tirbuşon olmadan şarap açmak
mantara 10'luk vida takarak, sorunsuzca açmak mümkün.. geçenlerde denedim, gayet oldu..
devamını gör...
bakire olmayan kadınla evlenmek
(bkz: bakire olmayan adamla evlenmek)
öncelikle şunu söylesem iyi olacak:
amacım kesinlikle duyar kasmak değil.
sonuçta isteyen gitsin istediğini kasıklarından öpsün, istediğinin karnından limon emsin... herkesin hayatına kimse karışamaz*
lakin,
bir kadın, bakire olmadığı zaman, evleneceği adamı aldatacak anlamına gelmiyor.
günahkar biri olduğu anlamına da gelmiyor,
geçmişte bir hata yapmış da bekaretini kaybetmiş anlamına da gelmiyor,
sevgiyi ve güvenmeyi bilmiyor anlamına hiç gelmiyor.
ıki farklı cinsiyet, iki farklı insan, insan!, biri yalnızca kadın, biri yalnızca adam. evet çok sade, ama aslında tüm olay bu. sadece insan gözüyle bakabilmek ve yaratılış'ı iğrenç bir mesele haline getirmemek mesele..
seviyesi düşük bir cümle asla yazmak istemezdim lakin başlığın seviyesi zaten düşük, o yüzden sorun olmayacaktır.
"davulun zarı sağlam lakin tokmağın değmediği yer kalmamış." derler.
yani yapacak olan aslında yapmayı istediği şeyleri zaten çoktan yapmış ve yapacaktır. sen mi engel olacaksın? sen kimsin?
güvenmek, sevmek, kendini birine adamak, onunla bir ömür geçirmek, bunlar çok ama çok farklı şeyler.
bakire olmayan bir kadın da sevebilir, o da güvenilmek ister, o da güvenir, o da kötü veya iyi şeyler yaşamıştır hayatta.
belki de kaderine yazılan, gerçek anlamda tek mutlu olacağın kadın bakire değil lakin sen bu gözlerle baktığın sürece onu göremeyeceksin.
hoş, gerçi öyle olacaksa hiç olmasın diyeceksindir ya, neyse.
herkesin anlayışlı olamayacağı ve anlayamayacağı kadar ince ve derin bir mesele.
not: bakire değilim.
öncelikle şunu söylesem iyi olacak:
amacım kesinlikle duyar kasmak değil.
sonuçta isteyen gitsin istediğini kasıklarından öpsün, istediğinin karnından limon emsin... herkesin hayatına kimse karışamaz*
lakin,
bir kadın, bakire olmadığı zaman, evleneceği adamı aldatacak anlamına gelmiyor.
günahkar biri olduğu anlamına da gelmiyor,
geçmişte bir hata yapmış da bekaretini kaybetmiş anlamına da gelmiyor,
sevgiyi ve güvenmeyi bilmiyor anlamına hiç gelmiyor.
ıki farklı cinsiyet, iki farklı insan, insan!, biri yalnızca kadın, biri yalnızca adam. evet çok sade, ama aslında tüm olay bu. sadece insan gözüyle bakabilmek ve yaratılış'ı iğrenç bir mesele haline getirmemek mesele..
seviyesi düşük bir cümle asla yazmak istemezdim lakin başlığın seviyesi zaten düşük, o yüzden sorun olmayacaktır.
"davulun zarı sağlam lakin tokmağın değmediği yer kalmamış." derler.
yani yapacak olan aslında yapmayı istediği şeyleri zaten çoktan yapmış ve yapacaktır. sen mi engel olacaksın? sen kimsin?
güvenmek, sevmek, kendini birine adamak, onunla bir ömür geçirmek, bunlar çok ama çok farklı şeyler.
bakire olmayan bir kadın da sevebilir, o da güvenilmek ister, o da güvenir, o da kötü veya iyi şeyler yaşamıştır hayatta.
belki de kaderine yazılan, gerçek anlamda tek mutlu olacağın kadın bakire değil lakin sen bu gözlerle baktığın sürece onu göremeyeceksin.
hoş, gerçi öyle olacaksa hiç olmasın diyeceksindir ya, neyse.
herkesin anlayışlı olamayacağı ve anlayamayacağı kadar ince ve derin bir mesele.
not: bakire değilim.
devamını gör...
seni düşünmek güzel şey
bir nazım hikmet ran şiiridir.
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
devamını gör...
ece erken’nin celal şengör’ü tıp doktoru sanıp görevden alınmasını istemesi
bu iki ismi aynı başlık altında görmek bile ne kadar fantastik bir ülke olduğumuzun kanıtı resmen. ece erken kimdir ki celal hoca hakkında konuşabiliyor?
devamını gör...
yazarların ölmek istediği zamanlar
7/24 her zaman hazır şekilde bekliyorum.vız gelir.
devamını gör...
demirtaş 6 ay sonra tahliye edilecek
falcınin söylediği bir cümle. üç vakte kadar.
şu selahattin demirtaş mevzusunun hukuki boyutuyla ilgilenen 1-2 kişi vardır diye şuraya faydalı bir okuma parçası bırakalım. dilerseniz profesyonel ahlak gereğince okuyup sonra gene politik duruşunuzun gerektirdiği gibi konuşma özgürlüğünüz mevcuttur.
buyrun :
www.hrw.org/tr/news/2020/11...
şu selahattin demirtaş mevzusunun hukuki boyutuyla ilgilenen 1-2 kişi vardır diye şuraya faydalı bir okuma parçası bırakalım. dilerseniz profesyonel ahlak gereğince okuyup sonra gene politik duruşunuzun gerektirdiği gibi konuşma özgürlüğünüz mevcuttur.
buyrun :
www.hrw.org/tr/news/2020/11...
devamını gör...
sosyal anksiyete
yaşam kalitesini ciddi anlamda düşüren psikolojik bir rahatsızlıktır. bildiğiniz üzere insan sosyal bir varlıktır. günlük hayatta öyle ya da böyle birçok insanla diyalog kurmak zorunda kalır. sosyal anksiyete sahibi insanlar diğer insanların rahatlıkla yaptığı insanlarla yüzyüze konuşma, telefonla konuşma gibi aktiviteleri kolayca yapamazlar. özellikle tanımadıkları insanların yanında veya bir grup insanın yanında inanılmaz rahatsız hisseder o ortamdan uzaklaşmak isterler. kendi düşüncelerini dümdüz ifade etmekte güçlük çeker konuşmak zorundaysa kafasında planlayıp onlarca filtreden geçirirler. bazen bu zorunlu diyaloglarda yüzleri kızarır veya konuşamadan kilitlenirler. bu sebeple arkadaş veya sevgili bulmakta güçlük çekerler. insanlar tarafından sıklıkla yanlış anlaşılırlar. kibirli soğuk yahut ezik görülebilirler. bugün aldıgım bir geri dönüşe göre benimle ilk tanıştığında ofisteki sevgili arkadaşlar yaşam enerjisi bitmiş bunun depresyonda mı nedir şeklinde bir ilk izlenim edinmişler. bu durum beni ziyadesiyle üzdü maalesef. hele bir sene kadar ağır antidepresan kullanıp yan etkilerle boğuşurken konuşkan ve samimi olduğum süreçlerden geçip ilacı bıraktıgımda da nispeten ortalama bir insan ayarı tutturduğumu düşünüyorken. kendim istemesem bile günlük hayata adapte olmak için defalarca ortamlara girmiş ve insanlarla random konuşmuşumdur, çabalıyorum çünkü. ama olmuyor kardeşim işte bu kadar yapabiliyorum ben de. ki zaten yapı olarak sevgi dolu, insancıl biri değilim, sosyal anksiyeteyle buluşunca ortamın awkward silence yaratıcısı oluveriyorum bir anda. maske de takıyorum hep, surat ifadem de değil problem. ama insanlar nasıl oluyorsa anlıyorlar*. normal insanlar gibi yaşamak için hayatımın sonuna kadar ilaç mı kullanacağım veya 7/24 sarhoş mu gezecegim diye düşünüyorum bazen ister istemez*. zor hacı ne diyelim.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
çocuğunu okutmamak okula gitmesine izin vermemek. özellikle kız çocuklarının.
devamını gör...
çiş varken uyumaya çalışmak
"git işe sonra yat" neden bu ızdırap diye sormama neden olan başlık.
erinmekten en sonunda altınıza edeceksiniz.
erinmekten en sonunda altınıza edeceksiniz.
devamını gör...
mide bulantısına iyi gelen şeyler
kusmaktır.
devamını gör...
en sinir bozucu insan tipi
kendini çok bilmiş sanan insanlar.
devamını gör...
yazarların ölmek istediği zamanlar
şuan mesela.
devamını gör...
inceburun
ülkemizin en kuzey noktası.inceburun feneri görülmeye değerdir,manzarası tek kelimeyle muhteşemdir.çay, kahve içebileceğiniz derme çatma da olsa bir kulübe vardır.gidiş dönüş yolu kötü olmamakla beraber,hoş görüntülere sahne olur.
devamını gör...
irvin d. yalom
amerikalı psikiyatrist, psikoterapist ve yazardır. uluslararası sigmund freud-psikoterapi 2009 ödülüne sahiptir. 2000 yılında da the american psychiatric association tarafından oscar pfister ödülüne layık görülmüştür.
1992'de ilk romanı nietzsche ağladığındayayımlandı. kitap oldukça ilgi görmüştür. kitabı bu kadar popüler yapan ise felsefe, edebiyat ve psikiyatriyi harika bir şekilde harmanlamasıdır bence.
yazarın en büyük özelliği ise çok iyi bir okuyucu olması. bu kitap sevgisi onun psikiyatri ile edebiyatı, felsefeyi bir araya getirmesine ve harika eserler vermesini sağlamıştır.
standford üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olan yalom, varoluşçu psikoterapinin yaşayan en önemli temsilcisi olarak görülüyor. psikoterapilerde kullandığı yöntemler onu amerika'nın en iyi psikanalistlerinden birisi yaparken, kitaplarında edebiyat,felsefe ve psikiyatri ile kurduğu mükemmel uyum onun edebiyat dünyasında da oldukça iyi bir yer edinmesini sağlamıştır.
1992'de ilk romanı nietzsche ağladığındayayımlandı. kitap oldukça ilgi görmüştür. kitabı bu kadar popüler yapan ise felsefe, edebiyat ve psikiyatriyi harika bir şekilde harmanlamasıdır bence.
yazarın en büyük özelliği ise çok iyi bir okuyucu olması. bu kitap sevgisi onun psikiyatri ile edebiyatı, felsefeyi bir araya getirmesine ve harika eserler vermesini sağlamıştır.
standford üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olan yalom, varoluşçu psikoterapinin yaşayan en önemli temsilcisi olarak görülüyor. psikoterapilerde kullandığı yöntemler onu amerika'nın en iyi psikanalistlerinden birisi yaparken, kitaplarında edebiyat,felsefe ve psikiyatri ile kurduğu mükemmel uyum onun edebiyat dünyasında da oldukça iyi bir yer edinmesini sağlamıştır.
devamını gör...
sevgilinin avuç içini öpmek
bazen hatırlanır...
çekip giden sevgilinin avuç içinin kokusu
elinin kuytusunda hissedilen o duygu
”avuç içini öptüğüm tek insan sensin” sözüyle bastıran o tutku.
sevdiceğinin avuç içini öperken öyle derin hisler duyarsın ki..
ruhuna dokunursun, kalbine girersin bir can yoldaşı gibi
nefes nefese kalırsın çölde vaha arar gibi.
erkek öper koklar, tekrar öper, kadının avuç içini kalbinin üstüne koyar.
kadın öper yanağına dayar, erkeğin avuç içi aşağıya inerken gözlerini kapar.
ve bir gün ayrılık olunca gözlerden yaşlar akar.
can yücel de bu anlamlı şiiri yazar.
kaderimizin avuç içinde yazdığı söylenir.
avuç içini öpmek hayat arkadaşın olmak istiyorum anlamına da gelir.
fatih erkoç avuç içlerini öpen sevgililere seslenir.
ahmet telli ise "yine de kalmış olabilir;
küçücük bir mavilik gökyüzünde,
bir sevda kırıntısı,
avuç içi kadar bir umut ..." diyerek geleceğe umutlu bakmamızı ister.
...ve bazen hatırlanır yine de kalan avuç içimizdeki o masum ve samimi öpücük.
pandemi döneminde dikkatli olmakta fayda var tabi ki *.
çekip giden sevgilinin avuç içinin kokusu
elinin kuytusunda hissedilen o duygu
”avuç içini öptüğüm tek insan sensin” sözüyle bastıran o tutku.
sevdiceğinin avuç içini öperken öyle derin hisler duyarsın ki..
ruhuna dokunursun, kalbine girersin bir can yoldaşı gibi
nefes nefese kalırsın çölde vaha arar gibi.
erkek öper koklar, tekrar öper, kadının avuç içini kalbinin üstüne koyar.
kadın öper yanağına dayar, erkeğin avuç içi aşağıya inerken gözlerini kapar.
ve bir gün ayrılık olunca gözlerden yaşlar akar.
can yücel de bu anlamlı şiiri yazar.
kaderimizin avuç içinde yazdığı söylenir.
avuç içini öpmek hayat arkadaşın olmak istiyorum anlamına da gelir.
fatih erkoç avuç içlerini öpen sevgililere seslenir.
ahmet telli ise "yine de kalmış olabilir;
küçücük bir mavilik gökyüzünde,
bir sevda kırıntısı,
avuç içi kadar bir umut ..." diyerek geleceğe umutlu bakmamızı ister.
...ve bazen hatırlanır yine de kalan avuç içimizdeki o masum ve samimi öpücük.
pandemi döneminde dikkatli olmakta fayda var tabi ki *.
devamını gör...
kadınlardan kadınlara tavsiyeler
çok makyaj yapmayın, cildinize yazık etmeyin.
saçınızı boyalarla heba etmeyin.
spor yapın.
kendinizi tanımaya çalışın, başkalarının kalıplandırdığı biri olmayın...:)
saçınızı boyalarla heba etmeyin.
spor yapın.
kendinizi tanımaya çalışın, başkalarının kalıplandırdığı biri olmayın...:)
devamını gör...
türkiye'de dinsizlerin yaşadıkları
ne yaşıyormuşuz yahu diye telaşlanmama sebep olan başlık.
başlığı bize destek diye açmışlar ama biraz şey gibi olmuş neysem sağ olsun var olsun.
artık bilinçaltıma kadar işlemiş ki sürekli maşallah, inşallahh * diyorum.
allah razı olsun diyene bazen senden de diyorum.
benim en büyük zorluklarım bunlar. kimsenin kolay kolay inancını sormam, inancıyla yargılamam haliyle kimse de bana karışmaz.
yahu zaten inancın konuşulacağı mı kalmış hangi çağdayız yaşayın gitsin.
başlığı bize destek diye açmışlar ama biraz şey gibi olmuş neysem sağ olsun var olsun.
artık bilinçaltıma kadar işlemiş ki sürekli maşallah, inşallahh * diyorum.
allah razı olsun diyene bazen senden de diyorum.
benim en büyük zorluklarım bunlar. kimsenin kolay kolay inancını sormam, inancıyla yargılamam haliyle kimse de bana karışmaz.
yahu zaten inancın konuşulacağı mı kalmış hangi çağdayız yaşayın gitsin.
devamını gör...
hayatınızdaki en pozitif şey
kedim.
devamını gör...
