bir kitabın sizi ateist yapacağını bilseydiniz yine de okur muydunuz sorunsalı
başlıkta bahsi geçen kitabın dini bir kitap olup olmadığını merak ettim doğrusu. zira dini ve kutsal kitapların da böyle bir özelliği var.
devamını gör...
komilik yaptığı para ile aldığı bilgisayarı annesi işsiz kalınca iade etmek zorunda kalan kişi
yeni türkiyeden insan manzaraları. umarım mutludur malum yönetim.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
buyrun dostlar beraber dinleyelim.
devamını gör...
italya'da 55 euro türkiye'de 1000 lira
italya takımlarından novara'ya transfer olan 21 yaşındaki voleybolcu ebrar karakurt'un market alışverişine dair yaptığı paylaşım. kuraklık bir tek buraları vurmuş demekki.

italya takımlarından novara'ya transfer olan 21 yaşındaki voleybolcu, market alışverişindeki paylaşımıyla dikkat çekti.
ebrar karakurt, yaptığı alışverişin fotoğrafını çekerek, "italya'da 55 euro, türkiye'de 1000 lira" dedi.
kaynak: tr.sputniknews.com/20210924...

italya takımlarından novara'ya transfer olan 21 yaşındaki voleybolcu, market alışverişindeki paylaşımıyla dikkat çekti.
ebrar karakurt, yaptığı alışverişin fotoğrafını çekerek, "italya'da 55 euro, türkiye'de 1000 lira" dedi.
kaynak: tr.sputniknews.com/20210924...
devamını gör...
melanin
deri saç kıl ve gözünün rengini belirleyen büyük molekül ağırlıklı protein yapısındaki pigmentdir.
devamını gör...
aleksitimi
en basit tanımı ile kişinin, duygularını fark etme, tanıma, ifade etme ve ayırt etme güçlüğü olarak tanımlanabilir.
aleksitimi terimi ilk olarak, 1973 yılında psikoterapist peter sifrenos tarafından kullanılmıştır.
aleksitimi hastalarında toplumsal yaşama yabancılık ve duygularını ifade etmekte güçlü çekme görülür. günlük yaşamda iletişim kurarken herhangi bir sorun yaşamazlar lakin duyguları ile bağ kurup bu duyguları ifade etmekte zorluk çekerler.
bu hastalarda, duyguları fark etme ve söze dökme güçlüğü, hayal kurma güçlüğü gibi olgular da karşımıza çıkar.
yapılan çalışmalarda beynin sağ yarım küresinde ve sağ-sol yarım küre arasındaki bağın bozulmasının aleksitimiye neden olduğu ortaya konulmuştur.
aleksitimi terimi ilk olarak, 1973 yılında psikoterapist peter sifrenos tarafından kullanılmıştır.
aleksitimi hastalarında toplumsal yaşama yabancılık ve duygularını ifade etmekte güçlü çekme görülür. günlük yaşamda iletişim kurarken herhangi bir sorun yaşamazlar lakin duyguları ile bağ kurup bu duyguları ifade etmekte zorluk çekerler.
bu hastalarda, duyguları fark etme ve söze dökme güçlüğü, hayal kurma güçlüğü gibi olgular da karşımıza çıkar.
yapılan çalışmalarda beynin sağ yarım küresinde ve sağ-sol yarım küre arasındaki bağın bozulmasının aleksitimiye neden olduğu ortaya konulmuştur.
devamını gör...
normal sözlük'ü tek bir kelime anlat
bağımlılık.
devamını gör...
afillibirbey
sesine sağlık demekten başka bir çok şey diyebilecekken, kelimeleri boğazımıza düğümleyen yazar.
devamını gör...
kişinin 17 yaşındaki haline vereceği öğüt
mal mal yatma kalk 2 test çöz.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
çaylagin azmidir. ımdb 9
devamını gör...
instagram tipi tanım beğenme özelliği
istem dışı beğeni atılmasına dair bir kaç şikayet aldığımız için çift tıklama aralığını bir miktar kısaltmış bulunmaktayım. özellik halen aktiftir fakat biraz daha seri tıklamak gerekmekte.
devamını gör...
küfür
hoşlanmadığım sözlü hakaret.
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
ilk üç yılım harika geçmişti, öğretmenime aşıktım resmen o kadar tatlı, güzel, dünya iyisi, annem kadar neredeyse beni sevdiğini düşündüğüm bir öğretmenim olduğu için çok şanslıydım. çok da güzel bir sınıftık biz. sarı, üzerine beyaz kalpli masa örtülerimiz vardı hatırlıyorum, her cuma sırayla bir anne alır yıkar, ütülerdi. ptesi sabahı mis kokulu olarak gelirdi o örtüler. bizim masa örtümüzün köşesine diğerleri ile karışmasın diye annem baş harflerimi işlemişti. yine ismim işlenmiş peçetelerim olurdu beslenme saatinde kullandığım. o kadar güzeldi ki onlar arada bir yok olurdu. okul çantam bile aklımda, atom karıncalı montum...
biz küçükken çok büyüktük.
mesela kollarımızı bir açardık,
dünyayı kucaklardık.
güzeldik biz küçükken.*
evet güzeldik biz küçükken...
biz küçükken çok büyüktük.
mesela kollarımızı bir açardık,
dünyayı kucaklardık.
güzeldik biz küçükken.*
evet güzeldik biz küçükken...
devamını gör...
gone girl
bir david fincher şaheseridir. se7en kadar bilinmiyor, fight club kadar konuşulmuyor belki ama gone girl oldukça derin aforizmalara sahip bir eserdir. bir suç hikayesidir. hem de ne suç!
amy dunne ve nick dunne adlı karakterlerimizle beraberiz. bu ikisi evli bir çift. adam kadını aldatıyor, kadın da intikam alıyor. bunu söyleyeyim bir.
amy'nin icraatları * karşısında insanın ağzı açık kalıyor. se7en'da john doe'nun arabada olduğu sahne bi beni heyecanlandırmıştı bu kadar. bir de "what's in the box?!" kısmı. ama gone girl tüm gidişatıyla, özellikle sonuyla aşırı düşündürücü bir film. evlilik üzerine de düşünebilirsiniz mesela. insan hakkında da. keskin yorumlar yapmaktan kaçınıyorum çünkü epey oldu diyebilirim izleyeli.
ama net olarak denebilir ki bu kitapta antagonist ve protagonist yer değiştirir. okuyucu veya izleyici (kitabını da göz önünde bulunduruyorum burada.) önce birisinden nefret eder, sonra ötekisinden. sonra tam tersi olur durum. asıl sorunlu karakteri de böylelikle görüyoruz.
kısmen güzel bir teması var. izlenebilir. ben kitabını okumadım ve okumayı da düşünmüyorum çünkü kalın denebilir... 432 sayfa diyor google. eh, kalın tabii. onu okuyacağıma 100 sayfalık şaheserleri okurum. hem polisiye roman okuyasım da yok. ama okumak isteyen olursa anlarım çünkü gone girl epey mantıklı bir senaryoya sahip.
filmin girişi şu şekilde: when i think of my wife, i always think of the back of her head. i picture cracking her lovely skull, unspooling her brain, trying to get answers. the primal questions of a marriage: what are you thinking?
açıkçası sahneyi hatırlayınca tüylerim diken diken oluyor... çünkü bu sözler son derece derin sözler esasında. ne düşünüyor insanlar? bu soruya cevap verebilecek bir gücümüz, bilimimiz olsa veyahut bir başka imkanımız, o zaman zaten her şey çözülürdü. hiçbir dert kalmazdı. ama hayat bu. hayatın ta kendisi. elden bir şey gelmez, yapılacak şey, her zaman tetikte olmaktır. evliliklerde de böyledir bu. insan tetikte kalmalıdır. içten içe en azından. ve bu içten içe tetikte kalma durumu mevcut olmasa dahi insan evrimine işlemiştir.
söyleyeceklerim aşağı yukarı bu kadar işte... akışta gördüm diye yazdım bi hevesle.
amy dunne ve nick dunne adlı karakterlerimizle beraberiz. bu ikisi evli bir çift. adam kadını aldatıyor, kadın da intikam alıyor. bunu söyleyeyim bir.
amy'nin icraatları * karşısında insanın ağzı açık kalıyor. se7en'da john doe'nun arabada olduğu sahne bi beni heyecanlandırmıştı bu kadar. bir de "what's in the box?!" kısmı. ama gone girl tüm gidişatıyla, özellikle sonuyla aşırı düşündürücü bir film. evlilik üzerine de düşünebilirsiniz mesela. insan hakkında da. keskin yorumlar yapmaktan kaçınıyorum çünkü epey oldu diyebilirim izleyeli.
ama net olarak denebilir ki bu kitapta antagonist ve protagonist yer değiştirir. okuyucu veya izleyici (kitabını da göz önünde bulunduruyorum burada.) önce birisinden nefret eder, sonra ötekisinden. sonra tam tersi olur durum. asıl sorunlu karakteri de böylelikle görüyoruz.
kısmen güzel bir teması var. izlenebilir. ben kitabını okumadım ve okumayı da düşünmüyorum çünkü kalın denebilir... 432 sayfa diyor google. eh, kalın tabii. onu okuyacağıma 100 sayfalık şaheserleri okurum. hem polisiye roman okuyasım da yok. ama okumak isteyen olursa anlarım çünkü gone girl epey mantıklı bir senaryoya sahip.
filmin girişi şu şekilde: when i think of my wife, i always think of the back of her head. i picture cracking her lovely skull, unspooling her brain, trying to get answers. the primal questions of a marriage: what are you thinking?
açıkçası sahneyi hatırlayınca tüylerim diken diken oluyor... çünkü bu sözler son derece derin sözler esasında. ne düşünüyor insanlar? bu soruya cevap verebilecek bir gücümüz, bilimimiz olsa veyahut bir başka imkanımız, o zaman zaten her şey çözülürdü. hiçbir dert kalmazdı. ama hayat bu. hayatın ta kendisi. elden bir şey gelmez, yapılacak şey, her zaman tetikte olmaktır. evliliklerde de böyledir bu. insan tetikte kalmalıdır. içten içe en azından. ve bu içten içe tetikte kalma durumu mevcut olmasa dahi insan evrimine işlemiştir.
söyleyeceklerim aşağı yukarı bu kadar işte... akışta gördüm diye yazdım bi hevesle.
devamını gör...
afgan bilim kadınlarını meksika aldı
biz de erkeklerini aldık. bırakın bilim kadınını hiç afgan kadın görmedim.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
kuşlarda gözyaşı bezi yani lachyrmal gland bulunmaz. bu sebebten kuşların hiçbiri ağlayıp gözyaşı dökemez. gözlerinin nemli kalmasını sağlayan ise "üçüncü göz kapağı" olarak da bilinen göz nemlendirici/kırpıcı zardır.
devamını gör...
güneş (yazar)
okuması çok keyifli yazılar yazan, ortağıyla birlikte büyük şehrin kaosundan kurtulma şansına sahip olmuş değerli bir yazarımızdır.
ikizlerine uzun, sağlıklı ömürler diliyorum.
kalemi körelmesin.
ikizlerine uzun, sağlıklı ömürler diliyorum.
kalemi körelmesin.
devamını gör...
ya annen ya ben diyen eş
şu şarkıyla yollayacağım eştir.
devamını gör...

