yağmurlu gri ıslak ankara'dan yağmurdan nasibini alan (bkz: gecekondu).
büyükşehirlerin yaşanmışlık dolu evi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pizzayı kalın dilim sevmeleri.
devamını gör...

türkçeye umudunu kaybetme olarak çevrilen gerçek bir hikayeden esinlenilen will smith'in başrolde olduğu film.

geçimini kemik yoğunluğunu ölçen bir aleti doktor doktor gezerek satmaya çalışan chris gardner işlerinin kötü gitmesinden dolayı ev kirasını ve birçok masrafı karşılayamaz hale geliyor, ardından ev içindeki huzurun bozulması ile birlikte eşi terk ediyor ve oğluyla beraber geçimini sağlamaya çalışıyor.
yaşanan ciddi parasızlıktan dolayı evinden kovulan, çocuğu için günlük bakım evi gibi yerlerde sırada bekleyen karakter parasızlığın ne kadar zor olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki...
bu durumdan sadece kendin olsan bu kadar etkilenmezsin ancak işin içine evlat girince babanın yüreğinin yanmaması düşünülemez bile, çok zor..

bu sırada bir firmada ücretsiz staj yapan. chris gardner yoğun azim ve zekasıyla filmin sonunda işi kapıp hayatına devam ediyor.

kariyerinin devamında cebinde 1 dolar bulunmayan karakter milyoner bir insan oluyor.
devamını gör...

senaristliğini tom schulman'ın üstlendiği, peter weir yönetiminde 1989 yılında çekilen film. türkçeye ölü ozanlar derneği olarak çevrilmiştir. robin williams başrolde olduğundan izlenmediyse hemen izlenmelidir, hatta tekrar tekrar izlenmelidir.
sonunda bir sanat eserinin güzelliğinin verdiği hüzünden dolayı ağlatabilir, bu yüzden peçeteler hazırlanmalıdır.

ailelerin çocuklarını doktor, avukat, mühendis yetiştirsin diye katı kurallar ve sıkıcı derslerle çevrili okula vermesini, o okulda öğrencilerin gerçek öğretmenle tanışmasını konu alıyor diyebiliriz en basit haliyle. muhafazakar ve katı bir şekilde yetiştirilmeye çalışan çocukların şiirle, edebiyatın güzelliğiyle ve anın değeriyle tanışması da gerçek öğretmen john keating sayesinde olur. film elbet bu kadar basit değildir, içerisinde sistem, aile, yönetim eleştirisini de bulundurur. ailelerin yanlış tutumu çocuğunun hayallerini, hislerini ve hayatını mahvedebilir.

bu katı yönetimler bir yana dursun, okulda geçmiş yıllarda öğretmenleri keating'in daha bir öğrenciyken kurduğu ''ölü ozanlar derneği'' keating'in öğrencilerinin dikkatini çeker ve tekrar aktif hale getirilir. geceleri gizlice toplanıp şiirler okuyup konuşmalar yaparak birbirlerine içlerini açarlar.
hayatta asıl yapmak istediğini bulması bir insan için en zor ama belki de en değerli şeydir. keyifli izlemeler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynak.

--- alıntı ---
size neler söylendiğinin önemi yok, kelimeler ve fikirler dünyayı değiştirebilir.
--- alıntı ---
devamını gör...

death is certain life is not...

(bkz: öyle işte)

çeviri editi: ölmek kesinde! yaşamak, bilemiyorum altan.... belki.

çeviren (bkz: şahsım)
devamını gör...

“asrın karanlığına aldanma, yolunu aydınlatacak ışık senin içinde saklı.”
devamını gör...

bizde "söz namustur" derler reis, bilmem mesaj yerine ulaştı mı? *

tanım editi: sohbet etmeyi bilen, seven, çokça alçakkalpli* bir yazar. eğlenceli.
devamını gör...

indir o eli dedim.
indirmezsem ne olacak dedi
sen benim kim olduğumu biliyor musun dedim.
oğlum ben kendimin kim olduğunu bilmiyorum dedi.
aaaa güzel kafaymış o zaman dedim.
sonra çantasından bir kırmızı tuborg çıkarttı
oturduk çimlerin üzerine
öyle işte.
devamını gör...

bildiğim tek şey çok işkolik oldukları.
veya stanford hapishane deneyi gibi bir şeyin içindeyiz.
yani yoldaşın yüksek lisans tezi falan olmamız muhtemel.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gökyüzü severiz
devamını gör...

özellikle okul öncesi çocuklar için olan hareketli kitaplar, çok güzel.
bizim yeğenler bayılıyorlar.
devamını gör...

evliliğimin ilk senelerinde ağlayarak uyandığım bir rüyamı da paylaşayım madem komikli rüyamdan sonra…

koridorları beyaz sabun kokan, tüylerimi diken diken edecek kadar serin bir hastanenin geniş bir alanında eş, dostla birlikte, bir doğumhanenin önünde telaşla ve korkuyla bekliyorum. eşim içeride doğuma alınmış. stresli bir şekilde yerimde duramıyor, sürekli bir o yana bir bu yana tüm hastane koridorunu adımlarımla arşınlıyorum. derken; arkadaşlarım bir anda koluma girip beni hastaneden dışarı çıkartıyorlar. yakınlarda bir otel odasına götürüyorlar beni. oda servisi ayarlanmış, odaya çıkar çıkmaz şampanyalar falan (hiç sevmem) bir sürü alkollü içki ile bana kutlama yapıyorlar. işte baba oluyorsun bilmem ne vari böyle sırtımı sıvazlıyorlar, gönlümü eğliyorlar falan… sanki demin doğumhane önünde tedirginlikle beklemiyormuşum gibi olanı biteni unutmuş gibiyim, mutluyum. daha sonrasında, ışınlanmış gibi bir anda aynı doğumhane önünde buluyorum kendimi. hala endişeyle beklerken acı bir fren sesi geliyor hastane dışından. etrafımda doktorlar, hemşireler dışarı doğru koşuşturup duruyorlar. bir kalabalıkla birlikte bir sedye sokuyorlar kapıdan içeri. bir hemşire gelip, zorlu bir doğum gerçekleştiğini, bir kızım olduğunu, birazdan odaya alınacağımızı, bebeği de o zaman görebileceğimi söylüyor bana. tam eşim nasıl diye sormak ve mutluluktan ağlamak üzereyken önümden geçen sedyeye takılıyor gözlerim. sedyede yatan babamı görüyorum… sedye üstünde kalp masajı falan yapıyorlar. o anı resmen böyle geniş plan ağır çekim bir sahne gibi izledim rüyamda. kucağıma bebeğimi almayı beklediğim hastane koridorunda babamın ölüm haberini verdiler… en yakın arkadaşımın omzuna yığılıp, ağlarken; eşimin beni sarsarak uyandırmasıyla son buldu. gözlerimi araladığımda eşim gözyaşlarımı falan siliyordu. bugüne kadar yaşadığım en b*ktan geceydi…
devamını gör...

her insan kendi hakkında güzel şeyler duymak ister elbette. gerçekleşince de mutlu oluyoruz haliyle.
devamını gör...

her türlü mikropla savaşan bir dezenfektandır.
devamını gör...

beni büyütün
ağlatmayın
sahte düşlerle
oyalamayın..
herkesten bir parça olmalı bir yarısı akıllı bir yarısı deli olanlar,dört yanı akıllı bir yanı deli olanlar,herkes akıllıyken deli olanlar..azıcık delilik lazım buraya..
tıpkı eurovision'daki gibi oldu bir ben anladım sözleri ama müziği epey iyiydi..
devamını gör...

"ölülerin yanından onları görmeden geçip gitmek çok eskiden beri insanlığın alışkanlığıdır."
körlük - jose saramago
devamını gör...

çok kaliteli bir bilim insanı. insan beyni ile ilgili mükemmel görüşleri vardır efendim. kısa özgeçmişi ise şöyle hocamızın:
dr. sinan canan 1972 yılında ankara’da doğdu. ilk, orta ve üniversite eğitimini ankara’da tamamlayarak 1995 yılında hacettepe üniversitesi fen fakültesi biyoloji bölümü’nden mezun oldu. ardından ondokuz mayıs üniversitesi tıp fakültesi histoloji-embriyoloji anabilim dalı’nda yüksek lisans, aynı kurumun fizyoloji anabilim dalı’nda ise doktora eğitimini tamamladı. bu süreçte sinirbilimleri ve deneysel epilepsi konuları üzerinde çalıştı. dr. sinan canan, 2010 yılında fizyoloji doçenti ünvanını aldı ve ankara başkent üniversitesi tıp fakültesi fizyoloji anabilim dalı‘nda 5 yıl; ankara turgut özal üniversitesi fizyoloji anabilim dalı‘nda 1 yıl; ankara yıldırım beyazıt üniversitesi tıp fakültesi fizyoloji anabilim dalı‘nda 4 yıl öğretim üyesi olarak çalıştı. bilimsel araştırmalarını son yıllarda sinir sisteminde kaotik ve fraktal özellikler konularında yoğunlaştıran dr. sinan canan aynı zamanda kaos teorisi, karmaşıklık, fraktal geometri, doğadaki biçimler, öğrenme, lisan ve afazi, zihin ve beyin gibi konularda ülke çapında genel dinleyiciye yönelik konferans ve programlar da düzenlemektedir. dr. sinan canan’ın “kimsenin bilemeyeceği şeyler” ve değişen be(y)nim adlı kitapları da bulunmaktadır. 2013 yılında bir bilimsel anları ve araştırma merkezi olan [n]beyin‘i kurmuştur ve halen [n]beyin’de bilimsel kurul başkanlığı görevini sürdürmektedir. dr. sinan canan, bige canan ile evli; aybike, metehan ve melike canan’ın da babasıdır. sinan canan, “hayatın, tek bir işle uğraşmak için fazla uzun; insanın ise, tek bir işle ömrünü tüketmek için fazla karmaşık olduğuna” inanmakta ve bu yönde çalışmalarına elinden geldiğince devam etmektedir. kaynak .
devamını gör...

babama deri ceket almıştım. hiç acımadı gitti raftaki en pahalisini seçti ve döndü 'nasılmış yavrum, bu daha başlangıç' dedi. feda olsun atama.
devamını gör...

akademi ile ilgili çok şey söylenir, atılır tutulur. kimisinde haklılık payı muhakkak vardır. amacımda burada kimseyi yargılamak değil.

yabancı dil sorununu gündeme getiren akademisyen adaylarına söylemek istediğim şey ingilizce bilmeden bilim yapamazsınız. literatür takip edemezsiniz. makale yayınlayamazsınız .
iyi derecede ingilizce ve ispanyolca biliyorum. dil bilmeyen biri benim yanımda doktora yapamaz. kumda oynayacak yaşı geçtik. akademide itibar gören(q0.1, q1 ve q2) dergilerde atıf alan araştırmalar yapamayacaksak, buralarda oyalanmamın anlamı yok. unutma yazmak için çok okumak gerekir, hangi sığ dil bilginle okuyacaksın?
yurtdışında bir sempozyum da nasıl sunum yapacak, nasıl konuyu tartışacaksın?
çok uluslu bir projede nasıl yer alacaksın?
vs. vs.

bunu işin bir parçası olarak görmeyen, zoraki olarak yerine getirmeye çalışan gitsin başka iş yapsın.
devamını gör...

nisyan kökünden gelen kelime. unutmak demek. unutmak insana verilmiş bir lütuftur.
insanın kökü bile unutmaya dayanırken müktesebatım seni unutmaya yetmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim