tabii ki unutmak. yok saymak bana daha iyi geliyor.
devamını gör...

ukde doldurmanın ilk kuralı, ukdecinin ismine yer vermektir. başlığı kendisininmiş gibi sahiplenip ortamlarda caka satamaz. ukdecinin kulağına giderse peşine düşer. kabusu olur. bu sebepten dikkat gerektiren iştir.
devamını gör...

hiç istemediğim bir şeydir. beni tanıyorsanız bile tanımıyormuş gibi davranın lütfen.
devamını gör...

allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın.

çok güzel bir haber. bu kadar sanat değeri yüksek, bu kadar milletin özünden çıkmış, bu kadar istiklal ruhuna uygun bir şiir yazılmış mıdır, bilmem.
devamını gör...

belki de ilk defa bir şeyler başarabildiğini hissedip az önce gururlanmış yazardır.
tüm ekibe sizlere teşekkür ediyorum destekleriniz ve güzel mesajlarınızdan ötürü.
ben bu şarkıyı ve klibi tamamen çevremdeki güzel dostlarm sayesinde tamamlayabildim. çekimler bittiğinde ''color grande'' yapılması için stüdyoya gönderecek paramız dahi olmadığından renk işlemelerine kadar oturup, öğrenebildiğimiz kadar öğrenip bir şeyler yapmaya çalıştık. dostlarımın birisi araç kiralama masrafına ortak oldu, birisi çekim günleri marketten sandviçler alıp bize getirdi başka birisi kayıtlar için yol masraflarımı karşıladı pek tabi ben de elimdeki imkanları zorlayarak ortaya içimize sinen bir şarkı çıkardık. devamı gelecek, hazırda tuttuğum bir şarkıyı ise şu an sadece supportgirl biliyor beğenip beğenmediğini dahi henüz öğrenemedim.
anlatmak istediğim şey şu kısaca, pek çok hayalimden ve yapmak istediğim asıl işlerden, içerisinde bulunduğumuz malum şartlardan ötürü vazgeçmiş iken, bugün 18 yaşıma yeniden döndüm adeta. etrafınızda güzel insanlar varsa her şeyi başarabilmek mümkün oluyormuş. mutluyum ve bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak için yazıyorum bu satırları. dinleyen, dinlemeyen herkese tekrar teşekkürler ve lütfen hiç bir getirisi olmasa bile hayatınızın bir kenarında sevdiğiniz bir şeylerle uğraşın...

not : bu girdi duygu sömürüsü amacıyla yazılmamıştır, olanı anlatmıştır ve
youtube : greysmusic
spotify : greys - fay :=)
devamını gör...

hatırlayınca bir benim mi gözlerim doluyor diye merak ettiğim eylem. ne güzel günlerdi, ne onurlu bir eylemdi. herhalde bu ülke adına umutlandığım son zamanlardı. çok fazla şey öğretmiştir bana, dayanışmanın gücünü (elinizle dokunur gibi hissederdiniz bunu) , hiç ortak noktan olmadığını düşündüğün insanlarla nasıl ortak nokta bulabileceğini, zulme ve baskıya karşı direnmenin insanları ve toplumu nasıl güzelleştirdiği..

en çok aklımda kalan, antikapitalist müslümanlar olmuştu. varlığından o zamana kadar hiç haberdar olmadığım, ama beni epey etkileyen dernek. ne sağlam ne cool bir duruşunuz vardı. gerçek müslümanın tam bir sosyalist olması gerektiğini düşündürmüştü bana.

ve maalesef son güzel zamanları ülkemin. o günleri hatırlayınca umut edebilmenin ne güzel olduğunu da hatırlarım.
devamını gör...

edit: yazar arkadaş ile anlaştık. niyetinin farklı olduğunu anladım. niyetini açıkladığı için teşekkür ederim. ama girdiyi silmeyeceğim çünkü aranızda aşağıda belirttiğim gibi düşünenler olduğunu biliyorum.

başlığı açan yazarımız "her kadın annelik ister" demiş ama yok öyle bir şey. bıkmadınız mı bu genellemelerden? hiçbir kadın anne olmak zorunda değil. karşısında güvendiği biri olsa da bir insan doğurmak istemeyebilir. "bir insan çocuk istemiyorsa mutlaka sorunu vardır" nasıl bir düşünce tarzıdır allah aşkına. 21. yüzyılda uğraştığımız şeylere bakın saçımı başımı yolmak istiyorum artık. yıkın şu "kadın=anne" algınızı.
devamını gör...

gündem gündem gundemdir.
devamını gör...

bu yazıyı belki dün yazdım, belki de bugündü. tam hatırlamıyorum. önemi var mı onu da bilmiyorum. muhtemelen yoktur ama yine de içimde tuhaf bir uzaklaşma duygusuyla oturdum bekliyorum.

albert camus’un anlatmak her zaman zordur zaten. anlatmaya başlamamak için binbir neden bulur insan ama kaçınılmaz son her zaman gelir. o yüzden onunla ilgili yazıların ne zaman yazıldığı da hiçbir zaman mühim olmamıştır ve muhtemelen de hiçbir zaman olmayacaktır.

albert camus bir röportaj esnasında kendisine bir muhabir tarafından en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda trafik kazasında ölmek olduğunu söylemiştir. ve bilin bakalım ne oldu? camus bir imza töreninden dönerken trafik kazasında öldü. absürtlük camus’yü ölürken bile yalnız bırakmadı. var oluşunun anlamlanması için ihtiyaç duyduğu şey belki de buydu zaten.

romanın kahramanı mersault da bir absürtlük denizinde yüzmektedir. belki bu yüzden onu ilk deniz kenarında görürüz. mersault her şeyi aynı kayıtsızlık karşılar. doğal bir ölümle giden annesini de, cinayete kurban giden arap’ı da, yaşadığı ilişkiyi de...

mersault doğal olmayan bir inziva içinde çok doğal bir şekilde yaşayan ve kayıtsızlıkla kaplanmış bir yaşayan ölüdür.

okunmaya değer mi bilmiyorum ama okumazsanız eksik kalacaksınız. yine de siz bilirsiniz.
devamını gör...

ne garip, atatürk hiç tanımadığı ve henüz dedesinin dedesi bile doğmamış çocuklar rahat uyusun diye savaştan savaşa koşuyor, hatta gözünü kaybediyor. ama 2009 doğumlu biri sütünü içtikten sonra klavyesinin başına geçiyor ve sırf rakı içiyor diye bir adamı yerden yere vuruyor. hemde onu hiç tanımadan. sözlüğü nefret kusmak için kullananlar burdan gitsin.
devamını gör...

öldükten sonra ne oluyor?
sorunun cevabı her şey bitiyor ise bu çok üzücü ve korkunç bir durum oluyor.
sorunun cevabı sonsuzluk ise aklım almıyor nasıl olabilir her şeyin bir sonu olmalı.
devamını gör...

geri almış çocuk bilgisayarını. çok sevindim. keyfim yerine geldi.
devamını gör...

sayın gif abi, bu tertemiz bembeyaz sayfayı bana ayırdığın için gönülden teşekkür ederim.*
gönderdiğini içtim, sağol. daha yeni yeni kendime geldim ama. *
şaka bir yana, ben de seni takip etmekten dolayı memnunum.
yazılar güzel, kalpler karşılıklı.
devamını gör...

pişmanlıktır, bulaşmayın.

uyarımızı yaptığımıza göre tanım da geliyor; hamsterların gece (bize göre gece onlar için sabahlar olmasın) sporuna eşlik eden alet.

kilo alıp neredeyse tavşan boyutuna gelen hamsterımın zayıflayabilmesi ve sırf bu zımbırtıyı takabilmek için kafesini değiştirmiştim. o zaman başıma geleceklerden henüz haberdar değildim.

ışığı kapatır kapatmaz hunharca dönmeye başlıyor, başka odaya koysam da sese takılınca uyumak mümkün olmuyordu. yorulmak da bilmiyordu sıpa, sabaha kadar tıkır tıkır.

sonra ne mi oldu? kendisi zayıfladı, fit bir vücuda kavuştu ve aldığım kafesin telleri arasından kaçabilecek duruma gelir gelmez, terkedilen taraf oldum.

kaçtı psikopat. bir ay sonra aradığını bulamamış olacak ki bir gece aniden çıkıp geldi. ah o ikinci şansı vermeyecektim, 3 gün sonra yine terkedildim ve bir daha haber alamadım kendisinden.

“tülay geri döğğnnnn.”
devamını gör...

ahan da ben... o zaman da en büyük tutkum davuldu şimdi de öyle. o zaman da çalamıyordum şimdi de çalamıyorum. minik ve kocaman mathias bones'un bir özetini okudunuz. birand?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

-mahmut beş tane lahmacunu gömdün nasıl, doydun mu bari?
+berenarı.

edit: alttaki entry'nin tam aksine berenarı kısmen anlamına gelir.
devamını gör...

caner gülsüm'den de dinleyin asıl döktüreni görün.
devamını gör...

beynin substansia nigra'daki dopaminerjik desarjın azalmasına bağlı görülen nörolojik hastalıktır.
bu hastalarda para sayar şekilde istirahat tremoru, dişli çark rijiditesi ve hareketleri başlamada güçsüzlük, yavaşlık ile karakterize bradikinezi en temel semptomlarıdır.

buna ek olarak maske yüz, küçük adımlarla yürüme, göz kırpma sayısında azalma,postüral reflekslerin kaybı görülebilmektedir.

bu insanlarda medulla spinalis tutulumu görülmez, derin tendon reflekslerinde artış olmaz.

tedavisinde ilk seçenek ilaç levodopa'dır. buna ek olarak santral sisteme daha yoğun geçebilmesi için dopa dekarboksilaz inhibitörü karbidopa veya benserazid ile kombine kullanılır.
ek olarak santral antikolinerjik biperiden, dopamin agonisti bromokriptin ,kabergolin gibi ajanlar da kullanılabilmektedir.
devamını gör...

kedilerin evrimi ve evcilleşmesi diğer hayvanlara göre çok daha az insan faktörü içererek olmuştur. zira kediler, insanların etrafında ambar ve fare olduğunu fark edip kendileri, insanların yakınlarına gelmeye başlamışlardır. bu yüzden kediler hiçbir zaman tamamen evcil ve tamamen itaatkar bir tür olmamışlar hatta vahşi doğadaki kimi alışkanlıklarını bizimle de sürdürmüşlerdir.
hemen örnek vermek gerekirse;
mesela evinizdeki kediniz eve geldiğimizde ya da sabah uyandığınızda gelip ayağınızı bacağınızı kafasıyla dürtüyor ya, işte o "benim sürümdensin" demek.
evet vahşi kediler dahil her kedi etrafını sürü olarak görüyor ve bu hareketle sürüsünü işaretliyor.
ayrıca evet kediniz ev ahalisini de bir çeşit sürü olarak görüyor.
zaten bu yüzden kediniz sizinle tuvalete girmek istiyor ya da tuvalet kapısında bekliyor. zira vahşi doğada tuvaletini yapmak çok savunmasız bir an, başka yırtıcılar gelebilir, o yüzden kediler sürüsündeki diğer kediler tuvaletini yaparken nöbet tutmak dürtüsüne sahip.

işte sizinle sapık gibi tuvalete girmek istemelerinin sebebi bu *

canım kediler hakkındali kolektif bilgileri azıcık daha arttırdığıma göre bu gece de rahat uyuyabilitirim arkadaşlar. kedi anneleri tarikatımıza bu gecelik hizmetimi tamamladım çünkü.
devamını gör...

kafam dağılıyor stresimi atıyorum. o yüzden de ciddili başlıklara pek uğramak istemiyorum reel hayatta zaten çok stresliyiz bir de burda mı gerilelim? geliyorum yazıyorum ediyorum yeni insanlar tanıyorum falan hoşuma gidiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim