hormonal
"hormonlarla ilgili olan" anlamına gelen kelime. hormonel şeklinde kullanımı yanlıştır.
devamını gör...
huzur islamda
keşke huzuru bulsanız da biz de bulsak.
devamını gör...
nazi almanyası
1933-1945 arası iii.reich ın hüküm sürdüğü , 12 sene adolf hitler bu ülkenin führer’i olmuş, hitler intihar ettikten sonra birkaç saatliğine gobbels’in führer oldugu yer.
yabancı kaynaklarda aslında böyle bir ülke adı geçmez genel olarak iii.reich olarak yer alır.
nsdap (nasyonal sosyalist alman işçi partisi) 1933 de koalisyon kurup meclise girmiştir. ilerleyen günlerde erken seçimi ilan etmiş ve çoğunluğu sağlayarak yönetimi eline almıştır. almanya büyük buhran dan en fazla etkiyi görmüş, 1.dünya savaşı sebebiyle borç altında inim inim inleyen, işsizliğin hat safhada oldugu bir yerdi. hitler ilk olarak silahlanmaya önem verdi, versay antlaşmasını yırtıp atarak üstün nazi ordusunun ilk adımını atmıştır, çünkü bu antlaşma silahlanmayı sınırlıyordu. sıra karşıt görüşte olanlara gelmişti, bir gecede bütün meclisin bütün sol grubunu tutuklatmış ardından bütün siyasi partileri yasaklayarak diktatörlüğünü kurmuştur.
ilerleyen günlerde ırkçılık politikası ivme kazanacaktı nürnberg yasası ile yahudiler fişlenmeye başlanacak, etnik azınlıkların evlenmesi ve ticari ilişkilerde bulunması yasaklanacaktı. sıra üstün alman ordusunu kurmaya gelmişti, almanya'da hitler'den önce askerlik zorunlu değildi ve ordu subay yetiştirme gibi şeyler yapmıyordu. hitler wehrmacht ı kurup bunu 3 ayağa ayırmıştı bunlar kara, hava ve deniz kuvvetleri idi.
özellikle hava kuvvetlerinin kurulması çok önemlidir çünkü almanya'nın hava kuvvetleri kurması yasaktı. sıra almanya nın sınırlarını genişletmesine gelmişti. ekonomi düzeltilmiş, düzenli bir ordu kurulmuştu. alman ordusu 1 eylül 1939 günü polonya’yı işgale başlarlar. çok kısa bir sürede varşova’ya ulaşan birlikler polonya’nın batısı, sovyetler ise doğusunu ele geçirmiştir ülkenin.
sıra diğer ülkelere gelmişti, macaristan ve çekoslavakya'nın kalan bölümlerini işgal ettikten sonra hitler gözünü fransa'ya dikmişti.
zaten 1.dünya savaşında alsas-lorein nedeniyle işgal kaçınılmazdı. yanlış duymadınız, tam 20 gün içinde 1 buçuk milyon fransız askeri teslim olmuş ve fransa düşmüştür. avrupa’nın çocuğunu işgal eden hitler gözünü sovyetlere dikmiş, zengin petrol yatakları iştahını kabartmıştır.
operasyon barbarossa harekatı ile sovyetleri alt edebileceğini düşünmüştür, moskova önlerindeyken, şehiri tam alacakken panzer tümenine kiev’e yönelmelerine söyler bu yüzden moskova alınmaz. ilerleyen yıllarda bu harekat başarısız olur ve nazi almanyasının sonu gelmeye başlar. afrika’da ise ingiliz ve amerikan orduları ile çarpışmaktadır nazi almanyası, rommel komutasındaki afrikakorps başarılı olsa da sürekli yeni destek gelen müttefikler burada rommel’i alt etmiş daha sonra italya'yı savaş dışı bırakmışlardır.
daha sonra müttefikler normandiya cıkartmasını yapacak ve almanya’nın sonunun geldiğini bildireceklerdir. bunun sonucunda müttefikler almanya'yı batıdan, sovyetler ise doğudan işgale başlamıştır. keza berlin’e ilk girenler sovyetler olmuştur.
kültür bakımından konuya değinecek olursak alman gençleri hitler tarafından çok önemsenmekteydi. bunun içindir ki ; genç alman erkekleri için hitlerjugend (hitler gençliği) alman kızları için ise jungmädelbund (genç bayanlar birliği) kurulmuştur. daha sonra ise volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine alman halkına ucuz bir şekilde satmıştır.
sportif açıdan ise her kasabaya bir yüzme havuzu yapılmıştır. ekonomik olarak ; hitler gelmeden önce %15 olan işsizlik %0 a indirgenmiştir. dış ülkelerden işçi alınıp istirham sağlanmıştır.
yabancı kaynaklarda aslında böyle bir ülke adı geçmez genel olarak iii.reich olarak yer alır.
nsdap (nasyonal sosyalist alman işçi partisi) 1933 de koalisyon kurup meclise girmiştir. ilerleyen günlerde erken seçimi ilan etmiş ve çoğunluğu sağlayarak yönetimi eline almıştır. almanya büyük buhran dan en fazla etkiyi görmüş, 1.dünya savaşı sebebiyle borç altında inim inim inleyen, işsizliğin hat safhada oldugu bir yerdi. hitler ilk olarak silahlanmaya önem verdi, versay antlaşmasını yırtıp atarak üstün nazi ordusunun ilk adımını atmıştır, çünkü bu antlaşma silahlanmayı sınırlıyordu. sıra karşıt görüşte olanlara gelmişti, bir gecede bütün meclisin bütün sol grubunu tutuklatmış ardından bütün siyasi partileri yasaklayarak diktatörlüğünü kurmuştur.
ilerleyen günlerde ırkçılık politikası ivme kazanacaktı nürnberg yasası ile yahudiler fişlenmeye başlanacak, etnik azınlıkların evlenmesi ve ticari ilişkilerde bulunması yasaklanacaktı. sıra üstün alman ordusunu kurmaya gelmişti, almanya'da hitler'den önce askerlik zorunlu değildi ve ordu subay yetiştirme gibi şeyler yapmıyordu. hitler wehrmacht ı kurup bunu 3 ayağa ayırmıştı bunlar kara, hava ve deniz kuvvetleri idi.
özellikle hava kuvvetlerinin kurulması çok önemlidir çünkü almanya'nın hava kuvvetleri kurması yasaktı. sıra almanya nın sınırlarını genişletmesine gelmişti. ekonomi düzeltilmiş, düzenli bir ordu kurulmuştu. alman ordusu 1 eylül 1939 günü polonya’yı işgale başlarlar. çok kısa bir sürede varşova’ya ulaşan birlikler polonya’nın batısı, sovyetler ise doğusunu ele geçirmiştir ülkenin.
sıra diğer ülkelere gelmişti, macaristan ve çekoslavakya'nın kalan bölümlerini işgal ettikten sonra hitler gözünü fransa'ya dikmişti.
zaten 1.dünya savaşında alsas-lorein nedeniyle işgal kaçınılmazdı. yanlış duymadınız, tam 20 gün içinde 1 buçuk milyon fransız askeri teslim olmuş ve fransa düşmüştür. avrupa’nın çocuğunu işgal eden hitler gözünü sovyetlere dikmiş, zengin petrol yatakları iştahını kabartmıştır.
operasyon barbarossa harekatı ile sovyetleri alt edebileceğini düşünmüştür, moskova önlerindeyken, şehiri tam alacakken panzer tümenine kiev’e yönelmelerine söyler bu yüzden moskova alınmaz. ilerleyen yıllarda bu harekat başarısız olur ve nazi almanyasının sonu gelmeye başlar. afrika’da ise ingiliz ve amerikan orduları ile çarpışmaktadır nazi almanyası, rommel komutasındaki afrikakorps başarılı olsa da sürekli yeni destek gelen müttefikler burada rommel’i alt etmiş daha sonra italya'yı savaş dışı bırakmışlardır.
daha sonra müttefikler normandiya cıkartmasını yapacak ve almanya’nın sonunun geldiğini bildireceklerdir. bunun sonucunda müttefikler almanya'yı batıdan, sovyetler ise doğudan işgale başlamıştır. keza berlin’e ilk girenler sovyetler olmuştur.
kültür bakımından konuya değinecek olursak alman gençleri hitler tarafından çok önemsenmekteydi. bunun içindir ki ; genç alman erkekleri için hitlerjugend (hitler gençliği) alman kızları için ise jungmädelbund (genç bayanlar birliği) kurulmuştur. daha sonra ise volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine alman halkına ucuz bir şekilde satmıştır.
sportif açıdan ise her kasabaya bir yüzme havuzu yapılmıştır. ekonomik olarak ; hitler gelmeden önce %15 olan işsizlik %0 a indirgenmiştir. dış ülkelerden işçi alınıp istirham sağlanmıştır.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
memnuniyetsiz yaklaşırsanız size her şey biter tabi.
nickalti giriyoruz "kankacilik,canimlar cicimler,gruplasmalar başladı" diyorlar. nickalti girmeyiz," 300 kişi online sekmesinde ne bok yiyo?" derler.
düzgün tanim gireriz doğru düzgün beğeni gelmez. tanım yazmayiz, "yazmıyon bari tanım oyla" diyorlar.
tanım oylariz "okumadan oylama" diyorlar. okuyoruz ki oyluyoruz diyoruz. hemen bi nickaltina satasmali tanım giriyolla. sizin derdiniz ne ? ciddi ciddi soruyorum. bu şekilde memnuniyetsiz takılırsaniz sözlük size bitmiş gibi gelir tabi. hep bi şikayet hep bi memnuniyetsizlik. üstüne alınan alınsın. canlanın yahu. uyanın huu.
nickalti giriyoruz "kankacilik,canimlar cicimler,gruplasmalar başladı" diyorlar. nickalti girmeyiz," 300 kişi online sekmesinde ne bok yiyo?" derler.
düzgün tanim gireriz doğru düzgün beğeni gelmez. tanım yazmayiz, "yazmıyon bari tanım oyla" diyorlar.
tanım oylariz "okumadan oylama" diyorlar. okuyoruz ki oyluyoruz diyoruz. hemen bi nickaltina satasmali tanım giriyolla. sizin derdiniz ne ? ciddi ciddi soruyorum. bu şekilde memnuniyetsiz takılırsaniz sözlük size bitmiş gibi gelir tabi. hep bi şikayet hep bi memnuniyetsizlik. üstüne alınan alınsın. canlanın yahu. uyanın huu.
devamını gör...
etli ekmek vs pide vs lahmacun
sadece etli etmek için değil hangi yemekle karşılaştırılırsa karşılaştırılsın çoğuna karşı lahmacun derim ben ya.**
devamını gör...
19. yüzyıl divan şairleri
1) keçecizade izzet mola:
divan şiirinin 19. yüzyıldaki son temsilcilerinden biridir.
dilde sadeleşme ve yerli motifleri işleme yönüyle yeni edebiyatın müjdecilerinden biridir.
divan şiiri ile tanzimat şiiri arasında bir köprü olmuştur.
şeyh galip’in ve nabi’nin etkisinde kalmıştır.
‘’mihnetkeşan’’ isimli eseri önemlidir.
2) enderunlu vasıf:
asıl adı osman vasıf’tır.
mahallileşme akımının 19. yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.
en çok şarkı yazan (128 şarkı) şairdir.
eserlerinde istanbul ve boğaziçi önemli bir yer tutar.
şiire günlük dili argosuna varıncaya dek getirmiştir.
nedim’in etkisinde şiirler yazmıştır.
kadın konuşmalarını şiirlerinde en çok yansıtan şairdir.
3) yenişehirli avni:
türk edebiyatının batı etkisine girdiği sıralarda eskiyi benimseyen ve yansıtan en güçlü şairdir aynı zamanda son divan şairidir.
mevleviliği benimsemiştir ve eserlerinde tasavvufi konulara ağırlık vermiştir.
şiirlerinde batılılaşma hareketi ile dilimize giren yeni sözcükleri de kullanmıştır.
4) leskofçalı galip:
encümen-i şuara topluluğunun kurucusudur.
namık kemal’in ve ziya paşa’nın edebi kimliklerinin oluşumunda etkili olmuştur.
nazirecilik anlayışına karşı çıkmıştır.
5) leyla hanım:
istanbul’da doğmuştur.
lirik aşk şiirleriyle tanınmıştır.
gazellerinde oldukça sade bir dil kullanmıştır.
keçecizade izzet molla’nın yeğenidir.
6) şeref hanım:
kerbela mersiyeleriyle tanınmıştır.
tanım: 19. yüzyıl divan şairleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
divan şiirinin 19. yüzyıldaki son temsilcilerinden biridir.
dilde sadeleşme ve yerli motifleri işleme yönüyle yeni edebiyatın müjdecilerinden biridir.
divan şiiri ile tanzimat şiiri arasında bir köprü olmuştur.
şeyh galip’in ve nabi’nin etkisinde kalmıştır.
‘’mihnetkeşan’’ isimli eseri önemlidir.
2) enderunlu vasıf:
asıl adı osman vasıf’tır.
mahallileşme akımının 19. yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.
en çok şarkı yazan (128 şarkı) şairdir.
eserlerinde istanbul ve boğaziçi önemli bir yer tutar.
şiire günlük dili argosuna varıncaya dek getirmiştir.
nedim’in etkisinde şiirler yazmıştır.
kadın konuşmalarını şiirlerinde en çok yansıtan şairdir.
3) yenişehirli avni:
türk edebiyatının batı etkisine girdiği sıralarda eskiyi benimseyen ve yansıtan en güçlü şairdir aynı zamanda son divan şairidir.
mevleviliği benimsemiştir ve eserlerinde tasavvufi konulara ağırlık vermiştir.
şiirlerinde batılılaşma hareketi ile dilimize giren yeni sözcükleri de kullanmıştır.
4) leskofçalı galip:
encümen-i şuara topluluğunun kurucusudur.
namık kemal’in ve ziya paşa’nın edebi kimliklerinin oluşumunda etkili olmuştur.
nazirecilik anlayışına karşı çıkmıştır.
5) leyla hanım:
istanbul’da doğmuştur.
lirik aşk şiirleriyle tanınmıştır.
gazellerinde oldukça sade bir dil kullanmıştır.
keçecizade izzet molla’nın yeğenidir.
6) şeref hanım:
kerbela mersiyeleriyle tanınmıştır.
tanım: 19. yüzyıl divan şairleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
dün gece yokuşu çıkıyordum,
günlerden yetmişsekizdi..
yaymacı
eski kitaplarını bekliyordu
kaldırımda
eskiden olduğu gibi,
alsınlar okusunlar diye
başkaları da.
bazı yerler değişmiş,
bazı yerler eskiden olduğu gibi
hiç değişmemiş..
inenlerle çıkanlar;
yaşlısı, genci
basımevi, kitabevi..
gelenlerle, kalanlar..
aynı umular, aynı bekleyiş..
adlarda, yapılarda okunuyor
olmuşlarla olanlar..
yalnız bir şey değişmemiş;
iniş-çıkış, geliş gidiş.
bu yalnız benim için değil..
nasılsa benden önce;
yüz, seksen, elli..
benden sonra da olacak,
besbelli.
benim de demek istediğim:
dün gene yokuşu çıkıyordum
günlerden yetmişsekizdi..
onu-buna kimilerini sordum,
çok azı bildi.
işte geçerken dün o yokuşdan,
günlerden yetmişsekizdi,
saat yetmişsekizdi..
otuzsekiz saat önce oradan
şarkılarıyla, şiirleriyle
bir şarışın geçmişdi..
onu soruyordu şimdi
bir sakallıdan..
ne bilsindi.
çağaloğlu yokuşu- özdemir asaf.
günlerden yetmişsekizdi..
yaymacı
eski kitaplarını bekliyordu
kaldırımda
eskiden olduğu gibi,
alsınlar okusunlar diye
başkaları da.
bazı yerler değişmiş,
bazı yerler eskiden olduğu gibi
hiç değişmemiş..
inenlerle çıkanlar;
yaşlısı, genci
basımevi, kitabevi..
gelenlerle, kalanlar..
aynı umular, aynı bekleyiş..
adlarda, yapılarda okunuyor
olmuşlarla olanlar..
yalnız bir şey değişmemiş;
iniş-çıkış, geliş gidiş.
bu yalnız benim için değil..
nasılsa benden önce;
yüz, seksen, elli..
benden sonra da olacak,
besbelli.
benim de demek istediğim:
dün gene yokuşu çıkıyordum
günlerden yetmişsekizdi..
onu-buna kimilerini sordum,
çok azı bildi.
işte geçerken dün o yokuşdan,
günlerden yetmişsekizdi,
saat yetmişsekizdi..
otuzsekiz saat önce oradan
şarkılarıyla, şiirleriyle
bir şarışın geçmişdi..
onu soruyordu şimdi
bir sakallıdan..
ne bilsindi.
çağaloğlu yokuşu- özdemir asaf.
devamını gör...
kaybedilen insanın ardından duyulan üzüntü
bir üzüntüden fazlasını yaşatabilir. sadece onu kaybetmenin değil, onunla birlikte vakit geçirme ihtimali olduğunuz günleri de kaybettiğiniz için içinizdeki yaranın gün geçtikçe kapanmakta zorlaşması olası.
devamını gör...
tahin pekmez ikilisi gibi bir birliktelik
birçok insanın hayattındaki yegane amaçlar içindedir. bence ideal ilişki tanımıdır. tahin ve pekmez ikilisi gibi olmalıdır mesela pekmez fazla gelirse boğaz yakar tüketilmeye pek uygun olmaz tahin fazla gelirse de bu sefer acılığı artar ve ağızda kekremsi bir tat olur o karışımın ayarı ideal olmalıdır ki ne boğaz yakmalı ne de ağızda acılık bırakmalı.
devamını gör...
ben hep haklıyım insanı
yalnızca kendini düşünen, bağnaz, bencil aynı zamanda her daim mutsuzluğa gebe insandır.
devamını gör...
saçma şarkı sözleri
devamını gör...
öldürmek
çekmecemdeki bir kağıt -kim yazdı bilinmez- şöyle diyordu öldürmekle ilgili:
"bir katil olarak hemen buraya bir şeyler iliştirebilirim öldürmekle ilgili. kimi veyahut neyi, nasıl, nerede, ne zaman öldürmek?
öldürmek denilen kavramın, eylemin meşru olup olmadığını kim belirler? niye yapamayız bunu? veyahut bir erkeğin veya bir kadının intiharına derin bir ruhsal işkenceyle sebep olan bir erkeği veya bir kadını niçin cezalandırmayız da tabanca el değiştirince cezalandırırız? bu konu adalet psikolojisinin konusu olsa da felsefeyi de çağırır. zaten hiçbir şey onsuz olmaz.
fakat ben burada bir şeyleri yine kendi üslubumca anlatmak isterim. akademik yazılar bir kenara. ileride yazar çizerim. şimdi ne düşünüyorum?
acı sanatın belki de yegane kaynağıdır. fakat tek kaynağı olmayabilir de... yine de acının yadsınamaz bir rolü olduğu aşikardır sanıyorum. o halde acı nasıl daha hakiki bir şekilde ortaya çıkar? yani bir anlamda sanat nasıl yüceltilebilir?
cevap: sevdiğin birisini öldürmek.
ya da en azından ölümüne şahit olmak...
günahımın farkındayım gerçi ama burada bunu açıklayamam. telafisi olmayan hatalar yapabilir insanlar, kabul. fakat o "telafi edilemeyen şey" gün gelir yerini başka bir "telafi edilemeyen şey"e bırakır. yani aslında telafi edilebilir. her şey gibi... insan unutur. fakat bazıları unutmaz. bazı şeyler unutulmaz.
yine de gerçek bellidir. insan ondan sakınır ve görmek istemez. yine de oradadır işte.
öldürmenin doğurduğu suçluluk duygusu paha biçilemezdir! kişi ne kadar acı çekmişse öldürmek'te, işte o zaman daha büyük bir sanat eseri meydana getirir! çünkü acı hayatın, doğanın bir yasasıdır. ve en çıplak haliyle bizleri yakıp yıktığında arkamıza bile bakmayız!
karşınızda güzel sanatların bir dalı olarak cinayet!
ceza felsefesi kenardan bir şeyler söylesin dursun. her durumda kendi normunu bize dayatmaktan fazlasını yapamayacaktır. biz dedim, affedin."
"bir katil olarak hemen buraya bir şeyler iliştirebilirim öldürmekle ilgili. kimi veyahut neyi, nasıl, nerede, ne zaman öldürmek?
öldürmek denilen kavramın, eylemin meşru olup olmadığını kim belirler? niye yapamayız bunu? veyahut bir erkeğin veya bir kadının intiharına derin bir ruhsal işkenceyle sebep olan bir erkeği veya bir kadını niçin cezalandırmayız da tabanca el değiştirince cezalandırırız? bu konu adalet psikolojisinin konusu olsa da felsefeyi de çağırır. zaten hiçbir şey onsuz olmaz.
fakat ben burada bir şeyleri yine kendi üslubumca anlatmak isterim. akademik yazılar bir kenara. ileride yazar çizerim. şimdi ne düşünüyorum?
acı sanatın belki de yegane kaynağıdır. fakat tek kaynağı olmayabilir de... yine de acının yadsınamaz bir rolü olduğu aşikardır sanıyorum. o halde acı nasıl daha hakiki bir şekilde ortaya çıkar? yani bir anlamda sanat nasıl yüceltilebilir?
cevap: sevdiğin birisini öldürmek.
ya da en azından ölümüne şahit olmak...
günahımın farkındayım gerçi ama burada bunu açıklayamam. telafisi olmayan hatalar yapabilir insanlar, kabul. fakat o "telafi edilemeyen şey" gün gelir yerini başka bir "telafi edilemeyen şey"e bırakır. yani aslında telafi edilebilir. her şey gibi... insan unutur. fakat bazıları unutmaz. bazı şeyler unutulmaz.
yine de gerçek bellidir. insan ondan sakınır ve görmek istemez. yine de oradadır işte.
öldürmenin doğurduğu suçluluk duygusu paha biçilemezdir! kişi ne kadar acı çekmişse öldürmek'te, işte o zaman daha büyük bir sanat eseri meydana getirir! çünkü acı hayatın, doğanın bir yasasıdır. ve en çıplak haliyle bizleri yakıp yıktığında arkamıza bile bakmayız!
karşınızda güzel sanatların bir dalı olarak cinayet!
ceza felsefesi kenardan bir şeyler söylesin dursun. her durumda kendi normunu bize dayatmaktan fazlasını yapamayacaktır. biz dedim, affedin."
devamını gör...
sohbet ederken keyif duyulan insan tipi
saygılı ve açık fikirli insanla sohbet etmekten her zaman keyif almışımdır.
devamını gör...
filistin denilince akla gelenler
sözde ermeni soykırımını tanıyan kabile devleti.
devamını gör...
kyk yurdunda yemekten fare çıkması
kaynak
ülkede herkesin ahlaksız olduğunu yine yine yine kanıtlayan olay.
sizin tek bir işiniz var; yemek yapmak. bu da alışveriş ile başlayıp, yemeğin yenmesine kadar devam eden bir süreç. her şeyi tek tek yıkayacaksınız, malzemeyi koruyacaksınız, hepsi bu. sokacaksın bunların kafalarını saç dolu, tırnak dolu, böcek dolu tencerelere, kusturana kadar çıkarmayacaksın, müdür dahil.
aldığınız bir lira bile haram olsun.
ülkede herkesin ahlaksız olduğunu yine yine yine kanıtlayan olay.
sizin tek bir işiniz var; yemek yapmak. bu da alışveriş ile başlayıp, yemeğin yenmesine kadar devam eden bir süreç. her şeyi tek tek yıkayacaksınız, malzemeyi koruyacaksınız, hepsi bu. sokacaksın bunların kafalarını saç dolu, tırnak dolu, böcek dolu tencerelere, kusturana kadar çıkarmayacaksın, müdür dahil.
aldığınız bir lira bile haram olsun.
devamını gör...
coğrafi ortam
doğal ortam ile beşeri ortamın birlikteliğinden oluşan en geniş yaşam alanına denir.
(kaynak: coğrafya defterim.)
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...
margarita
sadece domates ve mozzarella peynirli pizzaya italya'da verilen isim. bu daha sonra bütün dünyaya yayılmış.
devamını gör...
yazarların gitmek istediği ülkeler
nordik ülkeleri'nin hepsi.
devamını gör...

