birini yazsam ötekilere haksızlık olacağı için yazmayayım.
meslek lisesiliydim diyeyim sadece.
devamını gör...

prensip olarak uzun zamandır kritik görevlerde çalışan kamu personeli olan herkese karşı mesafeli yaklaşıyorum ve bu belgeler de neyse ki bu konudaki hassasiyetimi haklı çıkardı.
allah kimseyi devlet kurumlarının eline düşürmesin, düzene dahil olmadığınız sürece, aralarına girmeyi reddettiğiniz ya da kabul edilmediğiniz sürece işiniz zor.

mesela tc taşra üniversitelerinde görev alan akademisyenlerin alayına değil üniversite emanet etmek kulübe bile emanet etmem ben. hepsi vasıfsız, yeteneksiz, torpille oralara getirilmiş slayt okuyucularıdır.
mesela çevremde hakim savcı olduğunu duyduğum birileri varsa anında soğurum, mümkünse ilişkimi keserim.
mesela polis asker vs. gibi görevlerde çalışan insanlarla çok yakın ilişkiler kurmam.

başkanlık sistemine geçtiğimizden bu yana bu tip spesifik meslekler zaten resmi olarak işgal edilmiş mesleklerdi. bu olay konuyu bir miktar aydınlatmış oldu.

geçen haftalarda bir akrabamla telefonda konuşuyorum. kendisi eski iktidar destekçilerindendi. hali vakti de epey yerindedir. onun bile canına tak etmiş. 1 saat ülkenin ekonomisinin kötülüğünden siyaseten kötü yönetildiğimizden falan bahsetti. laf arasında da savcı olan bir arkadaşından bahsetti. kendisi iyi bir üniversiteden iyi bir dereceyle mezun olmuş vs. o da çok şikayetçi bu durumlardan falan diye alıntılar yapmaya başladı. birden duraksadım. dedim senin bu savcı olan arkadaşın kaç yaşında yav? 32 dedi. dedim o nasıl savcı oldu lan o zaman? normal sıradan torpiller referanslar bile yetmiyor artık bu tip meslekler için baya sağlam bir referans gerekiyor iktidar işini şansa bırakmıyor.
hemen döküldü tabii. ankarada çok kuvvetli tanıdıkları var, baya sağlam mhp ilişkileri falan var demeye başladı. ulan dedim ne güzel istanbul.

sonuç olarak ben şaşırmadım bu olaya. zaten öngörülebilir bir durumdu bu. ama iyice ayyuka çıkması, iktidar yayınlarının vs. iyice tutuşup ortalığı ayağa kaldırması falan güzel gelişmeler. ben biraz gündeme bakınca acayip bir tutuşma sezdim iktidar ortaklarından. ekonomik sıkıntılar, ulusal ve uluslararası siyasi sıkışmalar, anket sonuçları, tabandan gelen çatlak sesler falan derken yavaş yavaş eski arsızlıkları da azalyor. sevindim buna.
korkmayın lan, biziz halk.

ayrıca şu yoruma bayıldım, ağzım sulandı: https://twitter.com/bombadildede/status/1447846724542865408?s=20

ahahahaha
devamını gör...

orta asya, anadolu ve balkanlarda kutlanan mevsimlik bayram. 'hızır günü' olarak da bilinir.kış ayının sona erip baharın gelmesi ve yaz ayına girişi kutlamak adına her yıl ülkemizde 5-6 mayıs tarihleri arasında kutlanır.
'az bilirim uz bilirim hıdırellezden sonra yaz bilirim.'
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

severek dinlediğim bi şarkının adı.

buyrunnn
devamını gör...

türkiye'de ucu bucağı olmayan bir yelpazeye yayabileceğiniz çeşitli hareketler.

araba sürerken bacağını camdan çıkarmak, baklavaya şalgam döküp yemek, bu mekânda bilmem hangi yemek neden yok diye atar yapmak falan... aklınıza gelebilecek en sıradan yahut absürt hareketi yapıp internete yükleyin. 2 güne kalmaz ünlüsünüz.

mesele bunları yapanlar değil aslında, yapanlara prim verenler. komik yahut ilginç olsalar içim yanmayacak da, seviye hollanda'nın %38'inin rakımıyla yarışır.
devamını gör...

büyümem ben, kalbim de hep çocuk kalsın..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir orhan kemal romanıdır.

okuduğumda onbir yaşındaydım sanırım. annemin hediyesi idi doğum günümde. o kadar sevmiştim ki kitabı. deli gibi okuyup bitirmiştim bir günde. hala da aklımdadır.

ilk bölümün adı -umarım doğru hatırlıyorumdur- serseri mayınlar’dı. genç bir adamın hikayesi anlatılır roman boyunca.orhan kemal’in toplumsal gerçekçiliğe bağlı kalarak yazdığı bir romandır. benim aklımda bir bildungsroman gibi kalmış hep. akıcı bir romandır da aynı zamanda ve diyaloglar yoluyla yazılmıştır.

romanın ismi ve ilk bölümün ismi o kadar çok çağrışımlar uyandırır ki. kaybolup gitmiş bir dönemin silik hatırasını yeniden renklendirir okuyanın zihninde. yaşamayan bilmez ama anlayabilir arkadaş ıslıklarını duymanın ne kadar önemli olduğunu.

kahvaltı sofrasında daha son çayı bitirmeden dışarından tanıdık bir ıslık duymak ya da isminizin çok samimi bir ses ile çağırılması o kadar önemli, o kadar cezbedici, o kadar güven vericidir ki anlatamam.

ama işte bu ıslıklar sizi iyiye de davet ediyor olabilir kötüye de. ne zaman kesilmesi gerektiğini bilmek önemlidir. zamanında kesilmediğinde ıslıklar sizi istemediğiniz yerlere ve zamanlara taşıyabilir çünkü.

kitabı okuduğunuzda bir film izliyormuş gibi hissedeceksiniz. ben kitabı sayfa sayfa değil sahne sahne hatırlıyorum.
devamını gör...

kendisi çok sevdiğim türk kahvesinden sonra, en sevdiğim ikinci kahvedir. bu denli sabırlı ve ponçik bir kişiliğe moderatörlük teklifini götüren her kimse kendisini tebrik ediyorum. şeker gibi bir şey yahu. birçok moderatörümüzü darlıyorum ama en çok kendisini darlamaktan keyif alıyorum doğrusu. sağ ol var ol emii.
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2.sınıftaydım. önümde oturan kızın saçını çekmiştim oda çocuk gibi zırlamıştı. * 10 dakika tek ayak cezası vermişti öğretmenim.
devamını gör...

bazılarının unuttuğu durum. kimse kimsenin inancına karışamaz.
her türk müslüman değildir
devamını gör...

kafa sözlük golf kulübü üyelerinin eriştiği bir ayrıcalık. fakirler de işte bilmiyor kim takip ediyor kendilerini, heyecan yapıyorlar. dur puro yakıp fakirleri okuyayım viskimi de yudumlarken.
devamını gör...

belirli bir dönemde kullanılırken, kullanan toplumun diğer bir dili de kullanmaya başlamasıyla ve sonradan kullanılmaya başlanan dilin daha geçerli hale gelmesiyle, önce ki dilin işlevini yitirmesi ve konuşulmamaya başlanması sonucu körelip unutulmuş dillerdir.

grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.

günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
devamını gör...

takiyüddin'in rasathanesi'ni kapatıyorlardı.

ne yazıkki din adamları pozitif bilimleri gereksiz görerek, inanılmaz ilerleme gösteren bilimsel gelişmeleri içi boş sebeplerle durdurdular. o günden beri durum pek de değişmedi. müslüman bilim insanlarını yine din insanlarının engellemesi ironik. gereksiz yatırımlar yerine bilim ve sanata yatırım yapılırsa her şey tersine dönebilir. hiçbir millet diğerinden üstün değil.
devamını gör...

"borussia mönchengladbach" isimli bir futbol takımına sahip olan kent aynı zamanda.
devamını gör...

gelip alsan ya beni burdan, gitsek çok uzaklara. dayanamıyorum...
devamını gör...

eyvallah.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vakti zamanında bir vesile pek çok orijinal görselini inceleme fırsatını bulmuştum. orada bir noktaya fena halde takılmıştım. öğrenciler ile birlikte bir eğitimcimizin çekilmiş fotoğrafları vardı. buraya kadar her şey normal elbette. fotoğrafta mı çektirmesinler değil mi? *

ama mevzu şu; aynı eğitimcimizin farklı köy enstitülerinde ve farklı tarihlerde çekilmiş bir kaç fotoğrafına denk geldim. bütün fotoğraflarda eğitimcinin üzerinde aynı takım elbise, aynı yün çoraplar -çoraplar pantolonun üzerine çekilmiş vaziyetteydi- ve yine tahminim odur ki aynı ayakkabılar vardı. fotoğrafların arkasına tarihler yazılmış, hangi köy enstitüsü olduğu da belli. lakin o eğitimci kimdir nedir? bir türlü o bilgiye ulaşamamıştım. sonrasında da çok fazla inceleme yapamadım. başka şeyler girdi araya.lakin ne zaman birisi köy enstitülerinden bahsetse benim gözümde o fotoğraflar canlanır ve o eğitimcimizin hali ahvali gelir gözümün önüne. hangi şartlarda ve zorluklarda bu işe girişildiğini düşünürken bulurum kendimi. hayıflanırım da biraz. bu konu hakkında bilgisi olan ya da daha derin araştırma yapma imkanı bulmuş olan bir yazar arkadaşımız varsa ve kafamdaki fotoğrafın baş kahramanın adını koyabilirse çok sevinirim. bunu yapan arkadaşımız zihinsel anlamda bir tamamlanma yaşamama vesile olmuş olur.

diğer mevzulara ise hiç hiç girmeyeceğim zira herkes neyin ne olduğunu biliyor. enstitülerin kapatılmalarını meşrulaştırmak adına türlü bahaneler üretildi. çoğu da bugünün magazin haberciliği kıvamındaydı. yetiştirdiği eğitimciler, yazarlar ve o güzel kuşak zaten her şeyin ispatı. gerisi laf-ü güzaf...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim