uzayda yürüyen ve bunun için gerçekten ömrünü adamış olan ilk kanadalı astronot. güzel bir başarı hikâyesi var. motivasyon isteyenler okusun derim.

hadfield 1959 doğumlu. yani ay'a ayak basıldığı ilk görev onun çocukluğuna denk geliyor. kanada'da bir yaz tatili esnasında, kendi evlerinde televizyon olmadığı için bir komşularının evinde toplanıp ay'a inen neil armstrong'u izlediğinde henüz o yaştayken karar veriyor: "büyüyünce astronot olacağım."

herhangi bir 9-10 yaşındaki çocuğu ve onun yaşamını düşünün. doğal olarak gayet çocukça bir hayat sürer ve çoğunlukla işin makarasındadır. istisnaları hariç tutuyorum*. hadfield normal bir çocuk gibi düşünmek yerine "bir astronot olacaksam nasıl bir hayat sürmeliyim" diye düşünmeye başlıyor.

bu kararlılığı aslında daha televizyon izlediği o gece belli ediyor kendisini. eve dönerken gökteki ay'a bakıyor ve düşünüyor bir yandan. o günlerde kanada uzay ajansı henüz kurulmadığı ve nasa da sadece amerikalı astronotları kabul ettiğinden, küçük hadfield karamsarlığa düşmek üzereyken şunu düşünüyor: bu akşama kadar ay'a gitmek de imkânsızdı ama birileri gitti. öyleyse benin astronot olmamam için de bir neden yok.

hadfield hemen işe koyuluyor. astronotlar sebze, meyve gibi sağlıklı yiyecekler mi yer yoksa cips gibi zararlı şeyler mi? erkenden uyanıp kitap mı okurlar yoksa geç saatlere kadar oturup gündüz de geç mi kalkarlar? bu soruların cevaplarını doğru şekilde verecek bir yetişkin gibi davranıyor ve hayatını o şekilde yönlendirmeye başlıyor.

artık okula gitmek, çoğu öğrenciye olduğu gibi, ona eziyet gibi görünmemeye başlıyor. büyük bir hevesle okuyor ve bir yandan da zenginleştirilmiş bir eğitim programına katılıyor. traktör sürmeye çalışıyor babasının yerine çiftlikte, traktörün arkasındaki demiri kırınca lehim yapmayı öğreniyor... kısacası daha küçücük yaşında, öğrenebildiği her şeyi öğrenmeye çalışıyor ve bol bol da okuyarak kendini geliştiriyor.

***

ilgilenenler bilir; astronotlar, kozmonotlar vs genellikle test ya da savaş pilotluğu yapmıştır. hadfield bu konuda da şanslı çünkü uçaklar en sevdiği şeylerden biri. 13 yaşına geldiğinde bir çeşit havacılık programına katılıyor. 2 sene sonra planör pilotu lisansı alıyor. ondan 1 sene sonra da motorlu uçakları uçurmaya başlıyor.

bir taraftan "ya astronot olamazsam" diye düşünse de bir yandan bu hayalinden asla vazgeçmiyor. hayali uğruna yaptığı, öğrendiği şeyler ona keyif verdiği için zaten durumdan da asla sıkıntı duymuyor.

biraz daha büyüyor, evleniyor, askerlik, çocuk falan derken ve önce olumsuz gibi görünüp bir anda onun lehine dönen bazı hayat şartları neticesinde, 1991 yılında, 2 yıl önce kurulmuş olan kanada uzay ajansı'ndan, hayat boyu beklediği haber geliyor: "astronot aranıyor."

hadfield hemen bir cv dolduruyor. tabii cv dediği şey öyle yarısı boş tek bir kâğıttan ibaret değil. öyle uzun ve dolu bir cv yazıyorlar ki eşiyle birlikte oturup, en sonunda neredeyse bir kitapçık kadar olan cv'yi ciltletiyor ve o şekilde gönderiyorlar. 5329 başvuru arasından ilk 500'e kalıyor. ardından ilk 100, 50 derken bir gün çalan telefonda ajansın en önemli elemanlarından birinin "astronot olmak ister misin?" sorusuyla seçildiğini öğreniyor. 10 yaşından 32 yaşına kadar bu uğurda harcanmış bir hayatın boşa harcanmadığını görmenin nasıl bir şey olduğunu ve insanın çocukluk hayalini gerçekleştirmesinin nasıl hissetirmiş olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz, değil mi?

***
hadfield 3 kez uzay görevine atandı. uzaya ilk gidişi "yuvarlak kapıdan geçmesi gereken köşeli bir astronottum" şeklinde anlatır. malumunuz, uzay giysileri pek de öyle yuvarlak hatlı değildir. çocukluk hayali olan uzayla arasında bulunan son engel olan araç çıkış kapısı ise yuvarlaktır. o kapıyı açınca karşısında gördüğü manzarayı düşündüğümüzde, "tüm bu zorluklara değdi mi?" sorusunun cevabı da kendiliğinden geliyor.

bence hadfield'ın hayatından hepimizin çıkarması gereken çok ders var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

hukuk kitapları en son yazin bir tane gordum neredeyse agirligi benim kilom kadardi ki kalinligi siz dusunun. tabi agirliginin icindeki kanun maddelerinden oldugunuda dusunebiliriz.
devamını gör...

fuzzy lee 30'dan yukarı benim yaşımdan aşağıdadır. *
devamını gör...

belirsizlikler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


saturn devourıng hıs son (1819-23)
francisco goya
devamını gör...

uzun süredir hiçbir tavuk dönerden o çocukluğumda aldığım tadı almıyorum. yani enteresan bir durum. ya şimdiki tavuk dönerler kötü yapılıyor, ya içindeki tavukların yetiştirilme şartlarıyla alakalı ya da en kötüsü yediğim şey tavuk değil.

eskiden gidip dandik büfe gibi yerlerden alıp yediğimizde bile tavuk döner gibi tavuk döner yerdik. lezzeti falan yeterliydi. şu an gidin en baba yerlerde yiyin o eski tat yok.

bence acilen tavuk dönerciler derneği falan kurulup bu konunun üzerine gidilmeli. bu işin bir standardı olmalı. ne bileyim vedat milör falan twitter'da olayı gündeme getirmeli. tavuk döner görünce midem bulanıyor artık. daha yemeden "olmamış lan bu" diyorum. neyi yanlış yapıyoruz?
devamını gör...

"çok bile indirimli kullandılar. bu kadar indirim yeter." ya da "vazgeçtik, halk farketmeden tekrar yükseltelim ."demiş olabilirler. ben farketmeyen kısımdayım.
devamını gör...

ben kendime bile tahammül edemezken bana neden birisi tahammül etsin ki.. hayır insanlar uyuyunca dinlenir ben yataktan bile yorgun kalkıyorum.. sanki uykuda bile düşünmeye devam ediyorum.kafamın içi uçak pisti..
devamını gör...

bana göre dünyayı güzelleştirmektir. birkaç dizeyle anlatmak gerekirse,

kalmasın istemiştik;
bir tek ayak çıplak,
bir tek dal susuz,
bir tek çocuk yorgun,
yarınsız, ekmeksiz
*
devamını gör...

bilge epiktetos der ki: bir düğünde nasıl yemek yeneceğini anlatma. ama nasıl yenmesi gerekirse öyle ye!

söylenen değil, yapılan saygı bulur.

dönün bakın islamın yaşandığı ülkelere ve toplumlara. hep nasıl yemek yeneceğini anlatır dururlar ancak yenmesi gerektiği gibi yemezler.

bir müslüman olarak yemeğin nasıl yendiğinde bakarak ben de islamın yükselişte olacağına ihtimal veremiyorum malesef.

islam barış dini olabilir ancak bayrağı tuttuğunu iddia edenler barışsever değil.
devamını gör...

madem türkiye'de bu kadar kaliteli işler çıkabiliyor bize neden hala birbirinin aynısı aşiret dizileri izletiyorlar dediğim dizidir.

haluk bilginer dizideki agâh beyoğlu karakteriyle emmy ödülü almıştır.
devamını gör...

değişen hiçbir şey olmamış. yine turistler gezecek biz bakıp kalacağız galiba. evet.
devamını gör...

hayır yok. herkes çok sıradan. kendinize boşa anlam yüklemeyin aha bu garip yazar benim diye.
devamını gör...

tanımları kaliteli ve okudukça keyif veren bir yazardır. mutlaka takibe alınmalı.
devamını gör...

var öyle birkaç manitacı tayfa.
hatun ne derse o gözüyle bakıyor her şeye. yazik çocukçağıza... hatundan habersiz tanım beğenemiyor/ oylayamıyor. bakıyor kıskanç hatun çok ileri gidiyor sadece onun tanımını oylayıp/ profilinde geziyor.

mantıklı iş aslında her gün zibilyon tane oy at karma kas. nasıl kaptırdık ey sözlük halkım biz olayı bunlara?
yok mu manitacılık oynayacağım bir bey ? kıskanıp etmem söz *

neyse yok bir hayalimiz, vazgeçtim. biz o tür yazarlardan değelezz*
devamını gör...

esas entelektüel olanlar kızlar olduğundan gerçekleşmeyecek hadise.

hadi bakayım, siz gidin başlıklara meme, bekaret, seks falan yazın. sizin işiniz değil bunlar. elinizin çamuruyla* karışmayın*.
devamını gör...

korsan film sitelerinin olmazsa olmazıdır.
devamını gör...

olmayan anlamsızlıktır. "bu dünyaya çocuk getirilir mi" kadar kafa açan bir düşünce olamaz. korkaklıktır. bu dünyaya çocuk getirmeyelim de meydan haramilerin çocuklarına mı kalsın? "sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" diyen nazım bunu boşuna dememiş. mesele dünyaya çocuk getirmek değil, hiçbir işe yaramayan çocuklar yetiştirmektir. geleceğin bilim adamları, siyasileri, aktivistleri, sanatçıları, işçilerin hakkını yemeyen patronlar henüz doğmamış çocuklar olabilir. dünyayı değiştirecek ellere sahip çocuklar yetiştirmeyi düşünmek haliyle çocuk yapmamayı düşünmekten daha zordur. alıştırmışlar her işin kolayına bizi. ulan hepsini geçtim kaynanaya ne diyeceksin?
devamını gör...

devletin koyduğu yasağı yeterince denetlememesi ve üzerine düşmemesi sonucu oluşan acı olaylardan yalnızca birisi. pitbull gezdirip, sigara, alkol, uyuşturucu kullanıp, elalemin karısına kızına laf atan, kuru sıkı silah ile poz verip kendini güçlü sanan bu çakma eşofmanlı keko tiplerin neden barındırıldığını anlamış değilim :(
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim