ilgili başlıkta -sıkça sorulan sorular- ilgili bölümde yazılanlara dikkat edilerek yapıldığında daha etkili olacak hiledir.


karma puan nedir ? ne işe yarar ? 
- karma puanı, yazdığın tanımların, aldığın artı oyların ve burada geçirdiğin sürenin ganimetidir.
her ay düzenli olarak biriktirdiğin karma puanını banka hesabına yatırmaktayız. dilersen kafa store'da alışveriş yapabilir, dilersen ortak atm'lerden nakit olarak çekebilirsin.
son söylediğim şaka tabi. böyle taleplerle gelme hiç, nerede öyle bolluk?

liste halinde yazmak gerekir ise ;

yazarlar tarafından şahsına verilen (+) oy ve favori,
toplam tanım sayın ve tanımlarının içerisindeki kelime miktarın
tanımlarının özgünlük oranı, (kopya içerik puan sağlamaz)
online kalma süren.

gibi unsurlar karma puanını doğrudan etkiler.
bu puanlar ile, sözlükte bir takım kişisel özellikleri aktif edebilir ya da dilersen mis gibi enfes kafa sözlük rozetlerini açarak profiline ekleyebilirsin.
devamını gör...

sizi kullandığını anladığınız an
devamını gör...

yüzde gülümsemeye yol açacak, birnevi antidepresan görevi gören, size yalnız olmadığınızı hissetiren kafa sözlük bildirimi.
devamını gör...

videolarını zevkle izlediğim değerli insan. bilgilendirici videolarıyla hayatıma yeni bilgiler katıyor. youtube'daki en kaliteli kanallar arasındadır.
devamını gör...

ona karşı kendini nötr bi hale getirmek. sevgi nefret hiçbir olumlu yada olumsuz duyguyu hissetmezseniz her şey olur biter.
devamını gör...

ben salyangoz. şövalyelerin benimle neden savaştıklarını bilmem. ancak bildiğim bir şeyi sizlere söyleyeyim de dinleyin. yağmur yağdıktan hemen sonra şeffaf şemsiye satıcılarından da biraz sonra ortaya çıkarım. bu nedenle yağmurdan sonra yürürken lütfen daha dikkatli olun ve görün beni. sevgiyle
devamını gör...

evet başlıyorum arkadaşlar
- ben sizin içinizi bilirim

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lc waikiki poşeti. ama o maymunlu olanlarından.
devamını gör...

(bkz: lustral)
devamını gör...

mutluluk yazılamayacak kadar uzakta yaşıyordur bence.

kaĝıt mutsuzluktur der can yücel. mutlu olanın ne işi olur kelamla, kelimeyle, mürekkeple? yazmak mutsuzluktur. tüm yazanlara selam olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

konsol biraz daha keyif işi gibi geliyor bana.koltuga uzanıp sakin sakin oynayacaksın.şahsen ben bilgisayarcıyım.çamur gibi görüntülerde iki adam vurucaz diye kafayı yiyenlerden.
devamını gör...

türk futbolcuları arasında bir arda turancılık var, bir kavga etme tutkusu. paşalar siz futbol oynamak için para kazanıyorsunuz. şov adamı değilsiniz. burak yılmaz, sen arsız bir terbiyesizsin.
burak'ı aratmayacak bir çirkef yetişiyor, ülkemize hayırlı uğurlu olsun; irfancan kahveci...
maça giriş anında yüzünde bir farklılık hissettim, sanırım bıçak altına yatmadan, ufak müdahalelerle yüzünde değişiklik yaptırmış. keşke yüz güzelliğinden ziyada futbol kariyerine, iyi top oynayabilmek için çaba gösterebilse..... yaşı küçük, en iyi ihtimalle 6 yıl daha kendisine katlanacağız, umarım kötü karakterli abileri gibi çirkefliğiyle kazınmaz futbol tarihine.*
maçı seslendiren kişiye, en süslü küfürleri yürekten armağan ediyorum.
saçma sapan, kişisel ve abartılmış cümlelerle kulaklarımıza tecavüz etti.
halil dervişoğlu, bakınız bu çocuk, kıymeti bilinmeyen ve gerçekten muazzam bir oyuncu. adamın futbol kariyeri adeta kısık ateşte 15 dakika filmi gibidir. süper ligde son bir ayda 90 dakika şansı tanıdılar. umarım hollanda'ya döner....
hakan çalhanoğlu'nun tribi kime idi acaba?
ozan tufan umarım futbolu bırakır, yorumcu veya spiker olur. baba bu tombilik nasıl milli takımda? hayır bütün bir sene süper ligde izledik, hasbelkader ayağına bir top gelecek... uzaktan sallayacak.... ve gol olacak.
merih, çağlar, zeki bence hiç durmadan mücadele ettiler, e tabi 3 kişi ile ne yapılabilir ki?
bu takımdan bir iş olmaz, bir sonraki dünya kupasına bakarız artık.
düzenleme: dünya kupası ironisini anlamayanlar, profilimi incelemeden mesaj atma zahmetinde bulunmasın, bıkkktım!
devamını gör...

küçüklüğümden beri hız tutkum var. yani bu tehlikeli durumlar oluşsun, trafikte 180'le gidelim gibi bir şey değil. bisikletle yokuş aşağı gitmek bile değişik bir haz veriyor. hatta kendimi bildim bileli rüyamda hep yayla yolundan şehre doğru son sürat araba kullandığımı görüyorum. bu yüzden her formula 1 seyrettiğimde içim gidiyor. sonra düşünüyorum, hiçbir zaman f1 pilotu olamayacağım ya da bir kez bile o arabalardan birinin içinde olamayacağım. çok saçma. gülünç geldiğinin farkındayım ama ulaşılabilir gibi görünüp ulaşılamayan şeyler insanın zoruna gidiyor. gel gelelim ehliyetim bile yok. iyi ki yok.

sonra şey hayal ediyorum.*
ilerde çocuğum olmuş. ben onu küçük yaşlardan itibaren eğitmişim, f1 pilotu olması için elimden geleni yapmışım ve bir şekilde de başarmışız. mercedes'le kontrat imzalarken çocuğum diyor ki "yıllık ücretin yarısı sizde kalsın ama annem her yarış öncesi en az 1 tur atacak"
sonra gözlerim doluyor. toto wolf'le birbirimize bakıp ağlıyoruz..*
devamını gör...

aziz nesin olsa yazacağı hikayeyi bırakıp bu haberi hikayelerinin arasına koyardı. levent kırca bu haberin görüntülerini sanırım skeçlerinin arasına katardı. biz böyle renkli bir ülkeyiz..
devamını gör...

orthorexia.

pek taze bir beslenme bozukluğu, bu nedenle de henüz psikolojik hastalıklardan biri sayılmıyor (dsm-5).

ortoreksiya, anoreksiya ve bulimiyadan farklı, onlar kadar tehlikeli olmasa da sinsi bir bozukluk.

çok masum bir istekle başlıyor; sağlıklı beslenme. bir süre sonra durum takıntılı bir hal alıyor, abarıyor, ve bu insanlar yedikleri şeylere ve miktarlarına çok katı kurallar koymaya başlıyorlar. dahası ne yedikleriyle ve ne kadar yedikleriyle alakalı öyle takıntılar üretiyorlar ki tüm hayatları etkileniyor, ekonomik, sosyal, ailevi ve hatta sağlık durumları bozulmaya başlıyor. hayatları yiyeceklerinin kalitesi, doğallığı ve kaynağı etrafında dönüyor. başkası tarafından hazırlanmış yiyecekleri asla yememeye başladıklarından yanlarında "acil durum beslenmesi" taşımaya kadar vardırıyorlar işi. bunun yanı sıra bir özellik daha geliştiriyorlar; kibir. kendilerini herkesten üstün görüyorlar ve kendilerininki dışında her türlü beslenme tipinin hatalı, sağlıksız, ölümcül olduğuna inandıklarından doğru beslenme uzmanı edasıyla etraflarındaki insanları, kendileri gibi beslenmek konusunda eğitmeye başlıyorlar. eşler ve çocuklar yani tüm aile, saplantılı beslenme tipini takip etmek zorunda kalıyorlar. bu şiddeti, ihaneti, boşanmaları tetikliyor. kurallar giderek sıkılaştıkça, hiçbir avantajları olmamasına rağmen özel seçilmiş besinler için daha çok harcama yapılıyor, alış veriş süreleri artıyor.
devamını gör...

o kadar konuşmuşuz, bi şiiri paylaşmamışız. şiir, çokça nazım'dan bahsetse de orhan kemal'in ölümü üzerine yazılmış ya da en azından bu olay üzerine kaleme alınmaya başlanmıştır. haziranda ölmek zor deyip oğlunun adını bundan dolayı mı temmuz koymak istemiştir şair, sanırım. (bkz: bir oğlum olacak adı temmuz)

ha, biri 2 haziranda, diğeri 3 haziranda vefat eden bu iki edebiyatçının yanında yine 2 haziranda kaybettiğimiz ahmed arif de var ancak şiirin onunla bir ilgisi yok, acı bir tesadüf. her neyse, şiir ektedir.

~


orhan kemal'in güzel anısına

işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak

sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur

çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri

asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi

asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!

sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye

şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
"oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!"

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?

"uyarına gelirse
tepemde bir de çınar"
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki "manda gönü"
demek ki "şile bezi"
demek ki "yeşil biber"
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de "saman sarısı"
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara

nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?

yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


------------------------------------------
1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. o günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "el elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler.

hasan hüseyin

devamını gör...

bir papirüsün gözünden istanbula bakış, tarihe bakış.
sırf istanbul için bile okunur öyle güzel anlatıyor.
en beğendiğim iskender pala kitabı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim