mesafenin önemi yoktur.
burnunun dibinde olsa ne olacak?
seni anlamıyorsa,
ama birisi vardır ki dünyanın öbür ucunda...
en ihtiyaç duyduğun anda,
iki satırıyla bile olsa,
bir çırpıda yanı başında...
mesafe uzaklıklarda değil,
mesafe fedakarlıkta!


özdemir asaf
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçükken ismimin ingilizcesini hatta her dilde karşılığını 'unab' sandığım dönemleri anımsatan başlık.
*

bir aklı evvel söylemişti bunu. bu bilgiyi evdekilerle paylaştığımda bir dönem makara kukara yapıldı hakkımda. sonra öğrendiğim hiçbir şeyin sağlamasını yapmadan halka açmama güncellemesi geldi bana neyse ki. o zamanlar cahildim ama mutluydum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne eksik ne fazla.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

disney'den moana diyorum efenim
devamını gör...

doya doya yaşayabilmek için gerekli olan bilinçtir. bir sonun var olduğunu bilen kişinin hayatı daha anlamlıdır, daha tutkuludur; sevdiklerine sarılmadan önce bunun son olabileceğini bilir ve daha sıkı sarılır, evden çıkmadan önce annesini mutlaka öper, yeni aldığı elbiseyi giymek için özel bir günün gelmesini beklemez. ölmekten korksak da yaşamak ağır basmalı biraz da sevgili yazarlar*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çocukken babam beni sabah ekmek almaya gönderirdi.
fırına giderken,evlerden gelen çay karıştırma sesleri çok hoşuma gidiyordu.
norveçli ressam gustav wentzel'in 1885 yılında çizdiği "kahvaltı" adlı çalışmasını sizler ile paylaşmak istedim.
devamını gör...

belki değil bilmemiş değerini.
devamını gör...

ben takip edilen yazarların bildirimini kapatanlardanım. akışta görüp spontane beğenip oyluyorum. zaten takip edip yazılarını beğendiğime de bir şekilde denk gelip yine ara ara profilini ziyaret ediyorum. beğeni, nick altı olayı artık çok abartılmasa. anlıyorum bazen çok küçük farkedilmeler bile insanı mutlu ediyor ama sadece kendi istediğimiz gibi yazsak, çizsek, oylasak daha hoş olmaz mı? kanka diyebileceğiniz kişilerin bile yeri geliyor fikirlerini beğenmiyorsunuz ki bu böyle olmalı zaten. bir sene önce yazdığı yazı ile bile denkleşmiyor insan. bazen bir tanımıma denk gelip ben bu yazdığımı beğenmedim, şimdi fikrimi değiştirdim diyorum. kendimle bile kanka değilim sanırım. sözlükte veyahut yaşantımızda kanka diyebileceğim birinin de düşüncelerini kendi akıl ve beğeni süzgeçimden geçirmem gerekli. yoksa ben 'ben' olmaktan çıkarım. bana ait bir şeyler olmalı her yerde.

kankacılık nedir, o da ayrı bir başlık konusu olsun. o da değişik bir konu çünkü.
devamını gör...

yeni nesil genç dimağlarda antisemitizm olduğu için kendilerinin büyük hayran duydugu adolf hitlerin gerek hitabet olarak gerek politika olarak yürüttüğü savaştır. burada hitleri ne kadar kötülesekte adamın hitabet yeteneği o kadar iyiymiş ki almanya gibi bir ülkeyi toptan galeyana getirmiştir bu azımsanacak bir şey değildir. ayrıca bu savaşın kattıklarına sadece savaş teknolojisi olarak bakmamak lazım bu dönemde alman bilim adamları her ne kadar iğrenç, insanlık dışı, ahlaksızlık olarak görülse de tıbba önemli katkılar yapmıştır özellikle insan vücuduyla ilgili bu katkıları nasıl yaptıklarını anlatmama gerek yok.

komplo teorisi mod on

balfour deklerasyonunu bilen bilir büyük israil devletinin kurulmasıyla alakalı bir mektuptur. rothschild'lere gönderilmiştir ve ortadoğu'da vadedilmiş topraklara yahudi devleti kurulması istenir fakat avrupa'daki yahudiler mutlu,zengin,güvenlikleri yerinde bu adamlar düşünmüşler olm tamam devlet kurucaz da kim gelmek ister böyle bir yere diye daha sonra bebek hitler düşmüş gökten rotschild demiş vardır bunda bir keramet çocugu büyütüp eğitelim falan demişler daha sonra hitler büyüyormuş falan işte hitleri görür görmez anlamış herifler ulan bu çocuk büyüyünce çok can yakacak falan diye. sonra hitleri eğitmişler hitabet ve diksiyon öğretmişler sıra geldi savaşa adamlar demiş buradan yahudileri ancak bir şekilde çıkarırız diye savaş başlamış yahudilerde bakıyor bu hitler harbiden bizi kesecek hemen yeni kurulan yahudi devletine koşuyorlar böylece bizimkiler istediklerini elde etmiş oluyorlar.

komplo teorisi mod off
devamını gör...

felsefe profesörü vittorio hösle ile 11 yaşındaki nora k.’nın mektuplaşmalarından oluşan bir kitaptır.

nora 11 yaşına geldiğinde ona jostein gaarder’ın sofi’nin dünyası hediye edilir. zaten felsefeye çok meraklı olan nora bu kitapla birlikte daha da derinden ilgilenmeye başlar ve felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’ye sorular sormaya başlar. bu andan itibaren de daha sonra kitap haline gelecek olan mektuplaşma başlamış olur.

nora’nın soruları “bulutlar yenir mi?, gece dere kenarına işesem çarpılır mıyım?, sakız orucu bozar mı?” şeklinde olmadığı için işler git gide derinleşir ve ortaya harika bir kitap çıkar.

nora’nın merak ettikleri daha farklı şeylerdir.

nesnel bir gerçeklik var mıdır?
dinozor fikri hale aynen sürmekte midir?
özgür irade var mıdır yoksa her şey önceden belirlenmiş midir?
hayvanların bilinci var mıdır?

bu sorularla muhattap olan profesör düşsel bir kafe yaratır ve bu sorulara verilecek cevapları büyük filozofların cevaplamasını sağlar. soruya cevabı hangi filozof verecekse o gün o filozofun masasına oturan profesör nora’nın sorularını filozoflar iletir, aldığı cevapları da hemen nora'ya yazar.

ben kitap okumaya doğum günümde hediye gelen kitaplarla başladım çok küçük yaşta. o yüzden bir çocuğa hediye alacaksam bu her zaman bir kitap olur. belki bir nora da ben bulurum. siz de düşünün bu fikri bence.
devamını gör...

planlı programlı yaşamak. asla başaramıyorum.
devamını gör...

üşenmiyonuz mu ?
devamını gör...

oh be, yaşasın sınıf farklılığı. o neydi öyle vıcık cık babam afedersin.
devamını gör...

olacak o kadar bu akşam değil miydi ya.
devamını gör...

hemen hemen her misafirliğe gittiğimde başıma gelen hadise.
yerimi mi garipsiyorum nedir, erkenden ayağa dikiliyorum.
sonrası tavanı izlemece..beklemece...
devamını gör...

kalbimde yeri ayrı olan yazarımızdır. kendisiyle tanışma yeri olarak cafe, park, restoran vs istemiyorum.
tanışmak istediğim tek bir yer inşallah.
o da ektedir.*
devamını gör...

tükenmek üzerine
kalmamışlık serpiştirilmiş
özlüyorsan görüyorsun diyor ya şair
bil ki senden hiç eksilmemiş
dolmuş kalbine
nakış nakış işlenmiş
vadedilen topraklar gibi
hüküm verilmiş
senindir denmiş
sora sora bağdat bulunmuş da
o gemi buraya hiç gelmemiş
soranlara unuttum denmiş de
yarası hiç silinmemiş.
devamını gör...

günlük kullanıma inmemeliydi dediğim kelimeler, kendini ifade edemeyen bir çok bireyin oluşumuna yol açtı. iki kelimeyi yan yana getiremeyenin dert ortağı oldu çıktı. kullanırsın kullanmazsın ,beni alakadar etmez ama ifade edemediğin yerleri cümle içinde küfür ederek dolduruyorsan üzerinde düşünmen gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. güzel dilimizi bende mükemmel kullanamıyorum ,haşa haddim değil seni sorgulamak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim