yüksek sesle konuşan insanlar
hastalığı nedeniyle kulağında problem olan insanlar dışında yüksek sesle konuşanların, karakterim böyle diyip kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları hayli şaşırtıcıdır.
bu nasıl karaktermiş diye sorulur.
bu nasıl karaktermiş diye sorulur.
devamını gör...
deli vahit
mozart'ın en büyük şansı üstadla aynı döneme denk gelmemiş olmasıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
freud diye bir şey yoktur
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
- senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
- yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
- freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
- haydi iç de çay koyayım.
ah muhsin ünlü
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
- senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
- yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
- freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
- haydi iç de çay koyayım.
ah muhsin ünlü
devamını gör...
aykut (yazar)
hacı abimdir.*
iyi ki var, dediğim güzel insanlardandır.
radyo ekibine girmeden kısa bir süre önce başladı sohbetimiz kendisiyle. hayata bakış açısı dikkatimi epeyce çekmişti. ama ondan daha önemlisi konu sınırı olmaksızın, her an, her şeyle dalga geçebiliyor oluşu beni hayrete düşürdü. mutlaka bi yerden bi şey yakalayıp nokta atışı ile abluka altına alabiliyor karşısındaki kişiyi. bu sebeple beni sinir etmeyi başaran 2-3 insandan biridir kendileri. neyse, onu da öyle kabul ediyoruz; deyip geçiyorum ben de.
bir de eklemeden geçemeyeceğim, hem radyonun arka planında her türlü işte hem de kendi yayınımda her an desteğini gördüm ve görünen o ki daha da çok görecek gibiyim. her ne kadar özelden kedi köpek gibi didişip dursak da, bak milletin içinde, çok çok teşekkür ederim hacı ağabeyiim sana. ellerine sağlık verdiğin her bir uğraş için. nokta. yeter, gidiyom ben.
iyi ki var, dediğim güzel insanlardandır.
radyo ekibine girmeden kısa bir süre önce başladı sohbetimiz kendisiyle. hayata bakış açısı dikkatimi epeyce çekmişti. ama ondan daha önemlisi konu sınırı olmaksızın, her an, her şeyle dalga geçebiliyor oluşu beni hayrete düşürdü. mutlaka bi yerden bi şey yakalayıp nokta atışı ile abluka altına alabiliyor karşısındaki kişiyi. bu sebeple beni sinir etmeyi başaran 2-3 insandan biridir kendileri. neyse, onu da öyle kabul ediyoruz; deyip geçiyorum ben de.
bir de eklemeden geçemeyeceğim, hem radyonun arka planında her türlü işte hem de kendi yayınımda her an desteğini gördüm ve görünen o ki daha da çok görecek gibiyim. her ne kadar özelden kedi köpek gibi didişip dursak da, bak milletin içinde, çok çok teşekkür ederim hacı ağabeyiim sana. ellerine sağlık verdiğin her bir uğraş için. nokta. yeter, gidiyom ben.
devamını gör...
hayvan mezarlığı
bir stephen king romanıdır.
stephen king çağdaş korku edebiyatının şahıdır, padişahıdır. sadece yazdıkları ile değil görüntüsü ile bile korkutabilir insanları.
benim için king ayrıca fobilerin efendisidir. the mist kitabı ile homiklofobiye neden olabilir mesela, ya da kujo ile kinofobiye, o romanı ile koulrofobiye ve elbette hayvan mezarlığı ile de ailurofobiye neden olabilir.
hayvanlar çok sevimli yaratıklardır. gerçekten hayatımızda önemli yer tutarlar, hatta gerçekten hayvan sevgisi besleyen insanlar için onlar ailenin bir parçası, ailenin bir üyesidir ancak bazen olmayacak şeylere neden olabilir ve hayatımızı zindana çevirebilirler, tabii ki eğer hayatımızın senaryosunu stephen king yazmışsa.
hayvan mezarlığı aslında ismiyle müsemma bir kitap. zaten bu isim insana biraz da olsa korku vermeye yetiyor. ama hikayeyi okudukça biraz önceki cümlede biraz olan korku git gide artarak muhteşem bir gerilime dönüşüyor.
ölümden sonra hayata inanır mısınız, bilmiyorum. aslında neye inandığınızı sorgulamak gibi bir niyetim de yok. ama bu kitabı okurken her şeyden azade bir bakış açısıyla yaklaşıp ölümden sonra dirilme fikrine sıcak bakarsanız korku dozunu artırma imkanınız olacaktır.
stephen king belki de kitapları filme en çok çekilen yazarlardan biridir. imdb’nin malum listesinde birden fazla stephen kine uyarlaması bulunmakta ve hatta ilk sıradaki film de bu yazarımıza ait. bu kitabı da filme çekilmiş bir kitap ve filmin de başarısız olduğunu söyleyemem ama kitabı bir başka.
okuyun ve korku imparatoruna biat edin.
stephen king çağdaş korku edebiyatının şahıdır, padişahıdır. sadece yazdıkları ile değil görüntüsü ile bile korkutabilir insanları.
benim için king ayrıca fobilerin efendisidir. the mist kitabı ile homiklofobiye neden olabilir mesela, ya da kujo ile kinofobiye, o romanı ile koulrofobiye ve elbette hayvan mezarlığı ile de ailurofobiye neden olabilir.
hayvanlar çok sevimli yaratıklardır. gerçekten hayatımızda önemli yer tutarlar, hatta gerçekten hayvan sevgisi besleyen insanlar için onlar ailenin bir parçası, ailenin bir üyesidir ancak bazen olmayacak şeylere neden olabilir ve hayatımızı zindana çevirebilirler, tabii ki eğer hayatımızın senaryosunu stephen king yazmışsa.
hayvan mezarlığı aslında ismiyle müsemma bir kitap. zaten bu isim insana biraz da olsa korku vermeye yetiyor. ama hikayeyi okudukça biraz önceki cümlede biraz olan korku git gide artarak muhteşem bir gerilime dönüşüyor.
ölümden sonra hayata inanır mısınız, bilmiyorum. aslında neye inandığınızı sorgulamak gibi bir niyetim de yok. ama bu kitabı okurken her şeyden azade bir bakış açısıyla yaklaşıp ölümden sonra dirilme fikrine sıcak bakarsanız korku dozunu artırma imkanınız olacaktır.
stephen king belki de kitapları filme en çok çekilen yazarlardan biridir. imdb’nin malum listesinde birden fazla stephen kine uyarlaması bulunmakta ve hatta ilk sıradaki film de bu yazarımıza ait. bu kitabı da filme çekilmiş bir kitap ve filmin de başarısız olduğunu söyleyemem ama kitabı bir başka.
okuyun ve korku imparatoruna biat edin.
devamını gör...
arka sokaklar final bölümü
gelecekte torunumla izlemeyi hedeflediğim dizi finali. umarım yaşım yeter.
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
fuat güner ile sadece telefon aracılığıyla bir dönem baya "aile dostu" kıvamına gelmemiz şeklinde örneklenebilecek etkileşimdir.
devamını gör...
messalina
antik romali bir güzeldir. 15. yüzyılda doğduğu rivayet edilir. ahlakı besleyen her şeyden arınmış olması ile ün salmış, sanat, zerafet, zeka ve hatta kadınlık gururundan dahi yoksundur. onun için büyük bir müverrih “nesl-i beşerde bir kanser uru”, diye bahsetmektedir. ahalisi şan şöhret ve zevke dalmış bir beldede kara kaş ve kirpikleri ile bir esmer güzelidir. 26 yaşına geldiğinde claudius (kendisi ahmaklıkları ile bilinir) ile evlendirilir. claudiusun ilk evliliği değildir iki kez nişanlanmış ve ikinci kez de evlenmiştir. messalina’ nın ona vardığında bakire olmadığı söylenile gelmiştir. ayrıca kocasının genç ve yakışıklı dostları ile yakım münasebetlerde bulunmuş ve onlara karşı asla kayıtsız kalamamıştır. claudius’tan iki çocuk dünyaya getirmiştir. şehvetin de her zaman bu kadının başını döndürmüş olduğu söylenir.
messalina ile ilgili bir de insan kanı içmekten ayrı bir zevk duyduğu belirtilir. aşıkları ile yatar, sever, sayar, raks eder fakat her an onların başına bir afet (ölüm) gelebilirdi.
messalina bir ara da eski romanın en bayağı fuhuşhanelerine dadanmış burada hamal, ırgat, hırsız, katil gibi kaba saba nasırlı elli adamların kucaklarında dolaşmış ve bundan zevk almıştır.
derken bir bağ bozumu zamanı sevgili messalina silius adında bir oğlana vuruldu, bu oğlan 18-19 yaşlarında ya vardı ya da yoktu... fakat silius evli idi. zorla siliusu elde etti ve bu genç eşinden boşandı. birden messalina’dan enteresan bir teklif aldı. messalina onunla düğün dernekli bir evlilik yapmak istiyordu. imparator karısı ile evlenmek...!!! aman tanrımmm bu inanılmaz bir cesaretti.
imparatorun yaptığı bir seyahatten cesaret bulan messalina silius’un evine yerleşti hazineden çaldıkları ile bu evi dayadı döşedi... ve inanılmaz muhteşem bir ihtişamli düğün dernek yapmaya koyuldu. fakat bu durum ahmak roma imparatoru cladius’a haber verildi. ve ondan messalina için idam fermanı alında bu düğün dernek eğlencesi askerler tarafından basıldı ve herkes boğazlanarak öldürüldü. messalina’nın bu esnada annesinin evine kaçmış olduğu ve annesinin de ona bir hançer vererek kendisini öldürmesini istediği rivayet edilir. ve neticede messalina da hazin sonunu bulur...
sevgiler...
messalina ile ilgili bir de insan kanı içmekten ayrı bir zevk duyduğu belirtilir. aşıkları ile yatar, sever, sayar, raks eder fakat her an onların başına bir afet (ölüm) gelebilirdi.
messalina bir ara da eski romanın en bayağı fuhuşhanelerine dadanmış burada hamal, ırgat, hırsız, katil gibi kaba saba nasırlı elli adamların kucaklarında dolaşmış ve bundan zevk almıştır.
derken bir bağ bozumu zamanı sevgili messalina silius adında bir oğlana vuruldu, bu oğlan 18-19 yaşlarında ya vardı ya da yoktu... fakat silius evli idi. zorla siliusu elde etti ve bu genç eşinden boşandı. birden messalina’dan enteresan bir teklif aldı. messalina onunla düğün dernekli bir evlilik yapmak istiyordu. imparator karısı ile evlenmek...!!! aman tanrımmm bu inanılmaz bir cesaretti.
imparatorun yaptığı bir seyahatten cesaret bulan messalina silius’un evine yerleşti hazineden çaldıkları ile bu evi dayadı döşedi... ve inanılmaz muhteşem bir ihtişamli düğün dernek yapmaya koyuldu. fakat bu durum ahmak roma imparatoru cladius’a haber verildi. ve ondan messalina için idam fermanı alında bu düğün dernek eğlencesi askerler tarafından basıldı ve herkes boğazlanarak öldürüldü. messalina’nın bu esnada annesinin evine kaçmış olduğu ve annesinin de ona bir hançer vererek kendisini öldürmesini istediği rivayet edilir. ve neticede messalina da hazin sonunu bulur...
sevgiler...
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
° g
bir hayale tutundum bu gece. hatta bir ana... birçok andan biri olmasını istediğim bir ana.
bilmediğim bir evde, hiç kimseyi tanımadığım bir şehirde, yaşadığımız tüm hüzünlerden uzakta bir yerde. sen bir minderde sırtın duvara yaslanmış, ben sırtımı göğsüne dayamış bir şekilde. etrafta yabancı hiç ses yok. sadece bir şarkının kısık sesi. göğsünün inip kalktığını, nefesinin saçlarımı okşadığını hissediyorum sadece. sıcacık nefesin... konuşmaya başlıyorsun sonra. kelimelerin senin hazinen. sesin benim huzurum. içimi ısıtan sadece şarap değil. varlığın, huzurun...
dökmeye başlıyorum sonra içimi sana.
küçükken aldığım tüm yaralar iyileşti ama büyüyünce olanlar bir türlü kapanmak bilmiyor. ama sen iyileştiriyorsun beni. belki izi kalır ama acıtmaz, incitmez sen olunca. güven sorunum var biliyorsun açamıyorum içimi hiç kimseye. insanlara gardımı alalı uzun yıllar oluyor. anne- babam 18'imde evden ayrılırken çok iyi niyetli benim kızım, üzerler onu, kırıp dökerler diye gecelerce uyuyamamışlar evde, ben onlardan uzak bir başıma yaşamaya başlayınca. yıllar geçti. hep ayakta kaldım. düştüm, bu kez dizlerim kanamadı ama çok acıdım. haklı çıktılar çok üzüldüm. ama her seferinde kalktım ayağa. çünkü korkum yaşadığım hüzne değil de yaşayamadıklarıma olur diye düşünüyordum. hoyrat davrandım kendime. başka kalpleri kırmaktan ürkerken çokça kırdım, döktüm. hem kendimi hem de başkalarını. ama hissetmeyince olmuyordu. sevgi de ayrılık da hepsinin yaşanmışlıkları ayrıydı. hayat cesaret istiyordu. cesurdum. belki de korkak. sıradan bir insan olmanın korkusu hep vardı. sıradışı olmak ise saldırıya açık olmaktı belki. küçük bir kızın hayali sıradışı bir yaşamı paylaşmaktı.
bu kez başaramıyorum. ne ayağa kalkabiliyorum ne de acımı dindirebiliyorum. bilmiyorum belki de bir yanım seviyor bunu. hani fuzuli sevgiliye olan vuslatı istemez ya. bir anlarım onu, bir anlayamam. her şey yolunda gitsin isterim, tekdüze huzurlu günleri yaşarım, sonra bir bakmışım bu durum ruhumu karartmış. düşerim yeni başlangıçlara. bir arkadaşım bir gün demişti seninki hep şımarıklık, hayatın başkalarının hayal ettiklerinden bile güzel, sadece keyfini çıkar. başka bir arkadaşım aynı hayat için "ne çok acılar çekmişsin, ben bunları hayal bile edemiyorum, hiç kıyamıyorum sana." demişti. hayatım izlediğiniz pencereye göre bir güzel, bir ıstıraplı oluyordu. bense hem mutlu hem hüzünlü oluyordum. gündüzleri yüzümden gülücükler eksik olmuyor, geceleri gözlerim dolu dolu oluyordu. sanırım benim rengim bu. ala. alaca. karmakarışık bir yüreğe sahibim. şimdi diyorsun ya "seni çok seviyorum, hep ol." nasıl kıyayım ben sana. benimle paramparça olmana nasıl izin vereyim. güzel adamsın sen. nahifsin. huzursun. dokunduğun yürek can kırıkları ile dolu. kıyamam ki ben sana.
bir hayale tutundum bu gece. hatta bir ana... birçok andan biri olmasını istediğim bir ana.
bilmediğim bir evde, hiç kimseyi tanımadığım bir şehirde, yaşadığımız tüm hüzünlerden uzakta bir yerde. sen bir minderde sırtın duvara yaslanmış, ben sırtımı göğsüne dayamış bir şekilde. etrafta yabancı hiç ses yok. sadece bir şarkının kısık sesi. göğsünün inip kalktığını, nefesinin saçlarımı okşadığını hissediyorum sadece. sıcacık nefesin... konuşmaya başlıyorsun sonra. kelimelerin senin hazinen. sesin benim huzurum. içimi ısıtan sadece şarap değil. varlığın, huzurun...
dökmeye başlıyorum sonra içimi sana.
küçükken aldığım tüm yaralar iyileşti ama büyüyünce olanlar bir türlü kapanmak bilmiyor. ama sen iyileştiriyorsun beni. belki izi kalır ama acıtmaz, incitmez sen olunca. güven sorunum var biliyorsun açamıyorum içimi hiç kimseye. insanlara gardımı alalı uzun yıllar oluyor. anne- babam 18'imde evden ayrılırken çok iyi niyetli benim kızım, üzerler onu, kırıp dökerler diye gecelerce uyuyamamışlar evde, ben onlardan uzak bir başıma yaşamaya başlayınca. yıllar geçti. hep ayakta kaldım. düştüm, bu kez dizlerim kanamadı ama çok acıdım. haklı çıktılar çok üzüldüm. ama her seferinde kalktım ayağa. çünkü korkum yaşadığım hüzne değil de yaşayamadıklarıma olur diye düşünüyordum. hoyrat davrandım kendime. başka kalpleri kırmaktan ürkerken çokça kırdım, döktüm. hem kendimi hem de başkalarını. ama hissetmeyince olmuyordu. sevgi de ayrılık da hepsinin yaşanmışlıkları ayrıydı. hayat cesaret istiyordu. cesurdum. belki de korkak. sıradan bir insan olmanın korkusu hep vardı. sıradışı olmak ise saldırıya açık olmaktı belki. küçük bir kızın hayali sıradışı bir yaşamı paylaşmaktı.
bu kez başaramıyorum. ne ayağa kalkabiliyorum ne de acımı dindirebiliyorum. bilmiyorum belki de bir yanım seviyor bunu. hani fuzuli sevgiliye olan vuslatı istemez ya. bir anlarım onu, bir anlayamam. her şey yolunda gitsin isterim, tekdüze huzurlu günleri yaşarım, sonra bir bakmışım bu durum ruhumu karartmış. düşerim yeni başlangıçlara. bir arkadaşım bir gün demişti seninki hep şımarıklık, hayatın başkalarının hayal ettiklerinden bile güzel, sadece keyfini çıkar. başka bir arkadaşım aynı hayat için "ne çok acılar çekmişsin, ben bunları hayal bile edemiyorum, hiç kıyamıyorum sana." demişti. hayatım izlediğiniz pencereye göre bir güzel, bir ıstıraplı oluyordu. bense hem mutlu hem hüzünlü oluyordum. gündüzleri yüzümden gülücükler eksik olmuyor, geceleri gözlerim dolu dolu oluyordu. sanırım benim rengim bu. ala. alaca. karmakarışık bir yüreğe sahibim. şimdi diyorsun ya "seni çok seviyorum, hep ol." nasıl kıyayım ben sana. benimle paramparça olmana nasıl izin vereyim. güzel adamsın sen. nahifsin. huzursun. dokunduğun yürek can kırıkları ile dolu. kıyamam ki ben sana.
devamını gör...
yerli yersiz sorulmaması gereken sorular
cevap verseniz bir türlü vermeseniz bir türlü olan sorulardır.
(bkz: evlilik ne zaman)
(bkz: kilo mu aldın)
(bkz: ne kadar maaş alıyorsun)
(bkz: evlilik ne zaman)
(bkz: kilo mu aldın)
(bkz: ne kadar maaş alıyorsun)
devamını gör...
starcraft
efsane gerçek zamanlı strateji oyunudur. oyunda, terran, zerg ve protos olmak üzere üç ırk bulunur. oyun, galaksinin başka bir yerinde, koprulu sektör olarak isimlendirilen bir yerde geçmektedir.
terranlar, insan benzeri bir ırktır. bu ırk, emperyalist monarşik bir yönetimdedir. robotize ve mekanize askeri birlikleri bulunmaktadır. büyük uzay gemilerine sahiptirler. ayrıca, nükleer silah kullanabilen tek ırktır. güçleri, bilimsel ve teknolojik silahlara dayanır.
zergler, xel'naga denilen bir başka üstün ırkın tasarladığı böcek benzeri kabuklu, pençeli bir ırktır. bu ırk kendi evriminin kontrolünü ele geçirmiştir. teknolojik silahlara sahip olmaktan çok, evrimsel süreçlerle kendilerini mutasyona uğratıp farklı biyolojik silahlarla donatılmış canlılara dönüşebilmektedirler. zergler bireysel hareket edememektedirler. overmind denilen bir büyük beyin, overlord denilen büyük antenlere sahip canlılar ile tüm zergleri kontrol etmektedir.
protoslar ise kadim bir uzaylı ırktır. bu ırk telepatik yollarla haberleşme yetenekleri geliştirmiştir. görünmezlik teknolojileri ve enerji kalkanları bulunmaktadır. boyutlar arası seyahat yapabilmektedirler. ağız ve kulakları yoktur. psişik güçleri sayesinde düşmanlarını yok edebilmektedirler. çok teknolojik silahlara ve uzay gemilerine sahiptirler. bu ırkın xel'naga denilen üstün ırk ile bir ilişkişi bulunmaktadır.
olaylar terranların ilk olarak zergler ve sonrasında protoslarla karşılaşması ile gelişir.
diğer iki ırktan habersiz olan terranlar birden bire kendilerini büyük bir savaşın içinde bulurlar.
terranlar, insan benzeri bir ırktır. bu ırk, emperyalist monarşik bir yönetimdedir. robotize ve mekanize askeri birlikleri bulunmaktadır. büyük uzay gemilerine sahiptirler. ayrıca, nükleer silah kullanabilen tek ırktır. güçleri, bilimsel ve teknolojik silahlara dayanır.
zergler, xel'naga denilen bir başka üstün ırkın tasarladığı böcek benzeri kabuklu, pençeli bir ırktır. bu ırk kendi evriminin kontrolünü ele geçirmiştir. teknolojik silahlara sahip olmaktan çok, evrimsel süreçlerle kendilerini mutasyona uğratıp farklı biyolojik silahlarla donatılmış canlılara dönüşebilmektedirler. zergler bireysel hareket edememektedirler. overmind denilen bir büyük beyin, overlord denilen büyük antenlere sahip canlılar ile tüm zergleri kontrol etmektedir.
protoslar ise kadim bir uzaylı ırktır. bu ırk telepatik yollarla haberleşme yetenekleri geliştirmiştir. görünmezlik teknolojileri ve enerji kalkanları bulunmaktadır. boyutlar arası seyahat yapabilmektedirler. ağız ve kulakları yoktur. psişik güçleri sayesinde düşmanlarını yok edebilmektedirler. çok teknolojik silahlara ve uzay gemilerine sahiptirler. bu ırkın xel'naga denilen üstün ırk ile bir ilişkişi bulunmaktadır.
olaylar terranların ilk olarak zergler ve sonrasında protoslarla karşılaşması ile gelişir.
diğer iki ırktan habersiz olan terranlar birden bire kendilerini büyük bir savaşın içinde bulurlar.
devamını gör...
normal sözlük çöpçatan başlığı
sözlüğü izdivaç programı zannetmek diye bir başlık vardı bir zamanlar gözüme ilişmişti. aklımda kalması güzel olmuş! sözlüğü böyle şeyler için kullanacaksanız belli ki göbekli, yağlı ciltli bir tipsiniz hani zeka kırıntısı desek belki sapyofili birine denk gelme ihtimalinizi düşünsek, bu başlıkla çok zor.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
hayatını kaybeden iki tanıdığımın ölmeden uzun süre önce nasıl öldüklerini rüyamda görmem. ikisi de art arda olunca beni bir korku almıştı da iki ile sınırlı kaldı neyse ki. korkunç günlerdi.
devamını gör...
kısa şiirler
devamını gör...
hoşlanılan kızın pitbull beslemesi
köpeği besleyenin ruh hali olumlu sinyaller vermemektedir. erkek de olsa kız da olsa aynı durum. pitbull besleyen kız gibi, sosyal medya profillerinde elinde tabanca ile poz veren kız da aynı duyguyu aşılar.
devamını gör...
kült film
sinemanın belki de üzerinde en fazla tartışılan film türüdür, kim ne derse desin net bir tanımı yoktur.
gene de asgari müşterekte birleşilen özelliklere göre, bir film aşağıdaki özellikleri aynı anda taşıyorsa bu kategoride değerlendirilebilir:
- genellikle kendisine bağlı izleyici kitlesi edinebilmiş,
- zaman içerisinde bu izleyici kitlesi üzerine yeni hayran kitlesi ekleyebilmiş,
- çekildiği zaman diliminde döneminin ana akım filmlerinden ayrılan film olması.
kült filmlerin düşük bütçeli ve b sınıfı filmler olduğuna dair bir inanış olsa da john carpenter'ın 1982 yapımı the thing filmi bunun için doğru, wachowski kardeşlerin the matrix serisi ise bunun için yanlıştır.
klasik filmden kült film olmaz diye de bir görüş olsa da bu da yanlıştır. stanley kubrick' in a clockwork orange (otomatik portakal) filmi bir klasiktir ve kült bir filmdir.
kült kelimesi latince tapınma manasına gelen cultus kelimesinden gelmiş olmasına rağmen türk dil kurumu sözlüğünde nedense belli bir dönemde aşırı ilgi gören film vb gibi yanlış bir manada kullanılıyor. yukarıda anlatılanın nedense tam tersi bir tanım yapılmıştır.
gene de asgari müşterekte birleşilen özelliklere göre, bir film aşağıdaki özellikleri aynı anda taşıyorsa bu kategoride değerlendirilebilir:
- genellikle kendisine bağlı izleyici kitlesi edinebilmiş,
- zaman içerisinde bu izleyici kitlesi üzerine yeni hayran kitlesi ekleyebilmiş,
- çekildiği zaman diliminde döneminin ana akım filmlerinden ayrılan film olması.
kült filmlerin düşük bütçeli ve b sınıfı filmler olduğuna dair bir inanış olsa da john carpenter'ın 1982 yapımı the thing filmi bunun için doğru, wachowski kardeşlerin the matrix serisi ise bunun için yanlıştır.
klasik filmden kült film olmaz diye de bir görüş olsa da bu da yanlıştır. stanley kubrick' in a clockwork orange (otomatik portakal) filmi bir klasiktir ve kült bir filmdir.
kült kelimesi latince tapınma manasına gelen cultus kelimesinden gelmiş olmasına rağmen türk dil kurumu sözlüğünde nedense belli bir dönemde aşırı ilgi gören film vb gibi yanlış bir manada kullanılıyor. yukarıda anlatılanın nedense tam tersi bir tanım yapılmıştır.
devamını gör...
sevgili günlük
sevgili günlük,
bugünde kara düşüncelerimi süpürdüm acı defterimin içine. bugünde kanattım bazı yaralarımı bugünde sardım teker teker onları. sevgili günlük ne zaman iyileşir yaralarım? yeniden binmek istiyorum canım acımadan bisiklete; sürmek istiyorum sonunu bilmediğim sokaklara. ne zaman iyileşirse o zaman hazır olurum yeni yaralara. söyle ne zaman geçer?
bugünde kara düşüncelerimi süpürdüm acı defterimin içine. bugünde kanattım bazı yaralarımı bugünde sardım teker teker onları. sevgili günlük ne zaman iyileşir yaralarım? yeniden binmek istiyorum canım acımadan bisiklete; sürmek istiyorum sonunu bilmediğim sokaklara. ne zaman iyileşirse o zaman hazır olurum yeni yaralara. söyle ne zaman geçer?
devamını gör...

