30 kasım 2020 normal sözlük güvenlik güncellemesi
birazdan gerçekleşecek olan güncellemedir.
bu güncelleme oturum çerezlerinin şifrelenmesi ile ilgili bir iyileştirme barındırdığı için tüm kullanıcıların oturumları otomatik olarak sonlanacak ve tekrar giriş yapmaları gerekecektir. 1-2 dakika kadar erişime ara verilecektir.
bilginize...
edit: 03:25 itibari ile guncelleme tamamlanmistir.
bu güncelleme oturum çerezlerinin şifrelenmesi ile ilgili bir iyileştirme barındırdığı için tüm kullanıcıların oturumları otomatik olarak sonlanacak ve tekrar giriş yapmaları gerekecektir. 1-2 dakika kadar erişime ara verilecektir.
bilginize...
edit: 03:25 itibari ile guncelleme tamamlanmistir.
devamını gör...
hotel transylvania
otel transilvanya, 2012 sony pictures animation yapımı, fantastik ve komedi türünde bir 3d animasyon filmidir.
yönetmenliğini genndy tartakovsky, yapımcılığını michelle murdocca, senaristliğini peter baynham,
robert smigel üstlenmiştir.
aslında ilk bakışta daha çok çizgi film havasında olan ve daha çok çocuklara hitap ettiği düşünülen bu film yine bir çok animasyon sever yetişkinin dikkatini çekmiştir.
kont drakula, eşi ve minik kızı mavisle sessiz sedasız konaklarında yaşarken. wampirlerden korkan bir grup insan tarafından saldırıya uğrar ve drakula'nın eşi ölür.
drakula kendini mavis'e adar ve onu her şeyden özellikle insanlardan korumak için elinden geleni yapacağına kendi kendine söz verir. ilk iş bir otel inşaa etmektir.
canavarlar oteli. hem kendi hem mavis'i güvende tutan hemde tüm canavarların toplanıp eğlenebileceği bir yerdir burası. drakula mavis'in 118. doğum gününde canavarları yine oteline çağırır. her şey onun istediği gibi olacaktır ki davetsiz bir misafir daha gelir otele, jonathan.
jonathan 21 yaşında bir gezgindir ve mavis'le karşılaştıkları an şıp olurlar. ahh nerede o eski şıplar?
drakula korumacı, kontrolcü bir baba olarak bir yandan mavis'i jonathan'dan uzak tutmak için uğraşırken bir yandanda canavarların durumu anlamaması için çabalar. nereye kadar saklayabilir ki? çok uğraşır çok...
frankenstein ve gelini , mumyagiller, görünmez adam, kurtadam ailesi, jöle adam, devler ve daha bir çok canavar davet edilmiştir otele ve hepside jonathan'ı çok sevmiştir. drakula bu durumdanda rahatsız olur çünkü insanların onlara zarar verebileceğini düşünür.
serinin ilk filmi olan bu filme bir çok eleştiri gelmiştir buna rağmen izleyicilerin beğenisini kazanmıştır.
seslendirme ekibi;
drakula aydoğan temel,frankenstein engin alkan, jonathan harun can, maviş hazal erdal, eunice şebnem ünaldı, wayne cüneyt cakova, wanda şemsay çankara, griffin rıza karaağaçlı, murray fatih özacun, quasimodo murat aydın, shrunken heads fatoş ceylan
iyi seyirler...
devamını gör...
normal sözlük 1. ankara zirvesi
"eserekli durumumdan mütevellit" çok kafama eserse şöyle bir uğrayabileceğim zirve. nasip, kısmet...
devamını gör...
medeniyet göstergesi detaylar
hayvanlara ve doğaya nasıl davranıldığına dikkat edin.
devamını gör...
normal sözlük'te seks yokmuş gibi davranılması
seks bir dünya gerçeği. kapalı kapılar ardında olması bunu değiştirmez. yani tercihen açık alanda da mümkün. ehm neyse. evet ne diyorduk ? tabii ki sözlükte de yer alacaktır. ama sizin fantezilerinizin süslenmiş halini herkes okumak zorunda değil. saldık diyelim başlığı. ben de nematodu araştırıyorum aa dur anasayfaya da bakayım dedim eskaza başlık çıktı karşıma biri de demiş olsun ki sevgilinin mabadına mum iteleme sınırı da kaldırılsın.
pihuuv. hacı abi ben bunu niye göreyim ya? neden? iplik solucan okuyacaktım ben ama. noldu şimdi? e olmadı tabi.
pihuuv. hacı abi ben bunu niye göreyim ya? neden? iplik solucan okuyacaktım ben ama. noldu şimdi? e olmadı tabi.
devamını gör...
işini aşkla yapan seri katil
kenan doğulu hayranı olan seri katil. öldürürken malum şarkıyı dinleyip kopmalara doyamıyor olabilir.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girdikten sonra hissedilen yorgunluk
bilgi içerikli tanım girdikten sonra gelen " okuyana bir şeyler katabiliyorum galiba " düşüncesiyle kaybolan yorgunluktur.
devamını gör...
facebook deneyi
proceedings of the national academy of science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, 2012 yılında facebook psikolojik deney kapsamında 689,003 kullanıcısının ana sayfa haber akışını manipüle etti. kimi kullanıcılara pozitif haberler daha ön planda tutulurken, kimilerine negatif ya da duygusal içerikler gösterildi. bunun farkında olmayan kullanıcıların, yaptığı paylaşımlar da değişmişti. facebook kullanıcılarının 'duygusal durumları' üzerinde ciddi etkiler yapabiliyordu.
facebook'un veri mühendisleri tarafından gerçekleştirilen deneyde, sosyal ağda dolaşan olumlu ve olumsuz etkilerin anlaşılmaya çalışıldığı ifade edilmiştir. deneydeki nihai amacın ise 'duygusal etkileşimlerin yayılması için gerekli olmayan insan etkileşimleri ve sözlü olmayan ifadelerin tespiti' olarak belirtildi.
analizlerde, değiştirilen duygusal içeriklerle bağlantılı değerlere sahip diğer içeriklerin göz ardı edilme olasılığı, yüzde 10 ile 90 arasında değişim gösterdi. facebook, değiştirilen içeriklerin kullanıcıların arkadaşlarının listesinde bulunabildiğini, ayrıca mesajlaşmalara müdahale edilmediğini belirtti.
sosyal medyada duyguların nasıl yayıldığını’ tespit etmeyi amaçlayan deneyde, kullanıcıların ekranında beliren reklamların sayısı ve fotoğrafların büyüklükleri de onlardan habersiz değiştirildi.
sonuçlar, kullanıcıların ne kadar az olumsuz paylaşıma maruz kalırsa, olumlu paylaşımlarının da o kadar arttığını gösterdi.
facebook'un veri mühendisleri tarafından gerçekleştirilen deneyde, sosyal ağda dolaşan olumlu ve olumsuz etkilerin anlaşılmaya çalışıldığı ifade edilmiştir. deneydeki nihai amacın ise 'duygusal etkileşimlerin yayılması için gerekli olmayan insan etkileşimleri ve sözlü olmayan ifadelerin tespiti' olarak belirtildi.
analizlerde, değiştirilen duygusal içeriklerle bağlantılı değerlere sahip diğer içeriklerin göz ardı edilme olasılığı, yüzde 10 ile 90 arasında değişim gösterdi. facebook, değiştirilen içeriklerin kullanıcıların arkadaşlarının listesinde bulunabildiğini, ayrıca mesajlaşmalara müdahale edilmediğini belirtti.
sosyal medyada duyguların nasıl yayıldığını’ tespit etmeyi amaçlayan deneyde, kullanıcıların ekranında beliren reklamların sayısı ve fotoğrafların büyüklükleri de onlardan habersiz değiştirildi.
sonuçlar, kullanıcıların ne kadar az olumsuz paylaşıma maruz kalırsa, olumlu paylaşımlarının da o kadar arttığını gösterdi.
devamını gör...
meute
11 kişilik alman tekno bando grubudur.
devamını gör...
bab'aziz
yönetmen nacer khemir ait başrollerde parviz shahinkhou ve maryam hamid oynadığı
film, yaşlı bir derviş ile torununun çöldeki hikâyesini anlatıyor. bab'aziz, dervişlerin 30 yılda bir toplandığı yeri bulmak için torunu ile yola çıkar ve hikâye başlar.
yönetmenin "çöl üçlemesi" adını verdiği ilki "çöl gezginleri" ikincisi, "güvercinin gerdanlığı" üçüncüsü, ve en şahanesi ise "bab'aziz" dir. (büyük kapı anlamına gelen bu filmde, andre gide'in "dar kapı"sına herhangi bir atıf var mıdır bilmem? -ki atıf yaptığı bunca eser göz önünde bulundurulduğunda mutlaka olmalı fikrimce.- fakat gide'nin "aşk erdeme açılan en büyük kapıdır ve bu yolu bulabilen insan çok azdır." sözü; tunuslu çöl aşığı bir yönetmenin elinde ancak bu denli efsaneşebilirdi.)
film, muhyiddin ibn arabi, mevlana, feridüddin attar ve ibn hazm gibi sufi düşünürlerin fikirlerinden esinlenilmiş, eserlerinden birebir alıntılanmış birbirinden etkileyici şiirsel diyaloglardan oluşmuştur. kuzey afrika kültürüyle iç içe geçmiş sufizmi ve bu coğrafyadaki bizim bildiğimizin, bize dayatılanın çok ötesinde bambaşka bir islami kültürün en çarpıcı örneğidir fikrimce. zira bunu yönetmenin, "benim babamın dini böyle bir din değil, ben bu film ile babamın alnındaki lekeyi temizlemek istedim!" sözünden anlamak mümkün. filmdeki karakterlerle sembolize edilen değerler incelendiğinde ise yönetmene hayran olmamak mümkün değil.
müzikleri armand amar'a ait olan filmin en hayran olunası sahnesidir ise;
film, yaşlı bir derviş ile torununun çöldeki hikâyesini anlatıyor. bab'aziz, dervişlerin 30 yılda bir toplandığı yeri bulmak için torunu ile yola çıkar ve hikâye başlar.
yönetmenin "çöl üçlemesi" adını verdiği ilki "çöl gezginleri" ikincisi, "güvercinin gerdanlığı" üçüncüsü, ve en şahanesi ise "bab'aziz" dir. (büyük kapı anlamına gelen bu filmde, andre gide'in "dar kapı"sına herhangi bir atıf var mıdır bilmem? -ki atıf yaptığı bunca eser göz önünde bulundurulduğunda mutlaka olmalı fikrimce.- fakat gide'nin "aşk erdeme açılan en büyük kapıdır ve bu yolu bulabilen insan çok azdır." sözü; tunuslu çöl aşığı bir yönetmenin elinde ancak bu denli efsaneşebilirdi.)
film, muhyiddin ibn arabi, mevlana, feridüddin attar ve ibn hazm gibi sufi düşünürlerin fikirlerinden esinlenilmiş, eserlerinden birebir alıntılanmış birbirinden etkileyici şiirsel diyaloglardan oluşmuştur. kuzey afrika kültürüyle iç içe geçmiş sufizmi ve bu coğrafyadaki bizim bildiğimizin, bize dayatılanın çok ötesinde bambaşka bir islami kültürün en çarpıcı örneğidir fikrimce. zira bunu yönetmenin, "benim babamın dini böyle bir din değil, ben bu film ile babamın alnındaki lekeyi temizlemek istedim!" sözünden anlamak mümkün. filmdeki karakterlerle sembolize edilen değerler incelendiğinde ise yönetmene hayran olmamak mümkün değil.
müzikleri armand amar'a ait olan filmin en hayran olunası sahnesidir ise;
devamını gör...
çocuğunuzun nasıl bir insan olmasını isterdiniz sorusu
"dürümünüz nasıl olsun efendim?" sorusunu bana hatırlatan başlık.*ebeveyn olunca çocuğum benim istediğim gibi biri olsun diye diretince her şey daha da kötü oluyor. öncelikle ebeveyni tarafından yargısız kabul ve koşulsuz sevgi ile beslenen çocuk, zaten iyi biri olacaktır.
devamını gör...
ben biraz kiloluyum ehe
sevimlilikle örtülmeye çalışılan bir "kusura" ilişkin cümle.
bu şekilcilik bu ülkenin laneti bence.
yıllar önce bir program izlemiştim. amerika ya da avrupa'daydı hatırlamıyorum. obez bir kadın ile sevgilisinin, kadının obezitesi ile baş etme çabalarını gösteriyordu. adam gayet eli yüzü düzgün ve sevgilisine aşık bir adamdı. bizde olsa o adam "bu kadınla ne işim olur? ben yakışıklıyım, bir de şunun tipine bak" havasına girer yahut etrafındakiler gazlar bunu "sana kız mı yok? nerden buldun bu şişkoyu?" diye.
öküz gibi insanlarız. çok sinir bozucu.
bu şekilcilik bu ülkenin laneti bence.
yıllar önce bir program izlemiştim. amerika ya da avrupa'daydı hatırlamıyorum. obez bir kadın ile sevgilisinin, kadının obezitesi ile baş etme çabalarını gösteriyordu. adam gayet eli yüzü düzgün ve sevgilisine aşık bir adamdı. bizde olsa o adam "bu kadınla ne işim olur? ben yakışıklıyım, bir de şunun tipine bak" havasına girer yahut etrafındakiler gazlar bunu "sana kız mı yok? nerden buldun bu şişkoyu?" diye.
öküz gibi insanlarız. çok sinir bozucu.
devamını gör...
börtü böceği seven iyimser olan kolay gülebilenleri saf salak görmek
onları kıskanmaktır.
devamını gör...
ağıza kürekle vurma hissi uyandıran kelimeler
aşko.
devamını gör...
yaşlanmak
hayatın gerçeği.nerde 15 yaşındaki enerji.
devamını gör...
atatürk'e sallamak için sözlüğe girmek
ne garip, atatürk hiç tanımadığı ve henüz dedesinin dedesi bile doğmamış çocuklar rahat uyusun diye savaştan savaşa koşuyor, hatta gözünü kaybediyor. ama 2009 doğumlu biri sütünü içtikten sonra klavyesinin başına geçiyor ve sırf rakı içiyor diye bir adamı yerden yere vuruyor. hemde onu hiç tanımadan. sözlüğü nefret kusmak için kullananlar burdan gitsin.
devamını gör...
polyushka polye
kashgar khanate adlı youtube kanalı türkçe altyazı eklemiş; türkçesini okuyarak dinlemek ayrı bir haz veriyor.
devamını gör...
sevdiğin birinin seninle zorla konuştuğunu fark ettiğin an
bu zamana kadar hayatımızda bir kez de olsa yaşamışızdır bu durumu. sevilen kişi, arkadaş, sevgili, flört.. kim olduğu çok da fark etmez aslında, değer verdiğimiz kişi kim olursa olsun bu durum canımızı yakacaktır. insanın zoruna gider ve kendini gerçekten fazlalıkmış, değersizmiş gibi hissedersin.
genelde bu durumla iki farklı şekilde karşılaşırız;
1- sevdiğin kişi konuşmalarında eskisi kadar özenli davranmıyodur ve bu konuda türlü bahanelere sığınıyodur.
2- zorla konuştuğunu sana hissettirmeye çalışıp zoraki ve kısa cevaplar veriyordur.
iki hali de can sıkar ama her zaman dürüstlükten yana olup ikinci şıkkın daha iyi olduğunu söylemeliyim.
biriyle ilgili böyle bir düşüncedeyseniz, sizinle zorla konuştuğunu hissediyorsanız kesinlikle o hissinizde yanılmıyorsunuz. çünkü bu gibi durumlarda genelde yanılma payı yoktur. kendinizi değersiz hissettiğiniz her an size verilmiş bir mesajdır ve öyle bir durumda kalırsanız arkanıza bakmadan kaçın, o kişiden uzaklaşın.
genelde bu durumla iki farklı şekilde karşılaşırız;
1- sevdiğin kişi konuşmalarında eskisi kadar özenli davranmıyodur ve bu konuda türlü bahanelere sığınıyodur.
2- zorla konuştuğunu sana hissettirmeye çalışıp zoraki ve kısa cevaplar veriyordur.
iki hali de can sıkar ama her zaman dürüstlükten yana olup ikinci şıkkın daha iyi olduğunu söylemeliyim.
biriyle ilgili böyle bir düşüncedeyseniz, sizinle zorla konuştuğunu hissediyorsanız kesinlikle o hissinizde yanılmıyorsunuz. çünkü bu gibi durumlarda genelde yanılma payı yoktur. kendinizi değersiz hissettiğiniz her an size verilmiş bir mesajdır ve öyle bir durumda kalırsanız arkanıza bakmadan kaçın, o kişiden uzaklaşın.
devamını gör...
yağlı cilt
daha önce sahip olduğum cilt tipi. yıllarca ne yapsam kurtulamadım. güvenilir bulduğum bir güzellik merkezine başvurduktan sonra hydrofacial işlemiyle birlikte, kullandığım yanlış ürünlerden vazgeçerek cilt tipimi de normal olarak değiştirmiş oldum.
öncelikle cildin yağlı olması nemli olduğu anlamına gelmiyor. cilt nem ihtiyacını gideremediği için yağlanıyor olabilir. bu nedenle cildin neme doyması gerekiyor.
tercih edilen ürün içeriği çok önemli. ben gittiğim güzellik uzmanının önerisiyle yüz bakımım için sadece eczaneden satın aldığım ürünleri kullanıyorum. maalesef kozmetik markaların ürünleri uzun vadede çözüm getirmiyor, çoğunun içeriği berbat. onun dışında garnier gibi markaların kağıt maskelerini yine tercih ediyorum.
cildi içten de beslemek çok önemli, su içmenin, iyi beslenmenin ihmal edilmemesi gerekiyor.
o makyaj güzel temizlenmeli yoksa o güzel emekler o güzel nemleri itip çöp olabiliyor*.
önceden kozmetik markaların üreticisi olduğu asla derdime deva olmayan çeşit çeşit maske, krem, temizleyici kullanırken şu an kullandığım* ürünler: yağlı ciltler için jel temizleyici, yağlı ciltler için tonik, yağsız güneş kremi, yağsız (su bazlı) bir nemlendirici krem (nadiren kullanıyorum). güneş kremi kullanmak cildi korumak için özellikle çok önemli. çeşit çeşit ürüne gerek yokmuş.
yağlı cilt kader değilmiş (bkz: ben bugün bunu öğrendim).
öncelikle cildin yağlı olması nemli olduğu anlamına gelmiyor. cilt nem ihtiyacını gideremediği için yağlanıyor olabilir. bu nedenle cildin neme doyması gerekiyor.
tercih edilen ürün içeriği çok önemli. ben gittiğim güzellik uzmanının önerisiyle yüz bakımım için sadece eczaneden satın aldığım ürünleri kullanıyorum. maalesef kozmetik markaların ürünleri uzun vadede çözüm getirmiyor, çoğunun içeriği berbat. onun dışında garnier gibi markaların kağıt maskelerini yine tercih ediyorum.
cildi içten de beslemek çok önemli, su içmenin, iyi beslenmenin ihmal edilmemesi gerekiyor.
o makyaj güzel temizlenmeli yoksa o güzel emekler o güzel nemleri itip çöp olabiliyor*.
önceden kozmetik markaların üreticisi olduğu asla derdime deva olmayan çeşit çeşit maske, krem, temizleyici kullanırken şu an kullandığım* ürünler: yağlı ciltler için jel temizleyici, yağlı ciltler için tonik, yağsız güneş kremi, yağsız (su bazlı) bir nemlendirici krem (nadiren kullanıyorum). güneş kremi kullanmak cildi korumak için özellikle çok önemli. çeşit çeşit ürüne gerek yokmuş.
yağlı cilt kader değilmiş (bkz: ben bugün bunu öğrendim).
devamını gör...
bir kadının elinden daha küçük olan erkek eli
"hiç kimsenin, yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur" sözündeki erkektir. dolmamış çilesi vardır resmen kız kış günü elini kendi elinin içine alıp ısıtır ki bu işin iyi yanı, kötü yanını söylemek bile istemiyorum. arkadaşa sormam lazım.
devamını gör...