cin ali tatilde.
devamını gör...

gelirse sözlük kocaman bir çöplüğe dönüşür. sözlük amacının dışına çıkar. ortalık tinder'a dönüşür.*
devamını gör...

okuduğum liseye gelen birçok öğrencinin ikamet ettiği istanbul ilçesidir.

merkezi bir konumdadır ama çok gelişmemiştir.
devamını gör...

offf düşünsenize o zaman çıkacak kavgaları savaşları kaosu. çekirdeğimizi kolamızı alır izleriz. kaos severler olarak toplaşır durum analizi falan yaparız. kan kokusu almış vampir gibiyim şu an.
devamını gör...

istediğin gibi birisi olamamaktır. çevrendeki insanların seni sen yapan en önemli şeylerden biri olduğu gerçeğidir. her gün, sizi olmak istediğiniz kişiden daha çok uzaklaştırmaları ruhunuzu ezer. bazen kaldıramayacağınız kadar çok yorulur ruhunuz. her şeyden vazgeçmek istersiniz o da olmaz. ruhunuz berbat bir bedenin içinde yorulur durur işte. buhrana tutulmuşsunuzdur, zor şeyler yaşarsınız ama o kadar içinizde yaşarsınız ki tüm bunları insanlar ruhunuzun bedeninizin yorgun olmasına anlam veremez.

amaan sözlük insanın ruhunu yoran o kadar çok şey var ki akşama kadar bu bayağı edebiyat diliyle yazmaya devam etsem yine de bitmez.
devamını gör...

anadolu'dan çıkmış tarihteki ilk süper güçlerden biridir.
siyasi olarak mısırlılar la suriye'de siyasi mücadeleye girmişlerdir.
devamını gör...

işin doğrusu ve gerçeği bizler için futbol her zaman afyondu. gündemden koptuğumuz, siyaset, kriz, memleket meselesinden uzaklaştığımız, güzel rüyalarına daldığımız bir uyku.
devamını gör...

kuran kitabında yazmayan bir görüştür. abbasi ve emevilerden gelen dini yozlaşmanın ve kadının rolünün geriye atılması için yapılan bir eylemdir.
devamını gör...

4721 sayılı türk medeni kanunu’nun 187. maddesine göre evlenen kadının kocasının soyadını kullanması zorunludur. düzenleme, kadının soyadını ancak eşinin soyadının önüne gelmek suretiyle kullanmasına izin vermiş ve bunun için de evlendirme memuruna veya evlilik sonrasında nüfus idaresine başvuruda bulunmasını gerekli kılmıştır. görüldüğü üzere türk medeni kanunu’nun 187. maddesi, evlenen kadının yalnızca kendi soyadını kullanması imkanını tamamen ortadan kaldırmaktadır.

kadının evlenme ile salt kendi soyadını kullanma imkanının bulunmaması gerek hukuktaki eşitlik ilkesi, gerekse ayrımcılık yasağı kapsamında tartışılmaktadır. zira evlilik ile diğer eşin soyadını kullanma zorunluluğu sadece kadın için söz konusu olup, erkek eş için bu şekilde bir zorunluluk kanunda yer almamaktadır.

eşitlik ilkesi ile ayrımcılık yasağının yanı sıra konu özel yaşama saygı hakkı kapsamında da defalarca yargı mercilerinin önüne gelmiştir. kişinin hayatını sürdürürken kullandığı isim, özel yaşamının en önemli unsurlarından biri olarak görüldüğünden hakkın kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve evlilik ile değişmesi zaruretinin hakkın ihlali olduğu gerekçeleriyle pek çok başvuru yapılmıştır.

yeni türk medeni kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 743 sayılı kanun yürürlükten kalkmışsa da kadının soyadına ilişkin düzenleme değişmemiş, bu sebeple yeni kanun vasıtasıyla da giderilemeyen hak ihlali tekrardan anayasa mahkemesi nezdinde iptal davasına konu edilmiştir [1]. anayasa mahkemesi iptal başvurusunu, “‘kadın evlenmekle kocasının soyadını alır' kuralının aile birliğinin korunması ve aile bağlarının güçlendirilmesi başta olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzenli tutulması” gibi önceki kararıyla paralel gerekçelere dayanarak tekrardan reddetmiştir. iptal davaları bakımından, aynı konuya ilişkin mahkeme’ye on yıl başvuru yapılamaması yasağı getiren anayasa’nın 152. maddesi sebebiyle, 187. maddenin on yıllık süre boyunca tekrardan mahkeme’nin önüne getirilmesi imkanı bulunmamaktadır. ancak her ne kadar düzenleme iptal davasına konu edilememekteyse de, bireysel başvuruya konu edilmesi mümkündür. anayasa mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklere ilişkin bireysel başvuru yapılmasının önü açıldığından bu yana mahkeme bu konudaki pek çok başvuruyu incelemiş ve iptal davalarındaki görüşünün tam tersi yöndeki tespitlerini ortaya koymuştur.

anayasa mahkemesi’nin kadının soyadına ilişkin görüşünün değişmesinde konu hakkındaki avrupa insan hakları mahkemesi kararları da etkili olmuştur. düzenleme gereği kendi soyadlarını kullanma imkanı bulunmayan evli kadınlar hukuk mahkemeleri nezdinde taleplerini sunmuşlar, ancak türk medeni kanunu md. 187 gereği talepleri reddedilince konuyu avrupa insan hakları mahkemesi önüne taşımışlardır. mahkeme’ye göre, devletlerin kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusundaki ayrımı önlemek adına gerekli bütün önlemleri almak ve kadın-erkek eşitliğine dayanarak kadınların aile adı gibi konularda erkekler ile eşit kişisel haklara sahip olmasını sağlamak şeklinde yükümlülükleri vardır [2]. aihm söz konusu yükümlülükler bakımından türkiye’nin de taraf olduğu kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ne atıfta bulunmuş ve sözleşmeye taraf olan devletlerin, sözleşme kapsamındaki gereklilikleri sağlamak adına pozitif yükümlülükleri olduğunu eklemiştir. buna göre türk medeni kanunu md. 187 ile getirilen zorunluluk devletin sözleşmedeki yükümlülükleri sağlamak bakımından başarısız olduğu anlamına gelmektedir. aihm kadının soyadına ilişkin mahkeme’ye yapılan başvurularda, türk medeni kanunu md. 187 bakımından sözleşmenin 8. maddesiyle bağlantılı olarak sözleşme’nin 14. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir [3].

anayasa mahkemesi de bireysel başvuru usulünün başlamasının ardından yukarıda yer alan aihm kararlarına gönderme yapmış, bununla birlikte anayasa’nın 90. maddesinde yer alan ve uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyan düzenlemeyi ihlal kararlarında gerekçe göstermiştir. anayasa’nın 90. maddesine göre, temel hak ve özgürlüklere ilişkin iç hukuk düzenlemeleri ile bu konularda devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin çatıştığı hallerde uluslararası sözleşme hükümlerine üstünlük tanınacaktır. düzenleme uyarınca kadının soyadı meselesinde de türk medeni kanunu’nun 187. maddesi değil, kadının kendi soyadını kullanmasına imkan tanıyan avrupa insan hakları sözleşmesi ve kadına karışı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi’ndeki ilgili maddelerin somut uyuşmazlıklarda uygulanması gerekmektedir [4]. bu sebeple anayasa mahkemesi önüne gelen başvurularda, somut uyuşmazlıkta uluslararası sözleşmeler yerine türk medeni kanunu’ndaki düzenlemenin uygulanmasının hukuka uygun olmadığını belirtmiş ve yargı mercilerinin kadının kendi soyadını kullanması taleplerinin reddini hukuki bulmamıştır. mahkeme söz konusu hukuka aykırılığın anayasa’nın 17. maddesinde yer alan kişinin manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalini oluşturduğu şeklinde karar vermiştir [5].

anayasa mahkemesi’nin konuya ilişkin kararlarının akabinde yargıtay hukuk genel kurulu da aynı yönde kararlar almıştır. yhgk’nın 30.09.2015 t., 2014/2-899 e., 2015/2011 k. sayılı kararında türk medeni kanunu’ndaki 187. madde uygulamasının, kadının soyadı bakımından cinsiyet yönünden ayrımcılık oluşturduğu ve konu hakkında uluslararası sözleşmelere öncelik tanınması gerektiği ifade edilmiştir.

nüfus müdürlükleri evli kadınların konu hakkındaki başvurularını türk medeni kanunu’nu gerekçe göstererek reddetmekte olsa dahi, talebin aile mahkemelerine yapılmasıyla kadının kendi soyadını kullanması imkanı mevcuttur. evli kadın, evlenme ile isminin değişmesinin akabinde yetkili aile mahkemesine dava açarak yalnızca kendi soyadını kullanma talebini sunabilmekte ve davanın sonucunda ilgili nüfus müdürlüğü nezdinde kimlik bilgilerinin değişmesi sağlanmaktadır. böylece türk medeni kanunu’nun 187. maddesi hakkında anayasa mahkemesi nezdinde tekrar iptal davası açılabilecek süreye değin hakkın hukuka aykırı şekilde sınırlandırılmasının önüne geçilmektedir.

dipnotlar:

[1] aym, 10.03.2011 t.2009/85 e., 2011/49 k.
[2] aihm, ünal tekeli/türkiye, başvuru no: 29865/96.
[3] aynı yönde, aihm, levendoğlu abdulkadiroğlu/türkiye, başvuru no: 7971/07.
[4] anayasa mahkemesi konuya ilişkin bireysel başvurularda gerek kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi (cedaw), gerek avrupa insan hakları sözleşmesi, gerekse birleşmiş milletler medeni ve siyasi haklar sözleşmesi (bm mshs)’nin ilgili maddelerine atıfta bulunmuştur:
aihs md. 8/1: “herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”
cedaw md. 16: “1. taraf devletler evlilik ve aile ilişkileri ile ilgili bütün konularda kadınlara karşı ayrımcılığı tasfiye etmek için gerekli her türlü tedbiri alır ve özelikle erkeklerle kadınların eşitliğini öngören aşağıdaki hakları tanır:

g) soyadı, meslek ve iş seçme hakları da dahil, karı ve koca olarak aynı kişisel haklara sahip olma..”
bm mshs md.23/4: “bu sözleşmeye taraf devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır.”
[5] aym sevim akat eşki başvurusu, başvuru no: 2013/2187, neşe aslanbay akbıyık başvurusu, başvuru no: 2014/5836, gülsim genç başvurusu, başvuru no: 2013/4439.
devamını gör...

beğenmek, başlıklara tıklamak işkence gibi. 3 saniye bekleyemecek kadar tahammül kalmamış. fakat bu, sözlüğün bugün yavaş olduğunu değiştirmiyor.
devamını gör...

tipik türk erkeği kafasındaki yazarın açtığı başlık. 2020 yılı biterken hala maaş kıyaslaması yapan, baba evindeki hayat tarzını kendine dert eden.

annemin tek tavsiyesi vardır; evlenene kadar istediğin herşeyi yap, içinde hiç keşke kalmasın, kalmasın ki evlendikten sonra yapmaya kalkma. keşkelerinin peşinden giderken de kimsenin kalbini kırıp, ah alma. ah be annem, keşke herkes senin gibi saf duygularla yaklaşsa.
devamını gör...

yaşadıklarından dolayı başkalarını sorumlu tutmazlar; ama kendilerini de boş yere suçlamazlar. her şeyi kontrol edemeyeceklerini bildiklerinden kontrol manyaklarının yaptığı büyük hataları yapmazlar. empati yetenekleri öyle iyidir ki olayları karşılarındaki kişilerin bakış açısından net bir şekilde görebildiklerinden daha doğru kararlar verirler.
devamını gör...

röpteşambır

telaffuzunun tonlaması bile refah seviyesi belirler
devamını gör...

psikiyatr oldukları halde psikiyatrinin bir tür sahte-bilim olarak iş gördüğünü dillendirenlerin sayısı hayli fazladır. anti-psikiyatri ekolü: psikiyatrinin, tıbbın diğer alanlarında geçer akçe olan “biyolojik determinizm” ilkesini göz ardı ettiğini ve yoluna hiçbir ahlaki ve etik sınır çizmeden devam ettiğini söyler. bu karşı çıkışı, basite indirgeyerek açıklamaya çalışalım.
sözgelimi, bir enfeksiyon kaptınız ve vücudunuzda olağandışı birtakım gelişmeler oldu. ateşiniz yükseldi, öksürmeye başladınız, burnunuz akmaya başladı vb.
bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurduğunuzda, uzman önce sizin öykünüzü dinler (anamnez) ardından sizi muayene eder ve sizi hasta eden bakterileri yok edecek bir antibiyotik reçete eder. yazdığı antibiyotiği, enfeksiyonun türüne göre belirler. işte burada “biyolojik determinizm” ilkesi göz önünde bulundurulur aslında. ortada hasta bir insan var ve bu insanın hasta olmasına neden olan birtakım zararlı oluşumlar var. bu zararlı oluşumları ortadan kaldırabilecek etken maddeleri barındıran ilaç marifetiyle, hastalık da ortadan kaldırılmış olur.

farmakolojide amaçlanan şey: hastalanmış bir kişiyi tedavi edecek ilacı ya da ilaçları üretmek ve bu ilaçların kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek farklı komplikasyonları mümkün mertebe engellemeye çalışmaktır. yani size ‘tonsilit‘ teşhisi konuyor ve bir antibiyotik reçete ediliyor; siz tonsiliti ortadan kaldırsın diye alıyorsunuz ilacı fakat bu sefer de böbrekleriniz iflas ediyor. bu durumda ilaç, yarar sağlamaktan ziyade zarar vermiş oluyor. (bazı kronik hastalıklardan muzdarip olanlar, organ transplantasyonu geçirmiş olanlar, hamileler, belirli bir yaşın üstünde olanlar ve çocuklar için uyarılar yapılıyor halihazırda).

yapılmaya çalışılan şey, üretilen ilacı kullanacak olan hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmamasını sağlamak ya da ortaya çıkacak olan yan etkilerin hafifletilmesini sağlamaktır.
işte anti-psikiyatri ekolü de, psikiyatrların önerdikleri antidepresanların ve antipsikotiklerin kahir ekseriyetinin kişiye bir fayda sağlamadığı görüşünde... mevzubahis ilaçlar fayda sağlamadığı gibi kullananlarda ortaya çıkan ağır komplikasyonlar nedeniyle kalıcı hasarlara da yol açabilir diyorlar. yani antidepresanlar, antipsikotikler henüz neden ortaya çıktıkları bilinmeyen kimi mental rahatsızlıkların ortadan kaldırılması maksadıyla kullanıldığı için beklenen etkiyi gösteremiyor onlara göre. hatta pek çok ilacın, gerekli deneme aşamalarından bile geçirilmediğini söylüyor, kendisi de bir farmakolog ve psikiyatr olan moncrieff. mental rahatsızlıkların ortaya çıkış nedenleri tam olarak belirlenemediğinden, bu rahatsızlıkları düzeltmek ereğiyle üretilen ilaçlar da kısmi etkiler gösteriyor.
inanılmaz bir hızla büyüyen psikiyatri sektörünün zarar görmemesi için her şey toz pembe gösteriliyor.
devamını gör...

insanların rahatlamaya ihtiyacı var, içini dökecek bir yeri olmayanlar olabilir, hayatı zor olanlar var.
mesaj kutum herkese açıktır.
gündüzleri işim olabilir ama geceleri cevap da yazabilirim sevgili dostlar.
devamını gör...

ölümünden önceki son zamanlarında nikola tesla'cığımın en yakın dostu olan hayvan.

tesla sürekli parktaki güvercinleri besler, kaldığı otelin penceresi önüne gelenleri de ihmal etmezdi. yaralı olanları odasına getirip iyileştirirdi.


“yıllardır güvercinleri besliyorum. binlercesini besledim, kim bilir ne için… ama aralarında bir tanesi vardı ki… çok güzel bir güvercindi. bembeyazdı, yalnız kanatlarında gri benekçikler vardı. o farklıydı. bir dişiydi. onu her yerde ayırt edebilirdim.

nerede olursam olayım bu güvercin beni bulurdu. ne zaman onu yanımda istesem umutla seslenirdim, uçarak çıkar gelirdi. o beni anlardı, ben de onu…

o güvercine aşıktım. evet bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi severdim onu ve o da beni. hasta olduğu zaman hemen haberim olurdu; odama gelirdi ve ben de günlerce onunla kalırdım. onu iyileştirirdim. o güvercin hayatımın neşe kaynağıydı. bana ihtiyacı olduğunda başka hiçbir şey umurumda olmazdı. benimle olduğu sürece hayatımın bir anlamı, amacı olurdu.

bir gece karanlıkta yatağıma uzanmıştım, zihnim problemler çözmekle meşguldü, sık sık yaptığı gibi uçarak penceremden içeri süzüldü ve masamın üstüne kondu. beni istediğini biliyordum, bana önemli bir şeyler anlatmak istiyordu. yanına gittiğimde anladım ki bana ölmek üzere olduğunu söylemek istiyordu. mesajını aldığımda gözleri ışıldadı, güçlü ışık demetleri yayılıyordu gözlerinden.

evet bu, gerçek bir ışıktı. güçlü, göz kamaştırıcı, kör edici bir ışıktı. laboratuvarımda lambalarımla elde edebildiğim tüm ışıklardan daha güçlüydü. o güvercin ölünce hayatımdan da bir şeyler eksildi. o zamana dek, ne kadar yoğun çalışmam gerekirse gereksin işimi tamamlamam gerektiğini düşünürdüm, bunu yapabileceğimden emindim her zaman için ama o hayatımdan çıkıp gittikten sonra artık yaşamım boyunca süren çalışmanın da sonunun geldiğini anlamıştım. evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim. binlercesini… ve beslemeye de devam edeceğim, kim bilir ne diye?”

insanokur. org'dan alıntıdır.
devamını gör...

senin aynadan gördüğünü, elalem duvardan görürmüş.*
yani kimseye olmadığın biri gibi davranmaya gerek yok.*
devamını gör...

poyraz ve ayşegül.
devamını gör...

türk psikologlar derneği'nin kurucu üyelerinden biri olan kıymetli doğan cüceloğlu'nun annesini kaybettikten sonra başından geçen olaylardan dolayı farkına varıp bizlerle paylaştığı gerçektir.

4 kelimeden oluşur, ''annen yok, kimsen yok'' fakat dünyanın en haklı cümlesidir.
devamını gör...

bu karanlık hangi odalardan kaçıp doldu gözlerine bilirim
okurum satır satır mimiklerinde gezinen başıboş feryatları
duyarım, kim ki sana boyun eğer, kaçışlar ve hatırlayışlar giyinir çıplak bedenine
ben bilirim hangi çağlara nasıl koşulur voltalar
kim nasıl arar kaçırdığını heveskar yarınlarda

sözler yetmiyor geniş alınlara derin çizgiler çekmeye
acılar çağlamaktadır yırtık ceplerinde paltonun
mahkeme ilamları uçuşurken ayaklar altında
ben fikirler solurum, parazitler hücum eder ayaklarıma

sıkılmış dişlerimden dökülen küfürlerle avunur
kalkmayan yumruklarımdan kaçan hikmetlere ağlarım
arkamdan koşan yetimlerin sesleriyle
çağlar arası beşiklerde uyuyakalırım
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim