçlü tartışmalar grup tartışmaları yapılır.
wikide armutun edebi, biyolojik, botanik, tarihsel vb tanımları yapılır.
sözlük armutun wiki halinin kişisel tecrübe ve yorum katılmış halidir.

yani sözlük forumla alakasızdır. wikinin samimiyetle gelişmişi gibidir.

wikide armutu anlatan sayfanın altına "sen armuttan ne anlarsın" yazılamaz. sözlükte de yazılamaz.
wikide armutu anlatan sayfanın altına "falan ildeki armutlar diğerlerine nazaran suludur ama erken bozulur" yazılamaz. sözlükte yazılması tercih edilir.

wikiden yada benzer mecralardan kopyala/yapıştır bir yer de değildir sözlük. bir miniwiki değildir yani. bilakis wikinin kişisel tecrübeleri de kapsayan halidir. yani sözlükler wikinin parçası değildir. aksine, sözlükler wikileri içinde barındıran tecrübe tahtalarıdır.

ancak forumdan fersah fersah uzaktır sözlük. iki ve daha fazla kişinin karşılıklı muhabbet ortamı değildir. bu yüzdendir aynı başlığa birden fazla tanım girilememesi. forumlardaki gibi armut hakkında benim fikrime karşı/yandaş polemik geliştirilmez sözlüklerde. herkes kendi tecrübesini tanımlar ve bu tanım bir başkasının hoşuna gitmese o da tanımlar. odakta kişiler olmaz başlıklar olur.

"burası forum değil" ifadesi, yazılan tanımın kişinin fikrini diğerlerinin işine geldiği şekilde ifade etmemesi anlamında değildir. olayı sözlükten uzaklaştırıp iki ya da daha fazla kişi arasında polemiğe ya da muhabbete dönüştürülmemesi anlamındadır. odağın, başlık hakkındaki fikirlerimizden, tanımlayan kişilere doğru kaymaması hakkında uyarıdır.

neticede sözlük forum değildir. moderasyonun inisiyatifi ile forumsal başlıklara müsamaha gösterilen sözlüktür.

forumdan çok uzak bir başka özelliği de edit ahlakıdır. tanımını editlediğin zaman tanım altına editi ve amacını belirtmek de sözlük etiği gereği gereklidir. tanımını beğenen ve favoriliyenler ve editten sonra okuyacaklar için uyarıdır. "bu tanımdaki beğeniler editten önceki haline gelmiş olabilir. ben bu tanımda bunu bunu editledim" demeye çalışmaktır.

sözlüğün neden forum olmadığına dair sayfalarca yazılabilir ama o anafikir o sayfalar okunduğunda anlanılacak bir şey değildir. zamanla öğrenilir.piştikçe anlamlandırılır.

troller geçicidir yazarlar kalır.



metnin tamamını okumaya üşenenler için özet: üşendiyseniz okumalısınız. tam da sizin için yazıldı.
devamını gör...

bugün çok ilginç bir bilgi öğrendim, sizinle de paylaşmak istiyorum.

youtube'da bir videonun izlenme limiti 9 kentilyon 223 katrilyon 372 trilyon 36 milyar 854 milyon 775 bin 808*'miş.
devamını gör...

küçük şeylere bakılarak söylenebilir:

✓ sıra kültürünün olmaması.

✓ vapur gibi toplu taşıma araçlarına insanların itiştirerek koşuşturarak binmesi.

✓ kapalı-açık ayırt etmeksizin, taşaklı cinslerin biraz güzel bulduğu bir kadına öküzün trene baktığı gibi bakması.

✓ kadınların geceleri sokakta rahatça yürüyememesi.

✓ erkeklerin ev işi yapmayı erkekliğine hakaret sayması.

✓ kızların bacaklarını kapat diye yetiştirilirken, erkeklerin göster oğlum amcama pipini kulturuyle yetiştirilmesi.

✓ yaşlıların sadece yaşlı olduğu için otobüste gözleriyle üstünüzde psikolojik baskı uygulaması.

( nerden geliyor peki? salı pazarından. haspam! vermiyorum lan! kudur!)

✓ statünün baskı unsuru haline gelmesi.

✓ liyakatsızlık. amca dayı kültürü. ( altını çiziyorum)

✓ birbirine domates fırlatan, olmadı kol ısıran tiplerin bakan/ millet vekili olması.

✓ sanatın ve sanatçının değer ve destek görmemesi.

✓ evliliğin sorumluluğunu alamayacak bireylerin evlenmesi sonucu evliliği kurtarmak için yapılan psikolojisi bozuk bireyler.

✓ sevginin bir acı sonucu hak edilmesi gereken bir şey olduğunu düşünen zavallı, hastalıklı bir zihniyet.( bunun altında kompleks yatıyor.)

✓ çocuklara sunulan şartlı sevgi neticesinde, cinsellikte oluşan yanlış algı ve bunun bir ödül-ceza
mekanizmasına dönüşmesi.

✓ dış görünüşüne, gosterisin ( kıyafetin, evin, arabanın, paranın) çok fazla önplanda olması.
( oysa ki paranın eğitimin onune geçmesi avamliktir.)

✓ nezaketin güçsüzlük zorbalığın güç sayılması.

✓ tarihi eserlerin üzerlerinin yazılıp çizilmesi.

✓ hayvanlara zarar verilmesi. ( zehirlenmesi, parçalanması, hayvanın hiçbir değerinin olmaması. )



yani bir canın et, bir çiçeğin ot, bir ağacın odun sanilmasi.
devamını gör...

gerçek hayatta da olduğuna emin olduğum fakat kanıtlayamadığım harry potter evrenindeki yaratıklardır.
devamını gör...

bazen rahatsız edici derecede detaycı olurum.
resim çizmenin verdiği bir özellik mi yoksa böyle bi özelliğim olduğu için mi resim çiziyorum daha çözemedim ama insanları objeleri çok incelerim.
size şöyle söyleyeyim yakınımdaki insanlar kendi yüzlerine ben kadar hakim değildirler. yüzlerindeki ellerindeki, ayaklarındaki her detayı bilirim.
hele yeni tanıştığım insanlara çok dikkatli bakarım*, gördüğüm bir yüzü unutmam çok zordur, hal böyle olunca da beynim bir çöplüğe dönüyor.
mesela bir dizi mi izliyorsunuz ve oyuncu daha önce nerde oynamıştı bulamadınız mı? bana sorun şak diye söylerim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim