samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
adamın ülkücülüğüne dem vurulmuş twitter'da fakat kadına şiddetin faşisti, solcusu olmaz. kadına dünyanı dar eden, onun hayatına kast eden caniler her yerde. tüm bu caniliklere sebep olan şey ise iliklerimize kadar işlemiş olan erkeklik algısıdır. bu algı bizim en büyük düşmanımız önce bu algı ile mücadele etmek gerekir. bu yoz kültürden ve eril ahlaktan arınmanın yollarına kafa yormak gerekir. toplumsal olarak yapamıyorsak bile bireysel olarak bu işe baş koyup potansiyel canilikten insanlığa adım atmamız gerekir. kurtuluş yalnızca erkeklerin değişmesi ile olabilecek bir şey değil, kadın-erkek hep beraber bununla mücadele etmemiz gerekiyor. çünkü bu algının yeniden üretiminde kadınların da hatası var, nasıl olmasın ki hepimiz aynı leş toplumda doğup, büyüyüp, gelişiyoruz. selam olsun kendini bu algıdan uzak tutmayı başarıp insan olabilenlere.
devamını gör...
185 cm boyunda 55 kilo alfa erkek
rüzgar az kuvvetli esse uçar da bu arkadaş.
devamını gör...
know your meme
oldukça faydalı bulduğum site, keşke bizim de memenibil. com'umuz olsa ya da şey göğüsünübil. com hayır hayır, latifenibil. com evet.
devamını gör...
babayla olan ilişki
her zaman güzel bir ilişkimiz yoktu. özellikle lise döneminde çok tartıştık. okuduğum kitapları beğenmez onun gibi düşünmemi isterdi. sürekli zıtlaşırdık.
şimdi fark ediyorum ki babam, küçükken en iyi arkadaşımmış. neredeyse her gece uyumadan kısa hikayeler okurdu. her gün ödevlerime yardım ederdi. birinci sınıfta 10 kez okuyun gelin diye ödev verilirdi. bazen 7'den 9'a atlardı ben daha 8 oldu diye uyarırdım. satranç oynardık. beraber okuma kitabı alıp okurduk. hafta sonu banyo yapınca tırnaklarımı hep babam keserdi. bisiklete binerdik. yokuş yukarı çıkamayınca çekerdi. bazen apartmandaki diğer çocukları da toplar dondurma yerdik. bir komşu şakalaşarak ''ya sen bize yanlış örnek oluyorsun'' demişti. o zaman anlamamıştım. dönüp bakınca güzel anılar biriktirdiğimi fark ettirdiğin için teşekkürler kafa sözlük.
şimdi fark ediyorum ki babam, küçükken en iyi arkadaşımmış. neredeyse her gece uyumadan kısa hikayeler okurdu. her gün ödevlerime yardım ederdi. birinci sınıfta 10 kez okuyun gelin diye ödev verilirdi. bazen 7'den 9'a atlardı ben daha 8 oldu diye uyarırdım. satranç oynardık. beraber okuma kitabı alıp okurduk. hafta sonu banyo yapınca tırnaklarımı hep babam keserdi. bisiklete binerdik. yokuş yukarı çıkamayınca çekerdi. bazen apartmandaki diğer çocukları da toplar dondurma yerdik. bir komşu şakalaşarak ''ya sen bize yanlış örnek oluyorsun'' demişti. o zaman anlamamıştım. dönüp bakınca güzel anılar biriktirdiğimi fark ettirdiğin için teşekkürler kafa sözlük.
devamını gör...
karşımdakine saygım yok davranışları
bağırarak konuşmak.
devamını gör...
mahalle maçı
insanolunbiraz ve küçükken halı kenarında araba kullanmış çocuk genel hatları ile gayet güzel anlatmışlar ama bir kaç kelâm da ben etmezsem olmaz *
maçların yapılacağı yer seçimi çok önemlidir. iki mahallenin arasında boş bir arsa yada toprak bir saha varsa, ekseriya bu alan tarafsız saha olması sebebiyle tercih edilirdi. eğer bu tarz bir alan yoksa, maçlar sırayla bir rakip mahallede bir sizin mahallenizde oynanırdı. özellikle deplasman kafilesi mevzusu mühimdir zira orada başınıza ne geleceği belli olmaz. bu sebeple mahallenin abilerinden müsait olanlar muhakkak kafileye dahil edilir ve çiğdem çitleyerek maçı izlemeleri temin edilirdi. kale direkleri yerine genelde taş kullanılırdı lakin bu durum topun gol olup olmadığı konusunda ciddi tartışmalara sebep olduğu için inşaatlardan bir kaç tuğla araklanması bu işin olmazsa olmazıydı. zaten iki takımın müşterek çalıştığı ve ortaklaşa yaptığı tek işte tuğla aşırma işidir. tuğlalar üst üste konur. yarım direk haline getirilir böylece tartışmaların önüne geçilmeye çalışılırdı. maç bitiminde tuğlalar bir daha ki maçta da kullanılsın diye kuytu bir yere konur ve saklanırdı. ancak her ne hikmetse yeni maç yapılacağı zaman bu tuğlalar hep kırılmış olur ve tuğla aşırma mesaisi yeniden başlardı. maçlar genelde gazozuna oynanırdı ve muhakkak gazoz almak istemeyen biri çıkıntı olur ve bu durum bazen ciddi arbedelerin çıkmasına neden olurdu.
evvel zaman içinde kalbur saman içinde bizimde deplasmana gittiğimiz bir günü hiç unutmam. bizim mahallede eko vardı. çocuk inanılmaz yetenekli. maradona eko zaten lakabı. milleti tespih tanesi gibi ipe diziyor. bu çocuk bizim en büyük silahımız. geri kalanlar bende dahil vasat oyuncularız. birde kazmalarımız var ki, onlar ayrı terane. neyse efendim eko maç esnasında yine milleti ipe dizdi, kalenin dibinde bomboş duruyorum verdi pası bana gönderdim kaleye. serde beleşçilik var. çok pis gol koklarım, tanju çolağın uzun boylu versiyonu gibi bir şeyim. ama benim saçlar diğer çocuklara göre biraz uzun olduğu için bana metin tekin muamelesi yapıyorlar. sarı fırtına falan diyorlar. havam bin beş yüz yani. rakip takımın kalecisi golü yedikten sonra topu alıp gelirken, bana doğru pis beleşçi diye çıkışmasın mı, benim şalterler attı. yürüdüm bunun üzerine, ortalık toz duman, millet ikimizi ayırmaya çalışıyor. neyse o arbede bir şekilde geçti gitti. maç devam etti. bizim maradona yine milleti tespih tanesi gibi ipe dizdikten sonra birde kaleciyi çalımladı. ben yine kalenin önünde bomboşum. alışmışız beleşçiliğe hiç sekmiyor, o kale tuğlasının arkasında bitiveriyorum. verdi yine pası bana. kendi de atsa atardı ama çocuk da bencillik namına zerre belirti yok. şimdi düşünüyorum da futbol oynarken bu kadar paylaşımcı olan bir çocuğu bir daha asla görmedim. futbol azizi olabilir. yalnız o esnada benim keçi inadım tuttu. topu beklettim ayağımın altında. atmadım içeri. o sırada kaleci geldi ayağımdan topu alıverdi.
maradona eko sinirlendi. bana doğru el kol hareketi yaparak koşmaya başladı;
maradona: ne yapıyorsun lan sen!
ben: adam bana beleşçi dedi. atmadım işte.
maradona: e beleşçisin!
ben: sensin beleşçi! (sinirle paylaşım noktasında kaf dağına çıkmış adama beleşçi diyorum.)
birbirimizi iteklemeye başlıyoruz. takım içi anlaşmazlık arş-ı alaya çıkmış. birileri bizi ayırmaya çalışıyor. baktık içlerinde karşı mahalleden çocuklar da var. hızlı bir manevra ile ''size ne oluyor lan!'' diyerek bunlara daldık. çocuklar neye uğradığını şaşırdı. sonrasında kavgaya sahadaki herkes katıldı. yalnız çok temiz dövdük adamları demek isterdim lakin anlamadığımız bir şekilde her iki tarafında temiz dayak yediğini söyleyebilirim. yani bize göre biz onları dövmüştük. onlara göre ise onlar bizi dövmüştü. bunun muhabbeti de aylarca sürdü. neyse sonrasında oramız buramız ağrılar içerisinde mahalleye dönerken, eko bana seslendi; ''lan senin yüzünden başımıza gelenlere bak.'' ''adam bana beleşçi dedi, hak ettiler' dedim hafif gülümseyerek. eko tekrar baktı bana, '' eee beleşçisin'' dedi. gülmeye başladık. hatta biraz anırmış dahi olabiliriz. o gün beleş gazoz da alamadığımız için gittik mahalle bakkalımızdan kendi kendimize gazoz ısmarlayıp içtik, üzerine de leblebi tozlarını höpürdettik. güzel günlerdi vesselam...
eko bak buraları okuyorsan benim beleşçilik halen devam ediyor haberin olsun, o zamanlar futbol oynarken vardı, şimdilerde sözlükte yapıyorum bu işi. hazır başlık buldum mu girip, yazıp, çıkıyorum. milleti ipe dizip açtığım başlık sayısı sınırlıdır. allah'tan bu beleşçilik bende sadece bir alanda zuhur ediyor da paçayı sıyırıyoruz. yoksa yandı gülüm keten helva...
tanım: her güzel şey gibi geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir etkinlik.
maçların yapılacağı yer seçimi çok önemlidir. iki mahallenin arasında boş bir arsa yada toprak bir saha varsa, ekseriya bu alan tarafsız saha olması sebebiyle tercih edilirdi. eğer bu tarz bir alan yoksa, maçlar sırayla bir rakip mahallede bir sizin mahallenizde oynanırdı. özellikle deplasman kafilesi mevzusu mühimdir zira orada başınıza ne geleceği belli olmaz. bu sebeple mahallenin abilerinden müsait olanlar muhakkak kafileye dahil edilir ve çiğdem çitleyerek maçı izlemeleri temin edilirdi. kale direkleri yerine genelde taş kullanılırdı lakin bu durum topun gol olup olmadığı konusunda ciddi tartışmalara sebep olduğu için inşaatlardan bir kaç tuğla araklanması bu işin olmazsa olmazıydı. zaten iki takımın müşterek çalıştığı ve ortaklaşa yaptığı tek işte tuğla aşırma işidir. tuğlalar üst üste konur. yarım direk haline getirilir böylece tartışmaların önüne geçilmeye çalışılırdı. maç bitiminde tuğlalar bir daha ki maçta da kullanılsın diye kuytu bir yere konur ve saklanırdı. ancak her ne hikmetse yeni maç yapılacağı zaman bu tuğlalar hep kırılmış olur ve tuğla aşırma mesaisi yeniden başlardı. maçlar genelde gazozuna oynanırdı ve muhakkak gazoz almak istemeyen biri çıkıntı olur ve bu durum bazen ciddi arbedelerin çıkmasına neden olurdu.
evvel zaman içinde kalbur saman içinde bizimde deplasmana gittiğimiz bir günü hiç unutmam. bizim mahallede eko vardı. çocuk inanılmaz yetenekli. maradona eko zaten lakabı. milleti tespih tanesi gibi ipe diziyor. bu çocuk bizim en büyük silahımız. geri kalanlar bende dahil vasat oyuncularız. birde kazmalarımız var ki, onlar ayrı terane. neyse efendim eko maç esnasında yine milleti ipe dizdi, kalenin dibinde bomboş duruyorum verdi pası bana gönderdim kaleye. serde beleşçilik var. çok pis gol koklarım, tanju çolağın uzun boylu versiyonu gibi bir şeyim. ama benim saçlar diğer çocuklara göre biraz uzun olduğu için bana metin tekin muamelesi yapıyorlar. sarı fırtına falan diyorlar. havam bin beş yüz yani. rakip takımın kalecisi golü yedikten sonra topu alıp gelirken, bana doğru pis beleşçi diye çıkışmasın mı, benim şalterler attı. yürüdüm bunun üzerine, ortalık toz duman, millet ikimizi ayırmaya çalışıyor. neyse o arbede bir şekilde geçti gitti. maç devam etti. bizim maradona yine milleti tespih tanesi gibi ipe dizdikten sonra birde kaleciyi çalımladı. ben yine kalenin önünde bomboşum. alışmışız beleşçiliğe hiç sekmiyor, o kale tuğlasının arkasında bitiveriyorum. verdi yine pası bana. kendi de atsa atardı ama çocuk da bencillik namına zerre belirti yok. şimdi düşünüyorum da futbol oynarken bu kadar paylaşımcı olan bir çocuğu bir daha asla görmedim. futbol azizi olabilir. yalnız o esnada benim keçi inadım tuttu. topu beklettim ayağımın altında. atmadım içeri. o sırada kaleci geldi ayağımdan topu alıverdi.
maradona eko sinirlendi. bana doğru el kol hareketi yaparak koşmaya başladı;
maradona: ne yapıyorsun lan sen!
ben: adam bana beleşçi dedi. atmadım işte.
maradona: e beleşçisin!
ben: sensin beleşçi! (sinirle paylaşım noktasında kaf dağına çıkmış adama beleşçi diyorum.)
birbirimizi iteklemeye başlıyoruz. takım içi anlaşmazlık arş-ı alaya çıkmış. birileri bizi ayırmaya çalışıyor. baktık içlerinde karşı mahalleden çocuklar da var. hızlı bir manevra ile ''size ne oluyor lan!'' diyerek bunlara daldık. çocuklar neye uğradığını şaşırdı. sonrasında kavgaya sahadaki herkes katıldı. yalnız çok temiz dövdük adamları demek isterdim lakin anlamadığımız bir şekilde her iki tarafında temiz dayak yediğini söyleyebilirim. yani bize göre biz onları dövmüştük. onlara göre ise onlar bizi dövmüştü. bunun muhabbeti de aylarca sürdü. neyse sonrasında oramız buramız ağrılar içerisinde mahalleye dönerken, eko bana seslendi; ''lan senin yüzünden başımıza gelenlere bak.'' ''adam bana beleşçi dedi, hak ettiler' dedim hafif gülümseyerek. eko tekrar baktı bana, '' eee beleşçisin'' dedi. gülmeye başladık. hatta biraz anırmış dahi olabiliriz. o gün beleş gazoz da alamadığımız için gittik mahalle bakkalımızdan kendi kendimize gazoz ısmarlayıp içtik, üzerine de leblebi tozlarını höpürdettik. güzel günlerdi vesselam...
eko bak buraları okuyorsan benim beleşçilik halen devam ediyor haberin olsun, o zamanlar futbol oynarken vardı, şimdilerde sözlükte yapıyorum bu işi. hazır başlık buldum mu girip, yazıp, çıkıyorum. milleti ipe dizip açtığım başlık sayısı sınırlıdır. allah'tan bu beleşçilik bende sadece bir alanda zuhur ediyor da paçayı sıyırıyoruz. yoksa yandı gülüm keten helva...
tanım: her güzel şey gibi geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir etkinlik.
devamını gör...
ara ara açıp kendi yazdıklarını okuyan yazar
bu ara ben. genelde gün sonu gibi, bir göz atardım zaten. hani yazım yanlışı falan varsa düzelteyim diye.
birkaç gündür baya baya sayfalarca kendi yazdıklarımı okurken buluyorum kendimi. bir yandan o anki duygularımı yorumluyorum, bir yandan çok iyi demişsin kız, aferim sana diyorum. aa ben baya kendime düşüyorum okurken sjsjjsnk.
sonum hayrolsun.
birkaç gündür baya baya sayfalarca kendi yazdıklarımı okurken buluyorum kendimi. bir yandan o anki duygularımı yorumluyorum, bir yandan çok iyi demişsin kız, aferim sana diyorum. aa ben baya kendime düşüyorum okurken sjsjjsnk.
sonum hayrolsun.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
tabutta rövaşata
izleme fırsatına yeni nail olduğum türk filmi. nasıl diyor siz gavurlar ''masterpiece''.
bence sinemamızda mihenk taşı olan kült başlığı altında sayılabilecek filmler 2 kategoriye ayrılıyor:
1. gönül yarası- kader- masumiyet in içinde bulunduğu üslup
2. gemide- tabutta rövaşata' nın içide bulunduğu.
tabi ki farklı yönetmenlerin farklı üslupla çektiği yapımlardan da kayda değer olanı vardır ama bu naçizane benim şimdiye kadar izleyebildiklerim arasından seçtiklerim. ha bir de ne çektin be tavus !
bence sinemamızda mihenk taşı olan kült başlığı altında sayılabilecek filmler 2 kategoriye ayrılıyor:
1. gönül yarası- kader- masumiyet in içinde bulunduğu üslup
2. gemide- tabutta rövaşata' nın içide bulunduğu.
tabi ki farklı yönetmenlerin farklı üslupla çektiği yapımlardan da kayda değer olanı vardır ama bu naçizane benim şimdiye kadar izleyebildiklerim arasından seçtiklerim. ha bir de ne çektin be tavus !
devamını gör...
penaltıyı kaçıran beckham'a kafa atan alpay özalan
çok affedersiniz ama çiğliğimizi göstermişiz yine. bence çok gereksiz ve barzoca bir hareket olmuş. yazık ingiliz beyefendisi beckham hiç karşılıkta vermemiş.
devamını gör...
normal sözlük'e üye olmak isteyenlere nick tavsiyeleri
ne güzel yazdım
beğenmeden geçme
oturmaya mı geldik eller havaya.
beğenmeden geçme
oturmaya mı geldik eller havaya.
devamını gör...
çeşme'de covid-19 vakalarının sıfırlanması
çeşme'de, bodrum'da, kaş'ta, kalkan'da, alaçatı'da covid olur mu hiç canım arkadaşlarım? covid ümraniye'de, bağcılar'da, dikmen'de, yenidoğan'da, buca'da...
devamını gör...
ismet özel
bir kitap fuarinda kandirip eve atmisligim olan insan.
yok lan, oyle degil. abi bize aksam yemegine gelir misiniz demistim. kirmadi sagolsun. adresi alip geldi. universitedeyiz o zaman. saatlerce konustuk ordan burdan. sene 90'larin basi.
kral adamdi.
yok lan, oyle degil. abi bize aksam yemegine gelir misiniz demistim. kirmadi sagolsun. adresi alip geldi. universitedeyiz o zaman. saatlerce konustuk ordan burdan. sene 90'larin basi.
kral adamdi.
devamını gör...
yiyişmek
uff. sexks
eman tengrım..
çokayıp.
eman tengrım..
çokayıp.
devamını gör...
dünya rock tarihinin en sağlam soloları
dire straits-sultans of swing
guns n'roses-civil war
guns n'roses-civil war
devamını gör...
normal sözlük kulüpsüzler kulübü
tam benlik kulüpmüş diyerek bir an cazibesine kapılmakla birlikte atayiz tosbağanın da dediği gibi şükürler olsun ki bir aydınlanma yaşayarak kararımdan vazgeçmiş bulunuyorum. kandıramazsın bizi domestic. *
devamını gör...
amd
acilimi advanced micro device olan amerika'da 1970'lere dogru mikro cip uretimi uzerine kurulmus dev bir sirkettir. bundan seneler evvel okudugum bir yaziya gore (bilgiden emin degilim) esasen intel'in yan sirketi yada bayiligi olan bir kurummus. aralarindaki anlasmalarin fesh edilmesi, amd'nin kendini tamamen intel'i kopyalama isine girmesiyle iki sirket adeta iki ezeli rakip haline gelmislerdir. hatta bu yuzden aralarinda sayisiz davalar da acilmis. ama su an itibariyla fiyat performans olarak intel'den cok daha tercih edildigini soyleyebilriz. ozellikle ryzen serisiyle intel'i golgede biraktigini dile getirmek mumkun evet.
devamını gör...


