elif eylül
yürek yemiş avukat.
çakır: kafana sıkarım.
elif: sıkmazsan adam değilsin.
tabi çakır silahı dayayınca geri vites yaptı. çakır lan bu blöf yer mi?
çakır: kafana sıkarım.
elif: sıkmazsan adam değilsin.
tabi çakır silahı dayayınca geri vites yaptı. çakır lan bu blöf yer mi?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
a*-ulan ne güzel uyuyordum be. ne vardı şu mavi ışığı yakacak!
yok be anca ekran kilidini açarım ben zaten! yakmak falan, ateşle oynamak...
bak ne geldi aklıma?
okulun bahçesindeyim,
hani şu arnavut kaldırımlı kestane ağaçlı,
kulağımda bir şarkı,
barış ne anlatıyor öyle,
anlatıyor işte bi şey,
hani şu cacıklı var ya,
hıyar gibiyim falan,
a1-şarkı o değildi ki!
a2-boş versene sen. karışma işime!
a1-tamam be bi yazdırmadın
hep senin yüzünden bu haldeyiz zaten. maşallah pek akıllısın!
a2-akıllıyım tabi!
a1-hadi ordan!
o kadar akıllı olsan bu halde olur muyduk?
a2-amma uzattın ya! şurda iki satır bi şey yazıcaz!
a1-lan salak, ben başlattım yazıyı sen her zamanki gibi salça oldun!
a2-ben olmasam kim toplayacak arkanı?
a1-toplama işte ben de onu diyorum.
sen görürsün!
a2-ne yapabilirsin ki?
a1-hükmün geçmeye başladı farkında değil misin?
a2-sen kendini kandırıyorsun.
a1-asıl sen beni kandırıyorsun.
a2-ne alakası var be.
a1-akıllı olduğunu zannediyorsun. ama değilsin.
a2-hiç de bile.
a1-bozmuşsun kafayı teorilerle. nerde eylem?
a2-...
a1-bak nasıl da susuyorsun? haklı olan benim. anla artık!
boşuna tartışıyorlar. aktör olan a1 sonuçta. ama a2 de yardım etmeli.
barışın lan!
şarkı hangisiydi?
a2- editlersin oğlum sonra.
a1- tamam lan haklısın bu sefer.
bakalım araları düzelecek mi? sanmam.
not:
a1- yalnız o şarkı acayip güzel bir şarkı. dinleyin derim.
a2-aynen kanka!
yok be anca ekran kilidini açarım ben zaten! yakmak falan, ateşle oynamak...
bak ne geldi aklıma?
okulun bahçesindeyim,
hani şu arnavut kaldırımlı kestane ağaçlı,
kulağımda bir şarkı,
barış ne anlatıyor öyle,
anlatıyor işte bi şey,
hani şu cacıklı var ya,
hıyar gibiyim falan,
a1-şarkı o değildi ki!
a2-boş versene sen. karışma işime!
a1-tamam be bi yazdırmadın
hep senin yüzünden bu haldeyiz zaten. maşallah pek akıllısın!
a2-akıllıyım tabi!
a1-hadi ordan!
o kadar akıllı olsan bu halde olur muyduk?
a2-amma uzattın ya! şurda iki satır bi şey yazıcaz!
a1-lan salak, ben başlattım yazıyı sen her zamanki gibi salça oldun!
a2-ben olmasam kim toplayacak arkanı?
a1-toplama işte ben de onu diyorum.
sen görürsün!
a2-ne yapabilirsin ki?
a1-hükmün geçmeye başladı farkında değil misin?
a2-sen kendini kandırıyorsun.
a1-asıl sen beni kandırıyorsun.
a2-ne alakası var be.
a1-akıllı olduğunu zannediyorsun. ama değilsin.
a2-hiç de bile.
a1-bozmuşsun kafayı teorilerle. nerde eylem?
a2-...
a1-bak nasıl da susuyorsun? haklı olan benim. anla artık!
boşuna tartışıyorlar. aktör olan a1 sonuçta. ama a2 de yardım etmeli.
barışın lan!
şarkı hangisiydi?
a2- editlersin oğlum sonra.
a1- tamam lan haklısın bu sefer.
bakalım araları düzelecek mi? sanmam.
not:
a1- yalnız o şarkı acayip güzel bir şarkı. dinleyin derim.
a2-aynen kanka!
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
“bir hiç olmak çok üzücüdür beyler. insanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister, hayatta bir kez de olsa önemli olmak ister.”
-12 angry men
-12 angry men
devamını gör...
eti gramla meyve sebzeyi taneyle alın diyen milletvekili
ben bu tavsiyeyi normalde emine hanim dan beklerdim.sayin vekilim onu da aşmış.
şaka bir yana bir kilo yerine yarım kilo et de yiyebiliriz. bunda bir sorun yok. sorun haramzadelerin tıka basa doyup sonra da utanmadan bize akıl vermesi.
terbiyesiz herif..
şaka bir yana bir kilo yerine yarım kilo et de yiyebiliriz. bunda bir sorun yok. sorun haramzadelerin tıka basa doyup sonra da utanmadan bize akıl vermesi.
terbiyesiz herif..
devamını gör...
onur yürüyüşü
ilk olarak 28 haziran 1970 tarihinde new york, san francisco ve los angeles’ta eş zamanlı olarak düzenlenen yürüyüşlere verilen ad.
bu yürüyüşlerin tarihi ise bir yıl öncesinde yaşanan stonewall olaylarına dayanıyor.
ayaklanma adını 'stonewall ınn' adlı gey barından alıyor.

o dönemler farklı cinsel eğilimi olanlara karşı hem toplum hem de yönetim bazında bir baskı söz konusu. gey barlar da bu baskıdan nasibini almış.
eşcinsel bireyler toplum içinde el ele tutuşamıyor, dans edemiyor ve öpüşemiyordu. bu ve bu gibi eşcinsel davranışlar yasa dışı kabul ediliyordu.

barlar yasal olarak da sorun yaşıyordu. new york eyalet likör otoritesi, sadece eşcinsel kimliğiyle bilinen veya eşcinsel olduğundan şüphelenilen bireylerin toplandığı barları yasa dışı ilan edip kapatıyordu. 1966'da bu yasak aktivistlerin çabalarıyla kaldırıldı. fakat yasakların kalkması bar sahiplerince yeterli görülmemişti. çünkü halka açık alanlarda baskı devam ediyordu. barlar da kamuya açık mekanlardı.
fakat baskıdan kurtulmanın bir yolu vardı. o da içki ruhsatı
almamaktı. normal içki ruhsatı yerine 'bottle bar' denilen özel bir ruhsat tercih ediyorlardı. bu ruhsatın özelliği barda içki satılmamasıydı. müdavimler içkilerini kendileri getiriyorlardı. mekan ise sadece içki servisi yapıyordu*.
bu ruhsatın esas özelliği ise bara giriş yaparken müdavimlerin bir deftere isim ve imzalarını bırakmalarıydı. bu şekilde barın üyelere özel olduğu algısı oluşturuluyordu.

ama bu yöntem tam olarak işe yaramıyordu. çünkü barın sahipleri eşcinsel davranışların görmezden gelinmesi için polise rüşvet vermek durumundaydı.
new york'taki gey barlar mafyanın kontrolündeydi. stonewall da bu barlardan biriydi. mafya bu barları işletmekte menfaat görüyordu. bazı eşcinsel müşterilerine kimliklerinin gizli kalması karşılığında şantaj yaptığı söyleniyor mesela.
bundan başka stonewall evsiz eşcinsellere ev sahipliği yapıyordu. çünkü mekan hem büyüktü hem de üye olunması diğer kulüplere göre daha ucuzdu.
üyeler arasında giriş ücretini hırsızlık yaparak çıkartan müdavimler de vardı.
ve işin aslı bu bar bakımsızdı. müdavimler ise bu barlara bağımlıydı. bu barlar olmasa varlıklarını sürdüremeyeceklerinin farkındaydılar.*

verilen rüşvetler sayesinde bara baskın yapılacağı zaman yozlaşmış polisler haber uçururdu ve bardaki yasadışı içkiler saklanırdı.
fakat isyana sebep olan baskından önce haber uçurulmamıştı. hem de bu baskından birkaç gün önce baskın yapılmasına rağmen.
sanki hazırlıksız yakalamak amacındalarmış gibi...

isyan sürecine gelene kadar toplumsal meselelerde çok kereler gördüğümüz üzere ötekileştirilmiş bir kesimle karşı karşıyayız. içinde oldukları topluma karşı yabancı hissettirebilecek çok şeyler yapılmış.
böyle bir ortamda amerika'nın tarihindeki savaşma, mücadele etme, özgürlük ve bireysellik gibi amerika'yı amerika yapan şeyler göz önüne alındığında eşcinsellerin haklarını arama noktasında gösterdikleri cüretkar tavır daha iyi anlaşılabilir.

sonrasında olaylar gelişiyor ve polis barı basıyor. tarih 28 haziran 1969.
tutuklamalar, polis ve göstericiler arasında çıkan çatışmalar...
ve isyan yayılıyor...

üzerinden bir yıl geçmesiyle 28 haziran 1970 günü ilk onur yürüyüşü gerçekleşiyor.

slogan ise şöyledir: yüksek sesle söyle, eşcinsel onur duyar!
2016 yılında obama isyanın geliştiği bölgeyi ulusal anıt ilan etti ve eşcinsel harekete destek verdi.

kaynaklar için buradan, buradan ve buradan.
bu yürüyüşlerin tarihi ise bir yıl öncesinde yaşanan stonewall olaylarına dayanıyor.
ayaklanma adını 'stonewall ınn' adlı gey barından alıyor.

o dönemler farklı cinsel eğilimi olanlara karşı hem toplum hem de yönetim bazında bir baskı söz konusu. gey barlar da bu baskıdan nasibini almış.
eşcinsel bireyler toplum içinde el ele tutuşamıyor, dans edemiyor ve öpüşemiyordu. bu ve bu gibi eşcinsel davranışlar yasa dışı kabul ediliyordu.

barlar yasal olarak da sorun yaşıyordu. new york eyalet likör otoritesi, sadece eşcinsel kimliğiyle bilinen veya eşcinsel olduğundan şüphelenilen bireylerin toplandığı barları yasa dışı ilan edip kapatıyordu. 1966'da bu yasak aktivistlerin çabalarıyla kaldırıldı. fakat yasakların kalkması bar sahiplerince yeterli görülmemişti. çünkü halka açık alanlarda baskı devam ediyordu. barlar da kamuya açık mekanlardı.
fakat baskıdan kurtulmanın bir yolu vardı. o da içki ruhsatı
almamaktı. normal içki ruhsatı yerine 'bottle bar' denilen özel bir ruhsat tercih ediyorlardı. bu ruhsatın özelliği barda içki satılmamasıydı. müdavimler içkilerini kendileri getiriyorlardı. mekan ise sadece içki servisi yapıyordu*.
bu ruhsatın esas özelliği ise bara giriş yaparken müdavimlerin bir deftere isim ve imzalarını bırakmalarıydı. bu şekilde barın üyelere özel olduğu algısı oluşturuluyordu.

ama bu yöntem tam olarak işe yaramıyordu. çünkü barın sahipleri eşcinsel davranışların görmezden gelinmesi için polise rüşvet vermek durumundaydı.
new york'taki gey barlar mafyanın kontrolündeydi. stonewall da bu barlardan biriydi. mafya bu barları işletmekte menfaat görüyordu. bazı eşcinsel müşterilerine kimliklerinin gizli kalması karşılığında şantaj yaptığı söyleniyor mesela.
bundan başka stonewall evsiz eşcinsellere ev sahipliği yapıyordu. çünkü mekan hem büyüktü hem de üye olunması diğer kulüplere göre daha ucuzdu.
üyeler arasında giriş ücretini hırsızlık yaparak çıkartan müdavimler de vardı.
ve işin aslı bu bar bakımsızdı. müdavimler ise bu barlara bağımlıydı. bu barlar olmasa varlıklarını sürdüremeyeceklerinin farkındaydılar.*

verilen rüşvetler sayesinde bara baskın yapılacağı zaman yozlaşmış polisler haber uçururdu ve bardaki yasadışı içkiler saklanırdı.
fakat isyana sebep olan baskından önce haber uçurulmamıştı. hem de bu baskından birkaç gün önce baskın yapılmasına rağmen.
sanki hazırlıksız yakalamak amacındalarmış gibi...

isyan sürecine gelene kadar toplumsal meselelerde çok kereler gördüğümüz üzere ötekileştirilmiş bir kesimle karşı karşıyayız. içinde oldukları topluma karşı yabancı hissettirebilecek çok şeyler yapılmış.
böyle bir ortamda amerika'nın tarihindeki savaşma, mücadele etme, özgürlük ve bireysellik gibi amerika'yı amerika yapan şeyler göz önüne alındığında eşcinsellerin haklarını arama noktasında gösterdikleri cüretkar tavır daha iyi anlaşılabilir.

sonrasında olaylar gelişiyor ve polis barı basıyor. tarih 28 haziran 1969.
tutuklamalar, polis ve göstericiler arasında çıkan çatışmalar...
ve isyan yayılıyor...

üzerinden bir yıl geçmesiyle 28 haziran 1970 günü ilk onur yürüyüşü gerçekleşiyor.

slogan ise şöyledir: yüksek sesle söyle, eşcinsel onur duyar!
2016 yılında obama isyanın geliştiği bölgeyi ulusal anıt ilan etti ve eşcinsel harekete destek verdi.

kaynaklar için buradan, buradan ve buradan.
devamını gör...
hayvanseverler niye sinekleri savunmuyor sorunsalı
sinekler insan ölüm sebeplerinde, ciddi bir orana sahiptir. sayıları kontrolsüz arttığında önemli hatalıkların bulaşmasına sebep olurlar. hastalık etkenlerini mekanik ve biyolojik olarak son konağa taşırlar. sonuç olarak sayılarının artması büyük bir tehtittir. tarihte bu seneryoya sahip kitlesel ölümler yaşanmıştır. öldürmekten ziyade önleme yoluna gidilmesi daha sağlıklıdır. ancak kontrolsüz çoğalmada ekosistemdeki denge için maalesef gerekli olabiliyor. ama bir iki sinek için yapıyorsa, hayvan sever falan değilidir.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
" öyle bir vakitte gel ki vazgeçmek mümkün olmasın"
(bkz: orhan veli kanık).
(bkz: orhan veli kanık).
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
telefonumu evde unuttuğumu düşünerek evdekileri aradım... telefonumla.
devamını gör...
kadın erkek ilişkileri
küçük ve minnak bir uyarı. bu yazı genelleme içermez. sadece olayın temelini anlamaya çalışın. ona göre okuyup değerlendirin. "99 senesinde lisede bir çocuğa aşık olmuştum" veya "erkeğim ve evde temizlik yapıyorum" gibi saçma sapan mesajlar atmayın sonra bana.
duştayken bu konu hakkında bir aydınlanma geldi bana.
kadınlar, klasik aşk ve sevgi istediklerini söylemelerine rağmen aslında ikisinide istemiyorlar. onlar ilgi, şefkat ve diğer insanlara gösterebilecekleri bir ilişki istiyorlar.
özellikle ağızlarından hep şunu duyarsınız. "sevilmek istiyorum". çok önemli bir itiraf bence bu. sevmek, aşktan deli divane olmak istemiyor, sadece sevilmek istiyorlar. kadınlar iddia ettiklerinin aksine aşık olmuyorlar. ailelerinden göremediklerini erkeklerde bulmak istiyorlar sadece ve bunda haklılar.
klasik bir kadın evlenene kadar aile evinde ne yapar? temizlik, yemek, çay demleme, erkek kardeş veya babaya kahvaltı hazırlayıp kıyafetlerini yıkamak.
her ne kadar feminist ve kadın hakları savunucusu olsamda türk aile yapısı bunun üzerine kurulu. aslında dünyanın çoğu yerinde de böyle. bu ortamda yaşayıp büyüyen bir insanın sanırım şefkat, sevilmek ve ilgi istemesi gayet kabul edilebilir.
işin garibi bunları yüzlerine vurduğunuzda sinirleniyorlar. nedenini bilmediğim birşeyden ötürü bir türlü kabul etmiyorlar. aslında bunda ayıplanacak ve kızılacak birşey yok. neden sonuç ilişkisi sadece.
erkeklere gelicek olursak erkeklerin bir ilişki veya evlilikte istedikleri şeyler basittir. eve gelince güler bir yüz, düzenli bir seks hayatı, tıkırdayan bir tencere ve işten gelince biraz kafa dinleyip huzur bulmak. kişiden kişiye bazı konularda ufak tefek değişiklikler göstersede erkeklerin %90'ı bunlara okeydir. yani annelerinden gördükleri ilgi ve alakanın seks içeren hali.
ama erkeklerin kadınlara kıyasla bir farkları var. erkekler aşık olmadıkları veya sevgi hissetmedikleri kadınlara kolay kolay ilgi ve şefkat göstermezler. kadınlar hemen "eski sevgilim sana aşığım diyordu ama ilgi göstermiyordu" diyeceklerdir.
erkekler seks için veya taa yerleşik hayata geçmeden önceki atalarından kalma avcı içgüdüsüyle hareket ederler. hala avcı olduğunu, kadınların onu beğendiğini ispat etmek isterler. o yüzden taklit yaparlar. tabi bu ilgisizliğin tek anlamı avlanmak değildir. ilgi göstermeyi bilmiyor veya kadına olan aşkı bitmişte olabilir. çünkü erkeklerde aşk biten birşeydir. ne demişler her gün lahmacun yiyemezsin.
biraz toparlamak gerekirse ilgi göstermeyi bilen, kadına güzel bir gelecek sunan bir erkek herhangi bir kadını tavlayabilir. özellikle birazda paranız ve arabanız varsa size hayır diyecek kadın yok gibi birşeydir. çünkü onların tek isteği erkeğin ona yaşatacağı güzel bir hayattır. çirkin, kıllı, göbekli veya zayıf olmanız bir kadın için önemli değildir. kadına gelecekte ne vaat ettiğiniz önemlidir.
eskiden bunun nedenini kadınların çocuk doğurmaları ile alakalı olduğunu düşünürdüm. sanırım 2021 senesinde artık pekte öyle değil. onlar ailelerinden göremedikleri ilgi ve alakayı istiyorlar sadece. erkeklerse anneleri kadar sevebilecekleri, annelerinin ona verdiği şeyleri alabilecekleri bir kadın istiyorlar. bu arada temizlik, kahvaltı hazırlamak ya da çay koymak değil bu bahsettiğim şey. daha derin ve farklı bir istek bu. bir annenin oğluna olan sadakatini istiyor erkekler. bunun karşılığında kadına mükemmel bir hayat vaat etmekte bence gayet mantıklı ve ikna edici.
sanırım hayattan aşk istemek yerine anne sadakati gösteren bir kadın, eşini ilgi manyağı yapan ve sırılsıklam aşık bir erkek içeren bir ilişki ummak daha akılcı olur. düzenli bir seks hayatı ve 1-2 ortak hobi, mutlu bir hayatın kapısını açacağını düşünüyorum.
duştayken bu konu hakkında bir aydınlanma geldi bana.
kadınlar, klasik aşk ve sevgi istediklerini söylemelerine rağmen aslında ikisinide istemiyorlar. onlar ilgi, şefkat ve diğer insanlara gösterebilecekleri bir ilişki istiyorlar.
özellikle ağızlarından hep şunu duyarsınız. "sevilmek istiyorum". çok önemli bir itiraf bence bu. sevmek, aşktan deli divane olmak istemiyor, sadece sevilmek istiyorlar. kadınlar iddia ettiklerinin aksine aşık olmuyorlar. ailelerinden göremediklerini erkeklerde bulmak istiyorlar sadece ve bunda haklılar.
klasik bir kadın evlenene kadar aile evinde ne yapar? temizlik, yemek, çay demleme, erkek kardeş veya babaya kahvaltı hazırlayıp kıyafetlerini yıkamak.
her ne kadar feminist ve kadın hakları savunucusu olsamda türk aile yapısı bunun üzerine kurulu. aslında dünyanın çoğu yerinde de böyle. bu ortamda yaşayıp büyüyen bir insanın sanırım şefkat, sevilmek ve ilgi istemesi gayet kabul edilebilir.
işin garibi bunları yüzlerine vurduğunuzda sinirleniyorlar. nedenini bilmediğim birşeyden ötürü bir türlü kabul etmiyorlar. aslında bunda ayıplanacak ve kızılacak birşey yok. neden sonuç ilişkisi sadece.
erkeklere gelicek olursak erkeklerin bir ilişki veya evlilikte istedikleri şeyler basittir. eve gelince güler bir yüz, düzenli bir seks hayatı, tıkırdayan bir tencere ve işten gelince biraz kafa dinleyip huzur bulmak. kişiden kişiye bazı konularda ufak tefek değişiklikler göstersede erkeklerin %90'ı bunlara okeydir. yani annelerinden gördükleri ilgi ve alakanın seks içeren hali.
ama erkeklerin kadınlara kıyasla bir farkları var. erkekler aşık olmadıkları veya sevgi hissetmedikleri kadınlara kolay kolay ilgi ve şefkat göstermezler. kadınlar hemen "eski sevgilim sana aşığım diyordu ama ilgi göstermiyordu" diyeceklerdir.
erkekler seks için veya taa yerleşik hayata geçmeden önceki atalarından kalma avcı içgüdüsüyle hareket ederler. hala avcı olduğunu, kadınların onu beğendiğini ispat etmek isterler. o yüzden taklit yaparlar. tabi bu ilgisizliğin tek anlamı avlanmak değildir. ilgi göstermeyi bilmiyor veya kadına olan aşkı bitmişte olabilir. çünkü erkeklerde aşk biten birşeydir. ne demişler her gün lahmacun yiyemezsin.
biraz toparlamak gerekirse ilgi göstermeyi bilen, kadına güzel bir gelecek sunan bir erkek herhangi bir kadını tavlayabilir. özellikle birazda paranız ve arabanız varsa size hayır diyecek kadın yok gibi birşeydir. çünkü onların tek isteği erkeğin ona yaşatacağı güzel bir hayattır. çirkin, kıllı, göbekli veya zayıf olmanız bir kadın için önemli değildir. kadına gelecekte ne vaat ettiğiniz önemlidir.
eskiden bunun nedenini kadınların çocuk doğurmaları ile alakalı olduğunu düşünürdüm. sanırım 2021 senesinde artık pekte öyle değil. onlar ailelerinden göremedikleri ilgi ve alakayı istiyorlar sadece. erkeklerse anneleri kadar sevebilecekleri, annelerinin ona verdiği şeyleri alabilecekleri bir kadın istiyorlar. bu arada temizlik, kahvaltı hazırlamak ya da çay koymak değil bu bahsettiğim şey. daha derin ve farklı bir istek bu. bir annenin oğluna olan sadakatini istiyor erkekler. bunun karşılığında kadına mükemmel bir hayat vaat etmekte bence gayet mantıklı ve ikna edici.
sanırım hayattan aşk istemek yerine anne sadakati gösteren bir kadın, eşini ilgi manyağı yapan ve sırılsıklam aşık bir erkek içeren bir ilişki ummak daha akılcı olur. düzenli bir seks hayatı ve 1-2 ortak hobi, mutlu bir hayatın kapısını açacağını düşünüyorum.
devamını gör...
(tematik)
somali
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
hüngür hüngür ağlamak.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
renkli olmak. çocuksuluk.
devamını gör...
4 kritere uyup puanları toplayan il normalleşecek
t.c. simülasyonu diyip duruyorduk gerçek oldu. hadi bakalım başlayalım oyuna.
devamını gör...
oglalalakota
çağırın kanada, afrika ülkelerinin büyük elçilerini, sınava sokun oglalalakota kadar o ülkeler hakkında bilgileri, birikimleri yoktur.
verdiğin bilgiler için teşekkürler, inşallah en kısa zamanda beraber barış çubuğu tütürur, ateş suyu içeriz dostum.
verdiğin bilgiler için teşekkürler, inşallah en kısa zamanda beraber barış çubuğu tütürur, ateş suyu içeriz dostum.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
balkona cıkarken terlik giy birde az iç şu zıkkımı..
devamını gör...
lahmacun yerken yanında ayran içen kız
lahmacunun içine domatesini, marulunu koyacaksın bolca limonu da sıktın mı oh tadından yenmez. yanında da bol köpüklü ayran..
oruçlu olan ben ağlamaya gidiyorum.**
oruçlu olan ben ağlamaya gidiyorum.**
devamını gör...
abdurrahman kızılay
2010'da vefat etmiş olan 1938 doğumlu kerküklü ırak türkmeni türk halk müziği sanatçımız. asıl adı abdurrahman ömer ibrahim'dir. ankara devlet konservatuvarı kontrbas bölümünde tahsil görmüştür. daha sonraları bağdat güzel sanatlar akademisi'nde eğitimine devam etmiştir. ud virtüözüdür. kerküklü usta sanatçılardan reşit küle rıza, mustafa kalayı, izzettin nimet, mehmet gülboy ve abdülvahit küzecioğlu'ndan ders almıştır. ayrıca fahri kopuz'dan da türk mûsikisi dersleri almıştır. ankara ve istanbul radyolarında türkü söylemiş, bağdat radyosu türkmence bölümünde ise programlar yapmıştır. yurt içi ve yurt dışı birçok konser vermiştir. 1974'te türk vatandaşı olmuştur. kerkük kızılayı'nda gönüllü çalıştığı için kızılay soyadı önerilmiş o da bu teklifi kabul etmiştir ve kızılay soyadını almıştır. en ünlü eseri olan "altın hızma mülayim" mükemmel bir eserdir. öyle ki spotify'da tekrara alıp yüzlerce kez dinlenmesinde hiçbir beis yoktur. kerkük türkülerini çok güzel bir şekilde icra etmiştir. urfalı türk halk müziği sanatçısı mehmet özbek ile iyi bir ikili olmuşlardır. vefatından önce türkmeneli televizyonunda program yapmakta idi. (bkz: altın hızma mülayim)
altun hızma mülayim/ seni haktan dileyim
yaz günü temmuzda/ sen terle ben sileyim
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma incidi/ gömleği narıncıdı
benim lal olmuş dilim/ ne dedi yar incidi
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma gadağa/ yaraşıp alt dudağa
güzel gel görüşelim/ men gidirem ırağa
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum.
altun hızma mülayim/ seni haktan dileyim
yaz günü temmuzda/ sen terle ben sileyim
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma incidi/ gömleği narıncıdı
benim lal olmuş dilim/ ne dedi yar incidi
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma gadağa/ yaraşıp alt dudağa
güzel gel görüşelim/ men gidirem ırağa
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum.
devamını gör...
çay demlemek
çay konusunda ufak bir şöhreti olan birisi olarak başlıyorum,
su tam kaynamadan, kaynadıysa yarı yarıya soğuk su katarak, mesela bir su bardağı kaynar sıcaklıkta, bir su bardağı normal ısıdaki suyu demliğe döküp, suyun üzerine 2 yemek kaşığı çaykur tomurcuk çayı, yada bir yemek kaşığı normal kullandığınız çay, bir yemek kaşığı tomurcuk çayı, suyun üzerine döküp, dokunmadan öylece bırakacaksınız, o yavaş yavaş süzülecek, 5-10 dk arası koklayarak, hangi dakikada sizin için taze ise o dakikada içmeye başlayabilirsiniz, mutlaka deneyin derim,
marka olarak kolay bulunduğu için, lipton, doğuş, early grey çeşitleri güzeldir, bazı aktarlarda bulunan ahmed tea diye bir çay var bergamutlusu çok güzel, twinings çok iyidir, eskiden sir winston diye bir marka vardı, şimdi bulamıyorum, bilen gören varsa haber etsin, favorimdir, afiyet olsun.
su tam kaynamadan, kaynadıysa yarı yarıya soğuk su katarak, mesela bir su bardağı kaynar sıcaklıkta, bir su bardağı normal ısıdaki suyu demliğe döküp, suyun üzerine 2 yemek kaşığı çaykur tomurcuk çayı, yada bir yemek kaşığı normal kullandığınız çay, bir yemek kaşığı tomurcuk çayı, suyun üzerine döküp, dokunmadan öylece bırakacaksınız, o yavaş yavaş süzülecek, 5-10 dk arası koklayarak, hangi dakikada sizin için taze ise o dakikada içmeye başlayabilirsiniz, mutlaka deneyin derim,
marka olarak kolay bulunduğu için, lipton, doğuş, early grey çeşitleri güzeldir, bazı aktarlarda bulunan ahmed tea diye bir çay var bergamutlusu çok güzel, twinings çok iyidir, eskiden sir winston diye bir marka vardı, şimdi bulamıyorum, bilen gören varsa haber etsin, favorimdir, afiyet olsun.
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
farkında olunması gereken şeylerin farkına varılmalı, sorumluluklar zamanında yerine getirilmeli, hiçbir şey ertelenmemeli, sevdiğiniz kişilere onları sevdiğinizi hissettirmeli.
devamını gör...
