insan kendinden gidiyor. bu durumda herkesin gitmesi de önemsiz kalıyor.
devamını gör...

tanımlar için yazarların görebileceği şekilde bir "karma puan metre" göstergesi olsa şık olurdu. böylelikle bizde hangi tanımımız ne kadar karma puan almış görebiliriz.

umarım iko sesimizi duyar. boşuna demiyorlar orta doğu ve balkanların en acar yazılımcısı diye.
devamını gör...

ben sınırsız diye biliyorum ama siz illaki birşeylere indirgemek istiyorsanız buyrun.
devamını gör...

ekonomi kötüleşince ilerde ne tür yağmalar yaşanabileceğinin, insanların dudak uçuklatacak hale evrileceğinin fragmanı olan kazadır. ekmeğinin peşindeki şöföre rahmet diliyorum.
devamını gör...

telefon. malesef sanırım bağımlıyım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önceleri çok ciddiye aldığımız sonrasında akışına bıraktığımız anlam.

bunu da ciddiye almayın. ciddiye alınan her adım ömürden bir kaç yıl alıyor.
devamını gör...

günaydın sözlük! pazar pazar napıyon alüminyum seslerini duyar gibiyim.(bkz: swh) uzun süre sonra ilk defa sabahladım. güzel bir sabah esintisi var, ne sokakta ne sözlükte kimse yok, yaprak kımıldamıyor mode: on. güzel bir pazar günü dilerim, oturun evinizde sağlam bir kahvaltı yapın yayıla yayıla!
devamını gör...

uyku süresi boyunca hiç uyanılmayan uzun uyku.
devamını gör...

hayatımdaki bazı kişilerin beni olduğum gibi değil de istedikleri gibi olmamı istemelerinden, onların istediği gibi de olmayınca tek hata bendeymiş gibi sözler sarf etmesinden
sevdiğim kişilerin iyiliği için bir şeyler söyleyip onların bunu umursamamasından
onca değeri, sevgiyi hiçe sayanlardan, düşüncelerime saygı duymayanlardan
bazı kişilerin kadın ve erkekten önce "insan"
olduğumuzu unutmalarından
kalbimin beni küçük bir mutluluğa boğup ardından bunu misliyle alması ve üzmesinden
kalbime söz geçirememekten, aklıma uymayı tercih edip duygularımın esiri olmaktan
ve bazen de nefes almaktan
bıktım.
devamını gör...

bak yine çıldırdım, sıfırı 310 liraya satılan ürünü* let go da 350-550 lira arasında satıyorlar.

yaaa hem kullanmışsın, hem daha pahalıya satıyorsun. ne yaptın arkadaş kullanırken sevgini mi kattın, ondan da mı para istiyorsun !!!!
devamını gör...

modayla ilgilenen erkek kadar normaldir.
devamını gör...

bir diyetisyen olarak bu konu hakkında şunları söyleyebilirim:
ilk olarak veganlık daha sağlıklıdır demek için çok fazla araştırma yok. fakat tam tersi sağlıksız olduğunu söylemek için de yeterli araştırma yok.
protein konusunda çekinceniz olmasın. gayet bitkilerden de protein ihtiyacınızı tam olarak karşılayabilirsiniz. (ilk 1-2 ay bir diyetisyenden yardım almanızı öneririm.)
söz konusu yaratmış olduğumuz kirlilikler olduğunda bunda en çok payı olan şeylerden biri de çiftlik hayvanları...
ve tabii ki salgın hastalıklar insanların şimdiye kadar geçirdiği neredeyse tüm salgın hastalıklar hayvanlardan geçmiştir.
canan karatay'ın söylediği gibi 'veganların beyni çalışmaz. doğaya bakın et yiyen hayvanlar ne kadar zeki ot yiyenler aptal' sözü tam bir saçmalıktır. doğada bize en yakın beyin yapısına sahip hayvanlar orangutanlardır. ve büyük çoğunluğu yalnızca bitkisel kaynaklarla beslenir. (çok nadiren et tüketen guruplarla karşılaşılmış fakat bu gurupların insanları taklit ettiği düşünülüyor.)
ağır metal birikimi konusuna gelirsek:
basit lise biyoloji bilgisiyle bu konuyu yanıtlamak mümkün aslında. ağır metal birikimi
en az bitkiler (yalnızca su içinde bulunan metal)
orta düzeyde otcul canlılar(ot ile beslendikleri için otların içinde bulunan ağır metal +su ile aldıkları metal)
yüksek düzeyde : etçil canlılar( otcul canlı+su)
en yüksek düzeyde ise : hepçil canlılarda olur.
dolayısıyla vegan olmak ağır metal alımınızı en aza indirecektir.
gdo konusu :
bu da başka bir saçmalık bitkiler gdo'lu yemememiz gerekir...
her ülkenin gdo konusunda uyguladığı prosedürler vardır.
bir tohumun insan gıdası olarak işlenebilmesi için :
avrupa ülkelerinde %0,9
türkiye'de ise %0,8' inin gdo' lu olması lazım
peki bu sınırların üzerinde olan tohumlara ne oluyor?
hayvan gıdası... (gdo ürünler de bizlere söylendiği kadar zarar vermez . öyle ki gdo olmasaydı hepimiz aç kalırdık.)
seçim senin...
devamını gör...

buz devri 3: dinazorların şafağı animasyon, çocuk, macera filmidir. carlos saldanha, mike thurmeier yönetmenliğini, michael berg, peter ackerman senaristliğini yapmıştır. 2009 yılında 3d olarak gösterime girmiştir.

serinin 3. filmi olan bu filmde artık hareketlilik ve kalite en üst seviyeye çıkmıştır. daha canlı renkler ve daha macera dolu sahneler eklenmiş ve diğer filmlerin bir tık üstüne çıkılmıştır. bunun aksine duygu bir tık altta kalmıştır. tabi benim kanaatim.

kahramanlarımız bu filmde çeşitli yaşamsal buhranlar yaşamış ve hayatı sorgulama eşiğine gelmiştir. özellikle diago gruptan ayrılma kararı almıştır. ellie bir önceki filmdeki yaramaz çocuk havasından sıyrılmış ve tam bir anne moduna geçiş yapmıştır. manny dünyaya gelecek olan çocuğu için endişelenip tüm dünyayı çocuğuna yaşanabilecek bir hale getirmeye çalışmıştır. sid kendini yalnız hissetmeye başlamış ve yeraltından bulduğu yumurtaları evlat edinip kendi sürüsünü kurmaya çalışmıştır. hepsi kendi içinde yaşam, rol çatışması yaşarken sid'i bir dinazorun kaçırmasıyla yine maceraya son sürat dalmışlardır.

ekibimize tırlatmış bir gelincik olan buck dahil olmuş ve sid'i bulma yolunda ekibe önderlik etmiştir. buck'un en büyük tutkusu rudyy'dir. ve bu uğurda kendini kaybetmiştir.

palamut peşinde koşan scrat bu seridede aynı hedef doğrultusunda koşmaktadır. fakat bu sefer palamutuna göz dikmiş bir başka sincap mevcuttur. scratte; zeki, çevik ve birazda kandırıkçıdır. scrat'ın aklını başından alır. scrat aşkı mı yoksa palamutu mu kovalayacak arada kalır.

bu seri diğerlerinden ekstra daha komedi ve macera ağırlıklıdır. bolca gülme ve macera garantilidir. animasyon severlere yine hitap etmiş ve beğenilerini kazanmıştır.

bu film bittiğinde kulakta tek yankılanan,
'hanim hanim bunlar benim yavrularim' cümledidir. hepiniz sid'in ağzından okuduysanız siz de bir sid sever olmuşsunuz demektir.

iyi seyirler...

seslendirme kadrosunu unutmayalım değil mi? hemen ekliyorum.
manny - ali poyrazoğlu, sid - yekta kopan, diego - haluk bilginer, buck - altan erkekli,
crash - ahmet taşar, eddie - umut tabak, ellie - ayça bingöl
devamını gör...

fransız otomotiv şirketler grubu. bünyesinde peugeot, citroenve opel'i barındıran bu grup avrupa'nın en büyük 2. otomobil üreticisidir.
devamını gör...

ateş, su, toprak, tahta.
devamını gör...

günü tam olarak belli olmayan ama diyanetin her yıl ramazan ayının 27.gecesi olarak kabul ettiği, kur'an'ın inmeye başladığı, 1000 aydan (83,3 yıl) daha hayırlı olan gece.

kadir gecesi olan gece, rüzgar olmaz, yaprak bile kipirdamaz ve gökyüzü açık olur. yıldızlar diğer günlere göre net görünür.
o yuzden bu gece olması çok yüksek ihtimal.
cebrail asm (ruh) yeryüzüne iner.
kadir geceniz mübarek olsun.
devamını gör...

elektrotları arasındaki elektrik arkı nedeniyle sıcaklığı artan iletkenlerin akkor haline gelmesi sonucunda ışık yayan lamba.

bu lambalar, günümüzde kullandığımız ampullerden farklıdır. içlerinde ksenon, cıva, karbon gibi farklı elementler kullanılır. 3 türü bulunur:

1- elektrotlar arasında doldurulan gazlar aracılığıyla ışık üreten ark lambaları
2- akkor haline gelen elektrotların ışık yaydığı ark lambaları
3- hem elektrotlar arasındaki gazın hem de akkor halindeki elektrotların birlikte ışık ürettiği ark lambaları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha önce duymuş muydun? hayır, hiç karşılaşmadım. böyle başlıyordu ilk karşılaşma.

kokusuz ve kokuya duyarlı, müthiş tutkulu. süskind üslubundan memnun kalmasam da kurduğu evreni hayli beğenip özenini hissettiğim bir yazar. koku öyle özenli ki, bu özen zaman zaman uzaklaştırdı beni. karakterler yeterince iyi ama işleme yetersiz kalıyor. sanki yün bir kazak örüyor, ipi bir yerde bitince hemen elinin altındaki mevcut farklı bir renkle devam ediyor, elbette ilk ipin aynısını alıncaya kadar. ilk ipe yeniden başladığında benim aklım ikincide kalıyor.

ancak yergilerime rağmen gerek konusuyla gerekse kısa bir konuşmayla karşılaştığım için çok memnun olduğum bir kitap. zaman zaman tam tadında bir okültizm kokusu alınıyor ki, bu dağılıma hayran kaldım. kitap için bir koku hastasının, koku hastası bir katilin romanı denilebilir ancak benim nazarımda tutkunun romanı olarak kalacak. koku ve tutku daha iyi nasıl birbirinde yer bulurdu bilmiyorum.
devamını gör...

çay bardağımı buzdolabına koyup unutmak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim