kars çıldır gölü
buradan
devamını gör...

çok ilginç ya tecavüz suç değil ama tecavüzcüye tecavüzcü demek suç.
devamını gör...

bir insanın hayatında yapabileceği en büyük aptallıklardan birisidir.
devamını gör...

gece ve gündüz tayfasının anlayış farkını gösteren olay.
gececi tayfa içki falan içiyor herhalde, biraz bonkör oluyorlar.
gündüzcü tayfa iş güç koşturmaca derken gerginler biraz, ne oyu len okuduğuma dua et diyorlar.
devamını gör...

bu bir ağır işsiz başlığıdır kabul ediyorum. çok fazla işim var ama kafama takıldı işte. dedim ki tüm kafastore'u kapatsam kaç karma lazım.

sözlük özellikleri için: 8 bin karma puan
müzik rozetleri için: 40 bin 500 karma puan
takım rozetleri için: 11 bin 500 karma puan
film rozetleri için: 71 bin karma puan
dizi rozetleri için: 52 bin 500 karma puan
basketbol rozetleri için: 11 bin 500 karma puan
oyun rozetleri için: 5 bin karma puan

toplam 200 bin karma ediyor arkadaşlar. ne yazık ki sözlükte en yüksek karması olan yazarın (bkz: daddy) bile ancak bu toplamın beşte biri kadar karması var. tabi bu şimdilik böyle. her an yeni rozetler de gelebilir. herkese bol kazançlı günler dilerim.
devamını gör...

bomboş bir insanın bomboş bir sözü.

ilgisi olmayıp, yanından bile geçmeyeninden. onlarca satır yazarım ama senin cahilliğine ve kötülüğüne fazla.
devamını gör...

sonradan birçok serisi çıkmış olsa da ele alacağım yapım 2000 yılında çıkış yapan orijinal beyblade'dir. yapımın 51 bölüm boyunca vurgulamak istediği şey arkadaşlığın ve oynanan oyundan keyif almanın önemidir. beyblade denen zımbırtıyı yerli ağızla ele alacak olursak da sanırım 'topaç' diyebilirim. ancak bazı beybladelerin içinde kutsal canavarlar bulunmaktadır. bu kutsal canavarlar karşılaşma esnasında ortaya çıkar ve kendilerine has yetenekleriyle rakibi alt etmeye çalışır. yapımda ise 5 adet önemli karakter vardır. bunlar: kinomiya takao, (ana karakter.) kai hiwatari, (havalı çocukların favori karakteri.) max mizuhara, ray kon ve bilgiç'tir. (gözlüklü küçük beyblade oyuncusu olmayan velet.) yapımda karakterler önce japonya'da ülke genelinde düzenlenen turnuvaya katılır. turnuvayı takao kazanır, kai ise ikinci olur. ray ve max'le beraber ilk 4'e giren oyuncuların sırası belli olur. bu dörtlü bundan sonra "japon takımı" olarak anılacaktır. bilgiç ise oyuncuların beybladelerine bakım yapmak, tamir etmek, rakibi analiz etmek amacıyla japon takımı'na teknik sorumlu olarak dahil olur. oluşan bu ekip akabinde düzenlenen asya turnuvası'na katılır. orada şampiyon olup avrupa turnuvası'na doğru emin adımlarla ilerlerler. her ne kadar belli başlı zorluklar yaşamış olsalar da avrupa turnuvası'nı da kazanırlar. (kazanamasalar çizgi film biter olum, dimi?) bu turnuvanın ardından da dünya turnuvası'na katılırlar. burada finalde karşılaşacakları rakip "rus takımı"dır. rus takımı son derece acımasız, çirkef, ancak bir o kadar da güçlü oyunculardan oluşmaktadır. kutsal canavarları da kendileri gibi kötü niyetlidir. ancak yazının başında da belirttiğim gibi kazanmamın formülü arkadaşlıktır. bu nedenle ruslar hariç tüm rakipleri ile bir ittifak oluştururlar. çünkü her ne kadar birbirlerine düşman gibi gözükseler de hepsinin ortak amacı beyblade oynamak, beybladeleri korumak ve yaygınlaştırmaktır. rusların kötü emellerine beyblade gibi masum bir unsuru alet etmek istemezler. ayrıca söylemeden edemeyeceğim, ruslara karşı oluşturulan bu ittifaktan ben bi nato kokusu almadım diyemem. (senaristin aklına gerçekten nato gelmiş midir onu bilemiyorum.) devam edecek olursam hepinizin tahmin edebileceği üzere japon takımı'mız rus takımı'nı alevli meyve tabağı edasıyla döndürerek evire çevire tokatlamıştır. (bu kadar kolay olmadı tabii. benim algıma gelmeyin.) ayrıca neredeyse 40-45 bölüm boyunca bir kez yüzü gülmeyen ve takım arkadaşlarına değer vermeyen kai, son bölümlerde ana fikre son derece uygun bir kişiliğe bürünmüştür. tüm yönleriyle ele alamamış olsam da önemli bir kısmını anlatmış olduğum bu yapımın yeri benim için çok ayrıdır. ankara dışkapı'da rus pazarı (ulan yine mi ruslar!) denen yerden çakma beybladeler alıp beraber kırılana kadar tepside döndürdüğümüz alper adlı arkadaşıma selamlar. maddi anlamda düze çıktığım bir vakit birkaç orijinal beyblade ve tepsi olmayan bir arena almayı düşünmekteyim.
devamını gör...

şarkı benim için başlık sahibine ettiği kadar bir anlam ifade etmiyor fakat başlık sahibi biricik dostum bu şarkıyı lise zamanlarımızdayken indirmemi söylemişti. ilk dinlediğimde acıyı yüreğimin derinliklerinde hissettim, türkçesini bilmeden.

hala ne anlama geldiğini ve şarkının neyi anlatmak istediğini bilmiyorum. anlamını merak da etmiyorum aslında. bazı şeyler ilk hatırlandıkları hislerle güzel, eğer anlamını öğrenirsem belki ilk duyduğum zamana ve o anki hislerime ihanet olacak bu.
devamını gör...

o da bir şey mi? babamın arkadaşıyla fotoğraf çekinmiştik. facebook'a atarken "yiid yehnim" yazmıştı.

t: yeğenlerini seven dayıdır. ayrı bir samimiyet içerir.
devamını gör...

artık altının girdi yazılmaması için kitlenmesi gereken nickaltı. sayın yazarda girdiği onca kaliteli tanımların ardından böyle bir sürü tartışma ile burada ki yazarlık kariyerini bırakmak istemezdi, isteseydi kendisine yakışmazdı.

allahtan durumum vardı da tüm girdileri okudum* hoş sohbetli ve güzel entryleri olan bir yazardı okumayı severdim kendisini, yarım saat sonra yazsa yine okurum ancak tarafları okan bayülgen sunuculuğunda kapıştırmaya çalışmanın kimseye faydası yok. hatta konu ile hiç alakası olmayan yazarları sırf uyuşmuyorsunuz diye dahil etmeye çalışmak ve alakasız alakasız hedef göstermekte ayrıca çok gereksiz.
devamını gör...

nasıl evlendiniz diye sorarlarsa "kafa'larımız uyuşuyordu" diyebilmek için açılan başlık.
devamını gör...

neyse yetiştik, iyi yayınlar dilerim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

canım memleketimde sürekli ılık ılık esen rüzgardır.genelde yağmuru beraberinde getirir.rüzgarına bile hasret kaldık be kardeşim.
devamını gör...

sokak ortasında ağlayan kadın tespiti ile biraz yumuşadım kendisine. girdim baktım profiline, tanımlarını kimlerin beğendiğine. öyle isimler gördüm ki şok oldum şok. siz kadınlar gerçekten çok ikiyüzlüsünüz. demek ki bu adamın tespitleri
boşuna değil. ulan bundan sonra ben de senciyim be lucifer. yaşasın karanlık taraf.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ovada nargile..
devamını gör...

artık çıkmıyorum istiklale
sabah fatma hanım uyandırıyor.
helva, ekmek, çay bana onlar bakıyor.
odanın hali perişan, ben perişan kimse yok işime karışan.
devamını gör...

bir istek belirten cümül.

dün gece kaç kişi size bu akşam sizin yanınızda uyumak istiyorum dedi?

bana hiç kişi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pasifik okyanusunda, mariana adalarının yanında bulunan dünyanın en derin noktasıdır. araştırmalara göre bu çukurun oluşma sebebi levha hareketleridir. iki okyanusal levha çarpıştığı için yoğunluğu fazla olan levha diğerinin altına girer ve bu derin çukur oluşur.

doğanın her yerinde olduğu gibi mariana çukuru da insanevladının verdiği zarardan nasibini almıştır. 2012'de yapılan dalış sonucu denizin dibinde plastik poşet ve şeker ambalajları bulunmuştur.

yeni yerler ve canlılar keşfedebilecekken onlara da zarar verdiğimizi görmek üzücü gerçekten.
devamını gör...

sayılar konusunda hassas olduğu için 1000. tanımını kendi nickaltına yazıp, bu vesile ile birkaç konuda teşekkür etmek isteyen yazar.

öncelikle merhabalar sevgili kafa sözlük yazarları.*

2 gün sonra kafa sözlüğe kayıt olalı tam 1 ay bitmiş olacak. ne zaman buraya kaydoldum, ne zaman burayı bu kadar benimsedim ve zaman nasıl bu kadar hızlı geçti hiç bilmiyorum. bildiğim tek şey buranın benim için "bir bakıp çıkacağım" diyerek girip, bir baktığım ama çıkamadığım bir yer olması.

nasılsa hoşlanmam, adapte olamam, birkaç gün takılır sonrasında varlığını unuturum dediğim bu sözlük, sabahları uyanıp günaydın görselini atarak herkesi selamladığım, tüm günün stresinden sıyrıldığım, kafamı boşaltıp eğlendiğim, gece ışıkları kapatmadan önce herkese iyi geceler dilediğim bir yer oldu. şimdi bakıyorum da tüm günüm olmuş neredeyse.*

burada hiç kimseyi tanımasanız bile geldiğiniz anda "kim bu" diye bakan gözlerle değil "yeni gelmiş sanırım, yabancılık çekmesin karşılayalım" diyen bir havayla karşılaşıyorsunuz. nasıl ki günlük hayatta yeni girdiğiniz bir ortam için sıcak karşılanmak kendinizi rahat hissettirir sanki burası da rahat hissetmeniz için elinden geleni yapan bir müessese gibi. yazarlarından tutun moderatörüne kadar herkes geniş bir anlayışa ve hoşgörüye sahip.

kendimden yola çıkarak örnek vermem gerekirse daha önceden de söylediğim gibi kendimi edebiyat ve görsellerle ifade etmeyi severim. gördüğüm herhangi bir başlık bana direkt olarak bir dize, pasaj ya da görseli çağrıştırır. bunları şahsi fikirlerimle harmanlayarak tanım yazmak kendimi ifade etmemi kolaylaştırıyor. paylaştığım tanımlardan sonra gelen mesajlar, o kadar motive edici oluyor ki kelimelerle ifade etmem mümkün değil. zaten gelen mesajlardan sonra ettiğim kemkümleri biliyorsunuz.*

her neyse lafı çok uzatmak istemiyorum, tanımı yazma nedenime geleyim; teşekkür etmek istiyorum.

geçen haftalarda kraliyet arması sahibi olup d&r'dan hediye çeki kazanmıştım, açıkçası böyle bir beklentim yokken bu ödülü almam beni hem heyecanlandırdı hem mutlu etti. indirim çekini kullanarak aldığım kitaplar bugün elime ulaştı.

hiçbir yerde görmediğim bu uygulama ve böylesine güzel bir sözlüğü kurduğu için öncelikle yoldaş benjamin franklin'e,

arma konusundaki desteği için tatlı mı tatlı hi my i run'a,

kitap seçimim konusunda yardımcı olan gaunter o'dimm'e,

tanımlarım sonrasında mesaj atıp beni aşırı mutlu eden, tanımlarımı okuyup bana katlanan ve bu kadar anlayışlı, hoşgörülü olan tüm kafa sözlük yazarlarına tek tek teşekkür ediyorum.

güzel ve güneşli günler gördüğümüz nice umut dolu günlere ulaşmak, yazmak, anlatmak, paylaşmak dileğiyle...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tsk zamanları, şırnak'ta yeni gelmiş askercağızlarımıza silah eğitimi veriyoruz.

60mm komando havanına geldi sıra, tek kişinin kullandığı basit bir boru. olayı nedir? havan mermisini içine bırakmadan önce dibine barut hakkı denilen, atılacak mesafeye göre ayarlanan barut yaprakları koyuyoruz, mermiyi bırakınca dipteki iğneyle oluşan tetiklemeyle barut alev alıyor mermi fırlayıp gidiyor.

benim barut hakkını koymayı unutmam, mermiyi havana bıraktıktan sonra o yarım saniyede bunun farkına varıp şimdi ne olacak bakışım, merminin kendi ivmesiyle çıkıp 3 metre ötemize düşmesi ama patlamaması, çünkü havan mermisinin de pimini çıkartmayı unutmam.

ve evet, o vakitler haberlere "eğitim zayiatı" olarak çıkmamamızın yegane sebebi o minnak pimdir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim