kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


paul kleinman'ın notlarının ve kendi notlarımın bir harmanlamasidir. iyi okumalar

theseus'un gemisi

bir gemi ne zaman aynı gemi olmaktan çıkar?

klasik bir paradoks olan theseus'un gemisi paradoksunu anlamak için, ilk önce paradoksun ne olduğunu anlamak gerekir.

paradoks: felsefede paradoks, görünürde doğru bir önermey­ le başlayan bir ifadedir; ama daha derinlemesine sorgulanınca, o doğru görünen önermenin gerçekte yanlış olduğu sonucuna varılır.

theseus'un gemisi paradoksuna ilk kez antik yunan filozofu (ve platoncu) plutarkhos'un yazılarında rastlanır. plutarkhos, the­seus'un (atina'nın kurucu kralı) uzun bir deniz yolculuğundan dö­ nüşünü anlatır.

yolculuk boyunca, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların eskiyenleri, çürüyenleri denize atılıp yeni, sağlam tahta­larla değiştirilmiş.

öyle ki, theseus ve mürettebatı en sonunda yol­culuktan geri döndükleri zaman, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların tamamı yenilenmiş durumdaymış. dolayısıyla, şöyle bir soru akıllara takılır: farklı ahşap kısımları tamamen yenilenmiş olsa bile, geri döndükleri gemi, yola çıkarken bindikleri geminin aynısı mıydı? gemide ilk ahşap parçalardan biri hâlâ dursaydı ne olurdu?
gemide hâlâ iki parça ahşap olsaydı ne olurdu? bu durum, verile­ cek yanıtı değiştirir miydi?

thomas hobbes'un katkısı çok daha sonra, ünlü on yedinci yüzyıl filozofu thomas hobbes bu paradoksu bir adım ileriye taşıdı.
farz edelim ki, theseus'un gemisini bir çöp toplayıcı takip edi­yor. theseus'un mürettebatı eski tahtaları güverteden attıkça, çöp toplayıcı onları sudan alıp kendi gemisini inşa ediyor. iki gemi li­mana varıyor: biri theseus ile mürettebatını taşıyan, yeni ahşaptan yapılma gemi; diğeri ise theseus'un mürettebatının güverteden attığı eski ahşaptan yapılma gemi.

bu senaryoda, hangi gemi the­ seus'un gemisidir?

bu senaryoda, çöp toplayıcıyı getiren gemiyi c harfiyle göste­ relim.
b*c olduğunu biliyoruz, çünkü limana iki gemi demirliyor, do­ layısıyla bunların bir ve aynı olmadıkları açıktır.
öyleyse, bir gemiyi theseus'un gemisi yapan nedir? o gemiyi oluşturan tek tek parçalar mı? geminin yapısı mı? geminin tarih­çesimi?

buradan nereye varırız?
mereolojik kimlik kuramı (mereological theory of identity, mtı) de­nilen bir kuram, bir şeyin kimliğinin, bileşimindeki parçaların kim­liğine bağlı olduğunu belirtir. bu kuramın iddiasına göre kimliğin zorunlu bir koşulu, kısımlarda bir aynılığın bulunmasıdır.

başka bir deyişle, eğer x'in bütün parçaları aynı zamanda y'nin de parçaları olsa, x = y'dir; bunun tersi de geçerlidir.
örneğin, x nesnesi, bir zaman diliminin başlangıcında (t1) belirli bileşenlerden oluşur. eğer o zaman diliminin sonunda (t2), nesne (o artık y'dir) aynı bileşenlere sahipse, varlığını sürdürüyor demektir.
mtı'ya göre, theseus'un gemisi paradoksunda a = c'dir. bu, iki gemi olduğu anlamına gelir. theseus'un yolculuğuna başladığı gemi, çöp toplayıcının içinde geldiği geminin aynısıdır (bu da on­ları tek gemi yapar), bir de theseus'un limana içinde girdiği, yeni parçalardan oluşan gemi vardır.
bununla birlikte, bu sonucun içerdiği bir sorun vardır. bu senar­yoda, theseus'un yolculuğunda gemi değiştirmesi gerekirdi, oysa­ ki limana b ile geldi (o ise c'ye eşit değil). ama theseus, gemisin­ den hiçbir zaman ayrılmaz. a ile yolculuğa çıkar, b ile geri gelir ve hiçbir zaman iki geminin güvertesinde bulunmaz (mtı, öyle olması gerektiğini belirtiyor).
bu sorunu çözmenin başka olası yolları bulunabilir. mtı'nın de­ diğini tamamen bir yana bırakabilir ve onun yerine, a = b savını öne sürebiliriz. bu senaryoda, yine yalnızca iki gemi vardır: the­seus'un yolculuğuna çıktığı gemi (a) ve yolculuğundan döndüğü gemi (b) tek bir gemi olarak, çöp toplayıcının gemisi ise ikinci gemi olarak düşünülür.
bu senaryoda da sorunlar ortaya çıkar. a = b olduğunu söyle­mek, b * c ve dolayısıyla, a * c imasını da içerir. ama bunu söy­lemek uygun düşmez çünkü c'nin her parçası a'nın parçasıdır ve bunun tersi de geçerlidir. ek olarak, a ve b herhangi bir ortak par­çaya sahip değildir ama yine de onların aynı gemi olduğunu iddia ediyoruz.
theseus'un gemisi paradoksuna uygulanabilecek başka bir kuram, uzay-zaman sürekliliği (spatiotemporal continuity, stc) ku­ramıdır.
bu kuram, değişimin aşamalı olması, şeklin ve biçimin ko­runması koşuluyla bir nesnenin uzay-zamanda sürekli bir yol izle­ yebildiğini belirtir. bu, gemide zaman içinde aşamalı olarak yapılan değişikliklere olanak verir.
ne var ki, burada bile sorunlarla karşılaşırız! geminin her par­çası ayrı ayrı kutulara konulsa, dünyanın her yanında farklı yerlere götürülse, sonra da geri getirilip kutuları açılsa ve yeniden monte edilseydi ne olurdu? bu sayısal açıdan aynı gemi olabilmekle bir­likte, nesne, uzay-zaman boyunca sürekli olarak gemiye benzer bir theseus'un gemisi nesne halinde bulunmaz (dikkat edilirse, mtı bu senaryoya uygun görünüyor).

theseus'un gemisi ne anlam taşıyor?
elbette ki bu paradoks, gemilerle ilgili bir problem olmanın ötesin­dedir. theseus'un gemisi gerçekte kimlikle ve bizi biz yapanın ne olduğuyla ilgilidir. yıllar geçtikçe bizde kısım kısım değişiriz ve yine de kendimizi aynı kişi olarak görmeye devam ederiz.
kimliğimiz yapımızdan dolayı mı aynıdır? eğer öyle olsaydı, bir uzvunuzu kaybetmeniz, hatta saçınızı kestirmeniz halinde, siz artık siz olmazdınız. zihninizden ve duygularınızdan dolayı mıdır? eğer öyle olsaydı, anılarınızı kaybetmeniz ya da fikrinizi değiştirmeniz halinde, artık kendiniz olur muydunuz? bizi oluşturan kısımlardan dolayı mıdır? geçmişimizden dolayı mıdır?
theseus'un gemisi ve kimlikle ilgili içerdiği imalar bugün de hâlâ tartışılmaktadır.
devamını gör...

özellikle, sözlüğün ismine takılanlara gelsin.
boşverin ve sadece ışıldayın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu tanım eşim olduğunda düzenlenecektir. eşim bana gülümsediğinde düzenlenecektir. eşim bana kitap okuduğunda düzenlenecektir. eşim bana gelişimim için öğüt verdiğinde düzenlenecektir. eşim bana derdini anlattığında düzenlenecektir. eşim bana iyi ki eşim sensin dediğinde düzenlenecektir.
devamını gör...

stanley kubrick tarafından 1971 yılında çekilmiş, anthony burgess'in aynı isimli romanından uyarlama film. kitabı okunduktan sonra izlenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. bir şeyleri anlatmak için insanı dürtmek yerine, ruhuna sert bir balyoz darbesi indirmek gerektiğini düşündürtmüştür daima bana. ne kadar kubrick sevsem bile yine de film kitabın gölgesinde daima kalmaya devam edecek benim için.

edit: alex'i oynayan oyuncu malcolm mcdowell'in o ikonik aparata bağlandığı sahnede korneasının çizilmesine rağmen hiç bozmadan rolüne devam ettiğini öğrendiğimden beri filme fazla haksızlık ettiğimi fark edip tekrar izledim de yine kitap daha ön planda olsa bile film de vasat dediğim kadar yokmuş şimdi. bahsettiğim olay da şöyle gerçekleşiyor, mcdowell'in korneası çizilince bir süre hastanede kalmaya devam ediyor ve iyileşip sete geri döndüğünde çekimler daha fazla aksaklık olmasın diye o sahnede dublör oynatmaya karar veriyorlar ama dublör kabul etmiyor. mcdowell kolları sıvayıp tekrar aynı riske rağmen aynı sahneyi çekmeye razı geliyor. az daha kör olma ihtimali olmasına rağmen sırf filmi tamamlamak için kendi kendine bu kabusu tekrar yaşatması büyük bir oyunculuk örneği.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kazansky sobor.
devamını gör...

o artık mecali kalmayan bir dövüşçü..
devamını gör...

silgiler. ne zaman ihtiyacım olsa buhar oluyor.
devamını gör...

böcekleri öldürmek amaçlı kullanılan ilacın kısaltılmış ismi. dikloro difenil trikloretan sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. ikinci dünya savaşı sonrası kullanımı yaygınlaşmıştır. etkili bir tarım zehirlisi olmasının yanında da devamlı kullanılması sonucu böceklerin direnci gittikçe artmıştır. taneleri küçük toz halinde olduğundan, gaz ve mazot gibi sıvı maddeler içinde kolay biçimde püskürtülmesi yapılır.

özellikle sivrisinek gibi zararlı haşerelere kullanılmış ve etkisini göstermiş. böceklerin sinir sistemini felç ederek öldüren inatçı bir zehirdir. ama bunların yanında da doğada uzun süreli zararları gözlenmiş. bu zararlar da başka hastalık salgınlarına meydan vermiştir. böcekleri yiyen kuşlar ve balıklar zehirlenmişlerdir . 2000'li yıllarda da 100'den fazla ülkenin imza attığı stockholm sözleşmesi ile ddt ve buna benzeyen pestisit cinsi tarım zehirlerinin kademeli bir şekilde kullanımının sona erdirilmesi öngörülüyor. buna rağmen bazı ülkelerde kaçak bir şekilde kullanımına devam ediliyor. tabi buna türkiye'de dahil ne yazık ki. en son kayseri'de bir kız çocuğu yediği nardan zehirlenerek ölmüştü. ölüm sebebi olarak da meyve kabuğunda bulunan ddt kalıntısı gösterilmişti.
devamını gör...

benimdir,

mesela ufuk çizgisini yeni öğrendim.
devamını gör...

ilkokul yıllarımda yirmiden fazla kitabını okuduğum yazardır. otuz ya da 40 sayfayı aşmayan güzel kapaklı kitaplardı. aralalarından sadece "kayıkçı güzeli" kitabının ismini hatırlıyorum. onu komşunun çocuğuna ödünç vermiştim. bir hafta sonra taşınmışlardı. belki de bu sebepten içimde yer etmiş.
devamını gör...

yabancı dizi olarak how ı met your mother, yerli olarak ise işler güçler.
devamını gör...

sizlere bol bol cem karaca dinlettiriymde görün müzik nasıl yapılırmış.
devamını gör...

bu adresten izlenilebilecek bir çizgi film vardır. çocuklarınıza,yaşı küçük tanıdıklarınıza izletmeniz önerilir
devamını gör...

sürekli ötekileştirmek üzerine açılan başlıklardan birtanesi. başörtülü/açık, şişman/zayıf, uzun/kısa, gözlüklü/gözlüksüz, kısa saçlı/uzun saçlı vs vs.

bırakın neyin nasıl olduğunu, sevmiş evlenmiş, gerisinden kime ne.
devamını gör...

sözlüğe kaydoldum olalı her gün yaptığımdır. moderatörken de gece vardiyasındaydım, yazarken de gecedeyim. geceler dostumdur, hayatımın resmidir.
devamını gör...

aklımın iplerini saldım.
devamını gör...

bu ülkede kadınların eşlerinden boşanabilmeleri için, boşanmak istemelerinin yeterli olmadığını gösteren haberlerden biridir. boşanmak isteyen kadının kaçırılması üzerine bir de buna karşı çıkmak isteyen ailesini ezen koca terörünün bir örneği. buradan

istanbul bayrampaşa’da boşanma aşamasında olduğu karısını kaçıran cengiz k., karısının engel olmaya çalışan ailesini arabayla ezdi.
olay, geçtiğimiz salı günü kartaltepe mahallesi’nde meydana geldi. iddiaya göre, boşanma aşamasındaki eşi derya k.’nın ailesinin yaşadığı eve gelen cengiz k., ayrılmak istemediğini dile getirdi. yaşanan tartışmanın ardından gözü dönmüş koca, karısını zorla arabaya bindirdi.

çaresiz kadının ailesi arabayı durdurmak için önüne geçti. aracıyla geri gelerek kaçmaya çalışan cengiz k., karısının kız kardeşini, annesini ve mahalle sakinlerinden cumhur mert’i ezdi. arabanın altında kalan 2’si kadın 3 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
devamını gör...

vücut uyku boyunca yatay düzlemde olduğu için, kanın karın bölgesinde yoğunlaşması neticesinde meydana geldiği söylenen olaydır. zenci kardeşlerimizin nasıl baş ettiğini merak ettiğim bir durumdur. sabah uyanıyorsun koynunda bir yılan!
devamını gör...

garip bir gruptur şöyle ki,

grubu kuran kişi frank farian olup kendisi batı almanyalıdır.

grubun vokali bobby farrell arubalı ve diğer kadın vokaller ise jamaikalı ve montserratlı idi.

grup bu enternasyonalite ile birlikte, 70'li yılların sonunda başladıkları kariyerlerine, yerleri doldurulamaz hitler sığdırmışlardır.

grubun erkek vokali bobby farrell'in değişik dansları, grubun giydiği kostümler, şarkıların teknik alt yapıları dönemlerinin çok çok ilerisindeydi. sahne aldıkları hemen her konserde, bobby farrel playback yapar, ama canlı performansları ve dansları ile bu eksikliği kapatırdı.

en çok bilinen sahne performansları 1979 tarihli sopot festivali performansıdır. burada bobby yaşadığı enerji patlamasıyla sahneyi tek başına sırtlamıştır. ilgili kayıtları youtube üzerinden rahatlıkla izleyebilirsiniz. rivayet odur ki bobby farrel bu konser süresince bir aylık uyuşturucuyu üç günde tüketmiştir.

grup ile ilgili yazılabilecek bir çok şey mevcut, buna grubun disko kültürünün karakter kazanmasına sebep olması sayılabilir.

vokal bobby farrell ile ilgili bir küçük anektod da şöyledir, kendisi 2010 yılında, grubun en büyük hiti rasputin’de bahsettikleri grigori rasputin’in öldüğü şehirde, ve aynı tarihte (30 aralık) ölmüştür. orada bulunma sebebi konser vermekti.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim