insanı yoran şeyler
egolu insanlar.
devamını gör...
hoş geldin harun abi
bir sözlük klasiği. hemen hemen her kadın yazarın bir kez karşılaştığı cümle.
40 sene kadınım diye yaşamışsınız mesela. birisi gelip "hayır, değilsin" diyor. tutturdukları da oluyor tabii de tutmayınca komik.
bu arada başlığın hoş geldin şeklinde ayrı yazılarak düzenlenmesi talebimi de buraya iliştiriyorum.
40 sene kadınım diye yaşamışsınız mesela. birisi gelip "hayır, değilsin" diyor. tutturdukları da oluyor tabii de tutmayınca komik.
bu arada başlığın hoş geldin şeklinde ayrı yazılarak düzenlenmesi talebimi de buraya iliştiriyorum.
devamını gör...
kuru üzüm
çoğu zaman severek yediğim bir yiyecektir.
hatta çaya şeker atmak yerine birkaç tane kuru üzüm yemeniz daha faydalı olacaktır.
ayrıca kekin hamurunun içine koymanız kek tadını katlar.
hatta çaya şeker atmak yerine birkaç tane kuru üzüm yemeniz daha faydalı olacaktır.
ayrıca kekin hamurunun içine koymanız kek tadını katlar.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
of of başlangıçta bu kadar uzağa götürebildiyse, yolculuğun sonunda nereye varmış olacağız acaba. efsane başladı.
devamını gör...
benim tersim pistir insanı
ters tarafını bir türlü görme şerefine erişemediğimiz ilginç insan çeşidi.
genellikle zayıf karakterli insanların karşı tarafa göz dağı vermesini umut ederek kendilerini koruma amaçlı kullandığı gülünç bir savunma mekanizması bu saçmalık.
genellikle zayıf karakterli insanların karşı tarafa göz dağı vermesini umut ederek kendilerini koruma amaçlı kullandığı gülünç bir savunma mekanizması bu saçmalık.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
burada hem yazıyoruz, hem yazılanları okuyoruz. zihin de aktif oluyor gün boyu. sonuçta beyin jimnastiği yapıp ileriki yaşlarda alzheimer olmaktan koruyor bizleri.
devamını gör...
fiske vurmadan çocuk büyütmek
ailem beni böyle büyüttü. toplu taşımada yaşlılara yer vermemi çoğu zaman söylemediler, kendileri yer verdiler ve onlardan gördüğüm gibi yaptım. insanlara saygılı olmamı söylemediler, onlardan görüp ben de aynı şeyi yaptım. yardıma ihtiyacı olan insanlara ve hayvanlara yardım ettiler. yine onların yaptığını yapmaya çalıştım. psikopat da olmadım şımarık da. bir çocuğu eğitmek için fiziksel/psikolojik şiddete gerek yok, şiddetin olması başlı başına bir sorun. hayvanlardan bile örnek verebilirim. köpeklerde kullanılan boğma tasma diye bir şey var. sahipleriyle yürürken tasmayı çekiştirdiklerinde tasma sıkılaşıp boyunlarını acıtıyor. bu tasmayla yürüdükleri zaman sahiplerinin sözünü dinliyorlar ama çıkardığınızı fark ettikleri an tekrar eski alışkanlıklarına dönüyorlar. bunun yerine köpeğin güvenini kazanmak ve ona iyi bir “lider” olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. size güvendiğinden her sözünüzü dinliyor. boğma tasma örneğinde ise fiske vurmak gibi bir ceza mevcut. çocuklarınız da sizden yediği fiskelerle belki iyi gibi gözüküyor ama ya size ya bir başkasına ya da kendilerine zarar verecekler çünkü çoğu zaman travma sebebi oluyorsunuz. o yüzden yapmayın şunu. fiziksel/psikolojik şiddet uygulayacaksanız çocuk yapmayın.
devamını gör...
ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni
friedrich engels'in araştırma türündeki kitabı.
çarpıcı, çarpık, enteresan ilişkiler ağının içinde ailenin ilk aşamasından başlayarak, mülkiyet kavramı oluşumu, devletin kuruluşu ve bunca ilerlemenin bize kaybettirdiklerini ya da kazandırdıklarını anlatan muhteşem eserdir kendileri.
anaerkilden ataerkilliğe geçiş süreci ve evliliğin doğal sürecinden çıkıp iktisadi bir hal aldığını bize delilleriyle sunuyor engels. böylelikle kadınların toplumdan adım adım nasıl silindiğini ve üretim sürecinden el ayak çektirildiğini kolaylıkla anlarsınız. engels bize bugünkü servet eşitsizliğinin sebebinin ilk olarak ailede başladığını anlatır. ona göre, kadın proleter erkek ise burjuva olarak belirir toplum içinde ve sonunda mülkiyet ortaya çıktığında kölelik olarak devam eder. sonunda ise bir kısım servetine servet katarken diğer kesim resmen köle olarak resmileşir. devletin de kurulmasıyla bu taçlanır ve kurumsal soygun başlamış olur.
insanoğlunun açgözlülüğü ve servet düşkünlüğünün taş devrinde bile aynı olduğunu görüyoruz. yoksa nasıl olur da bunca özgürlüğü elinin tersiyle itiversin.
tarih meraklılarının mutlaka okuması gereken kitaplardan biridir.
çarpıcı, çarpık, enteresan ilişkiler ağının içinde ailenin ilk aşamasından başlayarak, mülkiyet kavramı oluşumu, devletin kuruluşu ve bunca ilerlemenin bize kaybettirdiklerini ya da kazandırdıklarını anlatan muhteşem eserdir kendileri.
anaerkilden ataerkilliğe geçiş süreci ve evliliğin doğal sürecinden çıkıp iktisadi bir hal aldığını bize delilleriyle sunuyor engels. böylelikle kadınların toplumdan adım adım nasıl silindiğini ve üretim sürecinden el ayak çektirildiğini kolaylıkla anlarsınız. engels bize bugünkü servet eşitsizliğinin sebebinin ilk olarak ailede başladığını anlatır. ona göre, kadın proleter erkek ise burjuva olarak belirir toplum içinde ve sonunda mülkiyet ortaya çıktığında kölelik olarak devam eder. sonunda ise bir kısım servetine servet katarken diğer kesim resmen köle olarak resmileşir. devletin de kurulmasıyla bu taçlanır ve kurumsal soygun başlamış olur.
insanoğlunun açgözlülüğü ve servet düşkünlüğünün taş devrinde bile aynı olduğunu görüyoruz. yoksa nasıl olur da bunca özgürlüğü elinin tersiyle itiversin.
tarih meraklılarının mutlaka okuması gereken kitaplardan biridir.
devamını gör...
sevsene beni
yedinci ev grubunun bir şarkısıdır.
sözleri:
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene, tutup öpsene beni
sözleri:
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene, tutup öpsene beni
devamını gör...
kardeşiniz bir hayvan olsaydı
sürekli bacağıma yapışması sebebiyle koala.
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
en sevilen ressamı seçmem imkansız fakat émile munier'ın ''anne sevgisi'' adlı eseri ilk görüşte kalbime dokunup beni büyüleyen nadir eserlerdendir.

özellikle anne ve kızının gözlerindeki bakış o kadar anlamlı ve nahif ki.

özellikle anne ve kızının gözlerindeki bakış o kadar anlamlı ve nahif ki.
devamını gör...
ııı. thutmose
bir mısır firavunu. çocuğuna annesinin ismini verebilecek kadar yüreklidir bu adam. o dönemde, kleopatra kendi kardeşleriyle evlenirken, bu adam çocuğuna anasının ismini veriyordu. geldiği yeri unutmamış, delikanlı bir firavundu. zaten, isminin anlamı da doğumla alâkalı diyebiliriz. zaten antik mısır'ı araştıran biri, o dönem firavunların türlü-türlü entrikalar yaşadıklarını bilir. birisini su aygırı öldürüyor, diğeri kardeşleriyle evleniyor, diğeri nil nehrinde boğularak ölüyor, hatta diğeri bir kıza yüz vermiyor, ve kız da bunun için intihar ediyor. iii. thutmose de bu entrikalardan nasibini almış.
şöyle ki, iii. thutmose'nin babası, firavun ii. thutmoseydi. ii. thutmose, iset denen, yürekli, yiğit, babasının * kızı olan bir kadınla evleniyor. sonra da iii. thutmose diye delikanlı, yakışıklı, şanlı bir çocukları oluyor. fakat iset ölüyor. ii. thutmose, yalnızlık zor diyerek hatsepsut denen kötü mü kötü bir kadınla evleniyor. birgün, ii. thutmose ölüyor ve hatsepsut bir kraliçe olarak yönetimde tek başına kalıyor. iii. thutmose'nin firavun olmasına izin vermiyor. sonra şey sanacaksınız herhalde, iii. thutmose, hatsepsut'u öldürüyor falan. hayır, iii. thutmose diyor ki, bu kadın ne kadar kötü de olsa, benim annem sayılır. başımın üstünde yeri var. anne hakkı ödenmez. ve ona bir şey yapmıyor. birgün, hatsepsut ölüyor. ve, iii. thutmose işte o zaman firavun oluyor. bildiğiniz küçük emrah bu. çekmediği çile kalmamış. ama en sonunda firavun olmuş. o dönemde rakiplerini yenerek, mısır'ın egemenliğini bir kez daha vurguluyor. babil bile haraç ödüyor bu adama.. *
iii. thutmosis halkın sevgi ve saygısını kazanıyor. nitekim adam öleli 3400 yıl oldu ama benim bile saygımı kazandı şimdi. bu arada 20 yıldan daha çok bir süre firavunluk yapmış.
bu arada son olarak, sözlükte herkesin yaşlı-başlı adamlar ve kadınlar olduğunu düşünerekten, iii. thutmose'nin görselini de ekliyorum. sonuçta 3400 yıldır ölmüş olduğu için, eklemek ne kadar doğrudur bilmiyorum ama, pek sakıncalı gibi de gözükmüyor yani. fakat yine de, siz de benim gibi mumyalardan korkuyorsanız, "görseli göster" butonuna tıklamamanızı tavsiye ediyorum. bu arada firavunlarda şöyle bir şey de var, hangisine baksam, hepsi gülüyor. yani hepsi gülerek mi öldü acaba? muhtemelen hayır, mumyalamayla alakalıdır o bence. e öyle yani.
şöyle ki, iii. thutmose'nin babası, firavun ii. thutmoseydi. ii. thutmose, iset denen, yürekli, yiğit, babasının * kızı olan bir kadınla evleniyor. sonra da iii. thutmose diye delikanlı, yakışıklı, şanlı bir çocukları oluyor. fakat iset ölüyor. ii. thutmose, yalnızlık zor diyerek hatsepsut denen kötü mü kötü bir kadınla evleniyor. birgün, ii. thutmose ölüyor ve hatsepsut bir kraliçe olarak yönetimde tek başına kalıyor. iii. thutmose'nin firavun olmasına izin vermiyor. sonra şey sanacaksınız herhalde, iii. thutmose, hatsepsut'u öldürüyor falan. hayır, iii. thutmose diyor ki, bu kadın ne kadar kötü de olsa, benim annem sayılır. başımın üstünde yeri var. anne hakkı ödenmez. ve ona bir şey yapmıyor. birgün, hatsepsut ölüyor. ve, iii. thutmose işte o zaman firavun oluyor. bildiğiniz küçük emrah bu. çekmediği çile kalmamış. ama en sonunda firavun olmuş. o dönemde rakiplerini yenerek, mısır'ın egemenliğini bir kez daha vurguluyor. babil bile haraç ödüyor bu adama.. *
iii. thutmosis halkın sevgi ve saygısını kazanıyor. nitekim adam öleli 3400 yıl oldu ama benim bile saygımı kazandı şimdi. bu arada 20 yıldan daha çok bir süre firavunluk yapmış.
bu arada son olarak, sözlükte herkesin yaşlı-başlı adamlar ve kadınlar olduğunu düşünerekten, iii. thutmose'nin görselini de ekliyorum. sonuçta 3400 yıldır ölmüş olduğu için, eklemek ne kadar doğrudur bilmiyorum ama, pek sakıncalı gibi de gözükmüyor yani. fakat yine de, siz de benim gibi mumyalardan korkuyorsanız, "görseli göster" butonuna tıklamamanızı tavsiye ediyorum. bu arada firavunlarda şöyle bir şey de var, hangisine baksam, hepsi gülüyor. yani hepsi gülerek mi öldü acaba? muhtemelen hayır, mumyalamayla alakalıdır o bence. e öyle yani.
devamını gör...
01 var dahası yok
keşfedilmemiş şarkı misali bir yazar. yorumları ve düşünceleri oldukça güzeldir, beğenileriyle hep varlığını hissettirir. kalemi sağlam, sabrı bol, yolları hep açık olsuun.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
yalnızca tavşanlar ve papağanlar, kafalarını çevirmeden arkalarını görebilirler.
devamını gör...
günün sözü
gerçek üzüntü ne zaman başlar biliyor musun? yaşın kadar yaşamadığını anladığın an.
gabriel garcia marquez
gabriel garcia marquez
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
ınsan denilen su canliyi tatmin etmek gercekten mumkun degil. eksi butonu gelirse eger, konular disinda polemiklerin cikmasi da oldukca muhtemeldir. aksi olarak lutfen eksileme butonu gelmesin...bazi konulari, hosumuza gitmese de tepki gostermeksizin es gecmeyi ogrenelim. kafa sozluk bu konuda bize onculuk etsin...
devamını gör...



