akraba
olmasalar dediğim, sinir bozucu varlıklardır. yarardan çok zarar verirler. elinizden geldiğince uzak durun bu varlıklardan.
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
genelde 3 tane oluyo bende, mesajınız yok turuncusu..
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
yemin ederim vallaha billaha delirip camekana bir kadın koyup gezdireceğim, nedir bu dostlar? kadın neden tuvalet yapar? kadın neden yazar? kadın kadın kadın, şişme bebek alın bahsettiğiniz tüm kriterlere uyuyor dediğim durum.
devamını gör...
clytie (yazar)
parmakları klavyesinin üzerinde gezerken beni habersiz bırakmayan öğrencim.*
uzun zamandır nickinin altını tıklatmadığımı fark ettim, o değil de hala kasanın fotoğrafını atacaksın bebeyim, bekliyorum...
ha bir de;
uzun zamandır nickinin altını tıklatmadığımı fark ettim, o değil de hala kasanın fotoğrafını atacaksın bebeyim, bekliyorum...
ha bir de;

devamını gör...
bir öz eleştiri yap
fark ettim ki tam da gatsby gibi yaşıyormuşum. hayallerim o denli görkemli ve romantizmle bezeli ki günümüz dünyasında yaşam bulamıyor. bu da ötekileşmeye oldukça müsait benliğimi tüm insanlardan ayırıp ayrı bir yere koyuyor. bu durumda da yalnızlığım giderek depreşiyor.
büyük hayaller... insanlığa karşı karşı konulamaz bir öfkem vardı benim. bireylere gelince, onlara sevgi besleyebiliyordum ancak. zaman zaman bunu da karıştırırım gerçi. bazenleri insanlık ideasına tapınır, sonra bireylere nefret kusarım. fakat... gelin görün ki herkese şüpheyle ve güvensizlikle yaklaşan ben, son yaşadıklarımdan sonra bütün bu sözleri de rafa kaldırma taraftarı oluyor.
niçin? güvenmek ve güvenmemek, şüphecilik vs. vs. belki bilincim sıkıldı artık. kendisini kurtarmak istiyor.
o kadar korkunç insanlar var ki size anlatamam. bunun korkunçluğu hakkında tek bir kelime dahi etmeye dilim varmıyor. hayat korkunç. bunda kararlıyım. korkunç olduğu gibi bir güzelliği de barındırıyor ama. belki de bu kişinin kendisiyle özdeşleşmesiyle alakalı bir şeydir.
fakat belki de ileride "korkutucu" insanların avukatlığını yapacağım. insanlardan korkmuyorum gerçi. aslında bakarsanız pek bir şeyden de korkum yoktur. sadece bazı insanlar. o bazı insanların yaptıkları aklıma gelince beynim "error veriyor". ve düşünmeyi sonlandırıyor.
anna karenina yaşamakta olduğu trajedi aklına geldiğinde gözlerini acıyla kısıp kaçınırdı konudan. ben de aynı durumdayım.
ama düşünüyorum. insan sevemeyen ben, insanlara yabancı olan ben, nasıl oldu da birilerine ümitle yaklaştı?
gerek yok konuşmama. yeterince rahatsızlık verici. eğer cehennem diye bir yer varsa şayet, insanlara yüce gönüllü ve sevgiyle yaklaşmaya başlayan yabancı ben, bazı insanların yandığını görmeyi sabırsızlıkla bekliyor.
ya da bir şafak vakti onları kendi elimle yakmayı.
ah, gerçekten de korkunç insanlar var. sizi temin ederim. ve ölümleri bile onlara iyilik olur, yemin ederim. sonsuz bir lanetle yaşamaları dileğiyle.
büyük hayaller... insanlığa karşı karşı konulamaz bir öfkem vardı benim. bireylere gelince, onlara sevgi besleyebiliyordum ancak. zaman zaman bunu da karıştırırım gerçi. bazenleri insanlık ideasına tapınır, sonra bireylere nefret kusarım. fakat... gelin görün ki herkese şüpheyle ve güvensizlikle yaklaşan ben, son yaşadıklarımdan sonra bütün bu sözleri de rafa kaldırma taraftarı oluyor.
niçin? güvenmek ve güvenmemek, şüphecilik vs. vs. belki bilincim sıkıldı artık. kendisini kurtarmak istiyor.
o kadar korkunç insanlar var ki size anlatamam. bunun korkunçluğu hakkında tek bir kelime dahi etmeye dilim varmıyor. hayat korkunç. bunda kararlıyım. korkunç olduğu gibi bir güzelliği de barındırıyor ama. belki de bu kişinin kendisiyle özdeşleşmesiyle alakalı bir şeydir.
fakat belki de ileride "korkutucu" insanların avukatlığını yapacağım. insanlardan korkmuyorum gerçi. aslında bakarsanız pek bir şeyden de korkum yoktur. sadece bazı insanlar. o bazı insanların yaptıkları aklıma gelince beynim "error veriyor". ve düşünmeyi sonlandırıyor.
anna karenina yaşamakta olduğu trajedi aklına geldiğinde gözlerini acıyla kısıp kaçınırdı konudan. ben de aynı durumdayım.
ama düşünüyorum. insan sevemeyen ben, insanlara yabancı olan ben, nasıl oldu da birilerine ümitle yaklaştı?
gerek yok konuşmama. yeterince rahatsızlık verici. eğer cehennem diye bir yer varsa şayet, insanlara yüce gönüllü ve sevgiyle yaklaşmaya başlayan yabancı ben, bazı insanların yandığını görmeyi sabırsızlıkla bekliyor.
ya da bir şafak vakti onları kendi elimle yakmayı.
ah, gerçekten de korkunç insanlar var. sizi temin ederim. ve ölümleri bile onlara iyilik olur, yemin ederim. sonsuz bir lanetle yaşamaları dileğiyle.
devamını gör...
yedinci dem
üç kişiler sözlükte. diğer ikisi de yeşilevham ve güneş. benim için, benim açımdan, naçizane.
o kadar seviyorum ki onları okumayı, hiç iletişmesem de ya da pek az, o kadar yakın hissettiriyorlar ki kendilerini bana benim anlatım kabiliyetim yetmez bunun ifadesine. çok acayip. çok hisli. çok gizli.
o kadar seviyorum ki onları okumayı, hiç iletişmesem de ya da pek az, o kadar yakın hissettiriyorlar ki kendilerini bana benim anlatım kabiliyetim yetmez bunun ifadesine. çok acayip. çok hisli. çok gizli.
devamını gör...
normal sözlük zirvesi
şu ana dek beni oraya getirecek kadar merak ettiğim kimse olmadığından ve kimin kimi merak edip geleceğini de merak etmediğimden, yapılması durumunda katılmayacağım zirve. kimlerin zirveyi "zırva"ya dönüştüreceğini de şimdiden tahmin edebiliyorum.
burada anonim olup olmamak pek de umurumda değil ama gizemli kalmak her zaman güzeldir. *
(bkz: pandemiden sonra kafa sözlük zirvesi)
işbu tanım kimseye sataşma ya da kimseyi aşağı görme gibi hadsiz duygular içermemektedir. yanlış anlamalar olmasın sonra.
burada anonim olup olmamak pek de umurumda değil ama gizemli kalmak her zaman güzeldir. *
(bkz: pandemiden sonra kafa sözlük zirvesi)
işbu tanım kimseye sataşma ya da kimseyi aşağı görme gibi hadsiz duygular içermemektedir. yanlış anlamalar olmasın sonra.
devamını gör...
500 days of summer
spoiler içerir dikkat. herkes kendi karakterine göre yorumlayabilir filmi. bende kendime göre yorumlayacagim. bana göre tom karakteri haklıdır. kadını sevmesi onun suçu değil,bunu göstermemesi de zaten onu kaybetmemek için onun kartlarına göre oyunu oynuyor. ama ne yaparsa yapsın sonunda kaybediyor. tom bir noktada haklı bir isyan edip rest çekti ve yoluna bakacak iken summer gelip özür dilerim sen haklıydın dedi. oradaki adımı ciddi ilişkiye girmeye hazır olduğunu gösteriyor. tom da garibim seviniyor ama günün birinde cici kızımız ben ilişki istemiyordum deyip yol veriyor. bir süre sonra da gelip ben evlendim diye çıkıyor karşısına. e kardeşim adam sorar doğal olarak benle niye evlenmedin diye. verdiği cevapsa çok basit. o kişi sen değildin. tamam da ben değilsem eğer neden benim en sevdiğim yeri kendi hatıralarinda yaşıyorsun. demek ki sende beni seviyordun yani.velhasil kelam başta tomu yetersiz gördüğü için gönül eğlendiren karakterimiz filmin sonunda onun özgüvenli kendi ayakları üzerinde duran biri olduğunu gördüğü için kendine yediremeyip sert sözler eder ve filmde haklı görüşün tom'a ait olduğunu gösterip ağzına bir parmak bal çalarlar.
devamını gör...
petrograd
saint petersburg'un 1914-1924 yılları arasındaki adı.
rusya'nın batılılaşmasının bir savunucusu olan çar peter the great, şehre hollanda usulüyle "sankt pieter burch" adını vermiş ve daha sonra yazımı, alman etkisi altında "sankt peterburg" olarak değişmiş. sonrasında, 1. dünya savaşı'nın patlak vermesiyle, rus imparatorluğu, almanca sankt ve burg kelimelerini ortadan kaldırmak için şehre "peter'in şehri" anlamına gelen "petrograd" adını vermiş.
rusya'nın batılılaşmasının bir savunucusu olan çar peter the great, şehre hollanda usulüyle "sankt pieter burch" adını vermiş ve daha sonra yazımı, alman etkisi altında "sankt peterburg" olarak değişmiş. sonrasında, 1. dünya savaşı'nın patlak vermesiyle, rus imparatorluğu, almanca sankt ve burg kelimelerini ortadan kaldırmak için şehre "peter'in şehri" anlamına gelen "petrograd" adını vermiş.
devamını gör...
ıslak beton kokusu
devamını gör...
kadınların yatakta sertlik sevmesi
(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi)
(bkz: feridun abi yeter)
(bkz: feridun abi yine formunda)
cümlelerini aklıma getiren başlıktır.
(bkz: feridun abi yeter)
(bkz: feridun abi yine formunda)
cümlelerini aklıma getiren başlıktır.
devamını gör...
evlilik kurumunun çok saçma olması
arkadaş bir bitemediniz ya.
evlilik kurumu saçma değildir. bir insanla ömrün boyunca, dünya yıkılsa, efendime söyleyeyim yerçekimsiz ortamda muz yesek ama çilek tadı gelse falan beraber olacaksın demek de değildir. evlilik iki insanın birlikteliklerini yasal düzlemde tanıtmak istemesidir ki bu da birçok iş ve işlemin kolaylaşması anlamına gelir.
taşınırsın, ikametin otomatik olarak taşınır.
vizeye başvurursun, bunun eşi ülkede, illa ki geri gelecek, vereyim ben buna vize der konsolosluk.
oy kullanacaksındır "piştt hangi sandığa gidiyoruz yaa" diyeceğin biri olur.
kredi çekeceksindir, kredibiliten düşüktür, eşininkini gösterirsin.
bürokratik bir sürü işlem tek kişi için yapıldığında iki kişilik olmuş olur kendiliğinden.
çocuk yaparsın evrak kürek falan uğraşma işin olmaz olm en basiti, deli misiniz acaba?
anlıyorum evlenmek zorunda olmak ya da böyle hissettirilmesi mevzusuna gider yapılmaya çalışılıyor. bu konuda onlara ben de çok kırgınım. ama yani buna atarlanmak için evlilik kurumu çok saçma demek de ne bileyim... değil ya valla değil. bak evlendim boşandım ben bile diyorum yani. evlilik hayatı kolaylaştırmak için var ya. ötesi değil.
olmuyor mu boşanırsın? hayret bir şey. hiçbir evlilik boşanmak için gerçekleştirilmez evet ama hiçbir ilişki de öyle. sizin için öyle değil mi? hmm...
evlilik kurumu saçma değildir. bir insanla ömrün boyunca, dünya yıkılsa, efendime söyleyeyim yerçekimsiz ortamda muz yesek ama çilek tadı gelse falan beraber olacaksın demek de değildir. evlilik iki insanın birlikteliklerini yasal düzlemde tanıtmak istemesidir ki bu da birçok iş ve işlemin kolaylaşması anlamına gelir.
taşınırsın, ikametin otomatik olarak taşınır.
vizeye başvurursun, bunun eşi ülkede, illa ki geri gelecek, vereyim ben buna vize der konsolosluk.
oy kullanacaksındır "piştt hangi sandığa gidiyoruz yaa" diyeceğin biri olur.
kredi çekeceksindir, kredibiliten düşüktür, eşininkini gösterirsin.
bürokratik bir sürü işlem tek kişi için yapıldığında iki kişilik olmuş olur kendiliğinden.
çocuk yaparsın evrak kürek falan uğraşma işin olmaz olm en basiti, deli misiniz acaba?
anlıyorum evlenmek zorunda olmak ya da böyle hissettirilmesi mevzusuna gider yapılmaya çalışılıyor. bu konuda onlara ben de çok kırgınım. ama yani buna atarlanmak için evlilik kurumu çok saçma demek de ne bileyim... değil ya valla değil. bak evlendim boşandım ben bile diyorum yani. evlilik hayatı kolaylaştırmak için var ya. ötesi değil.
olmuyor mu boşanırsın? hayret bir şey. hiçbir evlilik boşanmak için gerçekleştirilmez evet ama hiçbir ilişki de öyle. sizin için öyle değil mi? hmm...
devamını gör...
aynı anda iki duygu yaşatan şey
aşk.*
devamını gör...
mayıs haziran gibi aşılamayı tamamlamayı temenni ediyoruz
"ziya..." dedi içimden şener şen.
devamını gör...
celebrant’tan satılık kilise
çok fonksiyonlu bir kilise bir de. kültür sanat merkezi bile olabiliyor. inanılmaz.
tanım: bir miktar 'yok artık' dedirten ama daha çok üzen başlık.
tanım: bir miktar 'yok artık' dedirten ama daha çok üzen başlık.
devamını gör...
ekonomiyi eleştiren kara çarşaflı kadın
ne yani, kendi dini inançları doğrultusunda kara çarşaf giyinmeyi tercih eden bir kadının ülkesinin ekonomisini eleştirme hakkı yok mu? bence normal,eleştirebilir.
devamını gör...
varoluşçu psikoterapi
varoluşçu psikoterapi bireyin varoluşundan kaynaklanan kaygılara odaklanır. yaşamın bir gün sona erecek olması, tek başınalık, kendi hayatının belirleyicisi olmak ve tüm bunlara bir dayanak olarak yaşam için anlam oluşturmak kaygı yaratır. varoluşsal kaygılar olarak tanımlanan ölüm, yalıtılmışlık, özgürlük ve anlamsızlık, tükenmesi veya azaltılması gereken türden kaygılar değildir. aksine hayatta olduğumuz sürece varlığını sürdürecek olan ve yaşamı anlamlı kılan, hayattan ne istediğimizi belirlememize yardımcı olan türden kaygılardır. yalom, ölümün yaşamımızın bir parçası olduğunu ve kaygı olmadan ölümle yüzleşmenin mümkün olmadığını ifade eder. o halde kaygı yaşam boyunca sürmektedir. insan ölümlü bir varlık olduğu gerçeğiyle yüzleştiğinde de kendi istekleri doğrultusunda -otantik- bir yaşam sürer ancak kişinin kendi hayatını kendi seçimlerine göre yaşaması ürkütücüdür. çünkü bu durumda sorumluluk yalnızca kişinin kendisine aittir. böyle de olmalı aslında çünkü varoluş tek başına başlar ve tek başına sona erer. insan bu gerçekle yüzleşmediği ve kendisini bu kaygıdan başkalarının varlığıyla kurtarmaya çalıştığı sürece otantik benliğini keşfedemez. böylesi bir ihtiyaçla ilişkilere başlamak kısa süreli bir bütünleşme hissi yaşatır. ancak insan ihtiyaç odaklı etkileşimler kurduğunda, iletişim kurduğu insanla etkin bir şekilde ilgilenemez. yalnızlığına katlanamayan kişinin diğerleriyle ve kendisiyle sağlıklı etkileşimler kurabilmesi pek mümkün değildir. dolayısıyla varoluşçu psikoterapinin amacı otantik varoluştur.
bir soru: insan seçimlerinde özgürdür diyebilir miyiz?
bir soru: insan seçimlerinde özgürdür diyebilir miyiz?
devamını gör...
10 bin din arasından din seçmek
"dünyada bilinen 4.300 din var. bir ateist 4.300'ünü reddediyorsa, bir dindar da 4.299'unu reddediyor."
devamını gör...