tıkla
artı oy vermeyen yazarlara öğretilmesi gereken eylemdir. tıklayın lan hayalet herifler.
devamını gör...
normal sözlük şikayet hattı
kime göre neye göre diye sormak istediğim başlık.
e ben yazdığın hiçbir yazardan memnun değilim.
bir de az cevval ol arkadaşım, ceza aldıktan sonra profiline giriyormuş, ceza almasını gerektirecek tanımı göremiyormuş.
e silmişlerdir?
e ben yazdığın hiçbir yazardan memnun değilim.
bir de az cevval ol arkadaşım, ceza aldıktan sonra profiline giriyormuş, ceza almasını gerektirecek tanımı göremiyormuş.
e silmişlerdir?
devamını gör...
online yazarlara abuk sabuk mesaj yazmak
can sıkıntısından yapılan eğlenceli aktivitedir. kafa birine denk gelince tadından yenmez.
aman adminlere ve moderatörlere atmayın gece gece boğazınıza takılır, boğulur gidersiniz.
aman adminlere ve moderatörlere atmayın gece gece boğazınıza takılır, boğulur gidersiniz.
devamını gör...
nesimi
alevi-bektaşi geleneğinde yedi ulu ozandan biridir.
devamını gör...
g-lenfatik akım
beyinde gün içerisinde biriken metabolik ürünlerin beyin parankiminden temizlenmesinde görevli
bir “yıkama” sistemidir.
uyku sırasında ortaya çıkan bu akım, periarteriyel alandaki beyin omurilik sıvısının interstisyel sıvıya geçerek perivenöz
alana dökülmesi ile ortaya çıkar ve bu akımın gücünü temelde arterlerdeki pulsasyonlar oluşturur.
uyku esnasında astrosit yüzeylerinde artan aquaporin-4 kanalları akımın devamlılığını sağlar.
bir “yıkama” sistemidir.
uyku sırasında ortaya çıkan bu akım, periarteriyel alandaki beyin omurilik sıvısının interstisyel sıvıya geçerek perivenöz
alana dökülmesi ile ortaya çıkar ve bu akımın gücünü temelde arterlerdeki pulsasyonlar oluşturur.
uyku esnasında astrosit yüzeylerinde artan aquaporin-4 kanalları akımın devamlılığını sağlar.
devamını gör...
alaz (yazar)
sürekli ağlayan bir hdp kekosunun hedefi olan yazar.
terör örgütlerinin insan hakkı yoktur öğrenin artık bunu cenevre konvansiyonuna bağlı değilsiniz dolayısı ile dağda yapılan yargısız infaz da suç değil. gelip kardeşlik falan diye feodal kürt milliyetçiliği ile kafamızı silkmeyin bize de bulaşmayın.
terör örgütlerinin insan hakkı yoktur öğrenin artık bunu cenevre konvansiyonuna bağlı değilsiniz dolayısı ile dağda yapılan yargısız infaz da suç değil. gelip kardeşlik falan diye feodal kürt milliyetçiliği ile kafamızı silkmeyin bize de bulaşmayın.
devamını gör...
kotor
2018'de balkanlarda geçirdiğimiz haftanın dördüncü gününde adriyatik kıyılarında gezerken uğradığımız karadağ şehri. turumuzun bu etabı, adriyatik kıyısındaki koylarda sanki marmaris'in henüz yanmamış ağaçlarıyla bezeli koylarını kat edercesine geçmişti.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,
bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.
(dar sokaklar, apartman binalar).
şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)

buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,

bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.

(dar sokaklar, apartman binalar).şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)
buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
devamını gör...
fulsac
diğer depresyon ilaçlarına göre daha az yan etkiye sahip ilaçtır.
ayrıca muadil kullanmakta bir sorun yoktur, gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
şimdi bunun biraz yanlış ve suistimale giren kullanımından bahsetmek istiyorum.
biliyorsunuz ki devlet hastanesinde psikiyatirye gidip ezbere şikayet sıralarsanız size ayrılan 10 dakikanın sonunda elinizde en basitinden bir prozac reçetesi bulunur. tıpkı bunun gibi cipralex, abifly vs bu ilaçlar (bu bahsettiklerimin hiçbiri muadil değildir bu arada) reçete edilir.
niye yanlış kullanım ve suistimal diyorum? çünkü bu ilaçların yaygın yan etkileri iştah kesmesidir. ancak insanlarımızın unuttuğu birşey var ki bir antidepresanın bünyeye alışıp tedaviye uyumlandığı süre 2- 4hafta arasında değişir. bu süreçten sonra kullandığınız ilaçtan tam anlamıyla verim almaya başlarsınız. tedavi dediğim şey ise semptomları bastırmaktır, ilaçların sihirli değneği yoktur, şak diye bir rahatsızlığı ortadan kaldıramazlar.
evet ne diyordum? bünyeniz bu ilaca alışıp verim almaya başladıktan sonra yan etkileri azalarak kaybolur, bazen kalabilir ancak büyük ölçüde sizi rahatsız edecek yan etkilerden kurtulmuş olursunuz. örneğin birkaç gün, maksimum 2-3 hafta iştahsızlık yaşayabilir, uykulu gezebilir, mide bulantısı yaşayabilirsiniz. bünye alışacaktır. bu yüzden bir ilaca şans vermeden ilacı değiştirme isteğiyle doktora başvurmayın.
bu ilaç iştah keser ancak uzun süreli bir kullanımda bu yan etki kaybolur. bu ilacı zayıflamak için suistimal etmemelisiniz. bunu buraya yazıyorum umarım kafasında bu düşüncelerle ilaç alan insanlar görür ve okur.
hiçbir ilacı zayıflama umuduyla suistimal etmeyin, çünkü esas suistimal ettiğiniz şey vücudunuz. ihtiyacınız varsa ilaç kullanmayın demiyorum, gereksiz kullanımdan vazgeçin diyorum.
ayrıca muadil kullanmakta bir sorun yoktur, gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
şimdi bunun biraz yanlış ve suistimale giren kullanımından bahsetmek istiyorum.
biliyorsunuz ki devlet hastanesinde psikiyatirye gidip ezbere şikayet sıralarsanız size ayrılan 10 dakikanın sonunda elinizde en basitinden bir prozac reçetesi bulunur. tıpkı bunun gibi cipralex, abifly vs bu ilaçlar (bu bahsettiklerimin hiçbiri muadil değildir bu arada) reçete edilir.
niye yanlış kullanım ve suistimal diyorum? çünkü bu ilaçların yaygın yan etkileri iştah kesmesidir. ancak insanlarımızın unuttuğu birşey var ki bir antidepresanın bünyeye alışıp tedaviye uyumlandığı süre 2- 4hafta arasında değişir. bu süreçten sonra kullandığınız ilaçtan tam anlamıyla verim almaya başlarsınız. tedavi dediğim şey ise semptomları bastırmaktır, ilaçların sihirli değneği yoktur, şak diye bir rahatsızlığı ortadan kaldıramazlar.
evet ne diyordum? bünyeniz bu ilaca alışıp verim almaya başladıktan sonra yan etkileri azalarak kaybolur, bazen kalabilir ancak büyük ölçüde sizi rahatsız edecek yan etkilerden kurtulmuş olursunuz. örneğin birkaç gün, maksimum 2-3 hafta iştahsızlık yaşayabilir, uykulu gezebilir, mide bulantısı yaşayabilirsiniz. bünye alışacaktır. bu yüzden bir ilaca şans vermeden ilacı değiştirme isteğiyle doktora başvurmayın.
bu ilaç iştah keser ancak uzun süreli bir kullanımda bu yan etki kaybolur. bu ilacı zayıflamak için suistimal etmemelisiniz. bunu buraya yazıyorum umarım kafasında bu düşüncelerle ilaç alan insanlar görür ve okur.
hiçbir ilacı zayıflama umuduyla suistimal etmeyin, çünkü esas suistimal ettiğiniz şey vücudunuz. ihtiyacınız varsa ilaç kullanmayın demiyorum, gereksiz kullanımdan vazgeçin diyorum.
devamını gör...
atatürk’ün ismini sansürleyen cumhurbaşkanlığı çevirmeni
şaşırmıyorum ama bunalıyorum gittikçe bütün bunları duydukça. ülkenin hali, kendi özel hayatım, dünyanın hali derken ruh sağlığı falan kalmadı artık son 2 senedir. sonu hayrolsun diyeceğim ama artık umudum yok.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
x mahlaslı yazar sizi çaya davet etti bildirimi beklenmektedir. keki ben yaparım.
devamını gör...
kadın peygamber olmamasının nedeni
ateist biri olarak bunu yazıyorum.
1-kadınların özel durumları görevlerini yerine getirmesine engel olabilir.
2-kadınların çocuk sahibi olması buna sebep olabilir.
3-kadınlar erkeklere göre çok daha güzel ve estetik varlıklar olduğu için ( hele ki çok güzel bir kadınsa ) putlaştırıp tanrılaştırabilir. kleopatra gibi.
1-kadınların özel durumları görevlerini yerine getirmesine engel olabilir.
2-kadınların çocuk sahibi olması buna sebep olabilir.
3-kadınlar erkeklere göre çok daha güzel ve estetik varlıklar olduğu için ( hele ki çok güzel bir kadınsa ) putlaştırıp tanrılaştırabilir. kleopatra gibi.
devamını gör...
a fei zheng chuan
wong kar-wai'nin harikalarından biri.
wong kar wai'nin filmlerinin genelinde rastlayabileceğimiz gerçek bir duygu yaşamaktan, içine dalmaktan çekinen ya da belki korkan bir karakter üzerinden şekilleniyor hikaye. hayata karşı kayıtsızlık, tutunamama, umarsızlık, aidiyet, yaşam içinde kaybolma gibi temaları mükemmel şekilde işliyor gerçekten. konusunu kısaca özetlemek gerekirse, yakışıklı ama umarsız bir gencin üvey annesinden öz annesinin yaşadığı yeri öğrenmesi, üvey annesi ile arasındaki kaotik ilişki, iki kadının ona aşık olması ve olaylara sonradan dahil olan bir polis memurunun da kızlardan birine aşık olması, ama filmde tüm aşkların karşılıksız kalması* denebilir. böyle söyleyince çok karmaşık geliyor ama ee wong kar-wai işte abi, boru değil, adam yapıyor.
film aslında freudyen bir bakışla da ele alınabilir. sonuçta filmin başından sonuna dek bu umarsız abimizin verdiği tüm kararları "annesizlik" şekillendiriyor denebilir. karakterin yaşadığı ilişkilerde karşısındaki insana (aslında muhtemelen tüm kadınlara böyle davranıyor) olan tavırlarına sebep olarak bu kompleks gösterilebilir. bu aidiyetsizlik tüm hayatını şekillendiriyor bir anlamda. filmde aidiyet konusu nesneler ve zaman üzerinden sık sık vurgulanmış.* küpe, elbise gibi eşyalar diyaloglar içine yerleştirilerek ait olmayı en basit haliyle anlatır biçimde. ve saat sık sık gözümüzün önüne geliyor, ama karakterimiz sıkışıp kalmış, hiçbir yere gidemiyor aslında.
filmde kullanılan müzikler de apayrıdır gerçekten. mutlaka bakılmalı. çok değerli oyuncular da var kadroda. leslie cheung ne yakışıklı ne tarz bir adamsın sen ya. maggie cheung sonraki filmlerinde de gördüğümüz gibi şahane!
wong kar wai'nin filmlerinin genelinde rastlayabileceğimiz gerçek bir duygu yaşamaktan, içine dalmaktan çekinen ya da belki korkan bir karakter üzerinden şekilleniyor hikaye. hayata karşı kayıtsızlık, tutunamama, umarsızlık, aidiyet, yaşam içinde kaybolma gibi temaları mükemmel şekilde işliyor gerçekten. konusunu kısaca özetlemek gerekirse, yakışıklı ama umarsız bir gencin üvey annesinden öz annesinin yaşadığı yeri öğrenmesi, üvey annesi ile arasındaki kaotik ilişki, iki kadının ona aşık olması ve olaylara sonradan dahil olan bir polis memurunun da kızlardan birine aşık olması, ama filmde tüm aşkların karşılıksız kalması* denebilir. böyle söyleyince çok karmaşık geliyor ama ee wong kar-wai işte abi, boru değil, adam yapıyor.
film aslında freudyen bir bakışla da ele alınabilir. sonuçta filmin başından sonuna dek bu umarsız abimizin verdiği tüm kararları "annesizlik" şekillendiriyor denebilir. karakterin yaşadığı ilişkilerde karşısındaki insana (aslında muhtemelen tüm kadınlara böyle davranıyor) olan tavırlarına sebep olarak bu kompleks gösterilebilir. bu aidiyetsizlik tüm hayatını şekillendiriyor bir anlamda. filmde aidiyet konusu nesneler ve zaman üzerinden sık sık vurgulanmış.* küpe, elbise gibi eşyalar diyaloglar içine yerleştirilerek ait olmayı en basit haliyle anlatır biçimde. ve saat sık sık gözümüzün önüne geliyor, ama karakterimiz sıkışıp kalmış, hiçbir yere gidemiyor aslında.
filmde kullanılan müzikler de apayrıdır gerçekten. mutlaka bakılmalı. çok değerli oyuncular da var kadroda. leslie cheung ne yakışıklı ne tarz bir adamsın sen ya. maggie cheung sonraki filmlerinde de gördüğümüz gibi şahane!
devamını gör...
hasta kişilerin sağlıklı kişilerin hes kodunu kullanması
insan sağlığını tehdit eden primatlardır, cahillerdir.
devamını gör...
sözlükte sevgili yapan tipler
x kuşağı vurdu y kuşağı birdaha vurdu z kuşağı savunmada maç çok heyecanlı geçiyor.
devamını gör...
meslek hastalığı
bilgisayar mühendisi- boyun fıtığı
operatör doktor- bel fıtığı
cahile laf anlatmak- beyin fıtığı
operatör doktor- bel fıtığı
cahile laf anlatmak- beyin fıtığı
devamını gör...
çin seddi
çin seddi, çin'in kuzeybatısı boyunca uzanan, dünyanın en uzun savunma duvarıdır. kalıntıları po hay körfezinde deniz kıyısında başlar. pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve huang-ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. gobi çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.
mö 221 ile ms 608 yılları arasında yapılmıştır. bir araştırmaya göre tüm kollarıyla birlikte toplam 21,196 km uzunluğa sahiptir.
mö 221 ile ms 608 yılları arasında yapılmıştır. bir araştırmaya göre tüm kollarıyla birlikte toplam 21,196 km uzunluğa sahiptir.
devamını gör...
yazarların içimde ukde kaldı dediği şeyler
bisiklete binmek.
hâlâ öğrenmeye fırsatım olmadi ama mutlaka öğreneceğim.
tolstoy bisiklet sürdüğünde 67 yaşındaymış. bugün tolstoy'un bisikleti diye bir kavram var.okumayan varsa okusun.
(bkz: hicbir sey için geç degildir)
hâlâ öğrenmeye fırsatım olmadi ama mutlaka öğreneceğim.
tolstoy bisiklet sürdüğünde 67 yaşındaymış. bugün tolstoy'un bisikleti diye bir kavram var.okumayan varsa okusun.
(bkz: hicbir sey için geç degildir)
devamını gör...

